Üye Girişi | Yeni Üyelik
   17 Mart 2010 Çarşamba
Ortadoğu ve Afrika
Rusya – Ukrayna
Kafkasya
Türkistan
Asya – Pasifik
Güney Asya
Türkiye
Balkanlar
Avrupa Birliği
Amerika
Kıbrıs
Jeopolitik ve Strateji
Silahsızlanma Çalışmaları
Uluslararası Hukuk
Çok Taraflı İkili İlişkiler
Bilgi Yönetimi
Bilim ve Teknoloji Araştırmaları
Proje ve Kalkınma Yardımları
Medya
Uluslararası Örgütler
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Barış Manço Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Ukrayna Karşı Devrimin Kucağında
03 Nisan 2007 Ukrayna [10] [12] [14] [16]
 Sinan OĞAN
Sinan OĞAN
TÜRKSAM Başkanı

Hakkında - Arşivi

Doğu Bloku’ndan başlatılıp eski Sovyet coğrafyasında Gürcistan, Ukrayna ve Kırgızistan’da estirilen renkli devrimler rüzgarının Özbekistan, Azerbaycan, Kazakistan ve Beyaz Rusya’da durdurulduğu ve hatta şimdi Ukrayna’da tersine bir akımın başlatılmak üzere olduğuna şahit olmaktayız. 2004 yılı sonlarında Ukrayna’da yaşanan Turuncu devrim sonrasında büyük umutlarla iktidara gelen Batı destekli Viktor Yuşenko’nun turuncu umutları boşa çıkardığı görülmektedir. O dönemde ABD ve AB ile Rusya arasında yaşanan mücadeleden galip çıkan taraf Batı olmuştu, ancak biz değerlendirmelerimizde Batının 'şimdilik' kazanan taraf olarak görülmesine rağmen Rusya’nın kaybeden taraf olmadığını ve Mart 2006 yılında yapılacak parlamento seçimlerinde Rusya’nın desteklediği Viktor Yanukoviç’in rövanş için elinin giderek güçleneceği öngörüsünde bulunmuştuk. Nitekim öyle de oldu Yanukoviç seçimleri kazanarak Başbakanlık koltuğuna oturdu. Ardından ise Yuşenko'nun yetkilerini kısıtlamaya başladı. Bugün yaşanan gelişmeler TÜRKSAM olarak 2004 yılında yaptığımız bütün öngörülerin gerçekleştiğini görmekteyiz. Ukrayna aradan bir yıldan biraz fazla zaman geçmeden önce parlamento seiçmlerinde ve şimdi de devlet başkanı Vikyor Yuşenko'nun parlamentoyu fesetmesiyle çok ciddi bir krizi ve hatta karşı devrimle  yüzyüze gelmiştir. Ukrayna'da yeniden Batı ve Rusya’nın nüfuz mücadelesine sahne olmaktadır.

Aşağıda Mart 2006 ve Kasım 2004 yılında yazılan, Zaman ve Radikal Gazetesi'ndeki yazılar verilmektedir.

Ukrayna nüfusu, arazisi, Avrupa ve Asya’yı birleştiren stratejik konumuyla uluslararası ilişkilerde önemli bir yere sahiptir. Rusya ile Batı arasındaki tampon devlet niteliği ile önemli bir ülke konumunda olan Ukrayna kendi iç dinamikleriyle de, Rusya’nın etki alanını genişletme girişimlerine karşı koyabilecek güç olarak değerlendirilmektedir. Ukrayna’nın uluslararası tercihleri, bölgesel dengeleri önemli ölçüde etkileyecek durumdadır. Rus jeopolitik doktrinine göre, Ukrayna, Batı’nın değil, Rusya’nın nüfuz alanı içerisindedir.

