Üye Girişi | Yeni Üyelik
   01 Ağustos 2010 Pazar
Ortadoğu ve Afrika
Rusya – Ukrayna
Kafkasya
Türkistan
Asya – Pasifik
Güney Asya
Türkiye
Balkanlar
Amerika
Avrupa Birliği
Kıbrıs
Jeopolitik ve Strateji
Sivil Toplum Kuruluşları
Uluslararası Hukuk
Çok Taraflı İkili İlişkiler
Bilgi Yönetimi
Bilim ve Teknoloji Araştırmaları
Proje ve Kalkınma Yardımları
Medya
Uluslararası Örgütler
Karadeniz
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Türkocağı Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
İsrail’le İlişkilerde ‘Sıfır Sorun’ Geçersiz mi?
12 Ekim 2009 İsrail [10] [12] [14] [16]
Doç. Dr. Celalettin Yavuz
Doç. Dr. Celalettin Yavuz
TÜRKSAM Başkan Yardımcısı
Terör Enstitüsü
Hakkında - Arşivi

5-9 Ekim 2009 haftası içerisinde, Türkiye’de yıllık olarak planlanan ve icra edilen “Anadolu Kartalı” adlı, hava unsurlarıyla yapılan uluslararası tatbikatın, 12-23 Ekim 2009 tarihleri arasına rastlayan kısmına İsrail uçaklarının katılmayacağı duyuldu. Bunun sebebinin, aynı hafta içerisinde Kudüs’te “Herem-ül Şeyh”teki gösteriler ve “Üçüncü İntifada” söylentileri üzerine mi diye bazı yorumları bile yapılmıştı. Ancak, İsrail uçaklarının bu tatbikata katılmama sebebi, 11 Ekim 2009 itibariyle netlik kazanmaya başladı. Bu yazıda, anılan tatbikatla ilgi gelişmenin ve Türkiye-İsrail ilişkilerinde artan sorunların sebepleri üzerinde durulmaya çalışıldı.
 
Anadolu Kartalı Tatbikatıyla İlgili Gelişmeler
 
Türkiye’nin ev sahipliğinde her yıl belirli aralıklarla Konya bölgesinde icra edilen, planlı ve uluslararası bir tatbikat olan “Anadolu Kartalı” tatbikatına, hava kuvvetleri unsurları katılmaktadır. Başlangıcından bir hafta önce İsrail hava kuvvetlerinin bu tatbikata katılamayacağının duyulması, Türkiye’den çok İsrail’de büyük yankı yarattı. Zira Türkiye için aynı saatlerdeki gündemin en önemli konusu Türkiye-Ermenistan İyi Komşuluk İlişkileri Protokolü idi.
 
Türkiye’de gündem Türkiye’nin Ermenistan açılımına kilitlenmişken aynı saatlerde İsrail’in önemli gündem maddelerinden biri “Anadolu kartalı” idi. İsrail’le ilgili bir sorun yaşanmasa, belki gündeme bile alınmayacaktı. 10-11 Ekim 2009 tarihlerine rastlayan hafta sonunda yayınlanan İsrail gazetelerinde, Türkiye’nin tatbikatın başlamasından bir hafta önce, İsrail uçaklarının tatbikata katılmamasını istediği yazıldı. Hatta bunun üzerine ABD’nin anılan katılıma katılmayacağı vurgulandığı gibi, İsrail’deki  bazı savunma yetkililerinin, Türkiye’ye gelişmiş silah satışlarının yeniden gözden geçirileceğini dahi söyledikleri yazıldı.
 
Gene İsrail gazetelerinden birinde, erteleme kararının ardından, 11 Ekim 2009’da İsrail Dışişleri Bakanlığı’nda yapılan acil bir toplantıda Türkiye-İsrail ilişkilerinin görüşüldüğü, hatta bakanlık yetkililerinden birinin, Türkiye ile ilişkilerin, 2010 yılı başında Gazze Şeridi’nde gerçekleşen  “Dökme Kurşun” harekatının ardından bir tehlikeli hal almaya başladığını söylediği ileri sürüldü.
 
Bu haberlere göre, Türk askeri yetkililerince tatbikatın uluslararası bölümünün başlamasından önceki hafta, İsrail Hava Kuvvetlerinin anılan ‘Anadolu Kartalı’ tatbikatına alınmayacağının İsrail tarafına bildirildiği ileri sürüldü. Bu arada iptal kararının siyasi olduğu, hatta doğrudan Başbakan R. Tayyip Erdoğan’dan kaynaklandığı da iddia edildi. İsrail gazetelerine göre, İsrail ile birlikte bu tatbikata katılması planlanan ABD ve İtalya, İsrail’e karşı alınan bu karar üzerine tatbikattan çekildiler. Bu ülkelerden sadece ABD, tatbikatın “ertelendiğini” söylemekle yetindi.
 
