Dış Basın | 29 Eylül 2016

|

Dünya Bunları Konuşuyor



29.09.2016 Çin Bunları Konuşuyor

 

Çin-Rus yetkilileri Kore Yarımadası sorununu görüştü

 

Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Kong Xuanyou, dün Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Igor Morgulov ile Moskova'da yaptığı görüşmede, Kore Yarımadası sorunu hakkında fikir alışverişinde bulundu.

 

İki taraf, Kore Yarımadası'ndaki durumun son dönemde daha da karmaşık hale geldiği görüşünde. Kore Yarımadası ve Doğu Asya'daki barış ve istikrarın korunması gerektiğini vurgulayan Kong ve Morgulov, Çin ile Rusya'nın, yarımadanın durumunu kötüleştirecek girişimlere kararlılıkla karşı çıktığını ifade etti.

 

İki taraf, uluslararası toplumla birlikte Kore Yarımadası'ndaki nükleer sorununun çözümü için diyalog ve müzakerelerin yeniden başlatılması konusunda çaba göstereceklerini belirterek, ABD'nin Kore Cumhuriyeti'nde (KC) THAAD füze savunma sistemini kurmasına da karşı çıktıklarını yinelediler.

 

2016-2020 Çin İnsan Hakları Eylem Planı yayınlandı

 

2016-2020 Çin Ulusal İnsan Hakları Eylem Planı bugün başkent Beijing'de yayınlandı.

Çin Devlet Konseyi Basın Ofisi ile Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından ortaklaşa hazırlanan eylem planında, 2016-2020 döneminde Çin'in insan haklarına saygı gösterme, insan haklarını koruma ve bu alanda gelişme kaydetme konusunda hedef ve görevleri ifade edildi.

 

Eylem planı önsöz, ekonomi, toplumsal ve kültürel haklar, temel ve siyasi haklar, güçsüz kesimin hakları, insan haklarına dair eğitim ve araştırmalar, insan hakları anlaşmalarının hayata geçirilmesi ile uluslararası işbirliği, uygulama ve denetleme gibi bölümlerden oluşuyor.

 

Eylem planına göre, 2009 yılından bu yana Çin'de art arda iki dönem insan hakları eylem planı uygulandı. Çin hükümeti bu süreçte insan haklarını koruma gücünü sürekli artırarak, halkın yaşam seviyesini yükseltti, vatandaşların ekonomik, kültürel ve siyasi haklarını güvence altına aldı. Çin toplumunda insan haklarına saygı bilincinde bariz artış görülürken, insan haklarına dair uluslararası işbirliği de yoğunlaştı.

 

Eylem planında 2016-2020 yılları için konulan beş hedef şöyle sıralandı:

-Vatandaşların ekonomik, toplumsal ve kültürel haklarının kapsamlı biçimde korunarak, yaşam kalitelerinin yükseltilmesi doğrultusunda yoksulluğun giderilmesi ve kalkınmanın getirilerinden vatandaşların eşit şekilde faydalanması.

-Vatandaşlık hakları ve siyasi hakların yasalarla teminatı, bu bağlamda bireylerin adil yargı hakkının korunması ve bilgi alma hakkının geliştirilmesi

-Toplumun güçsüz kesiminin haklarının güvence altına alınması. Etnik azınlıkların yaşadığı bölgelerin kalkınmasının sağlanması, ayrımcılığın kaldırılması, nüfusun yaşlanması ve engellilerin haklarının korunması konularında etkili önlemler alınması

-İnsan hakları konusunda eğitim faaliyetlerinin derinleştirilmesi.

-Uluslararası insan hakları çalışmalarına aktif olarak katılma.

 

"Çin'e Karşı İzlenimlerimiz Tamamen Değişti"

 

"3. İpek Yolu'nda Xinjiang" etkinliğine katılan Türkiye Dışişleri Bakanı Başdanışmanı Arif Erdoğan, etkinlik aracılığıyla Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi'nde yaptığı beş günlük geziden sonra Çin'e karşı izlenimlerinin tamamen değiştiğini kaydetti.

 

Etkinlik kapsamında Türkiye'den gelen konuklar, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi'nde edindikleri izlenimleri aktardı.

 

Çin ve Xinjiang hakkında Batı kaynaklı ve gerçekleri çarpıtan haberlerden edindiği bir önyargıyla, ilk defa Çin'e geldiğini ifade eden Arif Erdoğan, Çin ekonomisi hızla gelişse de Xinjianglı vatandaşların dışa kapalı bir hayat sürdüğü, Uygurların oruç tutmak gibi bazı dini vecibelerinin hükümet tarafından yasaklandığı izlenimini taşıdığını söyledi. Erdoğan, etkinlik sayesinde Xinjiang'ın Urumçi, Turfan ve Altay bölgelerini gezdikten sonra izlenimlerinin tamamen değiştiğini belirterek, şöyle konuştu:

 

"Böyle bir olumsuz düşüncem vardı Çin'le ilgili, Çin hükümetiyle ilgili, şu anda o yok. Yani, bunun tam tersi olduğunu gördüm. Buradaki insanlara baskı değil, yardım ediliyor. Onların çocukları eğitiliyor, onlara yardım yapılıyor, onların evleri yenileniyor. Sosyal açıdan çok fakir olanlara evler verildiğini gördük. Yani Çin için benim (puanım) artı beşse, şu anda bu derecesi yükseldi, Çin'e olan sevgim ve sempatim fazlalaştı."

