Basın | 19 Ocak 2018

|

Sinan Oğan’dan A’dan Z’ye Afrin Operasyonu Analizi



Dr. Sinan Oğan, 18 Ocak 2018 tarihinde Haber Türk Tv ekranlarında Enine Boyuna programında Afrin Operasyonu öncesinde bölgedeki son durumu ve güncel gelişmeleri değerlendirdi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz, E. Büyükelçi Uluç Özülker, E. Tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu, Yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu, İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Basri Yalçın, Gazeteci Mehmet Akif Ersoy’un konuk olduğu ve moderatörlüğünü Senem Toluay Ilgaz’ın yürüttüğü tartışma programında Sinan Oğan, Türkiye’nin Afrin konusunda Rusya ile devam eden müzakere süreci, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) bölgedeki varlığıyla neleri hedeflediği ile ilgili çarpıcı analizlerini kamuoyuyla paylaştı. Bu konuların yanı sıra Sinan Oğan, terör örgütü Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) işgali sonrası Türkiye’ye kaçmak durumunda kalan Tel Abyadlıların durumunu kamu diplomasisi açısından değerlendirerek çok önemli bir öneride bulundu.

 

Sinan Oğan’ın Haber Türk ekranlarındaki değerlendirmeleri şöyle…

 

“Rusya İstese de İstemese de…”

 

 “Rusya’nın Sadece Halep’e yakın Tel Rıfat beldesinde bir miktar Rus polis gücü mevcut ve o bölgede Rusya’nın hava sahasını kontrol eden hareketli birimleri olduğu kanaatindeyim. Rusya, Türkiye’nin Afrin’e girmesini engelleyemeyecektir. Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dilinden Afrin’e gireceğini deklare etmiş durumdadır. Rusya izin vermese de bunun yapılacağının farkındadır. Mesele pazarlıklara dökülmüş durumdadır. Rusya’nın isteklerinin başında İdlib meselesi gelmektedir; İdlib’de çok farklı radikal grupların olduğunu biliyoruz. Türkiye’nin kontrolünde olan ve Türkiye’den bağımsız hareket eden gruplar da söz konusu.  Ruslar, Rusya’nın hava saldırılarına, karadan da Esad güçlerinin ilerlemesine Türkiye’nin itiraz etmesini istemiyor. Bildiğiniz gibi, Türkiye’nin son dönemde Rusya’nın yaptığı hava saldırılarına itirazı söz konusuydu. Bütün pazarlıklar Türkiye’nin İdlib konusunda Türkiye’nin Rusya’nın hava saldırıları ve Esad güçlerinin karadan ilerlemesine ses çıkarmaması ve bunun karşılığında da Türkiye’nin Afrin’e sınırlı harekat yapmasına ses çıkarmamasına ilişkin bir pazarlık masası olduğunu düşünüyorum.”

 

“Rusya’nın Türkiye’den Talepleri”

 

“İdlib’e bir Rus harekatı olacak mı sorusunu ise “İdlib’e kısa vadede yoğun bir kara saldırısı olmasa bile ilerleyen süreçte Rusya’nın belirlediği noktalara yönelik yoğun bir hava saldırısını göreceğinizden hiç şüpheniz olmasın çünkü İdlib’de o gruplar olduğu sürece bölgede Rusların ya da Esad rejiminin gözüyle ifade ediyorum; ‘Oradaki radikal grupların saldırıların kesilmeyeceği’ ifade ediliyor. O sebeple Rusya’nın Türkiye’den talebinin net olduğu kanaatindeyim. Afrin Operasyonu’nda Rusya yukarıdan ve aşağıdan Türkiye’nin güçlerini birleştirmesini istemiyor. Haritaya bakarsanız Halep/Tel Rıfat ve Afrin’in burun kısmında Rusların olması Afrin’in dört yandan sarılmasını engelliyor. Rusya buraya dokunulmasını istememektedir. Rusya’nın Türkiye’den taleplerinin net olduğunu düşünüyorum;

1) İdlib’de Rusya’nın hava saldırılarına ses çıkarılmasın,

2) Radikal gruplar mümkünse oradan arındırılsın, mümkünse Türkiye sınırına yakın bir yere ya da Türkiye’ye alınsın, belki de Türkiye’ye alınması onların daha çok işine gelir,

3) Türkiye’nin Afrin’de kalıcı olmayacağını, belirlenen hedeflere operasyonunu yapıp geri çekilmesini talep ettiği kanaatindeyim.”

