Dış Basın | 09 Ağustos 2017

|

Dünya Bunları Konuşuyor



9 Ağustos 2017 tarihinde dünya basınında öne çıkan başlıklar …

 

Suriye ve Irak Türkmenleri Bülteni

 

Süleymaniye’de Barzani Referandumuna Hayır Kampanyası Başladı

 

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne (IKBY) bağlı Süleymaniye kentinde bir grup siyasetçi, gazeteci ve aktivist 25 Eylül’de yapılması öngörülen bağımsızlık referandumuna karşı ‘hayır’ kampanyası başlattı “Referanduma Hayır Hareketi” Sözcüsü Rabun Maruf, Süleymaniye’de düzenlediği basın toplantısında “kampanya çalışmalarına bugünden itibaren resmen başladıklarını” ifade etti. Bağımsızlık referandumunun “IKBY halkının çıkarlarıyla örtüşmediğini” vurgulayan Maruf, şunları kaydetti: “Bu referandum, adil ve demokratik bir devlet kurmak için atılan bağımsızlık adımı değil, tam tersine çok tehlikeli ve tarihi bir hatadır. Referandum, bahsi edilen amaçların tasfiye edilmesi, parçalanma ve bölünmeyi artıracaktır. Halkımızın haklı davasına katkı sağlamayacağı gibi hem uluslararası hem de bölgesel desteği kaybetmemize sebebiyet verecektir.” IKBY halkına da çağrı yapan Maruf, “gelecek nesillerin menfaati ve başka felaketlerin yaşanmaması için söz konusu hayır kampanyasına destek vermelerini” istedi. Süleymaniye kentindeki emlak zengini ve NRT TV’nin sahibi Şasivar Abdulvahid, geçen ay yaptığı açıklamada “Referanduma Şimdi Hayır Hareketi” için kampanya başlatacaklarını duyurmuştu.

Haber Linki İçin:

http://www.turkmenelicephesi.com/suleymaniyede-barzani-referandumuna-hayir-kampanyasi-basladi.html

Erişim Tarihi: 9 Ağustos 2017

 

Avrupa Bülteni

 

Almanya Savunma Bakanı: Türkiye Bize Saygı Göstermeli

 

Türkiye'nin doğal olarak Suriye'deki çatışmalardan etkilendiğini ve terör tehdidiyle karşı karşıya olduğunu ifade eden Von der Leyen, bunun ‘hukuk devleti ilkelerinden kopmak, düşünce özgürlüğünü kısıtlamak ve Alman vatandaşlarını hukuk devletine uymayan şekilde cezaevinde tutmak için gerekçe olamayacağını' söyledi.

NATO'nun Konya Konusunda Devreye Girmesi İyi Oldu

Deutsche Welle Türkçe'nin haberine göre Passauer Neue Presse gazetesine açıklama yapan Von der Leyen Türk hükümetinin, işlerini kolaylaştırmadığını belirterek, "Türkiye kendisinin talep ettiği saygıyı bize de göstermeli" dedi. Federal Meclis Savunma Komisyonu'ndan bir heyetin Konya'daki NATO üssünü ziyaret etmesine Türk hükümetinin izin vermesini ise memnuniyetle karşılayan Almanya Savunma Bakanı, ‘NATO'nun bu konuda devreye girmesinin iyi olduğunu' ifade etti. Türk hükümetinin, temmuz ayında Alman vekillerin Konya üssündeki Alman askerlerini ziyaret etmek istemelerine izin vermemesi, ikili ilişkilerin daha da gerilmesine yol açmıştı. Ziyaret izninin verilmemesi üzerine NATO Genel Sekreter Yardımcısı Rose Gottemoeller bir girişimde bulunarak, NATO adına Almanya'yı üsse davet etti. Gottemoeller'in önderlik edeceği Alman heyetin Konya üssünü ziyaretinin 8 Eylül'de gerçekleşmesi bekleniyor.

Haber Linki İçin:

https://tr.sputniknews.com/avrupa/201708091029621225-almanya-savunma-bakani-turkiye-saygi/

Erişim Tarihi: 9 Ağustos 2017

 

AB Savunma Sanayinde Ticareti Yavaşlatıyor

 

AB ile Türkiye arasında yaşanan gerilim, savunma sanayinde de kendini gösteriyor. AB ülkeleri Türkiye ile yapılan ticarette zaman zaman ihracat ve ithalat lisanslarını geciktiriyorlar. Sektör temsilcileri 1974 yılını hatırlatarak bunun Türkiye için avantaja dönüştürülebileceğini vurguluyorlar. AB’den Türk savunma sanayisine engeller uygulanıyor. Yaşanan siyasi gerilimler nedeniyle bireysel bazda bazı AB ülkeleri ihracat ve ithalat lisanslarını geciktiriyor. Türk savunma sanayicileri ise 1974 yılında Türkiye’ye uygulanan ambargoyu hatırlatarak, bunun avantaja dönüştürülebileceğini vurguluyorlar. Türkiye’nin savunma sanayinde 2016 yılı ihracatı toplam 1.95 milyar dolar. Türkiye bunun yüzde 36’sını AB ülkelerine yapıyor. AB’ye yapılan ihracatın büyük bölümü ise off set kapsamında yapılıyor. Dünya’ya açıklamalarda bulunan Savunma Sanayii İmalatçılar Derneği (SASAD) Başkanı Temel Kotil, mülteci krizi ile başlayan ve referandum ile AB dışında AB üyesi ülkelerin bireysel tutum ve davranışlarının AB uyum görüşmelerini olumsuz etkilediğini söyledi. Almanya’nın karşı durması nedeniyle AB ile yürütülen Gümrük Birliği modernizasyonu sürecinin kesilmesinin kaçınılmaz olduğunu kaydeden Kotil, “Türk savunma ve havacılık sanayii bugün itibarıyla büyük ölçüde kendi kendine yeterli bir konuma geldi. Mevcut ortamda yine genelde bireysel olarak bazı ülkeler ithalat ve ihracat lisanslarının alınmasında yavaşlatma ve kasıtlı olarak engelleme izlenimleri var. Bugün hiçbir ülkenin kendi başına tüm ihtiyaçlarını yerli olarak karşılaması mümkün değil. Durum böyle olunca da bizlere intikal eden önemli bir şikayet olmamasına karşın olmayacak da diyemeyiz. Uzun vadede bu tür sıkıntılar bizim için avantaja dönüşebilir” dedi. AB’li şirketlerle ortak yürütülen projelerde şu ana herhangi bir sıkıntı olduğuna dair haber gelmediğini ifade eden Kotil, buna karşın ihracat lisansındaki gecikmelerin bu projeleri de etkilediğini dile getirdi. Bu konuda ilgili bakanlıkların ilgili ülkelerle temasta olduğunun bilgisini de veren Kotil, “Uluslararası ortak projeler sözleşmelerle uluslararası mevzuatla güven altına alınmaktadır. Ama bu mevzuatı hiçe sayarlar mı bilemeyiz” açıklamasını yaptı. Savunma sanayi ithalatında ABD’den sonra AB’nin önemli bir yer tuttuğunu aktaran Kotil, özellikle kara, deniz ve hava araçlarının güç ünitelerinin AB’den ithal edildiğini kaydetti. Zor durumda kalınması halinde AB’nin alternatifinin bulunacağını belirten Kotil, “AB ile savunma ve havacılıkta sıkıntılar yaşamamız olası. Bu durum Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayi politikasının yeniden incelenmesini, bu gibi tehditleri önlemede ön tedbirlerin alınmasını sağlar” dedi. Maliyetlerde Azalma Hedefleniyor

