Üye Girişi | Yeni Üyelik
   16 Mart 2010 Salı
Ortadoğu ve Afrika
Rusya – Ukrayna
Kafkasya
Türkistan
Asya – Pasifik
Güney Asya
Türkiye
Balkanlar
Avrupa Birliği
Amerika
Kıbrıs
Jeopolitik ve Strateji
Silahsızlanma Çalışmaları
Uluslararası Hukuk
Çok Taraflı İkili İlişkiler
Bilgi Yönetimi
Bilim ve Teknoloji Araştırmaları
Proje ve Kalkınma Yardımları
Medya
Uluslararası Örgütler
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Barış Manço Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Rusya, Türkiye’ye Ermenistan’ı Kaptırmayayım, Azerbaycan’ı Geri Kazanayım Derken Elindekilerinden de Olabilir...
04 Mayıs 2009 Rusya Federasyonu [10] [12] [14] [16]
Dr. Mehmet Arslan


Hakkında - Arşivi

Türkler ve Ruslar, Avrupa siyasal tarihinde büyük güç olmuş iki eski imparatorluk olarak, Avrasya jeopolitiğinde Tuna-Karadeniz–Hazar Denizi üçgeninde güçler dengesini şekillendiren aktörler olmuşlardır. İki Büyük güç arasındaki amansız rekabet bir dizi savaşlar zincirini beraberinde getirmiştir. Aslında bu savaşlar sayesinde iki ülke toplumu bir birini daha yakından tanıma fırsatı bulmuş, kültürel etkileşim ve yaklaşım sağlanmıştır, günümüzde Türkler ile Ruslar arasında var olan 100 binden fazla evli çift bunun en güzel ispatıdır. Her iki ülkede hem Avrupa hem de Asya kıtasında bulunmakta ve bu iki ülkenin ortak kaderidir. Ancak birçok ortak noktası bulunan iki Avrasya devleti arasında birçok projeyi engelleyen güven sorunu yaşanmaktadır.
 
En uzak mesafe ne Çin, ne Hindistan,
En uzak mesafe ne yıldızlar geceliyi parıldayan,
En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir,
Bir birini anlamayan…
 
Aynı coğrafyada yaşamamıza rağmen, malesef devletlerarası var olan anlayış ve güven sorunundan dolayı bir birimize uzağız.  Birbirini anlama ve yakınlaşma ticaretle, turizmle başlıyor ama istenen seviyeye gelmede bunlar yeterli değil. Zihinlerde aşılması gereken bariyerler, yıkılması gereken duvarlar, kırılması gereken önyargılar var. Kısa zamanlı iyi siyasi ilişkiler, artan ticaret ve turizm sadece uygun zemin hazırlıyor. Zihinsel dönüşüm ve bunu takip edecek yakınlaşma ayrı bir gayret gerektiriyor. Bunun için Türk ve Rus tarihçiler iki ülkenin tarihi meselelerini tartışmak için biraraya gelmeli, şu anki gerçeklerden tamemen uzak tarih kitaplarının yerine, gerçeği yansıtan, ortak tarih kitapları yazılmalı, özellikle Rusya’da okullarda ve üniversitelerde ögretilen ders kitaplarındaki Türkler ve Türkiye hakkındaki bölümler, Ermeni meselesi ve Karabağ sorunu gibi meseleler doğruyu yansıtmalıdır.
 
