Dış Basın | 08 Ağustos 2017

|

Dünya Bunları Konuşuyor



Dünya basınında 8 Ağustos 2017 tarihinde öne çıkan başlıklar...

 

Avrupa Bülteni

 

AB, Türkiye'ye Üyeliğe Yardım Ödemesi Yapacak Mı?

 

Avrupa Komisyonu'nun bütçeden sorumlu komiseri Günther Oettinger, Alman basınına konuştu ve AB’nin Türkiye'ye ödemeyi planladığı 4.3 milyar euroluk üyeliğe hazırlık yardımını ödeyeceğini düşünmediğini söyledi. Alman Bild gazetesine konuşan Avrupa Komisyonu'nun bütçeden sorumlu komiseri Günther Oettinger, birliğin Türkiye’ye 2020 yılına kadar ödemeyi planladığı 4.3 milyar euroluk üyeliğe hazırlık yardımına değindi. Oettinger, “Bu fonun, Türkiye’yi Avrupa’ya yaklaştıracak projeler geliştirmek için kullanılması öngörülüyordu. Ancak Türkiye’de siyasi alanda yaşanan gelişmelere bakılırsa bu tür projeler geliştirmeye devam edileceğini düşünemiyorum” dedi. Türkiye ile Almanya arasında yaşanan krizin ardından Almanya’nın Brüksel’e mektup yollayarak Avrupa değerlerinden uzaklaştığı gerekçesiyle Türkiye’ye yönelik tavrın sertleşmesini istediği belirtilmişti.

Haber Linki İçin:

http://www.ntv.com.tr/dunya/ab-turkiyeye-uyelige-yardim-odemesi-yapacak-mi,hR3z6T544US5x6qq7gv0kg

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

Almanya'dan Erdoğan'a Nazi Dönemi Göndermesi

 

Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Martin Schäfer Türkiye'de darbe girişiminden yargılanan sanıklara tek tip üniforma uygulamasını Nazi dönemine benzetti. Schäfer, "Şahsen bir Alman olarak bana Almanya'daki kötü bir döneme dair kötü hatıraları uyandıran şeyler yapmasını dikkat çekici buluyorum" diye konuştu. DW Türkçe'nin aktardığına göre Alman hükümeti, Türkiye'de tutuklu bulunan Alman vatandaşlarının kısa süre içinde serbest bırakılacaklarına dair umut olmadığını açıkladı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Schäfer, son olarak 5 Temmuz'da Büyükada'da gözaltına alındıktan sonra tutuklanan insan hakları aktivisti Peter Steudtner'in durumunu ve Türk hükümetinin tutuklularla ilgili peşin hükümlü açıklamalarını sert bir şekilde eleştirdi.

Giderek Büyüyen Bir İnsani Dram

Alman vatandaşı Peter Steudtner'in geçen hafta Silivri Cezaevi'ne nakledilmesinin ardından tutukluluk koşullarının kötüleştiğini belirten Schäfer, tutuklanmasının üzerinden bir ay geçmesine rağmen Steudtner'in somut olarak neyle suçlandığının açıklığa kavuşmadığını vurguladı. İki çocuk babası Steudtner'in hukuk devletine yaraşır makul bir prosedür olmaksızın hapis tutulduğunu kaydeden Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "Tüm bunlar korkunç ve giderek büyüyerek insani bir dram halini alıyor" diye konuştu.

Haber Linki İçin:

https://tr.sputniknews.com/turkiye/201708071029599504-erdogan-almanya-nazi-donemi/

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

Belçika: Türkiye'nin İdam Referandumuna İzin Vermek Zorunda Değiliz

 

Belçika Başbakanı Charles Michel, Türkiye'nin idam cezası getirilmesi konusunda referandum düzenlemeye karar vermesi durumunda, buna izin vermeyebileceklerini belirtti. RTBF televizyonunun haberine göre Michel, "Belçika, kendi iradesiyle çelişen bir referandum düzenlenmesine izin vermek zorunda değil" ifadesini kullandı. Michel, uluslararası hukukta Belçika'yı başka bir ülkede düzenlenen referandumun kendi topraklarında düzenlenmesine izin verme konusunda resmi olarak bağlayan bir madde bulunmadığının altını çizdi. Alman hükümeti, Türkiye’de idam cezasının geri getirilmesi için referandum yapılması halinde Türkiye’nin Almanya temsilciliklerinde bir halk oylamasına izin verilmeyeceğini açıklamıştı. Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz de, Türkiye'nin idam cezasıyla ilgili referandumuna Avusturya'da izin vermeyeceklerini söylemişti.

Haber Linki İçin:

https://tr.sputniknews.com/avrupa/201708071029594387-belcika-idam-turkiye-referandum-izin-vermek-zorunda-degiliz/

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

Balkanlar Bülteni

 

Yunanistan Dışişleri Bakanı Makedonya’ya Gelecek

 

Yunan medyalarının verdiği bilgilere göre Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kotzias 31 Ağustos’ta Üsküp’e bir ziyaret gerçekleştirecek. Yunan Bakanın ağustos sonunda Üsküp’ geleceği, Makedonya Dışişleri Bakanı Dimitrov’un Atina ziyaretinde belirtilmişti. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’ndan resmi bir açıklama yapılmazken, Yunan medyaları “güvenilir kaynaklardan” iki ülke Dışişleri bakanların, isim sorununun ana konu olacağı bir görüşme gerçekleşeceği bildirildi. Yunan medyaları özellikle, Birleşmiş Milletler’in (BM) Makedonya ve Yunanistan arasındaki isim sorununun çözümü için atadığı özel temsilci Matthew Nimetz görüşmesinden sonra gerçekleşecek bu ziyarete büyük önem atfediyor.

Haber Linki İçin:

http://timebalkan.com/yunanistan-disisleri-bakani-makedonyaya-gelecek/

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

ABD Bülteni

 

ABD'den Çok Tehlikeli Adım

 

ABD Özel Kuvvetlerine bağlı askerler Lübnan Ordusuna “destek” faaliyeti amacıyla, ülkenin Suriye sınırının kuzeydoğusuna konuşlandı. Arapça yayın yapan Al-Hurra televizyonuna konuşan ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) sözcüsü Eric Pahon, “Lübnan’da ABD Özel Kuvvetlerin faaliyetini teyit edebilirim” sözleriyle kritik gelişmeyi açıkladı. Sözcü, “Özel Kuvvetlerimiz bölgede Lübnan Ordusu’na eğitim ve destek faaliyeti için bulunuyor” açıklamasını yaptı. Pentagon sözcüsü, Lübnan’da operasyonel olan ABD kuvvetlerinni sayısı ve niteliği hakkında ise “görevin doğası” gereği bilgi veremeyeceğini savundu.

Hizbullah İle Karşı Karşıya

Lübnan ordusunun haftalar içinde, Suriye sınırında bulunan DEAŞ yapılanmasına karşı operasyon düzenleyeceği biliniyor. İran destekli Şii örgüt Hizbullah’ın lideri Hasan Nasrallah, geçen Cuma günü yaptığı açıklamada, sınırın Suriye tarafında konuşlu Hizbullah militanlarının Lübnan Ordusu’na desteğe hazır olduğunu belirtmişti. Bu durumda, Lübnan Ordusuna “destek” veren ABD Özel Kuvvetlerine bağlı askerlerinin Hizbullah militanları ile karşı karşıya gelmesi güçlü bir olasılık. Her ne kadar ABD ordu sözcüsü, Özel Kuvvet askerlerinin Lübnan ordusuna destek faaliyeti icra ettiğini açıklasa da, Suriye’nin kuzeyinde faaliyette bulunan ABD Özel Kuvvetleri’nin Rakka saldırısında PKK/PYD terör örgütüyle cephe hattında hareket ettiği medyada yer almıştı.

Haber Linki İçin:

http://www.hurriyet.com.tr/abd-suriyede-kritik-bolgeye-konuslandi-40543378

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

ABD Katar İçin Harekete Geçti

 

ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan isminin açıklanmasını istemeyen bir yetkili, Katar'a bu hafta iki diplomatın gittiğini söylediABD Dışişleri Bakanlığının Katar ve dört Körfez ülkesi arasında yaşanan gerginliği çözmek için bölgeye üst düzey iki yetkili yolladığı bildirildi. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan isminin açıklanmasını istemeyen bir yetkili, bu hafta bölgeye iki diplomatın gittiğini söyledi. Yetkili, "Emekli General Anthony Zinni ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Vekili Timothy Lenderking taraflarla iletişim kurmak ve Kuveyt hükümetinin arabuluculuk çalışmalarına destek vermek için bu hafta Körfez bölgesine gitti." ifadesini kullandı. ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson da, geçen hafta yaptığı bir konuşmada, Emekli General Zinni'nin Katar ve dört Körfez ülkeleri arasında yaşanan gerginliği takip etmek için bölgeye gideceğinin sinyallerini vermişti. Ayrıca Tillerson, temmuzda Körfez bölgesine ziyarette bulunmuştu. Zinni ABD Merkez Komutanlığındaki görevinin yanısıra, George Bush yönetimi zamanında ABD'nin İsrail - Filistin Özel Elçisi görevini yapmıştı. Suudi Arabistan, BAE, Yemen, Mısır ve Bahreyn 5 Haziran'da yaptıkları açıklama ile Katar ile tüm diplomatik ilişkilerini kestiklerini duyurmuştu. Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn, ülkelerinin hava sahasını Katar'a kapatarak, Katarlı diplomatların 48 saat içinde ülkelerinden ayrılmasını istemişti.