 

“Rusya, TSK’ya Kalıcı Üsler Verilmesini İstemiyor”

 

“Rusya, yukarıdan ve aşağıdan Türkiye’nin güçlerini birleştirmesini istemiyor. Eğer haritaya bakacak olursanız Halep ile Afrin’in burun kısmında Rusların olması Türkiye’nin hem yukarıdan hem aşağıda gelip Afrin’i dört yandan sarmasını engelliyor. Birincisi, oraya dokunulmasını istemeyeceklerdir. İkincisi, Afrin’in kendi içerisinde Arapların yoğun olarak yaşadığı yerler var, Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgeler var. Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde PKK ve YPG’nin mevzilerine yönelik bir harekatın öngörülmesini istiyor, onun dışında fiilen kara birliklerinin ÖSO ile beraber Türk Silahlı Kuvvetleri’ne El Bab’da olduğu gibi kalıcı üsler verilmesini istemiyor. Bunun pazarlıkları yapılıyor.”

 

“Pazarlığın Konusu Membiç Değil”

 

Rusya ile eğer bir pazarlık yapılıyorsa -ki yapılıyor- bu pazarlık Membiç değildir. Coğrafyayı iyi okumak yerel kaynakları iyi dinlemek lazım. Membiç’te sadece ABD yok Rusya da var. Dolayısıyla o bölgede bir tek ABD’nin tamamıyla kontrol sağladığını düşünmemek lazım. Unutmayınız, dünyada ilk Kürdoloji Enstitüsü Rusya’da kurulmuştur. Rusya ağırlıklı olarak Afrin’deki YPG üzerinde etkilidir ancak diğer kantonlardaki, YPG’nin işgal ettiği diğer bölgelerdeki YPG’lilerle Rusya’nın ilişkileri mevcuttur, bu hiç kesilmedi zaten.

 

“ABD’nin YPG ile İlişkisi Geçici Değil”

 

“Bu coğrafyada Afrin’e mutlaka girilmelidir. Menbiç operasyonu konusunda biraz geç kalındı ama keşke öncede yapılsaydı. Fırat’ın batısındaki YPG’liler süpürülüp atılmalıydı. Zira ABD, orada iyice yerleşmiş durumdadır. Membiç Operasyonu Afrin kadar kolay olmayacaktır. En azından Rusya ile Afrin’in konuşulduğu kolaylıkla ABD ile Membiç konuşulamayacaktır. Bir önemli husus daha var; 4 bin TIR nereye gitti? ABD diyor ki, silahlar Türkiye’ye karşı değil ama biz biliyoruz ki, oraya gelen silahların eninde sonunda Türkiye’ye karşı doğrultulacaktır. Ancak ABD’nin orada başka planları da var. ABD’de orta ve uzun vadede İran’da birtakım hadiselerin olacağını düşünmektedir. Bunun için de orada 30 ile 100 bin arasında mobilize olmuş bir silahlı güç oluşturmak derdindedir. Bununla; Irak’ın kuzeyinde ABD’nin kontrolünde Barzani’nin yerine ikame edebileceği bir PKK’yı yerleştirmeye çalışacaktır. Daha da ötesine geçelim; İran içerisinde bu yetiştirdiği YPG’lilerle operasyonlar yapacaktır. Oradaki plan sadece Suriye’ye yönelik bir plan değil. ABD bölgede maalesef ki kalıcı olmak istemektedir. ABD’nin YPG ile işbirliğini geçici olarak görmemek lazım. Bunun ötesinde İsrail’in güvenliği, Türkiye ve Suriye’ye baskı yapmak, Irak’ta kendine yakın yeni bir yapı oluşturmak ve ileride olası İran operasyonlarında kullanabileceği bir gücü elde etmek amacındadır.”

 

“Rusya İmkanı Olursa YPG’yi ABD’nin Elinden Alıp Kendi Kullanır”

 

“Elbette ki, Suriye’de iki ana aktör vardır. Bunların biri Rusya, diğeri İran’dır ancak bütün bunların koordine edildiği nokta Şam’dır. Dolayısıyla siz Şam’ı göz ardı ederek sadece Rusya ya da sadece İran ile işi götürdüğünüzde üçlü sac ayağından biri eksik kalacaktır. İran, oradaki Amerikan varlığını kendine tehdit olarak görmektedir. Oradaki Amerikan varlığı aynı zamanda Suriye’deki İran etkisini kırmak amacı da taşımaktadır. İran’la Suriye’deki YPG’ye dönük bir bir operasyonu çok rahatlıkla koordine edebilirsiniz ama aynı rahatlıkla Rusya’yla koordine edebilir misin çok emin değilim. Rusya da YPG’yi kullanıyor, elinde bir imkanı olursa Rusya YPG’yi ABD’nin elinden alıp kendisi kullanmak isteyecektir. O sebeple Rusya ile beraber YPG’yi oradan söküp atmak gibi fantezilerin bölgede yerel şartlarda hiçbir karşılığı yoktur.”

