 |
Doç. Dr. Celalettin Yavuz
TÜRKSAM Başkan Yardımcısı
Terör Enstitüsü
Hakkında -
Arşivi |
İsrail’de hükümet kurmak üzere Cumhurbaşkanı Şimon Peres tarafından görevlendirilen Likud Partisi lideri Benyamin Netanyahu 16.3.2009 tarihi itibariyle “İsrail Evimiz” (Israel Beiteinu) lideri Avigdor Lieberman’la anlaştı. Lieberman’ın Dışişleri Bakanlığı görevini üstlenmesi yanında, İsrail Evimiz partisinin ayrıca İç Güvenlik, Bayındırlık, Turizm ve Göçmen Entegrasyon bakanlıklarını da yürüteceği öğrenildi. Netanyahu’nun başbakan olacağı kabinede başlangıçta, “aşırı dinci” olarak nitelendirilen iki parti ile gene “aşırı sağcı” olarak nitelendirilen iki ayrı parti daha vardı. Aşırı dinci partilerden Şaş partisi 11 ve Birleşik Torah Listesi de beş milletvekiliyle ve ayrıca “aşırı sağcı” partilerden de dört milletvekilli Ulusal Birlik ve üç milletvekili bulunan Yahudi Ocağı’nın yer alması beklenmekteydi. [1]
 Ancak, “Evdeki hesap çarşıya uymadı!” Lieberman’la bir araya gelmek istemeyen diğer üç parti (Birleşik Torah, Ulusal Birlik ve Yahudi Ocağı) sebebiyle Netanyahu rotayı İşçi Partisi’ne çevirdi. Seçimlerden büyük bir kayıpla ve sadece 13 milletvekili ile çıkan Ehud Barak ve partisi, muhalefette kalacaklarını açıklamış olmalarına rağmen, sonunda 24.3.2009’da Netanyahu ile koalisyon kurmaya rıza gösterdi. Koalisyon protokolü İşçi Partisi’nin kongresine getirilerek, 507’ye karşı 680 delegenin oyuyla kabul edildi. Bu protokole göre, Ortadoğu barışı ve işbirliği için kapsamlı bir plan hazırlanması, barış görüşmelerine devam edilmesi ve hâlihazırdaki barış anlaşmalarına uyulması öngörülmektedir. Keza yeni İsrail hükümetinin, Batı Şeria’daki yasa dışı Yahudi yerleşimlerinin ve Filistinlilerin yasa dışı inşaatlarının önlenmesine yönelik yasaların uygulanmasını da sağlaması esas alınmaktadır. Protokolün bir diğer önemli maddesine göre de, İşçi Partisi lideri Ehud Barak’ın tüm siyasi ve savunma ile ilgili kararlarda yer alması, Netanyahu’nun başbakanlığı sırasında İşçi Partisi’ne Knesset’teki Savunma ve Dışişleri Komisyonu’nun Başkanlığı yapması sözü de verildi. Şaş Partisi’nin de koalisyona dördüncü ortak olmasıyla birlikte, Knesset’teki 120 sandalyeden 66’sını bir araya getiren Netanyahu’nun 3 Nisan 2009 öncesinde kabineyi Cumhurbaşkanı Peres’e sunması beklenmektedir. [2]
İsrail’de hükümet kurması için ilk düşünülen isim, aslında 120 kişilik Knesset’te 28 milletvekili ile en çok üye sokmayı başaran Kadima Lideri Tzipi Livni idi. Livni’nin seçim beyannamesinde “İki devletli” çözüm bulunurken, Netanyahu kesinlikle bunun karşısında olup, düşüncesi Filistinlilerle güvenlik sorununa daha iyi bir çözüm bulmaktı. Netanyahu da 27 milletvekilini Knesset’e sokmuş, Kadima’nın Olmer Kabinesi’ndeki büyük ortağı İşçi Partisi ve Ehud Barak büyük bir kayıpla 13 milletvekili çıkarabilince, hükümeti kurma görevi Netanyahu’ya verilmiştir. Netanyahu Lieberman’la anlaşmadan kısa bir süre önce hem Araplar, hem de AB tarafından uyarıldı. AB’nin ağır toplarından Javier Solona, 14.3.2009’da, AB’nin iki devletli çözümden yana olduğunu ifadeyle, bunu düşünmeyen bir İsrail hükümetiyle ilişkilerin eskisi gibi olamayacağının altını çizdi. [3]
Lieberman Kimdir?