Haber Linki İçin:

http://www.haberturk.com/dunya/haber/1590378-abd-katar-icin-harekete-gecti

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

ABD'den Kuzey Kore'ye: Korkup Kaçacak Değiliz

 

Pyongyang yönetiminin ABD'ye ciddi ders vereceğini söylemesine yanıt veren BM temsilcisi Haley, yeni BM yaptırımlarını Kuzey Kore'ye atılmış bir yumruk olarak tanımladı ve "Tepki gösterecekler, tehdit edecekler ama korkup kaçacak değiliz" dedi. Mart ayından bu yana gerilimin dinmediği ABD ve Kuzey Kore'den yeni açıklamalar var. Son Birleşmiş Milletler (BM) yaptırımlarına öncülük eden ABD, Pyongyang yönetiminden gelen tehditlere yanıt verdi. Fox News kanalına konuşan ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley, yeni yaptırımları Kuzey Kore'ye atılmış bir yumruk olarak tanımladı. Haley'e göre Pyongyang'dan gelen tepkiler yaptırımlardan endişe duyulduğunu gösteriyor. Kuzey Kore'nin en büyük müttefiki Çin'in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) yaptırımlara verdiği desteğin altını çizen Haley, şu açıklamayı yaptı: "Kuzey Kore şimdi uluslararası toplumun tek ses olduğunu görüyor. Çin geri adım atmadı, Rusya geri çekilmedi. Güvenlik Konseyi'nde herkes 'yeter artık, bu pervasızlığı ve sorumsuzluğu daha fazla izlemeyeceğiz' dedi. Kuzey Kore, ticaretinin yüzde 90'ını Çin ile gerçekleştiriyor. Bu yüzden yaptırımlara Çin'in destek vermesi çok önemliydi ve Çin etkinliğini artırarak yaptırımları uygulayacağını söyledi."

Kuzey Kore'nin ABD'ye "Ciddi bir ders vermeye hazırız" uyarısına ise Haley'in yanıtı "Tepki gösterecekler, tehdit edecekler ama korkup kaçacak değiliz" oldu. Temmuz ayında ilk kıtalararası balistik füzelerini deneyen Kuzey Kore, yeryüzünün titremesine yol açtı. Son fırlatılan füze ise ABD'yi vurma kapasitesine sahip.

Haber Linki İçin:

http://www.milliyet.com.tr/son-dakika-abd-den-kuzey-dunya-2498232/

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

ABD'den Terör Örgütü PKK/PYD'ye Askeri Yardım Sürüyor

 

ABD, terör örgütü PKK/PYD'ye DEAŞ ile mücadele adı altında askeri yardım içeren 112 tır daha gönderdi. ABD'nin, Suriye'de terör örgütü PKK/PYD'ye, DEAŞ'la mücadele gerekçesiyle askeri yardımları devam ediyor. Dün gece 112 tır, Rakka'nın kuzeyindeki örgüt unsurlarına gönderildi. Haseke'deki AA muhabiri, dün gece saatlerinde askeri yardım taşıyan 112 tırın, Irak sınırından geçerek örgüt kontrolündeki Haseke'ye girdiğini bildirdi. Konvoyda, ABD ordusunun kullandığı yüksek hareket kabiliyetli zırhlı "Hummer"lar, yakıt tankerleri ve orta büyüklükte araçlar dikkati çekti. Ayrıca sevkiyatların bir süredir özellikle gece saatlerinde ve üstü brandalarla örtülü tırlarla yapıldığı göze çarpıyor. Bundan önce 5 Haziran'da 60, 12 Haziran'da 20, 16 Haziran'da 50 ve 21 ile 26 Haziran'da toplam 120, 5 Temmuz'da 82, 9 Temmuz'da 102, 13 Temmuz'da 95, 17 Temmuz'da 100, 22 Temmuz'da 100, 27 Temmuz'da 80, 31 Temmuz'da 100 olmak üzere 909 tır, PKK/PYD bölgesine teslimat yapmıştı.

Terör Örgütüne Verilen Silahlar

AA muhabirinin ABD Savunma Bakanlığı Pentagon'dan edindiği belgeye göre, Suriye'de PKK/PYD'nin de içinde olduğu gruplara verilecek silahlar listesinde, 12 bin kalaşnikof marka tüfek, 6 bin makineli tüfek ve 3 bin 500 ağır makineli tüfeğin yanı sıra 3 bin Amerikan yapımı RPG-7 ve bin Amerikan yapımı AT-4 veya Rus yapımı SPG-9 tanksavar da bulunuyor. Belgede ayrıca aynı kapsamda değişik kalibreye sahip 235 havan topu, 100 keskin nişancı tüfeği, 450 PV-7 tipi gece görüş dürbünü ve 150 kızılötesi lazer aydınlatıcı dürbünün terör örgütüne ulaşacağı bilgisi yer alıyor.

Haber Linki İçin:

http://www.sabah.com.tr/dunya/2017/08/08/abdden-teror-orgutu-pkkpydye-askeri-yardim-suruyor

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

Rusya Bülteni

 

Ryabkov: Rusya-ABD İlişkileri Direnç Testlerini Geçemedi

 

Rusya-ABD ilişkilerinin 'direnç testlerinden' geçememesi nedeniyle üzüntü duyduklarını söyleyen Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, yaptırımların oluşturduğu zararı en aza indirgeyecek yolların bulunması için iki ülkenin birlikte çalışması gerektiğini belirtti. Rusya'da yayınlanan 'Mejdunarodnaya Jizn' (Uluslararası Yaşam) dergisine demeç veren Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, ABD Kongresi'nin kendi isteğini ABD Başkanı Donald Trump yönetimine dayatmasından üzüntü duyduklarını kaydetti.

Kongre, Kendi İsteğini Trump Yönetimine Dayattı

Ryabkov, "Rusya-ABD ilişkilerinin son aylarda giderek artan saldırılara dayanıklılık bakımından 'direnç testlerini' geçememesi üzüntü verici. Temsilciler Meclisi ve Senato'daki çoğunluk, kendi isteklerini Trump yönetimine dayattı" dedi. Ryabkov, ABD'nin yeni yaptırımlarının uzun vadeli sonuçlar doğuracak olmasına rağmen iki ülkenin cepheleşmeden kaçınacağını temenni ettiğini belirterek, "Zararları en aza indirgeyecek yolları bulmak için birlikte çalışacağımızı umuyorum" diye ekledi.

Dolara Olan Bağlılığımızı Azaltacağız

Ryabkov, Rusya'nın ABD'nin yaptırımlarına vereceği cevabı da değerlendirdi. Bakan yardımcısı, "İthal ikamesi, ABD ödeme sistemlerine ve dolara olan bağlılığın azaltılması konusundaki çalışmaları artıracağız. Bu bir zorunluluk haline geliyor" diye konuştu.

Demokratlar İlişkileri Onarma İmkanını Ortadan Kaldırdı

Bu arada Ryabkov, Demokrat Parti'nin Cumhuriyetçi Trump'ı zayıflatmaya çalışarak Moskova-Washington ilişkilerini yeniden canlandırma imkanını ortadan kaldırdığını ifade etti.

Ryabkov, Rusya karşıtı cin, bilhassa başkanlık seçimlerini kaybeden Demokrat Parti'nin tabanı tarafından çıkarıldığını kaydetti.

AB, Bağımsız Hareket Etmiyor

Öte yandan Ryabkov, AB'nin Rusya politikalarında bağımsız hareket etmediğini, ABD'nin nüfuzu altında olduğunu vurguladı.

