Üye Girişi | Yeni Üyelik
   07 Şubat 2012 Salı
Ortadoğu ve Afrika
Rusya – Ukrayna
Kafkasya
Türkistan
Asya – Pasifik
Güney Asya
Türkiye
Balkanlar
Amerika
Avrupa Birliği
Kıbrıs
Jeopolitik ve Strateji
Sivil Toplum Kuruluşları
Uluslararası Hukuk
Çok Taraflı İkili İlişkiler
Bilgi Yönetimi
Bilim ve Teknoloji Araştırmaları
Proje ve Kalkınma Yardımları
Medya
Uluslararası Örgütler
Karadeniz
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Türkocağı Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Ermenistan-Rusya İlişkileri ve Batı Dünyasına Entegre Olma Potansiyeli
30 Mayıs 2005 Ermenistan [10] [12] [14] [16]
 Hatem CABBARLI
Hatem CABBARLI


Hakkında - Arşivi

Ermeni araştırmacıların neredeyse tamamına yakını Ermenistan dış politikası ve güvenlik konusunda yaptıkları araştırmalarda öncelikli olarak Rusya faktörünü ele almakta ve değerlendirmelerini çoğu zaman bu ülke ekseninde yapmaktadırlar. Bunun en büyük nedenlerinden biri de Ermenilerin bilinç altında yerleşmiş kurtarıcı Rusya imajının oluşmasıdır. Bin yıldan fazla büyük devletlerin himayesinde yaşayan Ermenilerin bağımsızlık talepleri 19. yüzyılın başlarında açığa çıkmış ancak, zamanın politik ve askeri düzeninin kendilerine bu imkanı sağlamadığını ve güçlerinin yetmeyeceğini anlamış, başta Rusya olmak üzere Avrupa’nın büyük devletleri olan İngiltere ve Fransa’dan yardım istemişlerdir. Bu devletler daha çok Ermenilerin bağımsızlık isteklerini kendilerinin dış politikaları bağlamında özellikle Osmanlı İmparatorluğu’na yönelik bası aracı olarak kullanmış, istedikleri tavizleri aldıktan sonra bir anda Ermenilerin taleplerini göz ardı etmişlerdir.

Ermenilerin son 200 yıllık tarihinde en derin iz bırakan devletlerden birisi Rusya olmuştur. 19. yüzyılın başlarına kadar Kafkasya’da Gürcüler ve Azerbaycan Türkleri arasında azınlıkta yaşayan Ermeniler her zaman bağımsızlık fırsatı aramışlardır. Bu fırsat onlar için  19. yüzyılın başlarında ortaya çıkmıştır. 1800’lü yılların başlarında Ruslar Kafkasya sınırlarına (Gürcistan’a) yaklaştıkları zaman Ermeniler, bağımsız devlet kurmak için yüzyıllardır birlikte yaşadıkları Gürcülere ihanet etmiş ve Gürcistan’ın işgal edilmesinde Ruslara yardımcı olmuşlardır. Bu ihanetleri kendilerine bağımsızlık veya özerklik verilecek şekilde değil, bazı Ermeni zenginlerinin Ruslar tarafından mükafatlandırılması şeklinde olmuştur. Ermeniler bağımsız bir devlete sahip olmaları için 200 yıl Rusların Kafkasya’daki çıkarlarını savunmuş, bölgenin avtokton halklarına karşı Rus tehdidini koz olarak kullanmışlardır. Zaman zaman Ermenilerin Avrupa’dan da yardım taleplerinde bulunsalar da Rusya ile olan organik bağları hiçbir zaman zayıflamamıştır. Hatta 1918-1920 yıllarında var olan Birinci Ermenistan Cumhuriyeti’nde 1918-1919 yıllarında Başbakanlık görevinde bulunan Hovanes Kaçaznuni, 1920’de Ermenistan’ın Bolşevik Rusya tarafından işgal edilmesini Ermenistan’ın geleceğinin garantisi olarak değerlendirilmiştir.[1]

Ermenistan 23 Eylül 1991’de bağımsızlığını ilan ettikten sonra diğer Kafkasya Cumhuriyetleri gibi Rusya ile ilişkilerini iki bağımsız devlet ilişkileri seviyesinde kurmamış adeta Rusya’nın bir eyaleti durumuna gelmiştir. Bunu en büyük nedenlerinden biri de bağımsızlık süreci ve sonrasında Ermenistan’ın yayılmacı politika izlemesi ve Rusya’nın siyasi, askeri ve ekonomik desteğine olan ihtiyacı olmuştur. Azerbaycan topraklarının işgal edilmesinde Rusya’nın çok büyük desteğini alan Ermenistan, bu süreçte Rusya’dan aldığı borçları ödeyemediği için ülkede bulunan stratejik sanayi ve askeri sanayi tesislerinin tamamının kontrolünü Rusya’ya devretmiştir. Ülkesinde Rusya’nın 102. askeri üssünü konuşlandıran Ermenistan, bugün ekonomik, politik ve güvenlik açısından Rusya’nın uydusu durumuna gelmiştir.

