Üye Girişi | Yeni Üyelik
   01 Ağustos 2010 Pazar
Enerji Enstitüsü
Terör Enstitüsü
Ermeni Enstitüsü
Göç Araştırmaları
Türk Dünyası Enstitüsü
Ekonomi Enstitüsü
Silahsızlanma Çalışmaları
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Türkocağı Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Soykırım Tartışmaları Ve Ermenistan’ın Türkiye Politikasında Revizyon İhtiyacı
18 Nisan 2006 Ermeni Enstitüsü [10] [12] [14] [16]
 Mehmet Durmuş
Mehmet Durmuş


Hakkında - Arşivi

Devlet-i Aliyey-i Osmaniye’de, “Millet-i Sadıka” olarak bilinen Ermeniler uzun bir zaman Türklerle birlikte huzurlu ve müreffeh bir yaşam sürmüşlerdir. 1789 Fransız Devrimi’nin etkisiyle başlayan milliyetçilik rüzgarları, zamanla Ermenileri de etkilemiştir. I. Dünya Savaşı sırasında yabancı devletlerin kışkırtmasıyla bağımsızlıklarını kazanmaya çalışmışlardır. Rusların desteğini de arkasına alan Ermeniler bağımsız olabilmek amacıyla yoğun oldukları bölgelerde silahlı örgütler kurarak ayaklanmışlardır.  Osmanlı Devleti ise bu siyasi oluşumun farkında olduğu için, bu bölgedeki Ermeni nüfusunu, yine kendi sınırları içersinde yer alan Suriye’ye göç ettirmiştir. Bu göç esnasında kıtlık, hastalık, uzun ve çetin yolculuk şartlarından dolayı elbette kayıplar (özellikle yaşlı Ermenilerden )yaşanmıştır. Fakat o zamanın şartlarına göre bu kayıplar normaldir. Bugün Türkiye ile Ermenistan arasında gerginliğe sebep olan sözde “soykırım mesele”nin özü, 1915 tarihli bu “tehcir” yani göç olayına dayanmaktadır. Ermeni tarihçilerin iddialarına göre , o kadar çok ölüm olmuştu ki, bu olay aslında bir “tehcir politikası” değil, planlamış bir “soykırım”dı.

Meselenin tarihsel arka planı söz konusu olduğunda, gerek Ermeni ve Türk tarihçiler, gerekse her iki ülkenin karar vericileri ortak bir paydada buluşamamaktadır. Ermeni yetkililere göre bu göç esnasında 1.5 Ermeni hayatını kaybetmiştir.[i] Türk tarihçiler ise bu rakamı kesinlikle abartılı bulmaktadır. Göç esnasında o dönemin özelliklerinden dolayı kayıplar yaşanmıştır fakat bu sayı söylendiği kadar abartılı değildir. Türklerin savunduğu diğer bir konu ise bu göç, savaş koşullarının zorlamasının bir ürünüdür ve o zamanki mevcut “savaş hukuku” bakımdan herhangi bir sorun oluşturmaktadır. Devletin iç güvenliğini yani cephe gerisindeki güvenliği sağlaması için, “göç olayını” gerçekleştirmesi zamanın savaş kurallarına aykırı değildi. Kaldı ki  gerçekten bir katliam amaçlansa idi dolaylı yollar yerine Hitler’in yaptığı gibi bu iş doğrudan yapılırdı.

Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Türkiye ve Ermenistan arasındaki mevcut ilişkiler ve sınırlar Gümrü (2 Aralık 1921) ve Moskova (16 Mart 1921) anlaşmalarıyla şekillenmiştir. 29 Kasım 1920’de Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin kurulmasından iki yıl sonra. Sovyet yönetimine girmiştir.  İki ülke arasındaki ilişkiler ve sorunlar da yaklaşık olarak yetmiş yıllık bir süre için dondurulmuştur. 1970 sonrası dönemde özellikle Türk diplomatlara karşı ASALA’nın terörist saldırıları yoğunlaşmıştır.[ii]