 

Erdoğan, Xinjiang'a geldikten sonra izlenimlerinin ne yönde değiştiğini özetledi. Gezi boyunca bölgedeki çeşitli etnik gruplara mensup vatandaşların din ve inanç özgürlüğüne sahip olduğuna tanıklık ettiklerini belirten Erdoğan, hükümetin de Xinjiang'ın yerli çocuk ve gençlerine eğitim desteğini sürekli artırdığını gözlemlediğini söyledi. Ayrıca, etnik kültür ve geleneklerin nesilden nesile devam ettirilmesi için çalışıldığına da dikkat çeken Erdoğan, Türkiye'ye döndükten sonra Türk vatandaşlarına Xinjiang'da gördüklerini ve yaşadıklarını anlatacağını dile getirdi.

 

"Müslümanların Özgürce İbadet Ettiğini Yerinde Gördük"

 

"3. İpek Yolu'nda Xinjiang" etkinliğine Afganistan, Mısır, Almanya ve Türkiye'den gelen 10'dan fazla konuk katıldı. Daily Sabah Ankara temsilcisi Ali Ünal da onlardan biri. 1987 yılında kurulan Xinjiang İlahiyat Enstitüsü'nü ziyaret eden Ali Ünal, enstitüdeki eğitmen ve öğrencilerle görüştükten sonra onlarla beraber namaz kıldı. Ünal duygularını şöyle ifade etti:

"Bugün Çin Halk Cumhuriyeti'nin Xinjiang Özerk Bölgesi'nde Uygur Müslümanlarla ve diğer Müslümanlarla birlikte Cuma namazını kıldık. Öncelikle burada olmak, bu ortamı yaşamak ve hissetmekten mutluluk duyduğumu ifade etmek isterim. İkincisi, Türkiye'de Çin'de yaşayan Müslümanlarla ilgili, Çin'de yaşayan Müslümanların koşullarıyla ilgili ciddi bir bilgi kirliliği var. Türkiye'de, Çinli Müslümanların camilere gitmesine, namaz kılmasına izin verilmediği gibi yanlış bilgiler, söylentiler var. Bu bilgilerin doğru olmadığını, Müslümanların özgürce ibadetlerini yerine getirebildiklerini burada, yerinde gördük. Bize bu imkânı veren, bu ziyareti gerçekleştiren Çin Uluslararası Radyosu'na da böylelikle teşekkür ederim."

 

"Çin'in Eğitime Verdiği Önem Ortada"

 

Türk ve yabancı konuklar etkinlik kapsamında Urumçi 66. Ortaokulu'nu ziyaret ederek, öğretmen ve öğrencilerle bir araya geldi. Okulda bazı sınıflar, Kaşgar ve Turfan başta olmak üzere Xinjiang'ın sekiz kentinden gelen etnik gruplara mensup yoksul öğrenciler için açılıyor. Bu öğrenciler, öğrenim masraflarından muaf tutulmanın yanı sıra, ücretsiz yiyecek ve konaklama imkânlarından da faydalanıyor. Öğrencilerin durumunu öğrenen Arif Erdoğan şunları söyledi:

"Çin'in eğitime verdiği önem, özellikle kırsal kesimlerden çocuklara verdiği önem ortada. Benzerleri bizim ülkemizde de var. Biz de kırsal kesimdeki öğrencileri bir merkezde topluyoruz, yani bunlar imkânı olmayan öğrenciler. Çünkü her yerde okul yapmanız çok zor, ama belli merkezlerde okulları büyüterek, oradaki imkânları yetersiz insanları oraya toplayarak, yatılı olarak, gıdasını vererek onlara eğitim vermek oldukça verimli. Urumçi 66. Ortaokulu'nda gördüğüm şey etkileyiciydi, öğrenciler çok mutluydu. Tarım kesiminden geldiğini söyleyen öğrenci vardı, Uygur olan vardı, Tacik olan vardı, Özbek olan vardı. Çoğunluğun (öğrencilerin) etnik gruplardan olduğunu gördük ve hepsi çok mutluydu. Bu okul, Çin'in başarmış olduğu, iyi bir şey. Yani, öğrencileri evlerinden küçük yaşlarda kopartıp, okulda onlara hem eğitim vermek hem de ailelerinden ayrı tutmak öğrencilerin üzgün olması için yeterli bir ortam, fakat öğrenciler mutluydu, orada da ifade ettiler kendileri.

 

"Elektronik Ticaret Hızla Gelişiyor."

 

Tarbagatay İli'ne bağlı Saven İlçesi'ndeki Shayuan adlı bir süpermarketi de ziyaret eden yabancı misafirler, elektronik ticaretin bölgede yaygınlaştırılmasına tanıklık etti. Kasım 2014'te Alibaba'nın "sektör kuşağı" modeli Xinjiang'da ilk defa bu bölgede uygulanmaya başladı. Modele göre, Saven ilçesindeki bu küçük süpermarkette satılan bölgeye özgü tarımsal ürünler, Alibaba'nın Taobao e-ticaret sitesi aracılığıyla Beijing, Shanghai gibi büyük kentler dâhil Çin'in birçok bölgesine satılıyor. Söz konusu e-ticaret modelini takdirle değerlendiren Ali Ünal düşüncelerini şu ifadelerle aktardı:

 

"Satıcılar burada kendi ürünlerini satıyorlar elektronik ticaret vasıtasıyla. Sadece bölgeye değil tüm Xinjiang'a, hatta tüm Çin'e ürünlerini ulaştırabiliyorlar. Yerel kalkınma için e-ticaret modelini Saven çok başarılı bir şekilde uyguluyor. Bu modelin hem Çin'in diğer bölgeleri için hem de dünyada diğer ülkeler tarafından yerel kalkınmanın sağlanabilmesi için örnek olarak uygulanabileceğini düşünüyorum."

