Üye Girişi | Yeni Üyelik
   18 Mayıs 2012 Cuma
Enerji Enstitüsü
Terör Enstitüsü
Ermeni Enstitüsü
Göç Araştırmaları
Türk Dünyası Enstitüsü
Ekonomi Enstitüsü
Silahsızlanma Çalışmaları
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Türkocağı Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Güney Azerbaycan’da Meşrutiyet Hareketi
05 Mart 2003 İran Türkleri (Güney Azerbaycan) [10] [12] [14] [16]
 Arif KESKİN
Arif KESKİN
Bölge Uzmanı
Ortadoğu ve Afrika
Hakkında - Arşivi

1906-1991 yılları arasında İran'da Meşrutiyet Hareketi gerçeklemiştir. Güney Azerbaycan, Meşrutiyet Hareketinde belirleyici rol oynamıştır. Meşrutiyet Hareketini Tahran başlattı ise Tebriz  sonuçlandırmıştır. Tebriz'in Meşrutiyet Hareketindeki rolü  bu tarihi sürecin  Azerbaycanlıların adı ile özdeşleşmesine sebep olmuştur.
Bu yazının amacı Meşrutiyet Hareketinde(1906-1911) Güney Azerbaycanlıların siyasi tutumlarını ve bu siyasi tutumun toplumsal ve siyasal sebeplerini incelemektir.

A. Azerbaycan'ın Önemi
Tebriz, başkent Tahran'dan sonra İran'ın ikinci büyük kenti sayılmaktaydı. Fethali Şah döneminden başlayarak Tebriz, veliahtların oturduğu bölge olmuştu. Bu durum, Tebriz'in siyasal ve ekonomik anlamda öneminin artması anlamına gelmekteydi. Tebriz'de de Tahran'da olduğu gibi bir saray ortaya çıkmış,bu sarayın yabancı ülkeler gözünde önemi artmıştı. Diğer taraftan başkentin siyasal sürecinde etkisi daha fazla olmuştu.

Abbas Mirza, Müzefferudin Şah ve Mehmet Ali Şah, kendi veliahtlık dönemlerinde Tebriz'de vali olarak çalışmışlardır. Azerbaycan, Abbas Mirza döneminden başlayarak İran'da modernleşmenin merkezi haline gelmiştir.

İran'ın güney sınırı İngiltere kontrolünde olduğu için ticaret yolu, kapatılmıştı. İran'ın doğu sınırlarında Afganistan olduğu için, buralar ticarete uygun değildi.  İran'ın en önemli ticaret bölgesi, Azerbaycan eyaletiydi. Hem Rusya hem Osmanlı ile sınırı olan Azerbaycan'da tüccarların bu bölgeler ile önemli ticari ilişkileri vardı. Bu durum, Tebriz'de ticaretin gelişmesine neden olmuştur.

B.Azerbaycan Hareketinin Temelleri
Azerbaycan'ın coğrafi konumu, işsiz ve fakir insanların Rusya ve özellikle Kafkasya'ya göç etmelerini kolaylaştırıyordu. İşçiler ve çiftçiler, geçim sıkıntısı nedeni ile Güney Rusya ve Kafkasya'ya gidiyordu. Bu  işçilerin sayısının 50 ila 80 bin olduğu tahmin edilmekteydi. İvanov,  Bakü'de çalışan İranlı işçilerin sayısının 7 bin olduğunu belirtmiştir ki bu sayı Bakü'nün çalışanlarının %22'sini oluşturmaktadır.  Rus kaynakları, bu işçilerin 1905'deki sayısını  62 bin,  1911'dekini ise 200 bin olarak göstermektedir. 1904'de Ruslar, Rusya'ya giriş için 71 bin giriş izni vermiştir. Bunların % 90'ını Azerbaycan işçileri oluşturmaktadır

Osmanlı İmparatorluğu ve Rusya'daki tüccarlar ve işçiler, İran'a beraberinde yeni siyasi düşünceleri de götürmekteydiler. Osmanlı'daki gelişmelerden özellikle tüccarlar ve iş adamları etkilenmekteydi. Tanzimat Hareketi'nden Azerbaycan aydınları ve tüccarları ciddi bir biçimde etkilenmişlerdi. 'Kanun-i Esasi' ve 'Meşrutiyet' kavramları İran siyasal hayatına Osmanlı'dan geçmiştir.  Bu kavramların ve söylemlerin taşıyıcıları, Azerbaycanlı aydın ve tüccarlar olmuştur. Meşrutiyet Hareketi'ne katılan ve Azerbaycan'ın Meşrutiyet Dönemi liderlerinden sayılan Seyid Hasan Tekizade, Azerbaycanlılar'ın Osmanlı'dan etkilenmelerini şöyle özetlemektedir:

