Üye Girişi | Yeni Üyelik
   08 Şubat 2012 Çarşamba
Ortadoğu ve Afrika
Rusya – Ukrayna
Kafkasya
Türkistan
Asya – Pasifik
Güney Asya
Türkiye
Balkanlar
Amerika
Avrupa Birliği
Kıbrıs
Jeopolitik ve Strateji
Sivil Toplum Kuruluşları
Uluslararası Hukuk
Çok Taraflı İkili İlişkiler
Bilgi Yönetimi
Bilim ve Teknoloji Araştırmaları
Proje ve Kalkınma Yardımları
Medya
Uluslararası Örgütler
Karadeniz
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Türkocağı Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Ukrayna’da Yeni Dönem
23 Mart 2010 Ukrayna [10] [12] [14] [16]
Deniz Berktay


Hakkında - Arşivi

Ukrayna’da geride bıraktığımız ay gerçekleşen ve yankıları hala devam eden devlet başkanlığı seçimleri, dünya basınında ilk başlarda, yanlış biçimde, “Rusya’nın zaferi” olarak değerlendirilmişti. Büyük ölçüde Turuncu Devrim zamanından kalma ezbere dayanan bu yorumlar, ikinci tura kalan iki adaydan ana muhalefet lideri Viktor Yanukoviç’in “Rusya yanlısı aday”, Başbakan Yulya Timoşenko’nun ise, “Batı yanlısı aday” olduğu değerlendirmesine dayanıyordu.
 
Oysa ki, gerek ABD, gerekse ABD’nin Doğu Avrupa ve Kafkaslar’daki en yakın müttefikleri (Polonya, Baltık ülkeleri ve Gürcistan), bu sefer, seçimlerin kesinleşmiş resmi sonuçlarının açıklanmasını bile bekleme gereği duymadan, Viktor Yanukoviç’i seçimlerin galibi olarak tanıyıp tebrik ettiler. Turuncu devrimin “demir lady”si Başbakan Yulya Timoşenko’nun seçimlere hile karıştırıldığını iddia edip ikinci bir turuncu devrim düzenleme yönündeki girişimiyse, daha başlamadan sona erdi. Bu gelişmeler, Ukrayna’daki devlet başkanlığı seçimlerine, turuncu devrim döneminden kalma ezberleri bozarak yaklaşmayı gerektiriyor. Sonradan daha ayrıntılı olarak yapacağımız bir değerlendirmeyi burada kısaca belirtirsek, Ukrayna’da turuncu dönem, çoktan sona ermiştir ve Rusya’nın en büyük başarısı, bir dönemler kendisini de doğrudan tehdit eden renkli devrimleri alay konusu haline getirmek olmuştur. Ancak, turuncu devrimin gazabına uğrayan Yanukoviç’in şimdiki seçimlerde devlet başkanı seçilmesini, Rusya açısından zafer olarak değerlendirmek, yanlış olacaktır. Başka bir deyişle, turuncu devrimin iflasını ayrı, Yanukoviç’in zaferini ayrı şekilde değerlendirmek daha doğru olacaktır.
 
Diğer taraftan, Ukrayna’daki bölgesel farklılıkların Ukrayna siyasi yaşamını belirleyen en önemli unsurlardan biri olmaya devam ettiği, bu seçimlerde de görüldü. Ancak, Ukrayna’daki siyasi yönelimi iyi değerlendirebilmek için, bölgesel farklılıklara biraz daha yakından bakmak gerekiyor.
 
Ukrayna’daki son seçimlerin gösterdiği bir diğer husus, ülke nüfusunun yüzde 40’a yakınını barındıran Doğu ve Güney Ukrayna’nın, ülkenin siyasi kaderinde oynadığı roldür. Nitekim, Ukrayna’daki 25 yönetim bölgesinden Batı ve Orta Ukrayna’da yer alan 16’sında çoğunluğun Timoşenko’yu desteklemesine rağmen, seçimlerin galibi, Doğu ve Güney Ukrayna’daki dokuz yönetim bölgesinde çoğunluğu elde eden Yanukoviç oldu. Turuncu devrimin yaşandığı 2004 devlet başkanlığı seçimleri dışındaki bütün seçimlerde belirleyici olan bölge, ülkenin ağır sanayi tesislerinin bulunduğu Doğu ve Güney Ukrayna olmuştur (Turuncu devrimin Ukrayna’nın doğasına aykırı bir gelişme olduğunu söyleyenlerin en önemli dayanak noktalarından biri de, budur). Seçimlerin galibi Viktor Yanukoviç  de, Doğu Ukraynalı iş çevrelerinin temsilcisi olarak biliniyor. Bu nedenle, Yanukoviç’in devlet başkanlığı döneminde Ukrayna’nın Rusya ile ilişkilerinin ne şekilde olacağı sorusuna yanıt verebilmek için, Doğu ve Güney Ukrayna’nın kendi içindeki farklılıklara eğilmek gerekecek.  
 