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Ermenistan 1991 yılında bağımsızlığını ilan etmiştir. Ermeniler bu tarihten sonra tarih sahnesine bağımsız bir aktör olarak çıkmış olmanın vermiş olduğu güvenle Dağlık-Karabağ bölgesini işgal etmiş ve aktif bir politika takip etme eğilimine girmiştir. Azerbaycan’la sürdürülen bu savaş Ermeniler arasındaki dayanışma ve ulus olma bilincini güçlendirmiştir.  İşte bu sürecin devamını sağlamak ve Ermeni milliyetçiliğini canlı tutmak içinse sözde “Ermeni soykırımı” gerek yerel bazda gerekse uluslar arası arenada daha fazla ve daha etkin bir biçimde  işlenmeye başlamıştır. Acaba Ermeniler “sözde Ermeni soykırımına” neden bu kadar  vurgu yapmaktadır:

  i) Bu soykırım iddiasının Ermeni milleti için ve millet olma bilinci için bir nevi çimento işlevi görmesi

ii) Yahudi örneğinde olduğu gibi uluslar arası arenanın sempatisini kazanmak

iii) Türkiye ile ilişkilerin düzeltilmesinde pazarlık aracı olarak kullanmak

iv) Tazminat ve toprak talebinde bulunmak  (Bugün toprak talebini Ermeni karar verici mekanizmaları kabul etmese de Bağımsızlık Bildirgesi’nin 11. maddesi bu iddiayı doğrulamaktadır)[iii]

Türkiye uzun bir zaman sözde “Ermeni Soykırımı”nın haksız bir iddia olduğunu, uluslar arası arenaya yeterince anlatamamış ve kendisini etkin bir biçimde ifade edememiştir. Fakat son zamanlarda özellikle doğrudan Ermenilerle ilgili 1 milyona yakın belgenin yabancı uzmanların incelemesine açılması, her iki tarafın da karşılıklı belge değişimini öngören Viyana Ermeni-Türk Tarihçileri Platformu’nun (VAT) kurulması, Birleşmiş Milletler denetiminde uluslar arası bir komisyonun kurulmasının teklif edilmesi ve Ermenistan’ın iddialarına dayanak gösterdiği belgeleri tarihçilerin hizmetine açmasının istenmesi, Türk tarafının daha aktif davrandığını ve sorun çözmeye daha istekli olduğunun göstergesidir. Başbakan Tayyip Erdoğan da bu sorunun iki ülkenin tarihçileri arasında tartışılması gerektiğini, istinadsız iddialar yerine, sorunun tarihi belgeler doğrultusunda sonuçlanmasını istemekte ve Ermeni tarafını da kendi belgelerini açmaya çağırmıştır. Fakat  bu teklif Ermeni Başbakanı tarafından pek ciddiye alınmamıştır.

Yukarda anlatılanlar, Türk-Ermeni ilişkilerinde çözümsüzlüğün ve kısırdöngünün ifadesidir. Oysa bu iki komşunun ilişkilerini normalleştirmesi ve her ikisinin de kazançlı çıkması imkanlar dahilindedir ama burada asıl çaba göstermesi gereken ve ilk adımı atması gereken Ermenistan’dır. Ermenistan gerek coğrafi elverişsizlikler, gerek zengin madenlerinin olmaması ve gerekse Türkiye ile sınırlarının kapalı olması yüzünden oldukça zor durumdadır. Ermenistan, İran, Rusya, Gürcistan, Türkiye ve Azerbaycan ile kara sınırına sahiptir ve denize çıkışı yoktur. Türkiye ve Ermenistan sınırı ise Dağlık Karabağ[iv] ihtilafı ve sözde Ermeni soykırımı (1915) yüzünden kapalıdır. Yani Ermenistan hali hazırda Rusya, Gürcistan ve İran sayesinde diğer devletlerle olan irtibatını sürdürebilmektedir.

Ermenistan bugün mevcut haliyle zayıf bir ülke görünümündedir. Dış dünya ile iyi bir bağlantısı olmayan, uluslar arası arenada işgalci olarak algılanan, ekonomisi devamlı açık veren bir ülkedir. Fakat Ermenistan’ın bu mevcut kötü durumdan kurtulması da imkanlar dahilindedir. Bunun için öncelikli olarak komşuları ile olan ilişkilerini normalleştirmelidir. Uzun yıllar sözde “Ermeni soykırımını” savunmasına rağmen herhangi bir kazanç elde edememiş ve bölgesel izolasyondan kurtulamamıştır. Soykırımda ısrar etmek yerine Türkiye ile iyi ilişkiler kurması Ermenistan’ın uzun vadeli çıkarları açısından hayati önem taşımaktadır.

