Üye Girişi | Yeni Üyelik
   10 Mart 2010 Çarşamba
Ortadoğu ve Afrika
Rusya – Ukrayna
Kafkasya
Türkistan
Asya – Pasifik
Güney Asya
Türkiye
Balkanlar
Avrupa Birliği
Amerika
Kıbrıs
Jeopolitik ve Strateji
Silahsızlanma Çalışmaları
Uluslararası Hukuk
Çok Taraflı İkili İlişkiler
Bilgi Yönetimi
Bilim ve Teknoloji Araştırmaları
Proje ve Kalkınma Yardımları
Medya
Uluslararası Örgütler
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Barış Manço Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Ahmedinejad: Nükleer Hakkımızı Müzakere Etmeyeceğiz
09 Aralık 2009 İran [10] [12] [14] [16]
Sinem Demirkıran


Hakkında - Arşivi

İran’ın 1979 yılında gerçekleştirdiği İslam Devrimi, ABD ve Batı karşıtlığına bürünmüştür. 1979 öncesinde yapılan nükleer anlaşmalar karşılıklı iptal edilmiş ve uzun süre de gündeme getirilmemiştir. İslam Devrimi ile birlikte Rusya’nın İran’ın yanında yer alması ve İran’ı kaybetme korkusu Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) İran’ı cezalandırma politikasına itmiştir. Devreye ambargo uygulaması girmiştir. Karaborsayla gelen ürünler, enflasyonun yükselmesiyle yaşanan işsizlik, 1980-1986’da ki İran-Irak savaşında petrol rafinelerinin tahribatı, İran’ın zorlu bir sürece mahkum etmiştir. Fakat tüm bunların yanında Irak-İran savaşı, İran’a askeri gücü ve kapasitesini arttırmasını, nükleer çalışmalara devam etmesi gerektiğini de öğretmiştir. Bir yandan da ambargolarla yalnızlığa mahkum edilen İran, aslında kendi kendine yetebilmenin başarısını da gösterebilmiştir. Kıt kaynaklarını kullanarak Orta Doğu’da var olmayı başarabilmiş, çevre ülkelerle yapmış olduğu ekonomik ve ticari anlaşmalarla da ABD’nin koymuş olduğu ambargonun bir yere kadar işleyebildiğini göstermiştir. İran halkının yaşadığı ekonomik sıkıntılarla Amerikan karşıtlığının daha da köklü hale gelmesini sağlayan yalnızlık politikası, şimdilerde ise Ahmedinejad’la aşılmaya çalışılmaktadır. Sıkı ve baskıcı rejimin halk tarafından tahammül edilemez boyuta gelmesi, muhalefetin ise her defasında bunu dile getirmesi İran’da bir şeylerin değiştiğini ve istenmediğini göstermektedir. Yaşanan bu kısır döngüde, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları, ardından oluşan halk ayaklanması ve Ahmedinejad’ın şiddet kullanarak muhalefeti bastırmaya çalışması, İran’da demokrasi özlemini de beraberinde getirmiştir. Bu tabloyu iyi tahlil eden Amerikan yönetiminin, “eşitlik”, “adalet” ve “demokrasi” şeklinde formüle ettiği ve daha önce Irak laboratuarında uyguladığı çözüm yolunu, İran’a karşı kullanması olasılığı üzerinde daha çok durulmaya başlamıştır. Ancak Amerikan yönetimi İran’a karşı silahla değil, yeni bir politikayla gidilmesi gerektiğini de Irak ve Afganistan işgallerinde edindiği tecrübe ile anlamıştır. Kaldı ki, bu bölgede ciddi oranda Amerikan antipatisi oluşmuştur.

 

ABD, nükleer silah konusunda İran’ı şer ekseni olarak görürken, dünya ve bölge barışı için tehdit olduğunu her fırsatta dile getirmektedir. Fakat Amerika’nın gözünde Orta Asya ve Kafkasya ile geniş toprak sınırlara sahip bir ülke olan İran, bölgede Rusya merkezli bir dış politika takip etmekle ABD’nin bölgedeki siyasi alanını daraltmaktadır. ABD açısından Orta Asya ve Kafkasya'da İran sorunu çözülmeden ABD için uygun ortamın oluşturulması imkansızdır. İran’ın Hazar Havzası  ve Basra Körfezi'nde zengin petrol ve doğalgaza sahip olması, ona enerji hatları bağlamında ciddi önem kazandırmaktadır. Radikal İslâmî kimliği, siyasal İslam söylemi ve Orta Doğu'daki radikal İslami gruplar ile olan ilişkisi nedeniyle ABD'nin Orta Doğu politikasındaki İran hassasiyeti anlaşılabilir niteliktedir.[1]

 