Savunma sanayisinde yapılanmanın son aşamalarından biri olarak düşünülen ve şirketlerin etkin rol oynayarak, TSK kullanımındaki platform ve sistemlerin tamamının envanterden çıkıncaya kadar etkin şekilde kullanılmasının sağlanması anlamına gelen “ömür devri” sistemine geçilmesi için çalışmalar yoğunlaştı. SSM, bu konuda bir strateji belgesi hazırlığını son aşamaya getirdi. Ömür devri yönetiminin işlerliğinin artırılması amacıyla da SSM’de bir özel sektörün de katılımıyla platform oluşturuldu. Strateji belgesiyle, şirketlerin uzun vadede sürecin tamamında etkin olması ve mevcut TSK ve diğer kamu altyapısının ömür devri için kullanılması amaçlanıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine giren silah, yerli platform ve sistemlerin artmasıyla, bu ürünlerin sürekli olarak kullanıma hazır tutulması ve olası geliştirmelerine yönelik yeni yaklaşım arayışları son aşamaya geldi.

 

Ömür devri yönetiminin kullanımdaki her türlü askeri silah ve sistemin maliyet etkin şekilde, özel sektörün de katılımıyla kullanımdan çıkıncaya kadar geçecek süreci kapsayan ömür devrinde verimliliğin ön planda tutulması amaçlanıyor. Böylece, silah, sistem ve platformlar etkin olarak kullanılması yanında, özel sektörün de sürece katılmasıyla gelirlerinin artması, buna karşılık toplam maliyetlerde ise azalma hedefleniyor. Ürünün kullanımdan çıkıncaya kadar süreçte üreticinin dahil olmasının sadece yüklenici değil, alt tedarikçiler açısından da uzun süreli gelir anlamına geleceği, bunun da savunma sanayiinin sürdürülebilirliği açısından uygun bir iklim oluşturacağı değerlendiriliyor. Bu süreci yönetmek için yeni bir strateji belgesi hazırlığı da tamamlandı. Belgeye göre tedarik aşamasından itibaren ürünlerin ömür devri planlanarak ihalelere çıkılacak. Bu yolla her bir ürünün sadece alımı değil, kullanımının bitimine kadar oluşan bütün maliyetlere yönelik bir öngörü de sağlanacak. Belgeye göre, başta, mevcut bakım üniteleri olmak üzere TSK ve kamuda bu yönde hizmet veren birimlerin kullanılmasında kamu-özel ortaklığı modelleri geliştirilecek. Ürün destekleri de maliyet etkin olarak sağlanacak. Belgede, garanti sürelerinin bitmesinin ardından şirket ile ürün arasında bağın koptuğu ve bunun da ürün kullanıcısı açısından ilave bir maliyet ortaya çıkardığı, gerekli hallerde üreticinin katılımıyla gerçekleşen süreçlerde de yüksek maliyetli hizmet alımlarının gerçekleşebildiği belirtildi. Ömür devri yönetiminde, sadece yedek parça tedariki değil, ürünün tamamen desteklenmesi, üretici ile bağın ürün kullanımı sona erene kadar devamı, kritik parçalarda millileştirme-yerlileştirme imkanı sağlanması, lojistik avantajlar, yüksek harbe hazırlık seviyesi avantajları bulunacağı vurgulanıyor.

Haber Linki İçin:

http://www.abhaber.com/ab-savunma-sanayiinde-ticareti-yavaslatiyor/

Erişim Tarihi: 9 Ağustos 2017

 

AB İle Yeni Kriz Kapıda

 

AB’nin Türkiye’ye üyelik müzakereleri kapsamında vermesi gereken 4.5 milyar Euro’luk kaynak tehlikeye girdi. Diplomatik kaynaklar, neredeyse her alanda kullanılan fonların kesilmesini Habertürk’e değerlendirdi.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında normalleşme için diyalog süreçleri başlatılıp toplantılar yapılırken gerilim dinmiyor. İki taraf arasında bu sefer de katılım öncesi aday ülkelere yapılan mali yardımların (IPA) kesilmesi krizi çıktı. Bu kriz nedeniyle AB’nin Türkiye’ye 2020 yılına kadar çeşitli projeler için vereceği 4.5 milyar Euro yardım tehlikeye girdi. Ankara, IPA fonlarıyla ilgili AB’den yapılan açıklamalara tepkili.

AB, IPA’yı Ödemeyecek

AB Komisyonu Bütçe ve İnsan Kaynaklarından Sorumlu Komiseri Günther Oettinger, önceki gün AB’nin Türkiye’ye ödemeyi planladığı yaklaşık 4.5 milyar Euro tutarındaki üyeliğe hazırlık yardımını ödeyeceğini düşünmediğini belirtti. Oettinger, “Bu fonun, Türkiye’yi Avrupa’ya yaklaştıracak projeler geliştirmek için kullanılması öngörülüyordu. Mesela hâkim, savcı ve gazetecilerin eğitilmesi gibi. Türkiye’de siyasi alanda yaşanan gelişmelere bakılırsa bu tür projeler geliştirmeye devam edileceğini düşünemiyorum” demişti. Gazete Habertürk'ten Bahar Bakır'a konuşan üst düzey diplomatik kaynaklar, IPA fonunun kesilmesinin, Avrupa Parlamentosu’nun tavsiye kararlarından biri olduğunu, kararın Avrupa Komisyonu’nda Alınabileceğini Belirtti.

