Üye Girişi | Yeni Üyelik
   08 Şubat 2012 Çarşamba
Ortadoğu ve Afrika
Rusya – Ukrayna
Kafkasya
Türkistan
Asya – Pasifik
Güney Asya
Türkiye
Balkanlar
Amerika
Avrupa Birliği
Kıbrıs
Jeopolitik ve Strateji
Sivil Toplum Kuruluşları
Uluslararası Hukuk
Çok Taraflı İkili İlişkiler
Bilgi Yönetimi
Bilim ve Teknoloji Araştırmaları
Proje ve Kalkınma Yardımları
Medya
Uluslararası Örgütler
Karadeniz
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Türkocağı Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Irak Anayasa Mahkemesi, Birleşmiş Milletler Hukuku’nda Kürt Parlamentosu’nu Feshedebilir
23 Mart 2010 Irak [10] [12] [14] [16]
Mehmet Şükrü Güzel


Hakkında - Arşivi

15 Ekim 2005 tarihinde referandum ile kabul edilen Irak Anayasası, 20 Mayıs 2006 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Irak Devleti Geçiş Dönemi Yönetim Kanunu’nun (2004 Irak Geçiş Anayasası) 61. maddesi uyarınca 15 Ekim 2005 tarihinde referandum ile kabul edilen Irak Anayasası’nın 1. maddesine göre “Irak federal bir devlet”tir. Anayasanın 166.maddesine göre Irak’ın federal sistemi, başkent, bölgeler, ademi merkeziyete sahip vilayetler ve yerel idarelerden oluşur. 117/1.maddesinde de Kürt bölgesinin federal bir bölge olarak nitelendirildiği görülmektedir. Anayasa ile öngörülen asimetrik federalizmde, Kürtlere önemli ayrıcalıklar tanınmıştır.[1]
 
Kürt parlamentosu 20 Mayıs 2006 tarihinde onaylanan Irak Anayasası’nda yer almıştır. Kürt Parlamentosu’na Irak’ın Anayasası’nda yer alması, 20 Mart 2003 tarihinde başlayan 2. Körfez Savaşı sonrasında Saddam yönetiminin mağlubiyeti sonrasında Amerika Birleşik Devletleri önderliğinde Irak’ın yeniden yapılandırılmasında oluşmuştur. Irak Anayasası’nda Kürt Parlamentosu’nun hukuki statüsünü ve Birleşmiş Milletler hukukundaki Irak Anayasası’nın yasallığını incelemek için tarihsel geri planının ortaya sunulması gerekmektedir.
 
 1.Körfez Savaşı
 
2 Ağustos 1990 tarihinde Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesi ile başlayan gelişmeler sonrasında 17 Ocak 1991 tarihinde ABD öncülüğünde geniş çaplı hava harekâtı başlamıştır. 1.Körfez Savaşı 24 Şubat 1991 tarihinde Suudi Arabistan’dan başlayan 100 saatlik kara harekâtı sonrasında Irak’ın yenilgisi ile neticelenmiş ve sonrasında 28 Şubat’ta ateşkes ilan edilmiştir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 686 sayılı kararının Nisan ayının ilk haftasında Irak tarafından kabul edilmesi ile birlikte savaş resmi olarak bitmiştir.
 
1.Körfez Savaşı Sonrası Irak’ta Ayaklanmalar
Mart 1991 tarihinde Basra ve çevresinde başlayarak başkent Bağdat’a kadar yayılan ve yaklaşık iki hafta süren Şii ayaklanmasının sert bir biçimde bastırılması ardından kuzeyde Kürt ayaklanması başlamıştır. Savaşın bitmesiyle birlikte 1,5 milyon Kürt ve Irak’ta yaşayan diğer azınlıklar sınırları geçerek Türkiye ve İran’a sığınmıştır.
 
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yasası çerçevesinde başka bir ülkeye geçtikleri için “Mülteci” sıfatını kazanan 1,5 milyon insan uluslararası hukukta Irak ile ilgili yeni bir bunalımın başlamasına sebep olmuştur. Ortaya insani bir dram çıkmıştır. 1.5 milyon insanın beslenmesi, barınması sorunu insani boyutta tüm dünyanın ilgi odağı haline gelmiştir.
 
