Üye Girişi | Yeni Üyelik
   01 Ağustos 2010 Pazar
Ortadoğu ve Afrika
Rusya – Ukrayna
Kafkasya
Türkistan
Asya – Pasifik
Güney Asya
Türkiye
Balkanlar
Amerika
Avrupa Birliği
Kıbrıs
Jeopolitik ve Strateji
Sivil Toplum Kuruluşları
Uluslararası Hukuk
Çok Taraflı İkili İlişkiler
Bilgi Yönetimi
Bilim ve Teknoloji Araştırmaları
Proje ve Kalkınma Yardımları
Medya
Uluslararası Örgütler
Karadeniz
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Türkocağı Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
En Yeni Ortadoğu
01 Ağustos 2006 Ortadoğu ve Afrika [10] [12] [14] [16]
Ergin Yıldızoğlu


Hakkında - Arşivi

Ms. Rice ''Yeni Ortadoğu'nun doğum sancıları'' diye bir söz etti. İtiraz etmeyen, dalga geçmeyen kalmadı. Ben Ms. Rice'ın sözlerinde gerçeklik payı olduğunu düşünüyorum. Evet, Ortadoğu'da yeni bir şeyler var, ama bunlar Ms. Rice'ın kastettikleri değil.

Yeni ama, başka türlü...

ABD; Irak'a saplandığından, Büyük Ortadoğu Projesi çıkmaza girdiğinden beri bir çıkış yolu arıyor. Şimdi de umudunu, Irak'ta gelişecek, etnik ve dini temellere dayanan bir iç savaşın, hem direnişi zayıflatmasına, hem de Sünni ve Şii kesimler arasındaki savaşta denge unsuru olmaya bağlamış görünüyor. İkinci daha geniş bağlamda, Ortadoğu çapında bir Sünni-Şii çatışmasının başlamasını, ABD- İsrail ekseninin Sünnilerin koruyucusu rolünü üstlenerek, Iran ve Suriye karşısında bir blok oluşturmayı umuyor. Tabii ABD'de iktidardaki, kendi realitesini kendisinin yapacağına inançlı neo-con ekip de, gerçekliği bu umutlar doğrultusunda şekillendirmeye çalışıyor.

Bu bağlamda, İsrail'in Lübnan'a saldırısı başlarken, üç Arap devletinin, Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan'ın tarihte ilk kez İsrail'i değil de bir başka Arap kesimi, Hizbullah'ı suçlaması, aniden neo-con yazarların ağzını sulandırdı. Michael Rubin , Wall Street Journal 'da yayımlanan yorumunda, ''Eski bir Arap atasözü var: Ben kardeşime karşı. Kardeşim ve ben birlikte kuzenimize karşı. Ben kardeşim ve kuzenim birlikte yabancılara karşı'' diye yazdıktan sonra ''artık Arapların, Yahudilerin kuzen, Şiilerin yabancı olduğunu düşünmeye başladıklarını'' ileri sürdü (17/07). Weekly Standart 'ta Lee Smith de İran'a karşı Sünni- İsrail ittifakından adeta gerçekmiş gibi söz ediyor, Hizbullah'ın Arap dünyasında tecrit olmaya başladığını savunuyordu.

Doğruysa, bu büyük bir değişiklik olurdu. Ancak, bu yorumlarla ''tembel adamın siyaseti'' diyerek dalga geçen, CIA Ulusal İstihbarat Konseyi eski başkanlarından Graham Fuller 'e göre gerçek, çok farklı. Bu üç ülkenin liderlerinin tutumu, Sünni-Şii çelişkisini değil, halkla aralarındaki uyumsuzluğu yansıtıyor. Bu liderler, ABD'ye yamanarak güvenlik garantisi elde etmek istiyorlar. Ben, İsrail'in yenilemezliğine ilişkin inancın da bu liderlerin Hizbullah'a karşı tutum almasını kolaylaştırdığını düşünüyorum. İngiltere dış politika kurumlarından Chatam House üyesi ve ''İslamın Beşiği'' başlıklı çalışmanın yazarı Mai Yamani de Lübnan'da yayımlanan Daily Star gazetesinde, Arap dünyasında Pan- arap duyarlılıkların, İsrail ve ABD'ye ilişkin tehdit algılamasının, Sünni-Şii kimlikleri arasındaki gerginliklerden çok daha güçlü olduğunu anlatırken (25/07), Kahire Üniversitesi'nden Prof. Hassan Nafaa da El Ahram 'daki yorumunda, ABD'nin bölgeyi birbiriyle çatışma halinde ve gerektiğinde çatışmaya sürüklenebilecek, etnik ve dini parçaların mozaiği olarak görmesinin, onu bu aşamada Sünni-Şii çelişkisini abartmaya ve kışkırtmaya ittiğine, ancak Lübnan savaşının gerçeğinin bu varsayımı yalancı çıkartmaya başladığına işaret ediyordu. Nitekim Rubin'in yazısının mürekkebi kurumadan Mısır, Lübnan ve Suudi liderlikleri, ülkelerinin sokaklarında kabarmaya başlayan Hizbullah yanlısı dalgadan korkarak ve beklenenin aksine İsrail'in Lübnan'da zorlanmaya başlamış olması karşısında tavır değiştirerek İsrail'i ve ABD'yi eleştirmeye başladılar. Böylece, New York Times 'ın da işaret ettiği gibi ( MacFarquhar , 28/07) beklenin aksine, Sünni-Şii çatlağı giderek kapanmaya başladı.