Osmanlı'da yani İstanbul'da yaşayan Azerbaycanlılar'ın Meşrutiyet Hareketi'nde önemli etkileri olmuştur:

· Abbas Mirza, Osmanlı'daki Tanzimat Hareketi'nden etkilenerek Tebriz'de yeni ve modern bir ordu kurmaya çalışmıştır,
· Ahter Gazetesi, İstanbul'da yayınlanıyordu. Gazetenin sahibi ve kurucusu Mehmet Bager ve yazarları Azerbaycanlıydı.
· İran'da modernleşme düşüncesini yayan Mirza Yusef Han Musteşaruldovle, İstanbul'da yaşayan Azerbaycanlılardandı.
· 'Seyahatnameye İbrahim Bey' adlı kitabın yazarı Azerbaycanlı  Zeynul Abdein Mergaiyi İstanbul'da yaşamaktaydı.
· Hac Resul Sdegiyeni, Hac Mirza Aga Ferşi, Seyid Mehmet Şebesteri gibi Tebriz hareketinin önemli ve etkin kişilerinin Osmanlı'dan etkilendikleri çok açık bir gerçektir.
· Meşrutiyet Hareketi'nde önemli etkisi bulunan Encumen-e Seadet (Saadet Derneği), İstanbul'da Azerbaycanlılar tarafından kurulmuştur. Tebriz hareketinin din adamları ile olan bağlantıları, bu dernek üzerinden gerçekleştirilmekteydi.

Azerbaycanlılar, kendi geri kalmışlıklarını ve değişimin gerekliliğini, anayasa ve meşrutiyeti Osmanlı'dan öğrenmişlerdir. Başka bir ifade ile liberal değerler,  Azerbaycan'a ve İran'a Osmanlı'dan girmiştir.

Rusya ve Kafkasya'da çalışan işçiler, yaşadıkları çevrenin siyasi hayatından çok ciddi biçimde etkilenmekteydi. Osmanlı'dan sadece elit kesim etkilenmiş ise de Kafkasya ve Rusya'dan hem elit kesim ve hem de halk önemli ölçüde etkilenmiştir. Kafkasya ve Rusya'da çalışan işçiler ve işadamları, Azerbaycan'a sosyal demokrasinin ve sol bir ideolojinin taşıyıcıları oldular. Tebriz'deki Meşrutiyet Hareketi'nin silahlanması, Kafkasya ve Rusya sosyal-demokratlarının etkisi altında olmuştur.

· Tebriz'de ve İran'da önemli silahlı hareket gerçekleştiren Sadrazam Eminulsultan ve Azerbaycanlı toprak ağası Şuca Nizam, terör eylemini planlayan ve hazırlayan Haydar Han Emu'nun Oğlu idi. Haydar Han Emu Oğlu St.Petersburg'da tahsil almıştır.
· Azerbaycan'da Mücahit isimli bir silahlı grup kuran Ali Mösyö, tamamıyla Rusya sosyal-demokratlarının etkisi altında idi.
· Tebriz Hareketi'nde Kafkasya Mücahitleri ismi ile bilinen Kafkasya sosyal demokratları vardı.

Kafkasya'da özellikle Azerbaycanlılar tarafından Tebriz'de Türkçe gazete çıkarıldı ve çeşitli  basın organları ortaya çıktı:
* Hac Zeynulabedin Tekiyefi'nin finans ettiği Ruzane Heyat (Gündelik Yaşam) isimli gazete Azerbaycan Türkçesi ile yayınlanmaktaydı,
* Ahmet Aga Oğlu 'Erşad-e Yomiye' isimli gazete yayınlanmaktaydı,
* Bakü'de yayınlanan Molla Neserdin ve Fiyuzat gazeteleri Azerbaycan'da sürekli takip ediliyordu.
C.Azerbaycan'da Meşrutiyet Hareketi
1.Meşrutiyeti Kurma Dönemi (1905-1908)
 Azerbaycan'da ilk protestolar, devletin yabancılara tanıdığı ayrıcalıklar karşı ortaya çıkmıştır. Azerbaycan'da yabancılara tanınan ayrıcalıklar, önemli rahatsızlık kaynağı olmuştur. 1812-1828 anlaşmaları ile Azerbaycan'ın yarısı Rusya'ya devredilmiştir. Bu tarihten sonra İran'ın Azerbaycan'ı, Rusya'nın etki ve nüfuz alanına çevrilmiştir.

