Üye Girişi | Yeni Üyelik
   17 Mart 2010 Çarşamba
Ortadoğu ve Afrika
Rusya – Ukrayna
Kafkasya
Türkistan
Asya – Pasifik
Güney Asya
Türkiye
Balkanlar
Avrupa Birliği
Amerika
Kıbrıs
Jeopolitik ve Strateji
Silahsızlanma Çalışmaları
Uluslararası Hukuk
Çok Taraflı İkili İlişkiler
Bilgi Yönetimi
Bilim ve Teknoloji Araştırmaları
Proje ve Kalkınma Yardımları
Medya
Uluslararası Örgütler
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Barış Manço Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Rusya’da Nüfusun Coğrafi Dağılımından Kaynaklanan Sorunlar ve Çin Tehlikesi
08 Kasım 2009 Rusya Federasyonu [10] [12] [14] [16]
Dr. Mehmet Arslan


Hakkında - Arşivi

Küreselleşme olgusunun bütün gerçekliğine rağmen 21.yüzyıl, yine bir güçler mücadelesine sahne olacak ve bu güçler yüzyılın ilk yarısında mevcut tek süper güç olan ABD'nin karşısında yer almaya başlayacaktır. Rusya, Çin ve Hindistan’ın ABD’ye karşı ittifak oluşturabilecek Avrasya’nın büyük stratejik oyuncuları olduğu iddia edilmektedir.
 
Moskova yol ayrımındadır ve yeni arayışlar içindedir. Tek kutuplu dünyaya karşı olduğunu dile getirmekte ve bunu gerçekleştirebilmek için çeşitli girişimlerde bulunmakta, Çin’in de içinde olduğu BRIC[1] ve ŞANGHAY[2] gibi örgütlenmelere gitmektedir. Rus–Çin ilişkileri birçok noktada birazda dünyaya gözdağı vermek için uyum içinde gibi gözükse de iki ülke arasındaki ikili ilişkileri kilitleyen ciddi ihtilaf noktaları vardır. Bu ülkeler arasındaki kültür farklılığı, Rusya’daki milliyetçilik akımları, Çin ile hala çözünürlüğe kavuşmamış tarihsel sorunlar, Rusya’daki Çin nüfusu ve en önemlisi Pekin’in Rusya Federasyonu’nun Uzak Doğu ve Sibirya bölgesine yönelik politikası ve emelleridir.
 
Rusya’da 1990 yılından günümüze, ne gelişmiş, ne de gelişmekte olan ülkelerde rastlanmayan, yüksek ölüm oranları ve düşük doğumlardan kaynaklanan, ölüm oranın özellikle çalışabilir erkek nüfusun arasında çok yüksek olduğu, felaketsel boyuta doğru sürüklenen dikkat çekici bir nüfus azalması gözlenmektedir. 12 Ocak 1989 nüfus sayımına göre, o zamanki resmi adı ile “Rusya Sovyet Sosyalist Federal Cumhuriyeti” olan çok uluslu Rusya Federasyonu’nda nufüs 147 milyon 22 bin ile tarihinde zirveye ulaştıktan sonra,[3] nüfusun demografik anlamda sayısının ve niteliklerinin tespiti amacıyla en son 2002 yılında yapılan nüfus sayımı sonucunda 145 milyon 274 bine,[4] Rusya Devlet İstatistik Enstitüsü’nün 1 0cak 2009 tarihli verilerine göre Rusya Federasyonu’nun nüfusu 141 milyon 903 bine düşmüştür.[5] Gerekli tedbirler alınmaz ise, Rusya Federasyonu Ekonomi Gelişim Bakanlığı’nın tahminlerine göre şu anki nüfus artışı göz önüne alındığında, Rusya’nın nüfusu, 2025 yılında 120 milyona, 2050 yılında 100 milyona,[6] BM’nin yaptığı tahmine göre bu rakam 108 milyona,[7] Rusya Bilimler Akademisi Sosyal-Politik Araştırmalar Enstitüsünün tahminine göre ise 83 milyona kadar düşecektir.[8]
 
Buna göre; Rusya nüfusunun bu denli azalmasının temel sebebi alkoldür ve alkol yüzünden Rusya’da her yıl yaklaşık -çoğunluğu erkek olmak üzere- 600–700 bin[9] kişi hayatını kaybetmektedir. Rus demografi uzmanlarının tespitlerine göre başlıca diğer sebebler; halkın gelir seviyesinin düşük olması, sağlıklı yaşam kültürünün, hayat tarzının ve kişisel sağlığa verilen önemin zihniyet olarak daha yerleşmemiş olması, sağlık sistemi alt yapısının gelişmemiş ve yetersiz olması, bazı ölümcül hastalıkların aşırı yaygın olması, kadın nüfusunun 10 milyondan fazla olmasından kaynaklanan sosyal sorunlar, cinayetler, intiharlar ve trafik kazaları olarak sıralanmaktadır.
 
