Üye Girişi | Yeni Üyelik
   12 Mart 2010 Cuma
Enerji Enstitüsü
Terör Enstitüsü
Ermeni Enstitüsü
Karadeniz Enstitüsü
Türk Dünyası Enstitüsü
Ekonomi Enstitüsü
STK Enstitüsü
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Barış Manço Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Doğalgazın Kokusu Yokmuş!
30 Ocak 2006 Doğalgaz [10] [12] [14] [16]
Ahmet Turan Alkan


Hakkında - Arşivi

Doğalgaz meselesindeki bilgim sıradan seviyesinin de altında sayılır; dolayısı ile bilgi ve rakam konuşturacak ehliyette değilim.

Gördüğüm şudur: Çevre dostu olması ve kullanım rahatlığı sebebiyle doğalgaz giderek daha fazla tercih edilen bir enerji durumuna geldi. Türkiye ise, günün birinde doğalgazı neyle ikame edeceğini pek hesaplamadan, enerji politikasında doğalgaza ağırlık veren adımlar atıyor ve taahhütlerde bulunuyor. Vergilendirilmiş fiyatlarla dünyanın en pahalı akaryakıtını halkına tükettiren hükümetler, vaktiyle yapılan anlaşmalardaki yüksek fiyatları da aynı tarzda tüketiciye aksettiriyorlar. Pahalılığı bir yana, sıradan tüketici için doğalgaza geçmek, bir noktada bütün ikame kapılarının kapatılması anlamına geliyor. Enerji politikamızı kendi elimizle esneklikten uzak, uzun vadeli taahhütlerle sımsıkı bağlı dönülmez bir kulvara sokuyoruz. Günün birinde başka cinsten bir enerji politikasına geçiş için yine müthiş altyapı masraflarına girmek zorunda kalacağımızı tahmin etmek hiç de zor değil. Nitekim doğalgaz boru hatları Anadolu’da giderek yaygınlaşmakta, ısınma sistemleri değiştirilmekte ve bu yüzden her aile hatırı sayılır miktarda altyapı harcaması yapıyor. Bu işle uğraşan şirketler için yeni ve çok hareketli bir piyasa açıldı. Yavaş yavaş dönülmez noktaya gidiyoruz ve bu yüzden Rusya’nın, İran’ın veya başka üretici ülkelerin enerjide kısıtlamaya gitmesi veya politik sebeplerle vanayı kısması, beynelmilel etkileri bir tarafa, herkesi ilgilendiren bir boyut taşımaya başladı.

Peki, B planımız, C planımız nedir; duyanınız var mı? Petrol yataklarının ömrü kısaldı, doğalgaz yatakları da ilânihâye gaz fışkırtacak değil; tabii sebeplerle olmasa bile yakın zamanlarla yeni “gaz krizleri”nin çıkması kimseyi şaşırtmaz. Bizim B plânımız, “sobaları kaldırıp atmayın, kömürlükte dursun, belki lâzım olur”dan mı ibarettir? Hidroelektrik enerjinin zannedildiği gibi “beyaz” olmadığını, ülkenin klimasını bozduğu gibi tarım alanlarının ve tabii dengelerin canına okuduğunu, üstelik baraj diplerinde mil birikmesi sebebiyle fazlaca uzun ömürlü olmadığını biliyoruz artık. Yerli linyit yataklarının hâlini erbâbı bilir; benim bildiğim kömürde de Ukrayna ve Rus linyitlerine bağımlılığımızın giderek yükseldiğidir. Nükleer enerjiye gelince yedek enerji planları listesinde hangi harfle kodlandığını bilenimiz yoktur. Yıllardan beri nükleer enerjinin pis, pasaklı ve tehlikeli olduğuna dair etkili bir efsâne bu ülkede hükümfermâdır. Çernobil kazasından sonra nükleer enerji, Türkiye’de iyiden iyiye öcü muamelesine tâbi kaldı. Santralimiz yok, santral kurma irâdemiz hiç yok; halbuki “gelişmiş” Batılı ülkelerde nükleer santraller takır takır -üstelik “yerli”- enerji üretip durmakta.

Hükümetler galiba sadece, doğalgaz piyasasından hangi şirketin ne kadar piyasa payı kapacağını tanzim etmekle yükümlü sayıyorlar kendilerini; şu anda Yüce Divan’da yargılanan eski başbakan ve bazı bakanların suçlanma sebeplerinden biri de doğalgaz meselesiyle alâkalıdır. Pazar payları üleştirilirken, gelecekteki muhtemel krizler de, muhtemel ikame ihtimâlleri de hesaplanmalıydı. Ne yazık ki artık, “nasıl olsa hesaplanmıştır canım; bizim düşündüğümüzü, koca devletin aklıevvel bürokratları düşünmezler mi?” iyimserliğini terk etmiş bulunuyoruz.

“Doğalgazın kokusu yoktur; çabucak farkedilsin diye ona biz koku maddesi katıyoruz” diyor uzmanlar; isabetli bir şey yaptıkları muhakkak. Ne var ki, gaz anlaşmaları ve taahhütleri imzalanırken aynı kokulandırıcı katkı maddesinin bürokratlarda ikaz tesiri uyandırmadığı da âşikâr gibi.

Daha şimdiden kokusu burun düşürüyor çünkü!



http://www.turksam.org/tr/a766.html
Arkadaşına Gönder 2088 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
34149 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
22034 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
13096 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
12182 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
11160 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
9 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
5 defa yorumlandı.
Enerji Politikamızda Değişiklik Sinyalleri: Rusya Stratejik, Türkiye ise Ekonomik Çıkarlara Üstünlük Veriyor?
3 defa yorumlandı.
Mitat ÇELİKPALA: Türkiye-Ermenistan Protokolü ve Sonrası
3 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2010 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 1003 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.