Türkiye’de de gelişmeler, tatbikatla ilgili bu kararın “siyasi” içerikli olduğunu teyit eder niteliktedir. Zaten Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, “Anadolu Kartalı” tatbikatından İsrail’in dışlanması konusunda, İsrail’in Gazze ile ilgili mevcut yaklaşımından duyulan rahatsızlığını ortaya koyduktan sonra, “Gazze’deki durumun iyileşeceğini umuyoruz. Bu, Türk-İsrailli ilişkilerinde de yeni bir atmosfer yaratacak” şeklinde bir değerlendirme yaptı. Dışişleri Bakanı Davutoğlu konuyla ilgili açıklamasının devamında, “Gazze’deki durumun iyileşeceğini, yeniden diplomatik yollara gireceğini umuyoruz. Bu, Türk-İsrailli ilişkilerinde de yeni bir atmosfer yaratacak. Ancak mevcut durumda elbette ki bu yaklaşımı, İsrail’in yaklaşımını eleştiriyoruz” diyerek, Anadolu Kartalı’nın uluslararası yerine, milli bir tatbikat halinde gerçekleştirileceğini ifade etti.
 
Kararın “siyasi” nitelikli olduğu açıktır. Bu tip planlı tatbikatlar, asgari bir yıl öncesinden planlanır. Bu planlama içerisinde, tatbikat planlama başlangıcından, tatbikatın sonuna kadar belli bir zaman çizelgesine göre görüşmeler ve toplantılar yapılır. Görüldüğü kadarıyla “Anadolu Kartalı”, yabancı uçakların, ya da özellikle “İsrail kartallarının” Anadolu’ya konmasına saatler kala İsrail uçaklarına kapatılmıştır. Bu kararı Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’nin vermesi mümkün değildir. Zira tatbikat tamamen uluslararası nitelik taşımakta ve izin yetkisi de askeri değil, siyasidir. Tabii bu arada TSK’den da görüş alınmıştır…
 
Tatbikata İsrail’in alınmayışı üzerine İsrail Dışişleri Bakanlığı sözcüsün açıklamasında, “bu adımının NATO, Avrupa ve ABD’nin çıkarlarını da etkileyeceği” ileri sürüldü. Bu biraz da Türkiye’ye karşı, “aba altından sopa gösterme”ye benzemektedir. Konunun NATO’yla kesinlikle ilgisi yoktur. İngiltere dışında Avrupa ise, İsrail-Türkiye ilişkilerine pek de duyarlı değildir. Ancak ABD’nin durumu biraz farklıdır. ABD ile ilişkiler ise biraz daha farklıdır. Her ne kadar Başkan Barack Obama, İsrail’deki Benyamin Netanyahu Hükümeti’yle yıldızı bir türlü barışmasa da, Kongre’ye zaman zaman ağırlığını hissettiren “Yahudi Lobisi” sebebiyle ABD’nin, Türkiye üzerinde belli ölçüde etkili olacağını söylemek mümkündür.
 
Ocak 2009 sonunda Davos’taki “Gazze Paneli” sırasında Başbakan R. Tayyip Erdoğan ve İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres arasında yaşanan “diplomatik kriz”den sonra, ABD’deki Yahudi lobisinin Türkiye ile ilişkilerde daha soğuk bir yaklaşım sergilediği ileri sürülmekteydi. Buna karşılık Eylül 2009 içerisinde BM’nin New York’taki genel merkezinde 64. Genel Kurulu’na ve ABD’nin Pittsburgh’taki şehrinde G-20 zirvesine katılan Başbakan Erdoğan, bu gezi sırasında ABD Yahudi lobisi ile de görüşme fırsatı bulmuştu. Başbakan Erdoğan, ABD ziyaretinin ilk saatlerinde yaklaşık 50 kadar Musevi kuruluşun temsilcisini otelde kabul etti. Erdoğan’la görüşen Musevi temsilciler arasında, bir dönem sözde Ermeni soykırımına verdikleri destekle tartışmalara yol açan, en güçlü Yahudi kuruluşlarından biri olarak kabul edilen “İnkâr ve İftiraya Karşı Birlik” (ADL: Anti - Defamation League) isimli kuruluşun direktörü Abraham Foxman da yer aldı. Görüşmenin ardından ADL direktörü Foxman, Davos zirvesinde yaşanan “One minute” krizinin tarihe gömüldüğünü söylemişti. Bu gelişme ile Türk kamuoyu da İsrail-Türkiye ilişkilerinde ılımlı bir havanın eseceğini zannetmişti.
 