Bu yazıda, Ukrayna’daki bölgesel farklılıkları inceleyerek, şu sorulara yanıt bulmaya çalışacağız:
-          Seçimleri Rusya’nın zaferi olarak değerlendirmek ne kadar doğru?
-          Yanukoviç döneminde Ukrayna, Doğu’ya mı, Batı’ya mı yönelir?
-          Ukrayna’ya bu seçimlerle birlikte siyasi istikrar gelir mi?
 
Ukrayna’daki Bölgesel Kutuplaşma: (1)
 
Ukrayna siyasi hayatının ayrılmaz bir parçası, bölgeler arasındaki siyasi, ekonomik ve kültürel farklılıklardır. Ülkeyi ortadan ikiye bölen Dinyeper Nehri’nin doğu yakasında (ya da daha genel olarak Güney ve Doğu Ukrayna’da) Rusya yanlısı eğilimler güçlüyken, Dinyeper’in batı yakası (Orta ve Batı Ukrayna), Rusya’ya daha mesafelidir. Bununla birlikte, Dinyeper’in iki yakasını siyah ve beyaz olarak nitelendiren değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığını belirtmek gerekir. Ülkede siyah ve beyaz olarak nitelendirilebilecek bölgeler asıl olarak güneydeki Kırım Yarımadası ile en batıdaki Galiçya bölgesidir.
  
Barut Fıçısı” Kırım ve Milliyetçi Galiçya
 
Ukrayna’ya ancak 1954’te katılan Kırım Yarımadası’nda halkın büyük çoğunluğu, Rus etnik grubuna mensuptur ve bölgenin Rusya ile ekonomik ve kültürel ilişkilerinin yoğunluğunun da etkisiyle, Kırım nüfusunun çoğunluğu, kendisini Ukrayna’dan ziyade, Rusya’ya bağlı hisseder. Ukrayna’yı yönetenler, NATO üyeliği konusunu gündeme getirdiklerinde de Kırım’daki siyasi örgütler açıkça “Ukrayna NATO’ya girerse, biz de Ukrayna’dan ayrılırız” diye beyanatta bulunur. Bölgedeki Rus çoğunlukla ciddi sorunlar yaşayan Kırım Tatarları’nın ise, Ukrayna yönetimleri tarafından genel olarak, bir denge unsuru olarak görüldüklerini belirtmek gerekiyor.  Kırım Tatarları’nın turuncu devrim döneminde, Batı yanlısı aday Viktor Yuşçenko’yu desteklemelerine rağmen Yuşçenko’nun kendilerine olan vaatlerini yerine getirmemesi, Kırım Tatarları’nın Yuşçenko yönetimi ile arasının bozulmasına neden oldu. Gerek bu nedenden, gerekse kamuoyu yoklamalarında Timoşenko’nun Yuşçenko’nun çok daha önünde görünmesi nedeniyle Kırım Tatar Meclisi, son devlet başkanlığı seçimlerinin ilk turunda tarafsız kalma, ikinci turunda ise, Timoşenko’yu destekleme kararı aldılar. Bir tarafta Rus çoğunluk ile Kırım Tatarları arasındaki sürtüşmelerin, diğer tarafta ise Kırım’da egemen olan “Rusya nereye, biz oraya” anlayışının, Ukrayna’da özellikle Kırım bölgesini bir saatli bomba haline getirdiğini söyleyebiliriz.
 