Haber Linki İçin:

https://tr.sputniknews.com/rusya/201708071029597306-ryabkov-rusya-abd-direnc-test/

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

Rusya: ABD, Yaramaz ve Şımarık Çocuk Gibi Davranıyor

 

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, ABD'nin Kuzey Kore krizine 'yaramaz ve şımarık bir çocuk' gibi yaklaştığını söyledi. Sputnik'e demeç veren Ryabkov, Kuzey Kore krizini ele alma sorumluluğunu başka ülkelere yükleyen ABD'yi yaramaz ve şımarık bir çocuğa benzetti.  Ryabkov, "Washington, bizzat kendisinin sorumlu tutulması gereken konularda sorumluluğu başka ülkelere yükleme eğiliminde. Bu, bir tür davranışsal algoritma. ABD, istediği bir şeyi yapamadığında ya da istediği bir oyuncak alınmadığında kendini yere atarak ağlamaya başlayan yaramaz ve şımarık bir çocuğa benziyor" dedi. Ryabkov, Kore yarımadasındaki durumun çok önemli ve ciddi hatta 'patlayıcı' olduğunu da belirterek, durumu komik hale getirme niyetinde olmadığının altını çizdi. Ryabkov, daha önce Rusya’nın Kore Yarımadası’ndaki nükleer soruna barışçıl çözüm arayışında ABD ile işbirliği yapmaya hazır olduğunu açıklamıştı. ABC televizyonuna verdiği röportajda Kuzey Kore’nin yaptığı son füze denemesini değerlendiren Ryabkov, “Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılması konusunda barışçıl bir çözüm bulmak için ABD ile, şu anki yönetimiyle, Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’la ve ekibindeki herkesle birlikte çalışmaya hazırız” diye konuşmuştu.

Haber Linki İçin:  

https://tr.sputniknews.com/rusya/201708071029600071-rusya-abd-yaramaz-simarik-cocuk/

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

Rusya'dan Kritik Adım: Dolara Olan Bağımlılığımızı Azaltacağız, Bu Bir Zorunluluk

 

Son ABD yaptırımlarının ardından Rusya'nın bu ülkte tahvillerine yatırdığı 110 milyar dolara yakın paranın akibeti sorgulanmaya başlanırken, Moskova'dan yeni bir açıklama geldi: "İthal ikamesi, ABD ödeme sistemlerine ve dolara olan bağlılığın azaltılması konusundaki çalışmaları artıracağız. Bu bir zorunluluk haline geliyor." Rusya-ABD ilişkilerinin 'direnç testlerinden' geçememesi nedeniyle üzüntü duyduklarını söyleyen Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, yaptırımların oluşturduğu zararı en aza indirgeyecek yolların bulunması için iki ülkenin birlikte çalışması gerektiğini belirtti. Rusya'da yayınlanan 'Mejdunarodnaya Jizn' (Uluslararası Yaşam) dergisine demeç veren Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, ABD Kongresi'nin kendi isteğini ABD Başkanı Donald Trump yönetimine dayatmasından üzüntü duyduklarını kaydetti. Ryabkov, "Rusya-ABD ilişkilerinin son aylarda giderek artan saldırılara dayanıklılık bakımından 'direnç testlerini' geçememesi üzüntü verici. Temsilciler Meclisi ve Senato'daki çoğunluk, kendi isteklerini Trump yönetimine dayattı" dedi. Ryabkov, ABD'nin yeni yaptırımlarının uzun vadeli sonuçlar doğuracak olmasına rağmen iki ülkenin cepheleşmeden kaçınacağını temenni ettiğini belirterek, "Zararları en aza indirgeyecek yolları bulmak için birlikte çalışacağımızı umuyorum" diye ekledi. Ryabkov, Rusya'nın ABD'nin yaptırımlarına vereceği cevabı da değerlendirdi. Bakan yardımcısı, "İthal ikamesi, ABD ödeme sistemlerine ve dolara olan bağlılığın azaltılması konusundaki çalışmaları artıracağız. Bu bir zorunluluk haline geliyor" diye konuştu. Bu arada Ryabkov, Demokrat Parti'nin Cumhuriyetçi Trump'ı zayıflatmaya çalışarak Moskova-Washington ilişkilerini yeniden canlandırma imkanını ortadan kaldırdığını ifade etti. Ryabkov, Rusya karşıtı cin, bilhassa başkanlık seçimlerini kaybeden Demokrat Parti'nin tabanı tarafından çıkarıldığını kaydetti. Öte yandan Ryabkov, AB'nin Rusya politikalarında bağımsız hareket etmediğini, ABD'nin nüfuzu altında olduğunu vurguladı.

Haber Linki İçin:

http://www.turkrus.com/430827-rusyadan-kritik-adim-dolara-olan-bagimliligimizi-azaltacagiz-bu-bir-zorunluluk-xh.aspx

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

Çin Bülteni

 

Çin: Kuzey Kore Yaptırımlarının Bedelini Ödemeye Hazırız

 

BM'nin Kuzey Kore'ye uygulayacağı yaptırımlar en çok Çin'i etkileyecek. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Kuzey Kore ile olan yakın ekonomik ilişkileri yüzünden, Birleşmiş Milletler'in bu ülkeye uygulanmasına karar verdiği son yaptırımlarla en büyük bedeli kendilerinin ödeyeceğini ancak kesinlikle kararlara uyum göstereceklerini söyledi.

İthalat Gelirlerinin Üçte Biri Kaybedilebilir

BM Güvenlik Konseyi'nin Cumartesi günü benimsediği yeni yaptırımlar, Kuzey Kore'nin yıllık 3 milyar dolar olan ithalat gelirlerinin üçte birini kaybetmesine yol açabilecek. Wang, Manila'da katıldığı bir güvenlik konferansında dün yaptığı konuşmada, yaptırımların Çin'in ve uluslararası toplumun Kuzey Kore'nin sürdürdüğü füze programına karşı tavrını ortaya koyduğunu söyledi.

Bedelini Çin Ödeyecek

Dışişleri bakanlığının yazılı açıklamasına göre Wang, "Çin'in Kuzey Kore ile olan geleneksel ilişkisi nedeniyle (BM) kararının uygulanmasının bedelini ödeyen başlıca ülke Çin olacaktır. Buna rağmen, nükleer silahların yayılmasını engelleyen uluslararası anlaşmanın, bölgesel barış ve istikrarı korunması için söz konusu kararın tümünü Çin, eksiksiz ve titizlikle uygulayacaktır." dedi. Güvenlik Konseyi kararı Kuzey Kore'nin kömür, demir cevheri, kurşun, kurşun cevheri ve deniz mahsulleri ihracatını yasaklıyor. Aynı zamanda diğer ülkelerin daha fazla Kuzey Koreli işçi çalıştırmasına, bu ülkeyle yeni ortak girişimlere katılmasına ve devam eden girişimlerde yeni yatırımlar yapmasına izin verilmeyecek.

Haber Linki İçin:

http://www.ensonhaber.com/cin-kuzey-kore-yaptirimlarinin-bedelini-odemeye-haziriz.html

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

Suriye ve Irak Türkmenleri Bülteni

 

DEAŞ’tan Flaş Hamle: Türkmen Kentinde

 

Irak’ta terör örgütü DEAŞ’ın elinde tuttuğu Türkmen kenti Telafer’in etrafına hendek kazmaya başladığı belirtildi.Yerel medyaya konuşan askeri yetkililer, Musul vilayetinin batısındaki Telafer’i yaklaşık 3 yıldır elinde tutan DEAŞ’ın, yakında başlaması öngörülen kurtarma operasyonuna karşı hazırlık yaptığını söyledi.Askeri yetkililer, DEAŞ’ın kuşatma altındaki Telafer kent merkezinin çevresinde hendekler kazdığını ve topyekûn saldırılara karşı savunma hattı kurmayı hedeflediğini ifade etti.Mezhepçi yaklaşımıyla bilinen, İran destekli HaşiŞabi güçleri, yaklaşık 5 aydır güney ve batıdan kuşattıkları Telafer’in çevresindeki 17 köyü perşembe günü DEAŞ’tan geri aldıklarını duyurmuştu.Telafer kent merkezinde yaklaşık bin DEAŞ militanının kaldığı iddia edilirken, kurtarma operasyonuna 40 bin güvenlik görevlisinin katılması bekleniyor.Irak Başbakanı Haydar el-İbadi, dün başkent Bağdat’ta yaptığı açıklamada, Telafer’iDEAŞ’tan kurtarma operasyonu için tüm askeri hazırlıkların tamamlandığını bildirmişti.Terör örgütü DEAŞ, Musul kent merkezinin 63 kilometre batısında yer alan, Türkmenlerin çoğunlukta yaşadığı Telafer’i 16 Haziran 2014′te ele geçirmişti.

Haber Linki İçin:

http://www.kerkuk.net/?p=42758

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

Irak’ta Türk Askerinin Geçişi Sırasında Patlama

 

Zaho’da görevli TSK’ya ait araçların geçişi sırasında, PKK’lıların yola döşedikleri patlayıcı infilak etti. Patlamada 1 asker ile 1 tercüman hafif yaralandı. Irak’ın Erbil kentinden yayın yapan Kürdistan 24 Televizyonu’nun haberine göre, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Batifa’da görev yapan birliğe ait 2 cip, Türkiye sınırında bulunan Zaho’nun Batifa bölgesinde bir yoldan geçerken, teröristler yola önceden döşedikleri patlayıcıyı infilak ettirdi. Kanala konuşan Irak ordusuna bağlı Sınır Güvenlik Komutanı Albay Diler Zebari, bombalı saldırıda yaralananlar olduğunu söyledi.Televizyon kanalı, bombalı saldırının PKK terör örgütü tarafından yapıldığını duyurdu.

