Üye Girişi | Yeni Üyelik
   01 Ağustos 2010 Pazar
Enerji Enstitüsü
Terör Enstitüsü
Ermeni Enstitüsü
Göç Araştırmaları
Türk Dünyası Enstitüsü
Ekonomi Enstitüsü
Silahsızlanma Çalışmaları
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Türkocağı Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
ABD, Katalonya, İsveç... Sırada İngiltere Mi Var?
12 Mart 2010 Ermeni Enstitüsü [10] [12] [14] [16]
 Sinan OĞAN
Sinan OĞAN
TÜRKSAM Başkanı

Hakkında - Arşivi

Türkiye’de son birkaç aydır enerjisini iç siyasi gelişmelere harcamışken sözde Ermeni “soykırım” tasarıları birer birer Batı parlamentolarından geçmektedir. Manzaraya bakınca sanki dünyanın birçok ülkesinde yaşayan milyonlarca Ermeni seçmen, bu seçmenlerin oyu ile seçilmiş yüzlerce parlamenter ve Türkiye’de de asker, balyoz, HSYK, Ergenekon v.s. gibi konuların dışında herhangi bir gündem yokmuş gibi gözükmektedir. Oysa bu yıl Ermenilerin soykırım saldırısına geçeceği ve bütün kozlarını bu yıl oynamaya çalışacakları belli idi. Ancak sebebi belli olmayan husus bizim bir Açılımın peşine takılıp bu konuda naif bir tutum içerisinde olmamız ve gerekli tedbirleri zamanında almamış olmamızdır.
.
“Soykırım” mevsimi bu defa hızlı açıldı. Her yıl Nisan ayı başlarında gündemimize gelen 1915 yılında yaşanan tehciri bir soykırımmış gibi dünya gündemine ve parlamentolara getirme girişimi bu defa erken başladı. Bugün Mart ayının 12’si olduğu halde daha şimdiden iki ülke parlamentosunda tasarı görüşüldü ve kabul edildi. Önce Beyaz Saray yönetiminin “kuzuların sessizliğini” oynamasının ardından ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nden geçen soykırım iftirası bu defa da İsveç Parlamentosu’ndan geçmiştir. Ayrıca İspanya'ya bağlı Katalonya Özerk Yönetimi Parlamentosu Dışişleri Komisyonu 26 Şubat'ta alınan karara herhangi bir itiraz olmadığı için genel kurulda görüşülmeyerek parlamentonun resmi gazetesinde yayımlandı. Böylece Katalon Parlamentosu da 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını tanıyan bir karar aldı. Şimdilik Medeniyetler İttifakı'ndaki ortağımız, eş başkanımız İspanya'ya karşı herhangi bir tutum sergilemesek de bu tür eyalet ve özerk bölgelerin de tanımaya devam ettiği görülmektedir.
 
Türkiye bu gelişmeler üzerine derhal! Büyükelçilerimizi geri çekmiştir. ABD’ye veremedik ama muhtemeldir ki, İsveç’e bir nota bile verebiliriz. Başbakan Erdoğan’ın “müzik notası değil bu her önünüze gelene veresiniz” dediği ve aslında diplomatik teamüllerde en az müzik notası sıklığında kullanabileceğiniz nota verilmesi ve büyükelçilerimizin geri çağrılması öyle anlaşılıyor ki, ne ABD’nin gözünü korkutmuştur ve ne de Bundan cesaret aldığı anlaşılan İsveç’e geri adım attırmıştır. Hatta İsveç bir adım daha ileri giderek Tasarıda Ermenilerin yanısıra, Asurilerin, Keldanilerin, Pontus Rumlarının ve diğer Hristiyan azınlıkların Osmanlı İmparatorluğu döneminde soykırıma uğratıldığını ileri sürmüştür.
 
