Dış Basın | 06 Eylül 2016

|

Dünya Bunları Konuşuyor



Dünya Bunları Konuşuyor

 

06.09. 2016 Çin Bunları Konuşuyor

 

Lagarde : G20 Zirvesi Küresel Ekonomiye Güç Sağladı

 

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Christine Lagarde, Çin'in evsahipliğinde başarıyla düzenlenen G20 Hangzhou Zirvesi'nin küresel ekonomiye aktif güç sağladığını belirtti.

 

Lagarde, G20 Zirvesi'nin son oturumunun ardından düzenlediği basın toplantısında, G20 liderlerinin parasal ve mali politikalar ile yapısal reformlara dair tedbirler alınmasında fikirbirliğine vardığını söyledi.

 

Lagarde, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping'in "eyleme geçmek, sözlerden daha önemli" ifadesine katıldığını belirterek, G20 liderlerine küresel ekonominin büyümesi için zirveden çıkan sonuçların bir an önce hayata geçirilmesi çağrısı yaptı.

 

Xi Jinping: Çin ve İngiltere Karşılıklı Güveni Derinleştirmeli

 

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, İngiltere Başbakanı May ile görüşmesinde, Çin ile İngiltere'nin karşılıklı siyasi güveni derinleştirmesi, ilişkilerin daha iyi ve istikrarlı gelişmesi için farklı alanlarda işbirliğini ilerletmesi gerektiğini söyledi.

 

Xi Jinping, dün Hangzhou'da G20 Zirvesi esnasında İngiltere Başbakanı Theresa May ile bir araya geldi.

 

Xi Jinping, görüşmede İngiltere ile işbirliğinin hem iki halka yarar getireceğini hem de küresel barış ve kalkınma için faydalı olacağını söyledi.

 

2016'nın Çin ve İngiltere ilişkilerinde "altın dönem"in başlangıcı olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Xi, İngiltere ile yatırım, ticaret, enerji, altyapı ve finans gibi kritik alanlardaki işbirliğini derinleştireceklerini kaydetti.

 

İngiltere Başbakanı Theresa May, görüşmede öncelikle Çin'i G20 Hangzhou Zirvesi'nin başarıyla düzenlenmesi nedeniyle tebrik etti.

 

Çin-İngiltere ilişkilerinin şu an "altın dönem"inde bulunduğunu vurgulayan May, İngiltere'nin ikili kapsamlı stratejik ortaklık ilişkilerini derinleştirmeye, karşılıklı anlayış ve güveni ilerletmeye hazır olduğunu söyledi.

 

Xi: Fransa’yı Önemli Stratejik Ortak Olarak Görüyoruz

 

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Fransız mevkidaşı Hollande ile yaptığı görüşmede, Çin'in uluslararası ortam hangi yönde değişirse değişsin Fransa'yı daima önemli stratejik ortak olarak gördüğünü söyledi.

 

Xi Jinping, Çin'in doğusundaki Hangzhou kentinde yapılan G20 Zirvesi'nin ardından Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile bir araya geldi.

 

Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Fransız tarafına Hangzhou Zirvesi'ne sağladığı destek nedeniyle teşekkürlerini sundu.

 

Son yıllarda, Çin-Fransa ilişkilerinin nitelik ve seviyesinin kapsamlı şekilde yükseldiğini ifade eden Xi Jinping, bunun iki halka da yarar getirdiğini belirtti.

 

Xi, uluslararası ortam hangi yönde değişirse değişsin, Çin'in Fransa ile stratejik ortaklık ilişkilerini daima sürdüreceğini kaydetti.

 

Çin ve AB'nin ortak çıkarlara sahip olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Xi, Çin'in AB'nin entegrasyon sürecini desteklemeye devam edeceğini dile getirdi.

 

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande de görüşmede G20 Hangzhou Zirvesi'nde başta küresel ekonomik büyüme ve ticaretin ilerletilmesi ve iklim değişikliğiyle mücadele olmak üzere önemli hususlar üzerinde mutabık kalındığı için Çin'i tebrik etti.

 

Fransa'nın Çin ile ilişkilerine büyük önem verdiğini vurgulayan Hollande, tarım, gıda, nükleer enerji, turizm ve çevre koruma gibi alanların yanı sıra, uluslararası ve bölgesel meselelerdeki işbirliğini ilerletmeyi arzuladıklarını belirtti.

 

06.09.2016 İran Bunları Konuşuyor

 

İran ve İngiltere Büyükelçileri Karşılıklı Güven Mektuplarını Sundular

 

İran’ın yeni Londra Büyükelçisi Hamit Baidinejad ve İngiltere’nin yeni Tahran Büyükelçisi Nikolas Hapton bugün Londra ve Tahran’da dışişleri bakanları ile görüşerek güven mektuplarını sundular.

İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığında bir yetkili, bir seneden fazla bir süredir iki ülke büyükelçiliklerinin faaliyetlerini başladığını ve müsteşar düzeyde faaliyetlerini yaptıklarını belirterek, şartların iki ülke ilişkilerinin düzeyine arttırmak için hazır olduğunu ve bundan dolayı iki ülke de büyükelçilerinin faaliyete başlama kararı aldıklarını söyledi.

Bu yetkili, ilişkilerin düzeyinin arttırılmasının sorunlu konuların çözümü anlamına gelmediğini ve İran’ın her zaman görüşlerini ikili ve çoklu ortamlarda dile getirdiğini ve getireceğini ifade etti.

 

Obrein: İran İnsani Yardım Konusunda Kilit Bir Ülkedir

 

BM Genel Sekreterinin İnsani Yardımlardan sorumlu yardımcısı stefan Obrein, İran’ın insani yardım konusunda kilit bir ülke olduğunu söyledi.