 

29.09.2016 Rusya Bunları Konuşuyor

 

Rusya'dan Uçak Açıklaması: "Türkiye'de Hiçbir Şey Tesadüfen Yaşanmadı…"

 

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, 24 Kasım 2015'te Rus savaş uçağının tesadüf sonucu düşürülmediğini aylar sonra anladıklarını belirterek, "Biz ve tüm dünya, Türkiye'de nelerin döndüğünü şimdi anladık" dedi. 
Komsomolskaya Pravda gazetesine konuşan Zaharova, muhabirin "Suriye'de Rus ve NATO koalisyonu uçaklarının tesadüfen çarpışması olasılığına' dair soruyu  şöyle yanıtladı: 

"Hatırlatmak gerekir ki Türkiye'deki olay tesadüf değil, kasıtlı eylem idi. Biz ve tüm dünya Türkiye'de neler döndüğünü şimdi anladık." 15 Temmuz'daki darbe girişimine de imada bulunan Zaharova sözlerine şöyle devam etti: 
"Ben Türkiye'nin dahilinde neler yaşadığını kastediyorum. Kazanın kapağı açılınca, biz hepimiz son yıl içinde orada yaşananları, Türk yönetiminin hangi koşullarda faaliyet gösterdiğini anlamış olduk. Dolayısıyla Türkiye'de hiçbir şey tesadüfen yaşanmadı…"

 

ABD: "Suriye'deki İç Savaş Devam Ederse Rusya Şehirleri Saldırıya Uğrayabilir"

 

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, Suriye’de iç savaşın devam etmesi durumunda bazı aşırıcı grupların saldırılarını sınır ötesine taşıyabileceği ve Rusya’nın şehirlerinde dahi saldırıların olabileceği yönünde uyarıda bulundu.

 

Hürriyet'te yer alan habere göre, Kirby, günlük basın toplantısında, Suriye’de devam et iç savaşa dair değerlendirmeler yaparken, Rusya’yı uyardı. John Kirby, “Suriye’de iç savaşın devam etmesi durumunda aşırıcı gruplar Suriye’deki bu durumu istismar edebilir ve operasyonlarını genişletebilir. Hiç şüphe yok ki bu Rusya’nın menfaatleriyle çatışabilir ve Rusya şehirleri dahi bu saldırılara maruz kalabilir.” dedi. 

 

"ABD Samimiyetini Kanıtlasın"

 

Öte yandan Kirby, Suriye’de iç savaşın sona ermesi adına sorumluluğun Rusya’da olduğu şeklindeki görüşlerini yineleyerek, “Bakan Kerry sorumluluğun Rusya’da olmaya devam ettiğini ve insani yardımların gerekli bölgelere ulaşmasının sağlanması gerektiğini söyledi” diye konuştu. 

 

Rusya’nın ve Beşşar Esed rejiminin Suriye’de sivillere ve hastanelere yönelik saldırılarından derin kaygı duyduklarını belirten Kirby, “Bakan Kerry, ABD’nin ve müttefiklerinin bu durumdan Rusya’yı sorumlu tuttuğunu açıkça söyledi” ifadesini kullandı. 

Öte yandan Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mariya Zaharova, Suriye’de samimiyeti Rusya’nın değil, bölgedeki varoluş yasalarını ihlal eden ABD ve partnerlerinin kanıtlaması gerektiğini söyledi. 

 

Sputnik'in aktardığına göre,  ABD’nin ateşkes anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirten Zaharova, “Ama tüm dünyaya Suriye’de neden ilerleme kaydedilmediğini, bir yıllık çabaların neden boşa çıktığını anlatmak zorundalar. Bunun sorumlusu kimmiş? Rusya. Farklı ülkelerin temsilcileri hep aynı ifadeleri kullanıyor. Rusya, samimiyetini kanıtlamalıymış. Biz mi kanıtlamalıyız? Oraya insanlarımızı göndererek kanıtladık”dedi. 

 

Kerry'den Sert Uyarı
 

Bu arada ABD Dışişleri Bakanlığı Dışişleri Bakanı John Kerry‘nin Rus mevkidaşı Sergey Lavrov’u telefonla arayarak Rusya ile Suriye görüşmelerini sona erdirebileceği uyarısında bulunduğunu duyurdu. Kerry’nin ayrıca Halep’te devam eden kara harekatının derhal durdurulması için Rus tarafına çağrı yaptığı da açıklandı. Haberi Deutsche Welle duyurdu.


Geçen hafta sonunda ABD ile Rusya arasında üzerinde anlaşılan ateşkes devam ederken Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a bağlı silahlı kuvvetlerin Halep‘e müdahalesi ile ateşkes fiilen sona ermişti. Suriye Ordusu ile Rusya'nın kısmen muhalif güçlerin kontrolündeki Halep’te başlattığı geniş çaplı kara harekatı tüm şiddetiyle devam ediyor. Son birkaç gün içinde 260 kişinin öldüğü, kentin merkezinde bulunan muhalif güçlerin elindeki bir mahallenin rejim güçlerinin kontrolüne geçtiği bildirildi. 
Ateşkesin yeniden canlandırılması için ABD ile Rusya arasında son günlerde devam eden görüşmeler ise sonuçsuz kalmıştı.   


Bu arada Fransa Halep’te ateşkes ilan edilmesi için BM’den karar çıkartılmasını istedi. Fransa Ulusal Meclisi’nde konuşan Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Marc Ayrault, „Ateşkes yönünde oy kullanmayanlar savaş suçuna iştirak etme riskini üstlenmiş oluyorlar“ diyerek BM’den mutlaka karar çıkması yönünde görüş bildirdi. Ayrault Halep’teki son duruma ilişkin olarak da „Tüm görünen o ki Suriye rejimi Rusya ve İran'ın da yardımıyla kendi halkına karşı topyekün bir savaşa girişmiş bulunuyor“ ifadelerini kullandı.