Ukrayna’nın jeopolitik konumu bu ülkeye ABD ve AB’den daha fazla Rusya’nın ihtiyacı olduğunu göstermektedir. Rusya Ukrayna vasıtasıyla Karadeniz’e ve oradan da sıcak denizlere inebilir. Başta enerji nakil hatları olmak üzere Rusya’nın Avrupa’ya çıkışı niteliğinde olan Ukrayna bu özellikleri sebebiyle Rusya tarafından işbirliğine her zaman ihtiyaç duyulan bir ülkedir. Rusya ile Ukrayna arasında tüm bunların yanısıra tarihsel ve etnik (slav) yakınlık bağları da mevcuttur.

Ukrayna’nın Rusya açısından bir diğer önemi ise Kırım Yarımadası ve bu ülkede olan Rus deniz filosu üssüdür. Karadeniz çıkışını genel olarak Ukrayna üzerinden sağlayan Rus donanması için Ukrayna vazgeçilemez nitelikte bir limandır. Her ne kadar Rusya yeni Sevastopol’a olan bağımlılığını kırmak için yeni bir deniz üssü inşaatına başlamışsa da uzun süre bu alanda Ukrayna bağımlı kalacağı muhakkaktır. Kırım Yarımadasında mevcut Rus nüfusu ve genelde bu ülkede yaşayan Rus azınlık da Rus dış politikasında Ukrayna’yı öne çıkaran faktörlerin başında gelmektedir.

ABD ve Rusya gibi Ukrayna dış politikasındaki en önemli unsurlardan birisi de AB’dir. Özellikle Polonya’nın AB üyesi olması ve Bulgaristan ile Romanya gibi Balkan ülkelerine AB perspektifi verilmesi Ukrayna’yı AB ile komşu yapmış ve Kiev AB için her zamankinden daha fazla öneme sahip olmuştur. Ukrayna’nın jeopolitik önemi ona AB ile Rusya arasında hem “köprü” ve hem de “tampon” bölge olma niteliği vermektedir.

Ukrayna’nın jeostratejik konumu onu ABD’nin dış politikasında ayrıcalıklı bir yere oturtmaktadır. 603,700 km²’lik yüzölçümü ve 48 milyonluk nüfusu ile Avrupa’nın en önemli ülkelerinden birisi olan Ukrayna, ABD’nin temel stratejik partnerleri arasındadır. ABD, Ukrayna’nın ekonomik açıdan Rusya’dan bağımlığının zayıflatılması için ekonomik yardımlar yapmaktadır. ABD’nin yardım yaptığı ülkeler listesinde Ukrayna İsrail ve Mısır’dan sonra üçüncü sıradadır.

Ukrayna aslında Soğuk Savaş’ın hiç bitmediği bir yerdir. “Sınır ülkesi” anlamına gelen “Ukrayna” Batı ile Doğu arasında tarihsel olarak bir mücadele alanı olmuştur. Bu mücadele ise ülkedeki iç dengelerin Batı yanlısı ve Doğru (Rusya) yanlısı olarak oluşmasına sebep olmuştur. Ukrayna’yı tam ortadan ikiye bölen 2004 yılı devlet başkanlığı seçimlerinde Ukrayna’nın Katolik mezhebine mensup batı kesimi tamamıyla ve merkez bölgeleri ise çoğunlukla Yuşenko’yu desteklerken, Ortadoks (Provoslav) olan Doğu Ukrayna Yanukoviç’e destek vermiştir. Aynı şekilde Rusya’daki iş çevreleriyle de yakın ilişkiler içinde olan ve Rusya ile daha da yakınlaşmayı savunan Yanukoviç Ukrayna’daki Rus kökenlilerin de desteğini sağlamıştır.

