Dış Politika Araştırmaları Merkezi/ Amerika Birleşik Devletleri | 10 Mayıs 2017

|

ABD’nin Ne Kaybetmek Ne Tercih Etmek İstediği Ülke: “Türkiye”



Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki ilişkiler, Donald J. Trump’ın başkan seçilmesinin ardından ne şekilde ilerleyeceği ve ikili ilişkilerin gündeminin ana maddelerinin ilerleyen günlerde nasıl sonuçlara gebe olduğu yavaş yavaş netleşmeye başlamıştır.  İkili görüşmelerde Türkiye’nin masaya koyacağı konuların başında; Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) elebaşının Türkiye’ye iadesi, Suriye’de devam eden özellikle iç savaşta ülkenin kuzeyinde yeni bir evreye geçmekte olan süreçte ne şekilde hareket edileceği gelmektedir. Türkiye’den bakanların ABD’li mevkidaşlarıyla olan görüşmelerin önemli bir kısmı bu iki başlık altında tezahür etmektedir. Adalet Bakanlarının görüşmelerinde FETÖ ile ilgili konular, Dışişleri Bakanlarının müzakere ettiği başlıklar arasında Suriye’deki siyasi durumun ne şekilde oluşacağı konuşulurken, ülkelerin genelkurmay başkanları arasında ise gündem maddesi Suriye’deki askeri operasyonlar olmuştur.

 

ABD’nin önceki başkanı Barack Obama döneminin başında Türkiye, ABD tarafından yeni bir Orta Doğu’nun “örnek modeli” olarak görülürken Arap Baharı’nın istenen sonucu vermemesi ve ülkelerin kendi iç istikrarsızlıklarıyla mücadele ederek içe kapanması sonucunda “model ortaklık” hükümsüz durumda kalmıştır. Trump döneminin başında ise ikili ilişkilerin temeli bu bu süreçten sonra ortaya çıkan konjonktürde “terörle mücadele” konsepti üzerinden tartışılmaktadır. Ne var ki, iki ülkenin terörle mücadelede  özellikle Türkiye’nin yakın coğrafyasında terör örgütü olarak gördüğü yapılara karşı ortaklığı, diplomatik söylemlerin önüne son yıllarda geçmiş gözükmemektedir. Obama döneminde Türk yetkililerin ABD ziyaretlerindeki gündemin ana maddelerinden biri olan “istihbarat paylaşımı” noktasında tatmin edici bir sonuç görülmemiştir. Son süreçte ise Türkiye – Suriye sınırını terör gruplarından temizlemek için başlatılan Fırat Kalkanı Operasyonu’nda ABD’nin ve koalisyon güçlerinin kayda değer bir katkısı olmamıştır. ABD ordusunun Suriye’de faaliyet gösteren kolu US CENTCOM, genel itibariyle aktif olarak yer almak yerine izlemeyi tercih etmiştir. Kısa süre önce Türkiye’nin Irak ve Suriye’deki PKK/YPG hedeflerine yapılan operasyonlar ise ABD’yi rahatsız etmiş, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Toner, Pentagon sözcülerinden Binbaşı Adrian Rankine Galloway, ABD Hava Kuvvetleri'nden Albay John Dorrian gibi isimler tarafından yapılan açıklamalarda hava harekatlarının “onaylanmadığı” ifade edilmiştir.

 

ABD’deki Isınma Turlarında “Soğuk Duş”

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 16 Mayıs 2017 tarihinde düzenleyeceği ziyaretinden önce Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Hakan Fidan ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’dan oluşan bir heyet Washington’da temaslarda bulunmak üzere 5 Mayıs 2017 tarihinde ABD’ye gitmiştir. Üst düzey Türk heyetin temasları yaklaşan Rakka operasyonu ve Türkiye’nin Irak ve Suriye’de operasyonlarına yönelik başlıkları içermekle birlikte Trump – Erdoğan zirvesi öncesi Türk tezlerinin anlatılması için bir ısınma turu olduğu ifade edilebilir. Ne var ki, görüşmelerden saatler sonra ABD’nin Suriye’de YPG’ye yardım yapacağına ilişin yapılan açıklama Türk kamuoyunda soğuk duş etkisi yaratmıştır.

