Üye Girişi | Yeni Üyelik
   08 Şubat 2012 Çarşamba
Ortadoğu ve Afrika
Rusya – Ukrayna
Kafkasya
Türkistan
Asya – Pasifik
Güney Asya
Türkiye
Balkanlar
Amerika
Avrupa Birliği
Kıbrıs
Jeopolitik ve Strateji
Sivil Toplum Kuruluşları
Uluslararası Hukuk
Çok Taraflı İkili İlişkiler
Bilgi Yönetimi
Bilim ve Teknoloji Araştırmaları
Proje ve Kalkınma Yardımları
Medya
Uluslararası Örgütler
Karadeniz
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Türkocağı Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Barzani ve Türkiye
03 Mayıs 2010 Irak [10] [12] [14] [16]
Doç. Dr. Celalettin Yavuz
Doç. Dr. Celalettin Yavuz
TÜRKSAM Başkan Yardımcısı
Terör Enstitüsü
Hakkında - Arşivi

29 Nisan 2010 tarihli basın haberlerinde Irak Kuzey Yönetimi Lideri Mesut Barzani’nin Türkiye’ye “resmi” bir ziyaret düzenleyeceği bildirildi. Bilindiği kadarıyla bu daveti yapan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun bizzat kendisi imiş. Davet mektubu ise Nisan sonlarında Irak’a giden Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu tarafından Barzani’ye iletilmiş. Bu ziyaretle ilgili protokol hususları ise, ziyaretin öneminin önüne geçmiş durumdadır.
 
Barzani’ye Uygulanacak Karşılama-Uğurlama Protokolü
 
Aslında davet yeni sayılmaz. Eylül 2009’da Irak’ı ziyareti sırasında Barzani ile de görüşen Davutoğlu, davetini o zaman iletmişti. Bu arada kısa bir süre önce Erbil’de açılan Türk Başkonsolosluğu’nun henüz resmi açılışı da yapılmadı. Muhtemeldir ki, Irak’ta yeni hükümet kurulduktan sonra ve en azından Türk Dışişleri Bakanı’nın katılımıyla (belki ilave bakanlar ve bazı sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile) açılacaktır. Anlaşıldığı kadarıyla Dışişleri Bakanlığı, Irak’ta tüm kesimlerle başlatılan diyaloğu sürdürme kararlılığındadır.
 
Barzani’nin Mayıs ayının ikinci haftasında gelebileceği değerlendirmeleri vardır. Anca, daha Türkiye’ye gelmeden çeşitli ve farklı yorumlar yapıldı. Bunlardan önde geleni, Barzani’ye uygulanacak karşılama ve uğurlama ile ilgili protokol hususlarıdır. ABD ve İtalya dahil bazı ülkelerde “Devlet başkanı” gibi ve kırmızı halılarla karşılanan Barzani, acaba Türkiye’de hangi tip protokole tabi tutulacaktır?
 
Bu tip bir protokol tartışması Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin, Mart 2008 içerisinde, “Cumhurbaşkanı” sıfatıyla ilk Türkiye ziyareti sırasında da yaşamıştık. Kimilerine göre “Dünkü Peşmerge”, cumhurbaşkanlarına uygun protokol kaidelerine göre karşılanamazdı. Hele de PKK terör örgütünün faaliyetleriyle şehit sayılarının arttığı dönemde… O zamanlar, Talabani’nin meşru bir devletin meşru bir “Cumhurbaşkanı” olduğunu, bu sebeple de iki ülke arasındaki “karşılıklılık” esasına uygun ve cumhurbaşkanları protokolü çerçevesinde karşılama-uğurlama yapılması gerektiğinin altını çizmiştik.[1] Neticede böyle yapıldı.
 
Barzani ise bir “Cumhurbaşkanı” değil. Barzani ile de bir zamanlar sınırdaki kaymakam, vali, bölgedeki komutanlar, hatta bazen üst rütbeli olmayan subaylar bile görüşebiliyordu. Çünkü o zamanlar KDP’nin başı ve son Irak Anayasasında belirtilenin aksine, henüz “meşruiyet kazanmamış” bir yapının başıydı. Mart 2003’te ABD’nin Irak müdahalesi, Saddam Hüseyin ve Baas rejiminin devrilmesi ve ardından Irak Anayasası’nın yenilenmesiyle, Irak’ın kuzeyinde bu kez “meşru” bir federal yönetim (Irak Kuzey Yönetimi) ortaya çıktı.
 
Irak Kuzey Yönetimi’nin bayrağı, Meclisi, bakanlar kurulu, başbakanı, kendi “milli marşı”, güvenlik kuvvetleri (peşmergeler) bile var. Hani bir de “para”sı olsa, “bağımsız” devlet diyebilmek için geriye sadece bu bağımsızlığı “ilan” ve diğer devletlerin “tanıması” kalacak… Şayet Türkiye, İran ve Suriye gibi komşu ülkelerden en azından ikisinden olumlu sinyal almış olsalardı, bunu da yapabilirlerdi. “Bir başka bahara kaldı!” diyerek, şimdilik bu hevesi içlerine attılar.
 