Güney Kafkasya’nın diğer devletleri Azerbaycan ve Gürcistan bağımsızlıktan hemen sonra Batı dünyasının çağdaş değerlerini benimseyerek, ekonomik ve sosyal bütünleşmeyi tercih ederken, Ermenistan Rusya’nın ön karakolu olarak görev yapmıştır. Ermenistan Dışişleri Bakanlığı ve devlet yetkilileri sık sık Batı değerlerini benimsediklerini ifade etseler de, Ermenistan’ın dış politikasını değerlendirdiğimiz zaman bu konuda samimi olmadıkları görülmektedir. Ermenistan’ın son 15 yıllık ekonomik politik ve askeri politikası büyük ölçüde Rusya’nın bölgesel çıkarları göz önüne alınarak  yürütülmektedir.

Bölge devletlerinden olan Azerbaycan bağımsızlıktan hemen sonra sahip olduğu enerji rezervlerini dünya piyasalarına ulaştırmak için yabancı petrol şirketleri ile görüşmelere başlamış, 1994’te anlaşma imzalamış ve önemli bir enerji merkezi konumuna yükselmiştir. Gürcistan, doğal zenginliklerden yoksun ülke olduğu için jeopolitik konumunu kullanmış ve güney-kuzey enerji hattı üzerinde önemli transit ülke haline gelmiştir. Bu ülkeler ayrıca Avrupa Birliği’nin uyguladığı TRACECA, TACİS[2]  projesi çerçevesinde önemli çalışmalarda bulunmuşlardır.

Bugün Ermenistan hükümeti batı ile entegre olmak yönünde beyanatlarda bulunsa da, bu görevi daha çok diaspora üstlenmiş durumdadır. Avrupa’da faaliyet gösteren Ermeni diasporası bu görevi yürütmeye çalışmaktadır. Amerika ve Avrupa her ne kadar Ermenistan’ı destekleseler de bugün, Ermenistan bölgedeki ekonomik gelişmelerin dışında kalmıştır. Özellikle Bakü-Tiflis-Ceyhan (veya son haliyle Aktau-Bakü-Tiflis-Ceyhan-ABTC) petrol boru hattı projesinin başarılı bir şekilde kullanıma girmesinden sonra bölgesel ekonomik projelerden uzak kaldığını anlayan Ermenistan  hükümeti “şok olmuş” ve alternatif arayışlarda bulunmuştur. Nitekim 26 Mayıs 2005 tarihinde Ermenistan Parlamentosu’nda basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Başbakan Andranik Markaryan, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol boru hattının bölgenin güç dengelerini bozduğunu ve Ermenistan’ın Güney Kafkasya’da bu gücü dengelemek için alternatif yollar arayışında olduğunu bildirmiş ve bu bağlamda İran-Ermenistan doğalgaz boru hattını alternatif proje olarak değerlendireceklerini ifade etmiştir.[3] Ermenistan ve İran arasında 1992’de imzalanan doğalgaz boru hattının inşaatına 2004’te başlanmıştır.

Bu projeye göre, İran doğalgazı, boru hattı ile Ermenistan ve Gürcistan sınırından geçerek Karadeniz kıyısına kadar uzanacak, buradan deniz tabanı ile döşenmesi planlanan boru hattı ile Ukrayna’ya taşınacak ve son nokta olarak da Avrupa ülkelerinin tüketimine sunulacaktır (Projenin toplam uzunluğu 550 km’dir). Bu konuda Ermenistan ve İran arasında yapılan görüşmelerde doğalgaz boru hattının 1400 veya 1500 milimetre olması ve Gürcistan sınırına kadar inşa edilmesi hakkında mutabakat sağlanmıştı. Bu çapta boru hattı ile İran, yılda yaklaşık 10-12 milyar metreküp doğalgazı Avrupa piyasasına taşıyabilecekti. Ancak Rusya Ermenistan’a baskı uygulayarak hattın inşaatında 700 milimetrelik boru kullanılmasını ve inşaatın Erivan’da tamamlanması gerektiğini talep etmiş ve Ermenistan-İran arasındaki anlaşma Rusya’nın talep ettiği şekilde imzalanmıştır. Böylece Rusya, hem Ermenistan’ın transit ülke olmasını hem de İran’ın Ermenistan, Gürcistan ve Ukrayna üzerinden Avrupa’ya doğalgaz ihraç etmesini engelleyebilmiştir. Bu durumda Markaryan’ın iddia ettiği gibi Ermenistan-İran doğalgaz boru hattının ABTC petrol boru hattına alternatif olması için teknik ve siyasi özelliklerin hiçbirine sahip değildir. Markaryan’ın bu açıklaması büyük bir ihtimalle daha çok iç kamu oyu ve muhalefeti yatıştırmaya yönelik olmuştur.

