Basın | 09 Nisan 2018

|

Doğu Anadolu’ya Mülteci Akını! Suriyelilerden Sonra Afgan ve Pakistanlılar…



Son birkaç aydır Türkiye’ye Afganistan ve Pakistan’dan akın var. Sığınmacılar; Iğdır, Ağrı, Van, Kars üzerinden dondurucu soğuklarda çoğu kez yürüyerek geliyor. Bu illerden de büyükşehirlere geçmeye çalışıyor. Doğu Anadolu’da yaşayan vatandaşların uzun süredir konuştuğu Afgan ve Pakistanlı sığınmacı sorunu, son birkaç gündür Türkiye gündemine de girdi. İran sınırından Türkiye'ye gelen sığınmacıların sayısındaki artış, bazı soruları da beraberinde getirdi. Uzun süre sessiz kalan hükümetten ilk açıklama dün geldi. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Afganistan'da devam eden terör eylemleri ve ekonomik sıkıntılar sebebiyle büyük çoğunluğu genç erkeklerden oluşan Afganistan uyruklu kişilerin, İran üzerinden Türkiye'ye ve Avrupa ülkelerine yoğun bir şekilde göç ettiği ifade edildi. Afganistan İcra Heyeti Başkanı Abdullah Abdullah ile bir araya gelen Başbakan Binali Yıldırım da konuyu gündeme getirdi. Yıldırım, "Türkiye, Afganistan'dan yasa dışı göç tehdidiyle karşı karşıya. 2015 yılından yapılan anlaşma çerçevesinde mülteciler ülkelerine iade ediliyor. Yasal yollardan gelen kardeşlerimizin başımızın üstünde yeri var. Ama yasal olmayan yollardan gelenler ciddi sıkıntı oluşturuyor" dedi.

 

Dr. Sinan Oğan, özellikle Doğu Anadolu bölgesinde yaşanan yasa dışı göçü Yurt Gazetesi’ne değerlendirdi ve konuyla ilgili bölgeden izlenimlerini aktardı.

 

“Yollar Mülteci Dolu…”

 

"Iğdır, Kars ve Erzurum'da ciddi bir mülteci akını var. Ben şu an yoldayım, yollar mülteci dolu. Suriyeli sığınmacılar konusunda zannediyorum, hükümetin medyaya bir talimatı var. Bu konuda haberler pek yapılmıyor. Türk milleti kendi ülkesinde garip ve azınlık durumuna getiriliyor. Verilen talimatlarla bize ekran ambargosu uygulanıyor.

 

"IŞİD'li, YPG'li, PKK'lı Teröristler Rahatlıkla Sızabilir"

 

"Türkiye kamuoyu bunun çok farkında değil. Batı’da bu bilinmiyor, yeni yeni öğreniyorlar. İran'da 3 milyona yakın Afgan mülteci var ve öyle anlaşılıyor ki son zamanlarda İran'dan bu mülteciler biraz da yol verilerek, Türkiye'ye geliyor. Kaçakçılar vasıtasıyla Türkiye ile İran arasında daha çok geçiş yaşanıyor. Bu insanlara mülteci demek de yanlış, daha mülteci statüsü almadıkları için “kaçak” demek daha doğru. Sığınmacı pozisyonundalar. Bu sığınmacıların, aslında sınırdan yakalanıp geldiği ülkeye geri gönderilmesi gerekir. Ancak Türkiye bunu yapmıyor. Türkiye nedense anlaşılamayan bir sebepten, bunları Batı’ya geçişine müsaade ediyor. Karayoluyla Erzurum'a ulaşan, bu sığınmacılar akın akın oradan Batı’ya gidiyor. Kimse farkında değil, nasıl ki; Suriye'den gelen sığınmacıların içerisine IŞİD'li, PKK'lı YPG'li teröristler karışıp geldiyse, bu Afgan ve Pakistanlı sığınmacıların, içerisine de rahatlıkla teröristler karışıp Türkiye'ye sızabilir" uyarısında bulundu.

 

“Sınırı Geçen Soluğu Büyükşehirlerde Alıyor”

 

Türkiye'yi bu anlamda güvenlik açısından da büyük bir tehdit bekliyor. Bir de bunlar yeni sığınmacı değil, Bunlar, uzun süreden beri sığınmacı olan insanlar. İran Cumhurbaşkanı '39 yıl' dedi. Bunların birçoğu başka ülkelerde sığınmacı kamplarında gözlerini hayata açmış, o şartlarda büyümüşler. Bunu şunu için söylüyorum; Türkiye için ciddi bir güvenlik tehdidini de bu beraberinde getirecektir. Çünkü bunlar, doğru düzgün eğitim almamışlardır. Kamplarda doğup büyüyen bu insanlarda ciddi hastalık riski söz konusudur. Hiçbir sağlık taraması olmadan sınırdan geçenler, soluğu İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Antalya'da büyükşehirlerde alıyor.

 

"Türkiye; Sığınmacı, Kaçak, Mülteci Deposuna Dönüşmüş Durumda"

 

Türkiye'nin zaten üzerinde 5 milyonluk bir mülteci yükü bulunuyor. Türkiye kamuoyu sadece 3.5 milyonu aşan Suriyeli sığınmacı olduğunu zannediyor ama bunun dışında da bir buçuk milyon Türkiye'de değişik ülkelerden gelen ve kayıt dışı olan sığınmacı, kaçak var. Türkiye, adeta bir sığınmacı, kaçak, mülteci deposu haline dönmüş durumdadır. Son gelen bu dalga, Türkiye'yi güvenlik, sağlık ve ekonomik faturası açısından daha kötü ve daha zor şartlara zorlayacaktır. Sınırda muhakkak tedbir alınması lazım.