Haber Linki İçin:

http://www.kerkuk.net/?p=42792

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

Bakanlar Kurulu: Kerkük’te Referandum Yapılması İmkansız

 

Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği’nden Kerkük’te yapılmak istenen referandumla ilgili açıklama geldi.Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği, Kerkük İl Meclisi’ne gönderdiği resmi yazıda, Anayasa’nın 140. maddesi uyarınca Kerkük’ün geleceği ile ilgili referandum yapılmasının imkansız olduğunu belirtti. Referandum öncesi atılması gereken adımların atılmadığını kaydeden Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği, referandum öncesi normalleştirme, adil ve şeffaf nüfus sayımı yapılması gerektiğini ifade etti.Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği, Anayasanın 110. maddesine göre nüfus sayımı yapmanın sadece Federal Hükümet’in yetki sınırları içinde olduğuna da vurgu yaptı.

Haber Linki İçin:

http://www.kerkuk.net/?p=42471

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

Eller Tetikte

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Suriye’deki gelişmeler karşısında Türkiye’nin rahatsızlığını ‘Yeni adımlarımız olacak’ sözleriyle dile getirdiği adımın yeni bir operasyon olması bekleniyor. İlk hedef ise Afrin.Terör örgütü DEAŞ’a karşı Fırat Kalkanı Harekatı’nın birinci yıldönümü yaklaşırken, Türkiye Suriye’de bu kez terör örgütü PKK/PYD’ye karşı operasyona hazırlanıyor. Türkiye, 24 Ağustos 2016’da terör örgütü DEAŞ’a karşı başlattığı Fırat Kalkanı Harekatı’nda 2 bin 15 kilometrekarelik alanı güvenli hale getirirken, Suriyeliler topraklarına döndü ve güvenli bir yaşama başladı. Halen TSK destekli ÖSO güçleri bölgede alt yapı çalışmalarına destek veriyor ve bölgenin güvenliğini sağlıyor. Ancak Azez-Cerablus hattında inşa edilen güvenli bölgenin çevresindeki terörist PKK/PYD unsurlarından güvenli bölgeye yönelik tahrik ve tacizler bir süredir artarak devam ediyor.

Bıçak Kemiğe Dayandı

Bölgede terörist tacizler devam ederken, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bu konudaki rahatsızlığını, “Fırat Kalkanı Harekatı ile Suriye’deki terör oluşumu projesinin kalbine soktuğumuz hançeri, yeni hamlelerle genişletmekte kararlıyız. Çok yakında bu konuda yeni ve önemli adımlarımız olacak” sözleriyle ifade etti. Türkiye, meşru müdafaa kapsamında PKK/PYD terör örgütüne karşı her an harekete geçebileceğini her platformda vurguladı. Edinilen bilgiye göre, bu doğrultuda bıçak kemiğe dayanmış durumda.

Operasyon İçin Afrin İlk Sırada

Güvenlik kaynakları, PKK/PYD terör örgütü unsurlarına karşı operasyon zamanlaması için Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın daha önce bir açıklamasında ifade ettiği gibi “bir gece ansızın” diyorlar. DEAŞ terör örgütüne karşı Fırat Kalkanı Harekatı’nı geçen yıl 24 Ağustos’ta başlatan Türkiye’nin Suriye sınır ötesindeki yeni hedefi olarak, “Fırat Kalkanı Harekatıyla oluşturulan güvenli bölgeyi taciz eden tüm terörist unsurlar” gösteriliyor. Afrin’deki teröristler bir süredir Mare’de bulunan Suriyeli sivillere taciz ateşinde bulunuyor. Güvenlik birimleri özellikle Azez-Tel Rifat-İdlib hattının temizlenmesi gerektiğine dikkati çekiyor. Fırat’ın doğusundan Cerablus’u taciz eden teröristler de hedefler arasında. Operasyon alanı geniş bir alanı kapsayacak.

Haber Linki İçin:

http://www.kerkuk.net/?p=42784

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

Türkmenler Meslek Öğrenirken Para da Kazanacak

 

Hatay'ın  Yayladağı ilçesinde yaşayan Bayırbucak Türkmenleri, Kalkınma Bakanlığı ve Valilik desteğiyle  Yayladağı Kaymakamlığı tarafından açılan ayakkabıcılık atölyesinde meslek sahibi oluyor.Suriye'deki iç savaştan kaçarak  Türkiye'ye sığınan ve  Yayladağı ilçesindeki konteyner kent ile evlerde kalan Türkmenlerin meslek öğrenmesi için  Yayladağı Kaymakamlığı tarafından kentte yaygın mesleklerden biri olan ayakkabıcılık üzerine proje hazırlandı.Projenin Kalkınma Bakanlığı ve  Hatay Valiliğinin destekleriyle Sosyal Destek Programına (SODES) kabul edilmesinin ardından eski TEKEL arazisi içerisindeki boş bir depo atölyeye dönüştürüldü.İçerisinde, model çizim odasından ısıtma fırınına, dikiş makinesinden kesme ve yapıştırma aletlerine kadar gerekli her şeyin kurulduğu atölyede yaklaşık 2 ay önce eğitim başladı.Ayakkabı ustaları tarafından verilen eğitime devam eden 25 Türkmen, 6 ay sürecek kurs sonunda hem kalfa olarak yetişecek hem de bu sürede yapılan kadın ve çocuk ayakkabılarını satarak para kazanacaklar.Yayladağı Kaymakamı Ömer Faruk Yüce, AA muhabirine yaptığı açıklamada,  Suriye'de iç savaşın çıkmasının ardından 2011 yılında  Türkiye'ye gelen Suriyelilerin ilk misafir edildiği yerin  Yayladağı olduğunu hatırlattı.O tarihten bu yana devletin elinden geldiğince misafirlerinin barınma, gıda ve sağlık gibi ihtiyaçlarını karşıladığını aktaran Yüce, "Suriyeliler ülkemize ilk geldiklerinde ihtiyaçları farklıydı. Bu temel ihtiyaçlar karşılanmaya devam ediyor. Geçen süre içerisinde ihtiyaçlar da değişti. Kundakta gelen bebekler okula başladı. 10 yaşında buraya gelen çocuk bugün genç oldu ve hayat devam ediyor." dedi.Bu ihtiyaçlar doğrultusunda harekete geçtiklerini ifade eden Yüce, başlattıkları projeye ilçedeki Türkmenlerin de ilgi gösterdiğini söyledi.

Hatay, Erkek Ayakkabı Üretiminde Önemli Bir Merkez

Yüce, ilk etapta 25 kişiyi kursa kabul ettiklerini aktararak, şöyle devam etti: "Eğitimler yaklaşık 2 aydır devam ediyor. Özelikle ayakkabıcılık sektörünü seçtik çünkü  Hatay, erkek ayakkabı üretiminde ülkenin önemli merkezlerinden birisi. Ancak kadın ayakkabısı üretim merkezi ise yok denecek kadar az. Eğitim sonunda kalfa olarak yetişecek Türkmenler, hem ayakkabı üretiminin merkezi olan  Hatay'daki iş gücüne katkı sağlayacak hem de ülkelerine meslek sahibi olarak altın bilezikle dönecekler."Suriye'deki savaşın bir an evvel bitmesini ve Suriyelilerin hasret kaldıkları vatanlarına kavuşmasını temenni eden Yüce, projenin gerçekleşmesinde katkıda bulunan  Hatay Valisi  Erdal Ata başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür etti. Kursiyerlerden 21 yaşındaki Halil Molla Musa da 5 yıldır  Türkiye'de yaşadığını ve işsiz olduğunu belirtti.Böyle bir kurs açıldığını duyunca hemen yazıldığını söyleyen Molla Musa, "Benim gibi birçok gencin elinde bir meslek yok. Bu nedenle bu eğitimden memnuniyet duyduk. Şu ana kadar 5 bin çift ayakkabı ürettik. Kurs sonunda meslek sahibi olacağımız gibi yaptığımız ayakkabıları satıp para da kazanacağız. Vesile olanlardan Allah razı olsun. " diye konuştu.