Ülkenin en batısında bulunan Galiçya bölgesi ise (Lvov, İvano Frankovsk ve Ternopol illeri), Ukrayna’nın diğer kutbunu oluşturur. Milliyetçi geleneğin ve Rusya karşıtlığının son derece güçlü olduğu bu bölgede, “Rusya’nın düşmanı bizim dostumuzdur”, anlayışı yaygındır. Ukrayna’nın Rusya ile ikili ilişkilerinin en yoğun olduğu 2000’li yılların ilk yarısında, Galiçya bölgesinde, Kiev’in Moskova’nın egemenliğine girmesi olasılığı karşısında Galiçya’nın özerkliğini kazanması gerektiğini savunan eğilimler güçlenmişti.
 
Ukrayna’nın “siyah ve beyaz” olarak niteleyebileceğimiz bu iki bölgesinin dışında kalan bölgelerin ise, grinin açıktan koyuya değişen tonlarında olduğunu söyleyebiliriz.
 
-          Güney ve Doğu Ukrayna: (2)
Rusya’ya yakınlığıyla bilinen bu bölgeyi, kendi içinde Kiev’in merkezi politikalarına tepki ve Moskova’ya yakınlık dereceleri açısından 1- Kırım Özerk Cumhuriyeti 2- Donetsk ve Lugansk illeri 3- Dnepropetrovsk ve Zaporojye illeri 4- Harkov ve Sumi illeri 5- Odessa, Nikolayev ve Herson illeri olarak ayırmak mümkündür. Yüzyıllar boyunca Ukraynalı Kozaklar ile Kırım Tatarları arasında tampon bölge konumunda olan Doğu Ukrayna bölgesinin yerleşime açılması, Rus Çarlığı’nın 1783’te Kırım Hanlığı’na son vermesiyle başlamıuş ve Ruslar tarafından kurulan şehirlere gelen Ukraynalılar, buralarda Rus kültürünü benimsemiştir. Bununla birlikte, Güney ve Doğu Ukrayna’nın büyük bölümünü Kırım’dan ayıran önemli faklar vardır. Birincisi, Kırım’dan farklı olarak Doğu Ukrayna’nın diğer bölgelerinde, Ukraynalı kimliği vardır. (Her ne kadar buradaki halkın Ukraynalılık’tan anladığı, Galiçyalıların anladıklarından farklı da olsa ve her ne kadar Galiçyalılar Doğu Ukraynalıların asimile olduğunu da iddia etse, Kırım dışındaki bölgelerde halk kendisini Ukraynalı olarak nitelendirir). İkincisi, Kırım’dan farklı olarak, Doğu Ukrayna’nın diğer bölgelerinin ülke çapında güçlü çıkar grupları vardır (Donetsk grubu, Dnepropetrovsk grubu gibi) ve bu çıkar grupları, belli nedenlerden ötürü (yerel sanayiin Rus enerji kaynaklarına bağlı olması gibi) Rusya ile ilişkilerin tümden kopmasına neden olabilecek politikalara karşı olmakla birlikte, Rus sermayesinin Ukrayna’ya girişine de pek sıcak yaklaşmaz. Bu kesim, Rusya ile ekonomik ilişkilerin iyileştirilmesini savunmakla birlikte, Avrupa pazarına açılmayı temel bir öncelik olarak görür ki bu durum, Ukrayna’nın yeni yönetiminin, Rusya’nın bütün tekliflerine rağmen Rusya, Belarus ve Kazakistan arasındaki Gümrük Birliği’ne katılıma sıcak bakmamasının önemli nedenlerinden biridir. Üçüncüsü, Kırım bölgesinde sıkça gündeme getirilen Rusya ile birleşme isteği, Güney ve Doğu Ukrayna’nın diğer bölgelerinde zayıftır. Bu bölgelerin elitleri, Kiev yönetimi ile ilişkilerin en gergin olduğu dönemlerde bile (ki bunun en somut örneği turuncu devrim dönemidir), Rusya ile birleşme konusunu gündeme getirmemişlerdir. Bölgesel elitin bir dönem Ukrayna’nın üniter devletten federasyona dönüşmesi talebi ise, Donetsk çevresinin bütün Ukrayna’ya egemen olma isteğinin de sonucu olarak, gündemden düşmüş görünüyor.
 
