Basın | 15 Şubat 2018

|

Türkiye, ABD’ye Rağmen Menbiç’te Operasyon Yapar Mı?



Türkiye – Amerika Birleşik Devletleri arasında büyük sorunlar yaşanırken iki taraf arasındaki görüşmeler de devam ediyor. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Güvenlik Danışmanı Korgeneral H.R. McMaster görüşmesinin ardından iki ülkenin savunma bakanları Nurettin Canikli ve James Mattis de bir araya geldi. Mattis’in “PKK ile YPG’yi savaştırabiliriz” sözü tartışılırken ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson da Türkiye’ye geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan - ABD Dışişleri Bakanı Tillerson görüşmesi sona erdi. Görüşme 3 saat 15 dakika sürdü. Basına yansıyanlara göre; çevirmen alınmadan görüşme gerçekleştirildi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu iletişimi sağladı. Ortak bir basın açıklaması yapılmadı.

 

Tillerson’ın Orta Doğu turu ve Türkiye ziyareti bağlamında ikili ilişkilerin gidişatı ve son dönemdeki temasların olası sonuçlarını TÜRKSAM Analisti A. Gencehan Babiş, 15 Şubat Perşembe günü KRT ekranlarında yayınlanan Gün İzi programında Aslı Kurtuluş’a değerlendirdi.

 

Babiş’in değerlendirmelerinden önemli satır başları….

 

“ABD’li Askerler Agresif, Tillerson Daha Yumuşak Tondan Gitmeye Çalışıyor”

 

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Güvenlik Danışmanı Korgeneral H.R. McMaster arasında bir görüşme olmuştu ve görüşme sonucunda uzun vadeli stratejik işbirliği ile alakalı noktaların altı çizilmişti ama şu anda ilişkilerde uzun vadeli politikalar tartışılmıyor. Tartışılan politikalar kısa vadede iki ülke arası ilişkilerde olumsuz etki edecek faktörler ve bunların başında da Menbiç meselesi geliyor. Ardından Savunma Bakanı Nurettin Canikli ve ABD Savunma Bakanı James Mattis arasında bir görüşme oldu ve bu görüşmede ABD tarafından “PKK ile YPG’nin savaştıracağıyla” alakalı bir konunun ortaya atıldığı ifade edildi. Terör örgütleri, PKK ve YPG yapıları birbirleriyle bağlantılı; ama farklı yapılar değil. Tam olarak birbirlerinin aynısı. Dolayısıyla ABD, PKK’yı aslında PKK ile yok edeceğiz diyor ki, bu söylediğinin Türkiye açısından herhangi bir geçerliliği yoktur. Şu anda ikili ilişkiler açısından Türkiye’de en sıcak konu da üçüncü ve aslında en kritik görüşme serisi olan; ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın temasları… İki ülke arasında şu ana kadar olumlu bir rüzgarın henüz esmediğini ve bu atmosferin oluşamadığını görüyoruz. Bundaki ana etmen ABD tarafından gelen hem çelişkili hem de Türkiye’yi ikna edemeyecek açıklamalar. ABD’nin sahadaki askerleri Türkiye ile ilgili çok agresif ve Türkiye’ye karşı yeri geldiğinde çok saygısız demeçlerde bulunuyorlar. Bunun karşısında Tillerson’ın bunları biraz daha yumuşatarak gittiğini görüyoruz.

 

“ABD’nin Orta Doğu’da Yeni Düzen İnşası Çabası Var”

 

Bütün bu söylediklerimize, Tillerson’ın Orta Doğu turunda bulunduğunu da eklememiz lazım. ABD’nin Ortadoğu’da gerileyen bir prestiji ve Orta Doğu’da yeni bir düzen inşasına ilişkin çabaları var ve bununla alakalı da Türkiye stratejisini yeniden gözden geçirdiğini görüyoruz. Örneğin, Tillerson’ın Lübnan Cumhurbaşkanı Aun ile görüşeceği sırada başkanlık sarayında boş bir odada bekletildi ve bu anlar televizyonlarda canlı olarak yayınlandı. Diğer taraftan iki gün önce Filistin’den gelen bir açıklamada özellikle bu Kudüs krizinden sonra artık ABD’nin arabuluculuğunu kabul etmeyecekleri ifade edildi. Suriye’de son iki yılda ciddi bir prestij kaybı yaşıyor.