 

Obrein, Tahran’da yaptığı açıklamada, İran temasları çerçevesinde İran’ın üst düzey yetkilileri ile Bm ve İran arasında insani yardım konularını görüştüğünü belirterek, Yemen, Suriye ve Irak’taki savaşın devamından duyduğu üzüntüyü dile getirerek, bu savaşların bölgeyi etkilerini ve milyonlarca kişiyi mülteci konumuna düşürdüğünü ifade etti.

İran’ın krizlerin yönetimi ve insani yardımlar konusunda tecrübelerinin değerli olduğunu söyleyen Obrein, bu tecrübelerden uluslararası düzeyde yararlanılmasını istedi.

Krizlerle ilgili hazırlıklı olunması gerektiğini vurgulayan BM yetkilisi, ‘’Afganistan’dan geçmişte olduğu gibi mülteci akını olabilir veya Irak’tan Musul olaylarından dolayı İran’a mülteciler gelebilir ve biz bu hususlarda hazırlıklarımızı yapmalıyız’’ dedi.

BM’nin insani yardım vermekteki ilkesinin tarafsızlık olduğunu vurgulayan Obrein, İran’ın bölgede verilen insani yardımlar ve krizlerin yönetiminde çok önemli role sahip olduğunu ifade etti.

 

Kasımi, Suriye’deki Terörist Saldırıları Kınadı

 

İran Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Kasımi, Suriye'nin Tartus, Homs, Haseke ve Şam etrafında art arda yaşanan terörist saldırıları kınadı. Suriye halkı ve devletine başsağlığı diledi.

Kasımi, teröristlerin bu gibi saldırılarının Yemen, Irak ve Suriye'de acı ve utanç verici sahnelerin tekrar yaşanmasından dolayı teröristlerin hamilerini de kınarken, uluslararası toplum ve kuruluşların, tekfirci terörizmin kökünün kazınması yönünde, kanuni, tarihi ve insani sorumluluğunu yerine getirmesi ve bu teröristler ile hamilerine karşı sessiz kalınmasına son verilmesi gerektiğini ve bunların kökünün kazınması için ciddi girişimlerde bulunmak gerektiğini söyledi.

 

06.09.2016'da Rusya Bunları Konuşuyor

 

Erdoğan'dan Obama'ya: Yönetiminiz YPG ile İlişkiyi Tamamen Kesmeli

 

Sputnik'in haberine göre; Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Barack Obama'ın G20 Zirvesi için bulundukları Çin'de yaptığı görüşmenin detaylarına ulaşıldı. Buna göre Erdoğan, "Menbiç'teki PYD'liler çekildi" diyen Obama'ya "PYD çekildiğine göre Özgür Suriye Ordusu birlikleri Menbiç’e çatışmasız girecek demektir" yanıtını verdi.

Diplomatik kaynakların verdiği bilgiye göre Erdoğan ve Obama’nın başkanlık ettiği heyetlerarası görüşmelere Fethullah Gülen’in iadesi ve Suriye’deki durum damgasını vurdu. Hürriyet'ten Deniz Zeyrek'in haberine göre, Erdoğan, Suriye’de sürmekte olan Fırat Kalkanı harekatı hakkında bilgi verirken, PYD konusundaki beklentilerini şu sözlerle aktardı:

"Türkiye, müttefiki ABD’den YPG/PYD’nin Fırat nehrinin doğusuna geçmesi konusunda kararlı bir tutum sergilemesini bekliyor. YPG/PYD PKK terör örgütü ile birdir, beraberdir.

 

Yönetiminiz, YPG/PYD ile ilişkisini tamamen kesmelidir." Bunun üzerine Obama, YPG/PYD’nin Fırat’ın doğusuna geçtiğini anlattı. Obama’nın anlatımının ardından Menbiç kentindeki durum gündeme geldi. ABD heyeti, Menbiç’te YPG/PYD unsuru kalmadığını belirterek, "Kalanlar Suriye Demokratik Güçleri’ni oluşturan Arap unsurlar" bilgisini paylaştılar.

Türk Akımı'nın Denizdeki Kısmını Gazprom, Karadaki Kısmını Botaş Yapsın

 

Sputnik'in haberine göre; Enerji Piyasaları ve Politikaları Enstitüsü (EPPEN) Müdürü Dr.Volkan Özdemir, Rus-Türk ilişkilerine önemli bir ivme kazandıracağını belirttiği Türk Akımı projesinin denizdeki kısmının Rus Gazprom, karadaki kısmının Botaş tarafından yapılmasının en uygun çözüm olacağını savundu.

Sputnik'e konuşan Özdemir şu ifadeleri kullandı: "Türk Akımı projesinin gerçekleştirilmesi Türk-Rus ilişkilerine önemli bir ivme kazandıracaktır. Bunun yanında Avrupa gaz piyasası için de önemli etkileri olacaktır. 31.5 milyar metreküp sevkiyat kapasitesi olan hattın ilk kısmı Türkiye iç piyasasına yöneleceğinden Türkiye'nin enerji güvenliğine katkıları olacaktır. Türk şirketleri Batı hattından aldıkları gazı buraya yönlendirerek transit risklerinden kurtulacaktır. İkinci kısım için ise AB pazarı hedeflendiğinden dış faktörler devreye girecektir. Bence en uygun çözüm boru hattının deniz kısmının Gazprom, Türkiye topraklarındaki kara kısmının da Botaş tarafından yapılmasıdır. Böylelikle Rus gazı Türkiye üzerinden Avrupa'ya gidebilir."


41 Özel Harekatçı Lübnan'a mı Kaçtı?

 

Sputnik'in haberine göre; Darbe girişiminde Özel Kuvvetler Komutanlığı'nı (ÖKK) ele geçirmek için general Semih Terzi tarafından hazırlanan 100 kişilik ekipten kayıp olan askerlerin izinin bulunduğu iddia edildi.
 