Bu insanlık dramı karşısında, BM Güvenlik Konseyi’nin Irak için özel toplanmasını Türkiye ve Fransa talep etmiştir. BM Güvenlik Konseyi 5 Nisan tarihinde Irak’tan Türkiye ve İran’a sığınan mülteciler konusunda özel olarak toplanmış ve 2982 sayılı toplantısında 688 sayılı kararını almıştır. BM Güvenlik Konseyi, 688 Sayılı kararın giriş kısmının 2. paragrafında BM Antlaşması’nın 2. Maddesi’nin 7 numaralı bendine gönderme yapmıştır. BM Güvenlik Konseyi’nin kararında, Türkiye ve İran’da bulunan 1,5 milyon mültecinin varlığı sebebi ile BM’nin herhangi bir devletin kendi iç yetki alanına giren konulara müdahale yetkisi vermediğini, üye devletleri konularda çözüme zorlayamayacağını, ancak bunun VII. Bölümde öngörülmüş olan zorlayıcı önlemlerin uygulanmasını da engellemeyeceğini hatırlatılmıştır.
 
BM Güvenlik Konseyi`nin 688 sayılı kararının 1. bendinde “Güvenlik Konseyi, Genel Sekreter’in Irak’ta gerekirse bölgeye tekrar heyet gönderme temelinde, Irak yetkilileri tarafından her türlü baskıya maruz kalan Irak sivil halkının ve özellikle Kürt halkının dramıyla ilgili insancıl çabaların devam ettirilmesini talep eder” kararı alınmıştır.
 
36.Paralel’in İcat Edilmesi
 
BM Güvenlik Konseyi’nin 688 sayılı kararının alınmasından sonra, Türkiye’ye sığınmış çoğunluğu Kürt 500.000 mülteciden kurtulmak isteyen dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal, dönemin ABD Başkanı Bush’u, Irak toprağı üzerinde bir bölge yaratarak Kürtleri oraya toplamak yönünde etkilemiştir.
 
ABD, “Huzur Operasyonu” (Operation Provide Comfort) adıyla 7 Nisan’da başlayan operasyon sonrasında Türk sınırına bitişik 160 x 150 mil genişliğinde bir “Güvenli Bölge” (Safe Haven) oluşturduğunu ilan etmiş ve Kürtleri buraya toplamıştır. 10 Nisan’da 36. paralelin kuzeyindeki tüm Irak askeri faaliyetlerinin ve tüm uçuşların yasaklandığını ilan etmiştir. Bu sayede Güvenli Bölge artık BM’nin değil fiilen ABD’nin yetkisine girmiştir.
 
36. Paralel’in Birleşmiş Milletler Hukukundaki Maddi Temeli
 
BM Güvenlik Konseyi, 688 Sayılı kararın giriş kısmının 2. paragrafında BM Antlaşması’nın 2. Maddesi’nin 7 numaralı bendine gönderme yapmıştır. 1,5 milyon mültecinin varlığı sebebi ile BM’nin herhangi bir devletin kendi iç yetki alanına giren konulara müdahale yetkisi vermediğini, üye devletleri konularda çözüme zorlayamayacağını, ancak VII. Bölümde öngörülmüş olan zorlayıcı önlemlerin uygulanmasını da engellenemeyeceği hatırlatılmıştır. BM Antlaşması’nın VII. Bölüm “Barışın Tehdidi, Bozulması ve Saldırı Eylemi Durumunda Alınacak Önlemler” başlığı adı altında 39. Madde ve 51.Madde arasındaki maddeler yer almaktadır.
 
BM Güvenlik Konseyi 688 sayılı kararında Irak’ın bu kitlesel göçe yol açan baskısının uluslararası barış ve güvenliği tehdit ettiğine karar vermiş ve kararın 6. maddesinde de “tüm üye devletlere ve tüm insani örgütlere” BM Genel Sekreterinin yapacağı insani yardım çabalarına katkıda bulunmaları çağrısında bulunmuştur.
 
ABD, BM Güvenlik Konseyi’nin 688 sayılı kararının işlevsel bölümünü oluşturan tüm üye ülkelerin insani yardım çabalarına katkıda bulunma çağrısını ve 688 sayılı kararın giriş bölümünün 2. paragrafının gönderme yaptığı BM Antlaşması’nın VII. Bölümü’nü oluşturan maddelerden 40.maddeyi temel alarak 10 Nisan 1991 tarihinde oluşturduğu “Güvenli Bölge” (Safe Haven) yapılanmasının hukuki maddi temelini oluşturmuştur.
 