31 Ekim 2004 tarihinde yapılan seçimlerin ilk turuna 24 aday katılmıştır. Ancak ilk turda hiçbir aday seçilmek için gerekli çoğunluk olan yüzde 50+1 oy oranına ulaşamamıştır. En çok oyu alan iki aday olan Ukrayna Başbakanı ve Bölgeler Partisi (Partiya Regionov) lideri Viktor Yanukoviç ile Ukrayna eski Başbakanı ve muhalif “Bizim Ukrayna” (Naşa Ukrayna) bloğunun lideri Viktor Yuşenko ikinci tura kalmıştır. İkinci turda Viktor Yanukoviç’in kazandığının açıklanması üzerine AB ve ABD’nin seçimlerde yolsuzluklar yapıldığını açıklamış ve ardından Yuşenko taraftarlarının sokağa dökülmesiyle seçim sonuçlarının kaderi sokakların eline geçmiştir.

Ukrayna’da seçimlerin iptal edilen ikinci turu sonucunda ise beklentiler çerçevesinde Gürcistan senaryosunun bir devamı olarak gerçekleşmiştir. 26 Aralık 2004 tarihinde yapılan seçimlerin sonucunda Yuşenko oyların 51,99’unu alırken, Başbakan Viktor Yanukoviç yüzde 44.19’da kalmıştır. Bu sonuçlara göre ise Yuşenko yaklaşık 2.3 milyon oy farkla seçimleri kazanmıştır. Ukrayna seçimleri diğer önceki seçimlere göre bu manada da ciddi bir çekişme içinde geçmiş ve Yuşenko rakibi Yanukoviç’e önemli bir fark atamamıştır. Devlet Başkanlığı seçimleri beklenildiği gibi Batı yanlısı Yuşenko’nun zaferiyle neticelense de, Rusya yanlısı Yanukoviç’in hiç de azımsanamayacak ölçüde bir oy oranına ulaşmıştır.

Devlet Başkanlığı seçimlerini kazanan Turuncu ekip kısa sürede kendisinden bekleneni verememiş ve kendi içinde anlaşmazlığa düşmüştür. Turuncu Devrim ile iktidara gelen eski Ukrayna muhalefeti, sivil itaatsizlik eylemlerinde kullandığı en önemli gerekçe olan 'yolsuzluk' suçlamalarına, kendisi maruz kalmıştır. Devrimin ideoloğu olarak görülen Aleksandr Zinçenko ile yine devrimin finansörü olarak bilinen Petr Poroşenko arasındaki güç mücadelesi ve yolsuzluk iddiaları, yaklaşık 9 ay önce kurulan hükümetin de sonunu getirmiştir. İstifalar ve suçlamaların ardından Yuşenko, 'toplumun hayal kırıklığına son vermek ve devrim ülkülerine gölge düşürmemek için Eylül 2005’te Yuliya Timoşenko Hükûmeti’ni görevden almıştır. Yuşenko Başbakanlık görevine Dnepropetrovski Oblastı'nın Valisi ve kendi ekibinden birisi olarak gördüğü Yuri Yehanurov'u getirmiştir.

2005’in son günlerinde Rusya ile Ukrayna arasında başlayan ve 4 Ocak 2006 tarihinde bir anlaşmayla neticelenen doğal gaz krizinde gizlenen fiyatların daha sonra basına sızdırılması üzerine 405 sandalyeli Ukrayna Parlamentosu (Verhovnaya Rada), anlaşmayı imzalayan Yuriy Yehanurov hükümetini azletme kararı almıştır. Ancak Başkan Yuşenko bu kararı tanımadığını açıklamıştır. Ukrayna Parlamentosu, 8 Aralık 2005 tarihinde kabul ettiği bir yasayla Verhovnaya Rada’ya 1 Ocak 2006 tarihinden itibaren geniş yetkiler tanımış ve bütün bakanları tayin ve azletme hakkı vermiştir.

Ukrayna 1 Ocak 2006 tarihinden itibaren yarı parlamenter sisteme geçmiştir. Bu sebeple 26 Mart 2006 seçimleri ülkedeki bütün siyasi parti ve gruplar açısından son derece önem arzetmektedir. Bu seçimlerin bir diğer önemi ise Turuncu devrimin rövanşının nasıl sonuçlanacağı ve 2008 yılında yapılacak Devlet Başkanlığı seçimlerinin kaderini tayin edecek siyasi oluşumların oluşmasıdır.

