Üye Girişi | Yeni Üyelik
   08 Şubat 2012 Çarşamba
Enerji Enstitüsü
Terör Enstitüsü
Ermeni Enstitüsü
Göç Araştırmaları
Türk Dünyası Enstitüsü
Ekonomi Enstitüsü
Silahsızlanma Çalışmaları
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Türkocağı Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Genelkurmayda Görev Değişimi: Terörle Mücadelede Üslup Değişikliği Olur mu?
29 Ağustos 2010 Terör Enstitüsü [10] [12] [14] [16]
Doç. Dr. Celalettin Yavuz
Doç. Dr. Celalettin Yavuz
TÜRKSAM Başkan Yardımcısı
Terör Enstitüsü
Hakkında - Arşivi

Genelkurmay Başkanlığı devir teslimi 27 Ağustos 2010 günü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de katıldığı büyük bir devlet töreniyle gerçekleşti. Bu olay 1995 yılı sonlarında Almanya’daki Genelkurmay Başkanı devir teslim törenini hatırlattı. Soğuk bir kış günü Savunma Bakanlığı’nın Hardhöhe/Bonn’daki tören alanında oturma imkânı bulunmayan bir tribün ve ortada devir teslim yapılacak platform, kürsü ile sadece altı koltuk ilk akla gelenlerdi. En arkada ise iri yarı Alman gençlerinin oluşturduğu bir askeri tören birliği ve muhteşem bando vardı. Koltuklar Savunma Bakanı Volker Rühe ile devir teslim yapacak iki komutan (Ogeneral Klaus Naumann ve Baggert) ve her üçünün eşleri içindi. Törende Savunma Bakanı Rühe’den daha “kıdemli” hiçbir devlet erkânı yoktu. Tabii Savunma Bakanlığı ve Alman Silahlı Kuvvetleri (Bundeswehr)’nin tüm komutanları da doluşmamıştı. Savunma Bakanlığı’ndaki belli rütbeliler ve yabancı askeri ataşeler vardı. Devir teslim konuşması sonunda Savunma Bakanı Rühe, “Genelkurmay Başkanlığı görevini Orgeneral Naumann’dan alıp, Orgeneral Baggert’e veriyorum!” dedi. Tören sonrası resepsiyon dahi yoktu. O dönemde Almanya dünyanın 3. büyük ekonomik gücü ve ihracat şampiyonlarından en önde geleni idi…
 
Türkiye’de bu tür törenler tüm devlet erkânının, emeklilerin, yabancı sefaret temsilcilerinin, işadamlarının, özel konukların, basın mensuplarının, emekli üst düzey asker ve bürokratların yer aldığı büyük “kalabalık”la gerçekleştirilmektedir. 27 Ağustos 2010 günü de “Türk usulü” bir tören düzenlendi. Bu yazıda bu törenin şekli dışında önemli bulunan bazı hususlarına ve basında sıkça sorulan, “Orgeneral Işık Koşaner’in Genelkurmay Başkanı olması sonucu, terörle mücadelede üslup değişikliği olup olmayacağı” konusuna değinildi.
 
Halef Selef Genelkurmay Başkanlarının Konuşmalarından Dikkati çekenler
 
Orgeneral İlker Başbuğ ve Konuşmasında Verdiği Mesajlar: İki yıl önce göreve başladığında, bir önceki Genelkurmay Başkanının  kamuoyunda eleştirilen “resepsiyonlarda basınla konuşma”larından ders çıkardığı anlaşılan Başbuğ, mümkün olduğunca bekleyerek ve “taşı gediğine koyarak” konuşmayı tercih etmişti. Başlangıçta bu davranış kamuoyundan olumlu tepki almıştı. Ancak zamanla, özellikle son bir yıl içerisinde kamuoyunun “acil” cevap beklediği konularda gecikmeler yaşanmış, gecikmeler üzerine TSK, kendisinin de ifade ettiği gibi “acımasızca ve insafsızca” eleştirilmişti. Başbuğ’un konuşmasında vurgu yaptığı esaslar şöyleydi:
 