Kürt Parlamentosu’nun Kurulması
 
10 Nisan’da Güvenli Bölge’nin oluşturulmasından sonra 1988 yılında oluşturulmuş olan 7 partiden oluşan Kürdistan Cephesi ve merkezi Irak Devleti arasında yapılan görüşmelerin 26 Ekim 1991 tarihinde sonuçsuz kalmasından ve Arap kökenli Irak Devlet yetkililerinin 36. Paralel çizgisinden çeşitli sebepler ile aşağıya inmesinden sonra oluşan yönetim boşluğunda, Kürdistan Cephesi De Facto olarak bir parlamenter sistemi benimseme kararı almıştır.
 
Bu amaç doğrultusunda Kürdistan Cephesi, 23 Aralık 1991 tarihinde Kürt siyasi partilerinin temsilcilerinin, hakim ve hukukçularının olduğu 15 kişiden oluşan özel bir komite toplamıştır. Komite 1 numaralı yasa olarak 28 Nisan 1992 tarihinde Kürdistan Parlamentosu Seçim Yasası’nı (The Law of Kurdistan National Assembly Elections)[2] hazırlamıştır. 19 Mayıs 1992 tarihinde hazırlanan yasaya uygun bir biçimde yaklaşık 1 milyon seçmenin katılımı ile ilk seçim gerçekleştirilmiştir.
 
Kürt Parlamentosu, ABD’nin BM Güvenlik Konseyi’nin 688 sayılı kararı çerçevesinde BM Antlaşması’nın 40. maddesine göre gerçekleştirmiş olduğu geçici uygulama çerçevesinde 36. Paralel’in kuzeyinde Irak egemenliğinin fiili olarak yok olması durumunda, De Facto olarak geçici yönetim boşluğunun doldurulması amacı ile Kürdistan Cephesi tarafından oluşturulmuştur. 15 Ekim 2005 referandumu ile onaylanan ve 20 Mayıs 2006 tarihinde yürürlüğe giren Irak Anayasası’nın 117 ve 141.maddelerinde de yer alarak, fiili De Facto statüsü yasallaşarak, kalıcı hale gelmiştir.[3]
 
2005 Irak Anayasası Öncesinde Irak Azınlıkları Türkmen, Kürt ve Asurî’lerin Hukuki Statüsü
 
Birinci Dünya Savaşı’nın son Barış Antlaşması olarak savaşı bitiren 5 Haziran 1926 Ankara Antlaşması ile bugünkü Türkiye ve Irak arasındaki sınırlar çizilmiştir. Ankara Antlaşması, Türkiye ile Irak Krallığı ve Milletler Cemiyeti’nin manda yönetimini verdiği İngiltere arasında imzalanmıştır.
 
Türk – Irak Sınır Antlaşması olarak da bilinen 5 Haziran 1926 tarihli Ankara Antlaşması, Irak Krallığı genişleme antlaşması olarak algılanmalıdır. Bu antlaşma ile bugün Musul olarak adlandırılan bölge Osmanlı Vilayet sistemi içerisindeki yapısı ile İngiliz manda yönetimi altında ki Irak Krallığı’na geçmiştir. Bu noktada gözden kaçan, antlaşma tarihinde Irak Krallığı’nın Milletler Cemiyeti Mandası altında olduğudur. Milletler Cemiyeti ana sözleşmesini oluşturan 26 maddenin (Convenant of the League of the Nations) 22.maddesi manda yönetim hukukunu tarif etmektedir. Milletler Cemiyeti Sözleşmesi’nin 22. maddesinin 2. paragrafı ise “Mandater ülkenin manda yönetimi altında yapacağı her işlemin Milletler Cemiyeti adına yapılacağını” belirtmektedir. “Her yılsonunda mandater ülkenin yapmış olduğu çalışmalar ve sözleşmeler Milletler Cemiyeti’ne sunulur ve onaylanır” denmektedir. 1926 tarihinde Ankara’da imzalanan antlaşma da bu çerçeve de 1927 tarihinde Milletler Cemiyeti tarafından onaylanmıştır. Bu manada 1926 yılında Ankara’da imzalanan antlaşmanın tarafları olarak Türkiye – İngiltere –Irak Krallığı olarak görmek yanlıştır. 1926 Ankara Antlaşması, Türkiye ve Milletler Cemiyeti arasında yapılmış olarak kabul edilmelidir. Bu antlaşma ile Irak Krallığı’na bırakılan topraklarda herkes ve her azınlık eşit statü, eşit şartlar altında Irak Krallığı’na bağlanmıştır.[4]
 
