Dış Basın | 17 Ağustos 2017

|

17 Ağustos'ta Dünya Bunları Konuşuyor



17 Ağustos 2017 tarihinde dünya basınında öne çıkan başlıklar…

 

Suriye ve Irak Türkmenleri Bülteni

 

Irak, DEAŞ'ın Suçlarının Araştırılması İçin Yardım İstedi

 

Irak, DEAŞ militanlarının işlediği suçlar hakkında kanıt toplamak ve muhafaza etmek için uluslararası yardım çağrısı yaptı.

Haber Linki İçin:

https://www.sondakika.com/haber/haber-irak-deas-in-suclarinin-arastirilmasi-icin-yardim-9939593/

Erişim Tarihi: 17 Ağustos 2017

 

PYD Suriye'de Yine Sivilleri Vurdu

 

Terör örgütü PYD'nin Halep'in kuzeyindeki Mare ilçesine düzenlediği havan topu saldırısında 1 sivi öldüğü, 5 sivil yaralandı.Muhaliflerin kontrolündeki Mare ilçesindeki Mare Hastanesi doktorlarından Abdurrahman Hafız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''PYD'nin Mare ilçesinin güneyindeki Tel Melid ile Ahris köylerine havan toplarıyla düzenlediği saldırıda 1 sivil öldü, 5 sivil yaralandı.'' dedi. Hafız, yaralıların Mare'deki hastanede tedavi altına alındığını ifade etti.

Muhalif Bölgelere Saldırıyorlar

Bu arada, Mare'deki yerel aktivistlerden Muhammed Hateeb de PKK/PYD'nin Mare ve çevresindeki muhaliflerin kontrolünde yer alan bölgelere sık sık saldırdığını söyledi. Örgütün daha önce ilçe merkezine füze ve havan toplarıyla saldırdığını anımsatan Hateeb, "Uluslararası müttefiklerinden destek alarak muhalif bölgelere saldırıyor. Bölgede çok sayıda köy, beldenin yanı sıra bir ilçe, örgütün işgali altındadır." diye konuştu.

Haber Linki İçin:

http://www.ensonhaber.com/pyd-suriyede-yine-sivilleri-vurdu.html

Erişim Tarihi: 17 Ağustos 2017

 

Avrupa Bülteni

 

Avrupa Birliği Dönem Başkanı Juri Ratas Türkiye'de

Estonya Başbakanı ve Avrupa Birliği Dönem Başkanı Juri Ratas, Türkiye’deki temaslarını Ankara’da Başbakan Binali Yıldırım’la görüşerek sürdürdü.

 

AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik’in de hazır bulunduğu görüşmede öncelikli olarak AB-Türkiye ilişkileri ele alındı. İki başbakan görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Ratas daha sonra Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na giderek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü. Türkiye’ye dün varan Ratas, ilk olarak 400 bin göçmenin yaşadığı Gaziantep’e giderek Uluslararası Göç Örgütü Ofisi’ni ve ardından Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’i ziyaret etmişti.

 

Ratas, Şahin’e “ziyaretimin en önemli amacı mültecilerle ilgili durumu yerinde görmek, sizinle istişarelerde bulunmak” demişti.

Haber Linki İçin:

http://tr.euronews.com/2017/08/16/avrupa-birligi-donem-baskani-juri-ratas-turkiyede

Erişim Tarihi: 17 Ağustos 2017

 

Almanya'dan Türkiye'ye Karşı AB'de Diplomatik Girişim

 

Alman hükümetinin Ankara'ya karşı AB başkentleri nezdinde girişimlerde bulunduğu, Türkiye'ye yönelik politika değişikliğinin ise seçimlere dönük bir hamle değil devlet politikası olduğu aktarıldı. Türkiye'de tutuklu bulunan Alman vatandaşlarının serbest bırakılması taleplerine olumlu karşılık alamayan, bunun üzerine Ankara'ya yönelik politikasını sertleştiren Almanya'nın, Avrupa Birliği'nde kritik diplomatik girişimlerde bulunduğu belirtildi.

Gümrük Birliği'nin Güncellenmesi Hiçbir Şekilde Gündeme Alınmasın

Deutsche Welle Türkçe'nin diplomatik kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Alman hükümetinin, 1 Temmuz'da AB Dönem Başkanlığını üstlenen Estonya ile temaslarında, Türkiye ile Gümrük Birliği'nin güncelleştirilmesi konusunun, ‘hiçbir şekilde gündeme alınmaması' yönünde beklentisini ilettiği, bunun gerekçelerini anlattığı öğrenildi. Türkiye'de demokrasi ve insan hakları alanında yaşanan ‘kaygı verici' nitelikte son gelişmelerin ardından, AB'nin Ankara üzerinde ciddi biçimde etkisi olacak adımlar atması gerektiğini vurgulayan Berlin, mevcut koşullarda Gümrük Birliği konusunda, ön hazırlık niteliğinde görüşmelerin bile yapılmasının, doğru bir mesaj olmayacağını vurguladı.

Almanya, Hazırlık Görüşmelerine Dahi Yeşil Işık Yakmayacak

Diplomatik kaynaklar, Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olan Almanya'nın bugüne kadar Gümrük Birliği'nin yenilenmesi, genişletilmesi konusunda AB içinde başı çeken ülkelerden olduğunu, ancak son gelişmelerin ardından tutumunu tamamen değiştirdiğini kaydetti. Habere göre Türkiye ile tırmanan gerginlik, hukuk devleti ve basın özgürlüğü alanında yaşanan olumsuz gelişmeler üzerine bu kez Alman hükümetinin muhalefeti, süreci belirleyen temel faktör haline geldi. Gümrük Birliği‘ni güncelleme konusunda AB ile Türkiye arasında müzakerelerin başlayabilmesi için, AB üye devletlerinin Komisyon'a yetki vermesi gerekiyor. Diplomatlar, Almanya'nın bu yetki öncesinde sürece zemin hazırlayacak, hazırlık görüşmelerine dahi yeşil ışık yakmayacağını kaydediyorlar.

AB Başkentleriyle Eş Zamanlı Görüşmeler Yapıldı

Alman hükümetinin bu yeni pozisyonu konusunda yalnızca AB Dönem Başkanlığı ve AB Komisyonu ile değil, diğer AB başkentleriyle de eş zamanlı görüşmeler yaptığı, diplomatik girişimlerle bu yeni yaklaşımına destek istediği öğrenildi. Gözden geçirdiği Türkiye politikası hakkında üye ülke başkentlerini bilgilendiren, nedenlerini açıklayan Almanya, Türk hükümetine yönelik kararlaştırdığı ve ‘kaçınılmaz' olarak nitelendirdiği önlemlerini aktardı. AB'li diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre üye ülke hükümetlerinden yeni Türkiye politikasına destek talep eden Almanya, AB'nin ortaya koyacağı ortak tavrın Türk hükümetinin AB'nin temel değerleri olan hukuk devleti ve demokratik özgürlüklere yeniden yöneltilmesinde etkili olacağı görüşünü savundu.

Yeni Türkiye Politikası Seçimlere Dönük Bir Hamle Değil, Devlet Politikası

Alman hükümetinin yeni Türkiye politikasını ‘devlet politikası' olarak nitelendiren, yalnızca seçimlere dönük bir hamle olmadığına işaret eden Alman yetkililer, Türkiye'de bu yöndeki algının yanlış olduğunun da altını çizdi.