Türkiye ile Rusya’nın kalıcı dost olması ve en ufak depremlerde yıkılmaması, iki toplumun birbirlerinin daha doğru ve yakından tanıyacağı uzun vadeli bu tür projelerin hayata geçirilmesi ve yeni neslin doğru kaynaklardan beslenmesi sonunda gerçekleşecektir. Bu anlayış sorununu, Avrupa’da başta Almanya ve Fransa olmak üzere, birçok ülke, ezeli düşmanlığa son vererek, halklarının refahı uğruna ortak hareket ederek aşmışlardır. Türkiye ile Rusya günümüzde bunu maalesef yapamamış ve Rusya’da hala bazı politikacılar “Rusya’nın en büyük tehtidinin ne Amerika, ne Çin ve ne Avrupa, Rusya’nın en büyük tehtidi Güneyde’dir” diyerek bu güvensizliği tetiklemekte, diğer taraftan Ankara’nın Rusya politikalarını Ruşça’yı ve Rusya’yı bilmeyenler tarafından belirlenmesi, T.C. Moskova Büyük Elçiliğinde bu güne kadar çalışmış olan Büyükelçilerin  (mevcut büyükelçimiz Halil Akıncı hariç) ve diplomatların çoğunluğunun Rusça bilmemesi bir birimizi anlamamızı zorlaştırmaktadır.
 
Yalnız son dönemde iki ülkede de bir birlerinini anlamak ve güven duvarını yıkmak isteyen yeni, genç akademisyenler ve uzmanlar yetişmektedir. Bunlar iki ülkede söz sahibi olana kadar,  Türkiye ile Rusya arasında Avrasya çoğrafyasında bölgesel nüfuz ve enerji kaynaklarının hakimiyeti konusunda ciddi bir rekabet yaşanmaya devam edeceğe benzer.
 
Rusya’nın Ukrayna’yla yaşadığı krizden ciddi şekilde etkilenen Avrupa, Rusya’ya alternatif olarak Orta Asya enerji kaynaklarının Türkiye üzerinden Avrupa ülkelerine sevkiyatını öngören ‘Nabucco’ doğalgaz boru hattı projesini hayata geçirmek istemekte, enerji güvenliği için geçirmek zorundadır. Rusya ise Ukrayna’yı doğal gaz sevkiyatında saf dışı bıracak “Kuzey Akım” ve “Güney Akım” olmak üzere iki alternatif proje üzerinde çalışmaktadır. Aslında Türkiye ile Rusya için en sağlıklısı ve karlısı enerji kaynaklarının sevkiyatı konusunda beraber hareket etmek olacaktır.  Ancak, “Güney Akım” projesi, “Nabucco” projesine ve İsrail’e de gaz sevkiyatı sağlayacak bir “Mavi Akım-2” projesine kıyasen, daha riskli ve pahalı olmasına karşın, Rusya “Uluslararası ilişkilerde kalıcı dostluklar ve düşmalıklar olmaz, çıkarlar vardır” tezini Türkiye’ye karşı uyğuladığı siyasetle çürütmekte, her bakımdan riskli ve daha karsız, Türkiyeyi saf dışı bıracak projeleri desteklemekte ve bu alanda kesinlikle tekel olmak istemektedir.
 
Bu hedef doğrultusunda, Rusya Nabucco projesinin içinde olması düşünülen bütün ülkeleri kendi safına çekmek ve bu projeyi engellemek için bir dizi önlem almak istediği iddia edilmektedir. Bu iddiaların başında ise Yukarı Karabağ meselesini ve Türkiye-Ermeni yakınlaşmasını kullanarak Türkiye ile Azerbaycan’ın arasını açmak ve Azerbaycan’ın bu projeye katılımının yolunu kesmek gelmektedir.
 
Rusya’nın tarih boyunca bu coğrafyada izlediği politika, Ruslar’ın deyimiyle “Razdelyay i Vlastuy” yani “Böl ve Hakim ol (Yönet)” olmuş, bu coğrafyada yaşayan halkları bir birlerine düşürüp, daha sonra arabulucu ve barıştırıcı rolü oynamıştır. Günümüzde Azeri-Ermeni veya Türk-Ermeni sorunlarını anlayabilmek için ilk önce Kuzey komşumuz Rusya’nın bu coğrafyada uygulamış olduğu ve uygulamak istediği siyaseti iyi etüt etmek gerekmektedir.
 