Fransa Örneği
 
Türkiye’nin nota vermesi, ilgili ülkenin ülkemizdeki büyükelçisinin Dışişlerimize çağrılması ve bizim büyükelçimizin de derhal “danışmalarda bulunmak üzere” geri çekilmesi öyle anlaşılıyor ki, yeterli bir tepki oluşturmamaktadır. Hatta yeterli tepki oluşturmadığı gibi bazı çevrelerce Ti’ye bile alınmaktadır. Daha önce Fransız meclisindeki Ermeni kökenli parlamenter Deveciyan’ın Türkler çabuk unutur babındaki açıklamaları hatırımızdadır. Son olarak da Ermenistan Dışişleri Bakanı Edward Nalbandyan’ın Türkler büyükelçiyi çeker, bir iki itirazda bulunur ama onun ötesine geçemezler ve çabuk unuturlar tarzındaki açıklaması da arşivlere girecek kadar eskimemiştir. Her ne kadar Nalbandyan Ankara’yı gaza getirip, Türkiye ile ABD’nin arasını açmak ve 24 Nisan’da ABD başkanına “soykırım” terminolojisini kullandırma amacı gütse de söylediğinde aslında gerçek payı büyüktür. Bakınız Fransa konusu buna iyi bir örnek teşkil etmektedir.
 
18 Ocak 2001 tarihinde Fransa Ulusal Meclisi, sözde Ermeni soykırımına ilişkin "Fransa, 1915'te Ermenilerin maruz kaldığı soykırımı tanır" ifadesinin yer aldığı yasa tasarısını kabul etti. Bunun üzerine bugün yaşananlara benzer gelişmelere şahit olduk. Derhal büyükelçimiz geri çağrıldı, hatta bugün o günlerde Ergenekon soruşturması kapsamında daha içeri alınmayan ve bugünlerde herhangi çağrıda bulunmayan Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, Fransız mallarına boykot çağrısında bulundu. Fransızlar ihalelere alınmadı v.s. Ardından hadiseler çabuk unutuldu ve bu defa Fransa Parlamentosu'nun alt kanadı, Ermeni Soykırımı'nı inkârı suç sayan ve soykırımı inkâr edenlerin hapis ve para cezasına çarptırılmasını öngören yasa teklifini onayladı. Eee ne oldu peki? Cevabını dünkü 11 Mart tarihli gazetelerde okumak mümkün. Enerji Bakanımız Fransızları Türkiye’de yapılacak Nükleer Santral ihalelerine davet etti. Öncesinde ise Fransızlar Nabucco’ya alındılar…
 
Cezayir’de soykırım yapan Fransa’nın Başbakanı’na soykırımı ne zaman tanıyacaksınız sorunsuna Fransız Başbakan bu işleri tarihçilere bırakmak lazım diyecek, Ruanda’da yaptıkları yanına kar kalacak, Sarkozy her fırsatta Türkiye’yi AB’den dışlayacak ve hatta Ortadoğu’da Mısır ile birlik olup sizden rol çalmaya çalışacak. Türkiye’nin arka bahçesi Kafkasya’da bile Gürcistan ile Rusya arasında arabuluculuğa soyunacak ve dönüp bir de size dünyanın en ağır suçu sayılan soykırım suçunu yapıştırmaya çalışacak ve siz bütün bu olanlardan sonra kalkıp Fransa’yı nükleer santral ihalesine davet edeceksiniz… Nabucco’ya girmesine izin vereceksiniz… Dünkü 11 Mart 2010 tarihli gazetelere bakınca bu garabeti görebilirsiniz. Enerji bakanlığımız maalesef ki böyle bir garabete imza atmıştır. Bu hatanın derhal düzeltilmesi gerekir. Fransa parlamentosundaki iftirayı geri çekmediği takdirde hiçbir zaman Türkiye’den ne ekonomik ve ne de diplomatik çıkar sağlayamayacağını bilmelidir. Hatta bu konuda Azerbaycan ile de işbirliğine gidilmelidir ve Azerbaycan’da Fransız şirketleri ülkedeki petrol ve doğalgaz ihalelerinden dışlamalıdır.
 
Fransa Örneğinden ABD ve İsviçre’ye
 
Fransa karşısındaki tutumuz derhal terk edilmeli ve hatta ABD ve İsviçre’ye de uygun cevaplar verilmelidir. Büyükelçiyi çekmek ve/veya ilgili ülkenin büyükelçisini dışişleri bakanlığına çağırmak yeterlimidir. Bununla beraber bu ülkeye yakın zamanlı seyehati iptal etmek çözüm müdür? Elbette değildir.
 