ABD ve İsrail açısından daha tatsız gelişmeler de var. İsrail, Lübnan hükümetinin Hizbullah'a karşı tutum almasını ve böylece Lübnan'ın etnik yapısının çatlamasını bekliyordu. Ancak, Lübnan halkı giderek İsrail'e karşı birleşiyor. Hıristiyanlar dini kimliklerini ikinci plana atarak Şiilere kucak açıyor, bombardımandan kaçanları evlerine alıyorlar (Time, 20/07, BBC, 24/07; Mobayed, The Asia Times, 25/07). Beirut Centre For Research 'ın Hıristiyanlar ve Dürziler arasında yaptığı kamuoyu yoklamalarına göre Hizbullah'a verilen destek, Şubat'ta yüzde 30'lardan geçen hafta Hıristiyanlar arasında yüzde 80'e, Dürziler arasında yüzde 89'a yükselmiş (Christian Science Monitor, 28/07). ABD ve İsrail'in ortak politikalarının yarattığı insanlık dramı ve ekolojik yıkım (New York Times, 29/07) Ortadoğu'da insanları birbirine yakınlaştırıyor ve dini aidiyetlerin ötesinde ortak bir bilincin oluşmasına katkıda bulunuyor. Diyalektik işte...

Ve bir mit yıkılıyor

Lübnan savaşında Hizbullah'ın savaş kapasitesi herkesi şaşırttı. Hizbullah, bir F-16, üç Apaçi helikopteri düşürdü, Bu arada İsrail, Katyuşa füzelerini durduramıyor; yanlışlıkla, kendi helikopterini vurdu, beş İsrail askeri de yanlışlıkla öldürüldü (The Guardian, 27/07). Maroun el-Ras ve Bint Jbeil çatışmalarında İsrail ordusunun en elit birlikleri beklenmedik düzeyde kayıp verdiler. Washington Post 'a göre ''Hizbullah, korkulacak bir düşman olduğunu'' göstermişti (27/07). Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi'nden (CSIS) Cordesman 'ın raporu, İsrail'in şimdilik belirgin bir başarı elde edemediğini saptıyor; belki de stratejik bir başarısızlıkla karşı karşıya olduğunu ima ediyordu. Haaretz 'in aktardığına göre, İsrail ordusunun iddialarının aksine MOSSAD Hizbullah'ın ciddi bir darbe almadığına inanıyordu (28/07).

Gelişmeler İsrail'in en önemli caydırıcı silahının, Araplar karşısında yenilemezlik mitinin sarsıldığını (Toameh, Jarusalem Post, 26/07, Stratfor, 29/07) gösteriyor. Yedioth Ahranot 'dan Giora Eiland da halk arasında egemen varsayımların (1- Çatışma hemen sonuçlanacak, 2- Biz onlara vuracağız ama onlar bize ulaşamayacak, 3- Savaşta düşman sivil halka zarar veremeyecek, 4- Savaş ikna edici bir zaferle sonuçlanacak) bu kez doğrulanamadığını, beklentilerle gerçeklik arasında bir uçurum oluşmaya başladığını saptıyor (26/07).

Özetle Ortadoğu'da, daha önce görülmeyen eğilimler ortaya çıkıyor. Bir ''Yeni Ortadoğu'' nun ''doğum sancılarından'' söz edilecekse, Condi 'ninkini değil, işte bu eğilimleri düşünmek gerekiyor.

Diğer taraftan, toz duman yatıştığında İsrail'in, kendi uzun dönemli güvenliği açısından, bu savaştan mutlaka kesin bir zaferle çıkması gerekiyor. Bu bağlamda, Stratfor, 27 Temmuz'da İsrail hükümetinin kara operasyonunu genişletmeyeceğine ilişkin kararla ''hükümet ile ordu arasında bir anlaşmazlık olduğunu adeta dünyaya ilan etmiş olmasının'' mantıksızlığına dikkat çektikten sonra, yedeklerin hizmet altına alınmaya devam ettiğini göz önüne alarak, belki de diyordu, ''amaç, hiç beklemedik bir anda geniş çaplı bir kara harekâtı başlatmaktır'' . Ne de olsa, ''İsrail'in büyük bir kara operasyonundan çekinerek, bir ateş-kesi kabul etmesi, konjonktürün, İsrail'in zararına kapanması anlamına gelecek'' (20/07).

Ben de İsrail'in bugünkü, bir siyasi ve stratejik yenilgi anlamına gelecek koşulları, yukarda özetlediğim ''Yeni Ortadoğu'nun oluşması'' nı kabul edemeyeceğini düşünüyorum. ''IV Kuşak Savaşlar'' kuramının kurucusu Albay William S. Lind de ''Hizbullah örümceğinin'' sabırla, ''İsrail sineğinin (geniş çaplı bir kara harekâtıyla- E.Y.) ağına doğru uçmasını beklediğini'' düşünüyor (AntiWar, 29/07). Çok tehlikeli bir aşamaya giriyor bu savaş...



http://www.turksam.org/tr/a1010.html
Arkadaşına Gönder 1730 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
39035 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
24506 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
14670 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
14482 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
13224 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
9 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
6 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
Gazze’ye Yardım Girişimi ve İsrail Saldırısının Soğukkanlı Analizi
5 defa yorumlandı.
Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı
4 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2010 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 1400 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.