Rejim İhracında Yeni Usul
Sinan OĞAN
Radikal - 30/11/2004
Yugoslavya ve Gürcistan'daki yöntemlerle Batı yanlısı rejim kurma stratejisi şimdi Ukrayna'da yürütülüyor. Üç harekette de Soros gibi isimlerin destek verdiği gençlik örgütleri ön saflarda
Sivil itaatsizlikle Batı yanlısı yönetimlerin iktidara getirilmesi senaryosu daha önce Yugoslavya'da denenmiş ve 'başarılı' olmuştu. ABD'de hazırlanan ve Belgrad'da başarılı bir şekilde uygulanmaya konan 'sivil darbe'nin başarı kazanması, bu yeni devrim ihracı kalıbının diğer ülkeler için de uygulanabilir olabileceğini gösterdi.
ABD'de yaşayan 'para sihirbazı' lakabıyla tanınan uluslararası yatırımcı George Soros gibi bazı 'devlet dışı' çevreler tarafından da desteklenen bu yeni tür rejim ihracı girişiminin Yugoslavya'dan sonraki adresi de bundan yaklaşık bir yıl kadar önce Gürcistan oldu. Tiflis'te aynı senaryo yürürlüğe konularak Batı yanlısı lider Mihail Saakaşvili iktidara getirildi. Şimdi, iç dinamikleri biraz farklı olsa bile çok benzer bir senaryo Ukrayna başkanlık seçimleri vesilesiyle uygulamaya konulmaktadır.
'Pora' faktörü
Belgrad'daki hareket büyük ölçüde George Soros tarafından finan-se edilen 'Otpor' isimli gençlik örgütünün önderliğinde yürütülmüştü. Tiflis'te ise 'Otpor örgütünün desteklediği 'Kmara' isimli ve daha çok öğrencilerin oluşturduğu hareket çok önemli bir rol oynamıştı.
Şimdi Ukrayna'da ise her ne kadar itaatsizlik hareketi muhalif siyasi lider Yuşçenko önderliğinde götürülse de önceki örneklerde görülen gençlik örgütünün Ukrayna versiyonu olan 'Pora' isimli örgüt tarafından desteklenmektedir. Zaten sokaklara dökülen Yuşçenko taraftarlarının ekseriyetinin gençlerden oluşması da bu örgütün hareket içindeki önemini ortaya koymaktadır.
Gürcistan'dan sonra bugün Ukrayna'da cereyan eden olayların ve bu devrimlerde baş rol oynayan liderlerin de önemli ortak özellikleri bulunmaktadır. Gürcistan'da Saakaşvili'nin, Ukrayna'da da Yuşçenko'nun en önemli özelliği, hızlı birer Batıcı olmaları ve her ikisinin de eşlerinin yabancı olması.
Bilindiği gibi Saakaşvili'nin eşi Hollandalıdır, Yuşçekno'nun eşi ise Amerikalıdır.
Kiev'deki fark
Ne var ki Ukrayna'yı önceki diğer iki örnekten, Yugoslavya ve Gürcistan'dan farklı kılan ve söz konusu fark sebebiyle de belki de daha tehlikeli bir hale getiren iç dinamikler mevcuttur. Zira Ukrayna'da itaatsizlik hareketini başlatan Yuşçenko kadar devlet başkanlığını ilan eden Yanukoviç'de ciddi bir halk desteğine sahiptir.
Ukrayna'yı tam ortasından ikiye bölen devlet başkanlığı seçimlerinde Ukrayna'nın Katolik mezhebine mensup batı kesimi tamamıyla ve merkez bölgeleri ise çoğunlukla Yuşçenko'yu desteklerken, Ortodoks (Provoslav) olan doğu Ukrayna Yanukoviç'e destek vermektedir. Aynı şekilde Rusya'daki iş çevreleriyle de yakın ilişkiler içinde olan ve Rusya ile daha da yakınlaşmayı savunan Yanukoviç, Ukrayna'daki Rus kökenlilerin de desteğini elde etmiştir.
Batı yanlısı tutumları ile tanınan muhalif lider Yuşçenko ise Avrupa Birliği ve ABD'nin desteğini almıştır. Bununla birlikte Yuşenko kadar Yanukoviç de halk desteğine sahiptir. Son gelişen hadiselerde önce sessizliğini koruyan ve/fakat daha sonra sokaklara hâkim olan unsurun bu mücadeleden de başarılı çıkacağını gören Yanukoviç de Ukrayna'nın doğu bölgelerinden taraftarlarını başkent Kiev'e yığmaya başlamıştır. Hal böyle olunca da sokaklara hâkim olma mücadelesinde her iki liderin taraftarlarının karşı karşıya gelmesi ve bir çatışmanın çıkması kaçınılmaz gözükmektedir.