Peki, öyleyse ne yapmalı?
 
Bu tür elçi çekmek tarzındaki eylemlerin diplomasi tarihinde pek netice verdiği görülmemiştir. Bir eylemin netice verebilmesi için hem karşı tarafın çıkarlarının doğrudan zarar görmesi gerekir.
 
Ne tür çıkarlar?
 
a)      Ekonomik çıkarlar
b)      Güvenlik çıkarları
c)      Diplomatik çıkarlar
 
Ülkelerin ekonomik çıkarlarına zarar vermenin en kısa yolu soykırım tasarısı geçiren ülkelerin Türkiye’deki ihalelere alınmamamsı, boru hatları gibi uluslar arası projelerden dışlanması, ABD için özellikle askeri alımların ertelenmesi, Azerbaycan ile beraber hareket edilerek enerji ihalelerinden dışlanılması, Afganistan Barış Gücü Türk komutanının danışmalarda bulunmak üzere Ankara’ya çağrılması, Ermenistan’a mesaj vermek açısından Azerbaycan Savunma Bakanı’nın Türkiye’ye davet edilmesi ve Türk askeri heyetinin Azerbaycan’a gönderilmesi, Türkiye’de kaçak olarak çalışan Ermenistan vatandaşlarının bir kısmının geri gönderilmesi, Ermenistan’a uçak seferlerinin azaltılması, protokollerin TBMM’de Türkiye’nin bütün ön şartlarını yazarak gündeme alınması, Hocalı soykırımının TBMM gündemine alınması, Kızılderili soykırımı, Cezayir soykırımı v.d. suçların meclis gündemimize alınması gibi hususların değerlendirmeye alınması ve birkaç ay değil bu ülkeler geri adım atıncaya kadar devam ettirilmesi durumunda yeni bazı ülkeler bu kervana katılmaya cesaret edemezler. Hatta AB’nin enerji güvenliğini sağlayacak olan Nabucco bile bu çerçevede ele alınmalıdır.
 
Yukarıdaki örnekler elbette ki, çoğaltılabilir. Özellikle Irak, Afganistan ve İran kozu Türkiye’nin elindeki güçlü kozlardandır. Bütün bu kozlar zamana ve sıraya alınarak uygulanmaya konmalı ve daha da uygulanabileceği mesajı verilmelidir.


http://www.turksam.org/tr/a1944.html
Arkadaşına Gönder 1033 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

PASDAR -13.03.2010 18:17:56  
  YENİ POLİTİKALAR
ÜLKEMİZİN YENİ DIŞ POLİTİKALAR GELİŞTİRMESİNDE FAYDA VAR DİYE DÜŞÜNÜYORUM. EVET HAFIZA ÖZÜRLÜ OLDUĞUMUZ DÜŞÜNCESİNE KATILIYORUM AMA TOPLUMUN HAFIZA ÖZÜRLÜ OLMASI DEVLETİN YÖNETİCELERİNİN O TARZDA OLMASI ANLAMINA GELMEMELİ. MİLLET NE YAPSIN, DEPREMLER, TERÖR, BALYOZ, FAKİRLİK, İŞSİZLİK BU KOŞULLARDA PSİKOLOJİSİNİ DÜZGÜN TUTABİLMESİ İÇİN HAFIZA ÖZÜRLÜ OLMAK ZORUNDA. AMA BATILI VE AMERİKANCI YAKLAŞIMLARIN ŞU AŞAMADAN İTİBAREN FAZLA DEĞERLENDİRİLMESİNİN YARARLARININ ZARARLARINDAN DAHA FAZLA OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM. BU GÜN ARTIK MEDENİYET SADECE BATIDA YOK, DOĞUDA VE UZAK DOĞUDA DA VAR. BELKİ BİRAZ DA RUSÇU, TAKILMANIN ZAMANI GELDİ. İŞBİRLİĞİNİ ARTIRARAK KAFKASYA VE ÇİNE KADAR UZANAN BÖLGEDE ETKİNLİĞİMİZİ ARTIRABİLİRİZ. AVRUPA YAŞLANDI, TÜRKİYE KORKUSUYLA SİLAHLANAN YUNANİSTAN HASTALANDI. BURAKALIM DEVAM ETSİNLER, DÜNYADA TEK KITA AVRUPA DEĞİL.