Osmanlıların milleti-sadıka yani sadık millet olarak adlandırdıkları  Ermeniler, çok kısa bir zamanda Rusya’nın bu siyaseti yüzünden Türkler’i arkadan vurmaya başlamışlardır. Günümüzde ise artık Rusya Ermeniler’i sadık millet, Rusçası “posluşniy veya verniy narod” diye adlandırmaktadır, çünkü Rusya’nın Kafkaslar’daki tek müttefiki Ermenistan kalmıştır ve Moskova bundan çok ciddi kaygı duymaktadır. Rusya’nın Ermenistan üzerindeki ekonomik etkisi, bu ülkenin Rusya haricinde kendisi için dünyaya başka açılma alternatifinin olmaması, Ermenistan’ın Rusya’nın dış politik hedeflerine ulaşmasında uygun bir araç olmasından dolayı, Rusya bu ülkeyi yıllarca kullanmış, Ermenistan Erivan’dan değil Moskova’dan yönetilmiş ve hala da yönetilmek istenmektedir. Ancak bu durum son dönemde birazda olsa değişmeye başlamıştır.
 
Küreselleşme ile adeta büyük bir köy haline gelen günümüz dünyasında, internet sayesinde doğru bilgiye kolay ulaşırlığın artmasıyla, Ermenistan’da AB yanlısı, Türkiye’ye farklı pençereden bakan, bilinçli yeni bir nesil yetişmekte ve Ermeniler Ayrupa’ya giden en kısa yolun Türkiye’den geçmekte olduğunu artık anlamaktadır. Türkiye-Ermenistan sınırı Ermenistan için sadece Türkiye ile olan sınırı değil, aynı zamanda Avrupa ile olan sınırıdır. Türkiye sınırının kapalı olması, bu ülkenin Avrupa’ya kapalı olması demektir. Türkiye sınırının açılması Ermenistan ekonomisini ciddi manada rahatlatacak, Rusya tekelini kıracak ve dünyaya Türkiye üzerinden açılma alternatifine kavuşacaktır. Sınırın açılması ve ekonomik işbirliği, bu ülkenin sözde soykırım inadından vazgeçmesine, ayrıca uzun vadede tarihi husumetlerin ve anlaşmazlıkların yumuşatılmasına da yardımcı olacaktır.
 
Rusya’da kendi aralarında hala Türkçe konuşabilen, Türkiye hayranı, sözde soykırımın olmadığını ve aksine soykırımı Ermeni dedelerinin yaptığını söyleyen Ermeniler mevcuttur. Yani hayat siyah ve beyazdan ibaret değildir. Ermenistan’da yaşayan ve sözde soykırımı destekleyenlerin, Sovyet kaynaklarıyla bilinçli olarak bu şekilde yetiştirildikleri unutulmamalıdır. Bizim kendi tezimizi ve doğru olanı onlara duyurmamız gerekmektedir.
 
Diğer taraftan sınırın açılması Türkiye’yi bölgesel süper güç haline getirir ve Nabucco projesenin hayata geçirilmesini de hızlandırabilir. Rusya bunların ikisinide istememektedir.
 
Mevsimlik rüzgarlar gibi degişken Türk-Rus ilişkilerinde daha kısa zaman öncesine kadar ozellikle kargo sorunlarından dolayı karakış yaşanırken, özellikle Abdullah Gül’ün Rusya ziyaretiyle “stratejik ortaklık” konuşulmaya başlanmış ve kara kışın yerine bahar rüzgarları esmeye başlamıştı. Rusya nerdeyse herhafta bir tane, bazen iki tane yabancı devlet adamını Kremlin Sarayında ağarlamakta ve bu görüşmeler cok iyi bir hava içinde geçmektedir, çünkü Ruslar yabancı devlet adamı ağarlama konusunda tam bir profesyoneldirler. Biz Türkler bu tür anlaşmalardan sonra tabiatımız ve kültürümüz geregi insanları hoşca kalın, güle güle diye uğurlarız. Ruslar ise bir sonraki görüşmeye kadar manasına gelen dosvidanya  ile uğurluyorlar, yani Siz güle güle ve hoşca kalmak için evinizin yolunu tutarken, Rusya hiç bir şey olmamış gibi bildiği politikayı uygulamaya devam edebiliyor.
 
