Üye Girişi | Yeni Üyelik
   08 Şubat 2012 Çarşamba
Ortadoğu ve Afrika
Rusya – Ukrayna
Kafkasya
Türkistan
Asya – Pasifik
Güney Asya
Türkiye
Balkanlar
Amerika
Avrupa Birliği
Kıbrıs
Jeopolitik ve Strateji
Sivil Toplum Kuruluşları
Uluslararası Hukuk
Çok Taraflı İkili İlişkiler
Bilgi Yönetimi
Bilim ve Teknoloji Araştırmaları
Proje ve Kalkınma Yardımları
Medya
Uluslararası Örgütler
Karadeniz
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Türkocağı Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
İsrail’in Kıbrıs Provokasyonu
10 Haziran 2010 İsrail [10] [12] [14] [16]
 Gözde KILIÇ YAŞIN
Gözde KILIÇ YAŞIN
Bölge Uzmanı
Balkanlar
Hakkında - Arşivi

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), İsrail ablukası altında olan Gazze Şeridi’ne insani yardım ulaştırmak üzere yola çıkan yardım filosunun Rum kara sularını kullanmasına izin vermemişti. İsrail Savunma Bakanlığı’nın, yardım gemilerinin Rum kara sularına girmesine izin vermeyen Rum Yönetimi’ni “sorumlu tutumundan” dolayı kutlamasının[1] ardından İsrail’in Rumların bu tutumunu Kıbrıs’a gemi göndererek ödüllendireceği dillendiriliyor.[2] Rum Fileleftheros gazetesinin İsrail’de yayımlanan “Jerusalem Post” gazetesine dayandırdığı haberinde de, İsrail’den de GKRY’ye bir gemi filosunun yola çıkacağı yazıldı. Buna göre, maddi finansmanı adı açıklanmayan zengin bir İsrailli işadamı tarafından sağlanacak olan gemi filosunda, 1993’de İsrail’de bakanlık yapan da yer alacak. 13 Haziran Pazar günü İsrail’den yola çıkacağı iddia edilen[3] gemi filosunun mesajı ve talebi Kıbrıs’taki “Türk işgalinin sona ermesi ve Kıbrıs’ın Kuzey Kesimi’nin yeniden Kıbrıs Cumhuriyeti’yle birleşmesi” olacak.
 
Önümüzdeki dönemde değişen Ortadoğu dengelerinde GKRY’nin de kendisine avantajlı bir pozisyon belirleme çabaları gözlemlenecektir.  Yeni denklemde pozisyonunu mutlaka Türkiye karşısında alacak olan GKRY İsrail’in Kıbrıs üzerindeki emellerinin farkında olduğu için herhalde ölçüyü iyi ayarlamaya çalışacaktır.
 
İsrail açısından ise son yaşanan gelişmelerden sonra Rum kartını devreye sokması şaşırtıcı olmadı. Elindeki en güçlü kartlar olan Rum, Kürt ve Ermeni kartlarını aynı anda işleme koyan İsrail, Türkiye ile gerginliği başka alanlara da yayıyor. Türkiye’yi gerginlik sarmalına alabileceği mesajı veren İsrail ilk eylemini Kıbrıs üzerinden başlatıyor.
 
GKRY, her ne kadar kendi karasularını kullanmasını engellemişse de Gazze’ye yardım ulaştırmak için yola çıkan filodaki Mavi Marmara gemisine İsrail’in gerçekleştirdiği saldırıyı kınayan ülkeler arasında yer almıştı. Ne var ki, Rum Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu da olaylar üzerine “apar topar” İsrail’e gönderilmiş; Kipriyanu, İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman’la ve İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak’la görüşmüştü. Özetle Rum Yönetimi, bir yandan İsrail’in beklentisini karşılayarak yardım konvoyu ile arasına sert bir mesafe koymuş, bir yandan saldırıdan ötürü İsrail’i kınamış ancak bir yandan da Dışişleri Bakanı üzerinden acil bir ziyaret gerçekleştirmişti. Bunlara bir de Yunanistan ve GKRY’nin Gazze için ayrı bir yardım gemisi gönderme niyetlerini açıkladıklarını eklemek gerekir.
 