“Anadolu Kartalı”na İsrail uçakları katılmamakla birlikte, İsrail’in Türkiye’de katıldığı bir başka uluslararası tatbikat da unutulmamalıdır. Ağustos 2009 içerisinde Türkiye’nin ev sahipliğinde, ABD ve İsrail ile birlikte, doğu Akdeniz’de “Güvenilir denizkızı” (Reliant Mermaid) adlı bir arama kurtarma harekatı yapıldı. Hatta konuk ülke uçak ve helikopterlerinin Doğu Akdeniz’e ve Ege’ye çıkışlarında “uçuş bilgisi” vermemeleri üzerine Yunanistan, küçük çaplı bir gerginlik bile çıkartmaya kalkışmıştı.[1]
 
Türkiye – İsrail İlişkilerini “Sıfır Sorun’dan Çoklu Sorun”a Götüren Gelişmeler
 
İsrail – Türkiye ilişkilerindeki ilk yalpalamalardan biri, 22 Mart 2004’te, İsrail’in “terör örgütü” olarak nitelediği HAMAS’ın o dönemdeki kurucu lideri Şeyh Yasin’in, Gazze Şeridi’nde sabah namazı sonrası İsrail helikopterlerinin füze saldırısı sonunda oğulları dahil 7 kişiyle öldürülmesinden sonra yaşandı. İran’ın “Devlet terörü” olarak nitelediği bu olayı, İsrail’in o dönemdeki ana muhalefet partisi başkanı Şimon Peres dahi “hatalı” bulmuş, Başbakan R. Tayyip Erdoğan da, “İyi olmadı, tansiyonu yükseltici bir gelişme” şeklinde yorumlamıştı.
 
İsrail-Türkiye ilişkileri 2004 yılı boyunca kuşkularla beslendi. Özellikle İsrail’in Irak’ın kuzeyindeki Kürtlere askeri eğitim verdiği bilgileri üzerine Türkiye-İsrail ilişkilerinde sertleşmeler, hatta Türkiye’nin açık eleştirileri başladı. Üsteli aynı tarihlerde aynı bölge konusunda Türkiye ile ABD arasında müthiş bir “sinir harbi” de yaşanmakta, George W. Bush yönetimi, “1 Mart Tezkeresi”nin sonucunu her vesileyle Türkiye’den çıkartmak istercesine karşıt bir tutum izlemekteydi.
 
İsrail’in HAMAS ağırlıklı olarak, Filistinli liderlere karşı yapmış olduğu “suikast” tipindeki silahlı saldırıları, zaman zaman bizzat Başbakan R. Tayyip Erdoğan tarafından “devlet terörü” şeklinde dahi eleştirilmişti. Ancak, Başbakan Erdoğan’ın 2-3 Mayıs 2005 tarihli İsrail ziyaretiyle durum biraz düzelme gösterdi. Zira bu ziyareti, 1998 tarihinde dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz’ın ziyaretinden sonraki ilk ziyaret olduğu için özel bir önem taşıyordu. Bu ziyaret sırasında İsrail-Filistin konusunda Türkiye arabuluculuk teklifi yapmış ancak, teklif İsrail tarafından kabul edilmemişti. Ancak Başbakan Erdoğan, 1.5 saat görüştüğü İsrail Başbakanı Ariel Şaron’a, ‘Sizi en yakın zamanda Türkiye’de görmek istiyorum’ derken Şaron da, ‘Davetinizi memnuniyetle kabul ediyorum, en kısa sürede geleceğim’ karşılığını vermişti. Bu arada, Şaron’un önerisi üzerine Ankara ve Kudüs arasında haberleşmeyi sağlamak amacıyla ‘kırmızı telefon hattı’ çekilmesi de kararlaştırıldı. “Beyaz Saray, Moskova, İngiltere ve AB liderliği ile kırmızı telefon var. Artık Ankara ile de olacak” diyen Şaron’a Erdoğan da; “Aracının olduğu yerde sağlıklı görüşmeler olmaz. Tercümeyi doğrudan yapmak gerekir” diyerek cevap vermişti.
 
