Üye Girişi | Yeni Üyelik
   16 Mart 2010 Salı
Ortadoğu ve Afrika
Rusya – Ukrayna
Kafkasya
Türkistan
Asya – Pasifik
Güney Asya
Türkiye
Balkanlar
Avrupa Birliği
Amerika
Kıbrıs
Jeopolitik ve Strateji
Silahsızlanma Çalışmaları
Uluslararası Hukuk
Çok Taraflı İkili İlişkiler
Bilgi Yönetimi
Bilim ve Teknoloji Araştırmaları
Proje ve Kalkınma Yardımları
Medya
Uluslararası Örgütler
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Barış Manço Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Çin Ticaret Heyeti ve Türk-Çin Ekonomik İlişkileri
20 Ocak 2010 Çin [10] [12] [14] [16]
 Cihan Uğur
Cihan Uğur


Hakkında - Arşivi

Dünyada 21 yüzyıla girildikten sonra ekonomi politiğini belki de en iyi kullanan ülke Çin’dir. Dünyanın dört bir tarafına yapılan yatırımlar, dev şirket alımları, enerji koridorları oluşturmalar ve hammadde kaynaklarını kendi bünyesine katmalar… gibi nice olay Çin devletinin elinde bulunan likiditeyi ne ölçüde iyi kullandığının kanıtıdır. Türkiye-Çin ilişkilerinin gereken seviyeye çıkmamasının sebepleri arasında eksen farklılığı, Çin’i çok iyi tanımama, milliyet siyaseti gibi meseleler olsa da reelde en önemli sebep ekonomik ilişkilerin iki ülkenin çapları doğrultusunda olmamasıdır.
 
Gerçi Çin, Türkiye’nin alım gücüne göre optimuma yakın seviyelerde ihracatı Türkiye pazarına gerçekleştirebilmektedir; lakin bunun karşısında belli hammaddelerinin dışında Türkiye’nin bu alımı dengeleyebilecek bir satışı söz konusu değildir. Bununla birlikte yılda 60 milyar dolara yakın doğrudan dış yatırım alan Çin’in dünyada yaptığı dev yatırımların yanında Türkiye’deki yatırımlarının, Türkiye’nin Çin’deki yatırımlarından az olması ise ilişkilerin düzensiz gittiğinin bir göstergesidir.
 
Bu doğrultuda, Ocak ayı başında Çin Ticaret Bakanı Chen De Ming (Çın Dı Min) eşliğinde Çin’in 57 büyük şirketinden oluşan büyük bir heyet Türkiye’yi ziyaret etti. Bakan Zafer Çağlayan’ın misafiri olan heyet ziyaretlerinde Türk firmalarıyla birebir görüşmeler yaparken, karşılıklı sunumlarla iki tarafın birbirini daha iyi tanıması için uygun bir zemin oluşturulmuş oldu.
 
Türk tarafından bakan Zafer Çağlayan çok açık,net ve direk şekilde Çin heyetine mesajlar vermiştir. Son 6 ayda Çinli meslektaşıyla 5 kez görüşen Sayın Çağlayan,  Çin’e ciddi oranlarda kota uygulayan Avrupa pazarlarına Çin’in girmesi için Türkiye’ye yatırım yapmasının çok akıllıca olduğunu, bu sayede Çin’in ve Türkiye’nin karşılıklı kazanacağını belirtmiştir. İmkanlar ülkesi, enerji koridoru, avantajlı yatırım bölgeleriyle Türkiye’nin, Çin için bulunmaz fırsat olduğunu ifade etmiştir. Bunun yanında, “Çin’in yıllık 1,2 trilyon dolarlık alımlarından mutlaka biz Türkler de pay almalıyız ve bunun için elimizden geleni yapıyoruz” diye de eklemiştir. Zira Çin-Türkiye karşılıklı ticaretinde çok büyük farklar mevcuttur. Bu farklar kapatılmazsa hem Türkiye için hem de Türk-Çin ilişkileri için çok da iyi bir durum ortaya çıkmayacaktır.
 
Çinli Bakan Chen ise, Türkiye’nin sadece güzel, cesur ve misafirperver insanların ülkesi olmadığını, aynı zamanda çok önemli bir konumda olduğunu, Türkiye’nin bu konumunun ve gücünün Çin açısından da değerlendirilmesi gereken bir husus olduğunu iletmiş ve ”2010’un yoğun programına Türkiye’den başlıyorum. 3 saat uçuş mesafesinde 50’den fazla ülkeye gidilebilen Türkiye bizim için çok önemli” diye eklemiştir.
 
Görüşmeler esnasında “Çinlilere fındık ve zeytinyağını çok yiyin diye öneriyorum” diyerek ortamı yumuşatan Çinli bakan “Çin’e daha fazla mal satmanın yollarına bakmalısınız. Bunun için Çin’i iyi tanımalısınız, Çin’i iyi bilen insanlarla çalışmalısınız. Sayın bakan bile son 6 ayda 5 kez geldi, Türkler Çin’e daha çok gelmeliler” diye belirtmiştir. Yenilenebilir enerji üzerine Türkiye’de ciddi yatırımlar yapılabileceğini vurgulayan bakan özellikle finans konusunda artacak işbirliklerine dikkati çekmiştir.
 
