Üye Girişi | Yeni Üyelik
   15 Mart 2010 Pazartesi
Ortadoğu ve Afrika
Rusya – Ukrayna
Kafkasya
Türkistan
Asya – Pasifik
Güney Asya
Türkiye
Balkanlar
Avrupa Birliği
Amerika
Kıbrıs
Jeopolitik ve Strateji
Silahsızlanma Çalışmaları
Uluslararası Hukuk
Çok Taraflı İkili İlişkiler
Bilgi Yönetimi
Bilim ve Teknoloji Araştırmaları
Proje ve Kalkınma Yardımları
Medya
Uluslararası Örgütler
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Barış Manço Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Suriye-Türkiye-Körfez ve Yeni Napolyon’un Şam’daki İstikrar İçin Diyalog” Zirvesi
05 Eylül 2008 Suriye [10] [12] [14] [16]
Doç. Dr. Celalettin Yavuz
Doç. Dr. Celalettin Yavuz
TÜRKSAM Başkan Yardımcısı
Terör Enstitüsü
Hakkında - Arşivi

4 Eylül 2008’de Şam’da Türkiye’yi çok yakından ilgilendiren bir zirve gerçekleşti. Şam’daki bu “İstikrar İçin Diyalog” zirvesi sırasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelen Fransız lideri, “Türkler müthiş bir iş çıkardı... Bu girişimi nedeniyle bütün Avrupa Türkiye’ye minnettardır…” diyerek, Türkiye’nin Suriye-İsrail anlaşmazlığında aldığı rolü tebrik etti.
 
Sarkozy Şam’da Ne Arıyor?
Sarkozy, Fransa Cumhurbaşkanı adayı iken başlayan, Fransa’yı Avrupa ve dünya liderliğine taşıma planını, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra da sürdürdü. Ancak bunu yaparken, mümkün olduğunca dış politikadaki suyun akış yönünde ve küresel güç ABD’nin politikalarına paralel olarak hareket etti. İran konusunda ABD’nin yanında ve katı bir biçimde yer aldı. AB’nin belirlenmiş politikaları yanında gene sert bir kaya gibi dikildi. Özellikle Türkiye’nin AB üyeliği yerine, Alman Hıristiyan Demokrat partilerinin ve Avusturya’nın önerdiği “İmtiyazlı ortaklık” fikrine tutkal gibi yapıştı. Öyle ki, Türkiye’nin AB üyeliği önündeki en önemli engelin Fransa olacağı imajını yerleştirdi. Bu sebeple Türkiye’de en büyük tepkiyi veren TSK, Fransa’dan askeri malzeme alımlarını dahi durdurdu.
 
Büyük güçlerin mevcut politikaları yanında Sarkozy ayrıca, “Akdeniz Diyaloğu” çerçevesinde, Fransa’nın önderliğinin ön plana çıktığı oluşumu körükledi. Bu oluşumla Akdeniz’de, özellikle Kuzey Afrika ülkeleri ve Ortadoğu’da yeni açılımlar peşine düştü. Sarkozy’nin bu girişimi 1798’de Mısır’ı işgale kalkan ünlü Fransız Generali Bonapart’ı hatırlattı. Tek farkla, bu kez yeni Bonapart’ın Suriye seferinde Türkiye karşısında değil, aynı amaç için çalışan taraftı. Seferin amacı ise Suriye-İsrail anlaşmazlığının giderilmesi, böylelikle Akdeniz Diyaloğu oluşumunda kayda değer ilerlemeler kaydederek Fransa’nın hem Akdeniz havzasında, hem de Ortadoğu’daki etkinliğine katkı yapmaktı. Yani Fransa’nın çıkarları…
 