İş Dünyasına Verilen Mesajlar Olumlu Ama Yeterli Değil

Türkiye'den son günlerde iş dünyasına yönelik verilen mesajların olumlu olduğu, ancak yeterli bulunmadığı da vurgulanıyor.

Aktivistler Serbest Bırakılmadan Normalleşme Olamaz

Türkiye'de tutuklu bulunan, aralarında gazeteci ve insan hakları aktivistlerinin de bulunduğu Alman vatandaşları serbest bırakılmadan bir normalleşmenin olamayacağını belirten Alman yetkililer, ayrıca demokrasi, insan hakları ve basın özgürlüğü gibi alanlarda Türkiye'nin adım atmasının beklendiğini ifade ediyorlar. Almanya Başbakanı Merkel, dün hükümetinin yeni politikası konusunda net mesajlar verirken, Türkiye'nin AB üyelik sürecinin sonlandırılmasına karşı çıkmış, bunun Anayasa referandumunda "hayır" oyu kullananlara yanlış bir mesaj niteliği taşıyacağını söylemişti. Bununla birlikte Merkel, mevcut koşullarda Gümrük Birliği'nin derinleştirilmesinin söz konusu olamayacağını kaydetmişti.

Alman Yatırımcılardan Yıldırım'a Mesaj

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Alman hükümetinin Türkiye'ye yönelik ekonomik önlemleri, Alman iş dünyası tarafından da büyük ölçüde anlayışla karşılanıyor. Gümrük Birliği'nin modernizasyonuna destek veren ve bu yönde müzakerelerin başlaması için geçtiğimiz yıllarda Alman hükümeti ve AB nezdinde girişimlerde bulunan Alman yatırımcıların, son siyasi gelişmelere ilişkin değerlendirmelerini ve beklentilerini bir süre önce Türk hükümetine aktardıkları öğrenildi. Başbakan Binali Yıldırım'ın Alman yatırımcılarla iki hafta önce bir araya geldiği toplantıda, Alman iş dünyası temsilcilerinin de, ilişkilerin normalleşmesi için tutuklu Alman vatandaşlarının serbest bırakılması gerektiğini, Alman hükümetinin politikasına destek verdiklerini açıkça dile getirdikleri kaydedildi.

Haber Linki İçin:

https://tr.sputniknews.com/avrupa/201708171029737030-almanya-turkiye-ab-diplomatik-girisim/

Erişim Tarihi: 17 Ağustos 2017

 

İspanya Açıklarında 317 Mülteci Kurtarıldı

 

İspanya’nın güney kıyısında bulunan Tarifa Limanı’nda Kuzey Afrika’dan çıkıp Avrupa’ya ulaşmak isteyen 317 mültecinin kurtarıldığı açıklandı. Arama kurtarma ekipleri aralarında 31 çocuk ve bir tane de bebek olan mültecilerin sağlık durumunun iyi olduğunu bildirdi. Frontex son aylarda Libya üzerinden İtalya’ya ulaşarak Avrupa’ya iltica etmek isteyen mültecilerin sayısında yarı yarıya düşüş olduğunu açıklarken, göçmenlerin Akdeniz üzerinde en çok tercih ettiği ikinci rota olan Fas-İspanya üzerindeyse büyük bir artış olduğunu duyurdu. Frontex Temmuz ayında İtalya’ya 10.160 mültecinin ulaştığını açıklarken bu rakamın Haziran ayından yüzde 57 daha düşük olduğu belirtildi.

Haber Linki İçin:

http://tr.euronews.com/2017/08/17/ispanya-aciklarinda-317-multeci-kurtarildi

Erişim Tarihi: 17 Ağustos 2017

 

Avrupa Birliği, 3 Milyar Euro Sözünü Tutacak Mı?

 

AB Dönem Başkanı Ratas'a, Türkiye'ye verilmesi gereken 3 milyar euro sorulunca, "1.6 milyar euro farklı anlaşmalar çerçevesinde sunulacak. Bunun 800 milyonu da kullanılmış durumda." dedi. Başbakan Binali Yıldırım, resmi ziyaret için Türkiye'de bulunan Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanı Estonya'nın Başbakanı Juri Ratas ile bugün 16 Ağustos'ta Çankaya Köşkü'nde bir araya geldi. Baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Estonya'ya, 15 Temmuz darbe girişimine karşı Türkiye'ye verdiği destek ve dayanışma için teşekkür eden Başbakan Yıldırım, 15 Temmuz'un hemen arkasından Estonya'nın, Türkiye ile dayanışma ve destek açıklaması yapmakla kalmadığını, aynı zamanda dönemin Dışişleri Bakanı Kaljurand'ın Türkiye'ye gelerek, destek mesajlarını ilettiğini hatırlattı. Yıldırım, Estonya'nın, 15 Temmuz darbe girişiminin birinci yılında yayınladığı basın açıklamasıyla darbe girişimine karşı Türkiye'nin yanında olmaya devam edeceğini de açık şekilde ifade ettiğini hatırlattı. İki ülke ilişkilerinin "mükemmel denecek düzeyde" devam ettiğini vurgulayan Yıldırım, "Bu ilişkiler, Estonya'nın yeniden bağımsızlığını kazandığı yıllarda, Türkiye'nin Estonya'yı tanıyan ilk ülkeler arasında yer almasıyla başlamış ve daha sonra da ikili ilişkilerde çok önemli mesafe katledilmiştir. Gerek ikili ticaretimiz gerekse karşılıklı yatırımlar ve ekonomik faaliyetler günden güne artmaktadır." diye konuştu.

Türkiye'nin AB Üyelik Süreci

Estonya'nın, Türkiye'nin Avrupa Birliği genişleme politikası kapsamında tam üyeliğini her şart altında samimiyetle destekleyen ülke olduğunu anlatan Yıldırım, Türkiye'nin, NATO içinde iş birliğini en güzel şekilde yürüttüğü ülkelerin başında da Estonya'nın geldiğini vurguladı. Estonya'nın, 1 Temmuz'da AB Dönem Başkanlığını üstlendiğini, yıl sonuna kadar bu görevini sürdüreceğini hatırlatan Yıldırım, şunları söyledi: "Eminim ki Estonya, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda diğer Avrupa ülkeleri üzerinde bugüne kadar var olan olumlu tutumunu bundan sonra da artırarak devam ettirecektir. Özellikle dönem başkanlığı içinde Sayın Başbakanın, ülkemize bu ziyareti gerçekleştirmiş olmasını önemsiyoruz. AB Dönem Başkanı olarak Türkiye'nin dostu bir ülkenin, Estonya'nın Başbakanı olarak dün Gaziantep'te, bugün Ankara'da yaptığı temaslarda, dışarıdan görülen Türkiye ile bizatihi görerek, yaşayarak tecrübe ettiği Türkiye arasındaki farkı Avrupalı dostlarımıza en açık şekilde anlatma imkanı olacaktır.