Sırasıyla gidilirse, Gazze’ye yardım taşıyan filoya GKRY karasularının kullandırılmaması, GKRY Hükümet Sözcüsü Titos Hristofides tarafından adanın "hayati çıkarları gereği” alınmış bir karar olarak açıklandı. Aynı açıklamada, üç yıllık İsrail ablukasını kınadıkları belirtilirken “kampanya organizatörleri” de, bu konuya Rum Yönetimi’nin karıştırılmaması yönündeki çağrıyı dikkate almamakla suçlandı. Rum Ulaştırma Bakanı Erato Kozaku Markulli de, gemilerin limanlara girmesi veya çıkması konusunda yasaklayıcı kararname çıkarılması kararını, Rum Yönetimi’nin tek başına aldığını ve bu kararı alırken, “ulusal çıkarlarına ilişkin tüm şartları, faktörleri, tehlikeleri ve tehditleri göz önünde bulundurduğunu” söyledi. Nitekim yardım filosu da Rum limanlarına demirleyemedi ve 17 Avrupalı parlamenter ve Yahudi Soykırımı'ndan kurtulan bir İsrailli filoya katılabilmek için KKTC'ye geçti.
 
İsrail’in kanlı gemi baskını ardından ise hem yönetim hem de Rum siyasi partileri yaptıkları açıklamalarla İsrail’in saldırısını kınadılar. İsrail Büyükelçisi Rum Dışişleri Bakanlığı’na çağrılarak kendisinden izahat istendi. Rum Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, sivil toplum kuruluşlarına hukuk ve yasalar çerçevesinde serbest hareket hakkı tanınması yönündeki çağrının yinelendiği belirtildi. Aynı açıklamada Filistin topraklarına insani yardım için koridor açılması çağrısı da bulunuyordu. İşte, bu açıklama önemli. Nitekim kanlı baskından hemen sonra İsrail’e gönderilen Rum Dışişleri Bakanı Kiprianu’nun Gazze’ye daha fazla insani yardım ulaştırılabilmesi konularını görüşmesi amacıyla Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas ve Yunanistan Başbakanı Yorgos Papandreu tarafından görevlendirildiği açıklandı. Rum Simerini gazetesinin Rum Hükümet Sözcüsü Stefanos Stefanu ağzından aktardığı bilgi, Yunanistan ve GKRY’nin İsrail ablukası altında olan Gazze Şeridi’ne insani yardım ulaştırılması için yeni yollar bulunması amacıyla ortak girişim başlattıkları yönündeydi. Dolayısıyla yapılan ziyaret de doğrudan ve sadece Gazze’ye yardım ulaştırabilmekle ilgili bir içerik taşıyor izlenimi yaratmaktadır. Aslında Kıbrıs’taki sözde “Türk işgalini protesto” amacıyla İsrail’den Alex Goldfarb girişimiyle ve Tzomet ve Yiud partilerinin –eski- milletvekillerinin katılımıyla yola çıkacak olan gemi de sivil bir hareket sayılacak(!)
 
İsrail’in gemi baskınından sonra Yunanistan’dan gelen açıklamalar da bu anlamda önemliydi. İsrail kınanmıştı ancak doğabilecek bir Türkiye İsrail sürtüşmesine dikkat çekilerek böylesi bir durumda Yunanistan’ın destek vermeyeceği açıklanmıştı. Dahası (Yunan) Elefteros Tipos gazetesi (5 Haziran 2010), ‘Belki de İsrail ile gerilimi sürekli şekilde arttıran Erdoğan Hükümeti'nin beklediği an gelmiştir. Mavi Marmara aslında Türkiye'nin İsrail'e karşı kurduğu bir tuzaktır’ yorumunu getirerek Yunan Hükümeti’nin açıklamasına düştüğü şerhi belirginleştirmişti. İsrail ile hava tatbikatlarını iptal eden Yunanistan, Dışişleri Bakanlığında kriz masası oluşturdu ve İsrail Büyükelçisi’nden de açıklama istedi. Yine Yunanistan ve Rum Yönetimi’nin girişimiyle Gazze’ye insani yardım akışının artacağı yönünde bir açıklama yapıldı.
 