 

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon da Halep’te iki hastanenin bombardımanlara hedef olmasını sert bir dille eleştirerek kınadı ve bunun bir „savaş suçu“ olduğunun altını çizdi. BM Güvenlik Konseyi’nde Halep’teki durumu anlatan Ban, „Bir mezbahayı düşünün, oradaki durum ondan daha kötü. Saldırıya uğrayan hastanelerde kimi insanların uzuvları kopmuş, ateşten başını kaldıramayan çocuklar korku içinde“ diye konuştu. 


BM Genel Sekreteri „Gittikçe daha yıkıcı silahlar kullananlar ne yaptıklarının tam olarak bilincindeler, savaş suçu işliyorlar. Hastanelere saldırılar Suriye’deki tıp mensuplarına savaş açmak anlamına geliyor. Ancak uluslararası hukuk, tıp kuruluşlarının, yardım sevkiyatlarının ve tıbbi personelin kesinkes saldırılar dışında bırakılmasını net bir biçimde düzenliyor. İster sivil ister savaşan kişiler, yaralı ve hastalara kesinkes zarar gelmemesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.   

Hastaneler bombardıman sonucu işlevsiz hale geldi


Halep'te durumun gittikçe daha dramatik bir hale geldiği yönünde haberler de artıyor. Kliniklerin yaralıları tedavi etmede büyük zorluk çektikleri bildiriliyor. Suriye rejimi karşıtları hükümete bağlı güçlerin hastaneleri savaş taktiği olarak hedef aldığı suçlamasını yöneltiyorlar. Halep'te isyancıların elindeki bir bölgede bulunan iki hastaneye saldırı düzenlenmesi üzerine hastanenin işlevsiz duruma geldiği duyuruldu.

 

29.09.2016 İngiltere Bunları Konuşuyor

 

OPEC Üretimi Azaltma Kararı Aldı, Petrol Fiyatları Yükseldi

 

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC), 8 yıl aradan sonra ilk kez üretimi azaltma kararı aldı. Kararın ardından petrol fiyatları yükseldi.Cezayir'de yapılan OPEC toplantısının ardından bir açıklama yapan İran Petrol Bakanı BijanZanganeh, "OPEC bugün istisnai bir karar verdi" dedi. Piyasaların aşırı doygunluk yaşamasına yönelik korkuları azaltmak isteyen OPEC üyesi ülkelerin, az miktarda bir kesinti üzerinde uzlaştıkları belirtildi. Kararın ayrıntıları ise Kasım ayında yapılacak OPEC toplantısına dek açıklanmayacak.

 

ABD Kongresi İlk Kez Obama'nın Vetosunu Tanımadı

 

ABD Kongresi, Başkan Barack Obama'nın 11 Eylül saldırıları kurbanlarının Suudi yetkililere dava açmasına izin veren yasa tasarısına koyduğu vetoyu hükümsüz kıldı. Obama'nın başkanlığı süresince hükümsüz kılınan ilk vetoda Senato 97'ye karşı bir, Temsilciler Meclisi ise 348'e karşı 77 oy kullandı ve böylece tasarı, başkanın vetosuna karşın yasalaştı. Tasarıyla, diğer ülkeleri Amerikan mahkemelerindeki davalardan koruyan 1976 tarihli yasada değişiklik yapıldı ve kurban yakınlarına 11 Eylül saldırılarında rol oynadığından şüphelenilen Suudi hükümeti yetkililerine dava açma hakkı verildi.

 

ABD'de Bir Genç Babasını Öldürüp İlkokula Saldırdı

ABD'nin Güney Karolina eyaletinde bir genç, babasını öldürdükten sonra yakındaki bir ilkokula saldırıp, iki öğrenciyi ve bir öğretmeni yaraladı. Saldırıda bir erkek çocuğunun bacağından, diğerinin ise ayağından yaralandığı açıklandı. Polis, öğretmenin ise omzundan yara aldığını bildirdi. Yetkililer, olayın "terör eylemi ya da ırkçı bir saldırı" olduğuna dair bir kanıt bulunmadığını söyledi.

 

ABD'den Rusya'ya Halep Bombardımanı Uyarısı

 

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Rus mevkidaşı SergeiLavrov'a, Rus savaş uçaklarının Halep'te gerçekleştirdiği hava saldırılarını durdurmaması halinde "Washington'ın Suriye ile ateşkes müzakerelerinin durduracağı" uyarısı yaptı.

 

ABD'li yetkililer, Dışişleri Bakanlığı'nın ABD ve Rusya'nın "ikili müzakerelerinin sonlandırılması için hazırlık yaptığını" açıkladı. Dışişleri Bakanı Kerry, Lavrov ile bugün yaptığı telefon görüşmesinde Rus mevkidaşına müzakere süreciyle ilgili mesajlar verdi. Kerry, Lavrov'a Suriye'nin gittikçe kötüleşen durumuyla ilgili "yoğun endişeleri olduğunu" söyledi. Washington ayrıca, bu durumdan "Rusya'nın sorumlu olduğunu" belirtti. ABD, bu mesaj ile Rusya'ya, "Halep'teki saldırılarını bir an önce durdurması ve düşmanlığın sona erdirilmesine yönelik düzeni yeniden sağlaması" çağrısı yaptı.