Ama Irak Anayasası’na göre Irak Kuzey Yönetimi ve bu yönetimin lideri Mesut Barzani “meşru” gerçeklerdir. Üstelik bu bölgede seçimler yapılmakta, seçimle yönetim ve başkan belirlenmektedir. Irak kuzey Yönetimi’nde son yapılan mahalli seçimler Temmuz 2009’da gerçekleşmiş, Barzani’nin KDP’si ve Talabani’nin KYB’sinin oluşturduğu “Kürt İttifakı”,  ya da “Kürdistan Listesi” özellikle KYB’nin etkin olduğu Süleymaniye’de “Değişim” (Goran) gurubuna karşı önemli bir oy kaybına uğradı. Kürdistan İttifakı” 2005 seçimlerine oranla 23 sandalye kaybederek, 55 milletvekili çıkarabildi. Nevşirvan Mustafa’nın “Değişim” gurubu 28, Hizmet ve Reform Listesi de 17 milletvekili çıkardı. Buna rağmen seçimde yeterli çoğunluğu sağlayan KDP-KYB ittifakı, Irak Kuzey Yönetimi’nde Barzani’yi yeniden “Bölge Başkanı” seçerken, Irak Merkezi Hükümeti’nde “Başbakan Yardımcısı ve Talabani’ye yakın bir isim olan Behram Salih’i de Başbakan seçmiştir.
 
7 Mart 2010 tarihli Irak Genel Seçimleri sonrasında KDP-KYB bir arada ve “Kürt İttifakı” adıyla seçeme katılmış ve 325 üyeli meclise 43 milletvekili sokmayı başarmıştır. Seçimlerden önde çıkan Iyad Allavi’nin el-Irakiye gurubu (91 milletvekili) ile Başbakan Nuri el-Maliki’nin Irak Hukuk Devleti (89 milletvekili)’nin bir araya gelerek koalisyonu oluşturmaları pek mümkün görülmemektedir. Bu durumda içlerinden birinin hükümeti kurması halinde Irak kuzey Yönetimi’ni temsil eden Kürt İttifakı “Anahtar” parti konumunu sürdürebilecektir. Bu ise Barzani’nin de Irak’taki konumunu güçlendirebilecek bir gelişmedir.
 
Barzani gibi bir “Federal ülke Başkanı”na karşı ne tarz bir devlet protokolü uygulanabilir? Bu sorunun cevabı zor olmasa gerekir. Zira Türkiye’ye Almanya başta olmak üzere, evvelce Yugoslavya’dan, günümüzde ise Rusya gibi “federal” yapıya sahip ülkelerden eyalet başkanları (ya da başbakanları) da ziyarette bulunmaktadırlar. Bu eyalet üst düzey yöneticilerine hangi protokol kuralı uygulanıyorsa, Barzani’ye de benzeri uygulanmalıdır.
 
Sonuç
 
Türkiye Cumhuriyeti, yerleşmiş bir devlet geleneği olan bir devlettir. Böylesi köklü devlet geleneği bulunan ülkelerde uygulanacak protokol kuralları da karşılıklılık esasına göre ve ziyarete gelenin önceki kimliğine bakılmaksızın uygulanır. Artık karşımızda bir zamanlar “karakol komutanı”nın karşısında “el pençe” duran peşmerge lideri Barzani değil, bir devletin meşru federal yöneticisi (başkanı) Barzani mevcuttur. O halde ona uygun protokol uygulanmalıdır.
 
Eğer Barzani’nin, PKK terör örgütünü desteklediği yönünde kuvvetli kuşkular varsa, o zaman zaten davet edilmiş olması bile doğru değildir. Aslında bu ziyaret sırasında PKK’nın Irak kuzey Yönetimi topraklarında aldığı destek biliniyorsa, bunları açıklama ve “Artık istemiyorum. Bundan kimin zararlı çıkabileceğini de biliyorsun!” diyerek, bir bakıma “Aba altından sopa göstermek!” yararlı dahi olabilir. Hele de Nisan ayı sonlarında PKK terör faaliyetleri artış kaydetmişken…


[1] Bkz: Celalettin Yavuz, “Peşmerge Talabani mi, Cumhurbaşkanı Talabani mi?”, TÜRKSAM Sitesi, 08 Mart 2008.


http://www.turksam.org/tr/a2013.html
Arkadaşına Gönder 5743 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

