Ekonomi ve Enerji Çalışmaları Merkezi/ Ekonomik Araştırmalar | 14 Mart 2017

|

TÜRKSAM Ekonomi Bülteni (6 – 12 Mart 2017)



Geçen hafta Türkiye ekonomisinde TÜİK tarafından açıklanan sanayi üretim endeksi, 2016 yılı bitkisel üretim fiyatları ve üretim değeri, işgücü maliyeti endeksi ile finansal yatırım araçlarının reel getiri oranları öne çıkmıştır. Diğer taraftan TÜİK, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nden bir gün önce 2016 yılı İstatistiklerle Kadın adıyla istatistikleri paylaşmış, Hazine Müsteşarlığı Şubat ayı nakit gerçekleşmelerini açıklamıştır. Diğer taraftan Hollanda ile yaşanan siyasi kriz sonucunda uygulanacak yaptırımlar konuşulmaya başlanmıştır.

 

Sanayi üretim endeksi, ekonomide meydana gelen gelişmelerin ve uygulanan ekonomik politikaların, kısa dönemde olumlu veya olumsuz etkilerinin ölçülebilmesi için hesaplanmakta olup GSYİH büyüme oranıyla çok yüksek bir korelasyona sahip olması bakımından oldukça önemlidir. Sanayi Üretim Endeksi, 2017 yılı Ocak ayında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak yüzde 1,3 artmıştır. Sektör bazında bakıldığında ise en büyük ağırlığa sahip imalat sanayindeki artış yüzde 1,6 olarak gerçekleşmiştir. Endeks, bir önceki yılın aynı ayına göre mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak yüzde 2,2 oranında artış göstermiştir.

 

Bitkisel üretim fiyatları çiftçinin ürettiği veya yetiştirdiği ürünlerin satışı sonucu oluşan birim fiyatları, üretim değeri ise üretim miktarı ile birim fiyatın çarpılmasından elde edilen değeri ifade etmektedir. Ürün fiyatlarında genel olarak bir artış gözlenmesine rağmen üretim değerinde toplamda yüzde 1 oranında düşüş görülmektedir. Elbet söz konusu durumunda ortaya çıkmasında fiyatı düşen ürünlerin hesaplama içindeki ağırlıklarının da etkisi bulunmaktadır. Ancak esas olarak üretimde yaşanan sorunlar fiyatların artmasına, fiyatların artması tüketimin azalmasına neden olmakta olup üretim değerindeki azalmanın bu durumdan kaynaklandığı değerlendirilmektedir.

 

İşgücü Maliyeti Endeksi, ücretli çalışan istihdam etmenin işverene saat başı maliyetindeki nominal değişimi ölçen kısa dönemli bir göstergedir. Endeks, 2016 yılının son çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre toplamda yüzde 0,8 artarken artış oranı sanayi sektöründe yüzde 2,9 ve inşaat sektöründe yüzde 3,2 olmuştur. Hizmet sektöründe ise işgücü maliyetleri yüzde 0,8 oranında azalmıştır.

 

TÜİK 2017 yılı Şubat ayına ilişkin finansal yatırım araçlarının reel getiri oranlarını açıklamıştır. Buna göre Şubat ayında gerek Yİ-ÜFE gerek TÜFE ile indirgendiğinde en yüksek getiri Borsa İstanbul 100 endeksinde gerçekleşmiş en yüksek kayıp ise döviz kurlarında olmuştur. Yıllık olarak ise en yüksek reel getiri yüzde 16,57 ile külçe altında olmuş bunu yüzde 13,12 ile Amerikan Doları izlemiştir. Mevduat faizi ile devlet iç borçlanma senetlerinin reel getirilerinin negatif olması da dikkat çekmiştir.

 

Para piyasalarında ise Merkez Bankasının ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin artması ve Hazine Nakit Gerçekleşmeleri öne çıkmıştır. Merkez Bankası örtülü şekilde faiz artırımına devam etmiş ve ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti 10 Mart itibarıyla yüzde 10,82 seviyesine yükselmiştir. Finansman maliyetlerindeki artışın, ABD Merkez Bankası’nın Mart ayında faiz artıracağına dair beklentinin artması üzerine önceden tedbir almak amacıyla yapıldığı değerlendirilmektedir. Ancak yaklaşık 2 aydır politika aracının kullanılmaması ve marjinal fonlama araçları üzerinden finansman sağlanmasının ciddi bir Merkez Bankası duruşu olmadığını ifade etmek gerekmektedir.