Donetsk ve Lugansk illeri dışında kalan Doğu-Güney Ukrayna bölgelerinin genel özelliği ise, kırsal alanda Ukrayna kültürünün kendisini daha çok göstermesi ve yerel elitin Kiev’le daha içli dışlı olmasıdır ki bu durum, son seçimlerde Yulya Timoşenko’nun Harkov ve Dnepropetrovsk illerinde gösterdiği kısmi başarının önde gelen nedenlerinden biridir.
 
Orta ve Batı Ukrayna
 
Dinyeper Nehri’nin batı yakası ise, Rusya’ya daha mesafelidir. Yüzyıllar boyunca Polonya egemenliğinde yaşayan ve Rusya’nın bölgeyi ele geçirmesinden sonra bile Polonyalıların toplumun başat kesimini oluşturduğu Orta ve Batı Ukrayna’da, Ukraynacanın etkisi çok daha güçlüdür. Bölgedeki sanayinin Rus doğalgazı yerine bölgedeki enerji kaynaklarını kullanması, bölgenin Rusya’dan çok Batı’ya eğilimli olmasının temel nedenlerinden birini oluşturur. Bununla birlikte, Orta Ukrayna bölgesinde, Ukraynalılık bilincinin güçlü olmasına ve Ukrayna geleneklerinin çok daha canlı olmasına rağmen, Rusya karşıtı Ukrayna milliyetçiliğinin güçlü olduğunu söyleyemeyiz. Orta Ukrayna’da Batıcı eğilimler daha güçlü olmakla birlikte, Rusya karşıtlığına dayanan politikalar, Batı Ukrayna’daki kadar fazla toplumsal destek bulmaz. Ukrayna milliyetçiliğinin ve Rus karşıtlığının en güçlü olduğu yer, yukarıda sözü edilen, Batı Ukrayna’nın Galiçya bölgesidir. Ukrayna’nın çoğu bölgelerinden farklı olarakAvusturya Macaristan egemenliğinde kaaln ve Moskova’nın egemenliğine girmesi ancak 1939’da gerçekleşen Galiçya’nın halkı, İkinci Dünya Savaşı’nda ya Alman Ordusu’nu destekledi, ya da Sovyet partizanlarına karşı çarpışan Ukrayna İsyancı Ordusu’na (UPA) katıldı. Ukrayna’nın hemen hemen tamamında 9 Mayıs Zafer Bayramı, Ukrayna’nın Nazi işgalinden kurtuluşu olarak kutlanırken Galiçya bölgesinde halkın çoğunluğu, İkinci Dünya Savaşı’nın bitişini, Sovyet işgaline giriş olarak görür. 1945’ten 1991’e kadar Sovyet yönetimi altında kalan Galiçya, Ukrayna’daki bağımsızlıkçı hareketlerin de merkezi durumundaydı. Galiçya bölgesi, turuncu devrimin merkez bölgesi olacak ve 2004’teki devlet başkanlığı seçimlerinde bu bölgeden onbinlerce kişi Kiev’e giderek, seçimlerin tekrar yapılması için gösterilere katılacaktı.
 
Turuncu Devrim, Neden Hüsrana Uğradı? (3)
 
Turuncu devrimin kahramanı olan ve yeniden düzenlenen seçimlerde oyların yüzde 52’sini alan Viktor Yuşçenko’nun nasıl olup da son seçimlerin ilk turunda yüzde 5,6 oy alarak bir başarısızlık rekoruna imza attığı hakkında çok şey söylendi.  Turuncu devrim modelinin neden başarısız olduğu sorusuna, Ukrayna’nın bölgesel ve demografik unsurlarını dikkate alarak şu yanıtları verebiliriz:
 