Cahangir -13.03.2010 12:21:13  
  Merhab Sinan Bey
Merhaba Sinan Bey
Sizin deyerlendirmenizi okudum. Gercekden de çok önemli noktaları gündeme getirmişsiniz. Eger böyle bir dış politika izlenirse tabii ki, bu ülkeler geri adım atarlar. Amma, bunun mümkün olmadığını Siz benden daha iyi biliyorsunuz. Bu sonuca gelmem için benim 3 degerlendirmem (varsayımlarım)var. 1. bu ülkeler Türküyedeki şimdiki hükumetin kendileri tarafından desteklenmesi sayesinde bu gün o koltuklarda oturduklarını biliyorlar. Bunun için de onların bir korkusu yok. ABD ve AB Türküyede Kemalizm sistemine karşı, (Handiktonun Medeniyyetler çarpışması eseri.) bu sistemi kökünden sarsa bilecek yegane sistemin islam kökenli hükumet olduğunu iyi bildikleri için bunları desteklediler ve bu gün de çok güzel bir şekilde vazifelerini yapıyorlar. 2-ci varsayımım. Şu anda Türkiyeyi kafasına güneş deymeyenler yönetiyor. İnsan güneşden d vitamini alıyor. Uzun sure d vitamini kabul etmeyen, güneşle teması olmayan kafalarda bozukluklar yaşandığı doktorlar tarafından söyleniliyor. Bir zamanlar Türkiyeyi AİHM-e şikayet edenler bu gün Çankaya köşkünü yönetiyor. Bu zihniyyet her zaman Türküyenin ve Türkün düşmanları olmuşdur. 3-cü. Türkiyede hükumetler degil de dış işleri bakanları bile degişdiginde Devletin diş politikası degişiyor. Babacan gitdi Davudoölu geldi, dış politika tamamen degişdi. Böyle bir idareçilik olmaz. Bizim devletimiz zaten yok gibi bir şey. Bizlerin tek umut yerinin Türkiye olduğunu başda ermeniler olmak üzere bütun dünya biliyor, bir tek Sizle ve Bizler bunun farkında degiliz. Bütün bunlar olurken Başbakan Ankarada Danıştaya saldırıyordu. Taşıma ücretlerinin pahalı olması için bu işletmeyi durduran ve ucretleri aşağa salan Daniştay Başbakan tarafından suçlanıyor, bu taşıtlardan yararlanan halksa başbakanı alkışlıyor. Ben bu halkı anlıyamıyorum. Devletin kurumları arasında bu kadar savaş olursa sonucu bu olur. ABD ve İsveç olaylarından sonra Davudoğlu istifa etmeli olduğu halde bu gün de koltuğunda oturuyor. Zaten bu Davudoglu ermeni protokolleri imzalanarken 3 saat bekletildiginde onun hemen istifa etmesi gerekirdi. Kendisine hörmet eden bir dış işleri bakanı bunu kabul etmemeli, orada 10 dakika bile beklememeli iken Türkiye Cumhuriyyetini temsil eden birisi 3 saat bekletiliyor. Hemde ermeni bakanın kaprisleri yüzünden. Orada Davudoğluna diyil Türkiye Cumhuriyyetine hakaret edildi. Türk halkıysa susdu buna. Şimdi soruyorum bu zihniyyet nasıl olurda bu ülkelere kafa tuta bilir. Ağlamakla, madur duruma düşürülme kompleksi ile halkın oyunu kazanan bir hükumet nasıl olur da Siz deyen adımları ata bilir. Haftada bir televizyonlar karşısında ağlamayı kendisine vazife edinen başbakan yardımcıları olan bir hükumetin göz yaşlarına Türk halkından başka hiçkimse inanmaz. Devletlerin dostlarının degil menfaatlerinin olduğunu anlamayan bir yönetimin yönetdigi bir ülkenin dış politikasıda olmaz.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
39035 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
24506 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
14670 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
14482 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
13224 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
9 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
6 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
Gazze’ye Yardım Girişimi ve İsrail Saldırısının Soğukkanlı Analizi
5 defa yorumlandı.
Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı
4 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2010 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 1393 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.