2009 yılı rakamlarına göre Çin’den yapılan ithalatın azalıp ihracat rakamlarının artması güzel gibi görünmesine rağmen, aslında böyle değildir. Ekonomik krizle birlikte içine kapanan ve krizin geçmesini bekleyen ithalatçılarımız 2009’da çok aktif olmazken, Çin krizi fırsat bilip hammadde kaynaklarından yüklü alımlar yapmışlardır. Bundan Türk hammaddeleri de nasibini almış, Çin’e olan ihracatımızda artış olmuştur.
 
Görüşmeler esnasında 1 milyar dolarlık bağlantılar yapılmıştır. Bunun yanında, krizden güçlenerek çıkan Türk bankacılık ve finans piyasaları da Çin heyetinin dikkatini çekmiş olacak ki; İstanbul’da Bank Of China’nın bir şubesinin açılacağı haberi verilmiştir. Kanaatimce; Çin tarafına Türkiye’deki yatırım imkanlarını anlatabilmek için hazırlanmış ve en önemli sunumlardan birisi olan Başbakanlık Yatırım Destekleme ve Promosyon Ajansı’nın sunumu ise öğle yemeği curcunası arasında es geçilmiştir.
Turkiye’nin Avantajları
 
Son ziyaret ve heyetler arası görüşmeler iki ülke ticari ilişkileri için çok önemli başlangıçlara gebedir. Kanaatimce hükümetin en önemli dış politika icraatlarından biri Çin’e daha fazla önem vermesidir. Her ne kadar gereken önem verilmiş olmasa da, gerek yurt içindeki önemli gündem ve kargaşalar, gerekse kendi bölgemizdeki dış politika gelişmeleri içerisinde bu kadar olması bile önemli adımlar olarak tarihe geçmiştir. Türkiye, Çin’in gelişiminin devamı ve Barışçıl Yükselişi’nin daha fazla bilinip kabul edilmesi açısından çok stratejik bir konumdadır:
 
  • Avrupa pazarına girebilmek için hukuksal ve lojistik açıdan çok önemli bir yerdedir.
  • Genç nüfusu ve iş gücüyle yatırımların ihtiyacını karşılayabilecek insan kaynağına sahiptir.
  • Dış yatırıma tanınan fırsatlar ve sübvansiyonlar ile yatırımcının önü açılmaktadır.
  • Ortadoğu pazarında tutunup devamlılığı sağlamak için de Türkiye’de marka olmak önemli bir husustur.
  • Ticari ilişkilerle birlikte gelişecek siyasi ilişkiler Çin’in Türkiye ile daha ciddi ve stratejik anlamda ortaklıklar geliştirebilmesinin önünü açacaktır.
 
Ortak Yatırımlar
 
İnşaat sektöründe dünyadaki ilk 500 şirketin 55’i Çinli 32’si Türk firmasıdır ve Çin 1. Türkiye 2. sıradadır. Türkiye Ortadoğu, Orta Asya, Rusya ve Kuzey Afrika’da çok başarılı iken, Çinli firmalar G. Doğu Asya, Rusya, Afrika ve G. Amerika pazarlarında çok iyidir. Bu sebeple 3. ülkelerde rekabet etmektense ortak projeler geliştirilmesi gerekliliği hem Türk hem de Çin taraflarınca son ziyaretler esnasında özellikle vurgulanmıştır. Bu durum çift taraflı sağlanabildiği takdirde Türkiye’nin bulunamadığı pazarlara girmesini de kolaylaştıracaktır.
 
Bankacılık ve finans sektöründe gerçekleştirilebilecek ortaklıklar ise Türk ekonomisinin daha sağlam bir zemine oturmasını, belli kaynaklara bağımlılığının azalmasını sağlayacaktır. Çin’deki Türk bankalarının ve Türkiye’deki Çin bankalarının sayısının artması iki ülke arasındaki ticareti daha hızlı ve güvenli hale getirecektir.
 
Toplantılar esnasında konuşulan çok önemli konulardan biri de Türkiye ve Çin’in kendi para birimleri cinsinden ticarete başlamaları meselesi olmuştur. Bir süredir komşu ülkelerle kendi para birimleri cinsinden ticarete başlayan Türkiye ve aynı şekilde bir süredir bunu başarabilen Çin’in, kendi aralarında böyle bir birlikteliği ortaya koyabilmeleri hem ticaretin hızlanması, hem de dolar bölgesinin alanının azalmasını ve dünyada alternatif para birimlerine geçişi hızlandıracağından ötürü stratejik ve “eksensel” bir anlam taşımaktadır.
 