Nitekim kargo problemleri artarak devam etmekte ve gümrük problemlerinden dolayı Türkiye’den bu ülkeye yapılan ticaret durma noktasına gelmiştir. Ayrıca Türkiye ile Ermenistan arasında, iki yıldan beri yürütülen görüşmelerin detayları ve varılan anlaşma metninin Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e Rusya Dış İstihbarat Servisi tarafından sunulduğu basında iddia edilmiştir. Bu Gül’ün Rusya ziyareti üzerinden fazla zaman geçmeden yapılan üzerinde düşünülmesi gereken bir “dostluk jesti” olarak görünmektedir. Buna daha önce açıklandığı üzere aslında şaşırmamak gerekir.
 
Rusya’nın gerçek dış politikasını anlamak için Rusya Liberal Demokrat Parti lideri Vladimir Jirinovki’yi yakından takip etmemiz gerekmektedir. Jirinovski devletin açıktan söylemeye çekindiği ama asıl savundugu dış politikasını yansıtır, çünkü imajı gereği zaten kimse onu ciddiye almayacaktır diye düşünülür. 24 Nisan sözde “soykırım” gününde Jirinovski Moskova’da Ermenilerin düzenledigi mitingde, “Türkiye’nin sadece özür dilemekle kalmamasını, aynı zamanda toprak da vermesi gerektiğini iddia etti ve Ermeniler Ağrı’ya (Ararat) uzaktan bakmamalı. Onlar için kutsal olan bu dağda rahatça dolaşabilmeli. Bu topraklar sizin devletiniz oldu. Mağdur Kürt halkı da sizin durumunuzda. Ancak onların hiç bir zaman devleti olmadı. Sizin devletiniz olmasına rağmen oradan kovuldunuz. Neden Türkler Orta Asya’dan kalkıp gelip, Araplar’ı Kürtler’i ve Ermeniler’i topraklarından kovuyor?”, ayrıca Jirinovski, Türkiye’nin 1915 yılında 1 milyondan fazla insanı katlettiğini iddia etmiştir.
 
Rusya 1915 olaylarında oldugu gibi Yukarı Karabağ sorununda da olayları Rus halkına olduğundan çok farklı bir şekilde aksettirmekte ve bunda da çok başarılı olmaktadır. Kafkaslar’da sağlanacak bir siyasi ve ekonomik istikrar, Rusya’nın Kafkaslar’daki siyasi etkisini kaybetmesi manasına geleceginden, Moskova'nın halkını yanlış yönlendirmeye devam edeceği ve Yukarı Karabağ ihtilafının çözümü konusunda radikal bir adım atamayacağı açıktır.
 
Aliyev Moskova ziyaretinden sonra, Rusya devlet kanalı RTR’e vermiş olduğu röportajında, Rusya’yla gaz konusunda ortak bir mütabakata vardıklarını, özlellikle Rus kültürünün Azerbaycan’da nasıl yayıldığını ve bununla alakalı ne tür çalışmaların yapıldığını çok büyük bir iştenlikle anlatmış, ayrıca Rusya’nın Azerbaycan’ın stratejik ortağı olduğunu söylemiştir.
 
Azerbaycan ile Ermenistan arasında 1989 yılında başlayan olaylar zincirinde Rusya direk Ermenistan’ı desteklemiş, olayların içinde yer almış ve Rusya sayesinde Ermenistan Yukarı Karabağ’ı işgal etmiştir. Rusya’nın Kosova’nın tanınmasına misilleme olarak G.Osetya ile Abhazya’yı tanıması sırasında, Rusya’da bazı politikacılar tarafından, tanımışken Yukarı Karabağ’ıda tanıyalım sorusu gündeme taşınmıştır.
 