Suriye ve Irak'ta Yaşanan Gelişmeler

Türkiye'nin, son 6 yıldır Suriye ve Irak'ta var olan otorite boşluğu ve iç savaşın getirdiği olumsuzlukları dünyada en fazla göğüsleyen ülkelerin başında geldiğine dikkat çeken Yıldırım şu açıklamalarda bulundu: "Türkiye, 3 milyonu aşan mülteciye, Suriyeli'ye ev sahipliği yapıyor, onlarla ekmeğini paylaşıyor, onların dertlerine derman olmaya çalışıyor. Bir anlamda Türkiye, bölgenin, Avrupa'nın güvenliği ve istikrarı için büyük bir fedakarlığı gerçekleştiriyor. Bu anlamda tabii ki Avrupa Birliği başta olmak üzere dünyanın değişik ülkelerinin, Türkiye'nin yaptığı bu çalışmayı takdirle karşılaması şüphesiz anlamlıdır, iyidir ama yeterli değildir. Yük paylaşımı konusunda da daha fazla gayret edilmesi gerekmektedir. AB ile bu anlamda başlattığımız bir program vardır ancak bu program beklediğimiz hızda sürmemektedir. 3 milyar avroluk bir destek programının bugüne kadar 800 milyon euro gibi bir kısmı ancak hayata geçmiştir. Sözleşmeye bağlanan miktarın 1,6 milyar avro olmasına rağmen, gerçekleşmesinin düşük kalması anlaşılabilir bir durum değildir. Bu konuyu Sayın Başbakanla paylaştık. Sürecin hızlandırılması konusunda kendisinin desteğini talep ettik."

İki Ülke Arasındaki Yeni İş Birliği Alanları

Başbakan Yıldırım, AB ile yeni bir süreç başlatılması konusunda, önceki dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla zirve toplantısı yapıldığını, bu kapsamda, Türkiye ile zirve yapılması ve 2016'da kararlaştırılan konuların Türkiye-AB ilişkileri bakımından tekrar canlandırılması adına adımların atılmasını beklediklerini belirtti. Yıldırım, mevkidaşına hitaben, "Ümit ederim ki sizin başkanlığınız sırasında bu konuda somut gelişmeler sağlanabilir. Estonya gibi dost bir ülkenin dönem başkanlığı sorumluluğunda Avrupa Birliği ile bugünlerde var olan ilişkilerimizin, olumsuz gibi gözüken bazı üye ülkelerle ilişkilerimizin düzeltilmesi konusunda önemli katkılar sağlayacağını düşünüyoruz." diye konuştu. İlişkileri zenginleştirecek muhtemel yeni iş birliği alanları konusunu da Başbakan Ratas ile kapsamlı şekilde görüştüklerini aktaran Yıldırım, Türkiye ile Estonya arasında önemli fırsat ve potansiyellerin bulunduğunu, bunu hayata geçirmek için de şartların elverişli olduğunu kaydetti.

Ekonomik İlişkilerimiz, Mevcut Potansiyeli Tam Olarak Yansıtmıyor

İki ülke arasındaki ticaret hacmini geliştirme adına yapılacak ortak projelerin sorulması üzerine Başbakan Yıldırım, "Estonya ile ticari ve ekonomik ilişkilerimiz, üst düzey siyasi ilişkilerimiz ile kıyasladığımız zaman mevcut potansiyeli tam olarak yansıtmıyor." dedi. Yıldırım, 2016'da Estonya'ya ihracatın 172 milyon dolar, Estonya'dan ithalatın ise 238 milyon dolar olduğunu belirterek, 410 milyon dolarlık bir ticaret hacminin olduğunu bildirdi. 2015'e göre yüzde 10 oranında bir düşüşün söz konusu olduğunu vurgulayan Yıldırım, "İhracatımızda artış sağlanabilmesi için sanayi yoğun sektörlerdeki ihraç payının artırılması ve çeşitlendirilmesi gerekiyor. Estonya ve Türkiye'deki karşılıklı doğrudan yatırımların toplamı çok düşük seviyededir. 13 milyon dolar civarındadır." şeklinde konuştu. Kumaş üretimi ve ihracatıyla meşgul bir Türk firmasının yakında Estonya'da 15 milyon dolar civarında bir yatırım yapma kararı aldığını aktaran Yıldırım, karşılıklı işbirliği imkanlarının belirli alanlarda daha da ileriye götürülebileceğini söyledi. Bunlar arasında e-devlet hizmetlerinin yaygınlaştırılması, bilişim, siber güvenlik, yazılım, bilişim teknolojileri alanlarında işbirliği olabileceğini ifade eden Yıldırım, savunma sanayi, ulaşım altyapılarının geliştirilmesi ve lojistik hizmetleri konusunda işbirliği gerçekleştirebileceklerini kaydetti. Eğitim ve turizmin, gelişmesi için çalışacakları diğer alanlar olarak ön plana çıktığını belirten Yıldırım bu konuyla alakalı olarak da şunları söyledi: "İki ülke arasında doğrudan uçuşlar mevcuttur. Bu bakımdan karşılıklı turizmin gelişmesi de üzerinde yoğunlaşacağımız diğer bir alan diye düşünüyorum. Estonya, kayagazı ve yenilenebilir enerji konusunda çalışmalar yapan bir ülke. Bu çerçevede, enerji alanında işbirliği de ele alınacak diğer önemli bir konudur. Karşılıklı iyi ilişkilerimizin, karşılıklı ticarete, yatırıma ve ekonomiye yansımasıyla birlikte eminim ki gelecek yıllarda iki ülke arasındaki potansiyel çok daha iyi bir şekilde ortaya çıkacaktır."

Haber Linki İçin:

http://qha.com.ua/tr/siyaset/avrupa-birligi-3-milyar-euro-sozunu-tutacak-mi/158426/

Erişim Tarihi: 17 Ağustos 2017

 

Balkanlar Bülteni

 

Makedonya İle Kosova Arasında Yeni Sınır Kapısı

 

Kosova ve Makedonya arasında yeni sınır kapısının açılması için anlaşmaya varıldı. Stançiç’te yapılacak yeni sınır kapısı için protokol imzalandı. Anamorava ile Makedonya’yı bağlayacak sınır kapısı için imzalar Dışişleri Bakanı görevini vekaleten yürüten Emanuel Demaj ve Makedonya İçişleri Bakan Yardımcısı Agim Nuhiu tarafından atıldı. Bakan Demaj, her iki ülke vatandaşlarının serbest dolaşımı açısından anlaşmanın çok önemli olduğunu söyledi. İmzalanan anlaşmayı tarihi olarak nitelendiren Makedonya İçişleri Bakan Yardımcısı Agim Nuhiu ise, sınır kapısının açılacağı bölge sakinleri için yolun 20-25 kilometre kısalacağını söyledi. Stançiç sınır kapısı için çalışmaların kısa bir süre içerisinde başlaması öngörülüyor.

Haber Linki İçin:

http://timebalkan.com/makedonya-ile-kosova-arasinda-yeni-sinir-kapisi/

Erişim Tarihi: 17 Ağustos 2017

 

Bulgaristan Türkiye Sınırına Asker Gönderiyor

 

Bulgaristan Savunma Bakanı kaçak göçü önlemek için Türkiye sınırını daha güçlü bir şekilde tahkim edeceklerini açıkladı. Bakan beş bölgeye ayrılacak sınır bölgesine 600 asker konuşlandırılacağını söyledi. Bulgaristan Türkiye'den gelen kaçak göçle mücadele amacıyla sınır güvenlik önlemlerini artırıyor. Bulgaristan Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Krasimir Karakaçanov Alman 'Die Welt' gazetesine verdiği demeçte 'sınırların korunmasında daha fazla askerin görevlendirileceğini ve Türkiye sınırının beş bölgeye ayrılacağını' söyledi.