Siyasi Olur

Kaynaklar, “Eğer komisyon bu süreci işletirse, IPA fonları kesilebilir. Ama Ankara bunu, süreci koparmak için atılmış bir adım olarak görür ve kendi planını devreye sokar. Bu yönde alınacak bir karar tamamen siyasi olur. ‘Türkiye’yi AB’de istemiyoruz’ demek olur” değerlendirmesinde bulundu. Kaynaklar, bu fonla yürütülen projelerin aksamasının hem Türkiye’yi hem de AB’yi olumsuz etkileyeceğini söyleyerek, “Böyle bir durumda örneğin Erasmus programı olmayacak, bu çok sayıda Türk vatandaşını olumsuz etkileyecek. Diğer taraftan AB firmaları ve işgücü Türkiye ile iş yapma kabiliyetini yitirecek. Ne olursa olsun, AB’nin sahada kendisini somut olarak gösterdiği alandan çekmesi en çok yine kendisine zarar verir. Biz bu projeleri maddi imkânlarımızla da gerçekleştirebiliriz” diye konuştu. ERASMUS Olumsuz Etkilenecek Pa Fonlarının Kesilmesi Halinde, Bundan Etkilenecek Programlar Ve Alt Projeler Arasında Şunlar Bulunuyor: Erasmus: Bireysel yeteneklerin ve istihdam edilebilirliğin artırılmasının yanı sıra eğitim, öğretim ve gençlik faaliyetlerinin modernize edilmesi programı.

- Ufuk 2020: Tüm alanlardaki Ar-Ge ve inovasyon projelerinin desteklendiği AB programı.

- COSME: İşletmelerin ve KOBİ’lerin rekabet edebilirliği programı.

- Fiscalis 2020: Vergilendirme ve vergi denetimi alanlarında çalışan kamu personelinin AB müktesebatı ile uyumunun yakalanması projesi.

- İstihdam ve Sosyal Yenilik: Sürdürülebilir istihdam, sosyal dışlanma ve yoksullukla mücadele ile çalışma şartlarının iyileştirilmesi pojesi.

- Sivil Koruma Mekanizması: İnsan ve doğa kaynaklı felaketlerde işbirliği ve koordinasyonun iyileştirilmesini amaçlayan bir proje.

- Gümrükler 2020: Gümrüklerin iyileştirilmesi için geliştirilmiş bir program.

9 Alanda Fon Veriyor

Türkıye’ye sağlanacak fonlar “Demokrasi ve Yönetişim”, “Adalet, İçişleri ve Temel Haklar”, “Ulaştırma”, “Çevre ve İklim”, “Enerji”, “Rekabetçilik ve Yenilik”, “İstihdam, İnsan Kaynaklarının Gelişimi ve Sosyal Politikalar”, “Tarım ve Kırsal Kalkınma”, “Bölgesel ve Sınır Ötesi İşbirliği” alanındaki projelerde kullanılıyor. Aday ülkeler arasında en çok fonu Türkiye alıyor.

Haber Linki İçin:

http://www.haberturk.com/dunya/haber/1591857-ab-ile-yeni-kriz-kapida

Erişim Tarihi: 9 Ağustos 2017

 

Balkan Bülteni

 

Almanya, Sığınmacıları Yunanistan’a Geri Gönderecek

 

Yunanistan Göç Politikaları Bakanı Yannis Mouzalas, Yunanistan’ın Dublin Sözleşmesi çerçevesinde Almanya’dan bazı sığınmacıları geri alacağını söyledi. Mouzalas, özel bir Yunan televizyon kanalına yaptığı açıklamada, sığınmacı yükünün kaldırılmasında zorlanıldığı için uygulaması durdurulan Dublin Sözleşmesi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Almanya’dan sığınmacıların transferinin iyi niyet göstergesi olduğunu belirten Mouzalas, “Dublin Sözleşmesi sembolik olarak uygulanacak. Yani sayılar oldukça düşük olacak. Gelecek aylarda birkaç yüz sığınmacı Yunanistan’a geri gönderilecek.” ifadelerini kullandı.

Haber Linki İçin:

http://timebalkan.com/almanya-siginmacilari-yunanistana-geri-gonderecek/

Erişim Tarihi: 9 Ağustos 2017

 

Kıbrıs Bülteni

 

Kıbrıs Sorunu Artık AB’nin Gündemi Dışında

 

Politis gazetesi “Kıbrıs Sorunu Artık AB’nin Gündemi Dışında” başlıklı haberinde, diplomatik kaynaklara dayanarak, AB’nin, gerçekte, son dönemde özlü müdahil olduğu ve çözüm talep ettiği Kıbrıs sorununu, sorun olarak gündeminden çıkardığını yazdı. Gazete AB’nin aynı zamanda, alt yapı çalışmaları ve ekonominin güçlendirilmesine ilişkin Kıbrıs Türk toplumunun desteklenmesi programlarını sürdürmeye de niyetli olduğunu belirtti.

Gazete “BM’nin son dönemde, her gidişata, hatta kamuoyuna, müzakerelerin yeniden başlamasına ilişkin sorumluluğun sadece Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın elinde olduğu ve iki tarafın aktif talebi ve olur görüşü olmadan yeni girişimleri ileriye götürmesinin söz konusu olmadığı düşüncesini taşıdığını” yazdı. Bu yaklaşımın AB tarafından da benimsendiğini, AB çevrelerinin Kıbrıs sorununa ilişkin konferansın sonucundan yoğun bir şekilde hoşnutsuz olduklarının görüldüğünü aktaran gazete, AB’nin, Kıbrıs sorununda, sadece bunu iç konu olarak çözmek istemediğini; Kıbrıs’ı, Orta Doğu bölgesinde işbirliği ve Avrupa felsefesinin oluşumunun başarısı olarak da değerlendirmek istediğini belirtti. Habere göre diplomatik kaynaklar, haftalar önce gazeteye yaptıkları açıklamada, Kıbrıs sorununda ilerleme olmamasının, gerek Brüksel gerekse Güney Kıbrıs tarafından, Kıbrıslı Türklerin kalkınmasını destekleyen, Kültürel Miras Komitesi, Kayıp Şahıslar Komitesi gibi iki toplumlun yararlandığı AB programlarının kesilmesinin talep edileceği anlamına gelmediğini ifade etti. Gazete haberinde, Rum Hükümeti’nin, Brüksel’e,  Kıbrıslı Türklerin gelecekteki devlet yapılarının AB’ye uyum göstermesiyle ilgili Avrupa teknokratların Kıbrıs Türk makamlarıyla ad hoc görüşmelerinin, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin müzakereler sürecinin gelişim halinde olmaksızın devam etmesinin mümkün olmadığı şeklinde belirti gösterdiğini de yazdı.

