Üye Girişi | Yeni Üyelik
   01 Ağustos 2010 Pazar
Enerji Enstitüsü
Terör Enstitüsü
Ermeni Enstitüsü
Göç Araştırmaları
Türk Dünyası Enstitüsü
Ekonomi Enstitüsü
Silahsızlanma Çalışmaları
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Türkocağı Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Tarihe Özgürlükse...
16 Mayıs 2006 Ermeni Enstitüsü [10] [12] [14] [16]
Gülay Göktürk


Hakkında - Arşivi

Fransa hararetle tartışıyor. Politikacılar, tarihçiler, aydınlar, kanaat önderleri, 18 Mayıs’ta Meclis’e gelecek yasa teklifini tartışıyor.

Demek ki Fransa’ya şimdi kısmet olacakmış böyle bir tartışma. “Tarihe özgürlük” istemek, yasaların tarihi gerçekleri yazamayacağını idrak etmek, tarihi gerçeğin -aslında her türlü gerçeğin- devlet otoritesini kabul etmeyeceğini savunmak ancak Ermeni soykırımını inkâr etmeyi suç sayan bu teklif vesilesiyle mümkün olacakmış Fransız aydınları ve tarihçileri açısından.

Oysa tarihçiyi tutsak eden, onun özgürce düşünmesini ve araştırmasını yasaklayan “soykırımı inkâr suçu” yıllardır duruyor Fransa’nın ve diğer birçok Avrupa ülkesinin ceza yasalarında. Avrupa halklarının Yahudi soykırımının utancı ve ezikliği içinde çıkardığı ve bu eziklik içinde hâlâ da sorgulayamadığı o yasa maddesi ile bugün Ermeni soykırımı için çıkarılmak istenen arasında bir fark yok. Her ikisi de tarihçinin zihnini yasalarla sınırlıyor, özgür araştırmalar yapılmasını, farklı tezler öne sürülmesini yasaklıyor.

Benim umudum, bu defa Fransa’da Ermeni meselesinden patlak veren bu tartışmanın ve tarihe özgürlük bildirisinin orada kalmaması, bütünsel bir özgürlük savunusuna dönüşmesiydi. Batı demokrasilerinde gittikçe daha sık uygulanan “soykırımı inkâr suçu” üzerinde Batılı aydınlar belki daha ciddi düşünmeye başlayabilirler diye umuyordum.

Ama görünen o ki, Avrupalı aydınlar henüz bu çifte standartlarıyla yüzleşmeye hazır değiller. Bilinçlerini ve söylemlerini müthiş bir otosansürle kontrol etmeyi başarıyor ve malum çifte standart yokmuş gibi yapmaya devam edebiliyorlar.

Her neyse, Fransız aydınları açısından durum bu...

Peki bizim buralarda hangi temelde yürüyor bu tartışma?

Fransa’da Ermeni soykırımını inkâr etmeyi cezalandıran yasa teklifi üzerinde Türkiye’de yazılıp çizilenleri ibretle izliyorum.

Bir grup var ki meseleye “Sen kendine bak” ya da “tencere dibin kara” üslubu diyebileceğimiz bir üslup içinde yaklaşıyor. Bu kesim genellikle Fransa’nın tarihi ayıplarını, sömürgeci geçmişini hatırlatıp “Sizin bizi katliam yapmakla suçlamaya hiç mi hiç hakkınız yok” demeye getiriyor.

Tabii, bu arada 1915’teki olayların soykırım olmadığı fikri de savunuluyor ama polemiğin asıl ağırlığı burada değil. Asıl taktik, rakibi kendi silahıyla sıkıştırma taktiği ki bence bugün kamuoyunda en kolay anlaşılan, dolayısıyla en rahat destek bulan, yani en popülist taktik bu. Ama bence en zayıf olan da bu. Doğrusu, biri size yanlış yaptığınızı söylediği zaman verilebilecek en kötü cevap, “sen de yaptın” cevabıdır. Rakibi sindirmeye yarayabilir belki ama sizi asla aklamaz...

Bir başka grup tasarıya karşı çıkışlarını daha çok “usul hukukuna” dayandırıyor. Ermeni olaylarının soykırım olup olmadığına ancak bu amaçla kurulan bir uluslararası ceza mahkemesinin karar verebileceği, oysa böyle bir yargı kararı olmadığı belirtiyorlar. Tabii, açıkça izlediğimiz gibi, en geniş kesim, doğrudan doğruya Fransız basınıyla olayın kendisiyle ilgili doğruluk-yanlışlık, haklılıkhaksızlık tartışmasına giriyor. “Katliamdı-değildi” ya da “biz haklıydık-siz haklıydınız” tartışması. Açıkçası, eğer 1915’te Ermenilere karşı bir soykırım yapıldığına inansalar, böyle bir yasa tasarısına hiçbir itirazları olmayacak. Yani soykırımı inkârın hapisle cezalandırılmasına özde karşı değiller. Çünkü zaten kendileri de aynı şeyi Türkiye’de tersten yapıyor. Ermeni katliamı olmuştur, şu kadar kişi öldürülmüştür, vb. diyenlerin cezalandırılmasını istiyor.

Bütün bu tartışma içinde bir de, dünyanın neresinde kurulmuş olursa olsun, hiçbir mahkemenin insanlığın aklına ipotek koyma hakkı olmadığını söyleyenler var: Liberasyon sayfalarına konuk olan Türk aydınlar...

Tabii daha birçok şey söylüyorlar. Ama bence en önemlisi bu.



http://www.turksam.org/tr/a910.html
Arkadaşına Gönder 750 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
39035 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
24506 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
14670 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
14482 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
13224 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
9 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
6 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
Gazze’ye Yardım Girişimi ve İsrail Saldırısının Soğukkanlı Analizi
5 defa yorumlandı.
Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı
4 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2010 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 1399 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.