 

Genelkurmay Başkanı Akar’ın ABD Genelkurmay Başkanı Joe Dunford ile görüşmesinde Suriye konusu tartışılmıştır. Amerikan ve Türk yetkilileri üst düzey bir Amerikan görevlisi ve heyetinin Ankara’da Genelkurmay Başkanlığı’nda çalışması konusunda anlaşmıştır. Bu yetkili, CENTCOM Komutanı General Joseph Votel’e rapor verecektir ve IŞİD’e karşı birleşik müşterek görev kuvveti için bir irtibat noktası olarak hareket edecektir.[1] Bunun ötesinde Rakka konusunda ise öne çıkan gündem maddelerinde ABD, Türkiye’nin kuşkularını anladığını ifade etse de Suriye Demokratik Güçleri’nin IŞİD ile mücadelenin ana ayağı olduğu mesajını vermiştir. Anlaşıldığı üzere, ABD Erdoğan’ın Washington ziyaretinde Türkiye’ye Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) sadece YPG’yi değil toplumun birçok kesiminin kuvvetlerini barındıran bir şemsiye olduğunu anlatmaya çalışacaktır. Dundord’un da Akar ile görüşmesinde SDG’yi artık “multiethnic” (çok etnikli) bir yapı olarak tanımlaması resmi söylemin Türkiye’ye karşı bu şekilde oluşacağının ayak sesi olmuştur. Ne var ki, SDG’nin ana komutası terör örgütü YPG’lilerden oluşmakta son süreçte bünyesine bazı Arap unsurlar eklense de YPG’nin isim değiştirmiş hali olduğu unutulmamalıdır. Şu anda yaşanmakta olan Suriye’nin kuzeyinde devletleşme niyeti olan Kürt grupların ABD desteği ile ordu ayağının yapılandırılması sürecidir. Bunun yanında YPG’nin aslı PKK olduğuna göre verilen silahların günü geldiğinde Türkiye’ye doğrulacağının da akıllardan çıkarılmaması gerekmektedir.

 

Obama Döneminin Devamı…

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 29 Nisan 2017 tarihli konuşmasında “Amerika'nın başını çektiği koalisyon güçleriyle beraber biz Rakka operasyonunu yaparız. Ama Amerikalı dostlara diyoruz ki, gelin yanınıza terör örgütü almayın[2]” diyerek önceki tarihlerdeki demeçleri paralelinde ABD’ye bir işbirliği kapısı açsa da ABD tarafından bu kapı kapatılmıştır. Bu noktada, ABD’nin endişesi Türkiye’nin desteklediği grupların gerektiğince geniş ve yeterince eğitimli olmadığı olarak değerlendirilmektedir.[3] Türkiye’nin Esad’ın devrilmesi için yakın ilişkiler kurduğu Suriye muhalif güçleri, başladığı gibi güçlü şekilde devam edememiş, uzun süren iç savaşta büyük kan kaybına uğramıştır. Türkiye, bu kadar çok müdahil olduğu bir bölgede müttefikine istediğini yaptıramayan bir ülke konumuna düşmüştür. Dolayısıyla, Türkiye’nin Suriye’de iç savaştaki yanlış politikalarının da maalesef sürecin bu noktaya gelmesinde olumsuz etkisi olmuştur.

 

Bilindiği üzere, Obama Esad ile mücadeleye odaklanmış olan muhalif güçlere SDG’ye verdiği desteğin benzerini vermek konusunda isteksizdi.[4] Trump ise Obama’dan da net şekilde Suriye’de IŞİD’e odaklanmıştır. Dolayısıyla yaşanan durum bir sürecin devamıdır. Tabii, öte yandan, Trump Obama’nın “kırmızı çizgi” olarak belirlediği kimyasal  silah kullanımına selefi gibi tepkisiz kalmamış, hava operasyonuyla sert bir karşılık vermiştir. Bu aynı zamanda ABD’nin Rusya karşısında gittikçe azalan imajını seçim propagandasında verdiği vaatler doğrultusunda düzeltmek için yapılan bir hamle olarak da görülebilir. ABD’nin Esad rejimine yönelik harekatı Trump’ın dış politikada sivri karşılıkları olabileceğinin bir mesajı da olmuştur. Durum böyleyken, Obama’ya göre Trump’ın üslubu ve reaksiyonları değişse de genel stratejisi aynı kalmıştır. İlk olarak Foreign Policy, birkaç gün sonra Associated Press ve son olarak da Reuters’ta çıkan haberlerde Trump yönetiminin YPG’ye ağır silah yardımının onaylanacağı/onaylandığı ifade edilmiştir. YPG’nin Rakka’daki gelişmelere müdahil olması bölgede uzun vadede istikrarsızlık unsuru olacaktır.