 

“Mezhep Çatışmasını Gündeme Getirecek Sıkıntılar Oluşabilir”

 

ABD’nin 2011’e kıyasla Suriye’de stratejisinin tamamen değiştiğini görüyoruz. Çünkü 2011’de ABD Beşar Esad’dan kurtulmak için muhaliflerin silahlanmasına yardımcı oluyordu. 2014’te Suriye’de bazı sözde kantonların ilanından sonra artık YPG ile organik bir ilişkiye girdiğini ve bunun ABD tarafından resmi olarak da çok açık şekilde Türkiye’ye de karşı ifade edildiğini görüyoruz. Amerika’nın en başta Esad’ı daha sonra IŞİD’i ve şu anda bölgede İran’ı düşman olarak gördüğünü ve İran’ın etkisinin azaltılmasıyla alakalı planlarının devam ettiğini görüyoruz. Kısa süre önce CIA Direktörü Pompeo’nun önemli bir açıklaması vardı, kısaca özetlemek gerekirse konuşmasının bir bölümünde “Bize YPG yetmez, biz onlarla iş birliği yaparak iyi bir şey yaptık; ama aslında bizim Sünni aşiretleri de yanımıza alarak devam etmemiz lazım” demişti. Suriye’de zaten hâlihazırda bir terör tahakkümü var, Menbiç’e, Tel Abyad’a bakarsanız görürsünüz ve Suriye’de artık yavaş yavaş ilerleyen süreçte buna ek olarak mezhep çatışmasını da gündeme getirecek bazı sıkıntıların oluşmaya başlayabileceğini görüyoruz.

 

“Uzlaşıyı Sağlayan Ülke Suriye’deki Sorunu Çözecek”

 

Bölgede bir uzlaşı sağlanması lazım ve ilerleyen süreçte bölgede bu uzlaşıyı sağlayan ülke zaten Suriye sorununu çözen ülke olacaktır. ABD’nin bölgede Rusya rakibi, İran düşmanı, az önce belirttiğim gibi Orta Doğu’da genel bir sıkıntısı bulunuyor. Irak’ta işgal sonrası etkinliğini sağlayamadı ve Suriye de şu an tam olarak bir bataklığa dönüşmüş durumda. Dolayısıyla, benim çok defa belirttiğim bir nokta var, onu tekrar belirtmek isterim; ABD’nin burada Türkiye’yi doğru bir şekilde anlaması ve Türkiye’nin tezlerini bir şekilde kabul etmesi gerekiyor. Hem iki ülke ilişkilerinin devamı hem de bölgeye getirilecek istikrar bağlamında bu gereklidir. ABD Zeytin Dalı’nın bir ucundan tutmak zorunda, eğer tutmazsa bölgede ABD’nin tutunacak bir dalı kalmayacak ve daha sonraki dönemlerde ABD’nin bu prestij kaybı bölgede bir zafiyete dönüşecek. ABD; bir tarafta terör örgütünün, diğer tarafta yaklaşık 70 yıllık bir müttefikinin bulunduğunu, artık aklını başına alıp Türk yetkililerin de belirttiği çerçevede değerlendirme yapmasına bağlı olarak politikalarına devam etmesi gerekiyor.

 

“Menbiç Kırılma Noktası Olabilir”

 