Bu bölgelerden her birine bulunduğu mıntıkayı beklemek üzere bir silahlı bölük yerleştirileceğini belirten Bulgaristan Savunma Bakanı Karakaçanov, toplam 600 askerin bir bölümünün özel eğitimli muhariplerden oluşacağını söyledi. Bakan, uygulamaların, sınır korumada askerin polisten daha etkili olduğunu gösterdiğini belirterek, ayrıca kaçak göçmen hareketlerinin kameralar ve insansız hava araçları yardımıyla gözetleneceğini açıkladı.

Çoğu Ekonomik Göçmen

Krasimir Karakaçanov Avrupa ülkelerinin Akdeniz'deki göç yollarını kapatmamış olmasını eleştirdi. "Kaçak göçmenlerin kitleler halinde Avrupa'ya akın etmesine daha fazla göz yumulamayacağını belirten Bakan, "Avrupa Birliği'nin dış sınırlarının gerekirse silah zoruyla korunabilmesi için İtalya ve Yunanistan'da NATO ya da Avrupa Birliği birliklerinin görevlendirilmesi gerektiğini" söyledi. Karakaçanov Akdeniz üzerinden Avrupa'ya gelenlerin çoğunluğunun ekonomik göçmen olduğunu savundu ve "Takibata uğramış değiller, hayatlarının korunmasına muhtaç değiller. Sadece zengin bir Batı ülkesinde yaşamak istiyorlar" diye konuştu.

Haber Linki İçin:

http://www.dw.com/tr/bulgaristan-t%C3%BCrkiye-s%C4%B1n%C4%B1r%C4%B1na-asker-g%C3%B6nderiyor/a-40129955

Erişim Tarihi: 17 Ağustos 2017

 

Kıbrıs Bülteni

 

KKTC Başbakanı Hüseyin Özgürgün: Türkiye ile İşbirliğimiz Artacak

 

KKTC Başbakanı Hüseyin Özgürgün, Türkiye ve KKTC arasında işbirliğinin arttığını belirterek, 'Türkiye ve KKTC maliye bakanlıklarının geliştirdiği işbirliği, iki ülke arasındaki mevcut işbirliğini daha da artıracak.' dedi. Başbakan Özgürgün, resmi temaslarda bulunmak üzere KKTC'ye gelen Maliye Bakanı Naci Ağbal'ı Başbakanlık ofisinde kabul etti. Kabulde, Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş da hazır bulundu.

İki· Ülke Arasındaki· İşbirliği Daha Da Artıracak

 Başbakan Özgürgün, kabulde yaptığı konuşmada, Bakanı Ağbal’ı KKTC’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Türkiye ve KKTC arasındaki işbirliğinin arttığını kaydeden Özgürgün, "Türkiye ve KKTC maliye bakanlıklarının geliştirdiği işbirliği, iki ülke arasındaki mevcut işbirliğini daha da artıracak." dedi.

Haber Linki İçin:

http://www.gunes.com/gundem/kktc-basbakani-huseyin-ozgurgun-turkiye-ile-isbirligimiz-artacak-811567

Erişim Tarihi: 17 Ağustos 2017

 

Kıbrıs Sorununda Toparlanma Süreci: Liderler BM Genel Sekreteri İle Görüşecek

 

Kıbrıs müzakerelerinin bir toparlanma süreci içinde olduğu ve bu sürecin BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’le Ekim ayında yapacağı görüşmelere kadar devam edeceği ileri sürüldü.

Fileleftheros “Ekim’e Kadar Toparlanma… Süreci, BM Genel Sekreteri’nin Akıncı ve Anastasiadis’le Görüşmeleri Belirleyecek” başlıklı manşet haberinde, Guterres’in liderlerle görüşmesinin, daha çok müzakerelerin yeniden başlaması ve yeni sürecin ne şekilde yapılacağına dair nabız yoklama tarzında olacağını yazdı. Ne New York’ta, ne de adada müzakere masasına dönüş için acele edilmediğine işaret eden gazete, BM Genel Sekreteri’nin Sözcüsü Stephan Dujarric’in yeni Kıbrıs Özel Danışmanı’nın zamanı geldiğinde atanacağı açıklamasını hatırlattı. Gazeteye göre, müzakere süreci netleşene kadar, Espen Barth Eide’nin yeri BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve BM Misyon Şefi Elizabeth Spehar tarafından doldurulacak. Haberde, Rum tarafının, Eide’nin yerine atanacak kişinin AB üyesi bir ülkeden olmasını tercih ettiği kaydedildi.

Anastasiadis

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, 15 Ağustos Meryem Ana Yortusu nedeniyle yaptığı konuşmada,  müzakerelerin nasıl ilerleyeceği konusunda, New York’ta yapacağı temasları adres gösterdi. Anastasiadis, bir “toparlanma döneminde” bulunulduğunu ve şu anda herhangi bir inisiyatif olmasını öngörmediğini söyledi. Ekim ayında düzenlenecek BM Genel Kurulu için New York’a gideceğini hatırlatan Anastasiadis, “Yapacağımız görüşmelerde Kıbrıs sorununda yeni bir gelişme olması için uluslar arası unsurun nasıl yeniden harekete geçebileceğine bakacağız” dedi. Nikos Anastasiadis, “Genel Sekreter ve uluslararası toplumun, Türk tarafının isteksiz açıklamalarını ve BM parametreleri dışında bir çözüm istediğini dikkate alması” gerektiği iddiasında bulundu. Alithia, “Tatil ve Toparlanma Dönemi” başlıklı haberinde ise, Kıbrıs sorununun "buzda” olmaya devam ettiğini ve BM’nin ise prosedürü yeniden canlandırmak için rol alıp almayacağını söylemekten kaçındığını savundu.

BM Parametresine Vurgu

Habere göre, Anastasiadis, görüşmelerin, BM parametreleri temelinde, Güvenlik Konseyi ve BM Genel Kurul kararları ve Gutyerres’in tarafların önüne koyduklarına saygıyla yeniden başlaması için ellerinden geleni yapacaklarını savundu. “Türkiye, BM’nin bu asgari taleplerini yerine getirirse, müzakere masasına dönmemizi kimse engelleyemez veya döndüğümüz için eleştiremez” diyen Anastasiadis, “Esneklik göstermesi ve önerilerinin BM parametreleri içinde olduğunu fiilen göstermesi için Türkiye’ye gerekli nüfuzun uygulanması için her istikamette çaba harcayacağız” şeklinde devam etti.

AKEL

Haravgi, BM Genel Sekreter Sözcüsü Dujarric’in dünkü açıklamasını ve AKEL’in değerlendirmesini “Devam İçin Sorumluluk İki Tarafta” başlığıyla manşete çekti.

Gazeteye göre, AKEL, Dujarric’in açıklaması üzerine “Türkiye bir kez daha BM için sorumlular arasında değil. BM maalesef bir kez daha gelişmeleri Kıbrıs’taki tarafların iradesine bıraktı. Mevcut durumdan ve bundan sonra ne olacağından Kıbrıs’taki iki tarafın sorumlu olduğu görüntüsü meydana geldi. Türkiye de bu görüntünün dışında tutuldu” görüşünü ortaya koydu.

II. Hrisostomos

Aynı gazete Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu II. Hrisostomos’un, Kıbrıs sorununda izlediği çizgi yüzünden Rum Yönetimini eleştirdiğini, bu çizgiye karşı olduğunu belirterek, müzakerelerin yeni bir zeminde yapılmasını istediğini yazdı. Habere göre, II. Hrisostomos, Rum Yönetimi’nin müzakereleri Rum Ulusal Konseyi’nin oy birliğiyle aldığı kararların dışında yapığını belirterek, siyasi partileri, müzakereleri Ulusal Konsey kararları ve Denktaş-Makarios ve Denktaş-Kiprianu anlaşmaları (Doruk Anlaşmaları) zeminine geri oturtmak için birlikte çalışmaya çağırdı.