26 Mart seçimlerine Turuncu ekip büyük bir fiyasko ile girerken, 2004 Devlet Başkanlığı seçimlerini kaybeden Yanukoviç’in psikolojik üstünlük ile girdiği görülmektedir. Parlamento seçimleri hem Yanukoviç ve hem de Moskova için 2004 seçimlerinin rövanşını alma şansı vermiştir. Çok büyük bir beklenmedik hadise yaşanmadığı takdirde 26 Mart Parlamento seçimlerinden Yanukoviç güçlenmiş bir şekilde çıkacaktır. Viktor Yanukoviç’in rövanşı alması ise büyük bir heyecanla bölgede estirilen sivil devrim rüzgarlarının önüne artık güçlü bir set çekildiği ve meydan romantizminin sona ermek üzere olduğu şeklinde değerlendirilebilir. ABD’nin Karadeniz’e olan ilgisinin en üst seviyelere çıktığı bu dönemde Karadeniz’de yaşanan gelişmeler Ankara’nın da bölge politikalarını etkileyebilecek niteliktedir. http://www.zaman.com.tr/?hn=269630&bl=yorumlar&trh=20060326

Rejim İhracında Yeni Usul

Sinan OĞAN

Radikal - 30/11/2004

Yugoslavya ve Gürcistan'daki yöntemlerle Batı yanlısı rejim kurma stratejisi şimdi Ukrayna'da yürütülüyor. Üç harekette de Soros gibi isimlerin destek verdiği gençlik örgütleri ön saflarda

Sivil itaatsizlikle Batı yanlısı yönetimlerin iktidara getirilmesi senaryosu daha önce Yugoslavya'da denenmiş ve 'başarılı' olmuştu. ABD'de hazırlanan ve Belgrad'da başarılı bir şekilde uygulanmaya konan 'sivil darbe'nin başarı kazanması, bu yeni devrim ihracı kalıbının diğer ülkeler için de uygulanabilir olabileceğini gösterdi.

ABD'de yaşayan 'para sihirbazı' lakabıyla tanınan uluslararası yatırımcı George Soros gibi bazı 'devlet dışı' çevreler tarafından da desteklenen bu yeni tür rejim ihracı girişiminin Yugoslavya'dan sonraki adresi de bundan yaklaşık bir yıl kadar önce Gürcistan oldu. Tiflis'te aynı senaryo yürürlüğe konularak Batı yanlısı lider Mihail Saakaşvili iktidara getirildi. Şimdi, iç dinamikleri biraz farklı olsa bile çok benzer bir senaryo Ukrayna başkanlık seçimleri vesilesiyle uygulamaya konulmaktadır.

'Pora' faktörü

Belgrad'daki hareket büyük ölçüde George Soros tarafından finan-se edilen 'Otpor' isimli gençlik örgütünün önderliğinde yürütülmüştü. Tiflis'te ise 'Otpor örgütünün desteklediği 'Kmara' isimli ve daha çok öğrencilerin oluşturduğu hareket çok önemli bir rol oynamıştı.

Şimdi Ukrayna'da ise her ne kadar itaatsizlik hareketi muhalif siyasi lider Yuşçenko önderliğinde götürülse de önceki örneklerde görülen gençlik örgütünün Ukrayna versiyonu olan 'Pora' isimli örgüt tarafından desteklenmektedir. Zaten sokaklara dökülen Yuşçenko taraftarlarının ekseriyetinin gençlerden oluşması da bu örgütün hareket içindeki önemini ortaya koymaktadır.