1-      Yukarıda kısaca belirttiğimiz üzere, turuncu devrim, Ukrayna’nın genel siyasi ve bölgesel dinamiklerine zıt bir gelişmeydi. Zira, daha önceki seçimlerde devlet başkanı ülkenin nüfus olarak en yoğun olduğu doğu ve güney bölgelerinin oylarıyla seçilirken, ilk kez turuncu devrimde Batı Ukrayna’nın desteklediği aday seçildi. Üstelik, Yuşçenko’yu iktidara taşıyanların büyük çoğunluğu, onun görüşlerini destekledikleri için değil, Ukrayna’nın ikinci Devlet Başkanı Leonid Kuçma döneminin baskı ve yolsuzluklarına karşı oldukları için Yuşçenko’nun çevresinde birleşmişlerdi. Yuşçenko’nun iktidara gelmesiyle birlikte, turuncu devrimin oluşturduğu illuzyon, dağılıverdi.  
2-      Yuşçenko, iktidarı boyunca, NATO üyeliğini temel öncelikler arasında bulundurdu ve bu uğurda Rusya ile ilişkileri germekten kaçınmadı. Rusya ise, ekonomi ve enerji alanındaki çeşitli yaptırımlarla, bu gelişmelere seyirci kalmayacağını gösterdi. Turuncu devrimin ilk zamanlarında ülkenin orta bölgelerinde de NATO yanlısı eğilimlerin güçlü olmasına rağmen, Rusya ile ilişkiler gerginleşmeye başlayınca bu kesimlerde “Rusya’dan bağımsız olalım, fakat NATO’ya girip Rusya’yı gereksiz yere kendimize düşman etmeyelim” şeklinde özetlenebilecek anlayış egemen oldu. NATO üyeliğine kitlesel destek, Batı Ukrayna’nın Galiçya ve Volın bölgeleriyle sınırlı kaldı.
3-      Turuncu devrim, ülke ekonomisini ayakta tutan ağır sanayinin bulunduğu Doğu Ukrayna’ya ve ülkenin en zenginlerini oluşturan Doğu Ukraynalı oligarklara karşı tarım ve hafif saanyi ağırlıklı Batı Ukrayna’nın bir hamlesi olma özelliğini taşıyordu. Nisbeten azgelişmiş Batı’nın sanayi merkezi Doğu’ya karşı giriştiği bu hamle de, daha başlarken bitecek ve “devrimin” liderleri, Doğu Ukraynalı oligarklarla uzlaşmak zorunda kalacaktı.
4-      Yuşçenko’nun Sovyet dönemini “işgal dönemi” olarak adlandırması ve İkinci Dünya Savaşı’nda Sovyet ordusuna karşı çarpışan Galiçyalı milliyetçilere övgüler yağdırması, ülkenin genelinde tepki çekti. Ukrayna’nın İkinci Dünya Savaşı’nda en ağır hasarlara ve en fazla insan kaybına uğrayan ülkelerden biri olmasının dışında, Ukraynalıların büyük çoğunluğunun ailesinden en az bir kişi, Sovyet Ordusu’nda Nazilere yada Galiçyalı milliyetçilere karşı çarpışmış ve hatta hayatını kaybetmiştir. Ukrayna genelinde, Batı yanlısı olan yada olabilecek kişilerin bile çoğunluğu için, Sovyetler Birliği, özlemle anılan bir dönemdir. Ukrayna’da yeni neslin eğilimleri farklı olsa bile, Ukrayna nüfusunun yaşlı bir nüfus olduğunu ve Sovyetler Birliği döneminde yetişen nesillerin oy kullanma oranının yeni nesillere göre daha fazla olduğunu hatırlamakta yarar var. Başka bir deyişle, turuncu devrim döneminde gençlik örgütlerinin meydanlara inmesine karşılık, olağan zamanlarda son sözü, eski kuşaklar söylüyor.
5-      Yuşçenko’nun Ukraynaca’yı her alanda egemen kılma politikası da, nüfusun önemli bir kısmının Rusça konuştuğu Ukrayna’da destek bulmadı. Yuşçenko, Galiçya bölgesinin değerlerini bütün topluma dayatmaya çalışmakla eleştirildi.
 
Bu etkenlerin sonucundaki gelişmeler, Ukrayna’nın diğer Doğu Avrupa ülkelerine benzemediğini ortaya koydu. Diğer taraftan, turuncu kesimin kendi iç çatışmalarından bıkan Batılı çevreler, Ukrayna yönetimine yönelik eleştirilerini zamanla iyice sertleştirdiler. Hatta geçtiğimiz yılın Aralık ayında Kiev’de düzenlenen AB-Ukrayna zirvesinde AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko ile düzenlediği ortak basın toplantısında Yuşçenko’ya dönerek, “Sayın Başkan, bütün bunlardan siz sorumlusunuz”, diyerek, Yuşçenko’yu herkesin önünde açıkça eleştirmekten çekinmedi.  
 
