Üye Girişi | Yeni Üyelik
   16 Mart 2010 Salı
Ortadoğu ve Afrika
Rusya – Ukrayna
Kafkasya
Türkistan
Asya – Pasifik
Güney Asya
Türkiye
Balkanlar
Avrupa Birliği
Amerika
Kıbrıs
Jeopolitik ve Strateji
Silahsızlanma Çalışmaları
Uluslararası Hukuk
Çok Taraflı İkili İlişkiler
Bilgi Yönetimi
Bilim ve Teknoloji Araştırmaları
Proje ve Kalkınma Yardımları
Medya
Uluslararası Örgütler
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Barış Manço Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Cumhurbaşkanı Gül’ün Irak Ziyareti – PKK’ya Af mı Var?
25 Mart 2009 Irak [10] [12] [14] [16]
Doç. Dr. Celalettin Yavuz
Doç. Dr. Celalettin Yavuz
TÜRKSAM Başkan Yardımcısı
Terör Enstitüsü
Hakkında - Arşivi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 23-24 Mart 2009 tarihlerinde Irak’ı ziyaret etti. Bu ziyaret bir bakıma, Mart 2008 içerisinde Türkiye’de bulunan Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin “iade-i ziyareti”, yani diplomasinin gereği “karşılıklılık” esasına göre bir nezaket ziyareti gibi görülebilir.
 
Oysa durum nezaket ziyaretinin biraz ötesinde gözükmektedir. Aslında Cumhurbaşkanı Gül’ün bu ziyareti 2008 içerisinde, muhtemelen de Aralık 2008 içerisinde planlanmıştı. Ancak, Cumhurbaşkanı Gül’ün neredeyse uçağa bindiğinde “müzminleşen” kulak ağrısı ortaya çıkınca, bu ziyaret ertelendi. Erteleme iade-i ziyaret ile ilgiliydi. İki cumhurbaşkanı arasındaki görüşme trafiği ise Aralık 2008’de Türkiye’yi ziyaret eden Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El-Haşimi tarafından sürdürüldü. El-Haşimi Talabani’nin mesajını Cumhurbaşkanı Gül’e ilettiği gibi, muhtemelen görüşme yaptığı Başbakan R. Tayyip Erdoğan’a da iletti. Bu görüşmelerin iki gün sonrasında bu kez de Irak Başbakanı el-Maliki Türkiye’ye resmi bir ziyarette bulundu. Benzer ziyaretler İran-Irak arasında da gerçekleşti. Talabani’nin Şubat 2009 sonlarındaki İran ziyareti sırasında Ahmedinecad, İran-Irak-Suriye-Türkiye dörtlü işbirliğinden söz etti. Bu ziyareti yaklaşık 10 gün sonra Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın zirve toplantısı sebebiyle Cumhurbaşkanı Gül’ün İran ziyareti izledi. Aynı günlerde ve sonrasında İran Meclis Başkanı Rafsancani Irak’ta, Irak Şii Ruhani Lideri Sistani de dahil birçok üst düzey yetkilisiyle görüştü. Her üç ülkenin dışişleri bakanlarının karşılıklı ziyaret ve görüşmeleri ise takip etmekte güçlük çekecek kadar sıklaştı. Öyle ki, Dışişleri Bakanı Ali Babacan, üç gün içerisinde iki kez İran’a geçti. Mart başındaki ilk ziyaretin ardından, Cumhurbaşkanı Gül ile yeniden İran’a uçtu.
 
