Dış Basın | 06 Ekim 2016

|

Dünya Bunları Konuşuyor



6 Ekim 2016 İngiltere Bunları Konuşuyor

 

May’den Değişim Sinyali

 

Guardian, İngiltere Başbakanı Theresa May'in, Muhafazakâr Parti kongresindeki konuşmasında yaptığı 'değişim' vurgusunu ön plana çıkarıyor.

 

May'in selefi David Cameron'un izlediği politikada değişiklik yapıp, partinin önceliğini 'bireysellikten' toplumla daha çok bütünleşmeye kaydırmayı istediğine dikkat çekiliyor.

 

Gazete, May'in "popülist konuşmasında" Cameron'u "tarihe gömdüğü" yorumunu yapıyor.

May'in konuşmasında Haziran ayındaki referandumda halkın Avrupa Birliği'nden çıkılması yönünde karar vermesini "sessiz bir devrim" olarak nitelediği vurgulanıyor.

 

Times gazetesi de May'in İşçi Partili seçmenin oylarını hedeflediğini yazıyor. Gazete İngiltere'nin büyük şirketlerine "işlevsiz" suçlaması yönelten May'in konuşmasının "alışılmadık derecede müdahaleci" olduğunu yazıyor.

 

AB'den 18 yaş hediyesi: Bedava tren bileti

 

Guardian'da yer alan haberde, Avrupa Birliği'nin 18 yaşına giren vatandaşlarına doğum günü hediyesi olarak, Schengen bölgesinde geçerli tren bileti vermeyi planladığı belirtiliyor.

Avrupalı parlamenterlerin birçoğunun, AB içindeki birlik duygusunu güçlendireceği düşüncesiyle, girişime destek verdiği belirtiliyor.

 

Schengen bölgesindeki trenleri sınırsız kullanma imkanı sağlayan Interrail biletleri aylık 479 euro.

Tasarının hayata geçmesi AB'ye yaklaşık 3 milyar euro'ya malolabilir.

 

Brexit’in Ekonomiye Etkileri

 

İngiltere Başbakanı Theresa May'in, Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılma sürecini Mart ayı sonuna kadar başlatacağını açıklamasının İngiliz ekonomisine etkileri, İngiliz gazetelerinin öne çıkan başlıkları arasında.

 

Financial Times, "May'in sert açıklamasının" ardından sterlin üzerinde oluşan baskıyla birlikte İngiltere'nin, döviz kuru baz alınarak yapılan ekonomik güçler sıralamasında Fransa'nın gerisine düştüğüne dikkat çekiyor.

 

İngiltere Başbakanı, Maliye, Dışişleri ve Brexit'ten görevli bakanların hepsinin, Avrupa Birliği ile "iyi bir anlaşma yaparak" ayrılma sözü verdikleri, bu sözü verirken İngiltere'nin dünyanın en büyük 5. ekonomisi olmasına güvendikleri belirtiliyor.

 

BM'nin Yeni Genel Sekreteri Antonio Guterres

 

Eski Portekiz Başbakanı Antonio Guterres Birleşmiş Milletler'in yeni genel sekreteri olacak.

BM Güvenlik Konseyi'nde 10 aday arasında yapılan altıncı oylamada, konseyin beş daimi üyesi de Guterres'e karşı çıkmadı. Böylece yarınki resmi oylama bir formaliteye dönüştü.

Diplomatlar, daimi üyelerin farklı renklerde oy pusulaları kullandığı oylamada Guterres'in 13 kabul ve iki "fikrim yok" oyu aldığını söyledi.

 

Son kararı BM Genel Kurulu verecek ve yeni genel sekreterin görev süresi yeni yılın başında başlayacak.

 

Irak Başbakanı Haydar El İbadi'den Türkiye'ye 'Bölgesel Savaş' Uyarısı

 

Irak Başbakanı Haydar El İbadi, Türkiye'nin Irak'ta asker bulundurmasının "bölgesel bir savaşa" yol açabileceği uyarısında bulundu.

 

Haydar El İbadi, "Türk tarafından pek çok kez Irak'ın işlerine karışmamalarını istedik. Türklerin macerasının bölgesel bir savaşa dönüşmesinden korkuyorum" dedi.

 

Irak Devlet Televizyonu'nda yayımlanan açıklamasında, "Türk liderlerinin tutumları kabul edilemez" ifadesini kullanan El İbadi, Türk ordusuyla karşı karşıya gelmek istemediklerini söyledi.