1. Başbuğ, konuşmasının ilk ve ağırlıklı bölümünü hem “TSK’nin demokrasiye bağlılığına”, hem de bu bağlılık içerisinde olmasına rağmen, TSK’nin maruz kaldığı baskılara karşı koymada “TSK’nin yalnız bırakılmasına” yer ayırdı. Başbuğ TSK’ye yüklenilen bu durumu, “TSK demokrasi rejimine bağlıdır. Hal böyle iken geçmişte yaşananları sık sık gündeme getirmenin, toplumu huzursuz ve TSK personelini rahatsız ettiğini düşünmekteyiz!” diyerek sürdürdü. Burada “geçmişte yaşananlar” derken, kuşkusuz TSK’nin 1960’da başlayan ihtilal, darbe ve ara dönem talihsizliklerini kast etmekteydi. Ancak Başbuğ, TSK’nin en yetkilisi sıfatıyla “Artık TSK’nin bu tip ara rejimi teşvik edecek, demokrasiyi zedeleyecek girişimleri olmayacak!” da demek istiyordu…
 
TSK’nin “asimetrik psikolojik harekâtı yürütenlerin üstün medya gücü” ile yıpratıldığını söyleyen Başbuğ, bunun sinyalinin de Ocak 2008’de verildiğini, bazı medya organlarında “2009 yılının ilk çeyreğinden sonraki en uygun takvimde eylem zamanı” diye yazıldığını, ardından da gittikçe artan sorunlarla karşılaşıldığını, “Bu durum ve yaşananlar tesadüf değildir!” diyerek, sıkıntısını açıklamaya çalışmıştır.
 
Bazı medya kuruluşları tarafından, özellikle terörle mücadele bağlamında yayınlanan, ancak TSK tarafından cevabı geç verilen olaylar konusunda da “TSK’nin veremeyeceği hesabı yoktur. Yapılan ve yapılabilecek hataların gündeme taşınmasından hiçbir zaman rahatsızlık duymayız. Bizi asıl rahatsız eden, iç güvenlik harekâtında mücadele eden Türk Silahlı Kuvvetleri’nin art niyetli ve önyargıyla ve sadece kendilerince hatalı olduğu değerlendirilen uygulamaların ısrarla günlerce, aylarca medyada gündeme getirilmeye çalışılmasıdır!”diyen Başbuğ, TSK’de tüm hataların idari ve adli soruşturmaya tabi tutulduğunu, bu soruşturma-hukuki süreç içerisinde olaya “müdahil” konumu kazındırmamak için ani tepki verilmediğini açıklamaya çalışmıştır. Bilindiği üzere 1995 yılında Şemdinli’de çıkan olay sonrası Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın  “O astsubayı tanırım, iyi bir personeldir!” bağlamındaki bir sözü, “Orgeneral Büyükanıt hukuki süreci baltalıyor!” şeklinde basında çok sert eleştirildi. Başbuğ’un burada Türk kamuoyuna da önemli bir serzenişi vardı: Bu hususu da “Düşündürücü olan, ordusundan önce, art niyetli haber ve kişilere inanmayı tercih eden insanların, Türkiye’de var oluşudur!” şeklinde açıklamıştı. Bu bağlamda da “S (s)iber tehdit”e dikkat çekmiş, TSK’nin bazı basın-yayın organlarının “doğruluğu kuşkulu”, ancak kamuoyuna servis edilen “siber tehdit” kaynaklı gelişmelere dikkat çekmiştir.
 
TSK’nin demokrasi konusundaki vurgusunu ayrıca şu iki cümle ile de pekiştirmiştir:
“TSK’de görev yapan personel ancak kendi çabası, mesleğinde başarıları ve Türk ordusuna, devletine bağlılıkla yükselebilir! (…) TSK’nin sahip olduğu kurum kültüründe hiç kimse için hiçbir şekilde ayrımcılık yapılamaz!” Bu ifadeleriyle Başbuğ, diğer devlet teşekküllerinde barem derecesi yükseltilerek, siyasi tercihler yönünde makam ve kıdem zıplamaları gibi durumlar TSK’de yaşanmaz, yani “TSK’de ‘hamili kart’ rol oynayamaz!” demek istemişti.
 
2. Başbuğ ikinci olarak askerlik mükellefliği ile ilgili gelişmelere değindi. Türkiye’de askerlik yükümlülüğünün “anayasal bir görev” olduğunu vurgulayarak, “tek tip askerlik” önerisini tekrarladı.
 