Haber Linki İçin:

https://www.sondakika.com/haber/haber-turkmenler-meslek-ogrenirken-para-da-kazanacak-9910813/

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

Kuzey Kıbrıs Bülteni

 

Akıncı: Ya Eşitliğimizi Kabul Edecekler Ya Da İki Ayrı Varlık Kök Salmaya Devam Edecek

 

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Mehmetçik Üzüm Festivali’nin açılışında yaptığı konuşmaya, “Mikrofona bu güzel oyun havaları eşliğinde geliyoruz ama sizlere biraz ciddi şeylerden bahsedeceğim” diye başladı. Mustafa Akıncı, Kıbrıs Rum tarafının çok ciddi bir değerlendirme yapması gerektiğini ifade ederek, zamanın birleşmeye doğru değil, iki ayrı devletin kökleşmesine doğru akıp gittiğini belirtti. “Eğer bu ülkede federatif bir çözüm olacaksa siyasette eşit, iki kurucu devlet olacak. Dönüşümlü başkanlık da olacak” diyen Akıncı, Kıbrıslı Rumların ya federatif bir anlayışta Kıbrıs Türkü’nün siyasette eşit varlığını kabul edeceklerini ya da iki ayrı varlığın devam edeceğini kaydetti.Akıncı, Kıbrıs Türk tarafının değerlendirme aşamasında olduğunu ifade ederek, Kıbrıs’ta aynı coğrafyayı paylaşan toplumlar olarak, mutlaka bir ilişki içinde olunması gerektiğini kaydetti. Bu ilişkinin de bir barış ilişkisi olması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Akıncı, “Biz dünya dilinden, barış dilinden vazgeçecek değiliz. Kıbrıs’ta yaşayan 2 ana toplum olarak mutlaka ve mutlaka bir barış ilişkisi içinde yaşamamızın gerekliliğinin her zaman bilincinde olmamız lazım” diye konuştu.

Bu Talep Bir İnsan Hakkıdır

Kıbrıs Türk halkının dünyanın bir parçası olmak istediğini ve bu talebin bir insanlık hakkı olduğunu söyleyen Akıncı, “Dünyayla daha haşır neşir olmak istiyoruz. Bu ambargolardan kurtulmak istiyoruz ve kültürel boyutuyla yaşadığımız bu geceyi aslında sürekli olarak ekonomimizle, demokrasimizle, siyasetimizle, sporumuzla, her yönüyle yaşamak istiyoruz” dedi.

İsyanımız Var

Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü:“Karabükspor bir Rum takımıyla dostluk maçı yaptı. Haklı olarak buradan büyük tepkiler oluştu. Bir dostluk maçına itirazımız mı var? Asla. Resmi maç da yapılıyor, onlara da itirazımız yok. Yalnız isyanımız var. Kıbrıs Türkü, Kıbrıs Türk gençleri niye bundan mahrum, neden bunu yapamıyor ve bundan uzak kalıyor? Bundan dolayı Kıbrıs Türkü isyan ediyor. Bu haklı bir isyan. Çünkü bu çağda, bu iletişim çağında dünyadan kopuk yaşamak bizim kaderimiz olamaz, bunu kabul edemeyiz. Üstelik Kıbrıs sorununun çözümü için varıyla, yoğuyla mücadele eden bir toplum 13 yıl evvel referandumda yüzde 65 oyla çözümü istediğini kanıtlayan bir toplumdur. Daha 1-2 hafta önce Crans-Montana’da, KKTC’yi, bu toplumu temsil eden heyetiyle ve Türkiye’nin heyetiyle, hem Kıbrıs Türkü olarak, hem de Türkiye olarak çözüm istekliliğini kanıtlayan bir taraf hala daha ambargolar altına yaşatılmaya devam edecek. Böyle bir şey olamaz. Bunu kabullenmemiz mümkün değildir.”

Yerim Dar, Yenim Dar

KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı, Önce Mont Pelerin’e, ardından Cenevre’ye ve son olarak da Crans-Montana’ya gidildiğini ancak her defasında da Rum tarafının “yerim dar, yenim de dar” gibi tavrıyla karşılaştıklarına dikkat çekti. Akıncı, “Bizim adım atamayacağımız düşüncesiyle geldiler. Mont Pelerin’de yüzdelik konuşurken adım atamayacağımızı düşündüler. Adım attığımız anda ara istediler ve ayrıldılar” dedi.Akıncı, “Cenevre’ye gitmiştik. Harita konusu gündemdeydi. Adım atamayacağımızı zannettiler. Harita masaya konduğunda bu defa da Yunanistan ara istedi ve ayrıldı. En son Crans-Montana’ya gittik. Orada da Türkiye’nin adım atamayacağını hesapladılar, öyle kurguladılar, Türkiye’nin yerinden kıpırdayamayacağını düşündüler. Türkiye, Kıbrıs Türkü’nün güvenliğini tehlikeye düşürmeyecek tarzda, ama bugünün koşullarına da uygun bir yaklaşımla esneklik gösterilebileceğini kanıtladı” ifadelerini kullandı.

2017’deyiz, 1960’ın Koşullarını Yaşamıyoruz Diyen Akıncı, Şunları Kaydetti

"O nedenle Türkiye 2017’ye dönük bir yaklaşımla günün koşullarına uygun bir açılım sergilediği anda, bu defa ne yazık ki Rum tarafı Yunanistan Başbakanı’nın gelişini bile engelledi. Bakınız, Türkiye Başbakanı 4 saat içinde ben gelirim mesajını verdi. İngiltere Başbakanı gelmeye hazırdı. Çipras ile yapılan telefon görüşmelerinden sonra bu gerçekleşmedi. İnanınız ki, çözüm konusunda Kıbrıs Türk tarafı orada bulunan siyasi partileriyle, Türkiye’den gelen heyetiyle uyum içinde, koordinasyon içinde çalıştı, atılması gereken adımları attı."

Eide’ye Yapmadıkları Kalmadı

Rum tarafının BM ve temsilcilerine yönelik davranışlarını da eleştiren Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü:“Genel Sekreter bize düşünün, değerlendirin diyor. Geçtiğimiz akşam son BM Genel Sekreteri’nin Danışmanı olan Sayın Eide’yi yolcu ettik. Kaç genel sekreter, kaç özel temsilci, kaç danışman olduğunun sayısını ben unuttum. Her gelen de Rum tarafının büyük saldırılarıyla karşılaşarak ayrıldı. Bizim de sayınEide ile anlaşamadığımız noktalar oldu. Daha açık konuşmasını beklediğimiz zamanlar da oldu. Değerlendirmelerinin tümüne katılmadığımız da oldu. Ama bunların hepsini karşılıklı bir saygı içinde yaptık. Değerlendirmelerimizi ortaya koyduk. Ama onu hiçbir zaman kamuoyu önünde alçaltmaya, habire saldırıya maruz bırakmadık. Ama Rum tarafından Sayın Eide’ye söylenmedik söz, yapılmadık çirkin davranış kalmadı. Sadece ona değil, ondan evvel Downer vardı, De Soto vardı, onlara da aynı şekilde davrandılar.”

Barış Dilinden Vazgeçecek Değiliz

Kıbrıs Türk tarafının değerlendirme aşamasında olduğunu ifade eden Akıncı, Kıbrıs’ta aynı coğrafyayı paylaşan toplumlar olarak, mutlaka bir ilişki içinde olunması gerektiğini belirtti. Bu ilişkinin de bir barış ilişkisi olması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Akıncı, “Biz dünya dilinden, barış dilinden vazgeçecek değiliz. Kıbrıs’ta yaşayan 2 ana toplum olarak mutlaka ve mutlaka bir barış ilişkisi içinde yaşamamızın gerekliliğinin her zaman bilincinde olmamız lazım” diye konuştu.

Parametrelerin İçine Girmek İstemeyen Zihniyet

Akıncı, şöyle devam etti:“Bugünlerde çok konuşuluyor, parametreler şöyle kötüydü, böyle kötüydü, o yüzden anlaşamadık diye. Hayır arkadaşlar. Parametrelerden dolayı olmadı bütün bu yaşadıklarımız. O parametrelerin içine girmek istemeyen bir zihniyet nedeniyle bunlar yaşandı. Kıbrıs Türkü’nün kendilerine eş değer, siyaseten eşit bir varlık olduğunu içine sindiremeyen, bunu içselleştiremeyen bir anlayış nedeniyle bu çözüme varılamadı. O zaman buna bir karar vermeleri lazım. Sayın Genel Sekreter düşünün dedi. düşünsünler. Değerlendirin dedi, değerlendirsinler. 6 ay sonra güneyde seçimler yapılacak. Onların iç meselesidir, o konuda ben bir şey söyleyecek değilim. Bu da Rum toplumuna, yüzleşmek için önemli bir fırsattır. Ne istediklerine artık karar versinler. Bu topraklarda siyaseten eşit, iki varlığın bir çatı altında buluşmasına var mıdırlar, yok mudurlar? Bu hayati kararı artık vermeleri lazım. Eğer bu ülkede federatif bir çözüm olacaksa siyaseten eşit, iki kurucu devletli olacak. Dönüşümlü başkanlık da olacak. Ama bunun İçin toplumu hazırlamanız lazım. Toplumumuza bunları anlatmadınız. Onları hazırlamadınız. Bizim de zor zamanlarımız oldu. Yüzdelik konusu geldiğinde zor günler geçirdik. Harita konusu gündeme geldiğinde zor zamanlar geçirdik. Ama biz bu zorluklardan yılmadık. Halkımıza, evet çözüm istiyorsak, bizim de vereceklerimiz vardır diyebildik. Ama Rum tarafından bir günden bir güne, evet çözüm olacaksa, dönüşümlü başkanlıkta da bir Kıbrıslı Türk, cumhurbaşkanı da olacak diyemediler. Bunu anlatamadılar.”