 Kaçarlar, sürekli yabancılara imtiyaz tanımaktaydılar. Verilen ayrıcalıklar, İran'ın her tarafında rahatsızlığa neden oluyordu. 1870'de daha sonraları ünlü bir haber ajansının sahibi durumuna gelecek olan İngiliz işadamı Baron de Reuter'e İran'ın tüm kaynaklarından faydalanma hakkı tanınmıştır. Ayrıca, 1890'da Major Talbot, 50 yıllık bir süre için tütün üretim, satım ve ihraç hakkı tekelini kazanmıştır.

 Verilen ayrıcalıklar İran genelinde rahatsızlığa neden olmaktaydı.Özellikle Talbot'a verilen tütün tekeli hem mollaları, hem de halkı çok kızdırmıştı. Tebriz'de ayaklanmalar patlak vermişti. Şirketin memurlarının kente girişini engellemek için ayaklanan halk, yolları kapatmıştı. Bir grup eylemci ise, Aşure Günü yabancı memurları öldüreceğini ilan etmişti. Nasıreddin Şah, ayaklanmacıları cezalandırmak için ferman çıkarmış, ancak halktan gelen tepkiler karşısında fermanı geri çekerek  adı geçen şirketin Tebriz'deki faaliyetlerini durdurmuştur.

 Bazı yorumculara göre Tebriz'de gerçekleşen bu tepkisel olaylar, milli bilincin kitlesel olarak ilk kez ortaya çıkışıdır. Yabancılara tanınan ayrıcalıklar,protestolara rağmen yine de devam etmiştir. Bu ayrıcalıklarla mücadele için İran'da siyasi komiteler kurulmaya ve bildiriler yayınlanmaya başlandı.Bunun sonucunda, devlet de baskıcı bir politika izlemeye başladı.

 Yukarıda da değinildiği üzere, İran'ın gümrüğünü ıslah etmek için Nuz başkanlığında Belçika'dan üç kişi getirilmiştir. Nuz, Rusya'nın lehine çalışıyordu ve İranlılar'ı dinlemiyordu. Nuz,gümrük vergilerini sürekli yükseltti; bu da büyük rahatsızlık doğurdu. Nuz, molla kıyafetinde bir fotoğrafını yayınlattı. Bu fotoğraf, halk tarafından tepki ile karşılandı. Belçikalı Mösyö Perim, Nuz tarafından Azerbaycan gümrüğünün başkanlığına atanmıştı. Mösyö Perim, Azerbaycanlı tüccarları rahatsız etmekte idi. Tebriz'de Mösyö Perim karşıtı bir ayaklanma başladı. Mehmet Ali Mirza, durumun daha da gerginleşmemesi için Mösyö Perim'i Tebriz'den uzaklaştırdı.

 Tahran'da meşrutiyet fermanı ilan edilmiş, seçim tüzüğü yazılmaya başlanmıştı. Ancak meşrutiyetin siyasal sonuçları, Azerbaycan'da görülmemiştir.  Çünkü, Azerbaycan valisi ve Kaçar Hanedanı'nın veliahtı Mehmet Ali Mirza, meşrutiyetin Azerbaycan'da yürürlüğe girmesini engellemiştir. Bunun üzerine Tebriz'de Azerbaycan halkı protestolara başladı. Tebriz'den bir grup din adamı ve tüccar, İngiltere Konsolosluğu'na gittiler ve orada bu durumu protesto etmeye başladılar. Tebriz'deki ayaklanma din adamı olan Seyid Haşim ve Mirza Hasen Ağa Müctehit tarafından başlatıldı. Pazar çalışanları , Mehmet Ali Mirza'nın baskısı nedeni ile protestoya katılmaya çekiniyordu. Bu nedenle protestocular silah kullanarak pazarı kapatmaya zorlandılar.  Pazarın kapanması, protestonun genişlemesine neden oldu. Zaman geçtikçe, kentin ünlü ve etkin din adamları ve tüccarları da bu harekete katılmaya başladılar. Bir grup tüccar, bu protestonun sponsorluğunu üstlendiler. Bu doğrultuda İslam meşrutiyetçileri ve Adalet Derneği'nin fonlarını (Sendug-e Mesaref-e Encumene-e Edalet ve Meşrute-e Hahan-e Esalam) oluşturdular.  Mehmet Ali Mirza, fiyatı çok yüksek olan ekmeğin fiyatını düşürdü. Amacı halkın meşrutiyetçilere yakınlaşmasını engellemekti. Diğer taraftan Mehmet Ali Mirza'ya bağlı olan askerler de protestoculara yakınlaşmak istedi.  Mehmet Ali Mirza'nın protestocuların isteğini kabul etmesi on gün sürmüştür.