3. Üçüncü önemli husus da sivil-asker işbirliği üzerineydi. Başbuğ “Elbette sivil liderler güce ve otoriteye sahiptir. Ancak sivil otoritenin askeri konulara müdahalesinde tespit edilmiş katı prensiplerden ziyade sağduyulu davranışlar öne çıkmalıdır. Sivil-asker ilişkilerinde, askerler için önemli bir diğer husus ise şudur: Çağdaş toplumlarda askerler sivil otoriteye profesyonel tavsiyelerini yaparlarken şu anlayışa sahiptirler: Yaptıkları tavsiyeler ve teklifler dinlenecek ve değer verilecektir...” şeklindeki ifadeleriyle, bir bakıma siyasi otorite ile yaşanan sıkıntılarını ima etmiş, gelecekte TSK komuta kademesini daha fazla dinlemeye davet etmiştir.
 
4. Başbuğ’un dikkat çeken bir diğer ifadesi de terörle mücadelede alınacak askeri önlemlerle ilgili olanıydı. Türk ordusunu emsalsiz kılanın, Mehmetçiğin cesareti, kahramanlığı ve fedakarlığı olduğunu söyleyen Başbuğ, bütün bunlara rağmen, iç güvenlik harekat görevlerinde, devamlılığın sağlanabilmesi için bazı birliklerin profesyonel hale getirilmesinin gerekliliğine değindi ve “Bu kapsamda 2 yıl önce başladığımız Kara Kuvvetleri’ne ait 5 (beş) komando tugayı ile bir Jandarma Komando Tugayının muharip unsurlarının profesyonel hale getirilmesi projesini, söz verdiğimiz ve planladığımız şekilde tamamladık!” diyerek, bundan sonra terörle mücadelede “profesyonel” birliklerin daha çok sahne alacağını açıkladı, .
 
Orgeneral Işık Koşaner ve Konuşmasında Verdiği Mesajlar: Türkiye Cumhuriyeti’nin 27. Genelkurmay Başkanlığı görevini  “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu yüce makamında hizmet edecek olmanın heyecan ve gururunu yüklenecek olduğum sorumluluğun bilincinde olarak yaşıyorum!”, şeklindeki sözleriyle devralan Koşaner’in verdiği ilk mesajlar şöyle idi:
 
1. Konuşmasında, laiklik vurgusuna dikkati çeken Koşaner de TSK’ye yapılan “Asimetrik Psikolojik Harekat”tan duyulan şikayeti, “Onur, şeref, haysiyet, vatan, millet ve bayrak sevgisi gibi duygularla yoğrulmuş insanlara karşı, bu duyguların değerini düşünmeyen kişi ve çevrelerin hukuk dışı ve maksatlı söz, yazı ve davranışları, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni ziyadesiyle üzüntüye sevk etmektedir…” şeklinde belirtti. Hedefin TSK üzerinden devleti yıpratmak olduğunun kaydeden Orgeneral Koşaner, “Türk Silahlı Kuvvetleri ve bazı personeline yöneltilen, birçoğu doğruluğu henüz ispatlanamamış ve yargı sürecinde olan iddialar, belli merkezlerce kamuoyuna birer gerçekmiş gibi sunulmakta ve bunda da başarılı olunduğu görülmektedir!” diyerek, bir bakıma TSK aleyhindeki faaliyetlere duyduğu sıkıntıyı açıkladı.
 
2. TSK içerisinde hiçbir suçun soruşturma ve varsa cezasız kalamayacağına vurgu yapanKoşaner, “Suç işleyene hak ettiği cezayı vermek veya suçluyu yetkili yargı mercilerinin karşısına çıkarmanın öncelikle TSK’nin komuta kademesinin görev ve sorumluluğu olduğunu” söyledi.
 
3. Türkiye’deki “profesyonel ordu” tartışmalarından rahatsız olduğu anlaşılan Koşaner, “TSK’nin milli bir ordu” olduğunu ifadeyle, “TSK’de Mehmetçiğin yerini alabilecek hiçbir alternatif yoktur. TSK’nın bazı unsurlarında, tecrübe gerektiren görevler için, sınırlı sayıda profesyonel personel görevlendirilmesi hiçbir şekilde ‘profesyonel orduya geçiş’ demek değildir. Özel Ordu tabiri ise son derece yanlıştır. Türkiye’de tek bir ordu vardır. O da TSK’dir. Alternatifi yoktur!” diyerek, görev yapacağı üç yıl süreyle bu konudaki TSK’nin tutumunun ne olacağını açıkça belirtti.
 