ABD’nin yanında görünen Avrupa Birliği (AB) ise, İran’ı nükleer bir tehdit olarak görmenin yanında, ticari ilişkilerde bulunabileceği bir pazar olarak da görmektedir. Avrupa, İran’la diplomatik ilişkilerini kesmeden, karşılıklı diyalog kurarak bazen yumuşak bazen de sert bir dille İran’la olan sorunları halletmeye çalışmıştır. İlişkilerini asla kesmemeleri ise, AB’yi ABD’den ayıran en önemli özellik olmuştur. Nükleer çalışmaları konusunda İran’a güvenmeyen AB, daima İran’a şüpheyle yaklaşmıştır. 1992’den bugüne kadar İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Kurumuna eksik bilgiler verdiğini iddia eden AB, İran’a karşı baskısını arttırmıştır ancak İran yönetimi bu konuda geri adım atmamıştır.

 

Bunun yanında Rusya’yla ilişkilerini koruyan İran, Batı bloğuna karşı aynı politikayı güderek Orta Asya ve Kafkasya üzerinde Rusya ile ortak bir paydada buluşmuştur. Bu ortak dış siyaset, ticari ve ekonomi anlaşmalarını da beraberinde getirerek uzun süreli işbirliği imzalarının atılmasını sağlamıştır. İran’ın Amerika’ya ve Batı’ya karşı direnmesi gerçekte Rusya’nın da işine yaramaktadır. Fakat Rusya, bir yandan da İran’ın kendisi için de ciddi bir tehlike olmasından korkmaktadır. Kafkasya’da ve Orta Asya’da İran’ı nükleer bir güç olarak karşısında bulma endişesi, Rusya’yı, İran’ın Uluslararası Atom Enerji Kurumu’na (UAEK) rapor vermesi gerektiği baskısını yapan ülkelerden biri yapmaktadır. İran’daki nükleer çalışmaların Rusya’ya ekonomik anlamda bir getirisi olsa da bunu UAEK’yla kontrol altında tutma politikasını tercih ettiği görülmektedir. En son Singapur’da düzenlenen Asya Pasifik İşbirliği Forumu’nda Barack Obama, İran’ın herkesin yapıcı ve yaratıcı olarak gördüğü yaklaşıma evet demediğini, zamanın tükenmekte olduğunu dile getirirken, Medvedev zenginleştirilmiş uranyumu Rusya’ya göndermesi için İran’ı ikna etme konusunda halen umutlu olduğunu ifade etmiştir. Bu açıklamayla, Rusya, İran’ı kendi kontrolü altında tutarak asla Amerika’ya kaptırmak istemediğini göstermiş olmuştur.

 
 

Türkiye’nin komşularıyla sıfır sorun politikası ve Orta Doğu’da arabulucu bir rol oynaması, ABD ve AB açısından olumlu karşılanırken, İran’la belirlenen sınırların ötesinde temaslarda bulunulması endişeleri de beraberinde getirmektedir. 30 Ocak 2009’daki Davos Zirvesi’nde  Gazze’ye yapılan saldırılar konusunda Başbakan Erdoğan’ın sert çıkışlarının yarattığı kriz, Türkiye-Suriye sınırında gerçekleşecek olan mayın arama ihalesinin İsrail’e verilmesinden vazgeçilmesi ve Konya’da İsrail ile yapılacak olan hava tatbikatının son dakikada ertelenmesi, İsrail’le Türkiye arasının açılmasına sebep olmuştur. Tüm bunlar yaşanırken diğer bir yandan da Türkiye’nin İran’la ticari anlaşmalarını 7 milyar dolardan 20 milyar dolara ardından da 30 milyar dolara çıkarmayı amaçlaması, Avrupa ve Amerikan basınında “Ankara yüzünü doğuya mı çeviriyor?” sorularını beraberinde getirmiştir. Avrupa basınının bu soruya cevap ararken Türkiye’nin İran’la gerçekleştirdiği ticari ilişkileri masaya yatırırken Avrupa’nın da İran’la ticari ilişkilerde bulunduğu ihmal edişi ayrı bir tartışma konusudur. İran’ın nükleer çalışmaları konusunu yorumlayan Başbakan Erdoğan’ın önce İran’a tepki gösteren ülkelerin ellerindeki nükleer silahlardan arınmaları gerektiğini söylemesi ise çifte standarda dikkat çekmesi bakımından önemli bir yaklaşımdır. Bu durum İran’a özel olmadığı gibi, çifte standardın ne kadar yanlış ve adaletsiz olduğunu gözler önüne sermektir. İran, Fransa’dan, ABD’den ve Rusya’dan uranyum isteğine olumlu bir cevap alırken, “uranyumu zenginleştiremezsin” ültimatomu, İran’a karşı uygulanan tutarsız politikayı gün ışığına çıkarmaktadır.