Tillerson’ın ziyaretin sonuçlarına odaklanacak olursak eğer, içerikle alakalı demeçlerde, açıklamalarda eğer yine uzun vadeli işbirliği, stratejik ortaklık gibi şuan için iki ülke açısından da Menbiç noktasında çok fazla bir şey ifade etmeyecek genel noktalar gündeme geldiğinde ziyaretin de zaten içi boş bir ziyaret olduğu ortaya çıkacaktır çünkü bu ziyaretin asıl amacı Menbiç’tir. Eğer Türkiye ABD ile Menbiç’i çözebilecekse, bu ilişkilerin biraz rayına oturmasına sebep olur; ama eğer çözülmeyecekse artık uzun vadede Menbiç ciddi bir kırılma noktası olabilir. Suriye’nin toprak bütünlüğü açısından da baktığımızda Suriye’deki hem Afrin’in hem Menbiç’in Türkiye açısından çok önemli noktalar olduğu aşikardır ama buralar küçük yerleşim birimleridir, asıl sıkıntı Türkiye’nin sınırlarında Irak’ın doğusu kapsamında yaklaşık 200 kilometrelik terör örgütüyle olan sınırıdır. Yarın oradan Türkiye’ye herhangi bir terör tehdidi olduğunda, Türkiye’nin milli bekası tehdit edildiğinde Türkiye nasıl Kuzey Irak’a girip terör mevzilerini bombalıyorsa orayı da bombalayacak ve Türkiye’nin oraya haklı müdahalesi iki ülke arasında yine bazı sorunlara davetiye çıkarabilir düşüncesindeyim. Dolayısıyla Türkiye - ABD arasında güven unsuru sağlanmalı ve ABD Türkiye’ye karşı somut adımlar atmalıdır.

 

Türkiye, ABD’ye Rağmen Menbiç’te Operasyon Yapar Mı?

 

Mattis’in “PKK’yı YPG ile savaştıracağız” gibi çok abes söylemleri işin açıkçası somut bir nokta teşkil etmiyor. Türkiye’nin kararlılığı ortadadır. Menbiç’de operasyon yapılır ama Tillerson’ın söylemlerine de bağlıdır bu. Eğer Tillerson ABD ve YPG birliklerini oradan çıkarılacağını söylerse kriz daha yumuşak bir şekilde çözülebilir. Birkaç senaryonun olma ihtimali var. Mattis’in açıklamasından hareketle değerlendirecek olursak ABD, YPG ile PKK ayrı konumlandıracak ve YPG’nin artık Türkiye ye tehdit olmayacağına ilişkin bazı taahhütler vermeye çalışacaktır ama bunun halihazırda sahadaki gerçeklerle uyuşmadığını ve imkansız bir durum olduğunu Türkiye bilmektedir. Bu açıklamanın Türkiye’de karşılık bulacağını ben düşünmüyorum bulursa da bu geri adım demek olacaktır. Diğer nokta da şudur; nasıl YPG birlikleri Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adı altında maskelenerek destekleniyorsa ama asıl orda silahları ABD yönetimi YPG’li teröristlere veriyorsa burada da “Yeni karma bir yönetim kuralım” deyip bölgeyi böyle yönetecekleri konusunda ABD Türkiye’yi iknaya gidilebilir. Bu da sadece yeni bir maskelemeden ibaret olur. YPG unsurları ABD ile ilişkilerinden dolayı karar sahibi olacaklardır. Diğer taraftan ABD “Menbiç’i ben bırakıyorum ama Fırat’ın doğusunu vermem” diyebilir. Fırat’ın doğusuna çekileceğim diyerek Menbiç’e harekatın önü Türkiye’ye açılabilir. Diğer nokta da iki ülkenin karşı karşıya gelmesi olabilir ki ben durumun oraya geleceğine şu an için ihtimal vermiyorum.

 

“Türkiye Tarafından Sağlanmayan Güvenli Bölge Uzun Vadede Türkiye’ye Tehdittir”

 

Menbiç için sağlıklı bir anlaşma sağlanamazsa bu uzun vadede ilişkiler açısından kırılma olarak görülebilir. Ayrıca şunu da belirtmek gerekir orada bir ABD tarafından gündeme getirilen “güvenli bölge” söylemi tartışılıyor. Benzer bir güvenli bölge Irak’ta 36. paralelde uygulanmıştı. Daha sonra Irak’ın başına gelenleri, Irak’tan Türkiye’ye uzun vadede asıl tehditler geldiğini hepimiz biliyoruz. Orada bir güvenli bölge Türkiye tarafından sağlanmadığı takdirde Türkiye’ye bir tehdit unsuru olacaktır.

 

 

http://www.turksam.org/tr/basin-detay/1737-turkiye-abd-ye-ragmen-menbic-te-operasyon-yapar-mi
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 3019 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)