İşin tuhaf tarafı Türkiye’nin Ermenistan sınırının açılmasının Yukarı Karabağ sorununun çözümüne bağlı olduğunu defaatle söylemesine, Azerbaycan’ın Rusya’nın Yukarı Karabağ olayında Ermenistan’ı destekledigini, arkasında oldugunu bildiği halde, Ermeni işgalinin arkasındaki güç Rusya iken, Azeri’ler yıllardır bundan yakınırken Aliyev’in Moskova’ya gelmesi ve Moskova’dan medet unmasıdır. Rus Devlet Başkanı, Ermenistan’a karşı Azerbaycan’a destek karşılığında, Aliyev’den Rusya’yı safdışı bırakacak enerji projelerine katılmama garantisi istediği Rus basınında yer almıştır. Böylece Rusya, Yukarı Karabağ meselesini kullanarak hem Azeri doğal gazı hem de “olası bir Türkiye-Ermenistan barışmasına” karşı gerekli tedbirleri almak istemektedir. Diger taraftan Rus basınında, Moskova’nın Yukarı Karabağ’ı verip, Azeri gazını aldı şeklinde yorumlar yapılmakta ve bu siyesetinden dolayı Ermenistan’ı kaybedebileciği yazılmaktadır.
 
Avrasya’ya hakim bir devlet olma hayali kuran Rusya, kendi içinde buna engel teşkil edecek ciddi sorunlar yaşamaktadır. Bunların başında Rus toplumunun Almanların 1930’lı yıllarda geçirdiği türden büyük bir depresyon geçirmekte olmasıdır. İnsandan çok sisteme ve eşyaya yatırım yapılması, halkın refah seviyesinin ve ekonomik durumun istenilen seviyeye bir türlü gelememesi, devamlı suretle “Ruslar Demir Yumruğu Sever” şekliyle, halka totoliter yönetim şeklinin benimsetilmesi ve halkın baskı altında tutulup, sadece devlet kontrolündeki tek renk kaynaktan yönlendirilmesi, halkın dini, milli değer ve duygularının devlet tarafından siyasi araç olarak kullanılması, bunun oluşmasının başlıca sebebidir. Bundan dolayı toplumda “Biz ve Onlar” diye iki farklı kutuplaşma oluşmuştur.
 
Bunun neticesinde Ruslar fıkralarında en çok Ermenilerle dalga geçmekte, ama Rusya Devleti Ermenistan ve Azerbaycan ile müttefik ve stratejik ortak olmak istemektedir. Yani Rusya “Ermenistan’ı ve Azerbaycan’ı istiyorum”, ama “Ermeniler’i ve Azeriler’i istemiyorum” gibi tuhaf ve kendisi için kötü sonuçlar doğuracak bir politika yürütebilmektedir.
 
Rusya'nın siyasi rejimi ve siyaset kültürü eskiye nazaran pek fazla değişmemiştir. Eski SSCB ülkelerinin çoğunda, seçimlerin tamamen formaliteden oluştuğu, bir nevi “Demokrasi Bayrağı Altında, Diktatörlükle” yönetilen bir sistem hakimdir. Şu an bu ülkeleri yönetenler soğuk savaş yıllarında sovyet eğitimi almış ve bu kültürle yetişmiş olduklarından, kağıt üzerinde bir BDT birliğinden bahsedilse de, bu devletlerin halklarıyla, Rus halkı arasında bir birlikten bahsedilemez. O kadar ki sadece BDT halkları degil, aynı zamanda RF içinde yaşayan 170’e yakın yerli halk ile Ruslar birbirlerinden nerdeyse tamamen koparılmış durumdadırlar. Rusya BDT vatandaşlarına vize uygulayarak kendisi açısından bir çok sorunu çözebilecekken, vize uygulamamakta, ama içerde bu halklara BDT ülkeleri ikili anlaşmalarına ters politikalar uygulayabilmektedir. Rusya’ya geldiginizde, aşırı bürokrasi, BDT ve RF vatandaşı slav olmayan diger halklara uygulanan baskı siyasetinden dolayı sanki 11 Eylül olayları ABD’de değil Rusya’da olmuş ve 11 Eylül’ü bu halklar yapmış hissine kapılırsınız. Gün geçmiyor ki, Rusya’da bir tane Azeri, Ermeni, Tacik, Kırgız, Tuvalı veya diğerleri saldırıya uğramasın.
 