 

Dün akşam Irak Meclisi Türkiye'nin Musul'a bağlı Başika'daki askeri varlığını kabul etmediğini açıklayan ve Türk askerlerini "işgalci güçler" olarak nitelendiren bir açıklama yapmış, Dışişleri Bakanlığı Irak Meclisi'ni kınamıştı.

 

06.10.2016 Amerika Bunları Konuşuyor

 

Alman Milletvekilleri İncirlik’te

 

Voice Of America’nın haberine göre; Almanya Federal Meclisi’nin, 1915 Olayları’nı soykırım olarak kabul eden tasarıyı 2 Haziran’da onaylamasıyla, üç ay boyunca İncirlik Üssü’nü ziyaretlerine izin verilmeyen Alman parlamenterler, bugün üssü ziyaret etti.

 

19 Eylül’de Bakanlar Kurulu’nda engelleme kararının kaldırılmasının ardından hareket geçen Alman vekiller, Almanya'ya ait askeri uçakla üsse geldi. Almanya Federal Parlamento Savunma Komisyonu'nun 7 üyesi Ankara temaslarının ardından geldikleri İncirlik’te, Alman askerleriyle biraraya geldi. Hıristiyan Birlik Partisi'nden Prof. Karl A. Lamers, Ingo Gaedechens, Florian Hahn, Sosyal Demokrat Parti'den Rainer Arnold, Dr. Karl Heinz Brunner, Sol Parti'den Dr. Alexander S. Neu ve Yeşiller Partisi'nden Agnieszka Brugger'in yer aldığı heyet, Alman askerleriyle basına kapalı görüşme gerçekleştirdi. Milletvekilleri Alman askerleri ile çalışma şartları ve IŞİD ile mücadele konularında bilgi aldı. Ziyaret sırasında üstte bulunan Alman savaş uçaklarının da iniş ve kalkış yapması dikkat çekti.

 

Almanya Federal Cumhuriyeti Federal Meclis Savunma Komisyonu üyeleri, yaklaşık 5 saat kaldıkları İncirlik Üssü'nden ayrıldı. IŞİD ile mücadele eden uluslararası koalisyonun üyelerinden olan Almanya, Ocak ayında İncirlik Üssü'ne Tornado tipi keşif uçakları ve bir tanker uçak konuşlandırmıştı.

 

Halep’te Durum Gün Geçtikçe Kötüleşiyor

 

Voice Of America’nın haberine göre; Birleşmiş Milletler, Halep’teki 275 bin kişinin yarısının kenti terketmek istediğini belirtti. Kentte gıdanın tükenmekte olduğu ve insanların yakıt için plastikleri yakmaya başladığı belirtiliyor.

 

Birleşmiş Milletler, gıda fiyatlarının yükseldiğini ve tükenmek üzere olduğunu belirtti. Birleşmiş Milletler, annelerin açlıklarını gidermek, çocuklarına gıda ayırabilmek için ya midelerini bağladığı ya da fazla miktarda su içtiğine dair bilgiler geldiğini belirtti.

 

Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Dairesi’nden yapılan açıklamada, ”Halep’in doğusunda halkın yüzde 50’sinin bölgeyi terketmek istediği” kaydedildi. Diğer yüzde 50’sinin ne düşündüğü ise belirtilmedi.

 

Amerika ve diğer Batılı ülkeler Moskova ve Şam’ın hedef gözetmeksizin sivilleri, hastaneleri ve yardım görevlilerini hedef alarak savaş suçu işlediğini belirtiyor. Suriye ve Rusya ise sadece militanları hedef aldıklarını kaydediyor.

 

BM’nin Yeni Genel Sekreteri Antonio Guterres Oldu

 

Voice Of America’nın haberine göre; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, daha önce Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) görevinde bulunan eski Portekiz Başbakanı Antonio Guterres'in, yeni BM Genel Sekreteri seçilmesi konusunda uzlaşma sağladı, resmi oylamanın güvenlik konseyinde bugün yapılacağı açıklandı.

 

Guterres’in genel sekreterliği konusunda uzlaşıldığı yolundaki açıklama Rusya’nın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Vitaly Churkin tarafından ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Samantha Power ve diğer güvenlik konseyi üyesi ülkelerin temsilcileri eşliğinde yapıldı. Churkin, Guterres'in yeni genel sekreter seçilmesinden duyduğu memnuniyeti belirtti.