Gürcistan'dan sonra bugün Ukrayna'da cereyan eden olayların ve bu devrimlerde baş rol oynayan liderlerin de önemli ortak özellikleri bulunmaktadır. Gürcistan'da Saakaşvili'nin, Ukrayna'da da Yuşçenko'nun en önemli özelliği, hızlı birer Batıcı olmaları ve her ikisinin de eşlerinin yabancı olması.

Bilindiği gibi Saakaşvili'nin eşi Hollandalıdır, Yuşçekno'nun eşi ise Amerikalıdır.

Kiev'deki fark

Ne var ki Ukrayna'yı önceki diğer iki örnekten, Yugoslavya ve Gürcistan'dan farklı kılan ve söz konusu fark sebebiyle de belki de daha tehlikeli bir hale getiren iç dinamikler mevcuttur. Zira Ukrayna'da itaatsizlik hareketini başlatan Yuşçenko kadar devlet başkanlığını ilan eden Yanukoviç'de ciddi bir halk desteğine sahiptir.

Ukrayna'yı tam ortasından ikiye bölen devlet başkanlığı seçimlerinde Ukrayna'nın Katolik mezhebine mensup batı kesimi tamamıyla ve merkez bölgeleri ise çoğunlukla Yuşçenko'yu desteklerken, Ortodoks (Provoslav) olan doğu Ukrayna Yanukoviç'e destek vermektedir. Aynı şekilde Rusya'daki iş çevreleriyle de yakın ilişkiler içinde olan ve Rusya ile daha da yakınlaşmayı savunan Yanukoviç, Ukrayna'daki Rus kökenlilerin de desteğini elde etmiştir.

Batı yanlısı tutumları ile tanınan muhalif lider Yuşçenko ise Avrupa Birliği ve ABD'nin desteğini almıştır. Bununla birlikte Yuşenko kadar Yanukoviç de halk desteğine sahiptir. Son gelişen hadiselerde önce sessizliğini koruyan ve/fakat daha sonra sokaklara hâkim olan unsurun bu mücadeleden de başarılı çıkacağını gören Yanukoviç de Ukrayna'nın doğu bölgelerinden taraftarlarını başkent Kiev'e yığmaya başlamıştır. Hal böyle olunca da sokaklara hâkim olma mücadelesinde her iki liderin taraftarlarının karşı karşıya gelmesi ve bir çatışmanın çıkması kaçınılmaz gözükmektedir.

Sokakların gücü

Avrupa Birliği ve ABD'nin seçimlerde yolsuzluklar yapıldığı yolundaki açıklamalarının ardından Yanukoviç taraftarlarının sokağa dökülmesiyle artık seçim sonuçlarının kaderi sokakların elinde bulunmakta.

Bu aşamada ABD ve Rusya'nın sonuçları doğrudan etkileme güçleri sokakların insiyatifine geçmiştir ve sokaklarda baskı kuran, gücü yakalayan lider seçim sonuçlarını da kendi lehine çevirebilecektir. Yine içinde bulunduğumuz aşamada hem uluslararası desteğe ve hem de sokaklara hâkim olan güç Yuşçenko'dur. Ukrayna'da aslında Avrupa Birliği ve ABD öncülüğündeki Batı ile yeniden eski günlerinin özlemlerini duyan Rusya arasında bir mücadele yaşanmaktadır.

Bir 'final' niteliği var

ABD şunun gayet iyi farkındadır ki, Rusya'nın önüne Ukrayna'da bir set çekilmediği takdirde, imparatorluk mirasçısı niteliğini taşıyan ve yeniden bir 'süper güç' olma potansiyelini içinde barındıran Rusya orta vadede eski etki alanlarına dönmek için yeniden bir çaba içerisine girecektir. Bu sebeple Ukrayna, ABD ve Rusya arasında adeta bir final maçı niteliğinde.