 

“Türkiye Afrin’e Operasyonu Rahatlıkla Yapabilir”

 

“Afrin coğrafyası Türk Hava Kuvvetleri’nin derin bir uçuş yapacağı bir coğrafya değil ve Rusya ile pazarlıklarda işin olmazsa olmazı hava sahasının açılması değildir. Hava operasyonu elbette çok önemlidir; ama Afrin’in üç tarafı da zaten Türkiye tarafından alınmış ve Halep’in en küçük ilçesinden bahsediyoruz. Derinliği olan bir coğrafya değil. Doğudan Batıya 55 km ve Kuzeyden Güney’e 75 km derinliği olan bir coğrafyadan bahsediyoruz. Türkiye rahatlıkla bu hava operasyonu derinlemesine kullanmadan belirli irtifaya çıkarak ve hava sahasını kısmi olarak ihlal ederek yapacak teknik donanıma, askeri manevra kabiliyetine sahip bir ülkedir. Bu aşamada, Rusya ile bu kadar inişli çıkışlı süreçleri yaşadıktan sonra Türkiye’nin uçaklarına dönük herhangi bir operasyonun netice itibariyle Rusya kaynaklı olacağını ve böyle anlaşılacağını Rusya çok iyi bilmektedir. Dolayısıyla ne Rusya ne Esad rejimi Türkiye’nin uçaklarına dönük herhangi bir operasyon yapamazlar ama eğer helikopterle bir operasyon yapılacaksa ABD’nin vermiş olduğu omuzdan atılan birtakım silah komplikasyonlarının bunun için büyük bir risk taşıdığını söyleyebiliriz.”

 

“Şu Anda Oralar PYD İşgali Altındaysa ve O Bölgelerin Hakimi ABD’yse, Türkiye’de Baktığımız Tel Abyadlıları Neden IŞİD Gitti Diye Geri Göndermiyoruz?”

 

“O bölgeler IŞİD’den arındıkça mültecilerin gönderilmesi lazım. Cezire ile Ayn El Arab arasında 300 bin Arap nüfuslu Tel Abyad vardı, o arayı terör örgütü IŞİD işgal edince Türkiye’ye kaçmak zorunda kaldılar. Şimdi orada PYD işgali var; ama esasında ABD var. Biz neden Tel Abyadlılara sınırda “Kendi evimize dönmek istiyoruz” diye bir protesto organize edip bir kamuoyu oluşturmuyoruz? Ben çok merak ediyorum. Bu kamuoyunu doğru kullanmaktır, PYD’nin işgalci yüzünü göstermektir. Eğer şu anda oralar PYD işgali altındaysa ve o bölgelerin hakimi ABD’yse, Türkiye’de baktığımız Tel Abyadlıları neden IŞİD gitti diye geri göndermiyoruz. Orada PYD eğer sorun çıkarırsa o takdirde hem ABD hem uluslararası kamuoyu nezdinde Türkiye’nin önünde daha geniş bir alan açılacaktır.”

 

“IŞİD İşgalinden Kurtarılan Bölgelere Mültecilerin Peyderpey Gönderilmesi Gerekiyor”

 

“Türkiye’nin bu konuda çok pasif davrandığı kanaatindeyim. Mülteciler konusunda Türkiye’ye sığınan herkese Türkiye kucak açıyor ve yaşlı, kadın, çoluk çocuk herkese Türkiye bakıyor ve bakmalıdır. IŞİD işgalinden arındırılan bölgelere artık mültecilerin peyderpey geri gönderilmesi gerekmiyor mu?”

 

“Tel Abyad Örneğinin Üzerinde Durmak Lazım”

 

Tel Abyad’da şu anda bir Amerikan üssü var. Şu anda orada mı IŞİD mi var? IŞİD orada artık yok. Peki diğer bölgelerden Rakka’dan kaçıp Türkiye’ye sığınan insanları neden geri göndermiyoruz? Şu anda orada PYD var.

 

“Türkiye’nin Eli Güçlenir!”

 

Tel Abyad 300 bin nüfuslu bir Arap kentiydi, IŞİD işgali sonucu kaçıp buraya geldiler. Sonra bir gecede PYD tarafından işgal edildi ve şu anda ABD orada. ABD, PYD’yi dünya kamuoyuna IŞİD’i yenmiş ve orayı işgalden kurtarmış olarak gösteriyor. Biz Tel Abyadlıları ABD’nin hakim olduğu bir bölgeye “kendi evlerine” geri gönderdiğimiz zaman orada bir zorlukla karşılaştıklarında Türkiye’nin mülteciler konusunda eli güçlenmeyecek mi? PYD’nin orada bir terörist olduğunu dünya kamuoyuna gösterirken Türkiye’nin eli güçlenmeyecek mi?

 

 

http://www.turksam.org/tr/basin-detay/1681-sinan-ogan-dan-a-dan-z-ye-afrin-operasyonu-analizi
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 12700 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)