 

Geçen hafta ateşkesin çökmesinden bu yana Halep kentinde yoğun hava saldırıları düzenleniyor.

 

Yeni Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Seçimiyle İlgili Haberlerde

 

Financial Times, AB Komisyonu'nun bütçeden sorumlu üyesi Kristalina Georgieva'nın BM Genel Sekreterliğine aday olduğunu yazıyor. Georgieva "Diğer adayların bir yılda yaptığını ben bir haftada yapmak zorundayım" diyor. Gazete BM üyeleri arasında yapılan ve bağlayıcı olmayan beş tur oylamada, eski Portekiz Başbakanı AntonioGuterres'in dokuz aday arasında önde gittiğini yazıyor.

 

Bu değişiklikte kısmen, Başbakan Angela Merkel gibi merkez sağ gelenekten gelen Georgieva'yı tercih eden Berlin'in etkisi olduğu belirtiliyor.

Ancak Almanya'nın Çin'deki G20 toplantısında Rusya lideri Vladimir Putin'den bizzat destek istemesine karşın, Georgieva'nın Moskova'nın desteğini kazanmakta zorlandığı yazılıyor

 

 Sudan Hükümeti Darfur’da Kimyasal Silah Kullanmakla Suçlanıyor

 

Onlarca çocuğun kendi ülkeleri tarafından atılan kimyasal silahlar sonucu hayatını kaybettiği iddia ediliyor. Amnesty International, ölen 200 kişi arasında çocuklar olduğunu belirtti ve saldırılarda kullanılan silahların kullanımının Ocak ayından beri yasak olduğunun altını çizdi. Saldırıda “zehirli duman”dan etkilenenlerin kan kustukları, nefes almakta zorlandıkları ve derilerinin soyulduğu söyleniyor. Sudan hükümeti ise iddiaların gerçek dışı olduğunu söyledi.

 

Brexit Görüşmeleri Vergi Mükellefleri İçin Milyonlarca Sterline Mal Olabilir

Hükümet Raporları Enstitüsü’ne göre Brexit sonrası AB ve İngiliz yetkililer arasındaki görüşmelerin ileriye alınması, zaman ve para israfına yol açıyor.

Bakanlar arasında Brexit görüşmelerini kontrol altına alma çabası, zaman ve para kaybına yol açıyor. Bunun, vergi mükelleflerine milyonlarca pounda mal olacağı söyleniyor. İngiltere hükümetinin görüşmeleri yürütmek için ayrıca 500 yeni kamu görevlisi işe almak durumunda olduğu, bu görüşmelerin toplam maliyetinin şu an için 65 milyon Sterline yaklaştığı belirtiliyor.

 

Corbyn, İşçi Partili Milletvekillerini ‘Hendek Savaşını’ Bitirmeye Çağırdı

Birleşik Krallık’ta İşçi Partisi lideri JeremyCorbyn, partisinin milletvekillerini aralarındaki ‘hendek savaşı’nı bitirmeye ve Britanya için partilerinin sosyalist vizyonunu desteklemeye çağırdı. Corbyn, bu sosyalist vizyonun; belediyelerin daha fazla ödenek alabilmesi, büyük şirketler için vergileri arttırarak eğitim ücretlerinin düşürülmesi ve Arabistan’a silah satışının durdurulması için gerekli olduğunun altını çizdi.

 

29.09.2016 Almanya Bunları Konuşuyor

 

MGK'dan OHAL'i Uzatma Tavsiyesi

 

Türkiye’de düzenlenen Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonrası, 21 Temmuz’da başlatılan Olağanüstü Hal’in uzatılması tavsiye edildi.

Türkiye'de çarşamba günü Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu sonrası yapılan yazılı açıklamada, OHAL'in uzatılması tavsiye edildi.

 

Beştepe'de düzenlenen MGK toplantısına, Başbakan Binali Yıldırım’ın yanı sıra Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, kuvvet komutanları ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Yaşar Güler’in katıldığı bildirildi.

 

MGK sonrası yapılan açıklamada, "Demokrasimizin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanmasının devamlılığını sağlamak amacıyla olağanüstü halin uzatılması tavsiyesinde bulunulması kararlaştırılmıştır” ifadeleri kullanıldı.

 

Toplantı sonrası yapılan yazılı açıklamada ayrıca başarısızlıkla sonuçlanan darbe girişiminin düzenlendiği 15 Temmuz'un "Demokrasi ve Özgürlükler Günü” ilan edilmesi tavsiye edildi.

 

KHK Kapsamında 10 Kanal Kapatıldı

 

Türkiye'de Olağanüstü Hal kapsamında çıkarılan 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile aralarında Hayatın Sesi, Azadi TV, Jiyan TV, Van TV, TV10, Denge TV ve Zarok TV'nin de bulunduğu 10 televizyon ve radyonun yayını duruduruldu. Kurumlar, KHK kapsamında resmi bilgilendirme yapılmadan, yayın yaptıkları TÜRKSAT uydusundan çıkarıldı. Yayınların, Başbakanlık emri ile durdurulduğu bildirildi. Hayatın Sesi TV, internet üzerinden yayın yapmaya devam ediyor.

 

Türkiye'de Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz'daki darbe girişimi sonrası 21 Temmuz'da OHAL ilan edildiğini duyurmuştu. Darbe girişimi sonrasında başlatılan soruşturmalar kapsamında ülke genelinde 32 bin kişi tutuklandı. Olağanüstü Hal'in süresi 3 ay olarak belirlenirken, gerekirse sürenin uzatılacağı da belirtilmişti.

