Dış Basın | 12 Temmuz 2017

|

Dünya Bunları Konuşuyor



12 Temmuz 2017'de dünyada konuşulan güncel gelişmelerin ana başlıkları...

 

ABD Bülteni

 

ABD Pasifik’te Füze Savunma Sistemini Denedi

 

Amerika balistik füze savunma sistemini test etti. Sistemin Pasifik Okyanusu üzerinde havada seyreden bir füzeyi başarıyla vurduğu belirtildi.

ABD ordusu, Kuzey Kore’nin iki hafta önce Amerikan topraklarına ulaşma potansiyeline sahip bir kıtalararası balistik füzeyi başarıyla denemesinin yarattığı tehdide karşı savunma sistemlerini güçlendirme gayreti yürütüyor.

Amerikan Füze Savunma Dairesi yaptığı açıklamada, Hawaii adalarının kuzeyinde bir savaş uçağından balistik füze fırlatıldığını, Alaska eyaletinde orduya ait Yüksek İrtifa Bölge Hava Savunma (THAAD) sisteminin füzeyi “tespit ettiğini, izlediğini ve vurduğunu” duyurdu.

Deneme, ABD’nin, kısa menzilli füzelere göre daha hızlı ve hedef alması daha zor olan orta menzilli bir balistik füzeyi vurmak için THAAD sistemini kullandığı ilk girişim oldu.

Dairenin açıklamasında, “THAAD’ın orta menzilli bir füzeye karşı başarıyla uygulanması, Kuzey Kore ve dünyadaki diğer ülkelerin gelişim halindeki füze tehditlerine karşı ülkenin (ABD’nin) savunma kapasitesini güçlendiriyor ve daha geniş ölçekte stratejik caydırıcılık yapısına katkıda bulunuyor” denildi.

Deneme, Kuzey Kore’nin son füze denemesinin ardından daha da aciliyet kazandı. Uzmanlar, Pyongyang’ın denediği füzenin Alaska’ya erişebilecek menzile sahip olduğunu belirtiyor. Kuzey Kore, BM yaptırımlarına rağmen, nükleer silahlar geliştirmeye devam ediyor ve silahlarının kapasitesini geliştirmek için çok sayıda füze denemesi yaptı.

Füze Savunma Dairesi Direktörü Korgeneral Sam Greaves, “Hükümet ve bugünkü denemeyi icra eden, Lockheed Martin öncülüğündeki yüklenici ekiple ne kadar gurur duysam azdır. Bu deneme THAAD silah sisteminin kabiliyetlerini ve balistik füze tehditlerini durdurup yok etmede sahip olduğu yetenekleri bir kez daha gözler önüne seriyor. THAAD, halkımızı, konuşlanmış güçleri ve müttefikleri gerçek ve büyüyen bir tehditten korumaya devam ediyor” dedi.

ABD’nin Guam’da da THAAD sistemi bulunuyor ve bu yıl da Güney Kore’ye konuşlandırmaya başladı.

Çin ise Güney Kore’ye THAAD sistemine kurulmasına itiraz ediyor, sistemin güçlü radarının bölgenin stratejik güç dengesini bozma riskini beraberinde getirdiğini savunuyor.

 

Haberin Linki İçin:

https://www.amerikaninsesi.com/a/abd-pasifik-te-fuze-savunma-sistemini-denedi/3938079.html

Erişim Tarihi:12.07.2017

 

Dört Ülkeden ABD Katar Mutabakatına Yanıt!

 

Katar'a ambargo başlatan Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn, Doha yönetimine sundukları taleplerin tamamı yerine getirilinceye kadar uygulamalarının süreceğini açıkladı.

Katar'a tavır alan 4 ülke tarafından yayımlanan ortak bildiride, "Katar makamları terörle mücadele ile bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasını kapsayan adil taleplerimizin tamamını yerine getirinceye kadar hâlihazırdaki uygulamalarımız devam edecek." ifadesine yer verildi. 
Bildiride, ABD'nin terör ve buna finansman desteği sağlanmasıyla mücadeledeki rolü ve kaynağı ne olursa olsun, ABD-Arap ve İslam Ülkeleri Zirvesi'nde sağlam bir ortaklığın, ayrıca terör ve aşırılığa karşı uluslararası net bir tavrın oluştuğu aktarıldı.

Katar ile ABD arasında terörizmin finansmanının önlenmesine yönelik dün imzalanan mutabakat zaptının, 4 ülkenin uzun zamandır Katar'dan "teröre desteğini kesmesi" çerçevesinde defalarca bildirdiği talep ve baskılarının bir neticesi olduğu belirtilen bildiride, "Bu adım yetersiz. Katar makamlarının terörün desteklenmesi, buna kucak açılması ve finanse edilmesiyle mücadeledeki ciddiyeti yakından izlenecek." değerlendirmesi yapıldı.

Bildiride, Doha yönetiminin "terörü desteklediği, finanse ettiği, aşırılık yanlılarına kucak açtığı, nefret söylemini yaygınlaştırdığı ve diğer ülkelerinin içişlerine müdahale ettiği" öne sürüldü. Katar aleyhindeki uygulamaların bu nedenlere dayandığı ifade edilen bildiride, Doha yönetiminin buna tam anlamıyla son vermesi ve adil, yasal talepleri yerine getirmesi gerektiğine değinildi.

Ambargo uygulayan ülkelerin, Katar'ı 2013 Riyad Anlaşması ile 2014'teki tamamlayıcı anlaşmayı ihlal etmekle de suçladığı bildiride, Katar makamlarının sonuncusu 2013 Riyad Anlaşması olmak üzere tüm anlaşmaları ve yükümlülükleri bozmayı alışkanlık haline getirdiği iddia edildi.

Bildiride, 4 ülkenin Katar'a ambargo uygulamasına gösterdiği gerekçelerin yanı sıra bu ülkenin "ciddiyetini doğrulayacak sıkı bir denetim olmaksızın mevcut siyasetine bağlı olarak vereceği taahhütlere güvenilemeyeceği" kaydedildi.

Ambargo uygulayan ülkelerin dışişleri bakanları ile ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'ın Körfez krizi kapsamında bugün Suudi Arabistan'ın Cidde kentinde bir araya gelmesi bekleniyor.

Katar Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile ABD'li mevkidaşı Rex Tillerson'ın dün Katar'ın başkenti Doha'da bir araya gelerek, terörizmin finansmanının önlenmesine yönelik mutabakat zaptı imzaladığı bildirilmişti.

 

Haberin Linki İçin:

http://www.hurriyet.com.tr/dort-ulkeden-abd-katar-mutabakatina-yanit-40517202

Erişim Tarihi:12.07.2017

 

ABD'den SDG Garantisi: Katılmayacaklar

 

ABD, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) DEAŞ ile mücadele koalisyonu toplantısına katılmayacağı garantisini verdi.

ABD, terör örgütü PKK'nın Suriye uzantısı PYD/YPG'nin başını çektiği Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) DEAŞ karşıtı koalisyon toplantısına katılmayacağını açıkladı.

 

Haberin Linki İçin:

http://www.cnnturk.com/son-dakika-abdden-sdg-garantisi-katilmayacaklar

Erişim Tarihi:12.07.2017

 

Trump Jr, Rus Avukatla Yaptığı Görüşmeye İlişkin e-Postalarını Yayınladı

 

ABD Başkanı Trump’ın oğlu Donald Trump Jr, Rus avukatla yaptığı görüşmeyi ayarlayan yayıncı Goldstone’la aralarında geçen e-posta yazışmalarını Twitter’dan yayınladı. Trump Jr, görüşmeden babasını haberdar etmeye gerek görmediğini de söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın büyük oğlu Donald Trump Jr, Rus avukat Natalia Veselnitskaya ile gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin spekülasyonlara, görüşmeyi ayarlayan yayıncı Rob Goldstone’la yaptığı elektronik posta yazışmalarını yayınlayarak yanıt verdi.

E-postaların dökümlerini dört parça halinde Twitter’dan yayınlayan Trump Jr, bir de yazılı açıklama metni paylaştı. Açıklamada, Veselnitskaya ile görüşmesinin 9 Haziran’da gerçekleştiği, Goldstone’la konuya ilgili ilk yazışmasını ise 3 Haziran’da yaptığını belirtti.

Veselnitskaya’nın resmi görevde olmadığının altını çizen Trump Jr, “Söylediği gibi bize sağlayacağı hiçbir bilgi yoktu ve evlat edinme politikası ile Magnitsky Yasası hakkında konuşmak istiyordu” ifadelerini kullandı.

Trump Jr, yazışmaların dökümünü yayınladıktan sonra da Fox News’e konuştu. Buluşmanın önemli olmadığını belirten Trump Jr, “Ortaya iddialar atılmasaydı buluşmayı hatırlamazdım bile” diye konuştu. Avukatla yaptığı görüşme için “Kaybedilmiş 20 dakika” diyen Trump Jr, babasına buluşmadan bahsetme gereği duymadığını da sözlerine ekledi.

 

Haberin Linki İçin:

https://tr.sputniknews.com/abd/201707121029237721-donald-trump-jr-natalia-veselnitskaya-gorusme-elektronik-posta/

Erişim Tarihi:12.07.2017

 

ABD Başkanı Trump'tan, Musul İçin İbadi'ye Tebrik Telefonu

 

ABD Başkanı Trump, Musul'un terör örgütü DEAŞ'tan kurtarılması dolayısıyla Irak Başbakanı İbadi'yi arayarak tebrik etti.

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Musul'un terör örgütü DEAŞ'tan kurtarılması dolayısıyla Irak Başbakanı Haydar el-İbadi'yi arayarak tebrik ettiği bildirildi. Irak Başbakanlığından yapılan açıklamada, Trump'ın İbadi'yi telefonla arayarak, Musul'un terör örgütü DEAŞ'tan kurtarılmasından dolayı tebriklerini ilettiği duyuruldu.

