Polonyanın 529 km
[1] sınıra sahip olduğu doğu komşusu Ukrayna ile ikili ilişkileri 16. ve 17. yüz yıllara dayanmaktadır. Birinci dünya savaşı sonrası Polonya - Ukrayna savaşı ile gerilen ilişkiler daha sonra Polonyanın milli kahramı Jozef Pilsudski (1867 – 1935) döneminde Bolşevik Rusyaya karşı bağımsızlık mücadelesinde Polonya - Ukrayna İttifakını doğurmuş ve stratejik ortaklık çatısı altında ilişkiler yumuşama göstermiştir.
İki savaş dönemi (Birinci ve İkinci Dünya Savaşı) arasında etnik çatışmalar ile yeniden gerilen ilişkiler Batı Ukraynada yeralan
Volyhina katliamı ile doruk noktasına çıkmıştır. Ukraynalı aşarı milliyetçi unsurlar tarafından 50.000
[2] Polonyalının yaşamını yitirdiği katliamın üzerinden geçen zamana rağmen olay hala tazeliğini korumaktadır. Buna karşılık 1947 yılında Polonyanın komunist hükümetince 200.000 Ukraynalılın yasadışı faaliyet gösterdikleri bahanesi ile yurtalarından sürgün edilip Polonyanın farklı bölgelerine dağıtılmaları yani bir nevi etnik temizliğe maruz kalmaları Ukrayna tarafında canlı bir hatıra olarak yerini korumaktadır. Tarihe Vistula Operasyonu olarak geçen bu haraket komunizm sonrası dönemde bazı Polak aydınları ve tarihçileri tarafındanda kınanmıştır.
Sovyetler döneminde daha durağan bir seyir izleyen ikili ilişkiler iki ülkenin bağımsızlıklarını elde etmelerinden sonra ivme kazanmıştır burada ilave edilmesi elzem bir konu yukarıda mevzu bahis katliamın ders kitaplarında ve kamuda tartışılması komunist rejim tarafından yasaklanmıştır.
[3] Bağımsızlık ile birlikte, iki ülke birbirini resmen tanımış ve karşılıklı toprak iddalarından vazgeçemişlerdir. Buna ilaveten azınlık hakları, dil ve kültürel meselelerde anlaşmaya varılarak gerilim siyasetinden uzak durulma prensipi izlenmiştir bu dönemde.
Polonyanın NATO ve AB üyeliğine denk gelen dönemde Ukraynada turuncu devrim sancısı başlamıştı ve Turuncu devrim esnasında Polonya hükümetini devrimin liderlerine verdiği destek ile iki ülke arasında ki - yada turuncu rejim iktidari ile Polonya ilişkiler
[4] fevkalade müspet bir sürece girmiştir. Polonyanın bağımsızlığının simgesi ve Dayanışma sendikası lideri Nobelli siyasetci Lech Walesa da bağımsızlık meydanında yaptığı coşkulu konuşmada Polonyanın devrime verdiği destiği açıkca ve resmi olarak göstermiştir.
[5] Ukrayna, Polonya pasaport hamillerine vize uygulamasını kaldırırken, Shengen serbest dolaşım anlaşması tarafı olan Polonya kendi sınır bölgelerinde ikamet eden Ukrayna vatandaşlarına Polonya vizesi kolaylığı getirerek bu jesti karşılıksız bırakmamış ve Polonya - Ukrayna ilişkileri ticari kültürel ve turizm açısından daha da gelişmiştir.