 

AB Komisyonu Türkiye Anlaşmasından Memnun

 

AB Komisyonu Türkiye ile imzalanan mülteci mutabakatı konusunda ara bilanço çıkarttı. Anlaşmanın olumlu etkilerine dikkat çeken Komisyon, vize serbestisi kriterlerinden 7'sinin ise henüz yerine getirilmediğini açıkladı.

 

AB Komisyonu Türkiye ile imzaladığı mülteci anlaşmasından çıkarttığı ara bilançoda insan kaçakçısı şebekelerin faaliyetinin çökertildiğine dikkat çekiliyor. AB Komisyonunun Göç, İçişleri ve Vatandaşlıktan Sorumlu Üyesi Dimitris Avramopoulos, AB ile Türkiye arasında varılan mülteci mutabakatının "somut olumlu sonuçlarına" vurgu yaptı. Komisyon’un yayımladığı raporda Türkiye’den Avrupa’ya gelen mültecilerin sayısının günde bin 700’den ortalama 85’e gerilediği belirtildi.

 

Ancak Yunan mülteci kriz masasının verdiği bilgiye göre Yunanistan‘ın Midilli, İstanköy, Sakız, Leros ve Sisam adalarında halen yaklaşık 14 bin mültecinin bulunduğu kaydediliyor.  

 

Türkiye'ye Şimdiye Kadar 578 Mülteci Geri Gönderildi

 

Geçen mart ayında AB ile AB ile Türkiye arasında varılan mülteci mutabakatına göre Türkiye üzerinden Yunan adalarına yasadışı yollardan geçen ve Yunanistan'da iltica başvurusunda bulunmayan veya iltica başvurusu reddedilen sığınmacılar Türkiye’ye geri gönderiliyor. Türkiye’nin kabul ettiği her bir Suriyeli mülteci karşılığında Türkiye’nin de ülkedeki bir Suriyeli mülteciyi yasal yoldan AB ülkelerine göndermesi öngörülüyor. AB bu birebir takas mekanizması çerçevesinde 72 bin Suriyeli mülteciyi kabul etmeye hazır olduğunu açıklamıştı. Anlaşma çerçevesinde Türkiye’ye şimdiye kadar toplam 578 mültecinin geri gönderildiği kaydedildi. Türkiye'den AB'ye kabul edilen Suriyelilerinin sayısının ise 1614 olduğu açıklandı.

 

Vize Serbestisi İçin 7 Kriter Henüz Yerine Getirilmedi

 

AB Komisyonu mülteci anlaşması karşılığında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına Schengen bölgesinde serbest dolaşımlarını mümkün kılacak vize serbestisi konusunda ise hâlâ sorunlar olduğuna dikkat çekti. Komisyon vize serbestisi tanınması için ön koşul olarak sunulan kriterlerden 7'sinin Türkiye tarafından henüz yerine getirilmediğini açıkladı.

 

AB'nin değişmesini istediği yasalar arasında terörle mücadele yasaları başı çekiyor. AB Komisyonu ve Avrupa hukuk uzmanlarının görüşüne göre bu yasaya dayanılarak Türkiye'deki gazeteciler ve farklı görüşteki insanların takibatı gündeme gelebiliyor. Türkiye hükümeti ise 15 temmuz darbe girişiminden sonra terörle mücaedele yasalarında bir değişikliğe gitmenin söz konusu olmadığına işaret ediyor. AB Komisyonu'na göre yerine getirilmeyen diğer kriterleri ise yolsuzlukla mücadele önlemlerinin alınması, adli soruşturma süreçleri ve suçluların iadesi konularında işbirliği yapılması, Eruopol ile operasyonel işbirliği anlaşması yapılması, kişisel verilerin korunmasına yönelik düzenlemelerin AB standartlarına uygun hale getirilmesi, AB standartlarına uyumlu biyometrik pasaportalrın çıkartılması ve Geri Kabul Anlaşması'nın tüm hükümlerinin hayata geçirilmesi olarak sıraladı.

 

AB Ülkelerine Dağıtımda İvme

 

AB Komisyonu Yunanistan ve İtalya'daki mültecilerin AB ülkelerine dağılımının eylül ayında önemli bir ivme kaydettiğini de duyurdu. Eylül ayının sonu itibarıyla mültecilerin ilk ayak bastıkları iki ülke olan Yunanistan ve İtalya'dan toplam bin 202 mülteci adayının AB ülkeleri arasında paylaştırıldığı ve bunun bir ayda erişilen en yüksek rakamı gösterdiği kaydedildi. Ancak yine de istenilen daha yüksek sayıdaki hedeflere ulaşılamadığı da vurgulandı.

 

Rapor: Malezya Uçağını Düşüren Füze Rus Yapımı

 

Uluslararası uzmanlar, iki yıl önce Ukrayna’nın doğusunda Malezya Havayollarına ait MH17 sefer sayılı uçağı düşüren Buk füzesinin Rus yapımı olduğunu teyit etti. Ancak Rusya uzun süredir yöneltilen iddiaları reddediyor.

 

Hollanda Savcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında Uluslararası Araştırma Komisyonu bugün Nieuwegein'de Malezya uçağının düşürülmesine ilişkin ara raporunu açıkladı. Rapora göre 17 Temmuz  2014'te Ukrayna'nın doğusunda Malezya uçağının düşürülmesinden Rusya sorumlu. Soruşturmayı yürüten uluslararası uzmanlar, Amsterdam-Kuala Lumpur seferini yapan uçağın Rusya'ya ait Buk füzesiyle düşürüldüğünü açıkladı.