Astsubay Ömer Halisdemir tarafından öldürülen darbeci Semih Terzi'nin uçakta yer olmadığı için Ankara'ya getiremediği 60 asker darbe başarısız olunca havaalanında sabah 04.00'a kadar beklemişti. Yeni Şafak'ın haberine göre,  her yerde aranan 41 hayalet askerin izi Lübnan'da çıktı. Darbeci askerlerden 41'inin darbe sonrası oluşan kaostan faydalanarak, PYD'nin yardımıyla sınırdan geçip, örgütün kontrolündeki kantonlara geçtiği, oradan da Lübnan'a gittikleri iddia edildi.

FT: Merkel Yenilmezlik Havasını Kaybetti

 

Sputnik'in haberine göre; Financial Times, pazar günü Almanya'nın Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde yapılan seçimlerden çıkan sonuçla birlikte 'Almanya Başbakanı Angela Merkel'in yenilmezlik havasını kaybettiğini' yazdı.

Merkel'in şu ana kadar tüm seçimleri 'güven' duygusu üzerinden kazandığını belirten Financial Times, Almanya Başbakanı'nın mülteci politikası nedeniyle kaybettiği güvenin ne kadarını geri kazanabileceği sorusunun cevap beklediğine dikkat çekiyor. BBC Türkçe'ninn aktardığına göe, 2015 başında, yani henüz Avrupa'daki mülteci krizi patlak vermemişken, Merkel'e olan güvenin toplumda yüzde 75 civarında olduğu, son kamuoyu yoklamalarında ise bu oranın yüzde 44'lere kadar düştüğü belirtiliyor. Almanya'da 2017 sonbaharında genel seçimlerin yapılacağını hatırlatan Financial Times, Merkel'in bu seçimlere katılıp katılmayacağını açıklamadığını hatırlatıyor.

 

06.02.2016 İngiltere Bunları Konuşuyor

 

"Wilders Ve Trump, IŞİD İle Benzer Taktikler Kullanıyor"

 

BM'nin İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeyd Raad el Hüseyin, İslam karşıtı ve sağcı söylemleri olan Batılı politikacıları, IŞİD ile aynı propaganda yöntemlerini kullanmakla suçladı.

 

Hüseyin, Hollanda'da aşırı sağcı Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders, ABD'de Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı Donald Trump ve İngiltere'deki sağcı parti UKİP'in lideri Nigel Farage gibi Batılı siyasileri "demagoglar" olarak niteledi.

 

Lahey'deki bir güvenlik konferansında konuşan Hüseyin "Yanlış anlaşılmasın. Irkçı demagogların eylemlerini IŞİD' inkilerle bir tutmuyorum, ama iletişim yöntemleri, yalanları ve meseleleri fazla basitleştirmeleri IŞİD propagandalarındaki yöntemlere benziyor" dedi.

Wilders'i de 'bağnazlığı siyasi silah olarak kullanmakla' suçlayan Hüseyin, Avrupa'daki popülist sağcı söylemlerin şiddeti körükleyebileceği uyarısında bulundu ve "nefretle ağırlaşmış bu hava birden büyük bir şiddet ortamına dönüşebilir" diye konuştu.

 

Obama Kendisine Küfreden Duterte İle Görüşmeyecek

 

Laos' taki ASEAN Zirvesi'nde bugün yapılması planlanan Barack Obama-Rodrigo Duterte görüşmesi, Filipinler Devlet Başkanı Duterte' nin ABD Başkanı Obama'ya küfretmesi üzerine iptal edildi.

 

ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Ned Price, ASEAN (Güneydoğu Asya Uluslar Birliği) Zirvesi kapsamında planlanan Obama-Duterte görüşmesinin yapılmayacağını, ABD Başkanı'nın, Duterte yerine Güney Kore Cumhurbaşkanı ile görüşeceğini açıkladı.

 

Obama görüşmede Filipinler' de uyuşturucu ile mücadele kapsamında yürütülen operasyonlarda, hükümet güçleri tarafından yapıldığı iddia edilen yargısız infazları gündeme getireceğini belirtmişti.

 

'Büyük Londra Yangını' Anması İçin Dev Londra Maketi Ateşe Verildi

 

Londra'da 17. yüzyılda yaşanan ve şehrin önemli bir kısmına zarar veren yangın felaketinin yıldönümünde ahşap bir Londra maketi ateşe verildi.

 

Büyük Londra Yangını olarak bilinen felaket 30 Ağustos-4 Eylül tarihleri arasında yaşanmış ve kentin büyük bir bölümünü yok etmişti.

 

350 yıl önce meydana gelen yangını anmak için hazırlanan 120 metre boyundaki maket Thames Nehri kıyısında ateşe verildi.

 

Yangında 13 bin ev, işyeri, bina ve St. Paul katedrali de kül olmuştu. Bugün ayakta duran St Paul katedrali bu yangın sonrasında inşa edildi.

 

Yangından sonra Londra'da inşaat malzemesi olarak ahşap yerine taş kullanılmaya başlandı, itfaiye teşkilatı ve sigorta endüstrisi kuruldu.

 

“Merkel Yenilmezlik Havasını Kaybetti”

 

Financial Times, Pazar günü Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde yapılan seçimlerden çıkan sonuçla birlikte ' Almanya Başbakanı Merkel'in yenilmezlik havasını kaybettiğini' yazıyor.

Merkel'in şu ana kadar tüm seçimleri "güven" duygusu üzerinden kazandığını belirten Financial Times, Almanya Başbakanı'nın mülteci politikası nedeniyle kaybettiği güvenin ne kadarını geri kazanabileceği sorusunun cevap beklediğine dikkat çekiyor.