Haber Linki İçin:

http://www.kibrisgazetesi.com/kibris/kibris-sorunu-artik-abnin-gundemi-disinda/23862

Erişim Tarihi: 9 Ağustos 2017

 

Loğoğlu: Türkiye, Kıbrıs İçin Harekete Geçmeli

 

Loğoğlu, "KKTC'nin uluslararası konumunu güçlendirmek ve tanınması için strateji belirlenmeli" dedi. Rumların kökleşmiş tutumu nedeniyle Kıbrıs'ta tek devletli çözümün mümkün görünmediğini ifade eden Loğoğlu, Rumların, Kıbrıs'ı Yunanistan'ın bir parçası olarak gördüğünü belirtti. KKTC ve Türkiye tarafının gösterdiği ciddi çabaya rağmen Rumların tutumu nedeniyle görüşmelerden sonuç alınamadığını aktaran Loğoğlu, "Herkesin beklentisi bu defa sonuca ulaşılacağı yönündeydi. Fakat Rumların artık kökleşmiş tavrı nedeniyle netice çıkmadı. Bundan sonra tekrar bir araya gelirler mi? Bilmiyorum. Ancak gelinmeyeceği düşünülerek KKTC'nin tanınması için harekete geçilmeli" diye konuştu. KKTC'nin uluslararası alanda tanınması ve tanıtılması için strateji uygulanması gerektiğinin altını çizen Loğoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Fakat bu Türkiye'nin Özel Temsilci atamasıyla olmaz. Çünkü bunu kimse kabul etmez. Bu perde arkasından yavaş yavaş olur. Bugünden yarına olacak bir iş değil. Diplomaside sabırlı olmak gerekir. Önemli olan ilk olarak KKTC'nin konumu güçlendirmektir. Ekonomik, turizm ve kültürel ilişkilerini uluslararası planda güçlendirecek adımlar atılmalı." Türkiye'nin doğrudan yardım yaptığı ülkeler üzerinden Kıbrıs'ın tanınması için geniş çaplı dış politika atağı başlatmasının önemine vurgu yapan Loğoğlu, KKTC'ye uygulanan ambargonun kaldırılması gerektiğini dile getirdi. Loğoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "KKTC 34 yıldır var. Fakat sadece Türkiye tanıyor. Ama kimse KKTC yoktur demiyor. Tanımıyorlar ama yoktur da diyemiyorlar. Türkiye bugün dünyada özellikle Afrika ülkelerine doğrudan en fazla yardım yapan ülkelerden birisidir. Dolayısıyla hatırımızın ve sözümüzün geçeceği bazı ülkeler olması gerekir.  Hükümetin bunu kullanması lazım. KKTC'ye bu konuda sahip çıkılmalı ve destek verilmelidir. AB'nin KKTC üzerinde uyguladığı ambargoların kaldırılması için girişimde bulunulmalı. 'Türkiye'nin AB ile kendi ilişkileri kötü, nasıl olacak' diye sorulabilir. Türkiye bunu yapabilecek güçte. Çünkü Kıbrıs konusu çok önemli.

Haber Linki İçin:

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/logoglu-turkiye-kibris-icin-harekete-gecmeli-170122h.htm

Erişim Tarihi: 9 Ağustos 2017

 

ABD Bülteni

 

ABD, Haşdi Şabi’yi Vurdu: 36 Ölü

 

ABD uçakları gece saatlerinde Irak’tan Suriye’ye girmeye başlayan 3 bin 700 kişilik terörist grubu bombaladı. Terör örgütü PKK’nın ardından Suriye-Irak sınır hattına yerleşmeye başlayan ve Sincar bölgesinde İran’ın kontrolünde hareket eden 4 askeri ve lojistik amaçlı kamp kuran Şii Haşdi Şabi silahlı gruplarına ABD’den “sınıra yaklaşma” mesajı geldi. Gece yarısından sonra Haşdi Şabi’ye yaklaşık 3 bin 700 kişilik grubun Sincar bölgesindeki hareketliliği üzerine ABD uçakları hava harekâtı düzenledi. ABD savaş uçakları tarafından mevzilerin bombalanması sonucu 36 Haşdi Şabi teröristi ölürken, 80’e yakını yaralandı.

Bölge İran İçin Önemli

Haşdi Şabi’ye bağlı olan Seyit Şüheda Birliği, hava operasyonunun kendi güçlerine yapıldığını açıkladı. ABD hava kuvvetlerinin birkaç defa bulundukları yerde DEAŞ’a saldırılar düzenlediğini ancak son operasyonda kendilerini hedef aldığını duyuran Seyit Şüheda Birliği, Irak merkezi hükûmetinden “sessiz kalınmaması” istendi. Açıklamada, “ABD’nin bu saldırısı cezasız kalmayacaktır. Irak-Suriye sınırının korunması çağrısında bulunuyoruz. ABD’nin kendi ajandası için o sınırları ele geçirilmesine izin verilmeyecektir” denildi. Irak merkezî hükûmeti veya ABD’li yetkililerden ise henüz söz konusu saldırıya ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı. Bölgedeki Haşdi Şabi grupları, İran’ın Suriye’ye lojistik destek ve askeri geçiş sağlayan bir nokta bulunuyor. Söz konusu bölge de İran için çok önemli bir yer.

İran ve Suriye’den Çağrı

Öte yandan Suriye hükûmeti pazar günü Irak-Suriye sınırını güvenceye almak için Haşdi Şabi ile koordinasyonda bulunmak istediklerini açıkladı. Suriye lideri Beşar Esad’ın Danışmanı Abdulkadir Azuz, “Suriye hükûmetinin şu an için çeşitli alanlarda Irak halkıyla diyaloğu yoğunlaştırmaya çalıştığını” söyleyerek “Suriye-Irak sınırını güvenceye almak ve silahlıların geçişini engellemek için Haşdi Şabi’nin ortak bir koordinasyona girmesinin vakti geldi” değerlendirmesinde bulundu. Azuz, ayrıca Irak Başbakanı Haydar İbadi’nin Telafer ilçesinin kurtarılması savaşına Haşdi Şabi güçlerini katma kararını da memnuniyetle karşıladığını ifade etti.