Esad’ın Arap Birliği Başkanı, Katar Emiri Hamid el Tani’nin Körfez Ekonomik İşbirliği Konsey Başkanı, Sarkozy’nin AB dönem başkanı ve Akdeniz Diyaloğu oluşumunun doğal lideri olarak katıldığı Şam’daki “İstikrar İçin Diyalog” zirvesinde, Başbakan Erdoğan da, bölgenin istikrar unsuru Türkiye’yi temsilen katıldı. Üç Müslüman lider birbirleriyle bölge insanlarının alışık olduğu erkek erkeğe kucaklaşma (hatta yanak yanağa temas) ile yakınlıklarını ifade ederken, doğrusu Sarkozy onların yanında oldukça “Fransız”dı. Daha doğrusu bölgeye ve kültürüne oldukça yabancı, hatta bulunduğu yerde eğreti ve  fazlalık gibiydi. Buna rağmen, tarihte olduğu gibi büyük güçlerin kendi hırs ve çıkarları uğruna bu tip eğretiliği hoş görüyle kabullenen  Sarkozy, Türkiye ile AB saflarındaki çatışmasını, bu zirvede telafi etmeye çalıştı. Tabii, AB politikasından taviz vermeden… Ancak, gene de “dünyaya çeki düzen veren” ülkelerin içinde her şekilde Avrupa-ABD kombinasyonunun var olduğunu da hatırlatarak…
 
İsrail-Suriye Görüşmelerinde Önemli Engeller
Türkiye’nin Arap-İsrail anlaşmazlığının en çetrefilli sorunu, Suriye-İsrail sorununda arabuluculuğu ise takdire şayandır. İsrail ve Suriye yetkililerinin Ankara’nın aracılığında yapmış olduğu görüşmeler elbette ki kısa sürede beklentileri karşılayamayabilecektir. Ancak, Filistin-İsrail anlaşmazlığında 1990’lı yılların başlarında başlatılan “Oslo Süreci” sonucunda önemli adımlar atıldığı da bir gerçek. En azından, parça parça da olsa Filistin’e ait topraklar var ve çeşitli sorunlara rağmen işgal altındaki pek çok yerden İsrail askerleri geri çekildi. Filistin Devlet Başkanı uluslararası alanda kendi milletini ve devletini temsil edebiliyor, eşit hak talebinde bulunabiliyor.
 
İsrail-Suriye görüşmeleri sonunda, anlaşmazlığın en önemlisi işgal altındaki Golan Tepelerinin Suriye’ye verilmesi halinde, Filistin ve Lübnan’la ilgili sorunların önemli bir bölümü de çözülebilir ve bölge istikrarı yakalama şansına sahip olabilir. Bu süreç ise o kadar kısa olamayacaktır kuşkusuz. Halen İsrail’e dışarıdan gelen göçmenler için yeni yerleşim yeri olarak açılmış bulunan Golan Tepelerinin Suriye’ye iadesi, İsrail hükümetleri için kolay bir karar da olamayacaktır. Zira böylesi bir karar, evvelce İsrail Başbakanı Yidzak Rabin’in suikastla katline sebebiyet vermişti. Bu bölgede yerleşen en “radikal” Yahudiler bölgeden çıkmamak için gene ellerinden geleni yapacaklardır. Bölge, tıpkı Gazze Şeridi’ndeki Yahudi yerleşim yerleri gibi İrsalli askerlerin silah zoruyla boşaltılabilecektir. Bölgede inşa edilen modern konut ve işyerleri de tıpkı Gazze’deki benzerleri gibi dozerlerle yıkılacaktır. Bu düşüncenin ardındaki maksat insanlığa hizmet değil, “hasma” ganimeti elleriyle vermeme düşüncesi olsa gerek…
 
İsrail, muhtemelen Golan Tepelerinde geniş bir güvenlikli bölge ve erken ihbar karakolları da kurmak isteyecek, Golan Tepelerinin en verimli alanlarını sadece kağıt üzerinde Suriye’ye bırakmak isteyecektir. Bu ise görüşmelerin ne kadar çetin olacağı ve uzayacağına dair en önemli göstergelerdir… Ama, Türkiye belki de AKP Hükümeti dönemindeki yegane başarılı dış politika hamlelerini Arap-İsrail anlaşmazlığında yaşamaktadır. Zira, AB, ABD, Kıbrıs, Irak, Türk Devletleri ile ilgili politikalarında aynı övgüde bulunabilmek mümkün değildir…


http://www.turksam.org/tr/a1482.html
Arkadaşına Gönder 2222 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
34347 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
22143 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
13129 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
12205 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
11258 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
9 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
5 defa yorumlandı.
Enerji Politikamızda Değişiklik Sinyalleri: Rusya Stratejik, Türkiye ise Ekonomik Çıkarlara Üstünlük Veriyor?
3 defa yorumlandı.
Mitat ÇELİKPALA: Türkiye-Ermenistan Protokolü ve Sonrası
3 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2010 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 2568 ziyaretçi, 1 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.