 

2015 başında, yani henüz Avrupa'daki mülteci krizi patlak vermemişken, Merkel'e olan güvenin toplumda yüzde 75 civarında olduğu, son kamuoyu yoklamalarında ise bu oranın yüzde 44'lere kadar düştüğü belirtiliyor.

 

Almanya'da 2017 sonbaharında genel seçimlerin yapılacağını hatırlatan Financial Times, Merkel'in bu seçimlere katılıp katılmayacağını açıklamadığını hatırlatıyor.

 

Guardian da seçim sonuçlarının artık Merkel'in zamanının dolduğunu gösteriyor olabileceğini yazıyor.

 

Merkel'in partisi CDU (Hristiyan Demokrat Birliği) Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde yüzde 4 oy kaybına uğrayarak yüzde 19 oranında oyla seçimlerden üçüncü parti olarak çıkmıştı.

 

"İngiltere'de Kadına Yönelik Şiddette Ciddi Artış"

 

Guardian, İngiltere ve Galler'de kadınlara şiddet uygulama suçundan ceza alanların sayısında büyük bir artış olduğunu yazıyor.

 

Savcılığın verdiği bilgiye göre, internet üzerinden işlenen suçlar da dahil omak üzere kadınlara yönelik cinsel saldırı, aile içi şiddet ve tecavüz oranı önceki yıla kıyasla yüzde 10 arttı.

 

Haberde özellikle kadınları aşağılama, tehdit ve kontrol etme yolu olarak sosyal medyanın giderek artan bir şekilde kullanıldığına dikkat çekiliyor.

 

06.09.2016 Amerika Bunları Konuşuyor

 

Le Figaro: '20 Eylül'de Erdoğan-Putin-Esat Zirvesi'

 

Voice Of America’nın haberine göre; Fransız Le Figaro gazetesi, Türkiye'nin Fırat Kalkanı Operasyonu'nun ardından Suriye'nin kuzeyinde kartların yeniden dağıtıldığını belirterek, "Son haftalarda, Türk ve Suriye gizli servisleri arasında iki gizli görüşme oldu. Üçüncüsü Rusya'nın ev sahipliğinde Moskova'da planlanıyor. Hatta bazı kaynaklar 20 Eylül'de Putin-Erdoğan-Esat zirvesinden söz ediyor. Kürt projesinin yıkılmasının yanısıra başka konuların da bu zirvede ele alınması bekleniyor. Rusya'nın baskısıyla Türkiye, Esat'ın politik geçiş döneminde kalmasını kabul etti" iddialarına yer verdi.

 

Le Figaro gazetesinin ve Fransa'nın tecrübeli Orta Doğu muhabiri George Malbreunot imzasıyla BM ve Fransız diplomatlara dayandırılarak verilen haberde, daha bir kaç ay önce Suriyeli Kürtler Paris ve Moskova'da büro açarken, Cumhurbaşkanı Edoğan'a karşı düzenlenen başarısız darbenin ardından bölgede durumun önemli ölçüde değiştiği vurgulandı. Bir Fransız diplomatın, Putin-Erdoğan görüşmesinden bir ay sonra, "Şimdi, Kürt projesini kırmak için Türk-Rus-İran anlaşması var" analizine yer verilen haberde, şu bilgiler verildi:

"Son haftalarda, Türk ve Suriye gizli servisleri arasında iki gizli görüşme oldu. Üçüncüsü Rusya'nın ev sahipliğinde Moskova'da planlanıyor. Hatta bazı kaynaklar 20 Eylül'de Putin-Erdoğan-Esat zirvesinden söz ediyor. Kürt projesinin yıkılmasının yanısıra başka konuların da bu zirvede ele alınması bekleniyor. Rusya'nın baskısıyla Türkiye, "Esad'ın politik geçiş döneminde kalmasını" kabul etti. Suriye'nin kuzeyinde bir tampon bölge oluşturmak için yeni bir Özgür Suriye Ordusu oluşturulacak. Bir BM yetkilisi ve bir muhalif kaynak, ‘Türkiye'nin Esad karşıtı muhalifler lehine, war-room'u kapatacağını’ söyledi. Bu da muhaliflere yardımın azalacağına işaret ediyor."

 

Bir BM'li diplomatın Halep'in kaderi üzerinde henüz Türkler ve Ruslar'ın anlaşma sağlayamadığını belirtiyor ve "Anladık ki, Türkler ve Ruslar iki ayrı senaryo üzerinde henüz anlaşmış değiller: Halep'in kontrolünün Türklerin destekledikleri güçlerin eline verilmesi ya da Suriye rejimine statükoyu sağlayacak bir devir..." sözlerine atıfta bulunuluyor. "Suriye'de savaş meydanında ise, rejim ordusu, Pazar günü ülkenin ikinci büyük kenti Halep'te, askeri bir okulu ele geçirerek ilerledi ve buradaki varlığını daha da güçlendirdi" ifadeleri kullanıldı.

 

"Kürtler Büyük Taktik Hata Yaptılar"

 

Gazete, Suriye'nin kuzeyinde federasyon isteyen ve Fırat'ın batısına geçmeye kalkan PYD'nin büyük taktik hata yaptığını da belirterek, şu bilgileri aktardı:

 

"Kürt milislerinin en radikal kanadı, Türkiye'ye doğru ilerleyerek Ankara ve Moskova'nın yakınlaşmasına neden oldu. Ve bu gidiş, Kuzey Suriye'de kartların yeniden dağıtılacağını gösteriyor. Türk güçleri bölgede Suriyeli muhalif güçleri destekleyerek 24 Ağustos'ta başlayan operasyonun ilk günlerinden bu yana açıkladığı ‘tampon bölgeyi’ kurmak istiyor. PYD ve Kürtler bu yeni oluşumun en büyük kaybedeni. Bir Fransız diplomat YPG'nin taktiğini çok sert eleştirerek, ‘YPG gerçekçi davranmıyor. Çok ileri gittiler. Ve sonuçta hataya düştüler’ diyor. Fırat Nehri'ni geçerek Menbic'i ele geçirme girişimi ile Kürt milisler Ankara'nın ve bu konuda onlara söz veren müttefikleri Amerika'nın kırmızı çizgisini aştılar. Altı ayı aşkın süredir, Amerika'nın 400'ü aşan askeri danışmanının desteğini alan Kürtler güçlendiklerini hissetti. Fırat'ı geçmeye çalışmak ve federasyon çağrısı yapmak. Kısa vadede, kendilerinden Fırat'ın doğusuna çekilmesini isteyen Washington tarafından bir kez daha ihanete uğradıklarını düşünenler olsa da, Suriyeli Kürt savaşçıların kaderi hala Amerikalı müttefiklerine bağlı."