 On gün süren bu ayaklanma ,Azerbaycan'da yeni bir sosyal ve siyasal ortamın oluşmasına neden olmuştur. Söz konusu günler içinde halk ilk defa 'Meşrutiyet' 'özgürlük' ve 'adalet' kavramları ile tanışmıştı. Diğer taraftan bu on gün içinde Tebriz'de sürekli görülen din ve fırka çatışmaları sona ermiş ve halk bütünleşmeye doğru ilk adımını atmıştır.  Tebriz'de sık sık görülen ve Şiiliğin farklı yorumlarından kaynaklanan dinsel çatışmalar sona ermiştir. Türkçe eğitim yapan okullar kurulmaya başlanmış, eğitim çalışmaları hız kazanmıştır. Türkçe basın, kısa sürede gelişmiştir. Yeni siyasal örgütlenmeler başlamıştır. Halk, geniş çapta meşrutiyet hareketine katılmaktaydı. 'Meşrutiyet halk için iphamlı bir kavram anlamına gelmekteydi: Et ve ekmeğin ucuzluğu ve bolluğu, Azerbaycanlıyı Kafkasya'ya götüren işsizliğin bitmesi ve ağır vergiler altında ezilen çiftçinin yaşamını iyileştiren bir yasal düzen'.  Bütün bu sosyal ve ekonomik talepler siyasal düzeyde Meşrutiyet istemi  ile sonuçlanmıştır.

 1.a.Encümene Tebriz
 'Encümene-e Tebriz', meşrutiyetten hemen sonra hazırlanan seçim Esasnamesi'ne dayanarak kurulmuştur. Seçimin yasasının 6. maddesi bu encümenlerin kurulması öngörülmüştür. Bu yasaya göre, bu encümenler hem eyalet merkezinde ve hem eyalete bağlı vilayetlerde kurulacaktı. Eyaletlerde kurulan Encümenler 12, vilayetlerde kurulan Encümenler 6 kişiden oluşacaktı. Encümene-e Eyaleti ve Vilayeti olarak bilinen bu kuruluş; seçimleri denetlemek, şikayetlere cevap vermek ve vergi toplamak ile yükümlüydü.

 Ayaklanmayı sona erdirmek için Azerbaycan'da da meşrutiyet fermanı yürürlüğe girmiş ve Tebriz'de 'Encümen-e Milli Tebriz' kurulmuştur. Bu encümen meşrutiyette kurulan birinci encümen olarak tarihe geçmiştir. Encümen-e Tebriz, ilk kurulduğunda 20 üyeden oluşmaktaydı ve Encümene-e Milli ismini taşımaktaydı.  'Encümen-e Milli' ismi Tahran'daki milliyetçiler içinde rahatsızlık yaratmıştır. Bu nedenle,Tahran'daki Meşrutiyetçiler Encümene-e Tebriz ismini kabul etmiştir.  Tebriz'de her mahalle bir Encümen başlığı altında örgütlenmiştir. Encümene-e Tebriz'de alınan kararlarda her mahalle etkiliydi.  'Encümen-e Tebriz',12 saygın ve etkili tüccar ve din adamından oluşmaktaydı. Encümen-e Tebriz'in ilk başkanı Hac Mehdi Küzekeneni idi. Zengin ve ünlü işadamı Hac Mehdi Küzekeneni, Tebriz'deki meşrutiyet hareketini finanse eden ve yöneten en önemli kişiler içerisindeydi.  Bu encümenin ilk görevi, seçimler için hazırlık yapmaktı. 'Encümen-e Milli Tebriz' sadece seçimlerin düzenlenmesi ile değil, başka toplumsal ve siyasal işlerle de ilgilenmeye başlamıştır:

· Encümen, halk ile doğrudan  bağlantı kurmaya başladı. Halka tüm kararlarını açık ve net bir şekilde bildirmeye başladı,
· Halkın tüm sorun ve şikayetlerini çözmeye hazır oldu. Bu doğrultuda önemli işler yaptı,
· Encümen, Azerbaycan Eyaleti'nde önemli bir sorun olan et ve ekmek fiyatlarını denetlemeye ve düşürmeye başladı,
· Encümen, halkın ekonomik sorunlarını çözmek için işyeri açmaya başladı,
· 'Encümen' isimli bir gazete çıkarmaya başladı,
· Tebriz'de ilk protestolar din adamları tarafından  gerçekleştirildiği için şeriatın yayılması ihtimali mevcut idi. Protestoları başlatan Mir Haşem ve İmamcuma, hareketi başlattıkları için liderlik ve üstünlük peşindeydi. Mir Haşem'in kendi silahlı birliği vardı. Bu silahlı birlik ile halkı rahatsız ediyordu. İmamcuma, Vali Mehmet Ali Mirza'dan sonra ikinci güç sayılıyordu. Meşrutiyet Fermanı ilan edildikten sonra yeni iddialara girmişlerdir. Meşrutiyetçiler, biraraya gelerek bu iki kişinin Tebriz'den ayrılmasına sebep oldular. Bu olay, Tebriz Encümeni tarafından düzenlenmiştir.  Mehmet Ali Mirza ile işbirliği içinde olan Seyid Haşem ve İmamcuma gibi din adamlarını Tebriz kentinden çıkartmıştır.
· Encümen-e Tebriz'e bağlı Fedai ve Mücahit isimli askeri birimler kurulmuştur.

Encümen-e Milli Tebriz'in siyasi beynini 'Merkez-e Gaybi' adlı teşkilat oluşturmaktaydı ve iki kurum arasındaki ilişki çok gizliydi. Meşrutiyet Devrimi'ne katılan Ahmet Kesrevi, yaptığı değerlendirmede Encümen-e Milli Tebriz'de birkaç molla ve tüccar yöneticinin pozisyonunda gözükmekle birlikte gerçek gücün Merkez-e Gaybi'de olduğunu ileri sürmektedir.  'Merkez-e Gaybi', Neriman Nerimanov'un desteklediği Güney Azerbaycanlılar tarafından kurulduğu ileri sürülen 'İçtimayon Amiyon'un (Sosyal Demokrat Parti) kod ismi sayılabilir. İçtimayon Amiyon Partisi, 1905 yılında Bakü'de Güney Azerbaycanlılar tarafından kurulmuştur. Bu parti, Rus Sosyal Demokrat Partisi'nin tüzüğünü kendi tüzüğü olarak kabul etmiştir.

Parti, Güney Azerbaycan'da Ali Mösyö, Hacı Rutsal Sedginıv ve Ali Davacı'nın başında olduğu on bir kişilik bir grubun yönetiminde 'Merkez-e Gaybi' ismi ile çalışmaya başlamıştır. Merkez-e Gaybi'nin lideri, Kerbelay-ı Ali'dir. Ali, Fransız dili ve siyasi edebiyatını bildiği için Ali Mösyö adı ile tanınmıştır.

Merkez-e Gaybi'de Azeri toplumunun bütün sınıflarının temsilcileri biraraya gelmiştir. Silahlı mücadele yöntemini benimseyen parti, Rus Sosyal Demokratları'ndan silah temin etmiştir. Merkez-e Gaybi, 'Mücahit' adında silahlı bir grup kurmuştur. Mücahitler, meşrutiyetin savunucusu haline gelmiştir.

Azerbaycan halkından Mücahitler'e büyük katılım olmuş ve katılan gönüllüler savaş eğitiminden geçirilmiştir. Mücahit örgütünün kuruluş nedeni, Güney Azerbaycan milliyetçilerinin Mehmet Ali Mirza'ya güvenmemeleri ve Mehmet Ali Şah'ın bir gün Meşrutiyet'e karşı çıkacağı fikrinde olmalarıydı. Kuzey Azerbaycanlı milliyetçiler ile Güney Azerbaycanlı Mücahitler, bu dönemde meşrutiyeti korumak için beraber çalışmışlar ve 'Kafkas Mücahitleri' diye adlandırılmışlardır. Güney-Kuzey Azeri ittifakına mensup kişiler, sol eğilimli ve dine karşı açık tepkilerde bulunan kişilerdi. Bu işbirliği Güney Azerbaycan'da milli bilincin pekişmesinde büyük rol oynamıştır.