Başka Yolu Yok

Akıncı, Kıbrıslı Rumların ya federatif bir anlayışta Kıbrıs Türkü’nün siyaseten eşit varlığını kabul edeceklerini ya da iki ayrı varlığın bu topraklarda kök salmaya devam edeceğini, bunun başka yolunun olmadığını belirtti. Başka bir modelin ya da seçeneğin bulunmadığına vurgu yapan Akıncı, Kıbrıs Türkü olarak çok net bir şekilde siyasi partilerle de uzlaşma halinde olduklarını kaydetti.“Geçtiğimiz gün 66 örgütle toplantı yaptım. Farklı farklı dünya görüşü olan insanlarla, örgütlerle aynı görüşteyim. Muhtarlarla görüştüm. Haftaya Cumartesi, Gazimağusa muhtarları, Karpaz ve İskele muhtarlarıyla buluşacağız” diyen Akıncı, büyük bir konsensüs gördüğünü söyledi.

Akan Zaman Birleşmeye Doğru Gitmiyor

Akıncı, sözlerini şöyle tamamladı:“Uzlaştığımız nokta şu. 2 şeyi Kıbrıs Türkü ve örgütleri istememektedir. Bunlardan bir tanesi Kıbrıs Rum tarafının üniter bir devletine azınlık olmayı asla kabul etmemektedir. Bunun yanında Türkiye’nin bir vilayeti olmayı da istememektedir. Türkiye’nin yeni bir vilayete de zaten ihtiyacı yok değerli kardeşlerim. Geriye ne kalıyor? Geriye kalan çok açık ve nettir. Ya siyaseten tek çatı altında buluşacağız, ya da bunu istemiyorlarsa Annan Planı’nda yaptıkları gibi, CransMontana’da yaptıkları gibi bunu istemediklerini artık içselleştirmişlerse, bize başka bir yol kalmıyor. O zaman yan yana iki ayrı devlet kökleşerek yoluna devam edecek. Bunun başka bir yolunu ben göremiyorum. Bu konuda yüzleşme zamanları gelmiştir. Mehmetçik Festivali’nde bu çağrıyı yapıyorum. Bu konuda Genel Sekreter’in de dediği gibi çok ciddi bir değerlendirme yapsınlar. Çünkü akan zaman birleşmeye doğru akıp gitmiyor. Ayrı ayrı kökleşmeye doğru akıp gidiyor. Bunun ayrımına varsınlar.”

Haber Linki İçin:

http://www.iha.com.tr/haber-akinci-ya-esitligimizi-kabul-edecekler-ya-da-iki-ayri-varlik-kok-salmaya-devam-edecek-663332/

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

Anastasiadis: Kıbrıslı Türklerin Türkiye’nin Etkisinden Kurtulmaları İçin

 

Politis gazetesinin “Neden Anlaşmayı Başaramadık – ‘Çavuşoğlu Sözlü Bile Söyleseydi, Anlaşma Olcaktı” başlıkları altında verdiği haberine göre, Anastasiadis, özellikle BM Genel Sekreteri AntonioGuterres’in katıldığı son gün toplantısında neler yaşandığına ilişkin bilgi verdi.Anastasiadis, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı EspenBarthEide’nin söylediklerinin doğru olması durumunda, kendisinin müzakere masasında dönemeye hazır olduğunu bir kez daha yineleyerek, Crans-Montana zirvesindeki yemekte Türkiye’nin tezlerini yazılı sunmadığını öne sürdü.Anastasiadis şunları söyledi:“Biz tezlerimizi yazılı sunduk ve iyi niyetli bir müzakereciden bekleyebileceğin tek şey onun da yazılı olarak karşılık vermesidir. Sn. Mevlüt Çavuşoğlu, tezlerini sözlü bile dile getirseydi, ki bunları ne duyduk, ne de gördük, sonuca varacaktık. Genel Sekreter gerçekten çözüme gideceğimiz yolu açacak stratejik bir anlaşma yazmaya hazırdı. Çeşitli konularda birçok askıda olan unsur olmasına karşın, bunlar engel değildi.”Anastasiadis, “Crans-Montana zirvesindeki yemeğin sonlarına doğru, Türkiye’nin garantiler ve tek taraflı müdahale haklarının sona ermesini kabul edeceğine inanan BM Genel Sekreteri’nin, sorunların olduğunu gördüğünde, başbakanların gelişini kolaylaştırmak adına, askerler konusunda da anlaşmaya varılması için, garantilerin ve müdahale haklarının kaldırılmasına değinecek kısa bir anlaşma hazırlayacağını söylediğini” iddia etti.NikosAnastasiadis sözlerini şöyle sürdürdü:

Guterres Yanlış Anladı

“İşte o zaman Çavuşoğlu’nun tepki verdiği andı. İlk günden mi geçerli olacağının sorulduğu an. O zaman Genel Sekreter, ‘özür dilemem gerekiyor. İkili temaslar sırasında Türkiye’nin bunu kabul edeceği benim yanlış anlamamdır’ dedi”.Anastasiadis, zirvede Kıbrıs Rum tarafının “kırmızı çizgileri” olarak, BM Genel Sekreteri Guterres’in çerçevesinde de yer alan, “garantilerin ve müdahale haklarının çözümün ilk gününde sona ermesi, askere ve askerin çekilmesi takvimine ilişkin anlaşmaya varılması” unsurlarını sunduğunu belirtti.“Askerin çözümün ilk gününde itibaren çekilmesinin Türk propagandası olduğunu, kendilerinin söylediğiyle hiçbir alakası bulunmadığını” öne süren Anastasiadis, “Bizim sunduğumuz belgede 18 aydan söz ediyoruz” şeklinde konuştu.

Askeri Varlığa Karşı Değil

Anastasiadis, Kıbrıs Rum tarafının, Türk alayının 650 ve Yunan alayının 950 askerinin ayrılmasını, yani İttifak Anlaşmasının sonlandırılmasını mı istediği şeklindeki bir soruyu yanıtında, “İttifak Anlaşması’nın devam edebileceğini ancak bunun askeri varlığın mevcudiyetiyle olamayacağını, askeri varlığın tamamen farklı bir şey olduğunu” dedi. Nikos Anastasiadis, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocias’ın Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs arasında Dostluk Anlaşması imzalanması şeklinde daha önceden bir önerisi olduğunu belirterek, bu anlaşmanın askeri varlıkla hiçbir alakasının olmadığını ifade etti. Anastasiadis, “Yeniden askeri varlıkların olması için hiçbir bir sebep görmüyorum” dedi.

Genel Sekreterle Hemfikirdik

Crans-Montana zirvesine başbakanların katılmasını kabul etmedikleri şeklindeki iddiaların gerçekleri yansıtmadığını da öne süren Anastasiadis, “Hiçbir zaman reddetmedik, aksine, başbakanların gelmesini kolaylaştırmak için, garantilerin sona ermesini ve her türlü müdahale hakkından vazgeçilmesini öngörecek kısa bir açıklamanın yazılması konusunda Genel Sekreterle hemfikirdik” şeklinde konuştu.Anastasiadis, Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’ın “eğer bizim tezlerimiz kabul edilseydi ve Sn. Çavuşoğlu, Genel Sekreter’in de önerisinde olduğu gibi, çözümün ilk gününden uygulamayı mı kastettiğini netleştirseydi” zirveye gelmeye hazır olduğunu da belirtti.Çipras’ın gelmesini neden kendisinin talep etmediğinin sorulması üzerine ise Anastasiadis, şunları söyledi:“Ama gelemezdi ki. Sözünü ettiğim şeylerde anlaşma ve uzlaşı zemini olmazsa, Sn. Yıldırım ve Sn. May da gelmiyordu. Üçünün de tutumları gayet netti. Çipras, hem Yıldırım, hem de May’la görüştü. Sonuç olarak, yanlış bilgilendirmenin hiçbir faydası yoktur.”

AB Birincil Hukuka Gerek Olmadığını İletti

Bu durumda, AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi FedericaMogherini’nin başbakanların Cenevre’ye gitmelerinde neden ısrar ettiği şeklindeki bir soruya karşılık ise Anastasiadis, Mogherini’nin hiçbir zaman başbakanların gelmesi konusunu gündeme getirmediğini, sadece AB’nin garantilere ilişkin yeterli güvenlik ağını sağlayabileceğini söylemekle yetindiğini öne sürdü.Mogherini’nin “uzlaşılabilecek herhangi bir şey varsa ve bunun AB tarafından da onaylanması gerekiyorsa AB’nin süreci kolaylaştırmaya hazır olduğunu” söylediğini iddia eden Anastasiadis, hem Mogherini, hem de AB Komisyonu Başkan Yardımcısı FransTimmermans’ın “birincil hukuk konusunda Çavuşoğlu’nun müzakere masasına sunduğu yeni değerlendirmeye tepki gösterdiklerini” savundu.Anastasiadis, Mogherini ve Timmermans’ın, “10’uncu protokolün her şeyi tatmin edebileceğini, birincil hukuka ihtiyaç olmadığını çünkü bunun referandumlar ve parlamentoların onaylarını gerektirmesinden ötürü çok zor olduğunu söylediklerini” iddia etti.AB’nin yaptığı tek müdahalenin bundan ibaret olduğunu ifade eden Anastasiadis, “Son olarak, sizin için çabalar sona ermiş olabilir ancak bize göre diyalog ve çabalar devam edecek dediler” ifadesini kullandı.