Guterres, daha önce yapılan altı ayrı teamül oylamasından birinci olarak çıkmıştı. Genel Kurulda yapılacak oylamanın ardından Guterres, görevine 1 Ocak 2017’de başlayacak.

 

ABD Dışişleri Bakanlığı: ‘Türkiye’nin Irak’taki Rolü Bağdat Hükümetiyle Koordine Edilmeli’

 

Voice Of America’nın haberine göre; ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, Türkiye’nin Irak’taki rolünün Bağdat hükümetiyle koordine edilmesinin önem taşıdığını, Irak’ın tüm komşularının bu ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı göstermesi gerektiğini söyledi.

 

Toner, günlük basın brifinginde, Türkiye’nin Irak’taki askeri varlığına Irak hükümeti ve meclisinden gelen tepkiler ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun konuyla ilgili açıklamalarına ilişkin soruları da yanıtladı.

 

“Daha önce de söylediğimiz gibi, genel anlamda, Irak’ın tüm komşuları Irak’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeli” diyen Toner, IŞİD karşıtı küresel koalisyonun Irak’taki faaliyetlerinde bunun temel bir önem taşıdığını ve tüm ortaklardan bu şekilde davranmalarını beklediklerini belirtti.

 

Toner, ”Musul (operasyonu) ve gelecekteki operasyonlar hakkında Türkiye, Irak, sahadaki diğer güçler, Kürt güçlerle olan diyaloğumuzun bir parçası koordinasyon ve hepimizin aynı hedefe odaklandığından, herkesin Musul’un özgürleştirilmesi ve DAEŞ’in Irak’tan atılması hedefini başarmak için güçlü koordinasyon halinde çalıştığından emin olmak” diye konuştu.

 

06.10.2016 İran Bunları Konuşuyor

 

Cumhurbaşkanı Ruhani Vietnam'da

 

IRNA’nın haberine göre; İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani bugün Vietnam yetkilileriyle görüşmek üzere bu ülkenin başkenti Hanoi'ya geldi.

Ruhani Güneydoğu Asya turunun ilk durağı olarak siyasi ve ekonomik heyet başkanlığında Vietnam'ın başkenti Hanoi havaalanına indi.

Hanoi havaalanında Vietnam ve İran Büyükelçiliği yetkilileri Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'yi karşıladı.

 

Ruhani yarın Vietnam Cumhurbaşkanlığı Saray'ında Cumhurbaşkanı Chan Dai Guang tarafından resmi törenle karşılanacak, ardından baş başa ve heyetler arası görüşmelere geçilecek.

 

Tarafların anlaşması durumunda ziyarette anlaşmaların imzalanması bekleniliyor.

Dışişleri, Ziraat ve Kalkınma, Sanayi- Maden ve Ticaret bakanları ve Merkez Bankası Başkanı bu ziyarette Ruhani'ye eşlik ediyor.

 

Laricani: İran, Bölgede Tekfirci Fitneyi Söndürmek Peşinde

 

IRNA’nın haberine göre; İslami Şura Meclis Başkanı Ali Laricani,İran’ın bölgede tekfirci fitneyi söndürmek istediğini fakat ABD ve Siyonist rejimin bölgedeki krizleri alevlendirmek istediklerini söyledi.

 

Laricani bugün yaptığı açıklamada, Müslümanların günümüzde Vahhabi teröristlerden muzdarip olduklarını bu teröristlerin hunharca Müslümanları öldürdüklerini ve ABD ile Siyonistlerin bunlardan mutluluk duyduklarını söyledi.

 

ABD ve İsrail’in verdikleri yalan sloganların aksine terörizmle mücadelede bir iradeye sahip olmadıklarını ifade eden Laricani, onların kendi menfaatlerine zarar gelmemesi için çok ince bir politika izlediklerini ifade etti.

 

Laricani, ‘’Siyonist rejim tarafından düzenlenen Herzliya Konferansı’na katılan Amerikalı bir üst düzey yetkili, İsrail’in güvende olduğunu belirterek bunun bölgedeki ülkelerin boğuştukları çatışmalardan kaynaklandığını söyledi ve bu ABD ve İsrail’in hiç bir zaman teröristlerle mücadele etmek gibi niyetleri olmadığını göstermekte’’ dedi.