İsrail’den Türkiye’yi protesto etmek üzere Kıbrıs’a doğru yola çıkacak geminin yaratacağı krizi bir tarafa bırakırsak Yunanistan ve GKRY’nin ortak girişimiyle hazırlanacak yeni bir yardım filosunun sorunsuz bir şekilde, belki Rumların ifade ettiği gibi özel bir koridor üzerinden, Gazze’ye ulaştırılabilmesi Doğu Akdeniz’de yaşanan krizin boyut değiştirmesine neden olacaktır. İsrail’le direk kurulan resmi girişimlerle de yardımların üstelik direk Gazze’ye ulaştırılabildiği ifade edilerek Türkiye’nin “kavgacı” ve bölgeyi savaşa sürüklemekten çekinmeyecek bir aktör olduğu vurgusu yapılabilecektir. Bu ise, insani yardımların, yardıma muhtaç bölgelere ulaştırılmasına odaklanan Türkiye’nin son dönemde oluşturmaya çalıştığı bölgesinde güçlü, dikkate alınan, anlaşmazlıkları çözme kabiliyeti yüksek lider ülke olma imajı ve bu doğrultudaki dış politikasının zarar göreceği bir gelişme olacaktır.
 
Nitekim son yakınlaşma girişimlerine rağmen Yunanistan’ın yüzyıldır savunmaktan vazgeçmediği teorisi de; son olaylarda uluslararası hukuku bir kez daha ihlal eden İsrail’in savunması da bu şekilde güç kazanacaktır. Müzakere masasında Papadopulos döneminde zemin kaybeden, Talat döneminde kayıplarını bir nebze artıya çeviren ancak aynı zamanda buna rağmen uzlaşmazlığını sürdürmesi nedeniyle müzakerelere uluslararası müdahalenin ve takvim kısıtlamasının da kapısını açan GKRY de böyle bir gelişme ile rahatlayacaktır. Müzakereleri aslında Türkiye ile yürüttüğünü düşünen Hristofyas ve Rum Yönetimi’nin gelmiş geçmiş tüm lider ve yetkilileri de bir çözümün oluşmamasının temel nedeninin Türkiye’nin uzlaşmazlığı olduğu argümanını savunuyorlardı. Türkiye’nin son dönemde değişen ve yeniden oluşturulan dış politikası ise tüm bu argüman ve önyargıları boşa çıkarmak üzere tasarlanmış; bölgede barış ve istikrar adına “bir adım önde” olma anlayışı geliştirilmişti. Söz konusu politikalar ve tüm açılım paketleri içeride ciddi olarak eleştirilmiş, dışarıda ise karşılık bulamamıştı. Yine de uzun bir yürüyüş olarak tanımlanarak yeni politikalardan beklenen faydalar geleceğe bırakılmıştı. Şimdi bir anda durum değişti. İsrail’in kanlı gemi baskını ile -ama belki de Mavi Marmara’nın Antalya’dan yola çıkışı ile- başlayan krizi yönetmekte büyük güçlük çeken Türkiye’nin Doğu Akdeniz egemenlik mücadelesi çerçevesinde ortak harekete yönelen böylesi üçlü bir girişim için şimdiden çıkış noktası düşünmesi gerekiyor.


[1] (Rum) Alithia gazetesi, 4 Haziran 2010 tarihli nüshasında, İsrail Savunma Bakanı Barak’ın, Güney Kıbrıs’ı izlediği “sorumlu tutum ve oynadığı önemli rolden” ötürü tebrik ettiğini yazdı.
[2] Sefa Karahasan’ın haberinin tüm ayrıntıları için bkz., “İsrail de Kıbrıs’a gemi gönderecek” Milliyet, 6 Haziran 2010
[3] “İsrail’in ‘işgal filosu’ pazar günü Kıbrıs’ta”, (Sefa Karahasan), Milliyet, 8 Haziran 2010


http://www.turksam.org/tr/a2068.html
Arkadaşına Gönder 3221 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
49095 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
31748 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
19056 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
17656 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
15976 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
10 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
6 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
Gazze’ye Yardım Girişimi ve İsrail Saldırısının Soğukkanlı Analizi
5 defa yorumlandı.
Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı
4 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2012 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 4313 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.