Haber Linki İçin:

http://www.detaykibris.com/kibris-sorununda-toparlanma-sureci-liderler-bm-genel-sekreteri-ile-gorusecek-153121h.htm

Erişim Tarihi: 17 Ağustos 2017

ABD Bülteni

 

ABD'den Güney Amerika Ülkelerine Çağrı: Kuzey Kore ile İlişkiyi Kesin

 

ABD Başkan Yardımcısı Pence, Kuzey Kore'ye karşı 'tüm seçeneklerin masada olduğunu' söyledi ve Güney Amerika ülkelerinden Pyongyang yönetimiyle ilişkiyi kesmelerini istedi. ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Şili Devlet Başkanı Michelle Bachelet'le düzenledikleri ortak basın toplantısında, "Pyongyang rejminin, tüm seçeneklerin masada olduğunu anlaması zorunludur" diye konuştu.

Umuyoruz Ki Bize Katılacaklar

"Umuyoruz ki Şili, Brezilya, Meksika ve Peru da, Kuzey Kore'yle bağları kesme konusunda bize katılacaktır" diyen Pence, bu sayede 'barışçıl çözüm' sağlanabileceğini ve 'uluslararası toplumun iradesine karşı gelmenin bir bedeli olduğunu Pyongyang'a göstermiş olacaklarını' söyledi. Pence ayrıca, ABD olarak "Kuzey Kore'deki haydut rejimin, kendi ülkelerine ulaşabilen nükleer silahlara sahip olmasına izin vermeyeceklerini" ifade etti.

Haber Linki İçin:

https://tr.sputniknews.com/abd/201708161029731740-abd-guney-amerika-kuzey-kore/

Erişim Tarihi: 17 Ağustos 2017

 

ABD'nin YPG'ye Verdiği Füzeler PKK’da Çıktı

 

PKK’nın uzantısı terör örgütü YPG’ye verilen ABD-İsveç ortak üretimi olan AT-4 yeni nesil tanksavar füzelerinden 20 tanesi PKK sığınağında bulundu. Türkiye, ABD’nin YPG’ye verdiği silahların PKK’ya gittiği yönündeki endişesinde haklı çıktı. YPG’ye verilen silahlardan biri olan AT-4 yeni nesil anti tank füzesi PKK’da çıktı. Edinilen bilgiye göre, 48’inci Hudut Tugay Komutanlığına dün bölücü terör örgütü mensubu teröristlerce Şırnak’ın Uludere ilçesindeki Biliç Tepe bölgesinde eylemlerde kullanılmak üzere Irak’tan getirilen silah ve mühimmatın gizlendiği bilgisi geldi. Alınan ihbar üzerine bölgede yapılan arama ve tarama sonuçlarında İsveç menşeli iki adet AT-4 tanksavar füzesi bulundu.

Uludere, Şemdinli,Nüsaybin

Türk Silahlı Kuvvetleri ele geçirilen son iki AT-4 tanksavar ile birlikte şu ana kadar 20 tane AT-4 anti tank füzesini yapılan operasyonlarda PKK’nın elinde yakaladı. 1 Haziran 2016’da Mardin’in Nusaybin’de, 26 Mayıs 2017’de yine Şırnak’ın Uludere ilçesi Biliç Tepe bölgesinde gerçekleştirilen operasyonda 2 tane ve geçtiğimiz 18 Haziran’da Hakkari’nin Şemdinli ilçesi kırsalında güvenlik güçleriyle çatışan bir teröristin üzerinde 4 tane yakalanmıştı. Ancak geçtiğimiz ay Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal İnceleme Daire Başkanlığı’nca hazırlanan raporda yapılan operasyonlarda şimdiye kadar seri numaraları silinmeye çalışılan 18 adet AT-4 yakalandığı belirtildi.

Zırh Deliyor

84 mm’lik güdümsüz, taşınabilir, tek-shot, geri tepmesiz ve yivsiz olan silah, zırhlı araçların dışında piyade birlikleri de devre dışı bırakma amacıyla kullanılabiliyor. Uzmanlar AT-4 anti tank füzelerinin Milan tanksavar füzeleri kadar etkili olduğunu belirtiyor. ABD ve İsveç ortak yapımı olarak da üretilen 6.7 kg ağırlığında, 102 cm uzunluğunda zırh delici özelliğe sahip AT-4 anti tank füzesinin 2 bin 100 metre menzile sahip. Attığı füzelerin birinin fiyatı ise yaklaşık 1.500 dolar.

Irak Sınırından Giriyor

Tanksavarların Suriye ve Irak seyahatlerini tamamladığını belirten Güvenlik uzmanı Abdullah Ağar, konuyu  şöyle değerlendirdi: “Bu silahların YPG-PKK’ya verildiği biliniyor. Bir yıl içinde Güneydoğu’da ele geçen PKK silahları ile Pentagon listesindeki silahların menşei, cins ve çapları neredeyse birebir örtüşüyor. Bunlardan en çok dikkat çekeni İsveç Saab yapımı AT-4 yeni nesil tanksavarlar ve Rus menşeili SPG-9 geri tepmesiz toplar. Silahlar Irak sınırından Türkiye’ye giriyor. Şu ana kadar sadece verilen tekerlekli araçlar Türkiye’de görülmedi. ABD verilen silahların Türkiye’yi tehdit etmeyeceğini Ankara’ya taahhüt etti. Ne hikmetse ‘sizi tehdit etmeyecek’ denilen silahlar durmadan Mehmetçik tarafından hem yakalanıyor hem de askerlerimizi şehit ediyor. Baktığımızda PKK mı ABD’yi kandırıyor yoksa ABD mi Türkiye’yi kandırıyor belli değil.”

Haber Linki İçin:

http://qha.com.ua/tr/askeri-guvenlik/abd-nin-ypg-ye-verdigi-fuzeler-pkk-da-cikti/158441/

Erişim Tarihi: 17 Ağustos 2017

 

ABD’den Kuzey Irak Referandumu Açıklaması

 

ABD, Iraklı Kürtler’in 25 Eylül’de düzenlemeyi planladığı bağımsızlık referandumuna itirazını yineledi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert günlük basın brifinginde yaptığı açıklamada, şimdi yapılacak bir referandumun bölgede istikrarı daha fazla bozmasından endişe ettiklerini belirtti. Bir gazeteci, Nauert’a, Kuzey Irak'taki Kürt bölgesel yönetiminden bir heyetin Irak’tan olası bir ayrılmayı müzakere etmek için Pazartesi günü Bağdat’a gittiğini belirterek, Amerika’nın Erbil ve Bağdat arasındaki bu görüşmeleri destekleyip desteklemediğini sordu. ”Eğer Erbil ve Bağdat karşılıklı oturur ve bir diyaloğa girerse bu elbette güzel olur” diyen Nauert, ancak ABD olarak, bağlayıcılığı olmasa bile bir referandum düzenlenmesi hakkında çok ciddi endişeler dile getirdiklerini hatırlattı. Nauert şöyle konuştu: “Görmeyi arzu ettiğimiz şey, istikrarlı, güvenli ve birleşik bir Irak. Kürtler’in Eylül ayı sonunda düzenlemek istediği referandumdan konuşurken, amacın ne olduğunu biliyoruz, ama gözümüzü hedeften ayırmayalım, gözümüzü IŞİD’den ayırmayalım. IŞİD şu anda Irak’ta çok ciddi bir tehdit ve bu zamanda bir referandumun istikrarı daha fazla bozmasından endişeliyiz.” Nauert, ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın Irak’taki Kürt bölgesel yönetiminin lideri Mesut Barzani’yle yaptığı söylenen telefon görüşmesinin içeriğine dair bir soruya da, bu konuda elinde bilgi olmadığı yanıtı verdi.