Haber Linki İçin:

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/494910.aspx

Erişim Tarihi: 9 Ağustos 2017

 

ABD'den PKK'ya Akıl Almaz Vaat

 

Pentagon ve ABD Dışişleri'ne bağlı 15 kişilik bir heyet Ayn İsa'da PKK'nın sözde yöneticileriyle bir araya geldi. ABD, gizli görüşmede terör örgütü PKK'ya 6 ay içinde bir devlet kurulacağı sözünü verdi.. ABD Dışişleri ve Pentagon üst düzey sivil ve askeri yetkililerinin de bulunduğu heyet Ayn İsa'da terör örgütü PYD'nin önde gelen temsilcileri ile görüştü. Suriye genelinde savaşan PKK-PYD komutanları ve sivil yöneticilerin de katıldığı görüşmesinin ana gündem maddesi Kuzey Suriye Federalizmi (PKK özerk Devleti) oldu. ABD heyeti, "PYD'ye 6 ay içerisinde meşru devlet niteliği ve uluslararası statü kazandıracağız, hakim olduğunuz bölgeler de seçim altyapısını oluşturun, Ocak 2018'de Suriye'nin kuzeyinde yapılacak referandum ile devlet olacaksınız" vaadinde bulundu.

Beyaz Saray'dan Geldiler

Suriye PKK'sına askeri ve siyasi desteğini her gecen gün artıran Beyaz Saray yönetimi, Rakka-Ayn Isa kasabasına gerçekleştirdiği son ziyarette terör örgütüne önümüzdeki dönem takip edecekleri yol haritası konusunda bilgi verdi. Üç saat süren toplantıya ABD Dışişleri Sivil İlişkiler Sorumlusu Aleks Star, Siyasi İşler Sorumlusu Canberly Belly ve Ulusal Koalisyon Özel Birlikler Komutanı Tom Crik başkanlık etti. Görüşmeye PYD adına katılan isimler arasında ise, Hasan Muhammed Ali, İlham Ahmet, Abdulkadir Muvahhid, Cihan Şeyh Ahmet, Talel Sülo ve Leyla Mustafa gibi üst düzey terör örgütü mensupları yer aldı. ABD'liler, Suriye'nin Kuzeyi'nde PYD'nin yegane asli güç olacağını ve tüm yapıların bu şemsiye altında toplanacağını iddiasında bulundu. Federalizm projesi ile Kuzey de tüm yapıların PKK merkezli kurulacak devlette temsil edileceğinin de vurgulandığı toplantıda PYD ile işbirliği halinde olan Arap aşiret temsilcileri de hazır bulundu.

Türkiye Bir Süre Daha Oyalanmalı

Kalabalık bir heyet ile PYD işgalinde bulunan Ayn İsa kasabasına gelen ABD'liler, "Türkiye bir süre daha oyalanmalı, kuzeyde PKK-PYD'nin meşru devlet sıfatı kazanması ile size ait bölgelere saldırı ihtimali de ortadan kalkacak ve tehdit olmaktan çıkacak, bunun için bir kaç aya daha ihtiyaç var" şeklinde görüş bildirdiler.

Haber Linki İçin:

http://www.takvim.com.tr/guncel/2017/08/09/abdden-pkkya-akilalmaz-vaat

Erişim Tarihi: 9 Ağustos 2017

 

Kuzey Kore Tehdit Etmeye Devam Ediyor

 

Kuzey Kore resmi haber ajansı KCNA, Kuzey Kore yönetiminin, Guam bölgesini orta ve uzun menzilli balistik bir füzeyle vurmak için operasyonel değerlendirme yaptığını açıkladı. Guam bölgesi, Pacific'te bulunan ABD askerlerinin ve ailelerinin yanında çok sayıda bombardıman uçağının da üslendiği bölge olarak biliniyor. Kuzey Kore'nin operasyonel değerlendirme açıklaması, ABD Başkanı Donald Trump'ın Pyongyang yönetimini, nükleer denemelerini artırmaları halinde tarihte görülmemiş bir ateş ve öfkeyle karşılık görecekleri şeklindeki uyarısının ardından geldi.

Trump ne demişti?

ABD Başkanı Donald Trump, New Jersey eyaletinde tatil yaptığı golf kulübünde gazetecilere açıklamalarda bulunmuş ve Kuzey Kore'yi tehdit etmişti. ABD Başkanı Trump, Kuzey Kore'yi, ülkesini tehdit etmeyi bırakmaya çağırarak, bu çağrıya kulak asılmazsa Pyongyang'ın ABD'nin gazap ve öfkesiyle karşı karşıya kalacağını söylemişti. Trump, "Kuzey Kore'nin kendi iyiliği için ABD'ye yönelik daha fazla tehditte bulunmaması gerekiyor. Dünyanın daha önce hiç görmediği bir gazap ve öfkeyle karşı karşıya kalacaklar." diye konuşmuştu.

Haber Linki İçin:

https://www.cnnturk.com/dunya/kuzey-kore-tehdit-etmeye-devam-ediyor

Erişim Tarihi: 9 Ağustos 2017

 

İran'dan ABD Savaş Uçağına Taciz

 

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Donanma Komutanlığı Sözcüsü Binbaşı Bill Urban, bugün, İran'a ait bir insansız hava aracı ile ABD'nin F/A-18E Super Hornet uçağı arasında "güvenli ve profesyonel olmayan" bir karşılaşma yaşandığını bildirdi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Donanma Komutanlığı Sözcüsü Binbaşı Bill Urban, yaptığı yazılı açıklamada, "İran’a ait bir QOM-1 insansız hava aracı ile USS Nimitz Uçak Gemisinde VFA 147 filosuna bağlı bir F/A-18E Super Hornet uçağı arasında, 8 Ağustos’ta güvenli ve profesyonel olmayan bir karşılaşma oldu" dedi. Binbaşı Urban, telsiz üzerinden İran İHA’sına, USS Nimitz etrafında operasyon halinde bulunan uçaklardan uzak durması çağrısı yapıldığı halde QOM-1’in uçak gemisine inmek üzere olan F/A-18E uçağına, irtifasını değiştirerek yaklaşmaya devam ettiğini belirtti.

Urban, Şunları Kaydetti:

"F/A-18E, QOM-1 ile çarpışmamak için 200 fit yatay ve 100 fit dikey manevra yaptı. QOM-1'in sabit kanat uçaklarının operasyonun icra edildiği alanda tehlikeli yakınlaşması ve aynı irtifa ile manevrası çarpışma tehlikesi oluşturmuş ve uluslararası deniz teamül ve kanunlarına uygun değildi." Urban, İran deniz kuvvetlerinin, ABD’nin bölgedeki kuvvetleri ile 2017'de 13 kez profesyonel ve güvenli olmayan yaklaşmalara giriştiğini ifade etti.