 

Laricani, ‘’ Aynı konferansta bir İsrail emniyet yetkilisi de İsrail’in şu anki konumunun emniyet açısından çok iyi olduğunu ve bunu korumak gerektiğini belirterek, IŞİD’in dağılması halinde Nusra Cephesi’yle derhal birtakım bağlantılar kurulması gerektiğini ifade etmiştir’’ dedi.

 

Laricani, İnkılap Rehberi Ayetullah Hamanei’nin geçen günlerde, ‘’Biz ve ABD’nin bölge konularındaki stratejileri tam bir tezat içinde’’ dediklerini hatırlatarak, Siyonist ve ABD yetkilileri diline getirilen sözlerin de Ayetullah Hamenei’nin sözlerinin gerçekliğinin göstergesi olduğunu söyledi.

 

Kasım: BM Genel Sekreterinin İnsan Hakları Raporu İran Açısından İtibarsızdır

 

IRNA’nın haberine göre; İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Behram Kasımi, BM Genel Sekreterinin İran’da İnsan Hakları raporunun İran açısından itibarsız olduğunu söyledi.

 

Kasımi yaptığı açıklamada, ‘’Rapor, zalimce, adaletsiz ve tamamen siyasi içerikler doğrultusunda bir karar doğrultusunda ve belli hedeflerle düzenlenmştir’’ dedi.

 

Kasımi,’’Bu rapor İran’a baskı uygulamak için ve bazı ülkelerin siyasi maksatları doğrultusunda İran aleyhine düzenlenmiştir ve bundan dolayı itibar ve değer taşımamaktadır’’ diye konuştu.

 

Kasımi raporda kullanılan temelsiz, dayanaksız ve itibarsız kaynaklardan temin edilen bilgilerin raporun diğer bir noksanlığı olduğunu belirterek raporun İran’da İnsan Hakları ile ilgili, tek yanlı, adaletsiz ve yanlış bilgiler vermekte ve tarafsız, adaletli ve gerçeklere dayalı bir analizin yapılma fırsatını kaçırdığını söyledi.

 

İran’ın İnsan Hakları konusundaki elde ettiği ilerlemelerin raporda göz ardı edilmesinin üzücü olduğunu ifade eden Kasımi, Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın birçok noktasında, bazı ülkelerin zalimce savaşlarından kaynaklanan çok kötü ve feci şartlar hüküm sürürken, ülkelerin insan hakları durumuna yönelik çifte standart siyasetlerin uygulanması ve Yemen gibi bir ülkede masum çocuklar ve kadınların katliamına göz yumulmasının uluslararası camianın BM'ye olan güvenini kaybettirdiğini belirtti.

 

IMF, İran Merkez Bankasının Mali Ve Parasal Reformlarının Övgüye Layık Olduğunu Bildirdi

 

IRNA’nın haberine göre; İMF, İran Merkez Bankasının Mali ve Parasal reformlarının övgüye layık olduğunu, İran ekonomisinin 2016 ve 2017 yıllarında gelişmekte olduğunu ve enflasyon rakamının tek haneli olduğunu bildirdi.

 

IMF yayınladığı raporda Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) uygulanması sonrası İran Gayrı Safi Milli Hasılanın 2016 yılının ilk yarısında artış gösterdiğini, petrol üretimi ve ihracatının hızlı şekilde ambargolar öncesi döneme geldiğini ve tarım, otomotiv, ticaret ve ulaştırma hizmetlerinde gelişmeler olduğunu bildirdi.

 

İran’ın gelişme hızının 2016 ve 2017 yıllarında en az 4.5 olacağını öngören IMF, uygulanan programlarla enflasyon rakamının bu sene ve gelecek sene 9.2’ye düşeceğini ifade etti.

IMF, para politikalarının İran’da düzenlendiğini, terörizmin mali kaynakları ile mücadele kanunlarının onaylandığını ve hükümetin mali sistemlerin güvenliğini arttırma taahhüdünde bulunduğunu ve buna benzer uygulamaların yapıldığını ve yapılmakta olduğunu belirtti.

 

06.10.2016'da Rusya Bunları Konuşuyor

 

Zaharova: Kerry, Suriye İçin Elinden Geleni Yaptı Ama Başarılı Olamadı

 

Sputnik'e göre; Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin ülkesinin konumunu Rusya’yla yakınlaştırmak ve Suriye’de çıkış yolu bulmak için elinden geleni yaptığını ama başarılı olamadığını söyledi.

