Dış Politika Araştırmaları Merkezi/ Amerika Birleşik Devletleri | 14 Nisan 2018

|

ABD'nin Suriye Operasyonunun Mesajları, Çelişkileri ve Düşündürdükleri



Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın “Vur emir verdim” dediği anda ABD, İngiltere ve Fransa tarafından Suriye’de hava operasyonu başlatılmış, yaklaşık 100 Tomahawk füzesi ile operasyonun icra edildiği belirtilmiştir. Suriye’den gelen açıklamalarda 13 füzenin imha edildiği belirtilse de Suriye’deki bazı hava üsleri başta olmak üzere belirlenen noktalar vurulmuştur. Hava bombardımanının, İslam alemi açısından önemi büyük olan Miraç Kandili idrak edilirken Hıristiyan dünyası da kendi açısından uğursuz saydığı 13. Cuma’ya denk gelmesi tesadüf müdür bilinmez ama bazı hesaplar sonucunda yapıldığı nettir. Bunu daha derinlemesine incelemek için Trump’ın operasyonla ilgili demeçlerindeki bazı noktaların, izlenen yöntemlerin ve yarattığı tartışmaların üzerinde durulması gerekmektedir.

 

Operasyon Kime Mesaj Veriyor?

 

- Trump’ın ifadelerinde operasyonun anlatılmasında kullandığı “precision strike” (hassas vuruşlar) kavramı olmuştur. Özellikle 1991’de Irak’taki operasyonlar zamanında çokça kullanılan kavram belirlenen noktalarında direk hedef alınması yani bir bakıma nokta atışlarını öne çıkarmaktadır. Trump’ın davranışı operasyonunun kimyasal silahların kullanımından hareketle girişilen bir eylem olması hasebiyle George W. Bush’un hareket tarzıyla benzetilse de yöntem bakımından çokça eleştirdiği Barack Obama dönemine daha çok benzemektedir. Yapılan karşı tarafından etkinliği azaltan hava operasyonları ile bölgede bir etkinlik sağlanma gayretidir. Bush’un “pre-emptive strike” (ön alıcı vuruş) ve “preventive strike” (önleyici vuruş) ile Amerikan hegemonyasını yayma düşüncesi gibi bölgeye yönelik kapsamlı askeri bir harekattan ziyade bir mesaj niteliği taşımaktadır. ABD Savunma Bakanı James Mattis bugün Esat ve “katil yardımcılarına” net bir mesajın gönderildiğini söylemiştir.[1] Bu noktada ise karşımıza İran ve Rusya çıkmaktadır.

 

- Duma’da kimyasal silahların kullanımı iddiaları sonucu yapılan operasyon, 2017 Nisan’ında Han Şeyhun’daki saldırıya bir cevap olarak düzenlenen harekatın biraz genişletilmiş halidir. Suriye’de kimyasal silah kullanımı ile ilgili “kırmızı çizgilerin” korunması için biraz da karizmayı çizdirmemek için yapılan bu vuruşlar, bölgede İran ve Rusya’ya açık bir mesaj olarak karşımızdadır. 2013 senesinde Esad rejiminin kimyasal silah kullanımı sonrasında Putin’in devreye girdiği sürecin artık başarısız olduğunu “Esad’ın son saldırısı ve bugünkü cevabımız Rusya'nın Esad'ı kimyasal silahlardan uzak tutmak konusundaki acziyetinin direk sonucu[2]” sözleriyle anlatmıştır. Dolayısıyla, burada Esad üzerinden İran ve Rusya’ya ABD’nin yok sayılmaması gerektiği iletilmiştir.