 

“Geri Kabul Anlaşması...”

 

"Hükümetin neden önlem aldığını anlamak mümkün değil. Ben Meclisteyken, Avrupa ile geri kabul anlaşması geçtiğinde aynen bugün yaşadıklarımızı o gün söylemiştim. Meclis kayıtlarında bunlar var. “Türkiye'yi adeta bir mülteci deposu haline getiriyorsunuz, bunu yapmayın” demiştik. Maalesef bunu yaptılar, geri kabul anlaşması Avrupa ile işliyor ama onun dışında işlemiyor. Başka hiçbir yerde işlemiyor. Avrupa'ya giden mülteci nereden giderse gitsin, alınıp Türkiye'ye veriliyor. Türkiye bunu ne yapıyor? Türkiye ise maalesef ki, Avrupa'nın Türkiye'ye gönderdiği gibi, geldiği ülkeye geri göndermiyor, gönderemiyor. Türkiye'nin mültecilerle ilgili bu tutumunu sadece “ensar” anlayışıyla açıklamak mümkün değil.

 

'Türk Milletine Bu Hükümet, Bu Kötülüğü Neden Yapıyor?'

 

“Türk milletine, bu hükümet bu kötülüğü neden yapıyor anlayabilmiş değilim. Elbette ki, kadın, çoluk çocuk savaş şartlarında bunlara baktık bakıyoruz da... Ancak Suriye'de savaş bittiği halde bunlar, neden geri gönderilmiyor? Türkiye'de belli bir süreden sonra suç oranları korkunç derecede artacaktır. Kimse şu an onun farkında değil. Bugün bu insanlar zor şartlarda her türlü suça meyilli bir şekilde büyüyor. Yarın birisi bunların eline 100 dolar verdiği takdirde her türlü suçu işletebilecektir. Yarın bunlar gettolarda çeteleşeceklerdir. Bunların kaydı filan olmadığı için tespit edilmesi de imkansız olacaktır. Bu nedenle bunların ne teknik takibi, ne de suç takibi ve analizi mümkündür.

 

“Iğdır-İran Sınırı, Iğdır-Ermenistan Sınırı Sıkıntılı Yerlerdir”

 

Türkiye'nin acil olarak; 'biz yeterince mülteci, sığınmacı, kaçak aldık, daha fazla alamayız' diyerek, gelinleri geri göndermesi veya bütün dünyayı, bu konuda olağanüstü bir toplantıya çağırıp, herkesin bir yük yüklenmesini talep etmesi gerekir. Sınırlarımız kevgir gibi; elini kolunu sallayan gelip geçiyor. Sınırlara mutlaka el atılması lazım, özellikle Iğdır-İran sınırı, Iğdır-Ermenistan sınırı bu anlamda sıkıntılı yerlerdir. Burada güvenlik güçlerimizin, imkanları da yetersiz. Gelen mülteciler bu bölgedeki, kamu imkanlarının çok üzerinde sayıdalar. O açıdan burada kamunun da bu açıdan yapabileceği bir şey yok. Ankara'dan bu bölgeye mutlaka destek gelmelidir. Zaten OHAL şartlarındayız. Bu bölge bu anlamda rahatlıkla kontrol altına alınabilir ve hükümet isterse denetimleri sıklaştırabilir.

 

“Dünyada Başka Örneği Yok”

 

Türkiye, sığınmacılara, kaçaklara “açık kapı” politikası uyguluyor. Amerika'ya, Avrupa'ya, İsrail'e, Rusya'ya kime bakıyorsanız bakın, bir tane mülteci, sığınmacı almıyorlar. Söz konusu durumun dünyada başka örneği yok, onlar mevcutları gönderiyorlar. Türkiye açmış kapıları herkes gelsin diyor. Kimin parasını kime yediriyorsunuz? Bu milletin parasını, pulunu bu şekilde yedirirseniz, ortalığa dökerseniz o zaman duyan gelir. Mevcutlara zaten bakıyoruz buna sözüm yok ama eli silah tutanlar gitsin ülkesinde savaşsın ben bunu her zaman söylüyorum. Mevcutları da artık yavaş yavaş kendi vatanlarına gönderelim. Şöyle bir algı var dünyada; başı sıkışan Türkiye'ye gitsin, kendi ülkesinde ekmek parası kazanamayan Türkiye'ye gitsin. Türkiye'ye gelenler sadece savaş şartlarından kaçıp gelenler değil, bu gelenlerin önemli bir kısmı da iş, ve ekmek arayışı ile geliyor. O zaman Türk milleti ekmeğini nerede arayacak?

 

“Türkiye'de Yeniden Bazı Hastalıklar Hortladı”

 

Hükümetin bu konuda yanlış tutumunu düzeltmesi lazım, Türk milletinin sınırlarına devletin sahip çıkması lazım. Türk milletinin hakkını, hukukunu koruması lazım. Yıllardır Türkiye'nin emek harcayarak kazandığı tüberkülozla savaş artık maalesef kaybedildi. Aşı haritaları yerle bir oldu. Yeniden Türkiye'de bazı hastalıklar hortladı. Gidin bakın okullara, o kadar çok yaygın hastalılar türedi ki... Gidin hastanelere adını sanını duymadığınız, hastalıklar hortlamış durumda. Burada aşısız, sağlıksız ortamda büyüyüp gelen sığınmacıların, kaçakların ciddi etkisi var. Ömrünü kamplarda geçiren Afgan ve Pakistanlıların da Türkiye'ye gelmesinden sonra bu riskler Türkiye için artacaktır.

 

 

http://www.turksam.org/tr/basin-detay/1824-dogu-anadolu-ya-multeci-akini-suriyelilerden-sonra-afgan-ve-pakistanlilar
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 16806 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)