Haber Linki İçin:

http://www.ntv.com.tr/dunya/irandan-abd-savas-ucagina-taciz,4Yh-ty12FEqPwV1J4khXdg

Erişim Tarihi: 9 Ağustos 2017

 

Rusya Bülteni

 

Rusya, Musul'da IŞİD kamplarında bulunan çocukları ailelerine döndürmek için harekete geçti… Irak'ın Musul kentinde IŞİD saflarındaki babasıyla birlikte yaşayan 4 yaşındaki Çeçen çocuk Bilal Tagirov, yoğun çabalar sonucunda evine geri döndü. Rusya, Irak'taki diğer IŞİD mağduru çocukları da evlerine döndürmek için girişimlere başladı. Bilal Tagirov, Ekim 2015'te IŞİD saflarında savaşmak üzere önce Suriye'ye sonra da Irak'a giden babası tarafından kaçırıldı. Rusya'ya bağlı Çeçenistan Cumhuriyeti'nin lideri Ramzan Kadirov'un, Bilal'in bulunması için arama ve kurtarma operasyonu yapılmasına yardımcı olması sonucu, yaklaşık 2 yıl sonra Bilal,  Bağdat'tan Gronizy'e döndü. Oğlunu 2 yıldır görmeyen anne Zeliha Aşahanova, Bilal'in eve dönmesiyle hayalinin gerçek olduğunu söyledi.

Haber Linki İçin:

https://tr.sputniknews.com/yasam/201708081029616389-rusya-musul-isid-cocuk-aile/

Erişim Tarihi: 9 Ağustos 2017

 

Çavuşoğlu, Yeni Rusya Büyükelçisi Yerhov İle Bir Araya Geldi

 

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Rusya'nın yeni Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov ile bir araya geldi. Resmi Twitter hesabından görüşmenin fotoğrafları paylaşan Çavuşoğlu, "Rusya Büyükelçisi Aleksei Erkhov’u kabul ederek yeni görevinde başarılar diledik." dedi.

Haber Linki İçin:

http://haberrus.com/politics/2017/08/08/cavusoglu-yeni-rusya-buyukelcisi-yerhov-ile-bir-araya-geldi.html

Erişim Tarihi: 9 Ağustos 2017

 

Rusya da PYD Dedi

 

ABD’den sonra Rusya’nın da PKK’nın Suriye uzantısı PYD’yi resmi muhatap saymak istemesi Türkiye’nin Suriye siyasetini biraz daha zora sokacağa benziyor. Moskova’nın PYD’yi Suriye’nin meşru muhalif güçlerinden biri sıfatıyla Astana barış sürecine dâhil etme talebi Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov tarafından, 6 Ağustos’ta Filipinler’in Başkenti Manila’da yapılan görüşmede Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na iletildi. Görüşme hakkında ayrıntı veren TRT World haberine göre, Lavrov Astana’daki görüşmelerine katılacak meşru Suriye muhalefeti heyetine PYD’den de bazı isimlerin katılmasından yana olduklarını söyledi. Çavuşoğlu ise Türk hükümetinin bunu “kırmızı çizgi” sayacağını ve “kabul edilemez” gördüğünü söyledi. Görüşmeye dair yapılan açıklamalarda Suriye’de çatışmasızlık bölgeleri ve domates ticareti üzerinde durulduğu söylenmiş olmasına karşın, diplomatik kaynaklar asıl ağırlığın PYD konusundaki tartışmada olduğunu öne sürüyor. Dün Tahran’da Türkiye, Rusya ve İran’dan üst düzey diplomatların katılımıyla başlayan çatışmasızlık bölgelerinin genişletilmesi görüşmeleri öncesi Rusya ile yaşanan bu gerilim Türkiye’nin atabileceği yeni Suriye adımlarını da kısıtlıyor. Bunun iki temel nedeni var. Birincisi, Türkiye’nin Suriye toprakları ve hava sahasında yapacağı kapsamlı askeri harekâtın Rusya’nın kabulüne bağlı olması... Örneğin geçen yıl 24 Ağustos’ta, üstelik 15 Temmuz askeri darbe girişiminin travması ordunun üzerindeyken başlayan Fırat Kalkanı harekâtı, Rusya’nın işbirliği olmadan o şekilde sürdürülemezdi. Aksi halde Rus ve Suriye uçakları Türk uçak, topçu ve diğer birliklerine rahat vermezdi, engellerdi. Şimdi bir yandan askerin Suriye sınırına yığınak yaptığı haberleri alınırken diğer yandan Rusya ile PYD sıkıntısı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ima ettiği yeni bir harekâta engel olabilir. İkincisi ise diplomatik manevra alanına dair. Türkiye, aslında Beşar Esad rejimini ayakta tutan güç olan Rusya ile derin enerji anlaşmaları yapıp Suriye’de işbirliğine giderken, NATO müttefiki ve aslında IŞİD’e karşı birlikte savaştığı ABD’ye adeta nispet yapıyordu. Rusya ile yakınlaşmayı adeta ABD’ye karşı koz olarak kullanıyordu. Şimdi bu imkân kısıtlanmış oldu. Bunda Rusya’nın Orta Doğu’da yıldızı yükselen Kürt kartını bütünüyle ABD’ye kaptırmama endişesi de var. Aslına bakarsanız, PYD/PKK açısından Suriye’de bir özerk bölge kurmanın en kolay yolu, ABD ile değil, nihai olarak Rus ve Suriye hükümetiyle el sıkışmak olacak. Esas olarak Rusya’nın Kürt hareketlerine ilgisi Suriye iç savaşıyla birlikte ama özellikle Suriye’ye hava ve deniz kuvvetleriyle döndüğü 2015’ten bu yana artmış bulunuyor. Rus Dışişleri Bakanı bu yılın başlarında, 27 Ocak’ta, tam ilk tur Astana görüşmelerinden sonra Suriye’deki muhalif grupla Suriye’nin geleceği toplantısı düzenlemişti. Bu toplantıya Türkiye’nin bütün itirazına karşın PYD temsileri katılmış, bu toplantıda gelecekteki Suriye anayasasının Kürtlere özerklik tanımasına kapı kapatılmamıştı. Ondan bir ay kadar sonra, 15 Şubat’ta Rusya bu defa bir Kürt Konferansı toplamış, bu toplantıya sadece PYD değil HDP temsilcileri de katılmıştı. ABD’nin IŞİD’e karşı PKK uzantısı PYD/YPG’yi kara gücü olarak seçmesi Türkiye ile ilişkileri bozuyor ve Türkiye’nin Suriye’deki manevra alanını yalnızca askeri yönden değil siyasi olarak de geriyordu. Şimdi bunun üstüne bir de Rusya geldi; hatta Rusya PYD’nin resmen masaya oturmasından yana. Türkiye’ye hem ABD, hem Rusya yönünden gelen PYD baskıları, yalnızca muhtemel bir askeri harekâtı değil, Suriye’nin geleceği üzerine muhtemel rolünü de ciddi şekilde zora sokacak türden.