 

Füze Rampası Rusya'ya Taşındı

 

Uzmanlara göre MH17 sefer sayılı uçağı düşüren füze Moskova yanlısı ayrılıkçıların bulunduğu bölgeden ateşlendi ve füzenin fırlatıldığı rampa da yeniden Rusya'ya taşındı. Uydu fotoğraflarının incelenmesi ve gizli servislerin paylaştığı bilgiler doğrultusunda rapor sonucuna ulaşıldığı bildirildi. Uçağı düşürenlere ilişkin şüphelileri açıklamayan Hollanda Savcılığı, henüz incelemelerin tamamlanmamasını gerekçe gösterdi.     

 

Rusya Ukrayna'yı Suçluyor

 

Moskova ise uçağın düşürülmesinde herhangi bir sorumlulukları bulunmadığını belirterek suçu Ukrayna'ya attı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in sözcüsü Dmitri Peskow, yeni Rus radar kayıtlarının füzenin Moskova yanlısı ayrılıkçıların bulunduğu bölgeden fırlatılmadığını ortaya koyduğunu savundu. Rus sözcü çürütülemeyecek delillere sahip olduklarını öne sürdü.

 

Önce Ölenlerin Yakınları Bilgilendirildi

 

17 Temmuz 2014'te düşürülen Malezya Havayolları'na ait uçakta bulunan 298 kişi yaşamını yitirmişti. Ölenlerin yakınları bu sabah soruşturmanın ilk sonuçları hakkında bilgilendirildiler. Cezai soruşturmada Malezya, Ukrayna, Belçika ve Hollanda işbirliği yapıyor. En çok Hollanda vatandaşının ölmesi sebebiyle soruşturmayı Hollanda Savcılığı yürütüyor.    

2015 Ekimi'nde yapılan teknik incelemeler sonucunda da uçağın Rus yapımı Buk füzesiyle vurulduğu tespit edilmişti.

 

 

29.09.2016  İran Bunları Konuşuyor

 

İsviçre İle İran Arasında Nükleer Güvenlik Anlaşması

 

İsviçre ile İran arasında nükleer güvenlik işbirliği anlaşması imzalandığı bildirildi.

İsviçre haber ajansı Swissinfo'nun haberine göre, anlaşma İsviçre Federal Nükleer Güvenlik Dairesi (ENSI) ile İran Nükleer Düzenleme Kurumu (INRA) arasında imzalandı.

 

Nükleer güvenlik anlaşmasıyla iki ülkenin düzenleyici kurumları arasında gelecekte işbirliğinin artırılmasının hedeflendiği ve ENSI'nın İran'ın sivil amaçlı nükleer tesislerinde güvenliğin artırılmasına yönelik katkı sağlayacağı belirtildi.

 

ENSI Genel Müdürü Hans Wanner konuyla ilgili yaptığı açıklamada, yapılan anlaşmayla Avrupa'daki uluslarası güvenlik düzenlemelerine ilişkin tecrübelerin INRA'ya aktarılacağını ifade ederek, "Anlaşma bölgedeki nükleer güvenliğin gelişmesine de katkıda bulunacak." dedi.

 

Wanner, İsviçre Konfederasyon Başkanı Johann Schneider-Ammann'ın İran'ın başkenti Tahran'a yaptığı ziyarette de yer almıştı.

Ocak ayında ABD ve Avrupa Birliği, İran'ın nükleer programına yönelik yapılan anlaşmanın ardından bu ülkeye uygulanan yaptırımları kaldırmıştı.

 

Rüzgar Enerjisinde İran'a Türkiye Modeli

 

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Altunyaldız, İranlıların, Türk müteşebbislerle birlikte bir rüzgâr platformu oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.

 

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Ziya Altunyaldız, İranlıların, Türk müteşebbislerle birlikte bir rüzgar platformu oluşturmayı hedeflediklerini ve gerekli ekipmanı da Türkiye'den temin etmek istediklerini açıkladı.

 

"Hamburg Rüzgar Enerjisi ve Teknolojileri Fuarı" kapsamında Almanya'da İranlı heyetle görüştüklerini ifade eden Altunyaldız, "İran'ın petrol ve doğalgazı var ancak tüm dünya yenilenebilir enerji kaynaklarına doğru ciddi bir yönelim içinde. Yenilenebilir enerjiye yönelik yatırım maliyetleri süratle inerken, İran dahil hiçbir ülke bunun dışında kalmak istemiyor." dedi.

 

İran Rüzgar Enerjisi Birliği Başkanı Dr. Hashem Oraee de rüzgar enerjisi konusunda kendileri için güzel bir örnek teşkil eden Türkiye ile ortak model oluşturmayı önerdiklerini söyledi.

Oraee, Türkiye'nin bu alandaki tecrübe ve teknolojisiyle İran'ın rüzgar potansiyelini dünyaya tanıtmak istediklerini belirtti.

 

İran İle Yakın Diyalog

 

Yurtdışından İran’a dönüşünde Türkiye’ye gayri resmi ziyarette bulunan Zarif, dün Başbakan Yıldırım tarafından Çankaya Köşkü’nde kabul edildi. Başbakanlık kaynaklarından edinilen bilgiye göre Yıldırım, İran ile köklü ilişkilere dikkat çekerek, “İkili işbirliğimizin geliştirilmesi konusunun Hükümet programında yer aldığını” da söyledi.

 

Yıldırım, nisanda cumhurbaşkanlarının eşbaşkanlığında Ankara’da gerçekleştirilen Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Üçüncü Toplantısı’nda somut adımlar atılması kararını anımsattı. Yıldırım, bu bağlamda “enerji, ikili ticaret, ulaştırma ve taşımacılık gibi alanlarda işbirliğini Türkiye’nin daha da ileri bir seviyeye taşımayı arzuladığını” kaydetti. Zarif de İran olarak Türkiye ile yakın siyasi diyalogu sürdürme ve her alandaki ilişkilerimizi geliştirme konusunda kendilerinin de aynı iradeyi paylaştıklarını belirtti.