Açıklamada, Trump'ın, "Iraklı savaşçılar ve yönetimin cesaretine saygı duyduğunu ve takdir ettiğini", ayrıca "büyük zafer hikâyelerinin tüm dünyada yankılanacağını" söylediği bilgisi paylaşıldı.

İbadi'nin ise terör örgütü DEAŞ'la mücadelede uluslararası koalisyon güçlerinin ülkesine verdiği destekten övgüyle söz ettiğine değinilen açıklamada, Irak Başbakanı'nın bunun yanı sıra "Iraklılar, ülkelerinin terörden kurtarılması için çok kurban verdi. Irak halkı, ülkeyi yönetecek olandır ve kimsenin egemenliğini, ülkesinin ve zenginliklerini ihlal etmesine izin vermeyecektir." dediği aktarıldı.

 

Haberin Linki İçin:

http://www.cnnturk.com/dunya/abd-baskani-trumptan-musul-icin-ibadiye-tebrik-telefonu

Erişim Tarihi:12.07.2017

 

Trump ile Macron, Suriye'yi Görüşecek

 

Beyaz Saray, 14 Temmuz Ulusal Bayramı törenleri için perşembe günü Fransa'ya gidecek ABD Başkanı Donald Trump'ın, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Suriye ve terörle mücadele konularını konuşacağını duyurdu.

Beyaz Saray'dan bir yetkili, kameralara kapalı olarak basın mensupları ile yaptığı toplantıda, Trump'ın Paris ziyareti hakkında bilgiler verdi.

Trump-Macron görüşmesinde ikili ve bölgesel birçok konunun ele alınacağını aktaran yetkili, özellikle Suriye'deki son durum ve terörle mücadeleye dair iki liderin görüş alışverişinde bulunacağını vurguladı.

Yetkili, Trump ile Macron arasındaki ilişkiyi 'oldukça olumlu' ifadesiyle niteleyerek, "Bazı konularda dünyaya farklı bakıyor olabiliriz ancak birçok konuda aynı şekilde düşünüyoruz" değerlendirmesini yaptı.

Trump'ın Macron ile perşembe günü yaklaşık 1 saat 15 dakika görüşmesi, ardından ikilinin ortak bir basın açıklaması yapmasının beklendiği kaydedildi.

Fransa'da cuma günü gerçekleştirilecek 14 Temmuz Ulusal Bayramı törenlerine katılacak Trump, törenlerin ardından ABD'ye dönecek.

İkilinin 28 Haziran'da yaptığı telefon görüşmesinde Macron, ABD askerlerinin, Fransız askerlerinin yanında Birinci Dünya Savaşı'na girmesinin 100. yılının anma törenlerine katılması için Trump'ı davet etmiş, Trump da bu daveti kabul etmişti.

 

Haberin Linki İçin:

https://tr.sputniknews.com/abd/201707121029235266-trump-macron-suriye/

Erişim Tarihi:12.07.2017

 

ABD, Kaspersky Lab Kullanımını Kısıtladı

 

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, dünyanın en ünlü anti virüs programının üreticisi Rus Kaspersky Lab şirketinin devlet kurumlarına ürün sağlayan tedarikçi listesinden çıkardığı belirtildi.

Reuters'ın GSA'dan bir kaynağa dayandırdığı haberine göre, Moskova merkezli Kaspersky Lab teknoloji şirketini, ürünlerinin Kremlin tarafından ABD'deki ağlara sızmak için kullanabileceği endişesiyle ürün tedarikçi listesinden çıkardı.

Bu adım, ABD'li istihbarat yetkililerinin, Kaspersky'a yönelik attıkları Moskova'nın gerçekleştirdiğini iddia ettikleri siber saldırılarla bağlantılı olabileceği şüphelerinin ardından geldi.

Kaynak "GSA'nın önceliği ABD'li devlet sistemleri ve ağlarının güvenliğini korumak. Bu karar, dikkatli bir gözden geçirme sürecinin ardından alındı" ifadelerini kullandı.

Bu arada haberde ABD'li devlet kurumlarının Kaspersky ürünlerini GSA'nın sözleşme sürecinden bağımsız olarak satın alabileceği bilgisi de verildi.

Kaspersky Lab'dan konuyla ilgili yapılan açıklamada da Rusya ile ABD arasındaki gerginliğin kurbanı oldukları belirtildi.
Açıklamada "Kaspersky Lab, iki tarafın da piyon olarak kullanmaya çalıştığı bir oyunda, jeopolitik bir savaşın içine çekildi" ifadeleri kullanıldı.

 

Haberin Linki İçin:   

https://tr.sputniknews.com/abd/201707121029241065-abd-kaspersky-lab-kullanimini-kisitladi/

Erişim Tarihi:12.07.2017

 

ABD’den İran'a: Kabul Edilemez, Naif Değiliz, Beklemeyeceğiz

 

ABD, İran’ın balistik füze denemesi yaptığını ileri sürerek BM Güvenlik Konseyi'ni acil toplantıya çağırdı. ABD'nin yeni atadığı BM Daimi Temsilcisi Haley de "Savaş başlığı taşıyan balistik füze testi yapmamaları gerektiğini biliyorlar. (...) Dünyadaki insanlara, bu konuda endişe duymamız gereken bir şey olduğunu söyleyeceğim" dedi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), İran'ın orta menzilli balistik füze denemesi gerçekleştirdiği iddiasıyla dün kapalı bir toplantı gerçekleştirdi. Acil toplantı çağrısı dün ABD'den geldi. ABD Başkanı Donald Trump'ın yeni atadığı Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Nikki Haley ve BMGK Dönem Başkanı İsveç'in BM Daimi Temsilcisi Olof Skoog'un başkanlığındaki toplantının ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Haley, İran'ın orta menzilli füze denemesinin 'kesinlikle kabul edilemez' olduğunu bildirerek, İran'ı sert şekilde uyardı. Haley, "İran'ın 29 Ocak Pazar günü orta büyüklükte bir füze deneme testi yaptığını doğruladık. Bu kesinlikle kabul edilemez" şeklinde konuştu. "Savaş başlığı taşıyan balistik füze testi yapmamaları gerektiğini biliyorlar" diyen Haley, pazar günkü denemenin 50 kilogram taşıma kapasitesine sahip ve 300 kilometre menzilli olduğunu belirtti. Konuşmasında sert bir şekilde "ABD naif değildir. Beklemeyeceğiz. Onlara seslendiğimizi göreceksiniz." ifadelerini kullanan Haley, "Onların, bunun kabul edemeyeceğimiz bir konu olduğunu anlamalarını sağlama konusunda kararlıyız" diye konuştu.

Haley ayrıca, İran'ın dünyayı 'iyi oldukları konusunda' ikna etmeye çalıştığını belirterek, "Dünyadaki insanlara, bu konuda endişe duymamız gereken bir şey olduğunu söyleyeceğim" dedi. ABD'nin Tahran'ın füze teknolojisi tedarikini durdurmak istediğini vurgulayan Haley, hiçbir ülkenin İran'a füze teknolojisi tedarikinde bulunmaması gerektiğinin altını çizdi.

 

Haberin Linki İçin:

https://tr.sputniknews.com/haberler/201702011027018266-abd-iran-nukleer-bm/

Erişim Tarihi:12.07.2017

 

Rusya Bülteni

 

Suriye’de Bir Rus Askeri Danışman Yaşamını Yitirdi

 

Rusya Savunma Bakanlığı, Rus askeri danışman Nikolay Afanasov’un Suriye’de bir saldırı sonucunda yaşamını yitirdiğini bildirdi.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, “Teröristler tarafından Hama şehrinde yapılan bir saldırı sonucunda Rus askeri danışmanı komutan Nikolay Afanasov yaşamını yitirdi” ifadesini kullandı.

Afanasov Suriye’de Rus askeri danışman grubunda faaliyet gösteriyordu ve Suriye ordu birliklerini eğitiyordu.

Savunma Bakanlığı, Afanasov’un devlet onur ödülüne layık görüldüğünün de altını çizdi.

 

Haberin Linki İçin:

https://www.gazetem.ru/suriyede-bir-rus-askeri-danisman-yasamini-yitirdi/

Erişim Tarihi:12.07.2017

 

Büyükelçi Yerhov: Rusya - Türkiye İlişkilerinde Tabu Yok

 

Rusya'nın yeni Türkiye Büyükelçisi Aleksey Yerhov, Ankara ile Moskova arasındaki ilişkilerin tabu niteliğinde hiçbir konunun yer almadığı bir seviyeye ulaştığını ifade etti.

Gazetecilere konuşan Yerhov, Türkiye ile Ankara arasındaki askeri işbirliği olasılıklarının neler olduğu yönündeki soruya "Türkiye ile işbirliğimiz öyle bir seviyeye geldi ki, tabu niteliğinde hiçbir konu kalmadı. Bu nedenle Tanrı'ya şükür tüm işbirliği alanlarımız açık. Belki de ileride sözünü ettiğiniz alanda da ilginç gelişmelere tanık oluruz" yanıtını verdi.

Türk Akımı ve Akkuyu nükleer santrali işbirliği örneğini veren Yerhov "Ticaret, ekonomi ve yatırım alanlarındaki diğer başarıları da ele alırsak, tüm bunlar ilişkilerimizin geleceği için çok sağlam bir zemin" dedi.

Yerhov, iki ülkenin endüstriyel işbirliği, bilim, teknoloji ve sanayi alanında ortak araştırmalara da önem verdiğini vurgulayarak, 2014 yılında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın koyduğu 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefinin gerçekleşebileceğine inandığını ifade etti.

Yerhov "Ticari ve ekonomik ilişkileri genel anlamda göz önünde bulundurursak, bu hedefin gerçekleşmesi bence mümkün" dedi.