Haber Linki İçin:

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/murat-yetkin/rusya-da-pyd-dedi-40544463

Erişim Tarihi: 9 Ağustos 2017

 

Rusya, Kırım Tatarlarını Yok Etmek İçin Her Şeyi Yapacak

 

Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Çubaro, "Bu meseleyi geleceğe ertelersek Rusya bu yerli halkı (Kırım Tatarları) yok etmek için her şeyi yapacak." dedi.Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Kırım meselesini ertelemenin Rusya’nın Kırım Tatarlarını yok etmesine sebep olacağını söyledi.Çubarov, 9 Ağustos Uluslararası Dünya Yerli Halklar Günü dolayısıyla düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, bazı Alman politikacıların Kırım meselesinin dondurulmasına yönelik değerlendirmelerine tepki gösterdi.Kırım ve Rusya yanlısı ayrılıkçıların kontrolündeki Donbas meselesinin aynı sırada ve zamanda ele alınması gerektiğini kaydeden Çubarov, "Ukrayna devleti kendi topraklarında yerli halkların yok edilmesine müsaade edemez." dedi.Ukraynalı devlet adamlarının Alman politikacılarının Kırım meselesinin ertelenmesine yönelik teklifine tepki göstermesi gerektiğini belirten Çubarov, “Bizim yöneticilerimiz şunu söylemeliydi 'Kırım sadece bir bölge değil, sadece insanların yaşadığı yer değil, Ukrayna’nın yerli halkının vatanı.' Eğer biz şimdi bu meseleyi geleceğe ertelersek Rusya bu yerli halkı (Kırım Tatarları) yok etmek için her şeyi yapacak.” ifadelerini kullandı.Alman Hür Demokrat Parti (FDP) Genel Başkanı Christian Lindner, Rusya ile diğer konularda ilerleme kaydetmek için Kırım meselesini dondurmak gerektiğini savunmuştu.Kaynak: "Rusya, Kırım Tatarlarını yok etmek için her şeyi yapacak!"

Haber Linki İçin:

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/rusya-kirim-tatarlarini-yok-etmek-icin-her-seyi-yapacak-170125h.htm

Erişim Tarihi: 9 Ağustos 2017

 

Gürcistan'da Rusya Protestosu

 

Gürcistan'da yüzlerce kişi, Rusya-Gürcistan savaşının 9. yılı nedeniyle Güney Osetya'daki Rus askeri varlığına tepki gösterdi. Sınır hattındaki Khurvaleti köyü yakınlarındaki otobanda toplanan göstericiler, "Rusya işgalci" ve "Rus işgali dursun" şeklinde sloganlar attı. Rusya-Gürcistan savaşında şehit düşen askerler anısına saygı duruşunda bulunan eylemciler, otobanda insan zinciri oluşturdu. Muhalefetteki bazı siyasi partilerin liderleri, sporcular ve aktörlerin de katıldığı eylemde, işgalin bir an önce sona erdirilmesi istendi. "Güç Birlik İçindedir" adlı sivil toplum örgütü liderlerinden Davit Katsarava, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2 haftadır eylem için hazırlık yaptıklarını belirterek "Biz birkaç gündür burada nöbet tutuyoruz. Rus işgali sona erene kadar, bu topraklarda bir tek Rus askeri kalmayana kadar buradayız. Bu protesto artık hep devam edecek" dedi. Rusya'nın Gürcistan'a karşı işgal politikası uygulamaya devam ettiğini kaydeden Katsarava, ülkesinin topraklarının yüzde 20'sinin işgal altında olduğunu vurguladı. Gürcistan Milli Basketbol Takımı oyuncusu Tornike Şengelia da basketbolcu arkadaşlarıyla ülkelerine destek verdiklerini belirterek Rusya'nın Gürcistan topraklarını terk etmesini istedi. Yeni Gürcistan Partisi lideri Giorgi Vaşadze de birlik vurgusu yaptı. İşgalin sona ermesi için hükümet ve muhalefetin birlik içinde hareket etmesi gerektiğini söyleyen Vaşadze, Gürcistan'ın NATO ve Avrupa Birliği (AB) ile entegrasyonu sürecini hızlandırmasının sorunların çözümü için son derece önemli olduğunu belirtti.

Güney Osetya Sorunu

Tiflis yönetimi ile özerk statülü Abhazya'daki gruplar arasında 1992-1993 yıllarında yaşanan savaşın ardından Gürcü birlikleri geri çekilmiş, Abhazlar bir süre sonra tek taraflı bağımsızlık ilan etmişti. Abhazya ve Güney Osetya'nın 2008'de tek taraflı bağımsızlık ilan etmesi ve Gürcistan'ın bu bölgelere asker göndermesi üzerine Rusya saldırıya geçerek Gürcü ordusunu bu bölgelerden çıkarmıştı. Rusya ile Gürcistan arasında 5 gün süren savaşın ardından Moskova yönetimi, Güney Osetya ve Abhazya'nın bağımsızlığını tanımıştı. Savaşın sona ermesine karşın Rusya’nın söz konusu bölgelerde binlerce askeri bulunuyor. Tiflis yönetimi, işgalin sonlandırılması çağrılarını yineliyor.

Haber Linki İçin:

http://aa.com.tr/tr/dunya/gurcistanda-rusya-protestosu/879861

Erişim Tarihi: 9 Ağustos 2017

 

Çin Bülteni

 

Çin'den Japonya'ya Tepki

 