Haber Linki İçin:

https://www.amerikaninsesi.com/a/abd-den-kuzey-irak-referandumu-aciklamasi/3988075.html

Erişim Tarihi: 17 Ağustos 2017

 

Trump'a İşadamlarından Charlottesville Tepkisi Geldi

 

Amerika Birleşk Devletleri Başkanı Donald Trump’ın Charlottesville kasabasındaki ırkçı gösteriler nedeniyle yaşanan şiddet olaylarına ilişkin “her iki taraf da hatalı” açıklamasına, ulusal ve uluslararası alanda tepkiler büyüyor. Başkan Trump, kendisine danışmanlık yapan Amerikan Sanayi Konseyi’nden peş peşe istifalar gelmeye başlayınca, Konseyi dağıttığını açıkladı. Aynı gerekçeyle Strateji ve Politika Konseyi’ni de dağıtan Trump, kararını Twitter hesabından “İş adamlarının üzerinde baskı yaratmaktansa, Sanayi Konseyi ve Strateji ve Politika Konseyi’ni dağıtıyorum. Herkese teşekkürler“sözleriyle duyurdu. Trump’a yalnızca muhlafetten değil, kendi partisinden de tepki yağdı. Amerika’nın iki eski Başkanı baba ve oğul George Bush, ortak bir açıklama ile Trump’ın sözlerini kınadı: “Amerika her zaman ırkçı bağnazlığı, antisemitizmi ve her türlü nefreti reddetmeli. Charlotttesville için ettiğimiz duada olduğu gibi, kentin Bağımsızlık Bildirgesi’nde yer alan temel hakikatları hatırlatmak isteriz: Hepimiz eşit yaratıldık ve yaratıcımız tarafından devredilemez haklarla donatıldık. Bu gerçeğin sonsuza kadar süreceğini biliyoruz, çünkü ülkemizin nezaket ve büyüklüğünü gördük.’’ Trump’ın açıklamalarına gelen tepkiler ulusal sınırları aşarak, İngiltere ve Almanya gibi Amerika’nın geleneksel müttefiklerine kadar ulaştı. İngiltere Başbakanı Theresa May, “Liderlerin aşırı sağ görüşleri kınamaları gerektiğini” dile getirdi. Almanya Başbakanı Angela Merkel de, “aşırı sağ ve ırkçı şiddeti” kınarken, Alman halkı da Berlin’de ırkçılık karşıtı eylem düzenledi. Fransa’dan aşırı sağ parti Front National dahi Donald Trump’ın sözlerini kınarken, Marsilya’da tatilini geçiren Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan henüz bir açıklama gelmedi. Trump’ın sözlerini yalnızca Amerika’nın ırkçı örgütü Ku Klux Klan kutladı.

Haber Linki İçin:

http://tr.euronews.com/2017/08/17/trumpa-charlottesville-tepkisi-buyuyor

Erişim Tarihi: 17 Ağustos 2017

 

ABD'nin Yükselişteki Aşırı Solu: Antifa

 

ABD'nin Virginia eyaletindeki Charlottesville kentinde haftasonu yaşanan şiddet ve bir protestocunun öldürülmesi olayı, Amerikan İç Savaşı dönemindeki ayrılıkçı Konfederasyon ordusunun generallerinden Robert E. Lee'ye ait heykelin kaldırılması planına karşı çıkan aşırı sağcılara yüklendi. ABD Başkanı Donald Trump, Cumartesi günü, 'Charlottesville'deki şiddetten iki tarafın da sorumlu olduğunu' söylediğinde eleştiri oklarının hedefine oturdu.

ABD Başkanı, yürüyüşü organize eden aşırı sağcıları açıkça kınamayı ihmal ettiği gerekçesiyle sert biçimde eleştirildi. Trump Pazartesi günüyse, Ku Klux Klan, beyazların üstünlüğünü savunanlar ve neo-Naziler'i kınaması yönündeki baskılara boyun eğdi.

Ancak pek çok muhafazakâr, Antifa adlı aşırı solcu oluşumun da yaşanan şiddet olaylarında sorumluluk sahibi olduğunu düşünüyor. Eleştirenler, medyanın, sırf beyazların üstünlüğünü savunanlarla ve onların nefret söylemine dayalı ideolojileriyle mücadele ettikleri için Antifa'nın uyguladığı şiddeti mazur gösterme eğiliminde olduğunu savunuyorlar.

Haber Linki İçin:

http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-40947949

Erişim Tarihi: 17 Ağustos 2017

 

Rusya Bülteni

 

Rusya'dan nükleer anlaşma açıklaması

 

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını eleştirerek, bu yaptırımların nükleer anlaşmanın bozulmasına sebep olabileceğini söyledi. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin, ABD'nin yaptırımlarını sürdürmesi halinde nükleer anlaşmayı terk edebilecekleri yönündeki açıklamasını değerlendiren Lavrov, “Umarız İran nükleer anlaşmadan çıkmaz. Ayrıca ABD'nin ortak kapsamlı eylem planı ile ilgili yükümlülüklerini ihlal etmeyeceğini umuyorum” dedi.

Dengeyi İhlal Edecek Ve Bozacak Sorumsuzca Bir Eylem

Tahran'ın anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirdiği Washington tarafından teyit edildiğini hatırlatan Rus bakan, “Ama buna paralel olarak Tahran'a karşı tek taraflı yaptırımlar getirildi. Bu yaptırımların nükleer programla ilgisi olmadığı, İran'ın insan hakları gibi rahatsızlığa yol açan diğer alanlardaki davranışıyla, bölgedeki davranışıyla ilgili olduğu açıklandı. Buna tek şey denilebilir, tek taraflı yaptırımlar prensipte gayri meşru. Bu yaptırımlar, bazı konulardaki dengeyi kendi lehine çevirmek için kullanılıyorsa bunun dengeyi ihlal edecek ve bozacak sorumsuzca bir eylem olduğunu düşünüyorum” yorumunda bulundu.Söz konusu ulusal çıkarlar veya bir ülkenin çıkarları değil, nükleerden arındırılmış statüsünün kazandırılması gereken büyük bir bölgenin çıkarları olunca bu tür provokasyonların yersiz olduğunu kaydeden Lavrov, BM Güvenlik Konseyi'nin tüm üye ülkelerinin kolektif temelde alınan kararlara uyması gerektiğini söyledi.

