Üye Girişi | Yeni Üyelik
   08 Şubat 2012 Çarşamba
Ortadoğu ve Afrika
Rusya – Ukrayna
Kafkasya
Türkistan
Asya – Pasifik
Güney Asya
Türkiye
Balkanlar
Amerika
Avrupa Birliği
Kıbrıs
Jeopolitik ve Strateji
Sivil Toplum Kuruluşları
Uluslararası Hukuk
Çok Taraflı İkili İlişkiler
Bilgi Yönetimi
Bilim ve Teknoloji Araştırmaları
Proje ve Kalkınma Yardımları
Medya
Uluslararası Örgütler
Karadeniz
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Türkocağı Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Milli Güvenlik Siyaset Belgesi Yenileniyor: Silahlanmaya İhtiyaç Kalmadı (!)
24 Ağustos 2010 Türkiye [10] [12] [14] [16]
Doç. Dr. Celalettin Yavuz
Doç. Dr. Celalettin Yavuz
TÜRKSAM Başkan Yardımcısı
Terör Enstitüsü
Hakkında - Arşivi

Ağustos 2010 ayının ikinci yarısında, kamuoyunun “Kırmızı Kitap” olarak da bildiği, “Milli Güvenlik Siyaset Belgesi” (MGSB)’nin yeniden yazılacağı duyuruldu. Eski MGSB’de mevcut ülkelerden dördünün (Yunanistan, Irak, İran ve Rusya) öncelikli tehdit olmaktan çıkarıldığı, hatta bunun yerine “işbirliği ve ‘ortak vizyon’ oluşturulan yeni müttefikler” olarak tanımladığı ileri sürüldü.[1]
 
Burada dikkati çeken, nasıl oluyor da “Gizli” gizlilik dereceli bu belgeden basının haberdar olabildiğidir. Bir devletin bekası ve “tehdit” diye nitelendirdiği komşularıyla ilgili bu “Gizli” dökümanlar nasıl olur da “Basın özgürlüğü” gibi basmakalıp ifadelerle kamuoyunun bilgisine açılabilir? Bunu anlamak mümkün değildir. Kamuoyunun, hatta dost-düşman herkesin bilmesi için hazırlanan benzer kitaplar da vardır: “Beyaz Kitap” denilen bu dokümanda isteyen “meraklı turşucular” aradıklarını bulabilirler. Ama bir “Tehdit Değerlendirmesi”nin yer aldığı “Gizli” dokümanın servis edilmesi, en azından devlet malına verilen bir zarardır. Yani devletin hizmet karşılığı yapmış olduğu bir çalışmanın gizliliği kirletilmekte, zarar verilmektedir.
 
‘Kırmız Kitap’ (Milli Güvenlik Siyaset Belgesi) Sorumluluğu Kime Aittir?
 
Devletin ve toplumun iç ve dış güvenliğinin korunması ve kollanması, Anayasa gereği hükümetlerin başlıca görevlerinden biridir. Bu görevin icrasında temel rehber MGSB’dir. Uygulamada; gizlilik ihlali, gerileme, zafiyet, engelleme gibi hususlar; telafisi devlete ve millete çok pahalıya mal olan ve bazen imkânsızlaşan milli değer kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle milli güvenliğin korunması ve kollanması maksadıyla tasarlanacak milli güvenlik sisteminin; araştırma, inceleme, değerlendirme, karar alma, uygulama vb. işlemlerinin; demokratik düzen içinde ve gecikilmeden, gizliliğine zarar verilmeyecek bir şekilde ve özelliği nedeniyle ihtisas alanlarına saygı gösterilmesini esas alan bir yaklaşımla oluşturulması gerekmektedir.
 