İngiliz Manda Yönetim’inden Irak Krallığı’nın çıkmasından ve bağımsızlığını kazanmasından önce 28 Ocak 1932 tarihinde, Milletler Cemiyeti Konseyi, Irak Krallığı’nın bağımsızlığını kazanma şartı olarak 2 bölüm ve 16 maddeden oluşan bir deklarasyon hazırlamış ve sunmuştur. Hazırlanan Deklarasyonun Birinci Bölümü 10 maddeden ibarettir. Irak Krallığı 30 Mayıs 1932 tarihinde, Milletler Cemiyeti tarafından hazırlanan deklarasyonu kabul ettiğini duyurmuş ve 29 Haziran tarihinde Milletler Cemiyeti’ne Irak Krallığı’nın onayladığı deklarasyonu sunarak,[5] 3 Ağustos 1932 tarihinde bağımsız bir devlet olarak Milletler Cemiyeti’ne üyeliğe kabul edilmiştir. Bu deklarasyon ile Irak’ta azınlıklara verilmiş haklar Milletler Cemiyeti garantisine alınmıştır.
 
Milletler Cemiyeti’nin İkinci Dünya Savaşı sonrasında kendisini lağvetmesi sonrasında kurulan Birleşmiş Milletler, Milletler Cemiyeti tarafından garanti altına alınmış Irak’ta ki azınlık haklarını Ekonomik ve Sosyal Konseyi tarafından incelenmiş, 7 Nisan 1950 tarih ve E/CN.4/367 numarası ile Birleşmiş Milletler garantisine alınmıştır.
 
2005 Irak Anayasası’nda Yer Alan Kürt Parlamentosu’nun Birleşmiş Milletlerin Irak’taki Azınlık Hakları Garantileri’ne Aykırılığı
 
7 Nisan 1950 tarih ve E/CN.4/367 karar numarası ile Birleşmiş Milletler tarafından da garantörlüğe alınan 1932 tarihli Irak Krallığı Bağımsızlık Deklarasyonu’nun 4. maddesinin 1 numaralı bendinde, bütün Irak vatandaşlarının kanun önünde eşit olduklarını, ırk, dil, din ayırımı olmadan aynı medeni ve siyasi haklardan faydalanabilecekleri belirtilmiştir. 4. maddenin 2 numaralı bendinde, azınlıkların eşit olarak seçim sisteminde temsil edilebilmelerinin garanti altına alındığı yazılmıştır. 
 
1932 Deklarasyonu’nun 1. Maddesinde, birinci bölümde yer alan taahhütlerin, Irak’ın temel kanunları olarak kabul edildiğini; hiçbir kanun, tüzük ve resmi hareketin bu maddelerle çelişemeyeceğine veya bunlara karşı olamayacağına, hiçbir kanun, tüzük ve resmi hareketin şimdi veya ileride bunların üstüne geçemeyeceğine hükmedilmiştir. 1932 yılında İngiltere Mandası’ndan bağımsızlığa giden yolda Irak Krallığı tarafından verilen bu deklarasyon temel anayasal bir deklarasyondur. Bu tarihten sonra çıkacak her türlü yasanın bu deklarasyona uyması gerekmektedir. 2005 yılında referandum ile kabul edilen Irak Anayasa’sı da buna dahildir.
 