Yerhov, Türkiye’den Rusya’ya domates ithalatı yasağıyla ilgili 'er ya da geç iki taraf için de uygun bir çözümün bulunacağını' söyledi

“Bildiğim kadarıyla hükümetler arası komisyon çerçevesinde yürütülen görüşmelerde iki taraf için de faydalı bir çözüm arayışı sürüyor, özellikle de bizim talebimizin sezonluk oluşu göz önünde bulunduruluyor. Şimdilik bu konuda konuşmak için erken, ancak er ya da geç iki taraf için de kabul edilebilir bir çözüm bulunacağına eminim” ifadelerini kullandı.

Ankara’daki büyükelçiliğin güvenliğinin arttırıldığını ve arttırılmaya devam edeceğini de aktaran Yerhov, “Rusya’nın Türkiye’deki kuruluşlarının güvenliğine yönelik ciddi adımlar atıldı, özel tedbirler alındı ve alınmaya da devam edecek. Bir korku veya endişeyi dile getirmek doğru olmaz” dedi.

 

Haberin Linki İçin:

https://tr.sputniknews.com/rusya/201707121029237510-buyukelci-yerhov-rusya-turkiye-iliski/

https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201707121029238191-yerhov-rusya-turkiye-domates/

Erişim Tarihi:12.07.2017

 

İran: Rus Şirketlerle 5-6 İçinde Petrol Sahası Keşif ve Geliştirme Anlaşması Yapabiliriz

 

İran Petrol Bakan Yardımcısı Emir Hüseyin Zemani, petrol ve doğalgaz sahalarının keşif ve geliştirilmesi için Rus şirketlerle beş-altı ay içinde anlaşma imzalamayı beklediklerini söyledi.

İstanbul'daki 22. Dünya Petrol Kongresi'nde konuşan Zamani'nin öncesinde bir başka bir İranlı yetkili de Rus petrol şirketi Lukoil ve Gazprom'un İran'daki doğalgaz sahalarıyla ilgilendiklerini ifade etmişti.

 

Haberin Linki İçin:

https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201707121029239864-iran-rusya-petrol-dogalgaz/

Erişim Tarihi:12.07.2017

 

Rusya İlk Kez Suudi Arabistan'da ABD'ye "Silahla" Darbe Hazırlığında

 

Rusya, ABD'nin en büyük silah müşterilerinden olan Suudi Arabistan pazarına girerek dengeleri değiştirmeye ilk kez bu kadar yakın. Rusya'nın en büyük devlet silah ve teknoloji şirketi Rosteh'in genel direktörü Sergey Çemezov Suudi Arabistan'a 3,5 milyar dolarlık silah satışını öngören bir mutabakat zaptı imzalandığını açıkladı. Gerçekleştiği takdirde bu Rusya'nın Suudi Arabistan'a ilk silah satışı olacak.

Çemezov nihai anlaşma için Suudilerin teknoloji paylaşımını ve yarım adada üretimi şart koştuğunu söyledi. Genel direktör, ayrıca Suudilerin uzun menzilli skander-E füze sistemiyle yakından ilgilendiğini, ancak bu sistemleri hiçbir ülkeye ihraç etmek gibi bir niyetlerinin olmadığını belirtiyor.

Suudi Arabistan kısa bir süre önce Amerika Birleşik Devletleri ile 110 milyar dolarlık silah anlaşması imzalamıştı.

Rus tarafı bir yandan da Suudilere silah satışı anlaşmasına temkinli yaklaşıyor. İki ülke daha önce de benzer görüşmelerde bulunmuş, ancak bunlardan sonuç alınamamıştı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suudi Kralı Salman'ın bir araya gelmesi durumunda silah satış anlaşması masadaki konulardan biri olacak. Ancak bu görüşmenin ne zaman gerçekleşeceği henüz belirsiz.

 

Haberin Linki İçin:

http://www.turkrus.com/418122-rusya-ilk-kez-suudi-arabistanda-abdye-silahla-darbe-hazirliginda-xh.aspx

Erişim Tarihi:12.07.2017

 

Rusya: Kiev'in Yeni 'Berlin Duvarı' İnşa Etmeye Çalışmasından Üzüntü Duyuyoruz

 

Rusya Dışişleri Bakanlığı, Kiev’in Rusya vatandaşları için biyometrik pasaport uygulaması getirmeye yönelik planlarını Rusya ile ilişkileri koparma çizgisi olarak değerlendirdiğini ve Ukrayna’nın aralarında 'yeni Berlin Duvarı’ örmeye çalışmasından üzüntü duyduğunu açıkladı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı'nın konuyla ilgili yayınladığı açıklamada, Kiev'in iki ülkenin milyonlarca vatandaşı arasındaki ilişkileri koparmaya yönelik çizgi üzerinden ilerlediği belirtildi.

Açıklama metninde, "Böyle bir politika şaşırtıcı değil. Şu anki Kiev rejimi için Ukraynalıların Rusya'da çok sayıda akraba, dost ve tanıdıklarının bulunması besbelli büyük bir tehdit oluşturuyor. Bu tehditle mücadele için büyük kaynaklar harcanıyor" ifadelerine yer verildi.

Rusya ile Ukrayna vatandaşlarının normal bir şekilde insani ve akrabalık ilişkilerine izin verilmemesi için Ukrayna'nın ‘demir perde' örmeye hazır olduğu belirtilen belgede, Ukrayna parlamentosu Rada'da Rus sanatçıların Ukrayna'da ve Ukraynalı sanatçıların Rusya'da turne yapmalarının yasaklanmasının önerildiği hatırlatıldı.

Açıklamada ayrıca, "Tüm zamanlarda kültür ve insanların arasındaki bağlantılar, hem devletler, hem de sivil toplumlar seviyesinde ilişkilerin düzenlenmesi için köprü görevi yapmıştır. Ukrayna'nın ‘yeni bir Berlin duvarıyla' kendisini ayırmaya çalışması oldukça üzüntü verici" ifadelerine yer verildi.

Ukrayna Devlet Başkanı Pyotr Poroşenko, dün Ukrayna'nın dış ülkelerden gelecek olan vatandaşlar için biyometrik kontrol uygulaması getirileceğini açıklamış, Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Başkanı Aleksandr Turçinov ise yeni uygulamanın ilk sırada Rusya vatandaşlarını etkileyeceğini belirtmişti.

 

Haberin Linki İçin:

https://tr.sputniknews.com/rusya/201707121029235018-rusya-ukrayna-berlin-insa-etmeye-calismasindan-uzuntu-duyuyor/

Erişim Tarihi:12.07.2017

 

Çin Bülteni

 

Çin, Cibuti'deki Askeri Üssüne Asker Gönderdi

 

Çin'in ilk yurt dışı askeri üssünün kurulduğu Cibuti'de görev yapacak Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA) askerlerinin bu ülkeye hareket ettiği bildirildi.

Çin Savunma Bakanlığının internet sitesinden yapılan açıklamada, PLA'ya bağlı birliklerin, güneydeki Guangdong eyaletinde bulunan Canciang kentindeki limandan törenle Cibuti'ye uğurlandığı belirtildi.

Donanma Komutanı Koramiral Şın Cinlong'un katıldığı törenin fotoğraflarını paylaşan bakanlık açıklamasında, "PLA'nın Cibuti'de kurduğu güvenlik üssünün iki ülke arasındaki dostça istişareler sonucu Çin ve Cibuti'nin halklarının ortak çıkarına hizmet edecek bir karar" olduğuna vurgu yapıldı.

Çin'in yurt dışındaki ilk askeri üssünde konuşlanacak PLA kuvvetlerinin bölgede Birleşmiş Milletler Barış Gücü ve diğer ilgili taraflarla devriye, koruma, insani yardım, ortak tatbikat ve eğitim faaliyetleri düzenleyerek stratejik deniz yollarının güvenliğini sağlayacağı kaydedildi.

Afrika ülkesi Cibuti, halen ABD'nin bölgedeki ana operasyon üssüne ev sahipliği yapıyor. Küçük ancak stratejik açıdan önemli bir konumda bulunan Cibuti'de, İngiltere, Fransa ve Japonya başta olmak üzere diğer bazı ülkelerin de askeri varlığı bulunuyor.

Çin'in dünyadaki askeri gücünü artırmak adına Cibuti'den sonra yakın ilişkilere sahip olduğu Pakistan'da da güvenlik üssü kurmaya hazırlandığı iddia ediliyor.

 

Haberin Linki İçin:

http://www.cnnturk.com/dunya/cin-cibutideki-askeri-ussune-asker-gonderdi

Erişim Tarihi:12.07.2017

 

Çin ve Rusya'dan Akdeniz'de Ortak Askeri Tatbikat

 

Çin Savunma Bakanlığı, Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA) donanma birliklerinin Akdeniz'de Rusya ile ortak askeri tatbikat yaptığını bildirdi.

Çin Savunma Bakanlığı, Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA) donanma birliklerinin Akdeniz'de Rusya ile ortak askeri tatbikat yaptığını bildirdi.
Bakanlık açıklamasında, PLA donanma kuvvetlerine bağlı füze destroyeri "Hıfey", güdümlü füze fırkateyni "Yünçıng" ve destek gemisi "Luomahu"nun katılımıyla Akdeniz'de Rus ordu birlikleriyle pazartesi günü ortak askeri tatbikat düzenlendiği belirtildi.
Açıklamada, PLA'ya ait yeni nesil savaş gemilerinin katıldığı tatbikatta, güverteden denize ateşleme, hafif silah atışları, helikopter devriyesi faaliyetlerinin denendiği ifade edildi.
Çin Savunma Bakanlığı, ordularının savaş kabiliyetlerinin geliştirilmesi amaçlı eğitim tatbikatına ilişkin görselleri internet sitesinden paylaştı.
Çin donanma filosunun, bu tatbikatın ardından Rusya'nın St. Petersburg ve Kaliningrad kentleri açıklarında düzenlenecek "Ortak Deniz-2017" adlı Rus-Çin askeri tatbikatına katılması bekleniyor.

 

Haberin Linki İçin:

https://www.haberler.com/cin-ve-rusya-dan-akdeniz-de-ortak-askeri-tatbikat-9821658-haberi/

Erişim Tarihi:12.07.2017

 

Çin'nin Varlık Fonu ABD'ye Akacak

 

CIC, ABD'ye daha fazla yatırım yapmak istiyor, ancak Amerikan otoritelerinin engellemeleriyle karşı karşıya kalıyor.