Anayasa hükümlerine göre, Milli Güvenlik Kurulu; Devletin milli güvenlik siyaseti hakkında görüş oluşturmak ve Bakanlar Kuruluna bildirmekle görevlidir. Devletin milli güvenlik siyasetinin tespiti sorumluluğu ve uygulama yetkisi ise, Bakanlar Kuruluna aittir. Bakanlar Kurulu, devletin milli güvenlik siyaseti esaslarını MGSB ile belirlemektedir. MGSB, MGK Genel Sekreterliğince, sivil veya asker, ilgili tüm makam ve kuruluşlarla koordine edilerek hazırlanmaktadır.[2]
 
Yukarıdaki ifadelerden de anlaşılacağı üzere, hiçbir başka kurum MGSB’yi hazırlayıp hükümetin önüne koymakta ve onlara “Bunu uygulamak mecburiyetindesiniz!” dememektedir. Zaten MGSB’yi hazırlamak ve bunu uygulamak hükümetin başlıca görevlerinden biridir. Üstelik 2004 yılından beri Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri de “asker” olmayıp, Dışişleri Bakanlığı meslek memurlarından (Büyükelçi) seçilmektedir. Kurum genel sekreter yardımcılarından biri tümgeneral rütbesinde biri iken, diğer yardımcı da gene Dışişleri Bakanlığı meslek memurlarından atanmaktadır. Yani artık MGK Genel sekreterliği “askeri” bir kurum değildir…
 
Tehdit Kalmadığına Göre Silahlanma Faaliyeti Durmalı mı?
 
Yeni Kırmızı Kitap’ta tehdit kalmadığına göre, bazı kimseler çıkıp “Artık bu kadar silahlanmaya gerek yok!” bile diyeceklerdir. Aslında düz bir mantıkla bakıldığında haksız olmadıkları bile düşünülebilir. Acaba öyle mi? Bunu anlamanın yollarından biri, tehdit algılaması yenilenen diğer ülkelere bakmaktır.
 
Bu ülkelerden ABD, Çin, Rusya ya da Fransa ve İngiltere gibi BM Güvenlik konseyi Daimi Üyeleri kast edilmemektedir. Zaten bu ülkelerden üçünün (ABD, İngiltere ve Fransa) de denizaşırı coğrafyalarda hükümran oldukları toprakları (ülke) mevcuttur. Dolayısıyla bunların tehdit algılamaları çok farklı olabilir. Bu ülkelerin beşi de nükleer güce sahiptir. Ancak, hepsi de çağın en gelişmiş teknolojilerine sahip silahlarla donanma gayreti içerisindedirler.
 
Yukarıdaki beş ülkeden farklı ve hemen hemen hiçbir “Tehdit” algılaması bulunmayan bir örnek verelim: Almanya. AB’nin dinamosu Almanya’yı çevreleyen tüm ülkeler (İsviçre, Fransa, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Danimarka, Hollanda, Belçika, Lüksemburg ve Fransa) AB üyesi olup, hemen hiçbiri Almanya için tehdit değildir. Ancak Almanya, nükleer silahlara sahip olmamakla birlikte konvansiyonel silahların en gelişmişlerine sahiptir. Yani av, av/bombardıman uçakları, muharip gemiler (denizaltı, firkateyn, hücumbot, korvet, mayın avlama gemileri), zırhlı harp silah ve araçları (Leopar II tankları, Fuchs vb.), bunların taşıdığı silah sistemleri ve diğer erken ihbar/keşif cihazlarının en gelişmişlerini Alman Silahlı Kuvvetlerinde bulmak mümkündür.
 
Peki tehdit algılaması bulunmayan Almanya, neden bu kadar maliyetli bir silahlanma gayreti içerisindedir? Diye bir soru akla gelebilir. Sebebi şudur: Almanya’yı yönetenler ve kamuoyu, bulunulan coğrafyadaki ve dünya tarihini çok iyi bilmektedirler. Bu bilgi birikimi onlara, mevcut siyasi konjunktürün gün gelip değişebileceği tecrübesini kazandırmıştır. Bu maksatladır ki, asker sayısını azaltmakla birlikte, en modern harp silah ve araçlarını kullanabilecek, bu ve yeni silah sistemlerine uygun taktik ve stratejileri uygulayabilecek ehliyetli/uzman silahlı kuvvetler mensuplarını yaşatmaya devam etmektedir.
 