 

Hazine Müsteşarlığı 2017 yılı Şubat ayına ilişkin nakit gerçekleşmelerini açıklamıştır. Buna göre Şubat ayında 37,8 milyar TL gelir elde edilirken 5,6 milyar TL’si faiz ödemesi olmak üzere toplam 58 milyar TL gider gerçekleşmiş faiz dışı denge -14,6 milyar TL olmuştur. 2017 yılının ilk iki ayında gelirler 89,3 milyar TL, giderler 104,3 milyar TL ve özelleştirme ve fon gelirleri 4,3 milyar TL olmuş, 9,8 milyar TL’si iç borçlanma olmak üzere toplam 16,2 milyar TL borçlanma gerçekleştirilmiştir.

 

TÜİK, 8 Mart Kadınlar Gününden bir gün önce kadınlara ilişkin istatistikleri yayınlamıştır. Buna göre Türkiye’de 2016 yılsonu itibarıyla 39,87 milyon kadın yaşamaktadır. Yaş grupları itibarıyla en geniş kesimi 15-19 yaş grubu oluşturmaktadır. En önemli ekonomik yapısal sorunlarımızdan olan kadın istihdamına bakıldığında, istihdam oranı Kasım 2016 itibarıyla yüzde 27,5 seviyesinde olup Avrupa Birliği ülkeleri içinde yüzde 42,5 ile en kötü durumda olan Yunanistan’ın bile oldukça altında kalmıştır. Kadınların istihdam oranı İsveç’te yüzde 74 düzeyindedir.

 

Açıklanan verilerde bu durumun nedenlerine ilişkin de çıkarımda bulunmak mümkündür. Şöyle ki, eğitim durumu arttıkça kadın istihdamına yaklaşımın olumlu yönde geliştiği gözlenmektedir. Ancak istatistiklerde en son eğitim seviyesine bakıldığında okuma yazma bilmeyen erkeklerle kadınlar arasında önemli bir fark bulunmaktadır. 18 yaşın altında ilk evliliklerini yapan kadınların oranı yüzde 28,2 olup söz konusu kadınların eğitimine devam etmesi yahut iyi bir iş bulması çok mümkün görünmemektedir. Diğer taraftan eğitim durumu yükseldikçe kadınların elde ettiği ortalama gelir artmakla birlikte erkeklerin elde ettiği ortalama gelirin altında kalmakta olup bu durumun işgücüne katılma bakımından olumsuz etkenlerden biri olduğu değerlendirilmektedir.

 

Diğer bir önemli nokta ise bölgeler arasındaki farkın oldukça yüksek olmasıdır. Ancak dikkat çeken bir diğer nokta kadınların gerek ekonomik gerek sosyal açıdan toplum içindeki konumunun Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da olduğu kadar Orta Anadolu’da da olumsuz bir görünüm sergilemesidir.

 

Geçen haftanın en önemli gündem maddesini Hollanda’nın Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın Hollanda’da referandum çalışması yapmasına izin vermemesi ve özellikle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Kaya’ya yönelik tutum ve davranışlar sonucu yaşanan diplomatik kriz oluşturmuştur. Buna bağlı olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan ve diğer kabine üyelerinden karşılık ve yaptırım açıklamaları gelmiştir. Buna bağlı olarak Hollanda ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiye yönelik özet bilgi verilmesinde fayda görülmüştür.

 

Hollanda, Ekonomi Bakanlığı verilerine göre 2010-2016 döneminde 22 Milyar Dolar ile en yüksek doğrudan yatırımı gerçekleştiren ülke konumundadır. Ekonomi Bakanlığı verilerine göre 2016 yılsonu itibarıyla Türkiye’de faaliyet gösteren Hollanda sermayeli firma sayısı 2.694’tür. 2016 yılında Hollanda’ya 3,6 milyar Dolar tutarında ihracat gerçekleştirilmiş olup 3 milyar Dolar tutarında ithalat yapılmış ve dış ticaret fazlası verilmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre 2016 yılında Türkiye’ye 906 bin Hollandalı turist giriş yapmış olup Hollandalı turistler, Avrupa ülkeleri içinde Almanya ve İngiltere’den sonra en büyük grubu oluşturmaktadır.

 

Yaşanan olumsuz durum ve maruz kalınan davranışlar göz önünde bulundurulduğunda tepki göstermenin gerekli olduğu değerlendirilmektedir. Ancak tepki, yerinde ve doğru yöntemler kullanılarak, doğru kişi ve kurumlar hedef alınarak gösterilmelidir. Diğer taraftan bu veriler göstermektedir ki, Türkiye uygulamak isterse Hollanda’ya karşı önemli ekonomik yaptırımlar uygulayabilecek durumdadır.

http://www.turksam.org/tr/makale-detay/1356-turksam-ekonomi-bulteni-6-12-mart-2017
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 1160 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)