Yerel liderlerden sonra bazı polis güçleri de Yuşçenko'yu devlet başkanı olarak tanıdıklarını açıklamalarından sonra ordunun tavrı daha fazla önem kazanmaktadır. Ordu bu aşamaya kadar tavrını daha belirlememiştir. Ancak daha çok siyasi nitelik taşıyan Ukrayna Savunma Bakanı Olexandre Kuzmuk, Ukrayna silahlı kuvvetlerinden, sükûnetlerini muhafaza etmelerini ve anayasal ödevlerini yerine getirmelerini istemiştir. Savunma Bakanı Kuzmuk ayrıca, tartışmaları devam eden ihtilaflı devlet başkanlığı seçimlerinin, yasaya uygun olduğunu da belirtmiştir. Diğer taraftan Ukrayna'ya Rusya sınırından Ukrayna resmi elbiseleri giyen Rus özel birliklerinin geldiği de gelen haberler arasındadır.

'İyi' ve 'kötü' senaryolar

Tahmin edilen iyi senaryo Gürcistan'da olduğu gibi Yanukoviç'in geri adım atması ve seçimleri yenilemeyi kabul etmesidir. Bu durumda yapılacak yeni seçimleri Yuşçenko'nun kazanması kaçınılmazdır.

Kötü senaryo ise Yanukoviç'in görevi bırakmak istememesi, direnmesi ve taraftarlarını başkente yığmaya devam etmesidir. Maalesef son gelen haberlere göre Yanukoviç taraftarları Kiev'de toplanmaya başlamış ve başbakanlık binasını koruma altına almaya başlamışlardır.

Düşünmek dahi istemediğimiz bu sonuncu senaryonun gerçekleşmesi durumunda, Ukrayna'da bir 'sivil çatışma' ve hatta bölünmeye kadar gidebilecek bir iç savaş olasılığı dahi gündeme gelebilir. En azından öyle olmasını ummaktayız.

Kırım ve Türkler

Zira muhalefetin rengi olan turuncu renklerin şimdilik hâkim olduğu Ukrayna'nın her manada 'kırmızıya' boyanması Türkiye'nin çıkarları ve dünya barışı açısından, hele böyle bir dönemde hiç istenmeyecek bir durum. Zira Ukrayna'nın bir iç çatışmaya gitmesi Ukrayna'nın bölünmesiyle neticelenir.

Bu ihtimalde Rus kökenli nüfusun yoğun yaşadığı Kırım Özerk Cumhuriyeti bağımsızlığını ilan edebilir. Kırım Türklerinin de yaşadığı bölge olan Kırım'ın Ukrayna'dan bağımsızlığını ilan etme girişimleri ister istemez bu bölgede Rus nüfus ile Kırım Türklerini karşı karşıya getirebilir.

Bu son durumda ise Türkiye'nin olayların içine sürüklenmesi kaçınılmaz olacaktır.

George Soros tarafından finanse edilen ABD yapımı bu devrim girişiminin, Yugoslavya ve Gürcistan'dan sonra şimdi Ukrayna'da başarılı olması durumunda, aynı yöntemin sıradaki adresi olarak önce iki Kafkasya cumhuriyeti Azerbaycan ve Ermenistan, daha sonra da Orta Asya cumhuriyetlerini göstermek mümkün olabilir.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=135780

http://www.turksam.org/tr/yazilar.asp?kat=2&yazi=467

http://www.turksam.org/tr/yazilar.asp?kat=2&yazi=471



http://www.turksam.org/tr/a1263.html
Arkadaşına Gönder 2322 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
34447 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
22255 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
13145 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
12217 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
11328 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
9 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
5 defa yorumlandı.
Enerji Politikamızda Değişiklik Sinyalleri: Rusya Stratejik, Türkiye ise Ekonomik Çıkarlara Üstünlük Veriyor?
3 defa yorumlandı.
Mitat ÇELİKPALA: Türkiye-Ermenistan Protokolü ve Sonrası
3 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2010 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 1491 ziyaretçi, 2 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.