 

Rakka’nın Geleceği İçin YPG Tehdidi

 

Arap çoğunluklu olan bir yerleşim birimi olan Rakka’nın ilerleyen süreçte Amerikan silahlarıyla donatılmış olan YPG’nin omurgasını oluşturduğu SDG tarafından ele geçirilmesi uzun vadede şehrin istikrarı ve Suriye’nin kuzeyindeki Kürt yapılanması açısından birçok soru işaretini barındırmaktadır. SDG güçlerinin IŞİD’in buradan atılmasıyla şehirden çekilmemesi olası olmakla birlikte buradaki yönetim de YPG’lilerin eline geçecek, hem terör örgütü bir mevzi kazanmış olacak, hem Türkiye sınırında yeni bir tehdit noktası belirecektir. Kerkük’ün PKK’ya yakın valisi Necmeddin Kerim tarafından şehirde yaşayan Türkmen ve Arapları yok sayan uygulamaları ve onlar üzerinde kurmuş olduğu baskıları aynısı ilerleyen süreçte de Rakka’da farklı şekillerde görülebilecektir. Burada bölgenin demografik yapısının değiştirilme gayretleri zaten sıkıntılı bir coğrafyada bulunan yerleşim biriminde sorunları artıracaktır.

 

ABD’nin İncirlik Üssü ve Suriye’nin Arap Aşiretleri, Rusya’nın S-400’leri

 

Türkiye, Suriye’de ne kadar tercih edilmekte istenmese de bölgede ABD açısından kaybedilmek istenmeyen bir ülke konumundadır. Biraz da bu sebepten, ABD Savunma Bakanı James Mattis, "Türkiye'nin endişesini çözmeye çalışacağız" açıklamasında bulunmuştur.[5] ABD’nin bölgedeki öncelik tanıdığı hava operasyonlarında bölgede önem verdiği İncirlik üssü önemli bir rol oynamaktadır. 2015 yılının Ağustos ayında IŞİD’e ait hedefler koalisyon güçleri tarafından İncirlik’ten vurulmaya başlanmıştır. Türkiye’nin elinde önemli bir koz olan İncirlik’in kullanımı konusunda özellikle koalisyon güçlerinin Fırat Kalkanı’ndaki tepkisizliği ve YPG’ye yardım sebebiyle sorgulanmaya başlayan bir husus olmuştur. İlerleyen süreçte ABD’nin YPG ile beraber operasyonlarına İncirlik’ten devam etmesi, Türkiye’nin terör örgütü olarak tanıdığı bir oluşuma Türkiye içerisinden destek gitmesi demek olacaktır ki, bu durum abesle iştigaldir.

 

Bir diğer nokta ise Türkiye’nin yakın olduğu Arap aşiretlerin bölgede etkinliğinin artırılabileceği ve bu vesileyle kendi nüfuzunu koruyabileceği hususudur. Türkiye’nin yine benzer bir şekilde Türkmen kuvvetlere destek vermesi uzun vadede bölgede elini güçlendirecek unsurlardandır. Nitelim, ABD’li askeri kaynaklar, Türkiye’nin bu hamleyle Kürt grupların Rakka operasyonuna katılmasının önüne geçmeyi hedeflediğini belirtmiştir.[6] Ne var ki, sonrasında askeri olarak operasyonda olma ihtimallerinin de az olduğu söz konusu kaynakta ifade edilmiştir. Ne olursa olsun, terör örgütü YPG’ye destek Türkiye’nin ulusal çıkarlarına tehdit olarak karşımızdadır.

 

Türkiye’nin Rusya ile uzun süredir devam eden S-400 pazarlığı gündemdedir. Rusya kartı da yine bu noktada ABD ile ilişkilerde iyi masaya konulduğu takdirde ikili ilişkilerde Türkiye lehine sonuçlar verebilecektir; ama eğer bu kart öne sürülecekse bu sürecin dikkatli yürütülmesi gerekmektedir. Aksi takdirde uzun vadede bu durumun Türkiye’nin NATO içerisindeki konumuna zarar vermesi söz konusu olursa karından çok zararı olacaktır.