 Encümen-e Milli Tebriz, Güney Azerbaycan'ın yöneticisi haline gelmiştir. Güney Azerbaycan çift başlı bir yönetim ile, yani bir yanda Mehmet Mirza, diğer yanda Encümen-e Milli Tebriz tarafından yönetilmeye başlanmıştır. Encümen-e Milli Tebriz, yavaş yavaş Azerbaycan'ın gerçek yöneticisi haline gelmiş ve Mehmet Ali Mirza, Encümen'i devirmek için çalışmalara başlamıştı. Meclis seçimleri sona erdikten sonra Mehmet Ali Mirza, Encümene-e Tebriz'in çalışmalarına son vermek istemiştir. Mehmet Ali Mirza, 4 Kasım 1906'da Encümene-e Tebriz'e şöyle bir mesaj göndermiştir: 'Encümeni kapatın. Encümen, halkın problemleri ile ilgilenmesin. Konuşmacılar, Meşrutiyet sözünü kullanmasınlar... Fiyatlar ile de uğraşmasınlar.'  Mehmet Ali Şah, bu mesajla açıkça Encümen-e Tebriz'in kapanmasını istediğini belirtmiştir. Encümen-e Tebriz, bu fermanın ardından halkı toplamış ve halkın düşüncesini sormuştur. Halk, Encümen'in kapanmasına izin vermeyeceklerini bildirmiştir. Mehmet Ali Mirza'ya karşı protestolar sürmüş ve sonunda Mehmet Ali Mirza, Encümene-e Tebriz'in varlığını tanımak zorunda kalmıştır.  Mehmet Ali Mirza'nın Encümen-e Tebriz'itanıması, Azerbaycan eyaletinde Encümen-e Tebriz'i tek yönetici haline getirmiştir.

 Güney Azerbaycan milletvekilleri, Tahran'da 1906 Ekiminde açılan I. Dönem Meclis'e Mehmet Ali Mirza'nın önlerine çıkardığı engellerden dolayı geç katılmışlardır. Bu arada Tahran'daki meclis anayasa metnini hazırlamıştır. Ancak anayasa üzerinde tartışmalar devam etmekteydi. Azerbaycan milletvekillerinin en ünlüsü Seyid Hasan Takizade idi. Seyid Hasan Takizade, 1878'de Tebriz'de doğmuştur. Dini eğitim alarak molla olmuştur. Dini eğitim almasına rağmen Anayasanın Mütemmemin tartışmasında şeriata dayalı bir devlete karşı çıkmıştır. Tekizade, Tebrizliler'in bakış açısını Encümen'e yansıtmaktaydı. Din adamlarının konumu tartışılırken Azerbaycan milletvekilleri, siyaset ve dinin birbirinden ayrı olması gerektiği tezini savunmuşlardır.

  Anayasa Mutemmemi hazırlandıktan sonra, hazırlanan metni Mehmet Ali Mirza imzalamak istememiştir.Bunun üzerine 20,000 Tebrizli protesto kararı almıştır. Tahran'a bir tehdit mektubu gönderdiler. Bu mektupta 'hazırlanan metin imzalanmadığı takdirde Azerbaycan İran'da ayrılacaktır' yazılıydı.  Azerbaycan'dan 300 bin silahlı Mücahit, meclisi korumak ve savunmak için seferber edildi. Mehmet Ali Şah, durumun daha fazla gerginleşmemesi için hazırlanan anayasa metnini imzaladı.

 Azerbaycanlıların diğer önemli hareketi Eminulsultan'a düzenlenen suikast eylemidir. Meşrutiyet hareketinin düşmanı olarak bilinen Sadrazam Eminulsultan, Abbas Seraf Tebrizi isimli Tebrizli bir tüccar tarafından öldürülmüştür. Abbas Serraf Tebrizi suikast eyleminin hemen ardından Meclis önünde kendini de öldürmüştür. Abbas Serraf Tebrizi'nin Haydar Han Emoğlu'nun direktifi ile bu eylemi gerçekleştirdiği bilinmektedir.

 15 Aralık'ta Mehmet Ali Şah'a bağlı bir grup, Tahran'da ortalığı karıştırmak istemiş, bu olaya Tebrizliler çok sert tepki göstermiştir. Azerbaycan Encümeni'ne bağlı yedi bin kişi, meclisi savunmak için görevlendirilmiş,bunun üzerine Mehmet Ali Şah yine geri adım atmıştır.