Çin'in egemen varlık fonu CIC, ABD'ye daha fazla yatırım yapmak istiyor, ancak Amerikan otoritelerinin engellemeleriyle karşı karşıya kalıyor.

800 milyar dolar büyüklüğe sahip olan CIC'nin yöneticilerinden Liu Fangyu, New York Times gazetesine yaptığı açıklamada Amerikalı otoriteleri CIC'nin ABD piyasasına erişimi için daha iyi imkânlar sunmaya çağırdı.

Liu, "ABD hükümetinin bize daha liberal ve eşit yatırım ortamı sağlayacağını umuyoruz" diye konuştu.

 

Haberin Linki İçin:

https://www.dunya.com/finans/haberler/cinnin-varlik-fonu-abdye-akacak-haberi-372165

Erişim Tarihi:12.07.2017

 

Suriye ve Irak Türkmenleri Bülteni

 

Esad Güçleri Türkmen Dağı'nı Vurdu: 10 Şehit, 3 Yaralı

 

Hatay'ın Yayladağı ilçesi karşısında bulunan, Suriye'nin Lazkiye iline bağlı Bayırbucak Türkmen Dağı bölgesine, Esed güçleri tarafından füze ile saldırı düzenlendi. Edinilen bilgiye göre, Bayırbucak Türkmen Dağı bölgesinde bulunan Zeytincik köyü kırsalında nöbet tutan muhalif Türkmenler, nöbet değişimi sırasında rejim güçlerinin füzeli saldırısına maruz kaldı. Saldırı sonrası 10 kişi hayatını kaybederken, 1'i ağır 3 kişi yaralandı. Patlama sesleri Yayladağı'ndan duyulurken, bölgede saldırıların devam ettiği öğrenildi.

Haberin Linki İçin:

http://www.iha.com.tr/haber-esed-gucleri-turkmen-dagini-vurdu-10-sehit-3-yarali-657221/

Erişim Tarihi: 12.07.17

 

Peşmerge Anıtı Kerkük’te Tansiyonu Yükseltti: Heykel Krizi

 

Irak’ın tartışmalı statüye sahip Kerkük kentinde bayrak krizinin ardından bu kez de devasa Peşmerge heykeli kriz yarattı. Son üç yılda terör örgütü DEAŞ’a karşı savaşırken hayatını kaybeden askerlerin anısına Kerkük’ün kuzey girişinde, Erbil yolu üzerine Vali Necmeddin Kerim’in talimatıyla Peşmerge heykeli yapılıyor. Kürt bir iş adamının finansmanını sağladığı heykel, 25 metre yüksekliğinde, 12 metre genişliğinde. Kürt basınına göre Ortadoğu’nun en büyük askeri heykeli olan Peşmerge heykeli, bu ayın sonuna doğru resmi törenle açılacak. Ancak Peşmerge heykelinin dikilmesine kentteki Türkmen ve Araplar tepki gösterdi.

Irak Türkmen Cephesi Kerkük İl Teşkilat Sorumlusu Muhammet Ağa, Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada, “Kerkük’te sadece Peşmerge’nin kanı dökülmedi. Beşir, Tazehurmatu, Dakuk, Tuzhurmatu ve Irak’ın her yerinde Türkmenler de canlarını verdi. Bu heykelle Kerkük’ün bir tek Peşmerge tarafından korunduğu mesajının verilmesini kesinlikle reddediyoruz. Bu heykelin dikilmesiyle Kerkük’ün Kürtlerin olduğunu göstermek istiyorlar. Irak Türkmen Cephesi olarak Kerkük’ün güney girişinde bir Türkmen askerinin heykelini dikeceğiz” dedi.

Türkmen kökenli Adnan Kerküklü de “Peşmerge’nin Kerkük için fedakârlıklarda bulunması kentin Kürt olduğu anlamını taşımaz” diye konuştu. Arap Sait Nizamettin ise “Bu adım (Peşmerge heykeli) kabul edilemez. Hiç kimse yaptığı fedakârlıklar üzerinden başkalarını rencide etmemeli. Burası tüm Kerküklülerin memleketidir” dedi.

 

Haberin Linki İçin:

http://www.hurriyet.com.tr/pesmerge-aniti-kerkukte-tansiyonu-yukseltti-heykel-krizi-40517155

Erişim Tarihi: 12.07.17

 

“Binlerce Türkmen DEAŞ Elinde Esir”

 

Türkçe Konuşan Ülkeler Uluslararası Gazeteciler Derneği'nden yapılan açıklamaya göre, Musul'un Türkmen kenti Telafer'de binlerce Türkmen DEAŞ elinde esir. Mahlebiye'de de 2 bin üzerinde Türkmen ölüm tehlikesi içinde yaşıyor. Türkçe Konuşan Ülkeler Uluslar arası Gazeteciler Derneği (TKÜUGD) Başkanı Güngör Yavuzaslan Musul'dan kaçan DEAŞ teröristlerin Türkmen bölgelerinde katliam yaptığını açıkladı. Yavuzaslan bölgede diğer tehlikenin ise Haşdi Şabi içindeki aşırı gurupların kontrolsüz faaliyetleri olduğunu bildirdi. Gazeteci Yavuzaslan açıklamasında 'Irak'ta terör örgütü DEAŞ'in elinde bulunan Türkmen kasabası Mahlebiye'de binlerce Türkmen açlık tehlikesi altında. Musul'un 40 kilometre batısındaki El-Mahlebiye beldesinde bulunan Türkmenler DEAŞ tarafından esir tutuluyor. Beldede çatışmalarda önce 2 bin 500 Türkmen yaşıyordu. DEAŞ'ın Musul kent merkezinden tasfiyesi sonrası kenti terk eden yüzlerce DEAŞ militanı Mahlebiye'de Irak güçleri tarafında kuşatıldı. Musul operasyonu kent merkezi sonrası Türkmenler için de büyük önem taşıyor. Musul bölgesinde Türkmenler Araplardan sonra ikinci ana unsurdur. Özellikler Türkmen Telafer dâhil 600 bin Türkmen terör örgütü öncesi bölgede yaşıyordu. Hala yüzlerce Türkmen, Arap ve Yezidi kadınları örgütün elinde esir durumda. Bölgede DAEŞ terör örgütünün elinde kalan 60 bin civarında Türkmen var. Irak ordusu Türkmenleri DEAŞ’tan kurtarmak için hazırlık içinde. Bölgede Haşdi Şabi ve Asaip Ahil Hak gibi Irak merkezi yönetimine bağlı ulusal güçler dışında gruplar Musul'un güney bölgesinde i Mahlebiye ve Telafer'e doğru bölgede hareket halindeler. Mahlebiye çevresini Haşdi Şabi kontrol ediyor. İçeride ise DEAŞ militanları var Türkmenler ise kasaba içinde şiddet ve açlık içinde yaşıyorlar' dedi.

 

Haberin Linki İçin:

http://www.bolgegundem.com/tkuugd-binlerce-turkmen-deas-elinde-esir-150613h.htm

Erişim Tarihi: 12.07.17

 

Mukteda El Sadr Musul Zaferini Memnuniyetle Karşıladı

 

Sadr Hareketi lideri Mukteda El Sadr, Musul’un terör örgütü DEAŞ’ ten kurtarılmasını memnuniyetle karşıladı.

Musul dramının tekrar yaşanmamasın için şehrin DEAŞ’ın elinde geçmesine yol açanlardan hesap sorulması çağrısı yapan El Sadr, silahların sadece devletin elinde olması ve teröristlerin yurda girişine engel olmak için Irak sınırının garanti altına alınması çağrısında da bulundu Başbakan Haydar El İbadi’nin Musul’un terör örgütü DEAŞ’ ten kurtarılmasını açıklamasının ardından Sadr Hareketi Lideri Mukteda El Sadr da bir açıklama yaptı. Musul’un terör örgütü DEAŞ’ ten kurtarılmasını memnuniyetle karşıladığını belirtti.

 

Haberin Linki İçin:

http://www.turkmenelitv.com/v1/index.php?option=com_content&view=article&id=13594:mukteda-el-sadr-musul-zaferini-memnuniyetle-karsiladi&catid=19:irak&Itemid=254

Erişim Tarihi: 12.07.17

 

Trump'tan Musul Açıklaması

 

ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı yazılı açıklamada, Musul'un terör örgütü DAEŞ'ten kurtarılmasını "uzun süren bir kabustan uyanma" olarak niteledi.

Musul'un kurtarılması operasyonunda sağlanan başarıdan dolayı Irak Başbakanı Haydar el-İbadi ve Irak ordusunu tebrik eden Trump, "DAEŞ'in zalimce katlettiği binlerce Iraklının ve DAEŞ'ten sıkıntı çeken milyonlarca Iraklının yasını tutuyoruz. Ülkelerinde hayatı normale döndürmek için hayatlarını kaybeden kahraman askerleri için Irak halkının ve Peşmerge'nin acılarını paylaşıyoruz ve fedakarlıklarını takdirle karşılıyoruz" ifadelerini kullandı.

ABD'nin, Irak güvenlik güçlerinin yanında olmaktan gurur duyduğunu belirten Trump, başkanlığının ilk 6 ayında DAEŞ'le mücadele konusunda büyük bir ilerleme kaydettiklerine değindi. Trump, "DAEŞ'in bir zamanlar sözde halifeliğini ilan ettiği Musul'daki zafer, örgütün Irak ve Suriye'deki günlerinin sayılı olduğunun sinyalini veriyor. DAEŞ'in tamamen yok edilmesine çalışmaya devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson tarafından yapılan yazılı açıklamada ise "Irak ordusu ve halkı ile Kürt peşmergelerin bu zaferi elde etmede gösterdiği fedakârlığı takdir ediyoruz ve bu operasyonda hayatını kaybedenler için taziye dileklerimizi iletiyoruz." ifadeleri yer aldı.