1991 tarihinde başlayan 36. paralelin kuzeyinde idari mekanizmanın fiili ortadan kalkması ile başlayan süreçte Irak Kürt’lerinin geçici durumda 1992 seçimleri ile oluşturdukları Kürt Parlamentosu, 2005 Anayasası ile Irak’ta kalıcı bir federatif yapıya dönüştürülmüştür. Bu değişiklik ile Irak’ta ki 1932 yılında meydana getirilen azınlıkların eşitlik ilkesine aykırı olarak, Irak’ın kuzeyinde Türkmen ve Asuri azınlıklar, Irak’ta ki Kürt’lerin azınlığı haline getirilmiştir. Bu sayede Irak’ta yer alan vatandaşların ırk ayrımı olmadan merkezi otoriteye eşit statüleri ortadan kaldırılarak medeni ve siyasi hakları ellerinden alınmıştır. Bir örnek vermek gerekir ise Lozan Antlaşması ile Türkiye’de yer alan azınlıklardan Ermeni azınlığın Rum azınlığın federatif yapısı içerisinde kalması veya tam tersi Rum azınlığın, Ermeni azınlığın federatif yapısı içerisinde kalması olarak da ifade edilebilir. Böyle bir federatif yapı Lozan Antlaşması’na aykırıdır, bu durumun aynısı Irak’ın kuzeyinde yer alan Türkmen, Kürt ve Asuri azınlık içinde geçerlidir. Irak’ın kuzeyinde yaşayan tüm azınlıkların eşitlikleri ise Birleşmiş Milletlerin garantörlüğü kapsamındadır. Irak Anayasa Mahkemesi ise bu hukuksuzluğu düzeltilmesi noktasında yetkili kurumdur.
 
Ek Bilgi 1
Birleşmiş Milletler Antlaşması Madde 2, Bend 7
İşbu Antlaşma'nın hiçbir hükmü, Birleşmiş Milletler'e herhangi bir devletin kendi iç yetki alanına giren konulara müdahale yetkisi vermediği gibi, üyeleri de bu türden konuları işbu Antlaşma uyarınca bir çözüme bağlamaya zorlayamaz; ancak, bu ilke, VII. Bölüm'de öngörülmüş olan zorlayıcı önlemlerin uygulanmasını hiçbir biçimde engellemez.
 
Güvenlik Konseyi durumun kötüye gitmesini önlemek amacıyla, 39.madde uyarınca tavsiyelerde bulunmadan ya da önlemleri kararlaştırmadan önce, ilgili taraflara gerekli ya da uygun gördüğü geçici önlemlere uymaya çağırabilir. Bu geçici önlemler tarafların haklarını, iddialarını ya da konumlarını hiç bir biçimde zedelemez. Bu geçici önlemlerin yerine getirilmemesi halinde Güvenlik Konseyi bunu gereğince dikkate alacaktır.
 
Ek Bilgi 2
Irak Krallığı Bağımsızlık Deklarasyonu
Irakta Manda Rejiminin Bitimi Münasebetiyle Kanun
1. Madde
Bu bölümde ifade edilen taahhütler Irak'ın temel kanunları olarak kabul edilmiştir ve hiçbir kanun, tüzük ve resmi hareket bu maddelerle çelişemez veya bunlara karşı olamaz, hiçbir kanun, tüzük ve resmi hareket şimdi veya ileride bunların üstüne geçemez.
4. Madde
1. Bütün Irak vatandaşları kanun önünde eşit olacaktır. Irk, dil ve din ayrımı olmadan aynı medeni ve siyasi haklardan faydalanabileceklerdir.
2. Seçim sistemi Irak'taki bütün ırk, dil ve din azınlıklarının eşit olarak temsil edilebilmelerini garanti edecektir.


[1] Süleyman Sırrı Terzioğlu, “Irak Anayasası ve Birleşik Türk Ordusu”, http://www.sde.org.tr/tr/kose-yazilari/56/irak-anayasasi-ve-birlesik-kurt-ordusu.aspx,
[4] Mehmet Şükrü Güzel, “Irak Anayasası Uluslararası Hukuka Aykırıdır” http://www.kerkukfeneri.com/irak-anayasasi-uluslararasi-hukuka-aykiridir/
[5] “Irak Krallığının Deklarasyonu”- Özel Dosyalar, Diplomatik Gözlem http://www.diplomatikgozlem.com/ozeldosya_oku.asp?id=44


http://www.turksam.org/tr/a1959.html
Arkadaşına Gönder 4614 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
49095 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
31748 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
19056 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
17656 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
15976 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
10 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
6 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
Gazze’ye Yardım Girişimi ve İsrail Saldırısının Soğukkanlı Analizi
5 defa yorumlandı.
Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı
4 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2012 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 4301 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.