BMGK İle İlgili Duruşumuza Birçok Partnerimiz Katılıyor

Lavrov, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu konuda dürüstçe anlaşmamızı defalarca teklif ettik: Eğer Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) Kuzey Kore, İran veya başka bir ülkeye karşı ekonomik etki tedbirleri paketi kabul ediliyorsa, tüm ülkeler bu kolektif kararın sınırı içinde hareket etme, tek taraflı yaptırımlar getirmeme, kolektif karara sokamadığı şeyi tek taraflı yaptırım üzerinden dayatmama yükümlülüğünü üzerine almalı. ABD kesinlikle buna karşı çıkıyor." Moskova'nın bu ilkeleri savunmaya devam edeceğini söyleyen Rus bakan, “BM Güvenlik Konseyi toplantılarında ilgili açıklamada bulunduk ve bizim bu duruşumuza birçok partnerimiz katılıyor” dedi.

Haber Linki İçin:

http://www.timeturk.com/rusya-dan-nukleer-anlasma-aciklamasi/haber-702013

Erişim Tarihi: 17 Ağustos 2017

 

Alman Politikacı: Rusya Kırım’ı Hiçbir Zaman İade Etmez

 

Almanya’nın sağ popülist ve Avrupa Birliği şüphecisi partisinin lideri Alexander Gauland, Rusya’ya karşı uygulanan yaptırımların yararsız olduğunu ileri sürdü. Sağ popülist ve Avrupa Birliği şüphecisi Alman partisi Almanya için Alternatif’in lideri Alexander Gauland, Rusya’nın aleyhine uygulanan yaptırımlara rağmen Kırım’ı hiçbir zaman iade etmeyeceğini savundu. Deutsche Welle gazetesinin sorularını yanıtlayan Alexander Gauland, “Rusya artık hiçbir zaman Kırım’ı iade etmez. Yaptırımların bir şeyi etkileyebileceğini düşünmüyoruz” diye konuştu. Almanya için Alternatif partisinin, Kırım’ın yasa dışı işgalinden dolayı Rusya’ya yönelik uygulanan yaptırımların iptal edilmesinden yana olduğu belirtildi. Partisinde “belirli düzeyde” dış politikadan sorumlu olduğunu ifade eden Alexander Gauland, “Anarşist partide böyle bir müdür olmuyor. Biz ise anarşist partiyiz” diye devam etti. Daha önce Almanya’nın sağ popülist ve Avrupa Birliği şüphecisi partisi Almanya için Alternatif’in lideri Alexander Gauland’in birçok kez Almanya’nın Rusya ile yakınlaşması, Rusya’nın aleyhine uygulanan yaptırımların tamamen kaldırılması ile ilgili açıklamalarda bulunduğu biliniyor. Doğu Almanya doğumlu Gauland, ABD’ye karşı ağırlık olarak Rusya’nın güçlendirilmesinden yana çıkmıştı. Geçtiğimiz günlerde Alman Hür Demokrat Parti (FDP) Genel Başkanı Christian Lindner, Rusya ile diğer konularda ilerleme kaydetmek için Kırım’ın Rusya tarafından işgali konusunun bir süreliğine “dondurulması” gerektiğini savunmuştu. Christian Lindner, “Tabudan söz ederken, korkarım öncelikle Kırım’ı uzun vadeli geçici durum olarak değerlendirmek lazım. Rusya tarafından ilhak edilen Ukrayna’nın yarımadası etrafındaki meseleyi diğer alanlarda ilerleme kaydetmek için 'dondurmak' lazım” diye konuştu. Christian Lindner’in ardından Almanya hükümetinin Rusya ile işbirliğinden sorumlu Yetkilisi Gernot Erler, “Günümüzde en önemli meselenin Ukrayna’nın doğusundaki çatışmanın çözümü olduğunu, bundan sonra Kırım ile ilgili meselenin çözülebileceği” açıklamasında bulundu. Alman politikacılarının ilgili açıklamalarını yorumlayan Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubarov, Kırım’ın köklü halkı Kırım Tatarlarının işgalci devlet tarafından yok edilme tehlikesi altında olduğundan dolayı Ukrayna’nın Kırım’ın kurtarılması konusunu “uzak perspektife” bırakmaması gerektiğini ifade etti.

Haber Linki İçin:

http://qha.com.ua/tr/siyaset/alman-politikaci-rusya-kirim-i-hicbir-zaman-iade-etmez/158443/

Erişim Tarihi: 17 Ağustos 2017

 

Rusya'ya Resti Çektiler: Cevap Vermeye Hazırız

 

Ukrayna Savunma Bakanı Poltorak, 'Ukrayna Rus istilasına cevap vermeye hazır' dedi. Ukrayna Savunma Bakanı Stepan Poltorak, 14-20 Eylül tarihlerinde yapılacak Rus-Beyaz Rusya 'West 2017' askeri tatbikatı sırasında Rus birliklerinin Ukrayna topraklarını işgali ihtimalinin Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı tarafından incelendiğini söyledi. Poltorak, ''Rus birliklerinin tüm hareketlerinin farkındayız , mevcut olan ve tatbikat sırasında meydana gelebilecek yeni tehditlere gerekirse cevap vereceğiz'' diye konuştu. Poltorak ayrıca, Genelkurmay Başkanlığının işgal tehditleri için yeterli tedbirler öngördüğünü vurguladı. Poltorak, şu ifadeleri kullandı: "Bu arada, Rusya ve Beyaz Rusya'nın yapacakları şey bir tatbikat olmasına rağmen böyle bir tehdit göz ardı edilmedi. Egzersizler potansiyel olarak bir tehlike teşkil ediyor. Çünkü çok sayıda askeri personel Beyaz Rusya topraklarındaki tatbikatların bir parçası olarak Ukrayna sınırına geçiyor. Ukrayna sınırında olacak her şey Ukrayna için bir tehdit olarak görülüyor." Rusya ve Beyaz Rusya'nın katılacağı 'West 2017' ortak tatbikatı 14-20 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek. İlk verilere göre tatbikata 13 bin askeri katılması bekleniyor. Poltorak, tatbikatların hem Ukrayna'ya hem de Rusya ile sınırı olan herhangi bir Avrupa ülkesine saldırı başlatmak amaçlı kullanılabileceğine inandığını belirtti.

Haber Linki İçin:

http://www.haber7.com/dunya/haber/2403371-rusyaya-resti-cektiler-cevap-vermeye-haziriz

Erişim Tarihi: 17 Ağustos 2017

 

Çin Bülteni

 

Çin ABD'yi Fena Yakaladı

 

ABD Hazine Bakanlığı, Çin'in Haziran ayında, dokuz ayın ardından tekrar dünyanın en büyük ABD tahvili sahibi konumuna döndüğünü açıkladı. ABD Hazine Bakanlığı'nın en son verilerine göre, Çin'de bulunan ABD tahvili 5 aylık yükselişin ardından Haziran ayında 44,3 milyar dolarlık artışla 1,1465 trilyon dolara ulaştı. Çin Uluslararası Radyosu’nun haberine göre; geçen yıl Ekim ayında Çin'i geçen Japonya'nın, Haziran'da ABD tahvilleri 20,5 milyar dolar düşüşle 1,0908 trilyon dolar olarak okundu. ABD'nin toplam yabancı tahvilleri, Mayıs ayında 6,1236 trilyon dolar iken, Haziran ayının sonunda 6,1713 trilyona yükseldi. Ülkede sermaye çıkışlarındaki baskının hafiflemesi ve Çin para birimi Renminbi güçlenmesi, Çin'de bulunan ABD hazine tahvillerindeki yükselişin nedeni olarak görülüyor. Öte yandan Çin Halk Bankası'nın verilerine göre, Çin'deki döviz rezervleri 6 ay art arda artarak, Temmuz ayında 3,081 trilyon dolara ulaştı.