Rusya’nın günümüzde en sorunlu yılları diye artık tarih kitaplarında yerini alan 1990’lı yıllarda ülkenin nüfusu sadece yaklaşık 2 milyonluk bir azalma göstermişken, diğer taraftan Rusya’nın yeniden dirilişi olarak ifade edilen son 9-10 yıllık zaman diliminde ise bu dönemde eski SSCB ülkelerinde yaşayan yaklaşık 25,3 milyon etnik Rus’un,[10] 10 milyondan fazlasının Rusya’ya göçmesine ragmen nüfusta 4 milyon civarında bir azalma yaşanmıştır. Bu rakam günümüzde Rusya’nın aslında nasıl bir durumda olduğunun göstergesi ve Rusya halkının yaşamakta olduğu “Büyük Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Depresyonın” ispatı niteliğindedir.
 
Rusya nüfusunun dağılışı bölgeler yönünden ele alındığında, her ne kadar topraklarının büyük kısmı Asya içinde kalıyorsa da (Resim 1), nüfusunun yüzde 79,3’den fazlası Ural Dağları’nın batısında, dolayısıyla da Avrupa kıtası içinde yaşamaktadır. En önemli nüfus toplanma alanları da Moskova’nın da bulunduğu Merkez ve Privoljski Federal bölgelerindedir. Topraklarının 3/2’nin bulunduğu Uzak Doğu ve Sibirya Federal bölgeleri (nüfusun yüzde 18,4) ile Ural Federal bölgesinde bulunan Tümen oblast’ını[11] içine alan Asya kısmında ise nüfusun sadece yüzde 20,7’si yaşamaktadır. 
 
Tablo 1: Rusya Nüfusunun Federal Bölgelerine Göre Dağılımı
Federal Bölge (Okrug)
Nüfus miktarı
1989
(1000 kişi)
Nüfus miktarı
2002
(1000 kişi)
Nüfus miktarı
2009
(1000 kişi)
Ülke genelindeki
Payı 2009 (%)
 
 
Rusya Federasyonu
147 400
145 274
141 903
100
Merkez
38 115
36 482
37 121
26.2
Privoljski
31 805
31 642
30 157
21.5
Güney
20 666
21 471
22 901
15.8
Kuzey-Batı
15 279
14 259
13 462
9.6
Ural
12 527
12 520
12 254
8.5
Sibirya
21 077
20 542
19 545
13.8
Uzak Doğu
7 941
7 038
6 460
4.6
Kaynaklar: (Goskomstat Rossii, 2009), (Demoskop Weekly, 2009)
 
Ülke topraklarının 3/1’ne tekâmül eden Rusya’nın Uzak Doğu bölgesinde 6,4 milyon insan yaşamakta olup, tabloda görüldüğü üzere 2002 yılından günümüze 578 bin, Sibirya bölgesinde ise 997 binlik bir nüfus azalması yaşanmıştır, aslında bu rakam daimi ikametgâh adresleri göz önünde bulunarak hesaplanmakta olup gerçekte bu sayı daha da azdır.[12] [13]
 
 
Yaklaşık 102 milyonu Çin’in Kuzey Doğu’sunda olmak üzere, 300 milyon Çinli ise Rusya ile olan sınırı boyunca yaşamaktadır.[14] Rusya’da 1,5 milyonu legal olmak üzere 6,5 milyon Çinli’nin  yaşadığı tahmin edilmektedir.[15] Özellikle Sibirya, Uzak Doğu ve Rusya’nın Kuzey bölgelerinden Merkez bölgeye ekonomik sıkıntılardan dolayı çok ciddi şekilde nüfus hareketliliği ve iç göç yaşanmakta olup, Rusların göç ettiği yerlere ise, Çinli’ler yerleşmektedir, yani Çinli’ler bir nevi “Sessiz İhtilal” yapıyor diyebiliriz.
 