Bu arada Mart 2008 başlarında ABD Dışişleri Bakanı Bayan Clinton Türkiye’deki 16.5 saatlik mevcudiyetine, PKK’dan bir televizyon kanalındaki eğlence programına ve Irak’taki ABD asker ve silahlarının Türkiye üzerinden nakledilmesine varıncaya kadar pek konuyu sığdırmayı başardı. Ayrıca çiçeği burnunda Başkan Barack Obama’nın 6.4.2009’da Türkiye’yi ziyaret edeceği “müjdesini” verdi. Cumhurbaşkanı Gül’ün İran ziyareti sonrası, 16-22 Mart 2009 tarihleri arasında İstanbul’da yapılan geniş kapsamlı ve uluslararası “Su Forumu”na bazı yabancı devlet büyükleri gibi Irak Cumhurbaşkanı Talabani de katıldı. Talabani ayrılırken, bir-iki gün sonra bir araya geleceği Türk “makamdaşı”na mavi boncuklar dağıtmayı unutmadı ve PKK için, “Ya silahı bırak, ya da Irak’ı terk et!” dedi… Talabani’nin bu kendisinin de inanmakta güçlük çektiğine inanılan çıkışına PKK’dan cevap verilmekte gecikmedi. Tehditvari bir üslup takınan PKK sözcülerinden Ahmed Deniz, Associated Press ajansında yer alan açıklamasında, Talabani’nin açıklamasını yetkisizlikle suçladı. Deniz, PKK’nın Talabani’den emir almayacağını vurgulayarak, Talabani’nin açıklamasını “büyük sonuçlara yol açacağı”nı ileri sürdü.[1]
 
Dış politikada, özellikle de Irak’la ilgili politik ortamda çarklar baş döndürücü bir hızla dönmeyi sürdürmektedir. 25-26 Mart 2009 tarihlerinde de İran İslam Cumhuriyeti İslami Şura Meclisi Başkanı Laricani, bir dizi üst düzey ziyareti sırasında Irak Şii lideri ve din alimi Ayetullah Sistani ile bir araya geldi.[2] Bu trafik bu yıl içerisinde aynı hızda devam edecek gibi görünüyor. Hele de Mayıs 2009’a planlanan Irak genel seçimleri sonrasında…
 
Bu arada Irak Cumhurbaşkanı Talabani’nin Ekim 2007 içerisinde söylediği “Biz hiçbir Kürdü Türkiye’ye teslim etmeyiz, hatta bir kediyi bile!”[3] sözleri daha dün gibi aklımızda dururken, aynı Talabani’nin PKK’yla ilgili bu sözleri “akıl tutulması” yapacak gibi. Öte yandan,  Talabani için Irak’ta hemen tüm kesimlerin üzerinde ittifakla anlaştıkları “çok iyi dans ettiği” yönündeki ifadeleri de akıldan çıkarabilmek mümkün değil…
 
Türkiye, hem sınırları içerisindeki etnik çatışma riskini azaltmak, hem PKK terörünü ortadan kaldırmak, hem de Irak’taki Türk varlığının demokrasi ve insan hakları çerçevesinde haklarını korumak maksadıyla Irak’la yakın temas içerisinde olmayı sürdürecektir. Keza Irak’ın yeniden imarı, karşılıklı ticaretle bölge insanlarının kalkınması için de özel itina göstermektedir. Türkiye’nin Irak merkezi hükümetiyle gerçekleştireceği güvenlik ve ekonomik anlaşmalar hem Irak’ın, hem Türkmenlerin ve hem de Irak Kuzey Yönetimi’nin bekası ve refahı için gereklidir. Bu nedenle Irak Kuzey Yönetiminin Türkiye ile yapacağı işbirliği alanlarının seviyesi, aynı zamanda kendilerinin bekası ve refahı için de belirleyici olacaktır.
 
PKK’ya Af mı Var?
 
Talabani’nin mavi boncuk dağıtma hareketine, Irak ziyaretine giderken Cumhurbaşkanı Gül de katıldı. PKK konusunda “Kapalı kapılar arkasında kapsamlı bir çalışma var, umutluyum!”[4] diyen Gül’ün, devam eden konuşmalarından PKK’nın silah bırakması için, terör örgütüne Iraklı Kürtlerin baskı yapması akla geldiği gibi, “Genel Af”fın da düşünülmekte olduğu hissedildi. Zira Cumhurbaşkanı, her ne kadar 24.3.2009 tarihli görüşmesinde Irak Kuzey Yönetimi liderlerinden Necirvan Barzani’nin PKK’ya afla ilgili konuyu açması üzerine, “Bu Türkiye’nin bir iç meselesidir, bunu sizinle konuşmam!” demiş ise de, “Kan, şiddet ve terör bitmeli, umutluyum. Siyasete geçme zamanıdır. Herkes yardımcı olmalıdır!” ifadeleriyle “PKK’ya af mı geliyor?” sorusunu hatırlattı.
 