Musul’da başta Atabey Nureddin Zengi Camisi olmak üzere birçok tarihi esere terör örgütü DAEŞ tarafından zarar verildiğine işaret eden Tillerson, ABD ve koalisyonun, kurtarılan alanların istikrara kavuşması ve insanların evlerine geri dönmesi için BM ve Irak hükümetinin yanında olacağını vurguladı.

Musul Haziran 2014'te DAEŞ’in eline geçmişti. Üç yılı aşkın bir süre örgütün elinde bulunan Irak’ın ikinci büyük kentine yönelik operasyon ABD’nin desteğiyle Irak Bölgesel Kürt Yönetimine bağlı peşmerge birlikleri ve Irak ordusu tarafından 17 Ekim 2016’da başlatılmıştı.

Yaklaşık 100 günlük bir şehir savaşından sonra ocak ayının sonlarına doğru Musul’un doğu yakası DAEŞ’ten temizlenmişti. Batı Musul'a yönelik 19 Şubat'ta başlatılan operasyon ise 141 gün sonra tamamlanmış oldu.

 

Haberin Linki İçin:

http://www.ntv.com.tr/dunya/trumptan-musul-aciklamasi,3yUU7nrBr0W4nyxDiCYJ5g

Erişim Tarihi: 12.07.17

 

Af Örgütü: Musul'da Savaş Suçu İşlenmiş Olabilir

 

Uluslararası Af Örgütü Musul'un DAEŞ'ten kurtarılması sırasında sivillere karşı işlenen suçların bağımsız bir merci tarafından araştırılmasını talep etti.

Af Örgütü aylardır süren çatışmalarda, sivillere yönelik hak ihlallerinin savaş suçu olabileceğine dikkat çekti.

Örgütün Ortadoğu temsilcisi Lynn Maalouf salı günü yaptığı açıklamada “çarpışmalara katılan bütün tarafların insan hayatını hiçe saymasının cezasız kalmaması gerektiğini” söyledi.

Af Örgütü derhal bağımsız bir komisyonun görevlendirilmesini ve devletler hukukunun ihlal edildiğine dair inandırıcı deliller bulunduğu takdirde soruşturma başlatılıp sonuçların kamuoyuna duyurulmasını talep etti.

Örgüt DAEŞ’in sivilleri canlı kalkan olarak kullandığını ve savaştan kaçmaya çalışan binlerce kişiyi kısmen meydanlarda asarak katlettiğine dikkat çekti.

ABD'nin önderliğindeki DAEŞ karşıtı uluslararası koalisyonun Musul'un geri alınması sırasında sivillerin korunması için "uygun tedbirler” almadığı belirtilen A Örgütü açıklamasında, kent merkezindeki çatışmalarda hassas olmayan tahrip gücü yüksek silahlar kullanıldığı ve orantısız şiddete başvurulduğu belirtildi.

Mart ayında iki DAEŞ'li keskin nişancıya yapılan saldırı sırasında 105 sivil öldüğüne de açıklamada yer verildi. Irak Başbakanı Haydar el İbadi hafta başında sekiz ay önce başlayan büyük taarruzun Musul'un DAEŞ'ten kurtarılmasıyla sona erdiğini duyurmuştu.

DAEŞ 2014 yılında ele geçirdiği Musul'da hilafet devleti kurulduğunu ilan etmişti. Irak ordusu kenti geri almak üzere Musul operasyonunu 2016 yılının ekim ayında başlatmıştı.

Aylar süren çarpışmalar sırasında Musul geniş ölçüde tahrip olmuş, binlerce kişi öldürülmüş ya da yaralanmış ve 920 bin dolayında Musullu kentten kaçmak zorunda kalmıştı.

 

Haberin Linki İçin:

http://www.turkmenelitv.com/v1/index.php?option=com_content&view=article&id=13591:uluslararasi-af-orgutu-musul-da-sivillere-yonelik-gereksiz-guc-kullanildi&catid=19&Itemid=254

Erişim Tarihi: 12.07.17

 

Erbil Kentinde "Türkçe Dil Eğitim Merkezi" Açıldı

 

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) Erbil kentinde, Yunus Emre Enstitüsü'nün desteğiyle Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) ve Salahaddin Üniversitesi'nin ortak girişimi sonucu "Türkçe Dil Eğitim Merkezi" açıldı. Erbil’deki Salahaddin Üniversitesi'nde resmi bir törenle açılışı yapılan "Türkçe Dil Eğitim Merkezi" programına, Yunus Emre Enstitüsü Strateji Geliştirme Müdürü Bülent Üçpınar, Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Peyami Battal ve Salahaddin Üniversitesi Rektörü Ahmed Enver Dizeyi ile her iki üniversitenin öğretim üyeleri katıldı.Açılış öncesi AA muhabirine konuşan Yunus Emre Enstitüsü Strateji Geliştirme Müdürü Bülent Üçpınar, "İki üniversitenin hayırlı girişimiyle Erbil'de dil eğitim merkezi açılacak. Biz de çok zengin altyapımızla destek vereceğiz. Dünyanın her yerinde olduğu gibi burada da Türkçenin öğretilmesi anlamında tüm girişimlere destek veriyoruz." ifadelerini kullandı. IKBY’de Türkiye ve Türkçeye çok yoğun ilginin olduğunu gözlemlediklerini belirten Üçpınar, "Salahaddin ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nin başlattığı girişimle, bu yoğun ilgiye büyük oranda cevap verilecektir." dedi. Türkiye’deki üniversitelerde okumak isteyen Iraklı çok sayıda öğrenci olduğunu dile getiren YYÜ Rektörü Prof. Dr. Battal ise, bu ihtiyacın karşılanması için Erbil Salahaddin Üniversitesi'nde Türkçe Dil Eğitim Merkezi açma kararı aldıklarını söyledi. Yunus Emre Enstitüsü tarafından temin edilen kaynak kitaplarla Türkçe öğreteceklerini aktaran Battal, bununla sınırlı kalmayıp IKBY’ nin diğer kentlerinde de dil merkezleri kurup, YYÜ’ nün bir şubesini açmayı hedeflediklerini belirtti.Açılış töreninde bir konuşma yapan Salahaddin Üniversitesi Rektörü Dizeyi ise Erbil'de Türkçenin en iyi şekilde öğretileceği dil merkezinin açılmasından çok mutlu olduklarını kaydetti.Dizeyi, "Kardeş ve komşu Türkiye'nin birçok üniversitesiyle dayanışma içerisinde olmak için protokoller imzaladık. Bugün meyvesini almaya başlıyoruz. Türkiye ile daha önce tek bir ülke çatısı altında yaşıyorduk ve aynı coğrafya üzerinde aynı kültüre sahibiz. Bu yüzden böylesi ilişkilerin gelişmesini gerekli görüyoruz." dedi. Dil merkezine akıllı tahta ve diğer ihtiyaç malzemeleri tedarik eden Best Van Turizm Genel Müdürü İrem Bayram ise "Bu merkezin teknolojik altyapısına destek vermekten onur duyuyoruz. Uzun vadede her iki üniversitenin ortak girişimlerine desteklerimizin sürmesini temenni ediyoruz." diye konuştu. Resmi açılış töreni plaketlerin takdim edilmesi ve toplu fotoğraf çekilmesiyle sona erdi.

 

Haberin Linki İçin:

http://www.turkmenelitv.com/v1/index.php?option=com_content&view=article&id=13589:erbil-de-tukce-dil-egitim-merkezi-acildi&catid=19:irak&Itemid=254

Erişim Tarihi: 12.07.17

 

Avrupa Bülteni

 

AB, Ukrayna ile Ortaklık Anlaşması’nı Kabul Etti

 

AB Bakanlar Konseyi resmi sitesinde yayımlanan açıklamaya göre söz konusu karar, tartışılmadan bugün 11 Temmuz'da Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi toplantısında kabul edildi.

Açıklamada: “11 Temmuz tarihinde Bakanlar Konseyi Avrupa Birliği adına Ukrayna ile Ortaklık Anlaşmasını kabul etti. 12-13 Temmuz tarihlerinde Kiev’de düzenlenecek olan AB-Ukrayna zirvesinden önce bu adım atıldı” diye kaydedildi. 

Uluslararası ve hukuki usullerin gerçekleştirilmesinden sonra Ukrayna ile AB Ortaklık Anlaşması, 1 Eylül 2017 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek.

Bilindiği gibi bir ay önce 11 Haziran tarihinde Ukrayna ve Avrupa Birliği ülkeleri arasında vize serbestîsi anlaşması yürürlüğe girdi. Ukrayna Sınır Güvenlik Teşkilatı’nın bildirdiğine göre Ukrayna ile Avrupa Birliği ülkeleri arasında vize serbestisi yürürlüğe girmesinden bu yana 95 binden fazla Ukrayna vatandaşı Avrupa Birliği’ne vizesiz giriş yaptı.

Ukrayna ve Avrupa Parlamentoları, 16 Eylül 2014’te eşzamanlı olarak Ukrayna'nın AB ile Ortaklık anlaşmasını onayladı. Kiev'de ilgili anlaşma için Ukrayna Parlamentosu'ndan 355 milletvekili evet oyu verirken, Strazburg'da 536 Avrupa Parlamentosu milletvekili bu anlaşmayı destekledi. Anlaşma’nın siyasi kısmı 2015 yılının başından beri uygulanırken serbest ticaret bölgesinin kurulmasını öngören ekonomik kısmı 1 Ocak 2016 tarihinde yürürlüğe girdi.