Sokakların gücü
Avrupa Birliği ve ABD'nin seçimlerde yolsuzluklar yapıldığı yolundaki açıklamalarının ardından Yanukoviç taraftarlarının sokağa dökülmesiyle artık seçim sonuçlarının kaderi sokakların elinde bulunmakta.
Bu aşamada ABD ve Rusya'nın sonuçları doğrudan etkileme güçleri sokakların insiyatifine geçmiştir ve sokaklarda baskı kuran, gücü yakalayan lider seçim sonuçlarını da kendi lehine çevirebilecektir. Yine içinde bulunduğumuz aşamada hem uluslararası desteğe ve hem de sokaklara hâkim olan güç Yuşçenko'dur. Ukrayna'da aslında Avrupa Birliği ve ABD öncülüğündeki Batı ile yeniden eski günlerinin özlemlerini duyan Rusya arasında bir mücadele yaşanmaktadır.
Bir 'final' niteliği var
ABD şunun gayet iyi farkındadır ki, Rusya'nın önüne Ukrayna'da bir set çekilmediği takdirde, imparatorluk mirasçısı niteliğini taşıyan ve yeniden bir 'süper güç' olma potansiyelini içinde barındıran Rusya orta vadede eski etki alanlarına dönmek için yeniden bir çaba içerisine girecektir. Bu sebeple Ukrayna, ABD ve Rusya arasında adeta bir final maçı niteliğinde.
Yerel liderlerden sonra bazı polis güçleri de Yuşçenko'yu devlet başkanı olarak tanıdıklarını açıklamalarından sonra ordunun tavrı daha fazla önem kazanmaktadır. Ordu bu aşamaya kadar tavrını daha belirlememiştir. Ancak daha çok siyasi nitelik taşıyan Ukrayna Savunma Bakanı Olexandre Kuzmuk, Ukrayna silahlı kuvvetlerinden, sükûnetlerini muhafaza etmelerini ve anayasal ödevlerini yerine getirmelerini istemiştir. Savunma Bakanı Kuzmuk ayrıca, tartışmaları devam eden ihtilaflı devlet başkanlığı seçimlerinin, yasaya uygun olduğunu da belirtmiştir. Diğer taraftan Ukrayna'ya Rusya sınırından Ukrayna resmi elbiseleri giyen Rus özel birliklerinin geldiği de gelen haberler arasındadır.
'İyi' ve 'kötü' senaryolar
Tahmin edilen iyi senaryo Gürcistan'da olduğu gibi Yanukoviç'in geri adım atması ve seçimleri yenilemeyi kabul etmesidir. Bu durumda yapılacak yeni seçimleri Yuşçenko'nun kazanması kaçınılmazdır.
Kötü senaryo ise Yanukoviç'in görevi bırakmak istememesi, direnmesi ve taraftarlarını başkente yığmaya devam etmesidir. Maalesef son gelen haberlere göre Yanukoviç taraftarları Kiev'de toplanmaya başlamış ve başbakanlık binasını koruma altına almaya başlamışlardır.
Düşünmek dahi istemediğimiz bu sonuncu senaryonun gerçekleşmesi durumunda, Ukrayna'da bir 'sivil çatışma' ve hatta bölünmeye kadar gidebilecek bir iç savaş olasılığı dahi gündeme gelebilir. En azından öyle olmasını ummaktayız.
Kırım ve Türkler
Zira muhalefetin rengi olan turuncu renklerin şimdilik hâkim olduğu Ukrayna'nın her manada 'kırmızıya' boyanması Türkiye'nin çıkarları ve dünya barışı açısından, hele böyle bir dönemde hiç istenmeyecek bir durum. Zira Ukrayna'nın bir iç çatışmaya gitmesi Ukrayna'nın bölünmesiyle neticelenir.
Bu ihtimalde Rus kökenli nüfusun yoğun yaşadığı Kırım Özerk Cumhuriyeti bağımsızlığını ilan edebilir. Kırım Türklerinin de yaşadığı bölge olan Kırım'ın Ukrayna'dan bağımsızlığını ilan etme girişimleri ister istemez bu bölgede Rus nüfus ile Kırım Türklerini karşı karşıya getirebilir.
Bu son durumda ise Türkiye'nin olayların içine sürüklenmesi kaçınılmaz olacaktır.
George Soros tarafından finanse edilen ABD yapımı bu devrim girişiminin, Yugoslavya ve Gürcistan'dan sonra şimdi Ukrayna'da başarılı olması durumunda, aynı yöntemin sıradaki adresi olarak önce iki Kafkasya cumhuriyeti Azerbaycan ve Ermenistan, daha sonra da Orta Asya cumhuriyetlerini göstermek mümkün olabilir.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=135780
http://www.turksam.org/tr/yazilar.asp?kat=2&yazi=467
http://www.turksam.org/tr/yazilar.asp?kat=2&yazi=471