 2.Meşrutiyeti Koruma Dönemi (1908-1930)
 Mehmet Ali Mirza, toprak ağaları ve bazı mollalar, toprak mülkiyeti değişimini öngören Anayasa Maddeleri'ne karşı çıkmışlardır. Milletvekilleri karşı görüşte direnince meclis binası, 23 Haziran 1908'de ordu birlikleri tarafından topa tutulmuş ve Meşrutiyet Dönemi'nde Azerbaycan Valiliği'nden Şah mevkiine yükselen Mehmet Ali Şah'ın baskısı sonucu kapatılmıştır. Mehmet Ali Şah, sadece meclisi değil,meşrutiyete bağlı olan bütün kurumları kapattırmıştır.

 Mehmet Ali Şah, meşrutiyeti kaldırmak için ilk önce Güney Azerbaycan'da kontrol sağlamak gerektiğini anlamıştır. Diğer yandan Tahran'daki mutlakiyetçi anlayışa karşı olan Azeri milli-demokratik hareketi, Sattar Han ve Bağır Han tarafından yönetilmekteydi. Merkez-e Gaybi ve Encümen-e Milli Tebriz gibi kurumlar Azerbaycan'da meşrutiyetin temelini atmış ve meşrutiyeti kurmak için teşkilatlanmışlardır. Ancak, Tahran'da meclisin topa tutulmasından ve meşrutiyetin feshedilmesinden sonra Sattar Han ve Bağır Han liderliği ellerine almıştır. Meşrutiyet Hareketi'ne katılan Ahmet Kesrevi şöyle demektedir: 'Meşrutiyet Hareketi'ni Tahran yarattı, ancak gelişimini Tebriz üstlendi'.  Tahran, Mehmet Ali Şah'a teslim olmuştu. Tebriz ise,teslim olmayacağını ve Meşrutiyet Hareketi'ni sonuna kadar savunacağını bildirmişti.

 Mehmet Ali Şah, Azerbaycan valisi Muhberulsaltan'dan Meşrutiyet Hareketi'ne son vermesini istedi. Muhberulsaltan'a halk çok sert tepki verdi. Halk ve devlet yetkilileri arasında mücadele başladı. Muberusaltan, başarısız olduğu için görevinden azledildi. Aynuldovle ,Azerbaycan valisi olarak atandı.

 Aynoldovle'nın Azerbaycan valiliğine atanması, yeni ve büyük bir savaşın başlangıcı anlamına gelmekteydi. Tebriz'deki Meşrutiyetçiler, Merkez-e Gaybi ve Encümen-e Tebriz tarafından silahlandırılmışlardı. Bu dönemdeki Tebriz hareketi, Sattar Han ve Bağır Han tarafından yönetilmekte idi.

 Sattar Han, at satıcısıydı ve Tebriz'in Emirhiz Mahallesi'nin kabadayısı olarak bilinmekte idi. Hiçbir eğitimi olmayan Sattar Han, Tebriz Ayaklanması'nın lideri konumundaydı. Bager Han ise, Tebriz'in Hiyaban mahallesinden idi. Bağır Han da eğitimsizdi ve inşaat işinde çalışan bir işçisi idi.

 Aynuldövle, Horasan'da olduğu için Tebriz'e gelmesi birkaç gün sürebilirdi. Aynuldövle, Rehim Han Çelebiyanlı'dan Tebriz'e gitmesini istedi. Rehim Han, Tebriz kentine kolayca girebilmek için Mücahitler'e ve halka zarar vermeyeceğine dair söz verdi. Böylece hiçbir direnç ile karşılaşmadan Tebriz'e girdi.Ancak, Rehim Han Tebriz'e girdikten sonra verdiği sözün aksine halkı yağmalamaya ve Mücahitler'e saldırmaya başladı. Fakat,Mücahitler karşısında  yenilgiye uğrayan Rehim Han, Tebriz'den çıkmak zorunda kaldı.
 Rehim Han Çelebiyanlu'nun yenilgisinin ardından Tebriz'e bağlı Mernd kentinin ağası Şuca Nezam, Tebriz'e saldırma emri aldı. Saldırı emrini Mehmet Ali Şah'tan alan Şuca, Nizam'da yenilgiye uğradı.