Guterres, Konferansın Sonlandırılması Konusunda Görüşümüzü Almadı

Anastasiadis, Crans-Montana zirvesinde 7 Temmuz sabahı BM Genel Sekreteri Guterres’in zirvenin başarısızlığını ve sona erdiğini ilan etmesi konusunda, tarafların görüşünü de aldığı yönündeki açıklamaları hatırlatan gazetenin “neden ertelenmesini talep etmediniz?” şeklindeki soruyu yanıtında “Kim hemfikir olmuş? Genel Sekreter, ‘zirvenin sona erdiğini ilan etmekten başka bir şey yapamam ve çıkıp bunu kamuoyuna açıklayacağım’ açıklaması yaptı” dedi.Eide’nin de son söyleşisinde, tarafların görüşlerinin alındı dediğinin hatırlatılması ve “alınmadı mı?” sorusuna Anastasiadis “Hayır” yanıtını verdi.

Türkiye 1800-2000 Askerin Kalmasını İstiyor

Anastasiadis, bundan sonra ne olacağı ve kendisinin bir “B Planının” olup olmadığının sorulması üzerine, “Türkiye’nin, çözümün ilk gününden itibaren garantilerin ve tek taraflı müdahale haklarının sona ermesini kabul etmesi ve geriye sadece askerlerin sayısında ve bunların ayrılması takviminde anlaşmaya varılmasının kalması durumunda müzakere masasına dönmeye hazır olduğu” yönündeki görüşünü yineledi.“Yani 650 Türk ve 950 Yunan askeri yüzünden Kıbrıs sorununu çözmeyecek miyiz?” şeklindeki soruya ise Anastasiadis şu yanıtı verdi: “Siz böyle söylüyorsunuz. Madem beni mecbur bırakıyorsunuz, size, Türkiye’nin bin 800 – 2 bin askerlik bir tümenin kalmasını istediğini açıklamak zorundayım. Türkiye’nin tezi budur. Aldatmayalım.”

Çavuşoğlu Aynı Şeyi Kocias’a Önerdi

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Yunanlı MevkidaşıKocias’a da aynı şeyi önerdiğini ve “madem İngilizlerin üssü var, neden hem sizin, hem de bizim üslerimiz olmasın?” dediğini iddia eden Anastasiadis, Kocias’ın bu öneriyi reddettiğini savundu.Anastasiadis, Türkiye’nin adanın kuzeyinde kalıcı üssü bulunmasının Kıbrıslı Rumlar tarafından kabul görmeyeceğini ve güvenlik hissini yaratmayacağını da iddia etti.

Morfu’nun(Güzelyurt) Sadece Bir Kısmı Veriliyordu

Anastasiadis, şöyle devam etti:“Türkiye’nin katkısı olmadan nasıl çözeceğimizi bana söyleyin. Ne Maraş’ın, ne de diğer bölgelerin öyle kolayca kaybedilebileceğini zannetmiyorum. Ancak zaman geçtikçe işler daha da zorlaşıyor. Ayrıca biliniz ki, toprak konusunda, verilen yer sadece Morfu’nun (Güzelyurt) bir kısmıydı. Bizim haritamıza göre ne Maronit köyleri, ne de diğer bazı bölgeler vardı. Sizi bilgilendirmek adına söylemek isterim ki, uzlaşma sağlanması, toprak düzenlemelerinde zaman kaybedilmemesi ve toprak konusunun kapanması adına, madem Annan Planı haritasına sahibiz, bunu olduğu gibi kabul etmeye hazırım.”

Çavuşoğlu’yla Görüşme

Anastasiadis söyleşisinde, Çavuşoğlu’yla 4 Temmuz tarihinde yaptığı görüşmeye de değinerek, 45 dakika süren görüşmede iki politikacıdan ziyade iki insan gibi görüştüklerini ve Çavuşoğlu’na “Kıbrıs sorununun çözülmesine yardım ettikten sonra, Türkiye’yle müttefik olmamak için kendisine bir sebep söylemesini istediğini” belirtti.Anastasiadis, Çavuşoğlu’na “Neden Kıbrıs’ta üsse sahip olmanız gerekiyor? Neden askerin varlığına ihtiyacımız var? Kıbrıs’tan sadece 60 kilometre uzaktasınız” sorularını yönettiğini aktardı.Kıbrıslı Türkler tarafından, 1963-74 arasındaki olaylar ve sınır kapılarının açılması sonrasında maruz kaldıkları saldırıları örnek göstererek ifade edilen korkuların ne kadar haklı olduğunun sorulması üzerine ise Anastasiadis, Kıbrıslı Türklerin endişelerini haklı bulduğunu belirterek, kendisi tarafından hazırlanan güvenlik önerilerine atıfta bulundu. Anastasiadis şunları söyledi: “Yakın geçmişte yaşanan ve bazı –gerek milliyetçi gerekse serseri – aptallar tarafından gerçekleştirilen olaylar için polisin müdahalesi öngörülüyor. Eğer bundan sonuç alınamazsa, federal polisin müdahalesi öngörülüyor. Eğer bundan da sonuç alınamazsa, hem Başkan hem de Başkan Yardımcısı’nın, askerler yerine, Türk, Yunan, Avrupa ve diğer sempati duyan dost ülkelerin polislerinden oluşacak, uluslararası polis gücünü çağırma hakları olacak. Üç garantör ülke eğer isterlerse bu 2 bin polisin yüzde 10’una katılabilecek. Yani 2 bin kişilik çok uluslu polis gücünde 200’ü Türk olacak. Bunlar yeterli olmadı mı? O zaman BM Güvenlik Konseyi’ne başvuru yapılabilmesi öngörülüyor. Anayasa’nın, kamu düzeninin veya herhangi başka bir düzenin normal işleyişine ilişkin herhangi bir maddenin ihlali durumunda Genel Sekreterin yetkilendirilebileceğini, bizzat kendisinin yaptırım koyabileceğini söylüyoruz. Güvenlik Konseyi tarafından yetkilendirilecek. Ancak şunu da söylemeliyim. Kıbrıslı Türkler, Ankara’nın politikalarının da sorumlu olabileceği 1963’teki korkunç olayları hatırlıyorlarken, 1974’ten beridir 40 bin askerin varlığını yaşayan, 167 bini göçmen olan, mülklerini kaybeden, ölüleri bulunan ve hala kayıplarını arayan Kıbrıslı Rumlar ne desin? Kıbrıslı Rumların endişelerini de göz önüne almamız gerekmez mi?”.Crans-Montana zirvesinin başarısızlıkla sonuçlanmasında, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yla arasındaki “iyi ilişkiler ve kimyanın bozulmasının” etkisi olup olmadığının sorulması üzerine ise Anastasiadis, “Müzakerelerdeki en büyük ilerlemenin, Akıncı’nın seçilmesinin ardından gelen ilk aylarda, Kıbrıslı gibi davranabileceğine inandığı zamanlarda gerçekleştiğini” iddia etti.Anastasiadis, “Baskılar uygulanmaya ve Türkiye’nin desteği olmaksızın manevralar yapamayacağını anladığında, ne yazık ki, uzlaşılardan geri adımların başladığını” savundu.Annan Planı’nı kabul eden biri olarak neden şimdi güvenlik konusunu öne çıkardığının sorulması üzerine ise Anastasiadis, Annan Planı’nın güvenlik ve garantiler sebebiyle yüzde 74 oranıyla Kıbrıslı Rumlar tarafından reddedilmesini sebep olarak gösterdi.Anastasiadis, “Bunun ötesinde, Kıbrıslı Türklerin, Bakanlar Kurulu’nda ve hükümetin tüm organlarında alınacak her kararda olumlu oy talep ettiklerini, eğer Türkiye’nin etkisinden kurtulmuş olsalardı, herkes Kıbrıs için çabalayacağından, bunları kabul etmesinin daha kolay olacağını” öne sürdü.Anastasiadis, “ Ancak Türkiye’nin etkisinde olacağımız andan itibaren, manda devlete dönüşecektik. Bu yüzden garantiler, tek taraflı müdahale haklarının sona ermesi ve askerin çekilmesi önerilerini sundum. Kıbrıslı Türklerin Türkiye’nin etkisinden kurtulmaları için. İşte o zaman, Genel Sekreterin sunduğu parametrelerdeki değerlendirmeleri ya da değerlendirmelerden bazılarını kabul etmeye hazır olacağım” şeklinde konuştu.Anastasiadis, Yunanistan ile ilişkilerinin “1974’ten beridir biz karar veririz onlar destekler” tezi temelinde olduğunu öne sürdü.