Rossiya 1 televizyonuna açıklama yapan Zaharova, “Size net olarak şunu söyleyebilirim, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, çıkış yolunu bulmak, konumları yakınlaştırmaya çalışmak ve anlaşmaları hayata geçirmek için gerçekten de her türlü çabayı sarf etti ve bu işe yüreğini koydu. Bu net. Rusya Dışişleri Bakanlığı’nda bu biliniyor, ABD’de de biliniyor” dedi. Rus diplomat, “Maalesef ABD Dışişleri Bakanlığı, Suriye çözümünü bir kazanım olarak tarihe yazdıramadı” diye ekledi.

 

'ABD, Kınama Taslağındaki Nusra Bölümlerini Sildi':  Birleşmiş Milletler’deki ABD heyetinin, Rusya’nın Şam Büyükelçiliği’ne saldırıyı kınayan karar taslağında El Nusra’yla ilgili her şeyi sildiğini belirten Zaharova, “Rusya’nın Suriye Büyükelçiliği ile ilgili her şeyin Batılı mevkidaşlarımız tarafından bloke edildiğini defalarca gördük. Onlar, bu saldırıları terörist eylem olarak görmüyor” ifadelerini kullandı.

 

Vizesiz AB İçin Yeni Formül

 

Sputnik'e göre; Türkiye ile AB vize serbestisi için eksik kalan 5 kriterden 4’ünün yerine getirilmesi için anlaştı. Terör yasalarında değişikliğe ilişkin kriter üzerindeki anlaşmazlık 'dürüst arabulucu' yöntemiyle çözülecek.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Avrupa Birliği'ne (AB) vize restinin ardından 72 kriterden kalan 5'iyle ilgili hazırlanan yeni yol haritasının ayrıntılarına ulaşıldı. HaberTürk'ün aktardığına göre, Dişişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun "Beş kriterden dördünün yerine getirilmesi için anlaştık" sözlerinin detayları arasında, Avrupa Konseyi'ni 'dürüst arabulucu' olarak masaya çekmek de var. Türkiye ile AB, vize serbestisi ve geri kabul anlaşmasını eşzamanlı yürürlüğe koyma konusunda anlaşmıştı. Bunun için ilk olarak ekim ayı kararlaştırılmıştı ancak daha sonra öne çekilerek haziran ayına alınmıştı. Türkiye'nin PKK ile mücadelesi ve sonrasında yaşanan 15 Temmuz darbe girişiminin de etkisiyle, belirlenen tarihler tutturulamadı. Avrupa Komisyonu'nun özellikle terörün tanımının değiştirilmesi ve daha dar kapsamlı bir düzenleme talebi Türkiye tarafından reddedilmiş ve iki tarafı adeta bir yol ayrımına getirmişti.

 

ABD, PYD'nin  Suriye'de  Federasyon Girişimine Karşı

 

Sputnik'e göre; PYD'nin Suriye'nin kuzeyinde kontrolünde tuttuğu bölgelerde federasyon kurma isteğini desteklemediklerini açıklayan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Toner, Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunduklarını ifade etti.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, günlük basın toplantısında PYD’nin Suriye’de federasyon kurulmasına ilişkin bu hafta sonu düzenlemeyi planladığı konferansa ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toner, Suriye’nin geleceğine Suriye halkı tarafından karar verilmesi gerektiğini belirterek, ülkenin toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini vurguladı. BMGK'nın 2254 no'lu kararı gereğince Suriye’nin geleceğine ilişkin kararların Suriye halkı tarafından alınmasını desteklediklerini söyleyen Toner, "BMGK’nın bu kararı Cenevre Bildirisi'ne bağlı olarak Suriye’nin geleceğinin Suriye halkı tarafından tayin edilmesini öngörüyor. Daha açık bir şekilde anlatmak gerekirse, biz Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasını ve Suriye’de bütün grupları kapsayan demokratik bir yapının sağlanmasını destekliyoruz" dedi. Suriye’deki bütün tarafların BM kararları bağlamında birlikte çalışması gerektiğini kaydeden Toner, "Herhangi bir grubun kalkıp kendi sınırlarını ve sistemini fiili bir durum yaratarak sağlamasını istemiyoruz" diye konuştu.
 

06 Ekim 2016 Almanya Bunları Konuşuyor

 

Türk Hükümeti Alman Vekillerle Görüşmedi

 

Alman milletvekilleri İncirlik Hava Üssü’nü ziyaret etti. Böylelikle Türkiye ile Almanya arasında gerilime yol açan sorunlardan biri aşılmış oldu. Ancak heyetin Türk hükümet yetkilileri ile görüşemediği öğrenildi.