 

- Bir diğer nokta ise Trump’ın açıklamasında bölgede Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Mısır’ın artan bağlantılarına dikkat çekilerek İran’ın daha fazla IŞİD’in yok edilmesinden karlı çıkamayacağını ifade etmiştir. Bu da son dönemlerde ABD’nin Orta Doğu’da büyük silah satışları yaptığı zengin Körfez ülkelerine ağırlık veren dış politikasının bir göstergesi olmakla birlikte bunların İran ile mücadelede etkin olabileceği de böylece ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu aynı zamanda ABD dış politikasında “model ortağı” Türkiye’nin rolünün eskisi kadar çok olmadığını göstermek bakımından da kritiktir.

 

- “Amerikan kanı ve hazinesinin”, “sorunlu” bir yer olarak tanımladığı Orta Doğu’da uzun süreli barış ve güvenlik üretemeyeceğini de ifade eden Trump seçim döneminden beri burada kalmaya ilişkin isteksizliğini böylece bir daha ifade etmiştir. Bunların yanında ABD içerisinde ve dünyada en fazla tartışılan nokta ise saldırıların meşruiyeti olmuştur.

 

Eski Tweetler ve Eski Yetkiler: “Operasyon Meşru mu?”

 

İlk olarak Donald Trump’ın Suriye’ye başlattığı operasyonun meşruiyetine ilişkin ciddi sorunlar var, hem Amerikan hukuku hem de uluslararası hukuk açısından bazı noktalar tartışmaya açılmıştır. Amerikan sistemi açısından bakıldığında;

1973’te Savaş Yetkileri Yasası konusunda çıkan kanun bütün mümkün hallerde başkanın Birleşik Devletler Silahlı Kuvvetleri’ni savaşa göndermeden ya da savaşın göstergelerini barındıran bir duruma acil müdahil olmadan önce Kongre’ye danışması gerektiğini belirtiyor. ABD Başkanının Başkomutan olarak üç durumda anayasal olarak karar vermeye yetkili olduğu ifade edilmiştir;

1) savaş ilanı,

2) özel kanuni yetkilendirme

3) ABD’nin silahlı kuvvetlerine topraklarına ya da varlıklarına bir saldırı durumunda ortaya çıkacak ulusal acil durum.[3]

 

ABD’nin Irak işgali öncesinde iç hukuki zemin anayasa ve bu kanuna yapılan atıflarla dönem başkanı George W. Bush’a 2001 senesinde verilen “Askeri Güç Kullanımı için Yetkilendirme” ile sağlanmıştır. 11 Eylül saldırıları sonrasında ABD’yi tehdit eden terör faaliyetleri ve onları barındıran onlara destek veren ülkelerle mücadele için verilmiş olan yetkiden sonra Obama döneminde terör örgütü IŞİD’e karşı yapılan müdahaleler de bu yetki kararına dayandırılmıştır. Burada değinilmesi gereken nokta 2013 yılında Barack H. Obama yönetiminin “kırmızı çizgi” olarak belirlediği “kimyasal silah” kullanımı sonrasında ABD müdahalesi gündeme gelmişken Donald Trump’ın o tarihlerde “Suriye’yi bombalamakla daha çok borç ve olası uzun dönemli bir çatışmadan başka ne elde edeceğiz. Obama’nın Kongre onayını alması gerekiyor[4]” ifadelerini barındıran tweet’idir. Geçtiğimiz sene Nisan ayında Suriye’deki kimyasal silah kullanımı sonrası Trump’ın başlattığı hava operasyonu da yine Kongre onayı olmadan yapılmıştır.

 

ABD, İngiltere ve Fransa’nın başlattığı hava operasyonunun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararı olmaksızın yapıldığı göz önüne bulundurulduğunda bir onay alınmadığı bilinmektedir. Uluslararası adalet açısından zaten tartışmalı olan bu yapıdan geçmeyen karar uluslararası meşruiyeti bakımından da tartışmayı beraberinde getirmiştir. Bu noktada NATO üzerinden bir uluslararası haklılık atmosferi yaratılmaya gidilmiştir. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg bir açıklama yaparak başlatılan operasyona desteğini ilan etmiştir ve kimyasal silahların kullanımının uluslararası barış ve güvenlik için bir tehdit olduğu vurgusuyla "Bu saldırı rejimin Suriye halkına tekrar kimyasal saldırı düzenleme gücünü zayıflatacaktır" sözlerini belirtmiştir.[5]

 

Batı Triosu Doğu Üçlüsüne mi Karşı?