 

Değerlendirme

 

Görülmektedir ki, bir müttefik olarak cumhuriyetin kuruluşundan bu yana kendisini bölgesindeki birçok devletten farklı kılan kazanımlarıyla Türkiye kaybedilmek istenmemekte; ama hali hazırda Suriye gibi sıcak konularda da tercih edilmemektedir. Obama’nın son döneminde ABD’nin hava operasyonları ile Suriye’de etkinlik gösterme çabalarının karadaki müttefiki olarak YPG’yi görmesi Türkiye ile ilişkilere de olumsuz etki yapmış, Türk tarafı Trump ile bu durumun değişebileceğine ihtimal verse de ABD’nin politikası benzer şekilde süreceğe benzemektedir. ABD tarafından yıpranmış “YPG” yerine yeni “SDG” ön plana çıkarılacak; ama burada değişen harflerden başka bir şey olmayacaktır.

 

Terör örgütleri, IŞİD’in başkenti olarak sayılan Rakka’ya operasyon öncesi “ABD ile işbirliğini” aynı zamanda “Türkiye’den yapılan haklı operasyonlara karşı bir dokunulmazlık” olarak kullanmak istemektedir.  Suriye’nin kuzeyinde devam eden bu yapılanma içerisinde bu durum, Türkiye’nin sınır güvenliğini tehlikeye atmakla birlikte Rakka’nın içerisinde de da uzun vadeli demografik ve güvenlik sorunlarına yol açacaktır.

 

ABD’nin söz konusu kararı Türkiye’den de hükümetin tepkisiyle karşılaşmıştır; bir terör örgütüyle mücadelede başka bir terör örgütünün kullanılmasındaki yanlış tutum vurgulanmaktadır. Bir terör örgütünün başka bir terör örgütüyle yok edilemeyeceği tarihin birçok dönemindeki tecrübelerle ispatlanmış bir durum olmakla birlikte Türkiye’nin Suriye içerisinde YPG’ye alternatiflerini daha yüksek tondan dile getirmesi önemlidir.

 

Erdoğan ve Trump arasındaki görüşmeden Türkiye’nin istediği sonucu alamaması durumunda Rusya ile ilişkilerin yeniden bir ivme kazanması ile birlikte Türkiye’nin Rusya’ya daha da fazla yakınlaşma ihtimali bulunmaktadır.

 


[1] Dunford, Turkish Leaders Create Long-term Plan Against ISIL in Raqqa, https://www.defense.gov/News/Article/Article/997373/dunford-turkish-leaders-create-long-term-plan-against-isil-in-raqqa/, Erişim Tarihi: 9 Mayıs 2017.

[2] Erdoğan'dan Rakka Mesajı, http://www.dw.com/tr/erdo%C4%9Fandan-rakka-mesaj%C4%B1/a-38637610, Erişim Tarihi: 10 Mayıs 2017.

[3] U.S. To Arm Syrian Kurds Fighting Islamic State, Despite Turkey's Ire, http://www.reuters.com/article/us-mideast-crisis-usa-kurds-idUSKBN18525V, Erişim Tarihi: 10 Mayıs 2017.

[4] Zachary Laub, Who Is Fighting In Syria’s Civil War?, http://www.pbs.org/newshour/rundown/fighting-syrias-civil-war/, Erişim Tarihi: 9 Mayıs 2017.

[5] ABD'den Kritik YPG Açıklaması, http://www.cnnturk.com/dunya/son-dakika-abdden-kritik-ypg-aciklamasi#webPushId=MTYyNg==, Erişim Tarihi: 10 Mayıs 2017.

[6] Turkey, U.S. at Odds Over Force to Fight ISIS, https://www.wsj.com/articles/turkey-u-s-at-odds-over-force-to-fight-isis-1494322202, Erişim Tarihi: 10 Mayıs 2017.

 

 

http://www.turksam.org/tr/makale-detay/1381-abd-nin-ne-kaybetmek-ne-tercih-etmek-istedigi-ulke-turkiye
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 33930 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)