“Batı Yanlısı” Timoşenko:
 
Turuncu devrimin “demir lady”si olarak adlandırılan ve turuncu devrim günlerinde miting meydanında yaptığı konuşmada “yakın bir gelecekte turuncu kurdeleleri Kremlin’in kulelerine asmaktan” sözeden Timoşenko ise,  Yuşçenko ile giriştiği mücadelede Moskova ile yakınlaşmıştı. Moskova’da Putin’le görüşmesinde Ukrayna’nın en büyük metalurji fabrikalarından birinin Ruslara satışının gerçekleşmesini sağlayan Timoşenko, Rusya ile imzalanan doğalgaz anlaşmalarını da, Yuşçenko’nun bütün ısrarlarına rağmen, ona göstermedi. 2009 yılında ağırlıklı olan görüş, Rusya yönetiminin, kendilerine desteği genelde sözde kalan Yanukoviç yerine, Timoşenko gibi, her alanda işbirliği yapabilecekleri birini tercih ettiği yönündeydi. Timoşenko, devlet başkanlığı seçimlerinin 17 Ocak’taki ilk turu öncesinde seçim kampanyasını, Yanukoviç’in kalesi olan Doğu Ukrayna’nın oylarını ele geçirmek üzerinde yoğunlaştırmış ve hatta bazı Doğu Ukrayna kentlerinde, Timoşenko ile Putin’in el sıkışırken görüntülendiği ve altta “onlar anlaştı” yazan afişler asılmıştı. Timoşenko’nun ilk tur seçimlerde Doğu Ukrayna’dan oy alamayacağını kesin olarak gördükten sonra, ikinci tur seçimlerde propagandasını Rusya karşıtlığı ve Ukrayna milliyetçiliği temalarına dayandırdı ve Yuşçenko hakkında geçmişte bütün söylediklerini unutarak, devlet başkanı seçilmesi halinde, Yuşçenko’nun politikalarını uygulayacağını söyledi. İlk tur öncesinde Rusya ile yakınlığını ön plana çıkarmaya çalışan Timoşenko, ikinci tur öncesinde, gerek Batı Ukrayna’daki milliyetçi kitleleri kendi çevresinde seferber edebilmek, gerekse Batılı çevrelerin desteğini kazanmak için, Ukrayna’nın bağımsızlığını ancak kendisinin sağlayabileceğini, Yanukoviç’in seçilmesi durumunda ülkenin sömürgeye döneceğini söylüyordu. Fakat Timoşenko, kendisini Batı yanlısı olarak göstermesine ve dünya basınının onu turuncu devrim zamanında kalma alışkanlıkla “Batı yanlısı lider” olarak nitelendirmesine rağmen Timoşenko, Batılı ülkelerden, beklediği desteği bulamadı.
 
“Rusya Yanlısı” Yanukoviç
 
Dünya basınında geniş şekilde “Rusya yanlısı lider” olarak değerlendirilen Viktor Yanukoviç ise, son yıllarda, ABD yönetimi ile diyaloğunu yoğunlaştırma youlna gitti. ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’in geçtiğimiz yıl Kiev’i ziyareti sırasında Yanukoviç’le görüşmesinde ona “sanırım geleceğin Ukrayna devlet başkanı ile görüşüyorum” dediği iddiası basına yansıdı ve bu iddia, yalanlanmadı. ABD’nin yeni Kiev Büyükelçisi John Tefft de Kiev’e geldiğinde önce dönemin ana muhalefet lideri Viktor Yanukoviç’le görüşmesini, Başbakan Yulya Timoşenko ile görüşmesinden önce gerçekleştirmişti.  
 
Gerek Yanukoviç’in Batılı ülkelerle girdiği diyalog, gerekse Batılı ülkelerin devlet başkanlığı seçimlerinin ikinci turunun resmi sonucu bile açıklanmadan Yanukoviç’i tebrik etmesi ve Timoşenko’nun seçimlere hile karıştırıldığı iddialarını görmezden gelmesi gösteriyor ki, Batılı ülkeler, Ukrayna’nın diğer Doğu Avrupa ülkelerinden farklı olduğunu ve Doğu Ukrayna gibi, Ukrayna’nın ekonomik ve siyasi hayatında son sözü söyleyen bir bölgenin istemlerini ve bu bölgenin temsilcisi durumunda olan Yanukoviç’i görmezden gelerek Ukrayna’ya yönelik politika oluşturamayacaklarını gördüler.
 
