Üye Girişi | Yeni Üyelik
   23 Şubat 2012 Perşembe
Ortadoğu ve Afrika
Rusya – Ukrayna
Kafkasya
Türkistan
Asya – Pasifik
Güney Asya
Türkiye
Balkanlar
Amerika
Avrupa Birliği
Kıbrıs
Jeopolitik ve Strateji
Sivil Toplum Kuruluşları
Uluslararası Hukuk
Çok Taraflı İkili İlişkiler
Bilgi Yönetimi
Bilim ve Teknoloji Araştırmaları
Proje ve Kalkınma Yardımları
Medya
Uluslararası Örgütler
Karadeniz
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Türkocağı Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Irak’ta “İstikrar” Ya da “İstikrarsızlık” Hükümeti (!)
12 Kasım 2010 Irak [10] [12] [14] [16]
Doç. Dr. Celalettin Yavuz
Doç. Dr. Celalettin Yavuz
TÜRKSAM Başkan Yardımcısı
Terör Enstitüsü
Hakkında - Arşivi

11 Kasım 2010’da tüm dünya ajansları aylardır beklenen yeni Irak Hükümeti’nin üzerindeki anlaşmayla ilgili haberi geçtiler. 7 Mart 2010 tarihli genel seçimler üzerinden 8 ay 4 gün geçtikten ve genel seçimler sonrası en uzun süreli hükümet kuramama alanında bir “beceriksizlik” rekoru kırıldıktan sonra, nihayet taşlar yerine oturmaya başladı.
 
Başbakan Nuri el-Maliki görevine devam ediyor. Cumhurbaşkanı Celal Talabani de 77’ye ulaşan yaşına ve çeşitli rahatsızlıklarına rağmen bir dönem daha cumhurbaşkanı kalıyor. Üst yönetici grubunda Meclis Başkanlığı görevinde önemli bir değişiklik var. Yeni Meclis Başkanı 74 yaşındaki Musullu ve Hükümet’in Sanayi Bakanı Usame Nuceyfi’dir. Meclis’teki 295 kişiden 227’sinin oyunu alan Nuceyfi, başlıca çabasının ülkedeki rüşvet-kokuşmuşlukla ilgili sorunları gidermek olduğun ifade etti. Irak’ın dünyanın en “şaibeli ve rüşvetçi” ülkeleri içerisinde gösterildiğini söyleyen Usame[1], hem İyad Allavi’nin “el-Irakiye” koalisyonundan, hem de Irak Kuzey Yönetimi’nin (Kürtlerin) hak iddia ettiği bölgelerin merkezi yönetime bağlı kalmasını savunan ve bu sebeple Kürtlerin şimşeklerini üzerine çeken bir siyasetçidir. En çok oyu alan ancak yönetimde “saha dışı” kalan Allavi için de yeni bir görev bulundu. Yeni kurulan ve adı “Stratejik Politika Konseyi”nin liderliği.[2]
 
Yeni kurulmakta olan Irak Hükümeti için, bu konuda büyük çabalar sarf ettiği ileri sürülen Iraklı Kürt siyasilerden Mahmud Osman’ın “Mutabakatımız oradan buradan topladığımız otomobil parçalarını birleştirip çalışacağını ummaya benziyor!”[3] şeklindeki ifadesi, belki de yeni hükümetin nasıl bir “uyumsuzluk!” içerisinde bulunduğunun özel bir tanımı gibidir.
 
Yeni Hükümetten Beklentiler ve Muhtemel Gelişmeler
 
10 Kasım 2010 geç saatlerine kadar Cumhurbaşkanlığı makamına Allavi’nin getirilmesi ve bunun için Iraklı Kürt liderlerin iknasında ABD’nin dahi devrede olduğu biliniyordu. Ancak, her ne oldu ise, Allavi’ye hangi konuda ikna edici bir şeyler söylendi ise, bu beklenti gerçekleşemedi. Böylece Irak’ın 325 sandalyeli Meclisi’nde 43 milletvekili ile “Kürt İttifakı” ülkenin en itibarlı makamında ikinci kez temsil yetkisini aldı. Bunun anlamı, kabinenin ve Meclis’in kabul ettiği yasalar, Irak kuzey Yönetimi aleyhine olursa, ya da Irak kuzey Yönetimi’nin istediği projeler geçmezse, Cumhurbaşkanı Talabani’nin diğer projelerdeki onayı için önemli bir “pazarlık gücü” Irak Kürtlerinin elinde kaldı demektir.
 
ABD ve İngiltere, sürgün yıllarını İngiltere’de geçiren Allavi’nin başbakanlığını ya da cumhurbaşkanlığını desteklerken, İran da mümkün olduğunca Allavi’nin yeni yönetimden uzak durması için çalıştı. Hatta bu konuda, 2007-2008 döneminde ağlısı “Mehdi Ordusu”nu ABD kuvvetleri ile birlikte sindiren ve bu yüzden İran’a sığınan Şii lider Mukteda el-Sadr, kendisine bu muameleyi reva gören el-Maliki’nin başbakanlığına sıcak bakmıyordu. Ancak, İran’ın devreye girmesiyle “Gavura göre Kürt Müslüman’dır!” denilerek, Allavi yerine el-Maliki’nin tercih edilmesi sağlandı. Çünkü Allavi de Şii olmakla birlikte, el-Sadr ve İran Molla yönetiminin aksine “laikliği” savunmaktadır.
 