Daha henüz geçtiğiz Pazar kura çekimleri yapılan 2012 Avrupa şampiyonasının ortak ev sahipliğini yapacak olan iki ülke arasında ki mevcut pozitif sinerji ilişkileri anlamak açısından bile yeterli olabilir. Polonya aynı zamanda Ukraynanın AB ve NATO üyeliğini koşulsuz desteklemekte ve Brükselde gönüllü Ukrayna lobisi yapmaktadır. Lakin Ukrayna için yada en azından Kiyev yönetimi için Polonya aynı derecede hayati bir rol oynamamakta ve Polonya meselesi gündemin baş maddesini oluşturmamaktadır. İşte tam bu noktada Ukrayna’nın bölünmüşlüğü ve İkinci dünya savaşı sonrası cizilen sunni sınırların meydana getirdiği sorunlar gün yüzüne çıkmaktadır. Ukraynanın Batıdaki en büyük şehri olan ve Polonya’nın tarihsel, etnik ve dinsel hinterlandı olarak kabul ettiği Livov ile Kiyev arasında ve doğunun sanayi şehri Donetsk ya da Rus nüfusun yoğunlukta olduğu Kırım arasında demografik, dinsel, dilsel ve kültürel olarak çok büyük farklar görülmektedir ve bunun Ukrayna dış politikasına yansımaları olmaktadır
Ukraynada yapılan seçimlerin iki ülke arasında ilişkilerin geleceği ile perspektif tartışmalara geçmeden önce Ukraynanin Polonyanın doğu siyasetinin en büyük ayaklarından biri olması hasebi ile önemini vurgulamak gerekmektedir. Ukrayna herşeyden önce tarihsel süreçte Rus ve Alman istilasına maruz kalmış Polonyanın, Rusya ile arasındaki doğal bir tampondur, sadece bu jeopolitik nokta-i nazardan dahi Ukrayna, Polonya için yaşamsal bir rol oynamaktadır. Batı ittifakında yer alacak bir Ukrayna, Polonyanın Rusya endişesini askariye çekecek ve güvenlik konseptinde göreceli bir rahatlama yaşatacaktır. Ukraynada bulunan Rus birlikleri ve askeri alt yapıda Polonyanın endişeleri arasındadır ve Rus yanlısı bir Ukrayna ve Moskova yörüngeli siyasette kayacak bir Ukrayna bu endişenin adeta tuzu biberi olacaktir. Batı (AB) ve özellikle Polonya için Rus doğal gazının ana transit geçiş güzergahı olan Ukrayna enerji politikalarının güvenliği açısından da hayati bir stratejik konumdadır. Ukraynanın sahip olduğu genç ve eğitimli nüfus AB sürecinde Batı Avrupaya göç veren Polonyanın iştahını kabartmakta, özellikle Batı Ukraynalıların din ve dil benzerlikleri düşünüldüğünde çok daha motive edici bir faktör olmaktadır. Vatikan Polonya hattı ile Batı Ukraynada ki Katoliklerde Polonyanın doğal ve tarihsel etki alanı içerisine girmektedir.
Sadece yukarida bahsi geçen gerekçeler, Ukraynanın Polonya açısından ne kadar önemli olduğunu anlamak için yeterli bir mülahazadır. Turuncu devrim sonrası yaşanan ekonomik çöküntü ve yolsuzluklar Polonya medyasında geniş şekilde yer almıştı, lakin Batı yanlısı güçlerin seçimlerden yenilgi ile ayrılması pekte beklenen bir gelişme değildi. Polonya kamyunda ki genel kanı seçimlerin demokratik bir ortamda geçtiği yönünde ve Ukraynada Rusyaya doğru bir eksen kayması olacağı kuşkusuz bir şekilde beklenmekte. Seçimden hemen sonra ki süreçte özellikle Timoshenko’nun açıklamalarının yer aldığı medyada seçimlerin resmi sonuçlarının hala duyurulmadığı ve Anavatan partisinin seçim sonuçlarını mahkemeye götüreceği haberleri yer aldı. Gerçi Polonya medyasında Janukowicz ile seçim sonrası yapılan mülakatlarda iyimser bir havada hakim görünmekte. Rzeczpospolita yazarlarından Koscınki ye göre Polonya Ukrayna ile turuncu devrim zamanına oranla daha aktif şekilde ilgilenmeli
[6] ve Ukraynaya yüz çevirilmemeli / Gazeta Wyborcza köşe yazarlarından Andrzej Kublik Ukraynanın AB için transit gaz açısından önemi vurgulanmakta ve AB politikacı ve bürokratlarına bu yeni süreçte önemli bir görev düştüğünün altını çizmektedir.