 
Değerlendirme
 

Ahmedinejad, nükleer enerji faaliyetlerine devam edeceğini ve bu konuyu kimseyle müzakere etmeyeceğini her defasında dile getirmektedir. Kendisini Orta Doğu’da nükleer bir güç olarak görmek isteyen İran, bu konuda sağlam ve emin adımlar atarak, ABD ve AB arasındaki çıkar uyuşmazlıklarından yararlanacaktır. Bir yanda askeri olarak müdahale etmek isteyen Amerika, diğer yanda ise, ekonomik ve siyasi çıkarlarını ön planda tutan AB bulunmaktadır. Bundan dolayı İran, anlaşılıyor ki, uranyumun zenginleştirilmesiyle ilgili baskılara maruz kaldığında faaliyetlerini durdurmakta, baskı kalktığında ise sessizlik içerisinde faaliyetlerini devam ettirmektedir. Fakat hiç bir zaman da nükleer çalışmalarından vazgeçme düşüncesinde değildir. ABD, Rusya, Çin, İngiltere, İsrail, Pakistan, Hindistan, Kuzey Kore gibi ülkeler ulusal güvenliği en üst düzeye çıkarma amacıyla nükleer silah sahibi olabiliyorken, İran’ın uranyum zenginleştirmesi konusunda özellikle ABD kaynaklı baskıya maruz kalması, zaten tartışmalı bir konudur. ABD’nin gelecekte bu bölgede yeni politikalar geliştirirken üçüncü adım olan İran’da engele takılmak istemediği düşüncesi, İran’ın nükleer çalışmalarındaki tutumu nedeniyle yaygınlık kazanan bir görüştür.

 

Orta Doğu’dan Asya’ya geçiş yapan ABD’nin, Afganistan’da altı yıldır sağlamaya çalıştığı istikrarı bir türlü gerçekleştirememesi, Hindistan’ı ve Pakistan’ı istediği gibi yönlendirememesi, İran’ın ve Rusya’nın Kafkasya’da etkin bir güç olması, Çin’in önemli bir ekonomik büyüme gerçekleştirerek tehdit edici olması, Asya üzerindeki planların kolay gerçekleşemeyeceğini göstermektedir. Eskiden tek bir aktörle ekonomik, siyasi, askeri olarak mücadele eden Amerika, karşısında artık çok kutuplu bir sistemin yer aldığının farkındadır. Kesin olan şu ki, ABD Afganistan ve Irak’ta olduğu gibi İran’da da boğulmak istememektedir. Öte yandan, Irak’ta ve Afganistan’da yeni bir düzen kurma çalışmalarının ABD’yi uğrattığı ekonomik kayıp da göz ardı edilmemelidir. Bunun yanında, İsrail’in İran’a saldırma planlarının zaman zaman basında yer almasına rağmen en son “Şimdilik böyle bir şey düşünmüyoruz” şeklinde demeç verilmesinde ABD’nin ekonomik olarak destek olamayacak düzeyde olması etkili olmuş olabilir.

 

Sonuç olarak İran’ın nükleer yakıt ve uranyum zenginleştirme çalışmalarını UAEK’nin denetiminde gerçekleştirmesinin güven uyandıracağı ve dünyayı bir nebze de olsa ikna edeceği açıktır. Her ülke gibi silah bulundurma hakkı varken bunu gizli kapılar ardında gerçekleştirmesi şüpheleri arttırmakta ve niyetine yönelik kuşkular doğurmaktadır. Kaldı ki, bu konuda Amerika’nın ve İsrail’in eline koz vermektedir. İsrail’in Orta Doğu’daki varlığını, tehdit algılarını dünyaya bildirerek hiç beklenmedik anda savaş başlatmasına borçlu olduğunu hatırlamak gerekir. Tarih bunun örnekleriyle doluyken, İran nükleer çalışmalarını barış amaçlı üretilmekte olduğunu uluslararası kamuoyunu bir şekilde inandırmalıdır. Aksi takdirde belki enerji arayışı belki ulusal güvenlik çıtasını yükseltme amacı belki sadece nükleer güç olma niyeti nedeniyle yaptığı nükleer çalışmalar, İran’ı hedef yapmaktadır.



[1] Arif Keskin, İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar, http://www.turksam.org/tr/a77.html, Erişim tarihi: 17-11-2009



http://www.turksam.org/tr/a1878.html
Arkadaşına Gönder 610 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
34032 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
21982 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
13082 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
12168 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
11102 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
9 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
5 defa yorumlandı.
Enerji Politikamızda Değişiklik Sinyalleri: Rusya Stratejik, Türkiye ise Ekonomik Çıkarlara Üstünlük Veriyor?
3 defa yorumlandı.
Mitat ÇELİKPALA: Türkiye-Ermenistan Protokolü ve Sonrası
3 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2010 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 1459 ziyaretçi, 1 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.