 

ABD – Fransa – İngiltere’li Batı triosunun hava saldırıları, Suriye’de Türkiye – Rusya – İran üçlüsünün son dönemde sahadaki nüfuz alanını artırmasına yönelik bir “alan açma” operasyonu olarak da görebilir. Özellikle Suriye’nin hava sahasının Rusya’ya emanet edilmesi, İran’ın karadaki milis güçleri üzerinde artan etkisi ve Türkiye’nin Fırat Kalkanı sonrasında ABD’nin “yerel müttefik” olarak gördüğü YPG’ye yönelik Afrin’deki Zeytin Dalı Operasyonu bu üçlünün hakimiyetini artırmaktaydı. Cenevre Süreci gittikçe etkisizleşirken Astana Süreci bölgede daha belirleyici bir aşamaya gelmesi bir bakıma Batı’nın “dağınıklığını toparlama” girişimidir. Özellikle İngiltere, Salisbury kentine de kısa süre önce kimyasal gaz ile zehirlenen Rus çifte ajan Sergei Skripal’in başına gelenlerden sorumlu tuttuğu Rusya’ya karşı siyasi yaptırımların karşısında askeri bir mesaj da vermek istemiştir. Fransa’nın katılımı ise son süreçte Orta Doğu’daki sürece katılımına ilişkin politikalarının bir uzantısı olarak yorumlanabilir. Kısaca, Batı sorunun çözümünü Astana Süreci’ne bırakmak istememektedir. Bu noktada Esad karşıtlığı noktasında ABD ile aynı noktada duran, Suriye’deki bazı sorunların çözümünde de İran ve Rusya ile aynı noktayı paylaşan Türkiye’nin arabulucu olması büyük şans olacaktır. İki tarafla problemleri olsa da iki tarafta bulunan ülkenin Türkiye olması, taraflara Suriye’deki çatışma ortamının yatıştırılması için bir imkan sunmaktadır fakat bununla ilgili somut bir gelişme şu anda bulunmamaktadır.

 

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın tarafından yapılan açıklamada kimyasal silahların kullanılmasının yanlış olduğu belirtilmekle birlikte konvansiyonel silahların da Suriye’deki istikrarsızlığa olumsuz etki yaptığına işaret edilmiştir. Türkiye’nin ABD ile Esad’a karşı muhalifleri desteklemeye başladığı 2011’den bu yana ortak tavır geliştirme noktasında çoğu noktada sorun yaşamaya başlamıştır. İlişkilerin Suriye’de özellikle terör örgütü YPG, Menbiç gibi konulara kilitlendiği bir zamanda ABD’nin Esad’ı hatırlaması Türkiye ile uzun süre sonra aynı noktaya gelmesine olanak vermiştir. Yalnız bu noktada, Türkiye’nin desteği 2011’de olduğu gibi güçlü değildir. Öte yandan, Esad’ın gitmeyeceğinin netleşmeye başladığı süreçte Türkiye politikasının ana hatlarını da belirlemelidir. Türkiye, Esad rejiminin karşısında olmasını bir yandan Batı’nın temel davranış tarzına yakınlığını gösterirken aynı zamanda Esad’ın ihlallerini “yanlış” olarak tanımlayarak uluslararası hukukun yanında olduğunu söylemektedir. Rusya ve İran ile müzakerelerde Türkiye’nin bu pozisyonu elini güçlendirebilecek özellikler barındırmakla birlikte, Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunurken bu denklemde Türkiye açısından Esad’ın nerede olacağının da hesaplanması ve Şam ile kanalların tam olarak kapatılmaması gerekir. Türkiye’nin arabulucu olması ve öte yandan olası süreçte kazanımlarını, terörle mücadele ve sınır güvenliği gibi öncelikleriyle birlikte masaya sürmesi büyük önemdedir. Türkiye ABD kartını Rusya’ya karşı; Rusya kartını da NATO müttefiki ABD’ye karşı kullanabilir ve bu süreci faydasına çevirebilir. Türkiye’nin bir tarafa fazla angaje olması Suriye içerisindeki varlığını da tehlikeye düşürecek sıkıntılara sebebiyet verebilecektir.