Yanukoviç Döneminde Ukrayna, Nereye Yönelir?
 
Yanukoviç’in seçimlerden önce ve seçimlerden hemen sonraki uygulamalarına ve söylemlerine bakarak ve Yanukoviç’in temsil ettiği Doğu Ukraynalı iş çevrelerinin yönelimlerini gözden geçirerek, Ukrayna’nın bundan sonraki yönelimi hakkında bazı ipuçlarını elde edebiliriz.
 
1-      Yanukoviç, yukarıda belirtildiği üzere, Doğu Ukraynalı iş çevrelerini temsil ediyor ve onun başkanlığını yürüttüğü Bölgeler Partisi’nin yönetiminde, Ukrayna’nın en işadamları bulunuyor. Bu çevreler, Rusya ile başta enerji olmak üzere bazı alanlarda işbirliğinin sürdürülmesini savunmakla birlikte, Rus sermayesinin Ukrayna’ya girmesine sıcak yaklaşmıyor. Ayrıca bu kesim, Rusya ile ekonomik işbirliğini savunmakla birlikte, Avrupa pazarında egemen olmayı temel öncelik olarak görüyor. Bu nedenle, Ukrayna’nın yeni dönemde eski Sovyet coğrafyasında Rusya’nin inisiyatifi ile kurulan oluşumlara (Tek Ekonomik Bölge, Gümrük Birliği) yönelmesini beklemek, gerçekçi değil. Nitekim, Rusya’nın bütün çağrılarına rağmen, Yanukoviç’in yardımcılarından İrina Akimova, Ukrayna’nın Rusya, Belarus ve Kazakistan arasında kurulan Gümrük Birliği’ne girmesinin söz konusu olmadığını açık bir şekilde dile getirdi. 
 
2-      Yanukoviç, devlet başkanı seçildikten sonra ilk resmi ziyaretini, Brüksel’e gerçekleştirdi. Brüksel’de AB liderleri ile gerçeekleşen görüşmeler, Yanukoviç’in yeni dönemde telel önceliğinin, Avrupa entegrasyonu olduğunu ortaya koydu.
3-      Yanukoviç, devlet başkanlığı görevine başladıktan kısa bir süre sonra yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın NATO ile ilişkilerini sürdüreceğini, fakat Ukrayna açısından temel önceliğin, tarafsızlık statüsünün korunması olduğunu söyledi. Diğer taraftan Yanukoviç, ikinci resmi ziyaretini gerçekleştirdiği Moskova’da Rusya Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev’le görüşmesinde, Rus Karadeniz Filosu’nun Sivastopol Deniz Üssü’ndeki kalış süresini kira anlaşmasının bitim tarihi olan 2017’de yeniden uzatılıp uzatılmayacağı konusunun, iki ülkenin ortak çıkarları gözetilerek ele alınacağını söyledi. Oysa Yuşçenko yönetimi, Sivastopol Üssü’nün tahliyesinin bile en az birkaç yıl alacağını söyleyerek, tahliye konusunun en kısa sürede ele alınarak karara bağlanması gerektiğini söylüyordu. Yanukoviç’in ilk politikaları, onun döneminde Ukrayna’nın siyasi ve askeri alanda Rusya açısından hassas sayılan konularda Moskova’yı karşısına almayacak bir politikayı uygulama isteğinde olduğunu gösteriyor.
 
Seçimler, Ukrayna’ya Siyasi İstikrar Getirir mi?
 