Netanyahu kabinesinde yer alan isimlerden en ilginci kuşkusuz, yeni Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman’dır. İsrail’in Hamas’a karşı ABD’nin İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya’ya davrandığı gibi davranması gerektiğini ilan eden, yani bir nevi nükleer saldırıdan söz ettiği ileri sürülen Lieberman’ın nasıl bir Dışişleri Bakanı olacağı daha hükümet kurulmadan tartışılmaya başlandı. [4]
 5.6.1958’de Moldova’da doğan Lieberman bir siyaset bilimcisidir. 1999’da “İsrail Evimiz” partisini kurmuş ve aynı yıl seçilerek İsrail Meclisi Knesset’te milletvekilliğine başlamıştır. 2001-2002 tarihleri arasında Bayındırlık Bakanlığı, 2003-2004 tarihleri arasında Ulaştırma Bakanlığı, 2006-2007 döneminde de Başbakan yardımcısı ve Stratejik Sorunlarla İlgili Devlet bakanı olarak hükümette yer aldı. Sol partiler tarafından “faşist”, dinci sağ partiler tarafından da “şeytan” olarak nitelendirilen Lieberman, 30 yıldır İsrail’de yaşamasına rağmen, hala aksanlı bir Yahudi dili konuşmaktadır. Eski bir Liqud partisi yöneticisidir. 1996’da Liqud’un “Genel Direktörlüğü”ne kadar getirilmiş olup, Netanyahu ile birlikte çalışmıştır. 1999’da Netanyahu’nun güç kaybetmesi üzerine kendi partisini kurmuştur. Lieberman için söylenecek tanım kısaca şöyledir: “Aşırı milliyetçi, ancak dine karşı, tam bir kapitalist ancak, sosyal Jahudi!” [5]
Moldova’da iken genç yaşlarında fedailik yaptığı da belirtilen Lieberman’ın İran politikalarıyla ilgili olarak da, “İlk işimiz Batı dünyasını İran konusunda sert bir politika benimsemeye ikna etmek olmalıdır. İran ile diyalog yüzde yüz başarısız olacaktır!” şeklinde fikir beyan ettiği ileri sürülmektedir. [6]
Lieberman, Araplardan olduğu gibi, Sinagoglarda dini öğretiler üzerinde çalışmak maksadıyla askerlik görevi yapmak istemeyen “Ortodoks” Jahudilere de karşıtlığı ile bilinmektedir. Bu sebeple hem Araplar, hem de aşırı dinci Jahudilerin şimşeklerini üzerine çekmektedir. İki devletli bir sistemi kabul etmemekte, %20 Arap’ın yaşadığı İsrail’de bu sisteme gerek olmadığını ve ayrıca Batı Şeria’daki Yahudi yerleşim bölgelerini de savunmaktadır. Dışişleri Bakanı ve Kadima Lideri Tzipi Livni, muhtemel bir koalisyon için İşçi Partisi, Arap partileri ve sol görüşlü Meretz Partisi ile görüştüğünde, Lieberman’ı da koalisyona katmak istediğini söyleyince hepsi de geri çekilmişlerdi. [7]
Sonuç
Netanyahu’nun hükümeti kurmak için daha 3.4.2009’a kadar süresi var. Gelinen aşamada kabineyi kurmuş gibi görünmektedir. Eğer büyük bir aksilik çıkmazsa dört partili koalisyon hükümeti İsrail’de yakın bir zaman içerisinde göreve başlayacaktır. Çok farklı görüş ve fikirlerdeki siyasi partileri bir araya getiren koalisyonun Müstakbel Dışişleri Bakanı Lieberman’ın aşırılığının, Knesset’te Dışişleri ve Savunma komisyonlarının başkanlığını yapacak Ehud Barak ve İşçi Partisi ile dengelenebileceği akla gelmektedir. Öte yandan, bu denge biraz bozulacak olursa, bu kez de koalisyonun yaşama şansı azalacaktır. Şayet ABD’de Obama yönetimi ve AB üçlüsü (İngiltere, Almanya, Fransa) Arap-İsrail barış sürecini hızlandırmayı kafasına koyar ve İsrail’e baskı uygularsa, Netanyahu ya mevcut koalisyonu bozmak, ya da hükümeti Livni’ye devretmek mecburiyetinde kalabilir. Çünkü adeta “bıçak sırtında” kurulan Netanyahu kabinesiyle Arap-İsrail sorununun çözümü pek kolay gözükmemektedir.
[1] “Netanjahu schließt Koalition mit Ultrarechten”, 16.03.2009, http://www.spiegel.de/politik/ausland/0,1518,613467,00.html
[2]“İsrail’de Sağ-Sol Koalisyonu Anlaşması”, Milliyet, 25.3.2009.
[3] “Netanjahu schließt Koalition mit Ultrarechten”, agy.
[4] “Koalisyonda İlk Adım Atıldı”, Taraf, 17.03.2009.
[5] Gıl Yaron, “Avigdor Lieberman - Große Klappe”, 19.2.2009, http://www.merkur.de/2009_08_Grosse_Klappe.32663.0.html?&no_cache=1
[6] “Koalisyonda İlk Adım Atıldı”, agy.
http://www.turksam.org/tr/a1612.html |