 

Türk hükümet yetkililerinin Alman Meclisi Savunma Komisyonu ile görüşmeyi reddettiği öğrenildi. Alman Haber Ajansı dpa’nın heyet üyelerinden aldığı bilgiye göre randevu verilmemesine herhangi bir neden gösterilmedi. Heyet başkanı Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partili Karl Lamers, randevu verilmemesini sakin karşıladı. Lamers, "Türk parlamenterlerle dün yaptığımız görüşme çok iyi geçti, buzların eridiğine çok memnunuz” dedi. Alman Meclisi Savunma Komisyonu’ndan yedi kişilik heyet salı günü Ankara’da Türk parlamenterlerle bir araya gelmişti.

 

Heyet Çarşamba günü de Adana’daki İncirlik Hava Üssü’nde görev yapan Alman birliğini ziyaret etti. Alman Meclisi'nde grubu bulunan bütün partilerin temsil edildiği heyetin İncirlik Üssü’nde Alman askerlerini ziyaret ederek, koşulları hakkında bilgi aldı. İncirlik Üssü’nde IŞİD’e karşı verilen uluslararası mücadeleye destek için yaklaşık 250 Alman askeri görev yapıyor. Alman birliği 6 adet Tornado tipi keşif uçağı ve bir yakıt ikmal uçağı ile müttefiklere destek sağlıyor. Heyetin Sosyal Demokrat Partili temsilcisi Rainer Arnold, AFP haber ajansına yaptığı açıklamada, askerlerin kaldığı kışlaların bazılarında koşulların “kabul edilemez” olduğunu söyledi. Arnold, bu nedenle de en kısa zamanda yeni kışlaların yapılması gerektiğini ifade etti. Arnold, Alman askerlerinin İncirlik Üssü’nde konuşlandırılmış diğer ülkelerin askerleri özellikle de Türk meslektaşlarıyla işbirliğinin “iyi” olduğunu belirtti.

 

Ziyaretin İki Ülke İlişkileri Açısından Önemi

 

Ziyaret Alman birliğinin koşulları hakkında bilgi alınmasının yanı sıra Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkiler açısından da önem taşıyordu. Zira Haziran ayının başında Alman Meclisi’nin Ermeni soykırımını tanıyan karar tasarısını kabul etmesinin ardından Türkiye Alman milletvekillerinin İncirlik Üssü’nü ziyaretine izin vermemişti. Ancak Eylül ayının başında Alman hükümetinin kararın hukuki bağlayıcılığının olmadığını açıklamasının ardından Ankara ziyaret izni vermişti.

 

Sosyal Demokat Partili Rainer Arnold, Alman vekillerin Türkiye ziyareti ile “iki ülke arasında esen soğuk rüzgârın giderilmesine biraz olsun katkı sağladıkları izleniminde” olduğunu dile getirdi. Artık şimdi sadece savunma politikasında değil tüm alanlarda ilişkilerin rutine dönmesi için çaba gösterilmesi gerektiğine işaret eden Arnold, bu rutinin kritik konularda karşılıklı konuşabilmeyi de içerdiğini söyledi.

 

Alman milletvekillerinin İncirlik Üssü’nü ziyareti ile bu konuda aylardır süren gerginlik sona erdi. Ancak Sosyal Demokrat Parti (SPD) bu ziyaretin tek seferlik olmaması konusunda uyarıda bulundu. Sosyal Demokrat Partili Christine Lambrecht Alman vekillerinin istedikleri zaman Alman askerlerini ziyaret edebilmesi gerektiğini ifade etti. Lambrecht, Alman Meclisi tarafından askerlerin görev süresinin uzatılmasının tek koşulunun bu olduğunu söyledi. İncirlik Üssü’nde konuşlandırılan Alman birliğinin görev süresi Aralık ayının sonunda bitiyor. Görev süresinin uzatılabilmesi için Alman Meclisi’nin onayı gerekiyor.

 

‘Darbe Mahkemeleri’ İçin Geri Sayım

 

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında tutuklananların sayısı 31 bini aşarken, gözler şimdi ‘darbe mahkemeleri’nin nasıl kurulacağına çevrildi. Dava dosyalarının savunma avukatlarından gizlenmesi ise eleştiri konusu.

