Üye Girişi | Yeni Üyelik
   01 Ağustos 2010 Pazar
Ortadoğu ve Afrika
Rusya – Ukrayna
Kafkasya
Türkistan
Asya – Pasifik
Güney Asya
Türkiye
Balkanlar
Amerika
Avrupa Birliği
Kıbrıs
Jeopolitik ve Strateji
Sivil Toplum Kuruluşları
Uluslararası Hukuk
Çok Taraflı İkili İlişkiler
Bilgi Yönetimi
Bilim ve Teknoloji Araştırmaları
Proje ve Kalkınma Yardımları
Medya
Uluslararası Örgütler
Karadeniz
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Türkocağı Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Son Durum
13 Ekim 2005 Kıbrıs [10] [12] [14] [16]
Rauf Denktaş


Hakkında - Arşivi

3 Ekim''de Bolu Üniversitesinde 'Kıbrıs''ı' konuşuyordum. Türkiye''nin AB yolculuğu başlayacak mı başlamayacak mı konusu güncel bir konuydu. Kanaatımı açıkladım: Endişe etmeyiniz, bu kriz son ana kadar sürdürülecek, son anda Avusturya''ya istediği verilmiş olacak, Avusturya da Türkiye''nin önüne koyduğu engeli kaldıracak, Türkiye de 'direndik ve istediğimizi aldık' diyecek dedim. Geçmişte benzeri krizleri çok yaşamıştık. Oyunu görmemek için 'oyun oynandığını' bilmemek gerekir. Avusturya krizi yaratırken elde etmek istediği sonucu çok iyi biliyordu. Türkiye''yi, önüne konmuş olan kabul edilmez şartlara rağmen AB çizgisinden kaçırmamak da oyunun başka yönüydü. İngiltere ve ABD de kendi rollerini iyi oynadılar. Sonuçtan her taraf memnun! Bunun da tek anlamı bütün engellerin ve zorlukların Türkiye''nin önüne müzakere süreci içinde konacağı ve '3 Ekim sendromunu' 10-20 yıllık yolculukta sık sık yaşayacağımız anlaşılıyor. Böyle bir krizden başarı ile çıkmanın tek formülü krizi yaratanların kati niyetine ve karşı tarafın da 'masada kalma ihtiyacına' bağlıdır. Krizi yaratan taraf eğer karşısındakini masadan kaçırmamak istiyorsa isteklerinde sonuna kadar ısrar etmeyecek, araya giren 'dostlar' kanalı ile bir çıkış yolu bulunacaktır. Bu da 'karşı tarafın' masadan kalktığı takdirde kendine öz bir alternatifi olup olmadığına bağlıdır. Alternatif yoksa ve krizi yaratan taraf bunu biliyorsa sonuç ya 'Tam Başkan' yada 'her tarafın istediği şekilde kendi lehine yorumlayabileceği, her tarafı sözde memnun eden bir sonuç olacak ve esas mücadele müzakere sürecinde başlayacaktır.

'Oyuncular' AB üyeliği konusunda Türkiye''nin başka seçeneği olmadığını çok iyi bilmekteydiler. Oyun, Türkiye''yi AB kanalına muhakkak sokmak oyunuydu. Rum - Yunan ikilisinin sık sık tekrarladığı 'Türkiye ile müzakereler başlatılmalı ki alabileceklerimizi alabilelim' yaklaşımı 'oyuncuların' tümü için geçerlidir. İngiliz''in dediği gibi tavşanın derisi ancak tavşanı yakaldıktan sonra yüzülebilir! Avrupa''nın Türkiye''den alacağı çok şey vardır. Protokoller, ek protokoller, çerçeve anlaşması, çeşitli merkezlerde yapılan ve milli prestijimizi rencide eden açıklamalar, bazı merkezlerde parlamentoların aldıkları 'soy kırımı' kararları, yapmak istediğini açıkça göstermektedir. Çerçeve anlaşmasında Avrupa Parlamentosunun aldığı ve alacağı kararlar da bağlayıcı hale getirilmektedir. Bu kararlar arasında Kıbrıs''la ilgili kararlar olduğu gibi sözde soy kırımı ile ilgili kararlar da vardır. Kıbrıs meselesinin halli 'BM kararlarına ve AB normlarına' bağlanmıştır. 'Kıbrıs Hükümeti' çerçeve anlaşmasında boy göstermiştir.