Çin’in böyle bir politika izlemesinin tarihsel bir yönü vardır. Çin Halk Cumhuriyeti'nin Kuzeydoğu bölgesindeki Heyluntszyan, Tszilin ve Lyanin bölgeleri ile Rusya Federasyonu'nun Primorski ve Yahudi özerk bölgesi, ayrıca Amur bölgesi ve Habaravski Kray’ının bir bölümünü ve Mogolistanın Doğusunu kapsayan bölgeye Mançurya denilmektedir. Bu bölge tamamen Çin topraklarında iken, Ruslar 24 Mayıs 1854 yılından itibaren yavaş yavaş bu bölgeye yerleşmeye başlamışlardır.[16]
Çin’in ikinci “Opium” savaşında İngiliz ve Fransız’ların Pekin kapılarına dayanmasını fırsat bilen Rus Çarlığı, Çin’in zayıf olduğu 19. yüzyılda ise şu an Rusya’da kalan ve Çinlilerin Dış Mançurya diye adlandırdıkları geniş petrol ve doğalgaz rezervlerinin bulunduğu bu bölgeyi, ilki 16 Mayıs 1858 yılında “Aygun”[17] sınır ve ticari anlaşması, ikincisi 1-13 Haziran 1858’de “Tyan-Tszin”[18] anlaşması ve üçüncüsü Rus General N.P Ignatyev başkanlığında 1-14 Kasım
1860 yılında bir önceki iki anlaşmanın kesin olarak onaylandığı dayatma ek “Pekin” antlaşmalarıyla ele geçirmiştir.[19]  
 
Günümüzde Çin bu anlaşmaların adaletsiz olarak yapıldığını savunmakta ve kabullenmek istememektedir. Çin’de okullarda tarih kitaplarında “Batı Sibirya (Tomsk bölgesinide içine alacak şekilde) – geçici olarak kaybedilmiş Çin toprağıdır”  denilmekte olup, bu bölgelerin Çin’e ait olduğu ve Rusya’nın vermemek konusunda direndiği öğretilmektedir.[20]
 
SSCB’nin dağılmasından sonra Çinli tüccarlar Sibirya ve Dış Mançurya ile çok yoğun bir ticari ilişki geliştirdiler. Dış Mançurya bölgesindeki Vladivastok, Habaravsk kenti ile Sibirya bölgesindeki İrkutsk, Ulan-Ude, Novosibirsk vb. merkez niteliğindeki kentlerde Çinlilerin ciddi nüfusu olup,  ticaret ve hizmet sektörünün kontrolünü ele geçirmiş oldukları iddia edilmekte ve özellikle sınır bölgelerinde ticaret tamamen Çin’e bağımlı hale gelmiş durumdadır.
 
Çin Komünist Partisi’nin ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucularından ve ilk başkanı, ayrıca söylediği sözlerin bir çoğu Çin’de hedef ve slogan olarak kabul edilen Mao Zedong “Rusya haddinden fazla toprak işgal etmiştir: yaklaşık yüz yıl önce Ruslar ikili anlaşmaları ihlal ederek, Baykal gölünün ordan Boli (Habarovsk), Hayşenveyem (Vladivastok) ve Kamçatka yarım adası olmak üzere Doğuya doğru bütün bölgeyi Çinden kopararak almışlardır. Bu hesabı kapatmak o kadar kolay değil. Biz bununla alakalı Ruslarla daha hesaplaşmadık” demiştir.[21]
 
Benzer tarihsel bir sorun Rusya ile Japonya arasında yaşanmaktadır. İkinci dünya savaşında Uzak Dogu Federal bölgesinde bulunan Sahalin adasını ve geçici olarak SSCB’ye bıraktıklarını öne sürdüğü Kuril adalarını kaybeden Japonya, 2009 yılında parlamentosunda almış olduğu tek taraflı bir kararla Rusya’ya bağlı Kuril adalarını kendi toprağı olduğunu ilan etti. Özellikle bu adaların bulunduğu Ohot denizi dünyanın en zengin balık rezervlerinden birine sahip olması ve Japonya nüfusunun yoğunluğunun ülke içinde sorun teşkil etmesi Japonya’nın önümüzdeki dönemde bu bölgeleri geri alma yönündeki çabaları devam ettireceğe benzer.
 