 

Kürt Siyasetçiler Öcalan İçin Açlık Grevinde

 

Voice Of America’nın haberine göre; Aralarında HDP’li milletvekilleri ile değişik kurumlardan Kürt siyasetçilerin bulunduğu 50 kişilik bir grup, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın avukatları ve yakınlarıyla görüştürülmemesine tepki amacıyla açlık grevine başladı.

 

Daha önce açıklanan eylem bugün Demokratik Bölgeler Partisi binasında başladı. Eylem nedeniyle önce bina önünde basın açıklaması yapılacaktı. Ancak bina çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alan polis, OHAL nedeniyle açık havada açıklama yapılmasına izin verilmeyeceğini bildirdi. HDP’li vekillerin ısrarına rağmen polis geri adım atmadı. Polis yetkilileri açıklama yapılması halinde müdahale edeceklerini partililere bildirdi. Bunun üzerine açıklama bina içinde yapıldı.

 

Eyleme katılacak 50 kişi, açıklamanın yapılacağı salona üzerlerinde Öcalan’ın fotoğraflarının bulunduğu tişörtlerle girdi. Eylemciler salondakiler tarafından alkış ve sloganlarla karşılandı. Eylemciler de salonda bulunanlarla birlikte PKK lideri Öcalan lehine sloganlar attı. Eyleme katılanlar adına DBP Eş Genel Başkanı Sabahat Tuncel bir açıklama yaptı.

 

Kendisi de eyleme katılan Tuncel, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında İmralı’ya müdahale yapıldığını belirterek, “15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 52 gün geçmiş olmasına, bu süreçte darbecilerin İmralı Adası’na dönük fiili bir müdahalesinin olduğunun kesinleşmesine rağmen, Sayın Öcalan’ın sağlık ve güvenlik durumuna dair bir tek objektif bilgi edinebilmiş değiliz,” dedi.

 

Açlık grevindeki tek taleplerinin Öcalan’la görüşme yapılması olduğunu ifade eden Tuncel, “Açıklamasını yaptığımız günden bugüne talebimiz karşısında hiçbir girişim olmamıştır. Bizler bugün burada 50 gönüllü olarak, Sayın Öcalan ile avukatları, ailesi veya siyasi bir heyetimizin görüşmesi sağlanana kadar süresiz dönüşümsüz açlık grevine başlıyoruz,” diye konuştu.

 

Daha sonra, aralarında milletvekilleri Ferhat Encü, Dilek Öcalan, Selma Irmak gibi isimlerin de bulunduğu 50 kişi açlık grevine başladı. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak ve HDP’nin diğer milletvekilleri ile partililer de, eylemcileri kutlamak için uzun kuyruklar oluşturdu.

 

Obama ve Putin Suriye’de Ateşkes Konusunda Anlaşamadı

 

Voice Of America’nın haberine göre; Amerika Başkanı Barack Obama ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Suriye’de ateşkes konusunda anlaşamadı ancak kuşatma altındaki sivillere bir an önce yardım ulaştırılması konusunda bir yol oluşturulması için uzlaştılar.

 

Çin’deki G-20 Zirvesi sırasında biraraya gelen ve 90 dakika görüşen iki lider üst düzey diplomatlarını bir an önce görüşmelere başlaması için yönlendirdi. Görüşmelerin önümüzdeki günlerde başlayabileceği belirtiliyor. Görüşmede siber güvenlik ve Ukrayna’daki durumun da gündeme geldiği belirtiliyor.

 

Görüşmeyle ilgili bilgi veren Amerikalı bir yetkili, Washington’un Halep’te kötüleşen durum nedeniyle bir an önce anlaşmaya varmak istediğini ancak anlaşmanın etkili olmayabileceği konusunda temkinli olduklarını kaydetti. İki lider görüşmeyi anlaşmazlık konularına açıklık getirmek için kullandı.

 

Amerika Dışişleri Bakanı John Kerry ile Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov haftalardır Washington’ın desteklediği muhalifler ile Şam güçleri arasında ateşkes sağlanması için çaba harcıyor.

 

Anlaşma, radikal gruplara karşı askeri işbirliği konusuna dayanıyor. Rusya bunu istiyor ama Amerika direniyor.

 

Obama, Rusya’nın böyle bir anlaşmaya uyacağı konusunda şüpheli. Dışişleri Bakanlığı, Esat güçleri ile muhalifler arasında sadece bir yerde değil, ülke genelinde ateşkes istediğini belirtiyor.

 

Obama ve Putin’in görüşmesi Rusya için çalışan bilgisayar korsanlarının Amerika Başkanlık seçimlerine hile karıştırmaya çalıştıkları iddiasının gündeme geldiği bir dönemde gerçekleşti.

 

Amerikalı yetkililer, Demokrat Hillary Clinton’ın Başkanlık kampanyasına zarar veren Demokratik Ulusal Komitesi’nin siber saldırıya uğramasından Rusya istihbaratını suçluyor. Putin, bunu reddediyor.