Uzmanlar, bu seçimlerin Ukrayna’ya yakın dönemde siyasi istikrar getirmesi ihtimalinin zayıf olduğunu söylüyor. Bu değerlendirmelerde şu gerekçeler ortaya konuyor:
1-      Ukrayna’da 2006 yılında yürürlüğe giren yeni anayasal düzenlemelerle, devlet başkanının yetkileri önemli ölçüde kısıtlanarak, parlamentonun devlet başkanı karşısındaki konumu güçlendirildi. Öte yandan, yakın zamanda erken parlamento seçimlerinin yapılması olasılığı, giderek daha fazla ağırlık kazanıyor. Fakat uzmanlar, Yanukoviç’in Bölgeler Partisi’nin erken parlamento seçimlerinde istenen başarıyı elde edemeyeceğini söylüyorlar. Zira, öncelikle, Yanukoviç artık devlet başkanı koltuğunda ve Bölgeler Partisi’nde onun yerine başkanlığa getirilecek kişinin, kamuoyu karşısında Yanukoviç’in başarılarını tekrar etmesi, yüksek bir olasılık olarak görülmüyor. Bunun dışında, yeni devlet başkanının ve yeni hükümetin, ekonomi alanında “anti popülist” sayılan reformları gerçekleştirmesi gerekiyor ki bu durum, Yanukoviç’in ve onun partisinin oylarında ister istemez azalmaya neden olacak.
2-      Ukrayna’da yeni kurulan hükümet, muhalefetin anayasaya aykırı olduğunu söylediği bir tasarının onaylanıp yürürlüğe girmesi sayesinde göreve başladı. Eski düzenlemede koalisyon hükümetlerinin kurulmasında sadece koalisyon katılan partilerin milletvekilleri güven oyu verebilirken, yeni düzenleme, koalisyona destek vermeyen partilerin milletvekillerinin de koalisyona güven oyu verebilmesinin önünü açtı ve yeni hükümet, muhalefet partilerinden bazı milletvekillerinin desteği sayesinde kuruldu. Eski başbakan ve şimdiki ana muhalefet lideri Yulya Timoşenko, yeni düzenlemenin anayasaya aykırı olduğunu söyleyerek, Anayasa Mahkemesi’ne gideceğini açıkladı. Anayasa Mahkemesi’nin Timoşenko’nun isteği doğrultusunda bu düzenlemeyi iptal etmesi durumunda, erken parlamento seçimleri olasılığı gündeme geliyor. Bu nedenle, önümüzdeki dönemde siyasi gerilimlerin sürebileceği değerlendirmesi yapılıyor.
 
Sonuç olarak, devlet başkanlığı seçimlerinin Ukrayna’ya siyasi istikrar getirdiğini söylemek için henüz erken. Fakat Yanukoviç’in Batı’ya yönelmesi ve Batılı ülkelerin onu tebrik etmesi, Ukrayna üzerinde Batı ile Rusya arasındaki mücadelenin, önümüzdeki dönemde, başka şekillerde süreceğini gösteriyor.
 
Deniz Berktay - Cumhuriyet Gazetesi Ukrayna Muhabiri ve Avrasya Haber Portalı (www.avrasya-haber.net) Editörü
 
(1)   Ukrayna’daki siyasi kutuplaşmayı ve seçimlerin ikinci turu öncesindeki siyasi zıtlaşmayı irdeleyen bir makale için bkz. (http://www.avrasya-haber.net/ukrayna/ukrayna-secimlere-hangi-sartlarda-giriyor)
(2)    Ukrayna’daki bölgesel farklılıkları ayrıntılı şekilde analiz eden iki çalışma: Malgin, Andrey, Ukrayina-Sobornost i Regionalizm, Simferopol, 2005 ve Yatsenko B.P. (et al.) Politiçna Geografiya i Geopolitika, Kiev, Lıbid Yayınevi, 2007
(3)   Ukrayna’nın 1991-2007 dönemini ayrıntılı olarak anlatan ve turuncu devrim öncesindeki şartları ve turuncu devrim sonrasındaki iç çatışmaları çok kapsamlı olarak ele alan bir çalışma: Kasyanov, Georgiy, Ukrayina 1991-2007 – Narısı Novitnoy İstorii, Kiev, Haş Ças Yayınevi, 2008


http://www.turksam.org/tr/a1957.html
Arkadaşına Gönder 5341 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
49095 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
31748 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
19056 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
17656 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
15976 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
10 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
6 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
Gazze’ye Yardım Girişimi ve İsrail Saldırısının Soğukkanlı Analizi
5 defa yorumlandı.
Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı
4 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2012 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 4225 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.