Üye Girişi | Yeni Üyelik
   08 Şubat 2012 Çarşamba
Ortadoğu ve Afrika
Rusya – Ukrayna
Kafkasya
Türkistan
Asya – Pasifik
Güney Asya
Türkiye
Balkanlar
Amerika
Avrupa Birliği
Kıbrıs
Jeopolitik ve Strateji
Sivil Toplum Kuruluşları
Uluslararası Hukuk
Çok Taraflı İkili İlişkiler
Bilgi Yönetimi
Bilim ve Teknoloji Araştırmaları
Proje ve Kalkınma Yardımları
Medya
Uluslararası Örgütler
Karadeniz
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Türkocağı Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Lübnan - İran Kavşağında...
13 Eylül 2006 Ortadoğu ve Afrika [10] [12] [14] [16]
Ergin Yıldızoğlu


Hakkında - Arşivi

Ortadoğu'da yeni bir durum var. Lübnan-İsrail savaşından sonra bölge, bütünleşmiş tek bir savaş alanı olmaya doğru gidiyor. Ruport Murdoch' un küresel medya imparatorluğunda, savaş davullarının sesleri iyice yükseldi. Türkiye ''emperyal ülke'' olmaya çalışırken, kendini tüm kaynaklarını tüketecek bir bölgesel savaşın içinde bulabilir.

Jeopolitik deprem

Haaretz 'in ve The National Interest 'in editörlerinden Aluf Benn' e göre ''İsrail-Lübnan savaşının artçı sarsıntıları bölgede güçler dengesini değiştirdi'' : İsrail yeni bir perspektif kazandı, şimdi dikkatini, İsrail-Filistin çelişkisi yerine, İran-Suriye- Hizbullah-Hamas dörtlüsü üzerinde yoğunlaştırıyor ( Middle East Times , 07/09). İsrail, ordusunun yapısında, öncelikle Suriye'yi hedef alan önemli değişiklikler yapıyor; bu ülkelere saldırmaya hazırlanıyor. Bir İsrailli yetkili, ''Suriye'de kaos çıkarsa en azından bize saldıramaz hale gelirler'' diyormuş ( The Sunday Times , 03/09).

Benn, İran'ın, Lübnan savaşıyla belirginleşen, nükleer silahlara sahip olma ve bölgesel hegemonya arzuları, ABD'yi İran'la savaşa iyice yaklaştırdı diyor. Örneğin, bu ay açıklanan yeni ''Terorizme Karşı Savaş Stratejisi'' nin eskisinden bir farkı yok ama, Bush' un sunuş konuşmasındaki bakış açısı çok ilginç. Bush, bu kez tehdidin merkezine El Kaideyi değil, ''Şii radikalizmini'' koydu: ''Şii radikalizmi El Kaide'den farklı olarak bir devleti (İran'ı) ele geçirmiş, nükleer silahlara sahip olmak üzere, Hizbullah gibi uzantıları var; bölgede, enerji kaynakları üzerinde hegemonya kurmak istiyor.' Bu ''tüm Batı uygarlığına yönelik yaşamsal bir tehdit'' . Bu Şiilere karşı ABD, Avrupa, Japonya cephesi oluşturmanın söylemi. İlk sonuçlarını da BM Barış Gücü'nün konuşlandırılması bahanesiyle Lübnan'ın bu ittifak tarafından militarize edilmeye (Ortadoğu sorunlarının tümü BM Güvenlik Konseyi iradesi altına alınmaya - Al Ahram Weekly , 08/09) başlanmasında görebiliriz. Bu kez, Fransa-Almanya ekseninin de bu projede ABD'nin yanında olduğu görülüyor. ''Türkiye'de İran kalpleri ve akılları kazanıyor'' ( Wall Street Journal ) gibi haberler de duruma ayrı bir aciliyet kazandırıyor. Bölgeye birikmeye başlayan Avrupa güçleri İsrail istihbarat/gri-propaganda sitesi Debka Files 'ın dikkatini çekmiş. Bu deniz gücünün çapının, Lübnan misyonunu çoktan aştığını saptadıktan sonra, '' Avrupa armadasının esas hedefi İran'' diyor. Kimi Avrupa ülkelerinin Kıbrıs'ta üs kapmak için sıraya girmeye başlamaları da, ''bölge bütünleşmiş bir savaş alanına dönüşmek üzere'' tezini destekliyor.

Yeni güçler dengesi

İran'ın bir saldırıya karşı en etkin misilleme aracı Hizbullah, BM gücünün Lübnan'a konuşlanmaya başlamasıyla giderek etkisizleşiyor. İsrail gücünü, İran-Suriye ittifakını hedef almak üzere, Suriye üzerinde odaklaştırıyor. Irak'ta Kürtlerin basıncıyla bölünme, dolayısıyla iç savaş süreci, Sadr ve diğer Şii milislerin enerjisini büyük ölçüde emecek yönde hızlanıyor.

Lübnan savaşı, ABD'nin giderek bölgeyi Sünni-Şii ikilemi merceğinden görmeye başlaması (örneğin, Deniz Kuvvetleri Akademisinden, imparatorluk kitaplarıyla dikkat çeken Robert Kaplan, ''elle çizilmiş sınırları kaldırın, geriye yalnızca Şii-Sünni ayrımları kalır'' diyor-New York Times, 06/09), Mısır, Ürdün ve Suudi rejimlerinin Şii korkusu, İran'ı bölgede daha da yalnızlaştırıyor. Bu üç rejimin, üçünün de geleceğinin karanlık olması ise ''bölgenin bütünleşmiş bir savaş alanı olması'' senaryosuyla uyumlu.

İran'ın, teorik olarak, elindeki, Hürmüz Boğazı'nı kapatarak, petrolün varil fiyatın 200 dolara çıkartarak dünya ekonomisinde bir kriz yaratma tehdidine gelince, sanırım, bu da sanıldığı kadar güçlü koz değil. İran, ihracat gelirlerinin yüzde 85'ini petrolden kazanıyor; toplam benzin tüketiminin yüzde 41'ini ithal ediyor. Petrol ihracatı ve en önemlisi, ithalatı kesilir, ABD de petrol rafinerilerini vurursa, İran ekonomisi kısa sürede çöker. Buna karşılık Uluslararası Enerji Ajansı'nın üyelerinin, 1.5 milyar varillik, yaklaşık bir yıllık, stratejik petrol rezervi olduğu söyleniyor ( Global Money Trend Magazine , 08/06) (Not: 2007-9 arasında, bir resesyonda, petrol fiyatlarının 30-40 dolara gerilemesi petrol devlerinin, böylece enflasyonist baskının azalması da kredi köpüğünün üzerinde oturanların, işine gelmez. Birincisinin kârlarını koruması, ikincisinin borcunu eritmesi açısından, -yani ''egemen sermaye'' açısından- yeni bir savaş çok uygundur.)

İran, misilleme olarak, Irak'a karadan saldırmak isteyebilir. Ancak, güneyde, İngiliz güçleri İran sınırına kaydırıldılar. Kuzey sınırı da acaba? Türkiye'ye mi kalıyor? Esas tehlike, Lübnan'da riskli bir noktaya konuşlanmaktan değil, bir bölgesel yangının içine atlıyor olmaktan kaynaklanıyor.



http://www.turksam.org/tr/a1058.html
Arkadaşına Gönder 1912 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
49096 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
31748 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
19056 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
17656 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
15977 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
10 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
6 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
Gazze’ye Yardım Girişimi ve İsrail Saldırısının Soğukkanlı Analizi
5 defa yorumlandı.
Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı
4 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2012 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 4453 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.