 

Suriye’deki diplomatik zorluklardan biri Obama’nın Başkanlık süresinin bitiyor olması.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan Suriye’de ‘Güvenli Bölge’ Önerisini Yineledi

 

Voice Of America’nın haberine göre; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, G20 liderlerine Suriye’den göçmen akınını durdurmaya yardım edecek çatışmadan uzak bir güvenli bölge oluşturulması yönünde çağrıda bulunduğunu söyledi.

 

Çin’de G-20 liderlerini biraraya getiren zirvede basın toplantısında konuşan Erdoğan, Amerikalı ve Rus liderlerle görüşmesinde özellikle uçuşa yasak bölgeyi gündeme getirdiğini kaydetti.

 

Cumhurbaşkanı, Suriye’nin kuzeyindeki Türk operasyonunun amacının IŞİD’i sınırdan uzaklaştırmak ve YPG’nin bölgede genişlemesini önlemek olduğunu söyledi.

 

Erdoğan ayrıca, Halep’te Kurban Bayramı’ndan önce ateşkes sağlanması konusunda Amerika liderliğindeki koalisyon ve Rusya ile birlikte çalıştığını da kaydetti.

 

Avrupa’da IŞİD Endişesi

 

Voice Of America’nın haberine göre; IŞİD’e karşı Irak ve Suriye’deki kazanımlar Avrupa ülkelerini olumsuz etkileyebilir. Zira, Avrupa ülkeleri yabancı savaşçıların yakında ülkelerine dönmelerinden endişe ediyor. Amerikalı istihbarat yetkililerine göre Avrupa ülkeleri uzun süredir IŞİD’in ilgi odağı. Örgütün sözcüsü ve aynı zamanda dış operasyonlar şefi Ebu Muhammed el Adnani’nin öldürüldüğü haberi de bu tehdidi azaltmış değil. Batılı bir diplomat Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada, “Bir ağın başını öldürdüğünüzde hemen yerine biri geliyor” dedi. Bazı Avrupalı terörle mücadele yetkilileri örgütün azalan mali gücünün yeni tur saldırıları tetikleyebileceğini belirtiyor. Hollandalı Güvenlik ve Terörle Mücadele Koordinatörü Dick Schoof, “kısa dönemde durum daha iyi olmayacak” diyor. Schoof, IŞİD’in Ortadoğu’daki kayıplarının yabancı teröristler üzerinde geri dönüş baskısı oluşturacağını da vurguluyor.

 

‘Önemli’ Tehdit

 

Schoof, tehdit seviyesini önemli olarak nitelerken, yakında bir saldırı olacağına dair özel bir belirti bulunmasa da yetkililerin Hollanda ile cihat yanlısı ağlar arasında giderek artan bağlantılar tespit ettiğini belirtti.

 

Schoof, Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) adlı düşünce kuruluşunda yaptığı açıklamada, “Her zamankinden daha şiddet yanlısılar, daha fazla radikaller. Onlar tabi ki IŞİD ve dışarda olduklarında dahil saldırmak istiyorlar” şeklinde uyarılarda bulundu.

 

Amerikalı yetkililer, koalisyon güçlerinin IŞİD’in merkezine yaklaştıkça bunu terör saldırıları şeklinde ters tepkisinin olabileceğinden endişe ediyor. Amerikan Merkez Kuvvetler Komutanı General Joseph Votel, “Irak ve Suriye’de yaşananların, bizim başkentlerimizde, Avrupa ve diğer yerlerde yansımaları oluyor. Irak ve Suriye dışında saldırılar düzenlemeye çalışacaklar ya da destek verecekler, bence bunu görmeyi bekleyebiliriz” dedi. Amerikan istihbarat yetkilileri, 120’yi aşkın ülkeden, yaklaşık 7 bini Batı’dan olmak üzere 40 binden fazla yabancı savaşçının olduğunu tahmin ediyor.

 

Sayısız Yabancı Savaşçı

 

Hollanda, ülkeden giden ve 180’inin hala Irak ve Suriye’de olduğu tahmin edilen 260 yabancı savaşçıyı yakından izliyor. Yetkililer, bu yabancı savaşçılardan bazılarının mülteci krizini Avrupa’dan Suriye’ye gitmek için kullanmış olabileceğinden endişe ediyor. Schoof’a göre, Avrupa’da bunu avantaja çeviren bazı IŞİD mensupları ve hücreleri bulunuyor. Paris’ta Kasım 2015’teki terör saldırıları ve ertesinde Brüksel’deki saldırı sonrası alınan yoğun tedbirlere rağmen Avrupalı yetkililer tetikte olmaya devam ediyor. Batılı bir diplomat Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada, “Avrupa’da bilmediğimiz hücreler var” dedi. İstihbarat yetkilileri IŞİD’in eski yabancı savaşçılar ve yeni elemanların karışımını kullanarak giderek daha “cesurlaştığından” endişe ediyor. Yetkililer, IŞİD hücrelerinin, 80’den fazla kişinin yaşamını yitirdiği Nice’deki saldırı gibi, daha az sofistike ama aynı derecede ölümcül saldırılarda da rol oynamış olabileceğini düşünüyor.

 

Bilgi Paylaşımı

 

Bu tehdide karşı, EUROPOL ve Avrupa istihbarat servisleri, Federal Soruşturma Bürosu FBI ve İç Güvenlik Bakanlığı da dahil olmak üzere Amerikalı muhataplarıyla birlikte çalışıyor. İç Güvenlik Bakanlığı’nda İstihbarat ve Analizden Sorumlu Müsteşar Francis Taylor, “anlık bilgi akışı oluşturmak istiyoruz. Ortaklarımızın bizim bildiğimiz herşeyi bilmeleri gerekiyor” dedi. Bilgi paylaşımının, yabancı savaşçılar konusunda, “mükemmel” olmasa da fark yarattığı görülüyor. CSIS’te konuşan Taylor, “Birçok durumda, elimizdeki istihbarat neticesinde kim olduklarını, neyin peşinde olduklarını biliyoruz” dedi. Yine de Amerikalı ve Avrupalı yetkililer, IŞİD’in yabancı savaşçılarının bir yol bulup ülkelerine zarar verebileceğinden endişe ediyor. Schoof, “Yerel radikal gruplarla bağlantı kurabilirler” uyarısında bulundu.