Diplomatik lisanla Türkiye''den 'Kıbrıs Cumhuriyetini' tanıması istenmektedir. Limanlarını aç, üye ülkelerle normal ilişki kur denmektedir. Müzakere sürecinde bütün bunlar Türkiye''nin önüne getirilecektir. Ancak Türkiye 'tarihi hedefine' ulaşma yoluna girdiği için memnundur. Rum - Yunan ikilisi de Türkiye''yi AB kıskacına aldığı için memnundur. Garantör İngiltere Türkiye''yi AB üyesi yaparak garantörlüğünü unutup Rum idaresini meşru hükümet olarak tanıyıp bu sahte hükümeti AB üyesi yaptırdığının ayıbını kapatmış olduğu için memnundur. 1964''den bu yana 'Kıbrıs meselesi Kıbrıs''ın Yunanistan''a bağlanması; Kıbrıs''ta demokratik bir idarenin kurulması ile halledilebilir' diyen ABD ve sonuçtan memnundur. Çünkü Türkiye, çerçeve anlaşmasını kabul etmekle Kıbrıs meselesinin ABD''nin isteği doğrultusunda halledilme yoluna girmiş olduğu inancındadır. Hem de bu sonucu müttefiki Türkiye''ye yardımcı olarak, ondan yana ağırlığını koyarak elde etmiştir!

Konuya sadece Kıbrıs açısından baktığımda eski dayatmalarda bir değişiklik görmüyorum. Aleyhimize değişiklikler vardır. Kıbrıs meselesini AB normları ve BM kararları çerçevesinde halletme çağrısı Rum tarafının ısrarı üzerine konmuştur. Kıbrıs Hükümetini bize ve Türkiye''ye kabul ettirmek için ne gerekiyorsa vardır. Ancak tesellimiz Türkiye''nin 'milli konularda' her isteneni kabul etmeyeceği ve Kıbrıs''ta bir uzlaşma olmadan Kıbrıs Hükümeti diye bir hükümeti tanımayacağı, KKTC''ni desteklemeye devam edeceği beyanatıdır. Ancak unutulmamalıdır ki AB Kıbrıs meselesinin çerçeve anlaşmasının kriterlerine uygun şekilde halledilmesini bekleyecek ve bunda ısrarlı olacaktır, meğer ki şimdiden 'milli kriterlerimizi' ve nedenlerini samimiyetle açıklamakta tereddüt etmeyelim. Bu 'milli kriterler' Cumhurbaşkanı Sayın Sezer tarafından yinelenmişti:

Kıbrıs''ta dini, dili ayrı iki egemen ve eşit halk ve bunların devletleri vardır; Kıbrıs üzerined ede dengeler vardır. Yapılacak bir anlaşma bu gerçekleri kale almalıdır! Çerçeve anlaşması, protokoller, AP kararları, Annan Planı bu 'milli kriterleri' reddetmektedir. İşimiz gerçekten zordur. Milli Direnişten başka çare yoktur. Girit oyununu başarı ile oynamış olan o günkü Düveli Muazzamının bugünkü temsilcileri AB bünyesinde toplanmışlar aynı senaryoyu uygulamaya koymuşlardır. Benim gördüğüm gerçek budur.


http://www.turksam.org/tr/a559.html
Arkadaşına Gönder 1568 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Kıbrıs 
Ençok Okunanlar
Kıbrıs'ta Yeni Planlar
6013 kez okundu.
KKTC'nin Seçimi
4573 kez okundu.
Rusya'nın Kıbrıs'a Bakışı
4467 kez okundu.
Kıbrıs Laboratuvarı
4246 kez okundu.
Azerbaycanlı İşadamlarının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini Ziyaret Etmesi
2746 kez okundu.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
39035 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
24506 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
14670 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
14482 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
13224 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
9 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
6 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
Gazze’ye Yardım Girişimi ve İsrail Saldırısının Soğukkanlı Analizi
5 defa yorumlandı.
Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı
4 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2010 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 1404 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.