İlişkilerin normalleşmesi Ermenistan’a ne kazandırır.

1-Türkiye 70 milyon nüfusuyla Ermenistan için iyi bir pazar ve ekonomik bir ortak konumundadır. Türkiye’nin gerek İslam dünyası ile olan bağları gerekse Orta Asya ülkeleri ile olan kültürel yakınlığı, Avrupa Birliği ve ABD ile olan ilişkileri ve jeopolitik ayrıcalığı Ermenistan’ın hareket kabiliyetini ve seçeneklerini arttıracaktır. İki ülke arasındaki sınırın açılmasıyla ticaret hayatı, sosyo-kültürel etkileşim ve turizm de gelişecektir.

2- 3 Ekim 2005 tarihinde AB ile müzakerelere başlayacak olan Türkiye, uzun bir zaman diliminde gerçekleşecek gibi gözükse de AB’ye girecektir. AB’nin ılımlı ve iyileştirici ikliminin Ermenistan’da da etkili olması kaçınılmazdır. Bugün İranlı yetkililer bile gelecekte Türkiye’nin sayesinde AB’ye sınır olacak olmanın  heyecanını dile getirmektedirler. Zaten AB’nin bugün uygulamakta olduğu Avrupa Komşuluk Politikası (European Neighborhood Policy) da Ermenistan’ı AB (nin gelecekteki) üyeleriyle ilişkilerini iyileştirmesini öngörmektedir.

3-Türkiye ve Ermenistan arasında ilişkilerin iyileşmesi Dağlık Karabağ sorununun çözümüne de yardımcı olacaktır. Türkiye’nin arabuluculuğu sayesinde Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki barışa giden diyalog ve uzlaşma süreci hızlanacaktır. Çünkü ilişkinin ve iletişimin yokluğunda “statüko”  hüküm sürer.

4- 197O’li yıllarda SSCB tarafından Ermenistan’da inşa edilen Metsamor nükleer santrali bugün hem Ermenistan’ın kendisi hem de komşu ülkeler (özellikle Türkiye) için çok ciddi tehlike oluşturmaktadır. Gerek Türkiye gerekse Avrupa Birliği  müzelik santralin kapatılmasını istemektedir. Bu ise Ermenistan’ın enerji ihtiyacını karşılayamaması demektir. İşte bu evrede, Türkiye Ermenistan’ın elektrik ihtiyacını karşılayacak ülke ve enerji kaynağı olarak devreye girecektir. Ermenistan’ın Metsamor’u kapatması ise hem Türkiye hem de AB ile olan ilişkilerde çıkması muhtemel pürüzleri ortadan kaldıracaktır.

Sonuç olarak, Ermenistan’ın Türkiye ile olan ilişkilerini normalleştirmesi, “sözde” Ermeni soykırımı” iddialarını terk etmesi ve işgal ettiği Dağlık Karabağ bölgesinden çekilmesi ve mevcut Ermenistan-Türkiye sınırını kabul etmesi, Ermenistan’ın uzun dönem çıkarlarına hizmet edecektir. Bu sayede hem Türkiye olan ilişkileri gelişecek hem de dünya ile entegrasyonunu sağlamış olacaktır. Türkiye’nin Ermenistan’ı ihmal etme olasığı vardır ama Ermenistan’ın Türkiye’yi ihmal etme lüksü yoktur.

 

 

 

 

 



[iv] Mehmet Durmuş, Nagorno-Karabakh Conflict, “TEXT Journal of International Studies, Volume III, Spring 2004, Number:1, ss.29-43.



http://www.turksam.org/tr/a323.html
Arkadaşına Gönder 4785 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
39035 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
24506 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
14670 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
14482 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
13224 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
9 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
6 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
Gazze’ye Yardım Girişimi ve İsrail Saldırısının Soğukkanlı Analizi
5 defa yorumlandı.
Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı
4 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2010 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 1401 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.