Türkiye’nin 30 yıldır devam eden PKK terörünü sona erdirmesi için “cesur” kararlar alması gerektiği açıktır ve alınmalıdır da. Ama bu karar alınırken eskilerin tabiriyle “ayarını mani, efradını cami!” yapacak şekilde ve Meclis’te iç barışı bozmayacak bir uzlaşıyla yapmalıdır. Gerekirse Meclis’te kapalı oturumlar düzenlenmeli ve ille de “Genel Af” çıkarılacaksa, muhalefetin de oluru alınmalıdır. Af konusunda ikinci bir hendikap İmralı’daki mahkûmuyla ilgilidir. Öcalan’ın affedilmesi halinde, içerdeki huzursuzluk artabilecektir. Keza, PKK terör örgütüne karşı bir “Genel Af” uygulaması hali, bu terör örgütüne karşı mücadele ederken, yasaların zorlayan, ya da yasaların dışına çıktığı gerekçesiyle yargılanmakta olanlar için neler getirecektir? Bir tarafta terörist (yasaları çiğnemekte, cinayet işlemekte ve devletin birliğine kast etmektedir) affedilirken, bu teröristlere karşı defalarca hayatını riske atarak mücadele eden güvenlik güçlerinden bazı kişilerin, sadece terörle silahlı mücadele sırasında “yasaları çiğnediği” gerekçesiyle mahkûm edilmelerine devam edilecek midir? Böyle olursa, güvenlik güçlerini terörle mücadele ya da asayişi temin görevlerinde kullanmakta sorunlar yaşanabilir…
 
Cumhurbaşkanı Gül, Irak ziyaretinde iki bakanı da yanında götürdü. Bunlardan İçişleri Bakanı Beşir Atalay, özellikle PKK terörü ile ilgili alanda olmak üzere, güvenlik sebebiyle beraberdi. Tabii, Türkiye-Irak arasında 1926 tarihli Ankara Antlaşması’ndan başlayarak, iki tarafın güvenliği ile ilgili hususlar da sayın bakanın görüşme çatısı altında görüşülmüş olmalıdır. Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen’in görevi de, 2009 içerisinde dünya ekonomik krizi sebebiyle oldukça düşen Türk Dış Ticareti’ne soluk aldıracak yeni açılımlar sağlamaktır. Irak yeniden yapılanırken, bu ülkeye coğrafi olarak en yakın ve istediklerini verebilecek “en ekonomik” ülke olmanın avantajlarını Iraklı yetkililere açıklamaya çalışmış olmalıdır. Bu arada Cumhurbaşkanı Bağdat’la sınırlı ziyaretini Basra, Necef, Musul ve Kerkük’le genişletmek istemiş, ancak “güvenli” bulunmadığı için gezi iptal edilmiş. Her şeye rağmen, hem Iraklı yetkili devlet adamları ile ve hem de Iraklı Türkler (Türkmen) ileri gelenleri ile görüşülmesi, onlara moral verilmesi bu gezinin değerini yükseltmeye yeterlidir.
 
Cumhurbaşkanı Gül’ün Irak ziyaretinde öne çıkan hususlardan biri de,  24.3.2009 tarihli Türk basınında Cumhurbaşkanının, Irak kuzey yönetimi için “Kürdistan” ifadesini kullanmış olduğuna ilişkin tartışmadır. Bu ifadenin Cumhurbaşkanı’na hatırlatılması üzerine, “Irak Anayasasında bile böyle yazılı” dediği ileri sürüldü.[5] Ancak, Cumhurbaşkanı Gül, bir gün sonraki açıklamasında “Kürdistan” ifadesini kullanmadığını iddia etti.[6] Bir cumhurbaşkanının “doğruyu” söyleyeceğinden hareketle, konuya eleştirel yaklaşmıyoruz. Zira, Türkiye artık “milli politikası” gibi algılandığı üzere, Federal Irak Cumhuriyeti’nin kuzeyindeki yönetime “Irak Kuzey Yönetimi” ya da en azından “Bölgesel Kürt Yönetimi” denilmektedir. Her ne kadar Irak Anayasası’nda kuzey yönetimin yer aldığı bölgeye “Kürdistan” adı verilmişse de, bunun Türkiye’yi bağlaması mümkün değildir. Yunanistan’ın, kurulduğu andan itibaren Makedonya Cumhuriyeti’ni “Makedonya” adı ile kabul etmemesi ve tanımaması, bu alandaki en bariz örneklerden biridir. Türkiye, anılan bölgeyi Cumhurbaşkanı Gül’ün söylediği iddia edilen şekilde “Kürdistan” olarak da tanımlayabilir. Ama, bunu yapacak olan Sayın Cumhurbaşkanı değil, milletin gerçek temsilcilerinin ve sesinin yer aldığı TBMM’dir…
 