[7]
İşte bu perspektiften bakılınca Polonya açısından Ukraynada ki mevcut yeni düzen tam olarak tahminlerin ve beklentilerin ötesinde bir gerçektir. Polonya özellikle Rusya aleyhtarı uyguladığı ideolojik irrasyonel politikalar bir yana bırakılmalı ve daha realist bir uslup ile varolan realpoliği pragmatik bir yaklaşım ile değerlendirilmelidir. Avrupa Birliği ve Polonya önümüzde ki dönemde Kiyevin tamamen Moskova eksenine kaymasına güç, tehdit, mahrum bırakma ya da izalasyon yolu ile değil, tam aksine rasyonel seçim ile win - win prensibi ile yaklaşmalı ve ortak kazanımlar vurgusu yapılmalıdır. Polonya ve Batıının Ukrayna politikası aynı zamanda Belarus içinde belirleyici olacaktır. Batı yanlısı tuurncu devrimin başarısızlığının bati demokrasinin zaafiyeti ve liberal sistemin iflası gibi takdim edilmesinin önüne geçilmeside bu dönemde AB nin ödevleri arasındadır. Ukraynanın sınır bütünlüğü korunmalı ve halkı din, dil ya da ırk üzerinden ayrıştırıcak tehlikeli politikalardan kaçınılmalıdır ki bu yönce ki bir politika Janukowicz yönetiminin elini güçlendirir ve Rusyanın Ukrayna üzerinde ki etkisi iyice artar ve Kuzey Kafkasyadakine benzer bir durum çıkmasına sebebiyet verebilir.
Komunizmin yıkılmasından beri sürekli gerileyen Rusya aradan geçen bunca zamandan sonra ilk defa Batı cephesi karşısında büyük ve azımsanmayacak bir zafer elde etmiştir. Baltıklarda geri çekilen ve statükoya boyun eğen Rusya bu kazanımla Ukrayna üzerinde olan etkisini kaybetmeyeceğini açıkca göstermiş, Putin - Medvedey ikilisinin hem Rusyada hem Rusça konuşulan ülkelerde popülaritesi biraz daha artmıştır. Lakin Rusyanın en önemli kazanımı Sivastopol donanmasının geleceğidir. Kırımın statüsüde bu süreç içerisinde bir kenarda tutulacak ve Rusyanın bölge üzerinde ki etkisi devam edecektir.
Polonya’nın özellikle NATO ve AB üyeliğinden sonra iyice agresifleşen Doğu politikası yeni bir evreye girmiştir, bunula birlikte AB nin doğu sınırıda Polonya ile birlikte yeni bir tehdit algılaması ile karşı karşıyadır. Füze kalkananı projesinin iptali ile Rusyaya karşı direnç kaybeden Polonya, Ukrayna seçimleri ile birlikte biraz daha zayıflamış ve Rusyanın soluğunu daha bir ensesinde hisseder hale gelmistir. Brüksel ve Washington’dan bağımsız bir Doğu politikası geliştirme ikilemi yaşayan Varşova önümüzdeki dönemlerde sıkıntılı bir sürece doğru ilerlemeke. Küresel ekonomik krizin yansımaları, kumarhane skandalları ve Cumhurbaşkanı - Başbakan didişmesi ile gündemi meşgul olan Polonya’da bu süreçte harici politikada bir hayli gündem oluşturacak gibi durmaktadır.
Davut Han Aslan, PhD candidate at University of Warsaw
University of Economics and Computer Science in Warsaw
[1] http://www.prezydent.pl/nasz-kraj/informacje-o-polsce/
[2] Piotrowski T. Poland’s Holocaust , McFarland Publications
[4] Jankowiczin Turuncu devrimde Polonyanın oynadığı role tepkisi için bknz.
[5] http://kievukraine.info/orange_revolution.htm
[6] http://blog.rp.pl/blog/2010/02/08/piotr-koscinski-od-ukrainy-odwrocic-sie-nie-mozna/
[7] http://wyborcza.pl/1,75968,7545901,Przyszlosc_branzy_gazowniczej_na_Ukrainie_w_rekach.html