Alman Ordusunun İncirlik'e Yatırım Planı

 

Haber portalı Spiegel-Online'da yer alan habere göre, Almanya Savunma Bakanlığı İncirlik'e planlanan yatırımlar için 58 milyon euroluk bütçeye onay verdi.

 

Spiegel-Online'ın haberine göre, aylar süren tartışmaların ardından Almanya, IŞİD'e karşı mücadelede koalisyon güçlerine desteğini İncirlik Üssü'nden vermeye devam edecek. Haber portalının Almanya Savunma Bakanlığı Müsteşarı Gerd Hoofe'den alınan bilgiye dayandırılan haberde, bakanlık İncirlik'teki Alman birliklerine yönelik planlanan yatırımlar için 58 milyon euroluk bütçeyi serbest bıraktı.

 

İncirlik Üssü'nde yaklaşık 26 milyon euroya Alman ordusunun keşif uçakları Tornadolar için özel bir uçuş pisti ve askerlerin kalacağı barınaklar inşa edilmesi planlanıyor. 30 milyon euroya ise operasyonlarda kullanılacak modern geçici karargâhların yaptırılmasının öngörüldüğüne yer veriliyor.

 

Askeri kaynaklara göre, İncirlik Üssü'nde Alman birlikleri için yatırımlara acil ihtiyaç bulunuyor. Alman ordusunun İncirlik'teki misyonu başladığından bu yana uçakların ABD'ye ait pistlerde konuşlandırıldığı, askerlerin geçici yerlerde konakladığı ve keşif uçuşlarında müttefiklerden teknik destek almaya ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.

 

IŞİD'le Mücadeleye Devam

 

Haberde, Almanya'nın İncirlik Üssü'nde yapacağı yatırımların IŞİD'e karşı mücadelede Alman ordusunun İncirlik Üssü'nü kullanmaya devam edeceği anlamına geldiğine de dikkat çekildi.

 

Yatırım kararının yaz ayları başlarında alındığı ancak Alman vekillerin İncirlik ziyaretlerine izin çıkmaması üzerine başlayan gerginlik nedeniyle planın devreye sokulmadığı belirtildi.

 

İncirlik Krizi

 

Spiegel dergisi kısa süre önce de Türkiye ile ilişkilerin düzeltilmesi ve Alman milletvekillerinin İncirlik Üssü'nü ziyaret edebilmesi için hükümetin Ermeni kararıyla ilgili geri adım atacağı yönünde bir iddiaya yer vermişti. İddianın ardından hükümet karara saygı duyulması gerektiğini ve geri adım atılmayacağını açıklamıştı.

 

Türkiye, Federal Meclis'in Ermeni soykırımı kararının ardından Alman milletvekillerinin İncirlik Üssü'nü ziyaret etmesine izin vermiyor.

 

Erdoğan Suriye'de Bir 'Güvenli Bölgede' Israrlı

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan G20 Zirvesi’nde Obama ve Putin ile yaptığı görüşmelerde Suriye’de bir 'güvenli bölge' oluşturulmasında ısrarcı olduğunu belirtti. Erdoğan, uçuşa yasak bölge konusunda 'süreci çalıştırıyoruz' dedi.

 

G20 Zirvesi için gittiği Çin’de bir basın toplantısı düzenleyen Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tüm liderlerlerle yaptığı görüşmelerde Suriye'de güneyden kuzeye 95 km uzunluğunda 40 km genişliğinde bir güvenli bölge oluşturulması konusunda ısrarcı olduğunu kaydetti. Erdoğan “Zirve'de tüm dostlarımıza bu konuyu açtık. Hatta sadece o güvenli bölgede değil, değişik yerlerde bulunan Suriyeli mültecilerin iskanıyla alakalı çalışmaları yapmakta olan hükümetimiz çalışmalarına devam ediyor. Prensipte kimsenin karşı çıkmadığı bu teklifin hayata geçirilmesi konusunda” diye konuştu.

 

ABD Başkanı Barack Obama ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmelerde Suriye'de uçuşa yasak bölge konusunu teklif ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Fırat’a kadar birleştirmek suretiyle artık gerek bizde şu anda bulunan Suriyeli vatandaşlar gerekse Suriye’den iltica etmek isteyenler, kendi topraklarında huzurlu bir şekilde yaşama imkanını bulacaklar. Onlarla ilgili eğit donat ile ülkemizde eğitilmiş olan ılımlı muhalifler, oranın süratle uçuşa yasak bölge ilan edilmesi ki, Sayın Obama’ya da, Putin’e de teklifim budur, bu şekilde koalisyon güçleriyle bu sağlanabilir. Bu adımı atmanın da gayreti içindeyiz. Mutabakat halindeyiz ve süreci de böylece çalıştırıyoruz" dedi.