HAMAS’ın Filistin’de 2006 genel seçimlerini kazanıp, hükümet kurmak istemesi üzerine, İsrail’in “terör” örgütü gibi nitelediği HAMAS’a bu şansı vermek istememesi, ardından HAMAS liderlerinin Ankara’ya davet edilmesi, nihayet 27 Aralık 2008-18 Ocak 2009 tarihleri arasındaki Gazze Savaşı, iki ülke ilişkilerinde ipleri sonuna kadar gerdi. Türkiye, her ne kadar bizzat Başbakan Erdoğan tarafından ateşkes için yoğun bir çaba harcamış ise de, ateşkesin sağlanması ABD’nin yeni Başkanı Barack Obama’nın göreve başlamasından iki gün önce ve İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni Washington’da ABD yetkilileriyle görüştükten sonra gerçekleşebildi. Yani ABD İsrail’e, “Yeter artık!” dedikten sonra… Ancak bu arada tüm dünya, hatta evvelce İsrail yanlısı olduğu açıkça belli olan pek çok Avrupa ülkesi, AB ve ABD’nin Demokrat eski başkanları ve senatörleri bile İsrail’i kınamaktan geri kalmamıştı. Ocak 2009 sonlarında Davos’ta yaşanan “One minute!” krizi de iki ülke arasındaki ilişkilerde “kopma” noktasıydı…
 
Bu arada Türkiye’nin Suriye ile “Stratejik İşbirliği Toplantıları” yapması, küçük çaplı da olsa ikili askeri tatbikat yapması, sınırlardan vizesiz geçiş kolaylığı getirmesi, Irak’la “Stratejik İşbirliği Konseyi” tesis etmesi, hatta Irak-Suriye anlaşmazlığını gidermeye çalışması, hatta İran’ın nükleer silah üretme girişimiyle ilgili iddialar karşısındaki suskunluğu gibi gelişmeler de, Türkiye-İsrail ilişkilerini olumsuz etkileyen faktörlerdir.
 
Sonuç
 
Türkiye-İsrail ilişkileri, iddia edildiği üzere Türkiye’nin “sıfır sorun” üzerine kurulu bir dış politikasından farklı yönde ve olumsuz gelişmektedir. Şu anda İsrail’deki Netanyahu hükümeti ile Obama’lı ABD yönetiminin ve AB’nin pek yıldızının barışık olmaması gibi bir siyasi konjönktör sebebiyle, Türkiye’nin bu gelişmelerden olumsuz yönde etkilenmesi kısa vadede gerçekleşmeyebilir. Ancak, rüzgarın farklı yöne dönmesi ve ABD ile AB’nin benimsediği bir yönetimin İsrail’de varlığı halinde, Türkiye’nin dış ve iç politikasında bu olumsuzluğu hissetmek mümkün olabilir.
 
Askeri tatbikatlar, belirli uluslararası anlaşmalar ya da mutabakatlar sonucu ve yazılı olarak icra edilen faaliyetlerdir. Anadolu Kartalı’nın başlangıcında ve her yıl yapılacak tatbikatlar için yazılı sözleşmeler yapılmıştır. Uluslararası teamül gereği, bu tip organizasyonları planlamadan önce kaldırmanın daha uygun olacağı açıktır. Zaten bu tatbikatla ilgili bölgesel şikayetler (ses kirliliğinin süt hayvanlarının bile verimini düşürdüğü ileri sürülmektedir) dikkate alındığında, bundan böyle “milli” olarak devam etmesi en mantıklı olanıydı. Belki de çözüm için bu husus iyi bir bahane olabilirdi. Ancak, şu ana kadar alınan bilgilere göre, İsrail’e karşı, “Gazze Şeridi” sebebiyle bir erteleme, ya da bir “ceza” söz konusudur. Bu durumun İsrail tarafından nasıl algılanacağı pek yakında ortaya çıkacaktır. Ancak, şurası da muhakkaktır ki, başka ülkelerle ilişkilerde allanıp pullanan “sıfır sorun” ilkesinin, İsrail’e karşı uygulanmadığı da açıktır. Demek ki, “sıfır sorun” her zaman mümkün olamayabiliyormuş…


[1]Bilindiği üzere Yunanistan, FIR hattını ısrarla “egemenlik sınırı” gibi kabullenmeye ve kabul ettirmeye çalışmaktadır. Oysa Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı (ICAO)’nın 1952 tarihli Şikago Sözleşmesi’ne göre, FIR sorumluluğu sadece sivil havacılıkla ilgili trafik düzenlemeleri içindir. Egemenlikle hiçbir ilgisi yoktur. Buna karşılık Yunanistan, her Türk savaş uçağının Ege’ye çıkışında “ihlal” yaptığını ileri sürmekte, bazen sonu ölümle sonuçlanan “it dalaşı”na sebebiyet vermektedir.


http://www.turksam.org/tr/a1823.html
Arkadaşına Gönder 1679 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
39035 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
24506 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
14670 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
14482 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
13224 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
9 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
6 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
Gazze’ye Yardım Girişimi ve İsrail Saldırısının Soğukkanlı Analizi
5 defa yorumlandı.
Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı
4 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2010 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 1408 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.