Suriye açısından yeni yönetime bakıldığında da pek iç açıcı bir şey söyleyebilmek mümkün değildir. Zira Suriye ile ağustos 2009 içerisinde el-Maliki’nin başbakanlığı ve Talabani’nin cumhurbaşkanlığı sırasında ilişkiler bozuldu. Üstelik Meclis Başkanı da Suriyeli Şii-Nuseyri Baas rejiminin tersine bir Sünni siyasetçidir. Bunun anlamı Suriye ilişkilerin düzeltilmesi için bir süre daha beklenecektir.
 
Körfez Ülkeleri ve Ürdün ile diğer Arap ülkeleri açısından yeni ve “iyi” olan tek gelişme, Meclis Başkanı Usame Nuceyfi’nin Sünni oluşudur. Böylelikle en azından parlamentolar arası dostluk grupları vasıtasıyla temaslar sıklaştırılıp ülkeler birbirlerine yakınlaştırılabilir.
 
Türkiye için en uygun hal tarzı; içerisinde Allavi’nin ve Başbakan el-Maliki’nin birlikte yer aldığı bir yönetim şekli idi. Zira Allavi’nin “laiklik” yanlısı ve demokrasiye yatkınlığı Türkiye açısından önemli idi. El-Maliki’ye de kendi döneminde iki ülke arasında “Üst Düzeyde Stratejik İşbirliği” anlaşmasının imzalanmış olması ve bunları hayata geçirebilmek için ihtiyaç vardı. Türkiye açısından, özellikle de Kerkük’ün geleceği açısından önemli olan husus, yeni yönetimde Irak kuzey Yönetimi’nin etkisinin kırılması idi. Ancak bu gerçekleşemedi. Üstelik yeni hükümetin kurulmasında Irak kuzey Yönetimi Lideri Mesut Barzani ev sahipliği yaparak son noktayı koyan oldu.
 
Yeni hükümette sürpriz bir gelişmenin Dışişleri Bakanlığı makamında olması bekleniyor. Irak Kürtlerinden Hoşyar Zebari yerine, “Baasçı” olduğu gerekçesiyle genel seçimlere bile sokulmamış olan, “Irak Milli Diyalog Cephesi” Lideri Salih el-Mutlak’ın bu makama getirilmesi beklenmektedir.[4]
 
El-Maliki’nin yeni hükümetinden ilk beklenen kuşkusuz ki, öncelikle Meclis’te güven oyu almasıdır. Bundan sonra da öncelik ülke içerisinde güvenlik güçlerine mevcut otoritenin varlığını hissettirecek yeni düzenlemeler yapmak ve aylardır başıboş bırakılan güvenlik güçlerine asayişin yeninde temininde destek olmaktır. Buna paralel olarak, hükümette ve Meclis’te Sünni-Şii yakınlaşmasının sağlanması ile ülkede yaraların daha kolay sarılması mümkün olabilecektir. Zira el-Kaide ve diğer terör örgütlerinin, örtülü hareket uygulayan yabancı ve yerli güç odaklarının provokasyonları sonucu ülkede Şii-Sünni savaşı körüklenmeye çalışılmış, bu alanda da önemli bir mesafe kat edilmiştir.
 
Irak’ta ABD kuvvetleri tarafından bırakılan “enkaz”ın temizlenerek, adeta yok olan alt yapının hızla yenilenmesine ihtiyaç vardır. Bunun için de Irak’ın mevcut doğal enerji kaynaklarını (petrol ve doğalgaz) tüketici dünyaya pazarlamaya ve ulaştırmaya ihtiyacı vardır. Bunun için de öncelik iç istikrardan geçmektedir.
 
Sonuç
 
Irak’ta her ne kadar “Yamalı Bohça” gibi algılanan, çok girdili ve pazarlıklı yeni bir yönetim kurulmuş olmasına rağmen, en azından yönetimsizlikten daha iyi bir başlangıç yapılmıştır. Yeni yönetimde Kürtler gene “Anahtar” rolü kapmışlardır. Ancak, 19 istekleri içerisinde yer alan Kerkük’te referandumla ilgili ısrarlarının sonucu yakında ortaya çıkacaktır. Eğer bu konudaki istekleri de gerçekleşti ise, Irak Kürtlerinin yeni Irak’taki pastanın kremalı yerini yiyen tek otorite olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
 
ABD ve İngiltere, yeni yönetim sonrası “kaybedenler” hanesine yazıldı. İran ise kesinlikle “Kazanan” taraf olarak nitelendirilmektedir. Suriye ise kaybedenler arasında… Türkiye için de “az kaybeden!” demek daha uygundur. Zira en azından el-Maliki’nin başbakanlığı ile “Üst düzeyde Stratejik İşbirliği” çalışmalarının devamı sağlanabilecektir. Tabii bu hükümet devam edebilir, ya da rahat bırakılır ise…
 
 
 
 
 
 
 


[1] “Abgeordnete machen Weg für neue Regierung frei”, 11.11.2010, http://www.spiegel.de/politik/ausland/0,1518,728686,00.html
[2] Gudrun Harrer, “Maliki holt doch noch Allawi an Bord”, 12.11.2010, http://derstandard.at/1288660261251/Regierung-im-Irak-steht-Maliki-holt-doch-noch-Allawi-an-Bord
[3] “Kadro Belli Oldu”, Milliyet, 12.11.2010.
[4] Gudrun Harrer, a.g.m.


http://www.turksam.org/tr/a2246.html
Arkadaşına Gönder 3944 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
49434 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
32153 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
19161 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
17728 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
16031 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
10 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
6 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
Gazze’ye Yardım Girişimi ve İsrail Saldırısının Soğukkanlı Analizi
5 defa yorumlandı.
Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı
4 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2012 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 275 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.