 

Türkiye’yi şoka uğratan 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden yaklaşık 3 ay geçti. Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, bu süre zarfında darbe ile ilişkisi olduğu iddia edilen 70 binin üzerine şüpheliye işlem yapılırken,  31 bin 48 şüpheli tutuklandı. Şimdi ise gözler, 15 Temmuz davanın nasıl görüleceğine kilitlenmiş durumda. Son günlerde gerek Başbakan Binali Yıldırım gerekse Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, ‘darbe mahkemeleri’nin yapısına dair açıklamalar yapsa da, hukukçular evrensel yargılama standartlarına göre pek çok konunun hala belirsiz olduğu görüşünde.

 

Tutuklu Sayısı 30 Bini Aştı

 

Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün açıkladığı verilere göre, darbe girişiminden bugüne kadar tutuklanan 31 binin üzerindeki şüpheliler içerisinde askerinden polisine, hakiminden savcısına, rektöründen belediye başkanına ve gazetecisinden yazarına toplumun tüm kesimlerine yayılmış isimler bulunuyor. Darbeye karıştıkları gerekçesi ile tutuklanan askerlerin sayısı 6 bin 488’i bulurken, bu askerlerin 2’si orgeneral, 10’u korgeneral ve 30’u da tümgeneral seviyesinde. Öte yandan 2 bin 385 hakim ve savcı, 629 emniyet müdürü ile 154 vali ve kaymakam da ‘darbecilik’ suçlamasıyla yargılanacaklar arasında. Dün ise ülke genelinde 12 bin 800 polis, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında açığa alındı.

 

Muhalif Medya Hedefte

 

Bu arada geçen günlerde 3 ay daha uzatılan OHAL uygulaması sırasında hükümete muhalif medya organlarına karşı yürütülen operasyonlar da giderek artıyor. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) verilerine göre, OHAL döneminde 45 gazete, 24 radyo, 18 TV, 15 dergi, 29 yayınevi ve 3 haber ajansı kapatıldı. 100’ün üzerinde gazeteci gözaltına alınırken, 37 gazeteci ise tutuklandı. Son olarak dün sol eğilimli İMC TV ve Hayatın Sesi radyosuna yönelik gerçekleştirilen polis operasyonları, darbecilere karşı yürütülen operasyonların sol muhalefete kayacağının işareti olarak değerlendirildi. Peki, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında gerçekleştirilen bu kitlesel tutuklamalar, yargıya nasıl taşınacak? Darbe mahkemeleri nasıl işleyecek?

 

Özel Mahkeme Kurulacak Mı?

 

Geçen ay Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) 15 Temmuz davası için Ankara, İzmir ve İstanbul'da ‘terör mahkemeleri’ kurması gündeme gelmişti. Hatta HSYK’nın bu doğrultuda bir yetki kararnamesi hazırladığına ilişkin duyumlar basında yer almıştı. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise “Darbeciler için özel mahkeme mi kurulacak?” şeklindeki sorulara karşılık, "Özel mahkemeye gerek yok, darbe teşebbüsünde bulunanları hangi mahkemelerin yargılayacağı belli" açıklaması yapmıştı. Bozdağ, öte yandan onbinlerce sanıklı dava için dev duruşma salonları inşa edeceklerini de dile getirmişti. Bu kapsamda Sincan Cezaevi Kampüsü’nde duruşma salonu inşası devam ediyor. 900 kişi kapasiteli olarak planlanan duruşma salonunun kısa süre içinde tamamlanması bekleniyor.

 

Yıldırım: Yargılama Süratle Yapılacak

 

Son olarak dün Meclis Grup Toplantısı’nda ‘darbe mahkemeleri’ konusunda değinen Başbakan Binali Yıldırım ise yargılamanın süratle gerçekleştirileceğini söyledi. Birçok savcı ve hâkimin açığa alınması veya tutuklanmasının ardından mahkemenin iş yükününün azaltılması için çalışmalar yapıldığını da vurgulayan Yıldırım, "Yargılama sürelerini kısaltmanın yolları var. İhtisas mahkemeleri kurulacak. Uzlaşma mekanizması getirilecek. Bazı konularda mahkemeye gitmeden orada uzlaşacaklar, helalleşip gidecekler” diye konuştu.

DW Türkçe'ye konuşan hukukçulara göre ise, 30 binin üzerinde tutuklunun bulunduğu ve onbinlerce insanın da hala gözaltında olduğu bir davanın kısa sürede sonuçlandırılması pek kolay değil. Son dönemde hükümet çevrelerinde dile getirilen ‘özel mahkeme kurulsun' önerisi ise, evrensel hukuk standartları açısından kabul edilemez bulunuyor.