Haber Linki İçin:

http://www.kibrisgazetesi.com/kibris/anastasiadis-kibrisli-turklerin-turkiyenin-etkisinden-kurtulmalari-icin/23767

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

Türk Dünyası Bülteni

 

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu Türkmenistan'da

 

Beraberindeki işadamı heyetiyle Türkmenistan’a  giden Türkiye Odalar  ve Borsalar Birliği Başkanı RifatHisarcıklıoğlu,  Devlet Başkanı Berdimuhammedov tarafından kabul edildi.Kabulde, Türkmen - Türk  ekonomik işbirliği konuları görüşüldü.  Devlet Haber Ajansı’nda yer alan bilgiye göre görüşmede, Türkmen ve Türk halkını birleştiren tarihsel ve kültürel bağların, iki ülke arasındaki işbirliğinin temel dayanağı olduğu vurgulandı.Türkmen lider Berdimuhammedov ile TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun  görüşmesinde, Türkmen-Türk İş Konseyi’nin  ekonomik ilişkilere olumlu katkısı  gündeme geldi ve düzenli olarak yapılan sektörel sergi ve iş forumlarının, ticari ve ekonomik ilişkilerin derinleştirilmesi ve çeşitlendirilmesinde önemli rol oynadığı belirtildi.TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, ekonomik  ilişkilerin geliştirilmesi,  iki ülke arasındaki ticaretin artması ve verimli işbirliği şartlarının sağlanmasındaki katkıları için Türkmenistan lideri Berdimuhammedov’a teşekkür etti.Türkmenistan’ın büyük ölçekli yatırımları ve devam eden aktif projelerine Türk şirketlerinin ilgisinin devam ettiğini belirten TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu; Türk firmalarının, yükümlülüklerini sorumluluk bilinci içinde yerine getirmeye devam edeceğini vurguladı.

Haber Linki İçin:

https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur/avrasyadan/tobb-baskani-hisarciklioglu-turkmenistanda/5983211601a30a1ccc4a8e78

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhammedov, Azerbaycan’a Gidiyor

 

8-9 Ağustos tarihlerinde gerçekleşecek resmi ziyaret kapsamında, Azerbaycan ve Türkmenistan arasındaki olumlu ilişkilerin geliştirilmesi ve etkin işbirliğine yönelik çok sayıda anlaşma imzalanacağı bildirildi.Son Bakanlar Kurulu toplantısında konu ile ilgili bilgi veren Dışişleri Bakanı Raşit Meredov, iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin başladığı 1992 yılından bu yana; siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal alanlarda yapıcı işbirliğini geliştirmeye yönelik 52 belge imzalandığını belirtti.Türkmen Lider Berdimuhammedov’un Devlet Başkanı olarak ilk göreve başladığı 2007 yılından bu yana karşılıklı olarak üst seviyede 4 ziyaret gerçekleştiğini belirten Dışişleri Bakanı Meredov, 8-9 Ağustos tarihlerinde gerçekleşecek ziyaret ve imzalanacak belgelerin ilişkilere yeni bir ivme kazandıracağını vurguladı.Türkmenistan-Azerbaycan ilişkilerinin kadim dostluk ve iyi komşuluk temeline dayalı olduğunu vurgulayan Türkmen Lider Berdimuhammedov’ un, ziyaret organizasyonunun üst düzeyde icra edilmesi konusunda yetkililere talimat verdiği bildirildi.

Haber Linki İçin:

https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur/avrasyadan/turkmenistan-devlet-baskani-gurbanguli-berdimuhammedov-azerbaycan-a-gidiyor/5988444f01a30a235cf1d540

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

TİKA Orta Asya Tarihine Işık Tutmaya Devam Ediyor

 

Tanrı Dağlarında yer alan, Kaşgarlı Mahmut’un eserlerinde Koçnar-Başı olarak adlandırdığı bölge olduğu düşünülen Koçkor’da yürütülen çalışma kapsamında 13 metre uzunluğunda, 10 metre genişliğindeki yapı büyük oranda ortaya çıkarıldı. 11-12’inci yüzyıla ait bir türbe olduğu düşünülen yapının zemininde tuğladan yapılmış kaplamalar yer alırken, turkuaz sırlı tuğla parçaları, ortası delinmiş taş aletler ve bir çocuğa ait olduğu düşünülen ayak izi açığa çıkarıldı.Kırgızistan’da yer altından çıkarılan en büyük yapı olan kalıntıdan elde edilecek bulgular sayesinde Karahanlılar dönemine ait önemli ipuçlarına ulaşılması hedefleniyor. Yapının işlevi ve kimliği ile ilgili kesin sonuçlar kazı eş başkanları Doç. Dr. Abdullah Karaçağ ve Prof. Dr. KubatbekTabaldiev’in yürüteceği bilimsel araştırma sonucunda ortaya çıkacak.Erciyes Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Celil Arslan, Gazi Üniversitesi Sanat tarihi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Halit Çal ve Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Eravşar’dan oluşan heyetin ve Bişkek PKO yetkililerinin de incelemelerde bulunduğu kazı alanında yürütülen çalışmaların ilk etabı 15 Ağustos’ta tamamlanacak.

Haber Linki İçin:

https://www.turkyurduhaber.org/haber/27774/tika-orta-asya-tarihine-isik-tutmaya-devam-ediyor.html

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

Doğu Türkistan'da Camiler Propaganda Merkezine Dönüştürülüyor

 

Doğu Türkistan'da Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) baskıları ve dini özgürlüğü hedef alan uygulamaları gün geçtikçe yeni boyutlar kazanıyor. Doğu Türkistan'da camiler artık Çin bayraklarıyla, komünizm sloganlarıyla bir propaganda merkezine dönüştürülmüş durumda.2016 yılının Ağustos ayında Tibet'ten Doğu Türkistan'a atanan sömürge valisi ChenQuanguo'nun gözetim ve baskıyı en üst seviyeye çıkardığı biliniyor. Özellikle ramazan ayındaki oruç tutmayı yasaklayıcı uygulamalar, dini öğelerin kişisel telefonlara kadar kullanımının denetimi ve Kuran toplatılması gibi insan haklarını hiçe sayan uygulamaları, Çin Komünist Partisi'nin bu gözde görevlisine yeterince ün sağlamıştı. Özgür Asya Radyosu'nun (RFA) son haberine göre bir süredir bölgedeki camilerin kubbesine Çin bayrağı ve cephe mimarisindeki dini yazılar yerine ise sloganlarının bulunduğu afişler yerleştirildi. Camilerdeki "Allah'tan başka ilah yoktur, Muhammed O'nun kulu ve elçisidir" gibi yazıların üzerine "Komünist Parti'yi ve ülkenizi sevin", "Komünist Parti olmadan yeni bir Çin mevcut olamaz" gibi sloganların afişleri yerleştirildi. Pazartesi sabahları müezzinin sesi yerine camilerde Çin bayrağının göndere çekilmesi merasimi yapılıyor ve ardından Çin milli marşı ve ÇKP'nin çeşitli propaganda marşları çalınıyor.

Haber Linki İçin:

https://www.turkyurduhaber.org/haber/27761/dogu-turkistanda-camiler-propaganda-merkezine-donusturuluyor.html

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

Kazakistan’da 2700 Yıllık Saka Kurganı Bulundu

 

PavlodarNews.kz haber sitesinde yayınlanan habere göre MargulanCentre arkeolojik merkezi, Bayanavl ilçesi Toraygır Gölü kenarında -daha önce bulunan “Bıyıklı Kurgan” arkeolojik anıtları yakınlarında- MÖ VIII-VI yüzyıllara ait Saka Kurganı keşfetti.MargulanCentre’ın Başkanı Timur Smagulov, kurganda 2600-2700 yıl önce yaşayan Tasmola (Taş Mezar) Kültürü ait savaşçı sınıfından bir genç adamın defnedildiğini açıkladı. Smagulov, kurganda henüz inceleme çalışmalarının sona ermediğini söyleyerek, yakın bir gelecekte savaşçı gencin antropolojik bir görünümü belirlendikten sonra portre görüntüsü yayınlanacağını belirtti. Kurganın Bayanavl’ın turistik güzergahına dahil edileceğini ifade eden merkezin arkeoloji uzmanları, Toraygır Gölünün etrafında açık hava müzesi oluşturularak, bölgede bulunan Tasmola kültürüne ait balbalların (dikili taşlar) sergileneceğini kaydetti.

Haber Linki İçin:

https://www.turkyurduhaber.org/haber/27772/kazakistanda-2700-yillik-saka-kurgani-bulundu.html

Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2017

 

 

http://www.turksam.org/tr/dis-basin-detay/1470-dunya-bunlari-konusuyor
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 611 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)