 

"Amacımız Kurban Bayramı Öncesi Ateşkes"

 

Suriye konusunda koalisyon güçleri ile işbirliği içerisinde olunduğu belirten Erdoğan "Rusya ile özellikle Halep bölgesinde bir işbirliğini gerçekleştiriyoruz. Çünkü bir an önce bölgede bir ateşkes ilan edilmesi için bir çalışmanın içerisindeyiz. Bu konuda gerek Amerika gerek Rusya gerekse Türkiye Dışişleri Bakanlarımız süreci çalışıyorlar. Temenni ederim ki Kurban Bayramı öncesi bu ateşkesi sağlamak suretiyle Halep halkı bütün bu bombalardan kurtulsun ve çocuklarıyla birlikte orada aylardır gıda ilaç giyim vs gibi bunlardan yoksun olarak bir yaşam mücadelesi verenlere Kızılayımız olarak yardımları ulaştıralım istiyoruz" ifadelerini kullandı.

 

'Türkiye, Mültecilere Ev Sahipliği Yapmaya Devam Edecek'

 

Mülteci sorununa da değinen Erdoğan "Batı ülkelerinin sığınmacı konusunda takındığı güvenlikçi ve ırkçı tavır utanç vericidir. Şu anda Suriye'de öldürülenlerin sayısı 600 bini geçmiştir" ifadelerini kullandı. Erdoğan, “600 bin insanın öldürüldüğü bir yerde hala katil Esed'in görevinde kalmasını, durmasını savunmak bana öyle geliyor ki insanlık adına bizler için utanç vericidir” diye konuştu.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan önümüzdeki dönemde mülteci sorununun külfet paylaşımına yönelik bir çözüm için çalışmaya devam edeceklerini kaydetti ve “Türkiye olarak yardım gelmese de bu insanlara ev sahipliği yapmaya devam edeceğiz. Bölgedeki krizler çözülmeden mülteci meselesinin de kalıcı şekilde geride kalması mümkün değildir” ifadelerine de yer verdi.

 

'Suriyeliler Cerablus Ve Çevresinde Rahatça Yaşayabilecekler'

 

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki “Fırat Kalkanı” operasyonuna ilişkin de bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’nin kuzeyindeki operasyonlarımız, Suriye’nin toprak bütünlüğüne bir müdahale değil. Cerablus bizim sınırımızdır. Aylardır bizim topraklarımıza havan atılmaktadır. Cerablus’a Cerablus’un halkı olan ılımlı muhaliflerle birlikte girdik. Şu anda Cerablus’ta DAEŞ (IŞİD) yok. Cerablus’un kendi sakinleri yerleşti. Çobanbey, Rai denilen bir bölge var. Orası da temizlendi. Bunlar Fırat’a kadar temizlenmiş durumda. Gerek bizdeki bulunan Suriyeli vatandaşlar, gerekse de iltica etmek isteyenler daha rahat bir şekilde orada yaşama imkanı bulacaklar” diye konuştu.

 

Almanya İncirlik Konusunda Uzlaşı Bekliyor

 

Federal hükümet Alman vekillerin İncirlik üssündeki Alman askerlerini ziyaretine Ankara’nın izin vermemesi konusunda yakında bir uzlaşı bekliyor.

 

Berlin'de bir açıklama yapan Federal Hükümet Sözcü Vekili Ulrike Demmer "Türk tarafının bu konuya temelde olumlu yaklaşmasından ve görüşmelerin yapıcı geçmesinden memnuniyet duyuyoruz" ifadelerini kullandı.

 

Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Martin Schäfer de Çin’deki G20 Zirvesi sırasında Başbakan Angela Merkel ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki görüşmelerin "olumlu geçtiğini" vurguladı. Sözcü Schäfer, Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ile Türk hükümetinin Avrupa Bakanı Ömer Çelik arasında Bratislava'da AB dışişleri bakanları toplantısındaki görüşmelerin de İncirlik konusundaki anlaşmazlığın yakında giderileceğine ilişkin ümitleri yeşertmiş olduğunu sözlerine ekledi.

 

Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Schäfer Alman vekillerin İncirlik hava üssünü ziyaret etmelerinin önündeki engel kaldırıldığı anda bunun “iyi ve ileri doğru atılmış doğru bir adım” olacağının da altını çizdi. Schäfer, bunun ayrıca Almanya-Türkiye ilişkilerinin en azından bu noktada bir adım ilerlediğini gösteren bir “sinyal” anlamına geleceğini de belirtti.

 

Federal Meclis'in Ermeni Soykırımı Kararı

 

Ermeni soykırımı tasarısının haziran ayında Almanya Federal Meclisi'nden geçmesinin ardından Türkiye, Alman milletvekillerinin İncirlik üssünde görev yapan Alman askerlerini ziyaretine izin vermemişti. Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Almanya Federal Meclisi’nin Ermeni soykırımı tasarısını kabul etmesinin ardından yaptığı açıklamada Almanya'nın İncirlik ziyaretinin bundan sonra atılacak adımlara bağlı olduğunu kaydetmişti. Almanya Başbakanı Angela Merkel ise Federal Meclis'in kararına saygı duyulması gerektiğini kaydetmişti.

 

Federal hükümetten geçen hafta cuma günü yapılan başka bir açıklamada da Federal Meclis'in bu kararın hukuken bağlayıcı olmadığı vurgulanmıştı. Siyasi gözlemciler Alman tarafının bu açıklamalarının anlaşmazlığı giderici sinyaller olduğuna işaret ediyorlar.

 

Alman Vekillerin Ekim Ayındaki İncirlik'e Ziyareti

 

Federal Meclis'in savunma politikaları ile ilgili milletvekilleri ekim ayının başında İncirlik'e bir ziyaret planlıyorlar. Ancak federal hükümetten henüz vekillerin seyahat takvimine ilişkin bir onay çıkmadı. Almanya Savunma Bakanlığı'ndan yapılan bir açıklamada, beklenen bu ziyaretin her zaman olduğu gibi Alman askerlerinin dış ülkelerdeki misyonları çerçevesindeki “rutin bir ziyaret” olacağını vurguladı.

 

 

http://www.turksam.org/tr/dis-basin-detay/1305-dunya-bunlari-konusuyor
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 882 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)