PASDAR -06.05.2010 13:09:25  
  NEHRİN YATAĞI DEĞİŞTİ
BİZİM ÜLKEMİZDE EN BÜYÜK BOŞLUĞUN, ULUSAL POLİTİKALARIN GELECEĞİ ŞEKİLLENDİREBİLECEK UZUN VADELİ YORUMCULARIN OLMAYISIDIR. BİZ YETERİNCE BİLİMSEL ANALİTİK DÜŞÜNCE GELİŞTİREMİYORUZ. ONDAN SONRA DA YILLAR GEÇİNCE DÜNÜN PEŞMERGESİ SÖZÜNÜ HATIRLIYORUZ. AYNI PKK'NIN BİR AVUÇ ÇAPULCU OLARAK GÖRÜLMESİ GİBİ. HALBUKİ PKK, ABD'NİN ZİHNİNDE 1950'Lİ YILLARDA ŞEKİLLENDİRİLMİŞTİ. ÇÜNKÜ ABD DAHA O GÜNLERDEN IRAK'I İŞGAL ETMEYE KARAR VERMİŞ, UZUN YILLAR ARGE ÇALIŞMALARI YAPMIŞ, BÖLGEDEKİ YAPIYI ANALİZ ETMİŞ VE İSTEDİĞİ KIVAMA GELİNCEYE KADAR BEKLEYEREK ŞEKİLLENDİRMİŞTİR. HEP AYNI TEORİ, ÖZGÜRLÜK. DİKKATİNİZİ ÇEKİYORUM, MECLİSTE BDP'Lİ VEKİL DE ÖZGÜRLÜK İÇİN GEREKİRSE ÖLÜMÜ GÖZE ALACAĞINI BEYAN ETMEDİ Mİ. ÖZGÜRLÜK, NEYİN ÖZGÜRLÜĞÜ BUNU GÖREBİLMEK İÇİN KİŞİLERİN ÇOK KİTAP OKUMASI GEREKİR Kİ BU BÖLGE ZATEN DÜŞÜNCE FAKİRİDİR, ÇABUK ALEVLENİR, YAKAR YIKAR SONRA ELİNİ DİZİNİN ÜSTÜNE KOYARAK ÇÖKER HA VALLAHA DER ÇIKAR. BARZANİ BÖLGEDE ETKİLİDİR. BAZI SINIR KÖYLERİMİZE KİMLİK KARTI BİLE DAĞITILDIĞI, PARA VE ERZAK YARDIMI YAPILDIĞI İFADE EDİLMEKTEDİR. VE EN ÖNEMLİSİ BÖLGENİN ABD ELÇİSİ GİBİDİR. BU ŞARTLAR ALTINDA, DUYGULARIMIZI BİR KENARA BIRAKARAK İŞİ ABD VE İSRAİLE RAĞMEN NASIL ÇÖZERİZ BUNA BAKALIM. YADA ABD VE İSRAİLE NE TAVİZLER VEREREK ÇÖZEBİLİRİZ. BARZANİ VE KÜRTLER BAHANE, PETROL ŞAHANE...

Vatansever -05.05.2010 10:28:52  
  Protokol mü? Gözaltı mı?
Sayın Yavuz,
Burada yazınızın da sonunda ifade buyurduğunuz gibi peşmerge elebaşı Barzani'nin Türkiyemiz'e yönelik terör faaliyetlerine verdiği üstü örtülü, örtülü olduğu kadar da açık desteğine dikkat çekmek gerekmektedir. Zira söz konusu terör destekçisi için vakti zamanında yapılan bir suç duyurusu ile soruşturma başlatılmış ve yakın tarihlerde bu soruşturma takipsizlik kararı ile sonuçlanmıştır. Ancak altının çizilmesi gereken bir husus daha var ki, o da; dönemin Genelkurmay Başkanı Sayın Büyükanıt'ın ABD'de yaptığı bir basın toplantısı sırasında sarfettiği sözlerdir. Peşmerge elebaşının teröre verdiği desteği açıkça anlatan Genelkurmay Başkanı'nın bu sözleri bile dikkate değer bulunmuş olmamalı ki, mahkemelerimiz terör destekçisi bu zat hakkında takipsizlik kararı verebiliyor. Normal şartlarda Türkiye'ye giriş yaptığı anda gözaltına alınması gereken bir kişinin protokol kurallarına uygun olarak ağırlanacak olması, şahsi nazarımda Türkiye adına utanç verici bir durumdur. Bu utancın müsebbiplerinin ise halen Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri bakanlığı koltuğunda oturuyor olması ise bir başka siyasi tartışma konusudur. Bu konu üzerinde çalışmalar yaparak Türk kamuoyunu aydınlatmanızı dilerim... Saygılarımla...

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
49095 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
31748 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
19056 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
17656 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
15976 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
10 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
6 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
Gazze’ye Yardım Girişimi ve İsrail Saldırısının Soğukkanlı Analizi
5 defa yorumlandı.
Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı
4 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2012 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 4218 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.