Bir diğer önemli husus da, var olan savunma sanayini “gelir getiren” kaynaklar gibi görmek, savunma sanayi ve ona yardımcı olan yan sanayi vasıtasıyla istihdam da yaratılmaktadır. Savunma sanayi aslında, tüm diğer yeni icatların ortaya çıkışında itici bir güç rolü oynamıştır. Yani teknolojik icat ve gelişmelerin pek çoğu, savunma sanayi sayesinde ortaya çıkmış ve ayrıca insanlığın hizmetine sunulmuştur.
 
Türkiye ne yapmalı? Herhalde Türkiye de bulunulan coğrafyayı (Anadolu ve Türk Boğazlar) ile çevre ülkeleri çok iyi incelemelidir. Balkanlardaki milletlerin adeta “genlerine yazılan” büyük devlet olma idealleri (Yunanistan’ın Megali Idea’sı, Bulgaristan’ın Büyük Bulgaristan’ı gibi), keza güney sınırlarımızda hala mevcut olan büyük devlet coğrafyalarına sahip olma (Büyük İsrail, Büyük Suriye gibi) hülyaları unutulmamalıdır. Hatta daha 63-64 yıl öncesinde Stalin’in Kars ve Ardahan’ı istemesi, Türk Boğazlarından geçiş rejimini birlikte yönetme tehdidi de unutulmamalıdır.
 
Biraz daha yakına gelinecek olursa; henüz Ege Sorunları (Kıta sahanlığı, karasuları, hava sahası, FIR hattı, Anadolu’ya yakın adaların Lozan’a rağmen silahlandırılması, Egemenliği tartışmalı adacık ve kayalıkların durumu, kısaca Ege’de deniz sahalarının paylaşımı) ve Doğu Akdeniz’deki deniz sahalarının paylaşımı gerçekleşmemiştir. Yarın Türkiye, AB ile mevcut tüm görüşme fasıllarını bitirdiğinde önüne son konacak hususlar bunlar olacaktır. Yani komşu Yorgo “Şu Ege meselesini ve Doğu Akdeniz’deki deniz sahaları meselesini benim istediğim gibi çözelim!” diyecektir. Demez mi? Öyle olsa Megali Idea (Büyük Ülkü)’yı omurgalarına yazmazlardı…
 
Sonuç
 
Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ndeki tehdit algılamalarının değişmesi ile Türkiye’nin birden bire “dış tehditsiz kaldığı”, bundan sonra da dış tehdide maruz kalmayacağı zannedilmemelidir. Gün gelir siyasi konjonktür değişir, o zaman yeni tehditler ortaya çıkabilir. Bunu bilen “gelişmiş” ülkeler tıpkı bir Türk atasözünde olduğu gibi (Hazır ol cenge eğer, ister isen sulhü salah) davranmaktadırlar. Yani barış ve selameti isteyenler, her an savaşacakmış gibi hazır olmaktadırlar.
 
Milli Güvenlik Siyaset Belgesini de tüm kamuoyuna servis etmeye gerek yoktur. Kamuoyunun, hatta diğer ülkelerin bileceği kadarı diğer ülkelerde olduğu gibi, “Beyaz kitap” içerisinde verilmektedir. “Şeffaf” olalım derken, tüm mahrem yerlerimizi de göstermek mecburiyetinde değiliz…
 
 


[1] Aslı Aydıntaşbaş, “Kırmızı Kitapta Köklü Değişim”, Milliyet, 23.08.2010.
[2] Bkz: Celalettin Yavuz, ““Kırmızı Kitapta Köklü Değişim”, 17.11.2009, http://www.turksam.org/tr/a1861.html


http://www.turksam.org/tr/a2166.html
Arkadaşına Gönder 2895 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
49095 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
31748 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
19056 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
17656 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
15976 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
10 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
6 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
Gazze’ye Yardım Girişimi ve İsrail Saldırısının Soğukkanlı Analizi
5 defa yorumlandı.
Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı
4 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2012 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 4162 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.