4. Koşaner, terörle mücadele konusunda da Irak Merkezi Hükümeti ile Irak Kuzey Yönetimi’nin, Irak’ın kuzeyinde yerleşen bölücü terör örgütüne karşı, “etkili tedbirler” alması gerektiğinin altını çizdi. Keza, aynı konuda TSK’nin Irak’ın kuzeyine harekat yapma imkanının devam etmesini, bu bağlamda zımnen de olsa bu harekatın genişletilmesi (kara harekatı gibi) gerektiği üzerinde durdu.  
 
5. Yeni Genelkurmay Başkanı’nın üzerinde durduğu bir diğer husus da, son zamanlarda BDP’nin hemen her platformda dillendirdiği “demokratik özerklik” üzerineydi. Bu konuda Koşaner,  “İkinci bir idari yapılanma tesis etme girişimlerine karşı önlemlerin süratle alınması” gerekliliği üzerinde durdu.
 
6. Koşaner, demokrasinin erdemi konusunda da yargıdaki sıkıntılara değinirken, “Hukuka saygılı olması gereken kurum sadece TSK değildir!” diyerek, diğer devlet kurumlarının (Yürütme, Yargı gibi) da hukuka saygılı olması gerektiğine inandığını açıkladı.
 
Sonuç
 
Türkiye’de Genelkurmay Başkanlarının görev değişikliği hala çok önemli bir “siyasi” gelişme gibi kabul edilmektedir. Zira, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren genelkurmay başkanları ülkenin sadece askeri geleceğiyle ilgili değil, özellikle  27 Mayıs 1960 İhtilalı ile birlikte önemli siyasi roller de oynamışlardır. Ancak, son yıllarda, hele de Hilmi Özkök ve İlker Başbuğ dönemlerinde TSK, “Artık darbe yok, TSK demokrasinin ve yöneticilerinin hizmetindedir!” şeklinde mesajlar vermişlerdir.
 
TSK’deki bu anlayış değişikliğine rağmen, TSK’nin hala “darbe” heveslisi olduğu zannıyla TSK’nin zayıf düşürülmeye çalışıldığı da açıktır. Bu sebeple halef-selef iki komutan da (Başbuğ ve Koşaner), TSK’yi hedef alan bu siber tehditle beslenen “Asimetrik Tehdit”e karşı TSK’nin gereken önlemi alamadığını ifade etmişlerdir. Başbuğ’un “Ordu yerine, bu yalan yanlış ifadelere inanılması düşündürücüdür!” şeklindeki sözleri de, hem kamuoyuna, hem de siyasi yöneticilere bir serzeniş ve kırgınlığın ifadesi olarak algılandı.
 
Genelkurmay Başkanlarının devir tesliminin ardından “Terörle mücadele” konusunda bir üslup değişikliği olacağı beklenmemektedir. Zira terörle mücadele bir “siyasi irade, siyasi kararlılık” gerektirmektedir. Bunun sonucunda da, “Terörle mücadele stratejisi” belirlenmektedir. Tüm bu işlemlerin adresi ise Genelkurmay ya da TSK değil, hükümettir. Dolayısıyla sorunun cevabı için AKP hükümetinin terörle mücadele bağlamındaki faaliyetlerine bakmak gereklidir. Bakıldığında ise cevap “Hayır” olmaktadır.
 
Öte yandan, Başbuğ’un açıklamış olduğu gibi, “Terörle, profesyonel birliklerle silahlı mücadele” için iki yıl önce başlanan hazırlıklar tamamlanmıştır. Yani sadece subay, astsubay ve sözleşmeli TSK personelinin (sözleşmeli subay, uzman çavuş-onbaşı) istihdam edildiği “Terörle Mücadele Tugayları” (beş adet), bundan böyle sahneye sürülecektir. Kim bilir bunun arkasından Irak’ın kuzeyine kara-hava ve uçarbirlik harekatı yapma konusunda da siyasi irade belirebilir. Tabii bu karar ABD ve Irak Kuzey Yönetimi’ne rağmen alınabilirse….
 


http://www.turksam.org/tr/a2171.html
Arkadaşına Gönder 626 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
49095 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
31748 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
19056 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
17656 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
15976 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
10 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
6 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
Gazze’ye Yardım Girişimi ve İsrail Saldırısının Soğukkanlı Analizi
5 defa yorumlandı.
Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı
4 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2012 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 4191 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.