Ermenistan 15 yıldır kendisini entegrasyon sürecinin dışında bırakmasına rağmen, halen bu sürece katılmak için geç kalmış değildir. Ermenistan bu sürece katılmak için:

-  Yayılmacı politikasından vazgeçerek işgal ettiği Azerbaycan topraklarından kayıtsız şartsız geri çekilmeli,

-  Rusya ile olan askeri, siyasi ilişkilerini gözden geçirmeli,

-  Ülkesinde konuşlanan 102. Rus askeri üssün bölgesel güvenliği tehdit ettiğini kabul etmeli ve üssün çıkarılması talebinde bulunmalı,

-  Gürcistan’ın Cevaheti eyaletinde yaşayan Ermenilerin ayrımcılık faaliyetlerini desteklememeli,

-  Bütün komşu devletlerin toprak bütünlüğünü tanımalı,

-  Türkiye’ye yönelik sözde Ermeni soykırımı propagandasından vazgeçmeli,

-  Dış politikasını yapısal bir çerçevede şekillendirmeli ve yürütmelidir.

Yukarıda ifade edilen bütün bu görüşler çerçevesinde Ermenistan makul ve mantıklı bir dış politika izlemediği sürece Batı dünyası ile ekonomik entegrasyon imkanlarını kullanamayacaktır. Ermenistan’ın zengin doğal kaynaklara ve enerji rezervlerine sahip olmadığı göz önüne alınırsa bölgesel ve uluslararası ekonomik bütünleşmeye daha çok ihtiyacı olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, Ermenistan hükümetine Rusya’nın her geçen gün Kafkasya’dan uzaklaştığını hatırlatmaya da gerek yoktur. Gürcistan’daki askeri üslerinin çıkarılması konusunda anlaşmaya varan Rusya, bu silahların bir bölümünü Abhazya ve Ermenistan’a yerleştirmek istemektedir. Ermenistan, bu silahların ülkesinde konuşlanmasına izin verirse zaten kırılgan olan bölgesel güvenlik sorununu bir az daha zedeleyecektir. Ermenistan’ın askeri güce dayanarak yayılmacı politika izlemesi belli bir dönem için başarılı sonuçlar verebilir, ama Ermeni halkının sosyal ve ekonomik sorunlarını çözülmesinde etkili bir araç olamaz. Bu gerçeği Ermeni halkı da anlamalı, ekonomik ve sosyal sorunlarının çözülmesi yönünde Ermenistan hükümetinin daha rasyonel politika izlemesi için demokratik baskı yöntemlerini kullanmalıdır. Zira, bütün komşuları ile ciddi sorunlar yaşayan Ermenistan’ın ekonomik ve sosyal sorunlarını dışarıdan aldığı yardımlarla çözmesi mümkün değildir. Nitekim taşınan su ile değirmen dönmez.



[1] Hovanes Kaçaznuni, H.J. Daşnakçutyunı Anelik Çuni Ayl Yevs, Viyana, Mkhitarian Yayınevi, 1923.

[2] TRACECA-Transport Corridor Europe-Caucasus-Asia (Avrupa-Kafkasya-Asya Ulaştırma Koridoru) Projesi Mayıs 1993’te Brüksel’de beş Orta Asya ve Kafkasya devletlerinin ticaret ve ulaştırma bakanlarının katılımıyla gerçekleştirilen konferansta kabul edilmiştir. TACIS-Technical Assistance to the Commonwealth of Independ States (Bağımsız Devletler Topluluğuna Teknik Yardım) ise 1991’den başlayarak uygulanmakta olan bir programdır.

[3] Nana Petrosyan, “Bakü-Tiflis-Ceyhan Bölgede Güç Dengesini Bozuyor,” Bkz: http://www.azg.am/?

&num=2005052604



http://www.turksam.org/tr/a379.html
Arkadaşına Gönder 9087 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
49081 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
31742 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
19053 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
17654 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
15975 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
10 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
6 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
Gazze’ye Yardım Girişimi ve İsrail Saldırısının Soğukkanlı Analizi
5 defa yorumlandı.
Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı
4 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2012 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 2645 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.