 

Haberin Linki İçin:

http://qha.com.ua/tr/siyaset/ab-ukrayna-ile-ortaklik-anlasmasi-ni-kabul-etti/157408/

Erişim Tarihi: 12.07.17

 

AB: Rusya İle İşbirliği Mümkün

 

Basın toplantısında konuşan AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini Rusya ve Avrupa Birliği'nin her konuda aynı görüşü paylaşmadığını söyledi. Mogherini, "Ancak karşılıklı diyaloğun sürmesi gerekiyor. Rusya ile işbirliği yapmak mümkün" dedi.  Suriye'nin güneybatısındaki ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını söyleyen Mogherini, AB'nin Suriye'de normal hayata dönüşü sağlamak için elinden geleni yapmaya hazır olduğunu vurguladı. İran ilişkilerine de değinen Mogherini, İran'la bağlantılar kurmaya devam edeceklerini belirtti.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise AB ve Rusya arasındaki ikili ilişkilerin ve temasların geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.

 

Haberin Linki İçin:

http://www.ntv.com.tr/dunya/ab-rusya-ile-isbirligi-mumkun,s0kRuR708ESJAl_ibWwI2Q

Erişim Tarihi: 12.07.17

 

Fransa 2025’e Kadar 17 Nükleer Reaktörü Kapatacak

 

Fransa da bulunan 58 reaktörün 15 tanesi 35 yılı aşkın süredir faaliyet gösteriyor. Elektriğinin yüzde 75’ini nükleer enerjisiyle karşılayan Fransa'nın 2025 yılına kadar "17 nükleer reaktörü" kapatabileceği açıklandı. Fransa Çevre Bakanı'nın yaptığı açıklamada 2025 yılına kadar nükleer enerjiye olan bağımlılığı yüzde 50'ye düşürmeyi amaçlandığı belirtildi. Emmanuel Macron’un yönetimi tarafından alınan ve Fransa Çevre Bakanı Nicolas Hulot tarafından yapılan açıklamaya göre ülke, 2040 yılına kadar tüm benzin ve dizel araçların satışını yasaklamayı planlandığı ve yeni petrol ve gaz arama ruhsatlarının verilmesinin sona erdirilmesinin amaçlandığı söylendi.

2015 Dünya Nükleer Endüstrisi Durum Raporu’nda açıklanan verilere göre ortalama bir nükleer santralin ömrü yaklaşık 30 yıl. Fransa da bulunan 58 reaktörün 15 tanesi 35 yılı aşkın süredir faaliyet göstermekte. Bunların en eskisi 1977’de inşa edilen Fessenheim’dı. Fransa’nın Almanya sınırlarında yer alan Alsace eyaletinde ki bu santral, 2011’deki Fukuşima felaketi sonrası kapatılmıştı.

 

Haberin Linki İçin:

http://t24.com.tr/haber/fransa-2025e-kadar-17-nukleeri-kapatacak,413875

Erişim Tarihi: 12.07.17

 

Boris Johnson’dan AB’ye Brexit Uyarısı

 

İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson, Avrupa Birliği’nin Brexit’ten dolayı Londra’dan daha fazla para istemesi durumunda bunun karşılanamayacağını söyledi.

Johnson ayrıca bu sürecin başarısız olması halinde alternatif bir planın gündemlerinde olmadığını kaydetti: “Avrupa Birliği’nin bizden talep ettiği rakamların çok yüksek olduğunu görüyorum. Onlar boşuna bekler. Rakamda biraz değişiklik yapmaları gerekir. Bu durumu en iyi bu şekilde ifade edebilirim.”

Londra’nın Brexit sürecinde Brüksel’e 100 milyar Euro ödeme yapması gerektiği konuşuluyor. Brexit müzakerelerinin 2018 yılı sonuna kadar tamamlanması ve 2019’un Mart ayında İngiltere’nin AB’den tamamen ayrılması planlanıyor.

İngiltere geçtiğimiz Mart’ta 44 yıllık üyeliğin ardından Brexit sürecini resmen başlatmıştı.

 

Haberin Linki İçin:

http://tr.euronews.com/2017/07/11/boris-johnsondan-abye-brexit-uyarisi

 

Kıbrıs Bülteni

 

Çipras: Kıbrıs'ın Gaz Yataklarındaki Egemenlik Haklarını Destekliyoruz

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın küresel enerji şirketlerini Kıbrıs'la anlaşma yapmamaları konusunda uyarmasının ardından açıklamada bulunan Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, Doğu Akdeniz'de gaz yataklarını işletmenin Kıbrıs'ın ‘egemenlik hakkı' olduğunu söyledi.

Parlamentoda konuşan Çipras, "Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki iş birliği, Yunanistan'ın dış politikasının kritik eksenini oluşturuyor. Ve bu açıkça, Kıbrıs'taki Rumların Münhasır Ekonomik Bölgesi'deki (MEB) egemenlik haklarını da desteklemeyi içeriyor" dedi.

Çipras şöyle devam etti: "Kıbrıs, emanetlerin işletilmesiyle ilgili uluslararası hukuk çerçevesinde devredilemez hakka sahiptir. Ve bu seçenek, herhangi bir tehdide karşı Yunanistan'ın olduğu kadar Avrupa Birliği ve uluslararası toplumun da desteğini görmektedir."

 

Haberin Linki İçin:

https://tr.sputniknews.com/avrupa/201707111029231134-cipras-gaz-yatagi-egemenlik-hakki/

Erişim Tarihi: 12.07.17

 

Türkiye'den Yunanistan Dışişleri Bakanı Kocias'a Tepki

 

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Hüseyin Müftüoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocias'ın İsviçre'deki Kıbrıs Konferansı'nın sonuçsuz kalması konusunda Türkiye'yi suçlamasının, müzakerelerin aslında ülkesinin ve Kıbrıs Rum tarafının iyi niyetten ve siyasi iradeden yoksun olmaları nedeniyle çöktüğünü örtbas etme gayreti olduğunu belirtti.

Kocias'ın 10 Temmuz'da Sırbistan Dışişleri Bakanı İvica Dacic ile Atina'da düzenlediği ortak basın toplantısında kullandığı bazı ifadelere ilişkin bir soruya verdiği yanıtta Sözcü Müftüoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı'nın söz konusu basın toplantısında sarf ettiği, "28 Haziran-7 Temmuz tarihlerinde Crans-Montana'da düzenlenen Kıbrıs Konferansı'nda Türkiye'nin uzlaşmadan uzak bir tutum sergilediği" yönündeki ifadelerin asla kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin, Kıbrıs Konferansı'nın Crans-Montana oturumuna, müzakere sürecinin en başından bu yana sergilediği iyi niyet ve yapıcı yaklaşımla Kıbrıs meselesine adil ve sürdürülebilir kapsamlı bir çözüm bulunabilmesi amacıyla katıldığına dikkati çeken Müftüoğlu, şunları kaydetti:

"Konferansta hangi tarafların yapıcı davranmadığı ise tüm katılımcılarca bilinmektedir. Öte yandan, Bakan Kocias'ın, basın toplantısında yaptığı gibi temelden yoksun suçlamalarda bulunmasını ve suçlama oyununa girişmesini esasen yadırgamamaktayız. Zira kendi yaklaşımlarının uzlaşı ruhundan tümüyle yoksun ve yapıcılıktan uzak olduğunu bilenler, kendilerinin aksine iyi niyet ve yapıcılık sergileyenleri suçlayabilmek için asılsız ve gerçek dışı iddiaları gündeme getirirler.

Yunanistan Dışişleri Bakanı'nın Kıbrıs Konferansı'ndan Cenevre'de olduğu gibi Crans-Montana'da da bir sonuç alınamamış olmasındaki sorumluluğu kendi üstünden atarak Türkiye'nin üzerine yıkmaya yönelik beyhude çabaları, müzakerelerin aslında ülkesinin ve Kıbrıs Rum tarafının iyi niyetten ve siyasi iradeden yoksun olmaları nedeniyle çöktüğünü örtbas etme gayretidir. Konferansın olumlu şekilde sonuçlanması için hiçbir gayret göstermeyen Bakan Kocias'ı hiç değilse bundan sonra sorumlu davranmaya davet ediyoruz."

 

Haberin Linki İçin:

http://aa.com.tr/tr/turkiye/turkiyeden-yunanistan-disisleri-bakani-kociasa-tepki/859338

Erişim Tarihi: 12.07.17

 

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Müzakere Demek Rumların Her Talebini Kabul Etmek Anlamına Gelmez

 

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Konseyi 44. Toplantısı'na katılmak üzere Fildişi Sahili'nde bulunan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, resmi ziyaret için Liberya'ya hareket etmeden önce gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Çavuşoğlu, toplantıda yaptığı konuşmada, İslam dünyasının karşı karşıya olduğu sorunlara, Suriye, Irak, Yemen'deki sıkıntılara ve Körfez bölgesinde yaşanan krize vurgu yaptığını aktararak İslam dünyasında birlik ve beraberliğin, sorunların barış ve diyalog yoluyla çözülmesinin önemine işaret ettiğini söyledi. Kıbrıs Rum lideri Nikos Anasatasiadis'in, İsviçre'deki müzakerelerin sonuçsuz kalmasından Türkiye'nin sorumlu olduğu yönündeki açıklamalarını değerlendiren Çavuşoğlu, şunları söyledi:

"Kıbrıs Konferansı'na biz gayet yapıcı bir yaklaşımla gittik. 15 yıldır sürdürdüğümüz adil, kalıcı, iki kesimliliğe dayanan, siyasi eşitliğe dayanan bir çözüm için herkesten her zaman bir adım önde olduk. Crans Montana'da, İsviçre'de ise herkesten üç adım önde olduk ve düşüncelerimizi net paylaştık. Daha ilk günden somut önerilerimizi paylaştık 'ne yapabiliriz' diye. Felsefi konuşmalar yapmadık madde madde ne yapabiliriz, ne olması gerekiyor diye."

Türkiye'nin bu konferansın son konferans olduğunu ve oyalanmadan sorunların masaya getirilmesi gerektiğini vurguladığını anımsatan Çavuşoğlu, Türkiye'nin konuların bir paket halinde değerlendirilmesi önerisinin de BM tarafından kabul edildiğine dikkati çekti.