 Aynuldövle, Tebriz kenti yakınlarına yerleşti. Tebriz Mücahitleri ile görüşmek için temsilci gönderdi. Tebrizliler, Aynoldovle'nin temsilcilerine 'iki yıldır Meşrutiyet Devrimi gerçekleşmiş ve Şah Anayasa'ya ters olarak Meclis'i topa tutmuş ve kapatmıştır. Bizim isteğimiz Şah Meclis'in açılmasına izin versin ve Şuca Nizam, Zerğam Han ve Rehim Han Çelebiyanlu mahkemeye verilsin' cevabını verdiler.  Aynuldövle ordusuna Maku'dan yola çıkan 3 bin asker de eklendi. Maku ordusu, Tebriz'e geldikten sonra Aynuldövle 24 Kasım'da savaşı başlattı. Mücadele, 15 gün sürdü. Bu savaşta devletin ordusu, kentin içine girmeden kenti bombaladı. Ancak Aynuldövle, ilk savaş girişiminde başarısız oldu. Mehmet Ali Şah, Aynuldövle'nin başarısızlığını gördü ve Tebriz'in direncini kırmak için yeni birlikler gönderdi. Elinde bulundurduğu tüm orduyu Tebriz direnişini kırmak için seferber etti. Azerbaycan Eyaleti içinden de devlete bağlı olan kişiler, bu orduya katıldılar. Mehmet Ali Şah, orduya yeni silahlar da gönderdi. Aynuldövle, yaptığı tüm saldırılarda başarısız oldu. İstifa etmeye kalkışan Aynuldövle, Mehmet Ali Şah tarafından görevinden alındı.

 Üçüncü savaş döneminde Aynuldövle ve Semed Han komutasındaki ordular, Tebriz'i kuşattı. Bu kuşatma sonucu Tebriz'e her türlü giriş-çıkış durduruldu. Tebriz'e hiçbir yerden yiyecek ve içecek giremedi. Kışın en ağır zamanı olan bu günlerde Tebriz'de kıtlık ve açlık baş gösterdi. Halkın bir çoğu açlıktan öldü. Kışın son aylarında halk, ot yemeye başladı. Tebriz'deki kıtlık ve açlık, kent içinde yaşayan yabancıların da canını tehlikeye sokmuştu. Halk ağaçları kesip yakıyordu. Saatar Han, ekmek fiyatını sıkı bir şekilde kontrol ediyordu. Bir ekmekçinin ekmeği fiyatından fazlaya sattığı için öldürüldüğü söylenmektedir. Tebriz'de bulunan Rus ve İngiliz Konsoloslukları, olayları sürekli Tahran'a rapor ediyorlardı. Tahran'da Rus ve İngiliz Büyükelçileri, savaşı bitirmesi için Şah'a baskı yapmaktaydılar. Şah ise, bunu kabul etmiyordu. Diğer taraftan Şah'tan Tebriz halkına yardım olarak buğday göndermesini istediler. Gönderilen buğday, meşrutiyetçilere değil halka  dağıtılacaktı. Şah bu önerileri de kabul etmedi.Bunun üzerine İngiliz ve Rus Büyükelçilikleri, yabancıların Tebriz Kenti'nden devlet ordusu korumasında çıkartılmasını önerdiler. Şah yine kabul etmedi. Şah'ın direnişi karşısında Rusya, yabancıları kurtarmak için Tebriz'e saldıracağını bildirdi. Bu haber, Mehmet Ali Şah'ı korkuttu.

 Bahtiyariler aşiretinin lideri Serdar Esed ve Reşt kentinde yaşayan Mehmet Veli Han Tonekabani, Tebriz halkını desteklemek için silahlı eylem kararı aldılar. Mehmet Ali Şah, bu karardan korkmuş ve yeniden meşrutiyeti ilan etmek zorunda kalmıştır. Aynuldövle, Güney Azerbaycan'a vali seçilmiş, ancak halk Aynoldövle'nin valiliğini kabul etmemiştir. Onun yerine İclalümülk, vali vekili olarak seçilmiştir.

 Özetle, Güney Azerbaycan'da meşrutiyeti geri getirmek için  büyük çatışmalar yaşanmıştır. Azeri milli-demokratik hareketi, geniş bir halk desteği ile kanlı bir mücadeleden sonra Tahran'daki mutlakiyetçi anlayışı yenilgiye uğratmıştır. Bu yenilgi, aynı zamanda Kaçar Hanedanı'nın prestijini de kırmış ve bu hanedanın tasfiyesini kolaylaştırmıştır. Bu açıdan bakıldığında Kaçarlar'a karşı kazanılan zafer Güney Azerbaycan için bir Pirus Zaferi olmuştur.



http://www.turksam.org/tr/a190.html
Arkadaşına Gönder 2037 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
51356 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
36704 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
19809 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
18373 kez okundu.
Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı
16906 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
10 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
6 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı
4 defa yorumlandı.
Türk-İsrail İlişkileri Kopma Noktasında
4 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2012 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 2078 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.