Sonuç
 
Irak’ta ABD’nin boşaltacağı kuvvet boşluğu bir şekilde doldurulacaktır. Görüldüğü kadarıyla bu boşluğu doldurmak için İran ve Türkiye ön plana çıkmıştır. Türkiye’nin ön plana çıkması için Irak’taki Kürt devlet adamları ve tabii ki ABD daha fazla gayret sarf eder görünümü içerisindedirler. TBMM’nin 17.10.2007 tarihli tezkeresi ve ardından TSK’nin yeniden Irak’ın kuzeyindeki PKK yuvalarına harekât icra etmesiyle, sadece PKK faaliyetleri sınırlanmakla kalmamış, aynı zamanda ajan devletin bağımsızlık türküsü de bir başka bahara kalmıştır. ABD’nin bölgeden ayrılacak olmasıyla, Sünni ve Şii Iraklı Arapların Kürtlere karşı gelecekte muhtemel bir hareketinin önüne geçilmesinde ise, sığınılacak en güvenli liman olarak gene Türkiye ortaya çıkmıştır.
 
Bu arada Nisan 2009’da Erbil’de bir “Kürt Konferansı”nın yapılması gündemdedir. Bu konferansta Türkiye hakkında karar alınırken dikkatle hareket edilmeli, bölgede Türkiye’nin “evet” demediği bir gelişmenin hayali içerisinde olunmamalıdır. Aksine, tam anlamıyla bir petrol denizi, dolayısıyla bir “para denizi” üzerinde yüzdüğü halde, 40 yıla yakın bir süredir Baas Rejimi sebebiyle bu nimetlerden faydalanamayan ve “varlık içinde yokluk çeken!” Iraklılar olarak, ülkelerini imar etme ve barış içerisinde iç ve dış meselelerini çözümleme gayretini gütmelidirler. O zaman karşılarında “hasım” bir Türkiye değil, dost ve “kardeş” bir Türkiye bulacakları muhakkaktır…
 


[1] “PKK’dan Talabani’ye Ret”, 24.3.2009, http://www.tumgazeteler.com/?a=4860963
[2] “Laricani Bugün Ayetullah Sistani ile Bir Araya Gelecek”, 25.3.2009, http://www.mehrnews.com/tr/NewsDetail.aspx?NewsID=852019.
[3] “Talabani Söyledikleriyle Çelişti”, 21.10.2007, http://www.hurriyet.com.tr/dunya/7530817.asp?m=1
[4] “Teröre Karşı Tarihi Adım”, Milliyet, 24.3.2009.
[5] “İlk Ağızdan Kürdistan”, Milliyet, 24.3.2009.
[6] “Cumhurbaşkanı Gül: O İfadeyi Kullanmadım”, Milliyet, 25.3.2009.


http://www.turksam.org/tr/a1614.html
Arkadaşına Gönder 1732 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
34395 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
22189 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
13137 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
12208 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
11288 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
9 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
5 defa yorumlandı.
Enerji Politikamızda Değişiklik Sinyalleri: Rusya Stratejik, Türkiye ise Ekonomik Çıkarlara Üstünlük Veriyor?
3 defa yorumlandı.
Mitat ÇELİKPALA: Türkiye-Ermenistan Protokolü ve Sonrası
3 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2010 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 201 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.