Bugün Rusya’da en yaygın meslek “Güvenlik Görevlisi”, en popüler cevap ve en fazla kullanılan kelime “bilmiyorum”dur.  Küresel finans krizi Rusya'da derinden hissedilmektedir. Moskova’da daha bir kaç gün önce kar yağarken, buğünlerde hava sıcaklığı 27-28 derece, ilk baharın pek olmadığı, her seyin aniden ve sert değiştiği Rusyada, ekonomik olarak da daha kısa süre öncesine kadar pırıl pırıl yaz yaşanıyorken, şimdilerde -20’ları andıran kış yaşanmaktadır, Rusya’da olaylarda böyle ansızın ve hızlı değişmekte olup, burada kış yaza kıyasen çok uzunca ve zor geçmektedir. 
 
Rusya devlet kanalları Almanya, Fransa veya Hollanda gibi ülkelerde fabrikaların kapandığını, ekonomik krizden dolayı işşizliğin arttığını, insanların sokaklara döküldüğünü flaş haber olarak geçmekte, diğer taraftan Rusyada ise dünya kirizine rağmen ekonominin iyiye gittiğine ve o kadar da kötü olmadığına dair haberler verilmekte, istisnasız her gün saatlerce Cem Yılmaz vari komedi programları ve 2. dünya savaşını nasıl kazandık filmleri gösterilmektedir. Eurovision yarışması için su gibi para harcanmaktadır. Rusya “Ayakkabımın altı delik, ama üstünü hep boyuyorum” politikası oldukça popülerdir.
 
Rusya doğal kaynaklar olarak dünyanın en zengin devletlerinden biridir, ama dünya siyasi haritasına baktığımızda enerji kaynaklarıyla zengin ülkelerin hep sorunlu ve iç problemlerle uğraştığını görürüz. Rusya’da zenginliğe rağmen, zenginler ile fakirler arasındaki uçurum, orta sınıfın zayıf olması, işsizlik, bölgelerde perspektifin olmaması ve bazı umutların çökmesi ciddi sosyal sorunlar doğurabilir. Nüfusu 143 milyon civarında olan Rusya’da, uzmanlara göre 2050 yılında nüfus 100 milyona kadar düşecektir, durum Rusya için ciddidir.
 
Kosova’nın bağımsızlığıyla uluslararası hukukta bir kapı aralanmış ve Rusya’nın G.Osetya ile Abhazya’yı tanıması belki de Rusya’nın en büyük siyasi hatası olmuş, çünkü bu kapı iyice açılmıştır. Rusya tam bir Rus ruleti oynamaktadır. Avrasya coğrafyasında süper güç olmak bir tarafa, Rusya Ermenistan’ı kaybetmeyim, Azerbaycan’ı geri kazanayım derken hem ekonomik kriz, hemde içerdeki etnik ve sosyal sorunlarından dolayı elindekilerinden de olabilir.


http://www.turksam.org/tr/a1654.html
Arkadaşına Gönder 1481 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
34403 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
22198 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
13139 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
12211 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
11292 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
9 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
5 defa yorumlandı.
Enerji Politikamızda Değişiklik Sinyalleri: Rusya Stratejik, Türkiye ise Ekonomik Çıkarlara Üstünlük Veriyor?
3 defa yorumlandı.
Mitat ÇELİKPALA: Türkiye-Ermenistan Protokolü ve Sonrası
3 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2010 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 410 ziyaretçi, 1 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.