 

“Savunma Tarafı, Dava Dosyasını Göremiyor”

 

Avukat Ergin Cinmen’e göre, henüz darbe soruşturmasını yürüten savcılar bile mahkemelerin bu davayı nasıl ele alacağı konusunda bilgisiz durumda. “Dev tek bir dava mı açılacak yoksa yereldeki mahkemeler de görev yapacak mı, bilmiyoruz” diyen Cinmen, Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre 15 Temmuz’a özel bir mahkeme kurmanın hukuken mümkün olmadığına dikkat çekiyor. Mevcut durumda savcılık tarafından gözaltında veya tutuklu bulunanların soruşturmaları için uyguladığı gizlilik kararının da hukuka aykırı olduğunu vurgulayan Cinmen, “Müdafi, neyle suçlandığını ve bu suç iddiasına yönelik kanıtları öğrenemiyor. Sanık avukatlarına verilmeyen bilgiler, bir bakıyoruz hükümete yakın medyada çarşaf çarşaf yayınlanıyor” diye konuşuyor.

 

“Dava En Az 5 Yıl Sürebilir”

 

Yaklaşık 2 haftadır tutuklu bulunan gazeteciler Mehmet Altan ve Ahmet Altan’ın da avukatlığını yapan Ergin Cinmen, savunma avukatı olarak dava dosyasını incelemesinin engellendiğini belirtiyor. Türkiye’nin 15 Temmuz sonrasında hukuk açısından çok kötü bir sınav verdiğini dile getiren Cinmen, “Gelişmeler gösteriyor ki, bu hukuksuzluk devam edecek. Bu kadar sanık ve dağınık suçlama ile 15 Temmuz davalarının en azından 5 yıl süreceğini tahmin ediyoruz” diyor.

 

Öte yandan çok sanıklı davaların adil yargılama açısından barındırdığı tehlikeler de bir başka tartışma konusu. Avukat Turgut Kazan, onbinlerce kişinin aynı anda yargılanmasının adalet duygusu ile bağdaşmayan sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Her bir kişinin durumunun hakim tarafından tek tek ele alınmasının daha doğru olduğunu ifade eden Kazan, “Beşyüz hatta bin sanıklı bir davada sadece at izi it izine değil, bütün izler birbirine karışır” değerlendirmesinde bulunuyor.

 

TSK'da 540 Personel Daha Görevden Uzaklaştırıldı

 

15 Temmuz darbe girişimi sonrası başlatılan soruşturma kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri'nde 540 personel daha görevden uzaklaştırıldı.

 

Türkiye'de, darbe girişimi sonrası yürütülen soruşturma kapsamında yeniden TSK personeli görevden uzaklaştırıldı. Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, "FETÖ soruşturması kapsamında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'ndan 113, Hava Kuvvetleri Komutanlığı'ndan 427 askeri personel, geçici olarak görevlerinden uzaklaştırılmıştır. Görevden uzaklaştırılan askeri personelin 368'i subay" şeklinde konuştu. Milli Savunma Bakanı Işık, soruşturma kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri'nden toplam 3 bin 699 askeri personelin ihraç edildiğini kaydetti.

 

Hakimler Ve Savcılar Yüksek Kurulu'nda İhraç

 

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) da darbe girişimi sonrası başlatılan operasyon kapsamında 66 hakim savcının daha meslekten ihraç edildiğini açıkladı. Anadolu ajansının haberine göre açıklama, HSYK Başkanvekili Mehmet Yılmaz tarafından yapıldı. Yılmaz'ın, "Bylock bizim en güçlü delilimiz. Bylock'un örgüt elemanları dışında başkaları tarafından kullanılabilen bir program olmadığı net. Bylock kullandığı belirlenenler arasında, Danıştay, Yargıtay üyeleri de var, eski HSYK üyesi de var" dediği bildirildi. Mehmet Yılmaz, ihraç edilen hakim ve savcı sayısının son ihraç kararıyla 3 bin 456 olduğunu aktardı. Bylock kullandığı belirlenen hakim-savcı sayısının şu anda bin 800 civarında olduğunu dile getiren Yılmaz'ın bu konudaki incelemenin de sürdüğünü belirttiğine yer verildi.

 

 

 

http://www.turksam.org/tr/dis-basin-detay/1319-dunya-bunlari-konusuyor
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 819 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)