Ekonomik İlişkilerin Hızlanması İçin
 
Çin, dışa açılımlarının verdiği meyvelerle birlikte dünya çapında tamamen ekonomik pragmatizmi öne çıkmış bir devlet konumundadır. 90 sonrası yatırımlarının seyrine ve küresel anlamdaki görüş ayrılıklarının temeline bakıldığında bu çok açık bir şekilde görülecektir. Bu itibarla, Çin dünyada ekonomik olarak fayda görmediği bir bölge veya ülkeye ne ciddi anlamda ilişki başlatır, ne yatırımlar yapar, ne de stratejik birliktelikler yapar. Bu sebeple Türkiye, Çin’le ilişkilerini daha ciddi seviyelere getirip, küresel dengelerden istifade ederek bölgesinde ve dünyada daha hızlı bir şekilde etkin konuma gelmek istiyorsa en başta Çin’le ekonomik anlamda ciddi ilişkiler geliştirmek durumundadır. Bunu gerçekleştirmek adına:
 
1.      Çin’in Türkiye’yi çok daha fazla tanıması gerekiyor. Çin’de faaliyet gösteren her yönden tanıtım gruplarının(FTG-fındık tanıtma grubu, ZTG-zeytin, TTG-Turizm) çok daha faal ve ciddi bir çalışma içerisine girmesi gerekmektedir.
2.      TİM-Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin 4 yıldır ertelenmekte olan Çin ofisinin bir an evvel açılıp Çin’e ihracatı artıracak projelerin hazırlanmasını ve ihracatçıya yol gösterilmesi gerekmektedir. (operasyonel bir adım)
3.      ISPAT- Başbakanlık Yatırım Destekleme ve Promosyon Ajansı’nın Çin’e yönelik çalışmalarını hızlandırması, Çin’de konunun önemi ölçüsünde bir ofise ve ekibe ulaşması gerekmektedir. (operasyonel bir adım) Bu sayede Çin’den Türkiye daha fazla yatırımın çekilmesi sağlanmalıdır.
·         İnşaat
·         Otomotiv yan sanayi
·         Bankacılık ve finans
·         IT- Bilgisayar ve iletişim teknolojileri alt yapısı
·         Gıda… gibi sektörler başta olmak üzere Türkiye, Çin için bulunmaz fırsatlar barındıran bir üstür.
 
Yukarıda zikredilen faaliyetler gerçekleştirilebildiği taktirde ekonomik ilişkiler ivme kazanacaktır. Bu da Türkiye-Çin ilişkilerinin siyasi anlamda da gelişmesine vesile olacaktır. Örneğin:
  1. Ekonomik anlamda piyasası hızlanan Türkiye daha güçlü bir şekilde çevresine bakacaktır.
  2. Karşılıklı ekonomik ilişkilerin ve güvenin artması ile Türkiye, herhangi bir kredi ihtiyacında IMF veya ABD’nin koşullarına direk boyun eğmeden alternatif çözüm olarak Çin’in likiditesine başvurulabilecektir.
  3. Çin’in Ortadoğu, Kafkasya, Balkanlar ve Kuzey Afrika siyasetinde daha etkili olmak arzusu Türkiye üzerinden devam etmeye çalışacaktır. Zira Çin, Türkiye kendisine uzak durduğu için Ortadoğu’da İran’la, Kuzey Afrika’da Mısır’la işbirliği içerisindedir. Böyle bir birlikteliğin var olması için gereken şartların oluşması ve ihtimalin bile doğması, Türkiye’nin AB ve ABD eksenindeki pazarlık gücünü son derece artıracak ve daha bağımsız hareket etmesine sebep olacaktır.
 
Türkiye, içerdeki istikrarı devam ettirip, iç meseleleri halletmesiyle birlikte dünyada daha güçlü bir konuma gelecektir. Komşularla geliştirilen iyi ilişkiler, açılımlar ve ticari açıdan güçlenmesi ise dış yatırımcıları daha çok çekecektir. İşte bu ortamların sağlanması ve daha iyi bir tanıtımla dünyanın en büyük güçlerinden biri olan Çin’den çok daha fazla yatırım çekilebilecek ve Çin pazarında çok daha fazla Türk ürünleri yer alacaktır. Bu, ekonomik açıdan Türkiye’ye çok avantaj sağlamanın yanında Çin’in siyasi açıdan Türkiye’ye daha fazla yaklaşmasına, bu sayede stratejik ortaklık olan ülkelerle ilişkilerinde Türkiye’nin pazarlık gücümüzün artmasına, aynı zamanda uluslararası arenada alternatif platformların oluşturulmasına sebep olacaktır.
 
Türkiye’nin içte ve dışta biraz daha gayretli olması gerekmektedir.


http://www.turksam.org/tr/a1900.html
Arkadaşına Gönder 476 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
34395 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
22189 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
13137 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
12208 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
11288 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
9 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
5 defa yorumlandı.
Enerji Politikamızda Değişiklik Sinyalleri: Rusya Stratejik, Türkiye ise Ekonomik Çıkarlara Üstünlük Veriyor?
3 defa yorumlandı.
Mitat ÇELİKPALA: Türkiye-Ermenistan Protokolü ve Sonrası
3 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2010 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 211 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.