Ayrıca özellikle Sibirya bölgesine yönelik ABD üzt düzey yetkililerininde kafalarda soru işareti uyandıran bazı açıklamaları olmuştur. Eski Dışişleri bakanı Madeleine Korbel Albright 2005 yılında “Sibirya gibi bir bölge, tek bir ülkeye ait ise adalet bunun neresinde, Sibirya’nın zenginliklerinin sadece Rusya’ya ait olması haksızlık, Sibirya’yı uluslararası gücün denetimine vermek lazım”,[22] Condoleezza Rice ise Dışişleri bakanıyken “Sibirya tek bir devletin toprağı olamayacak kadar büyük bir bölge” demiştir.[23]
 
Ural dağları sadece Asya ile Avrupa kıtası arasında degil, Rusya içindeki bölgelerin gelişmişliklerine göre de suni bir sınır teşkil etmektedir. Özellikle son dönemde Rusya’nın Orta Asya ülkelerinde yaşayan etnik Rusları nüfusu azalan Uzak Doğu ve Sibirya bölgelerine yerleştirmek için, bu insanlara vatandaşlık verme konusunda bazı kolaylaştırıcı yasal düzenlemelere gitmiştir. Rusya bu bölgelerin gelişimi ve demografik sorunlarının çözümü için bazı önlemler alsada bunlar yetersiz kalmaktadır. Bu coğrafyada yaşayanların çogunluğunun kendi istekleri dışında genelde sürgün veya mecburi atama yoluyla buralara yerleştirildikleri, iklim ve hayat şartlarının bu bölgelerde zor olmasındanda dolayı, bu bölgeler yaşam açısından Ruslara cazip gelmemekte, bu yüzden Moskova buradan Batı bölgelerine yapılan iç göçün önünü alamamaktadır. Günümüzde Rusya’nın güvenliğini ve bütünlüğünü tehdit eden en büyük etken demografik sorunlardır diyebiliriz.
 
Uzak Doğu ülkelerinde zaman dediğimiz birim farklı işlemekte olup, bizim için artık uzak gibi gözüken I. ve II. Dünya Savaşı yılları onlar için daha dün olmuş gibi tazeliğini korumaktadır. Çin Halk Cumhuriyetinin kurucusu Mao Zedong’un dediği üzere, Çin Rusya ile olan hesabını daha kapatmamıştır. Acaba Rusya’nın 19. yüzyılda Çin’e zayıf olduğu dönemde uygulamış olduğu benzer bir siyaseti, Çin, Rusya’nın günümüzdeki durumundan faydalanıp uygulamak ve Rusya topraklarında bulunan Dış Mançurya'yı gerimi almak istiyor. Çinin Rusya’nın Sibirya bölgesine yönelik siyasetini incelediğimizde gözüken bunun Dış Mançurya'yla sınırlı kalmayacağıdır.


[1] İlk defa Goldman Saks tarafından 2001 yılında kullanılmış olup, gelişmekte olan ülkeler Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin'in ekonomilerini kastetmek için kullanılır. BRIC, bu ülkelerin İngilizce isimlerinin baş harflerinden oluşur (Brasil, Russia, India, China).
[2] 2001 yılında kurulmuş Çin, Rusya, Kazakistan, Tacikistan, Kırgızistan ve Özbaekistan’dan oluşan Uluslararası Bölgesel örgüt.
[3] Goskomstat Rossii, “Ob Itogah Vserossiyskoy Perepisi Naseleniya 2002 goda”, http://www.gks.ru/PEREPIS/report.htm, Erişim: 20.07. 2009
[4] Vserossiyskaya Perepis Naseleniya 2002 goda, “Naseleniye Uçtennoye pri Vserossiyskoy Perepisi Naseleniya 2002 goda”, 2002, http://www.perepis2002.ru/ct/html/TOM_01_01.htm, Erişim:18.07.2009
[5] Federalnaya Slujba Gosudarstvennoj Statistiki, “Osnovniye İtogi Vserossiyskoy Perepisi Naseleniya 2002 goda”, http://www.gks.ru/PEREPIS/osnitogi.htm, Erişim: 15.07. 2009
[6] Ministerstva Ekonomiçeskava Razvitiya Rossiyskoy Federatsii. 2008, http://www.economy.gov.ru/wps/wcm/connect/economylib/mert/resources/8fc54a004999a7a8b57bb7be213d6ed5/csrc200805040080.doc#TTIT1_6, Erişim: 20.07.2009
[7] OON, “Novosti Obyeinennoy Natsii”, 13.03.2007, http://www.un.org/russian/mobile/fullstorynews.asp?newsID=7202, Erişim: 05.07.2009
[8] L.L. Rıbalovskiy, “Strategiya Demografiçeskogo Razvitiya Rossii Na Blijayşiye 20 Let”, İnstitut Sotsialno-Politiçeskih İsledovaniy Rossiyskoy Akedemii Nauk, 26.01.2006, http://www.ispr.ru/Confer/Demopolit/Content/Demopolit_01.pdf, Erişim: 15.07.2009
[9] D.A. Korotayev, D.A. Halturina, Alkogolnaya Katastrofa i Vozmojnosti Gosuderstvennoy Politiki v Preodelenii Alkogolnoj Sverhsmertnosti v Rossii, - M. LENAND, 2008, str.67 
[10] Demoskop Weekly, “Natsionalnij Sostav Naseleniya po Respublikam SSSR”, http://www.demoscope.ru/weekly/ssp/sng_nac_89.php, Erişim: 10.07.2009
 