 

Değerlendirme

 

2001 Irak İşgali’nde ABD’nin kimyasal silah bulunduğunu iddialarının asılsız çıkması ABD’nin bugünkü operasyonu hakkında bütün ülkeleri şüphe içerisinde bıraksa da ABD – İngiltere – Fransa’nın kendilerine siyasi ve askeri olarak alan açma harekâtını gerçekleştirmiştir. ABD içerisindeki meşruiyet ve harekatın kapsamına ilişkin tartışmalar devam etmekteyken, şu an için operasyonların durduğu ifade edilmekle birlikte bunun orta ve uzun vadede ilerleyen dönemlerde yine hayata geçirilebileceği bilinmektedir. Bununla birlikte Rusya ve ABD arasındaki gerginliklerin bir ton daha üste çıktığı söylenebilir. Batılı üçlünün hava operasyonu geçen seneki Amerikan operasyonuna benzer silahlarla ve noktalardan bazı askeri tesis ve üslerin vurulması şeklinde gerçekleşmiştir. ABD, bu sefer kendi cephesini ve operasyonun alanını biraz daha genişletmiştir. İngiltere ve Fransa’nın operasyona dahil olması ise ilerleyen zamanlarda mali kaygılarla buradan çekilme sinyalleri veren ABD’nin bu iki ülkeye vereceği vekaletin ilk adımı olabilir. Türkiye’nin ise ince hesaplarla devam ettirdiği Suriye politikası, buradaki varlığı ve sınır güvenliği için bu süreçte dengeli bir politika izlemesi gerekmektedir. Yalnız iki tarafta da olayım diye hiçbir tarafta olmama hatasına da düşülmemelidir. Bu bakımdan sahadaki varlığı daha da önemli hale gelmektedir. Özellikle bölgesel merkezi hükümetlerin geliştireceği politikalar bölgenin geleceğini belirleyeceğinden ötürü bunlara verilen önemin devam ettirilmesi gerekmektedir.

 


[1] Mattis: 'Operasyonlar Şimdilik Bir Defalıktı', Amerika’nın Sesi, 14 Nisan 2018, https://www.amerikaninsesi.com/a/mattis-operasyonlar-simdilik-bir-defalikti/4347893.html, Erişim Tarihi: 14 Nisan 2018.

[2] President Trump on Syria Strikes: Full Transcript and Video, New York Times, 14 Nisan 2018, https://www.nytimes.com/2018/04/13/world/middleeast/trump-syria-airstrikes-full-transcript.html, Erişim Tarihi: 14 Nisan 2018.

[3] War Powers Resolution, 1973, http://uscode.house.gov/statviewer.htm?volume=87&page=555, Erişim Tarihi: 14 Nisan 2018.

[4] Donald Trump, Twitter, 29 Ağustos 2013, https://twitter.com/realdonaldtrump/status/373146637184401408, Erişim Tarihi: 14 Nisan 2018.

[5] Son Dakika: NATO'dan Açıklama: Harekatı Destekliyoruz, NTV, 14 Nisan 2018, https://www.ntv.com.tr/dunya/son-dakika-natodan-aciklama-harekati-destekliyoruz,2bqOA0dmZ0CZUordDkIW4w, Erişim Tarihi: 14 Nisan 2018.

 

 

http://www.turksam.org/tr/makale-detay/1838-abd-nin-suriye-operasyonunun-mesajlari-celiskileri-ve-dusundurdukleri
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 10926 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)