 

Görüşmede, ikili konuların yanı sıra Suriye başta olmak üzere bölgesel gelişmeler de ele alındığı ifade edildi.

 

Zarif, dün Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile de görüştü. Bakanlık makamında gerçekleşen görüşmede, ikili ilişkiler ve bölgesel konular ele alındı.

 

29.09.2016 Suriye Bunları Konuşuyor

 

Halep’in Doğusunda Sadece Altı Sağlık Tesisi Kaldı

 

Suriye’nin doğusunda muhaliflerin kontrolundaki bölgeye yönelik rejim güçlerinin top atışları ve hava saldırıları ekmek dağıtım yeri yakınlarıyle iki hastaneyi vurdu. Saldırılarıda en az 7 kişi hayatını kaybetti, bir sağlık merkezi tamamen kullanılamaz hale geldi.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, ekmek dağıtım merkezi yakınında 6 kişinin yaşamını yitirdiğini kaydetti.

 

Hastanelerden birinde çalışan Aref el Aref, rejim güçlerinin top atışının ekmek dağıtım merkezi yakınını vurduğunu, yaralılar hastaneye getirilirken de top atışlarından birinin acil servise isabet ettiğini ve yaralılardan birinin öldüğünü söyledi.

 

El-Aref, top atışının hasara neden olduğunu, bazı bölümlerin servis dışı kaldığını ve 3 hastane çalışanının da yaralandığını kaydetti.

 

Havaalanı yakınına yapılan bir başka hava saldırısı bölgedeki elektrik ve su bağlantılarını kesti. Halep’in doğusundaki 8 hastaneden en büyüğünün başındaki isim Muhammed Ebu Receb yoğun bakım bölümünün en fazla etkilenen bölüm olduğunu söyledi.

 

Hastaların bir başka tesise taşındığını belirten Ebu Receb hastanenin su ve yakıt deposunun da isabet aldığını söyledi.

 

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi M10 hastanesine yakın bölgenin Çarşamba sabahından itibaren savaş uçakları ve helikopterlerin saldırısına maruz kaldığını bildiriyor.

 

Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü söz konusu iki tesisin hizmet veremediğini açıkladı. Bu, Halep’te çalışır durumda 6 hastane kaldığı anlamına geliyor. Sadece 3 hastane acil servis hizmeti verebiliyor. Suriye ve Rusya muhaliflerin kontrolündeki bölgelerdeki sağlık tesislerini vurmakla suçlanıyor.

 

Suriye’de Hasar Gören Kültürel Miras Belgeleniyor

 

Dış güçlere hizmet eden ve Suriye’de tarih, kültür, insan, ekonomi, altyapı ve her şeyi hedef alan teröristlerin Homs Kentinden bertaraf edilmeden önce tarihi evler ve kültürel mirasa verdikleri hasarın tespit edilmesi ve onarım olanaklarının incelenmesi amacıyla Homs İl Arkeoloji Müdürlüğü bu hasarı belgeleme çalışmaları başlattı.

 

İl Arkeoloji Müdürü Hüsam Hamiş, korunması ve bir kısmının onarılması amacıyla 82 binanın çalışmalar kapsamına alındığını açıkladı. Hamiş halk gelenekleri müzesi olarak kullanılan Zehravi Sarayına ilaveten Homs’ta Arkeolojik Araştırmalar Merkezi olması için hazırlanan Müfit Emin Evinin de temizlik ve bakım çalışmaları yapılması planlandığını ifade etti.

 

Vakıflar Bakanlığı ile koordinasyon içinde Halit Bin Velit Camiinde de bir kısım onarım çalışmalarının yapılacağını söyleyen Hamiş, camiin minare ve cephe inşaat çalışmalarının tamamladığına işaret etti.

 

ABD Koalisyonu 2 Köprüyü İmha Etti

 

IŞİD’e karşı mücadele iddiası altında Suriye’de altyapı ve hizmet kurumlarına yönelik saldırılarını sürdüren ABD komutasındaki uluslar arası koalisyon güçleri Deyrezzor kırsalında Fırat Nehri üzerinde iki önemli köprüyü bombaladı.

 

SANA’nın Deyrezzor muhabiri Deyrezzor kırsalında Fırat nehrinin iki yakasını birbirinden ayırma amacıyla koalisyon uçaklarının Meyadin Köprüsünü havaya uçurmaları ardından birkaç saat sonra Aşara Köprüsünü de imha ettiklerini aktardı.

 

IŞİD’e karşı savaştığı bir yana kalsın, dünya halklarına karşı en büyük tehlikeyi teşkil eden bu radikal örgüte desteği ve koordinasyonu kanıtlarla deşifre edilen koalisyon güçleri daha önce de Halep, Rakka ve Deyrezzor illerinin muhtelif bölgelerinde, hastane, okul, elektrik santralleri ve daha muhtelif hizmet altyapısını imha etmişti. 17 Eylül tarihinde ise IŞİD’e karşı en etkin ve ciddi savaş yürüten Suriye ordusunun da Deyrezzor kırsalındaki bir mevkiinin yanı sıra daha önce de Halep kırsalı Menbic Kentinde yüzlerce sivil insanın hayatına mal olan bir yerleşim alanını bombalamıştı.

 

 

http://www.turksam.org/tr/dis-basin-detay/1316-dunya-bunlari-konusuyor
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 1336 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)