Japonya Dışişleri Bakanlığı, dün 2017 yılı "Savunma'yla İlgili Beyaz Kitap" yayınladı. Beyaz kitap, Çin ordusunun itibarını kasten karartmaya çalışan ve uluslararası toplumu aldatan sözlerle dolu olduğu görüldü. Çin Savunma Bakanlığı'nın basın sözcüsü Wu Qian, dün yaptığı açıklamada, Çin ordusunun buna kararlılıkla karşı çıkarak, Japonya tarafına ciddi girişimde bulunduğunu kaydetti. Söz konusu beyaz kitapta deniz güvenliği sorunu bahanesiyle bir kez daha "Çin tehdidi" teorisi ortaya getirilerek, Japonya'nın güvenlik durumunun gittikçe ciddileşmesi bahanesiyle Shinzo Abe yönetiminin savunma politikasını daha güçlendirmesine destek yaratmaya çalışıldı. Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü Wu Qian, "Japonya, Çin'in kendi niyeti doğrultusunda Doğu Çin Denizi ve Güney Çin Denizi'ndeki mevcut durumu değiştirmesinin uluslararası toplum ve bölgede ortak endişe yarattığı iddiasında bulundu. Aslında, tam aksine Japonya'nın askeri güvenlik politikasını yeniden düzenleyerek asker sayısını artırması ve Güney Çin Denizi işlerine karışması gibi davranışları, büyük endişeler yarattı." diye konuştu. Wu Qian, uluslararası toplumun Japonya'nın yalanlarını defalarca yinelemesine uyanık kalması gerektiğini de vurguladı. Sözcü Wu, "Japonya, Çin'in savunması ve askeri politikasında şeffaflık eksikliği eleştirisi yaptı. Aslında, savunma niteliğindeki askeri politikasını kararlılıkla izleyen Çin, askeri temasları aktif bir şekilde artırarak, barışı koruma ve insani yardım projelerine katılarak, dev bir ülke ordusunun imajı ve sorumluluğunu gösterdi." diye cevap verdi. Sözcü Wu, Diaoyu Adası ve buna bağlı adaların Çin'in toprağı olduğunu da yineledi. Japonya'nın tarihi hakkında yeniden düşünerek, gerçeğe saygı göstermesi gerektiğini ifade eden Wu Qian, Japonya'nın Çin'e yönelik asılsız eleştirileri ve uluslararası toplumu aldatmaya yönelik tutumunu durdurarak, yanlış bir yolda ilerlememesi çağrısı yaptı.

Haber Linki İçin:

http://turkish.cri.cn/1781/2017/08/09/1s184762.htm

Erişim Tarihi: 9 Ağustos 2017

 

Kuzey Kore Krizi Çin’e Yaradı

 

Kuzey Kore’nin Temmuz ayında iki kez kıtalararası balistik füze denemesi gerçekleştirmesi ve Alaska’yı vurabilecek füze programını geliştirmesi üzerine ABD’nin önerisiyle BM Genel Kurulu yeni yaptırım kararlarını, aralarında Çin ve Rusya’nın da olduğu tüm üyeler tarafından oybirliği ile kabul etti. Yaptırımlar, K. Kore için 1 milyar dolarlık bir baskı anlamına geliyor. Tüm kömür, demir, demir cevheri, kurşun ve kurşun cevheri gibi yeraltı zenginliklerinin ihracatı yasaklanıyor. Bu, diğer devletlerin de ithalat yapamayacağı anlamına gelir. Kimin Kuzey Kore demir ve kurşununa ihtiyacı vardı acaba diye akıllara soru gelebilir. Bunun yanıtı açık. Demir, kömür ve kurşunu Çin alıyordu ama Çin enerji ve maden ihtiyacı gayet tabi bu ülkeden yaptığı ithalata bağımlı değil. Bu alımların karşılığında genelde silah  satıp Kuzey Kore’yi cephaneliğe çeviriyordu. Dolayısıyla söz konusu malların ticaretinin yasaklanması sadece K. Kore’yi etkileyecek; Çin ise alternatif piyasalara yönelecek. Yaptırımlar içinde K. Korelilerin ülke dışında çalışma haklarına kısıt getiriliyor, firmalarıyla da ortaklıklar yasaklanıyor. Bu arada yurt dışındaki varlıklarına da el konulacak.

Çin’in Kaybı Yok

K. Korelilerin yurt dışında ne oranda mal varlığı bulunuyor tam olarak bilinemiyor, ancak muhtemelen bu varlıklar Çin’de bulunuyor. Dolayısıyla Çin, yaptırım kararına “evet” derken K. Kore ile ticaretinden doğacak kayıpları malla el koyarak telafi edebilecek. Öte yandan Çin’in yaptırım kararını kabul etmesinin ardında K. Kore üzerinden ABD’nin Çin’e baskı yapmasını engelleme beklentisi de olabilir. K. Kore’nin arkasında durması halinde Çin ile ABD ilişkilerinin çok daha fazla gerilmesi, Japonya’dan Avusturalya’ya kadar olan geniş bir bölgede denetlenemez bir tırmanışa yol açması ve her şeyden önemlisi Çin’e yaptırım uygulanması olasılıkları bulunuyor. Hazır ABD yönetimi Rusya ile gerilim yaşarken Çin bu ülkeyi karşısına almak istememiş denebilir. Çin’in ABD’yi karşısına almama eğilimi, mutlaka ittifak oluşturulacağı anlamına gelmiyor. Geçtiğimiz günlerde yapılan kutlamalarda dev askeri geçitler düzenlenmesi ve füzelere varana kadar neredeyse tüm ağır silahların sergilenmesi boşuna değil.

Çin’in Kazancı Var

K.Kore ise yaptırımların sorumlusu olarak Çin’e değil ABD’ye işaret etmiş vaziyette. ABD’yi işgalci olarak tanımlayan K. Kore yönetimi alınan karar karşısında sessiz kalmayacaklarını ve karşılık vereceklerini açıkladı. K.Kore’nin vereceği karşılık gayet tabi ticari yaptırımları ima etmiyor, her halükarda askeri bir tehdidi içeriyor. Bu durumda ABD’nin K. Kore’yi “köşeye sıkıştırılmış kedi” durumuna soktuğu, adeta kendi üzerine saldırmaya teşvik ettiği, çaresizliğini saldırıya geçerek telafi etmeye zorladığı söylenebilir. Hani füzeleri gönderse de görsek der gibi. K. Kore’nin Çin’e kızıp Rusya’ya yönelmesi ihtimalinin de göz önünde bulundurulduğuna şüphe bulunmuyor. Ancak anlaşılan Çin yönetimi K. Kore’nin doğrudan ABD’yi tehdit etme halinin sürmesi koşulunda Rusya’nın bu ülke yanında yer almaktan imtina edeceğini düşünüyor. Zira Rusya gerilimin denetimli olanından yana, K. Kore ise zincirlerinden boşalma aşamasında. ABD’nin vurulma riskini artıran yaptırımlar, dolaylı olarak Çin’in işine gelebilir. Ancak bu risk aynı zamanda Çin’in “arabulucu” olmasına da imkan veriyor. Böylece Çin, K. Kore savaşsa da, savaşmasa da her durumda bölgedeki “oyun kurucu” pozisyonunu yitirmeyecek gibi gözüküyor. Dolayısıyla yaptırıma katılması, her olasılıktan avantajlı çıkma öngörüsüne dayanıyor.

Haber Linki İçin:

http://www.star.com.tr/yazar/kuzey-kore-krizi-cine-yaradi-yazi-1244317/

Erişim Tarihi: 9 Ağustos 2017

 

 

http://www.turksam.org/tr/dis-basin-detay/1471-dunya-bunlari-konusuyor
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 381 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)