Tüm tarafların Türkiye'nin yapıcı bir tutum sergilediğini kabul ettiğini vurgulayan Çavuşoğlu, "Rum tarafının tüm arzusu tek bir kriter vardı, adada sıfır asker olacak. Yani Türk askeri tamamen çekilecek. Türkiye'nin garantisi sona erecek tek taraflı müdahale hakkı hiç olmayacak. Türkiye ile Kıbrıs arasındaki bağlar tamamen kopacak. Bunların arzusu tamamen bu. Böyle saçma bir teklifi, öneriyi kabul etmemiz tabii ki mümkün değil." diye konuştu.

Çavuşoğlu, Rum lideri Anastasiadis'in açıklamalarını, "Bunları kabul etmeyince de tabii 'Çözümsüzlüğün sebebi Türkiye' diyorlar. Gerçekten son derece yanlış, sığ ve iç politikaya yönelik bir açıklama." sözleriyle değerlendirdi.

Bakan Çavuşoğlu, Türkiye'nin müzakereleri İsviçre'de BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in çizdiği çerçevede sürdürdüğünü belirterek "Müzakereleri sürdürmek demek, Rumların her talebini kabul etmek anlamına gelmez. Saçma sapan talepler geldiği zaman tabii ki reddederiz, yine reddederiz. Burada çözümsüzlüğün sebebinin kim olduğunu herkes çok iyi biliyor. BM de çok iyi biliyor, İngiltere de çok iyi biliyor, AB de çok iyi biliyor. AB bizim oradaki olgun tutumumuzu gördü." ifadelerini kullandı.

Rum tarafının bu argümanı uluslararası arenada kullanabileceğine yönelik bir soru üzerine Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"Kullansınlar. G20'de de herkes konuşuyordu AB dâhil. Sorunun ne olduğunu herkes biliyor. Buna rağmen, 2004'teki gibi çifte standart içerisinde olurlarsa dürüst olmazlarsa onların bileceği iş bizim burada bir kompleksimiz, kimseden bir korkumuz yok. Biz doğru olanı söylüyoruz, doğru olanı yapıyoruz. Kimseye yaranmak için de adım atmayız biz. Samimi şekilde, biz bir şekilde 'Kıbrıs sorunu çözebilir miyiz?' diye yapıcı olduk. Başkalarına yaranmak için ya da AB'ye bizi alırlar diye hareket etmedik. AB'ye almak istemeyenler zaten Kıbrıs olmasa başka bir bahane bulacaklar. AB üyeliğini biz pazarlık konusu bile yapmadık Kıbrıs müzakerelerinde, yapmıyoruz da. İkisi farklı bir şeydir. AB'ye, başkalarına yaranmak için hareket etmiyoruz."

 

Haberin Linki İçin:

http://aa.com.tr/tr/turkiye/disisleri-bakani-cavusoglu-muzakere-demek-rumlarin-her-talebini-kabul-etmek-anlamina-gelmez/859051

Erişim Tarihi: 12.07.17

 

Rum Liderden Kızdıran Açıklama

 

Rum Başkanlık Sarayı’nda basın toplantısı düzenleyen Anastasiadis, Kıbrıslı Türklere yönelik açıklamalarda bulunurken, “Kıbrıslı Türkler, Türkiye ile göbek bağını kesmeli. Türkiye ve herhangi bir üçüncü ülkeye bağlı olmadan, bağımsız devlet oluşturmak istiyoruz” diye konuştu. Kıbrıslı Türklerin, Türkiye’nin bir parçası mı, yoksa oluşturulacak Kıbrıs devletinin bir parçası mı olacakları konusunda karar vermeleri gerektiğini savunan Anastasiadis, Türk ordusunun Ada’dan ayrılması ve garantinin kalkması gerektiğini iddia etti. Anastasiadis, Rumlar ve Türklerin barış içinde yaşayabileceklerini söylerken, “Hem Rumlar hem de Türkler, garantör ülkelerin müdahalesi olmadan yaşayabileceğimizi idrak etmemiz gerektiği konusunda son derece kararlı ve ısrarlıyım” ifadelerini kullandı.

Anastasiadis’in, “Kıbrıslı Türkler, Türkiye ile bağlarını kesmelidir” yönünde açıklamasına Türkiye’den sert tepki geldi. Milliyet’in konuyla ilgili sorusunu yanıtlayan Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, “Anastasiadis, günlük alışkanlıklarından sıyrılarak salim kafa ile açıklama yapmalıdır” dedi. Türkiye ile Kıbrıslı Türklerin kopmaz bir tarihi bağa sahip olduğuna dikkat çeken Türkeş, “Anastasiadis’in Türkiye ile Kıbrıslı Türklerin ilişkisi konusunda söz söyleme hakkı yoktur” diye konuştu. Türkeş, Pekin’de yapılan “Tek Yol Tek Kuşak Uluslararası Forumu”nda yaşadığı olayı da aktardı ve şunları söyledi:

“Forumda Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras bir konuşma yaptı. Bu konuşma sırasında, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ adına da projelere destek vereceklerini söyledi. Çipras, ne zamandan beridir ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ adına uluslararası toplantılarda açıklama yapıyor. Bu bir... İkincisi ise, okullarda Enosis (Ada’nın Yunanistan’a bağlanması) kutlanmasına yönelik kararı alan Rum liderliği. Anastasiadis önce bunlara cevap vermeli. Önce sen kes Yunanistan ile bağlarını...”

 

Haberin Linki İçin:

http://haberkibris.com/rum-liderden-kizdiran-aciklama-2017-07-12.html

Erişim Tarihi: 12.07.17

 

“Yüzlerle İfade Edilebilecek Bir Askeri Birlik Yerine 40 Bin Askerin Kalması Yeğlendi”

 

Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği’nin Basın Günü resepsiyonunda yaptığı konuşmada Akıncı, İsviçre’nin Crans Montana kasabasında sonuçsuz kalan Kıbrıs görüşmeleriyle ilgili tarafların nedenlerini anlatmaya başladığını, ancak kendisinin bu nedenlerin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından açıklanmasını arzu ettiğini ifade etti.

Birleşmiş Milletler Barış Gücünün Kıbrıs’taki görev süresinin uzatılmasıyla ilgili hazırlanan geleneksel raporun taslağının ellerine geçtiğini belirten Akıncı, raporda Crans Montana’da yer alan konferansa da yer verildiğini, tüm taraflara gayretlerinden ötürü teşekkür edildiğine, bunun tipik bir Birleşmiş Milletler tavrı olduğunu vurguladı.

Bu bağlamda BM’nin konumunun hassas olduğunu, BM’nin süreçte kolaylaştırıcı olarak yer aldığını kaydeden Akıncı, bu nedenle süreçte BM’nin iki tarafa eşit mesafede olma siyasetini sürdürmeye çalıştığının gözlemlendiğini kaydetti.

Akıncı, “Gerek Kıbrıs Türk tarafı, gerekse Türkiye Cumhuriyeti bu süreçte çözüme ulaşmak için gerekli esneklikleri fazlasıyla göstermiştir” dedi.

Kıbrıs Türk tarafının bu süreçte figüran değil, aktör olarak yer aldığını da kaydeden Akıncı, “Mont Pelerin’de de, Cenevre’de de,  Cranz Montana’da da figüran olmadık, öyle davranmadık” dedi.

Akıncı, “biri söyler diğeri de buna uyar”, “çizginin dışına çıkamaz”, “bir yerlerden bir şeyler gelir onun peşinden gidilir” gibi geçmişten gelen şablonların birtakım yaşanmışlıklardan doğduğunu, bunların zaman içerisinde yaşananlardan beyinlerde yer ettiğini kaydetti.

Konferansların hemen hemen hepsinin mimarının Kıbrıs Türk tarafı olduğunu kaydeden Akıncı, bu süreçte elbette Türkiye ile istişare içerisinde hareket edildiğini söyledi.

Akıncı, “Eski şablonlara uygun düşünce tarzıyla yapılmış ağır eleştirileri çok insafsız bulduğumu söylememe müsaade ediniz. Bilgiye dayalı eleştiriye başımın üzerinde yer vardır” dedi.

Konu ile alakalı araştırmacı gazetecilik yapılması gerektiğini ifade eden Akıncı, kendisinin bulunduğu hassas pozisyondan dolayı her şeyi anlatamadığını, ancak bu bilgilere ulaşılamayacak anlamı taşımadığını, doğru bilgilere ulaşabilen gazetecilerin bulunduğunu söyledi; siyasetçilerle müzakere heyeti üyeleri ile konuşma tavsiyesinde bulundu.

Akıncı, “seçilmiş kişileri ve müzakereleri sürdüren heyeti bu kadar hor görmemek gerektiğini” de söyledi.

Esas olanın yarın ne olacağı olduğunu ifade eden Akıncı, bu topraklarda yaşamanın barış ve işbirliği içerisinde olmasının kaçınılmaz olduğunu, bunun yolunu bulmak gerektiğini ifade etti.

Kıbrıs sorununu çözmek için 50 yıl daha bulunmadığını devamlı dile getirdiğini kaydeden Akıncı, incir ipi gibi uzayıp gitmesinin yararı olmadığını, konferansın karar konferansı olması gerektiğini pek çok kez dile getirdiğini, ancak konferansa Kıbrıs Rum tarafı slogan üretmek için gelmişse yapacak bir şey olmadığını söyledi.

“Sıfır asker sıfır garanti bir slogan haline geldi” diyen Akıncı, Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye’nin müzakere için esneklikler gösterdiğini, bu noktada Kıbrıs Rum tarafının da sıfır asker sıfır garantiyi bir kenara bırakıp müzakere etmesi gerektiğini vurguladı.

“Yüzlerle ifade edilebilecek bir askeri birlik yerine 40 bin askerin kalması yeğlendi. Ortaya çıkan tablo budur” diyen Akıncı, Konferans’ta, garantiler konusunda değerlendirmelerin yapılabileceği, sistemin gözden geçirilebileceği yönünde çok net mesajlar verildiğini de söyledi.