[11] Oblast: bölge
[12] Rusya’da daimi ikametgah adresinizi başka bir yere alabilmeniz için kaydınızı almak istediginiz bolgede kendinize ait sizin evinizin olmasi gerekmektedir. Mesela Uzak Doğu bölgesinden Moskova’ya göç edenlerin ev sahibi olmaları kolay olmadığından dolayı, kirada yasamakta ve geçici kayıt yapmaktadırlar, nüfuslarını ise geldikleri yerde kayıtlı tutmak zorunda kalmaktadırlar. O yüzden oradaki göçün gerçek oranı resmi kayıtlara yansımamaktadır.
[13] Dmitriy Erşov, “Kitayskiy Vopros”, 19.01.2009 http://www.kreml.org/opinions/202880460, Erişim: 21.07.2009
[14] Ian Bremmer, “Opasatsya li Nam Antizapadnogo Soyuza Rossii i Kitaya”, 06.02.2008, http://www.inosmi.ru/stories/06/02/08/3475/236363.html, Erişim: 20.07.2009
[15] Ananitiçeskiy NAMAKON, “Uj Vıbor blizitsa, a Vıbora Vse Net”, http://www.namakon.ru/pic/article45.DOC, Erişim: 18.07.2009
[16] Aleksandır Alekseyev, Osvayeniye Russkimi Dalnego Vostoka i Russkoy Ameriki, Moskva, 1982, str.7-10
[17] ABIRUS, “Aydunskiy Dogovor o Granitsah i Vzaimnioy Torgovle 1858 g.”, http://abirus.ru/content/564/623/626/632/743/11211.html, Erişim: 30.07.2009
[18] ABIRUS, “Traktat Mejdu Rossiyey i Kitayem Ob Opredelenii Vzaimnih Otnosheniy Tyan-Tszin”, http://abirus.ru/content/564/623/626/632/743/11212.html, Erişim: 30.07.2009
[19] ABIRUS, “Pekinsiy Dopolnitelniy Dogovor. 1860 g.”, http://abirus.ru/content/564/623/626/632/743/11213.html, Erişim: 30.07.2009
[20] Primorskoye Kravayevoye Otdeleniye Kompartii Rossiyskoy Federatsii, http://www.pkokprf.ru/Info/3402, Erişim:10.08.2009  
[21] Sergey Lavrenov, Igor Popov, Sovetskiy Soyuz, v Lokalnih Voynah i Konflikta, Moskva, 2003, http://www.milresource.ru/USSR_in_Wars.pdf, Erişim: 10.08.2009
[22] Sergey Yevseyev, “Neftegaz”, “Rossiya ne Otdast Sibir Zapadu”, 17.01.2008,
[23] Yuriy Voronov, “Problema Sibiri – v Neravnomernom Razvitii”, 2005, http://www.kreml.org/opinions/105162368, Erişim: 10.08.2009


http://www.turksam.org/tr/a1855.html
Arkadaşına Gönder 1504 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
34449 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
22259 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
13148 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
12218 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
11328 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
9 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
5 defa yorumlandı.
Enerji Politikamızda Değişiklik Sinyalleri: Rusya Stratejik, Türkiye ise Ekonomik Çıkarlara Üstünlük Veriyor?
3 defa yorumlandı.
Mitat ÇELİKPALA: Türkiye-Ermenistan Protokolü ve Sonrası
3 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2010 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 83 ziyaretçi, 1 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.