Konferansın son gecesinde Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım dört saat içerisinde katılmayı beyan ederken, Kıbrıs Rum tarafının ertesi sabah ayrılmak için hazırlık yaptığını anlatan Akıncı, “Hiçbir şey belli değilken bunlar yaşandı” dedi.

İki kesimli iki toplumlu federal bir çözüm yönünde çalışmak için aday olduğunu ancak her ne pahasına olursa olsun bir anlaşmanın altına imza atacağını söylemediğini ifade eden Akıncı, “Bir anlaşmaya imza atıp Kuzeyde insanımızı belirsizliğe itemem” dedi.

BM Genel Sekreterinin Güneyde kalacak topraklardaki mülkler için eski sahiplerine yakın çözümler üretilmesi, Kuzeydeki mülkler için de Kuzey’de yaşayanların lehine düzenlemeler getirilmesi yönünde kriter getirdiğini kaydeden Akıncı, bunu Türk tarafının kabul ettiğini, bunun dışında Kıbrıs Türkünü belirsizliğe itecek bir formülü kabul etmenin mümkün olmadığını söyledi.

Kıbrıs Türk tarafına, Güney’e göç eden insanlardan kalan 15-20 bin ev için, kurulacak komisyonun Avrupa ictihatı temelinde karar vermesinin önerildiğini kaydeden Akıncı, “20 bin evden bin evin eski sahibinin geri geleceği varsayılsa, bin eski ev sahibinin belli olmamasının büyük bir belirsizlik yaratacağını” anlattı.

Akıncı, bunun referandumda hayır için bir reçete olduğunu da anlatmaya çalıştığını söyledi.

Toprak başlığında BM’nin talebi üzerinde Türkiye ile de uzlaşarak Kıbrıs Türk tarafının sunduğu harita üzerinden açılım için adım attıklarını kaydeden Akıncı, buna karşı Rum liderin, Değirmenlik ve Yeniboğaziçi’ni de talep eden kendi haritasını gündeme getirdiğini anlattı.

Son olarak ise Rum liderin Annan Planı’ndaki haritayı talep ettiğini kaydeden Akıncı, buna karşı Türk tarafının Anan Planı’nda yer alan Kıbrıslı Türklerin lehine olan unsurların da kabul edilmesi şartıyla haritayı kabul edebileceğini söylemesi üzerine Rum tarafının bunu da reddettiğini söyledi.

Akıncı, “Dolayısıyla süreç sadece güvenlik ve garanti üstünden yıkıldı diye bir şey yoktur” dedi.

“Konferans’ta iki taraf anlaştıkça daha az asker, iki taraf arasında güven arttıkça saha az garanti ve yeni bir sistemi enjekte üzerinden uzlaşmaya varılabilirdi” diyen Akıncı, “Olabilirdi bu ama slogan engelledi” dedi.

Güvenlik ve garanti başlığının yanında toprak, mülkiyet ve siyasi eşitlikte de anlaşmazlıkların bulunduğunu kaydeden Akıncı, eşit sayıda olmayan kurullarda bir Kıbrıslı Türkün olumlu oyunun aranması taleplerinin olmaması için bin bir oyun oynandığını söyledi.

İki yılın birincisinde çok ilerleme kaydedildiğini ancak Eylül 2016’dan sonra adım adım Rum tarafının tavırlarının değiştiğini kaydeden Akıncı, 2017’de de çözümden uzaklaşıldığını anlattı.

Akıncı, “Aceleciliğe gerek yok. Oturup en sağlıklı değerlendirmeleri yapacağız. Müsterih olmanızı isterim” dedi.

Akıncı, “Rum tarafı ile eşitler ilişkisi gözetirken, o tarafa yamalama ilişkisine girmeyeceğimizi söylerken, Türkiye ile de bir vilayetleşme ilişkisini asla onaylamayız. Tüm siyasi partilerimiz de hem fikirdirler. Bugün bunu konuştuk. Hepsi aynı görüşte” dedi.

“Her şey bitti”  şeklinde bir şey söylemediğini kaydeden Akıncı, kimsenin de Rum tarafının şartlarını kabul etme beklentisi içerisine girmemesi gerektiğini söyledi.

Haberin Linki İçin:

http://www.kibrisgazetesi.com/kibris/yuzlerle-ifade-edilebilecek-bir-askeri-birlik-yerine-40-bin-askerin-kalmasi-yeglendi/22295

Erişim Tarihi: 12.07.17

 

Balkan Bülteni

 

NATO'nun Karadeniz'deki En Büyük Yıllık Tatbikatı SG17 Başladı

 

NATO’nun Karadeniz bölgesinde düzenlediği en büyük yıllık tatbikatı Saber Guardian (SG17) ABD’nin Bulgaristan’daki Novo Selo poligonunda açıldı. ABD’nin Kara Kuvvetleri Avrupa komutanlığı himayesinde Bulgaristan, Romanya ve Macaristan topraklarında 10 gün sürecek tatbikata 22 NATO ve ortak ülkelerinden 25 askeri personel katılacak. Açılışta konuşan tatbikat komutanı ABD’nin Avrupa Kara Kuvvetleri Komutan Yardımcısı General John Gronski, burada oluşturulan uluslararası gücün etkin bir kapasiteye sahip olduğunu belirterek, “Tatbikat sırasında müttefik ve ortaklarımızla birlikte aramızdaki uyum ve eşgüdümlü hareket etme kapasitelerimizi geliştireceğiz. Katılan güçlerin nüfus ve teçhizatı görkemli bir güce sahip olduğumuzu açıkça ortaya koyuyor. Saldırı durdurabilme kapasitemiz oldukça büyüktür.” dedi. Tatbikat dolayısıyla Bulgaristan’ı ziyaret eden Rusya Federasyonu askeri gözlemciler heyetinin çalışmaları rahatlıkla izleyebileceklerine işaret eden Gronski, “Çalışmalarımızdaki şeffaflık önemli bir yer alıyor. Bu anlamda şeffaflık yapılan çalışmalarımızın daha iyi anlaşılabilmesine vesile olur. Her bir devlet, tatbikat yaparken bu kuralı esas almak zorundadır” diye konuştu. Bulgaristan’ın önemli bir NATO üyesi ve ABD’nin ortağı olduğunu belirten Gronski, “Omuz omuza gelip Avrupa’nın bütünlük, özgürlük ve barışını savunmaya hazırız” ifadesini kullandı

Bulgaristan Genelkurmay Başkan Yardımcısı General Eftim Eftimov, “Çalışmaların en kapsamlı bölümünün ülkemizin ev sahipliğinde yapılması bizim için büyük bir şereftir. Katılımcıların nüfusu ise güneydoğu Avrupa’daki güvenlik ve barışın güvence altına alınmasının artan ihtiyacını bir kez daha ortaya koyuyor.” dedi.

Macaristan’dan Tuğgeneral Laslo Sabo, Romanya’dan Tuğgeneral Petraçe Tudoritza’nın katıldığı Saber Guardian 2017 tatbikatı kapsamında üç ülkenin topraklarında 18 diğer tatbikat da düzenlenecek. Bulgaristan’daki tatbikat çalışmaları için “Novo Selo” üssünün yanı sıra “Koren”, “Şabla” üsleri ve “Bezmer” askeri havaalanı da kullanılacak.

SG17 tatbikatı 20 Temmuz'da sona erecek.

 

Haberin Linki İçin:

http://www.trthaber.com/haber/dunya/natonun-karadenizdeki-en-buyuk-yillik-tatbikati-sg17-basladi-323992.html

Erişim Tarihi: 12.07.17

 

Türkiye Her Alanda Sırbistan'a Desteğini Sürdürüyor

 

Türkiye'nin dış politika vizyonunu farklı alanlarda hayata geçiren Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nın (YTB) ortaya koyduğu projeler, Sırbistan ile arasındaki köklü ilişkilerin gelişmesine katkı sağlıyor.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Türkiye’nin Belgrad Büyükelçiliği binasında Aralık 2009'da çalışmalarına başlayan TİKA, Kasım 2010'da ayrı bir ofis binasına taşınarak ülkedeki çalışmalarını sürdürüyor. Sırbistan’da eğitim, sağlık, sosyal altyapı, kapasite geliştirme ve kültürel mirasın korunması alanlarında 2009-2016 yıllarında 183 projeyi hayata geçiren TİKA, 2014’te 27 proje, 2015’te 36 proje ve geçen yıl 45 projeyi hayata geçirerek iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesinde köprü görevi üstleniyor.

Ülkede 2011 yılından bu yana proje ve faaliyetlerini artırmaya devam eden TİKA, sağlık sektöründe hastane ve sağlık ocağı tadilatı, donanım desteği ve tıbbi analiz laboratuarlarının kurulmasına yönelik 26 projeyi hayata geçirdi.

TİKA, Sırbistan’da sosyal altyapı ve hizmet alanında idari, kapasite ve sivil altyapıların geliştirilmesi kapsamında verilen uzman eğitimlerin yanı sıra fiziksel altyapıların iyileştirilmesi, kültürel iş birliği faaliyetlerinin desteklenmesi, kongre ve sempozyumların düzenlenmesi ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği gibi pek çok alanda 52 proje gerçekleştirdi.

Üretim alanında da kapasitenin artırılması için seracılık faaliyetlerinin desteklenmesi, bölgesel uygunlukların gözetilerek fidelerin temin edilmesi, arıcılık faaliyetlerin geliştirilmesine yönelik tarım ve hayvancılığın desteklenmesi için bazı projeleri hayata geçiren TİKA, ekonomik altyapının güçlendirilmesi için de soğuk hava depolarının kurulması çalışmaları kapsamında 35 projeyi uygulamaya koydu.

Haberin Linki İçin:

http://aa.com.tr/tr/turkiye/turkiye-her-alanda-sirbistana-destegini-surduruyor/859496

Erişim Tarihi: 12.07.17

 

 

http://www.turksam.org/tr/dis-basin-detay/1431-dunya-bunlari-konusuyor
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 373 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)