Haber Linki İçin:

http://odatv.com/cin-abdyi-fena-yakaladi-1608171200.html

Erişim Tarihi: 17 Ağustos 2017

 

Çin'in Borcu IMF'ye de Dert Oldu

29 trilyon dolarlık borçla ilgili bir uyarı da IMF’den geldi. Kuruluş, ülkenin orta vadeli büyüme hedefleri yerine uzun vadeli finansal istikrara odaklanmaması halinde büyümenin sert şekilde gerileyeceği uyarısı yaptı. Dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin’in hızla artan borçlarının taşıdığı riskler konusunda Uluslararası Para Fonu (IMF) ciddi bir uyarı yaptı. Çin’i kredi büyümesine karşı uyaran IMF, ülkenin orta vadeli büyüme hedefleri yerine uzun vadeli finansal istikrara odaklanmaması halinde büyemede önemli oranda gerileme, hatta daha kötüsüyle karşı karşıya kalabileceğini bildirdi. Çin’in 29 trilyon dolara dayanan borçlarıyla ilgili kaygılar IMF’nin raporunda da dile getirildi. Çin’in kredi büyümesinin “tehlikeli bir seyir” izlediğini bildirdi. IMF’nin yeni bir raporunda , “yıkıcı bir düzeltme” ve/ veya ekonomik büyümede belirgin bir yavaşlama riskinin arttığına dikkat çekti. Para Fonu, kredi patlamasını sorunsuz bir şekilde azaltmak için kararlı bir eylem çağrısında bulundu. Raporda patlamanın olmaması halinde, Çin’in son dönemde yaşanan ekonomik genişleme çok daha yavaş gerçekleşeceği vurgulandı. Küresel mali krizden bu yana, Çin’in ekonomik büyümesi, geçen otuz yılda ortalama oran olan yüzde 10’dan geçen yıl yüzde 6.7’ye yavaşladı. Çin’in borçlarının 29 trilyon dolara çıkarak ekonomik büyüklüğünün yüzde 258’ine çıktığı hesaplanıyor. Ülkenin borçları için yılda 870 milyar dolar faiz ödediği belirtiliyor. Türkiye'nin GSYH'sinin 857 milyar dolar olduğu düşünüldüğünde bu çok çarpıcı bir rakam. IMF ayrıca, Çin’ın kısa vadeli büyüme görünümünün güçlendiğini ancak orta vadede keskin bir düzeltme yaşanması riskinin de büyümekte olduğunu açıkladı. Çin’in kısa vadeli büyüme hedeflerine fazla odaklandığını savunan IMF, bu hedefleri yakalamak için teşviklere ve kredi büyümesi patikasına bel bağlamanın “tehlikeli” olabileceği uyarısı yaptı. IMF, Çin için 2018- 2020 dönemine yönelik ortalama büyüme tahminini yüzde 6,0’dan 6,4’e revize ederken, 2010 yılındaki GSYH’nın 2020’de ikiye katlanması yönündeki hedefin gerçekleşmesi yönünde büyük bir şans yakalandığını belirtti. Ancak IMF, bunun uzun vadeli ekonomik sağlık için sonuçları konusunda da uyardı.

Çin Yeniden ABD Tahvilinin En Büyük Sahibi

Bu arada ABD Hazine Bakanlığı, Çin’in Haziran ayında, dokuz ayın ardından tekrar dünyanın en büyük ABD tahvili sahibi konumuna döndüğünü açıkladı. ABD Hazine Bakanlığı’nın en son verilerine göre, Çin’de bulunan ABD tahvili 5 aylık yükselişin ardından Haziran ayında 44,3 milyar dolarlık artışla 1,1465 trilyon dolara ulaştı. Geçen yıl Ekim ayında Çin’i geçen Japonya’nın, Haziran’da ABD tahvilleri 20,5 milyar dolar düşüşle 1,0908 trilyon dolar olarak okundu. ABD’nin toplam yabancı tahvilleri, Mayıs ayında 6,1236 trilyon dolar iken, Haziran ayının sonunda 6,1713 trilyona yükseldi. Öte yandan Çin Halk Bankası’nın verilerine göre, Çin’deki döviz rezervleri 6 ay art arda artarak, Temmuz ayında 3,081 trilyon dolara ulaştı.

Kamu Borçlarının 9 Trilyon Doları Merkez Bankalarında

Dünyanın önde gelen altı merkez bankası yaklaşık 10 yıldır sürdürdüğü parasal gevşeme (QE) politikaları nedeniyle sahip olduğu varlıkların toplamı 15 trilyon dolara ulaştı. Bu rakamın 9 trilyon dolardan biraz fazlasını devlet tahvilleri oluşturuyor. Kısacası söz konusu devletlerin toplam 46 trilyonluk kamu borcunun beşte biri bu bankaların elinde. Bu da finansal krizden bu yana sahip olduklarının yaklaşık dört katına tekabül ediyor. Geçtiğimiz on yılda benzeri görülmemiş teşvik programlarının devreye sokulmasında karşılaştıkları zorlukların bir göstergesi olarak altı banka söz konusu devletlerin toplam borçlarının beşte birini kasasında tutuyor. Dünyayı kasıp kavuran 2008 finansal krizinin ardından büyük merkez bankaları, borçlanma maliyetlerini düşürerek küresel ekonomiyi canlandırmak amacıyla büyük ölçekli tahvil ve menkul kıymet alımları gerçekleştirdiler. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Financial Times gazetesinin verilerine göre parasal genişleme ya da gevşeme politikalarını kullanan ABD, Avrupa, Japonya, İngiltere, İsviçre ve İsveç’ten oluşan altı büyük merkez bankasının kasalarında 15 trilyon dolardan varlık bulunuyor.

Haber Linki İçin:

https://www.dunya.com/finans/haberler/cinin-borcu-imfye-de-dert-oldu-haberi-377995

Erişim Tarihi: 17 Ağustos2017

 

Çin'den Belgrad ve Priştine'ye Diyalog Çağrısı

 

Çin, Belgrad ve Priştine'ye anlaşmazlıkları çözmek için diyalog ve müzakereleri başlatma çağrısı yaptı.Çin'in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilci Yardımcısı Wu Haitao, BM Güvenlik Konseyi'nin 1244 sayılı kararının, Kosova sorununun çözümünde önemli bir hukuki dayanak olduğunu belirtti. Wu Haitao Güvenlik Konseyi'nin Kosova hakkında düzenlediği toplantıda, tarafların BM Güvenlik Konseyi'nin kararları çerçevesinde kabul edilebilir bir çözüm aramaları gerektiğine vurgu yaptı. Wu, Çin'in Sırbistan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duyduğunu, Belgrad'ın Kosova konusundaki meşru kaygılarını anladığını ve Sırbistan'ın siyasi bir çözüm aramaya yönelik çabalarını takdirle karşıladığını ifade etti. Çinli yetkili, güvenlik meselesinin mevcut durumunu korumasına rağmen Kosova'nın karmaşık ve zorlu sorunlarla karşı karşıya olduğunun altını çizdi.Çin'in, Belgrad ve Priştine arasındaki ilişkide yeni bir sayfa açmayı hedefleyen bağları memnuniyetle karşıladığının altını çizen Wu, tarafların siyasi uzlaşı kararına bağlı kalması ve bir an önce yüksek düzey siyasi diyaloğu yeniden başlatmasının önemine değindi. Çin, BM Kosova Misyonu ile AB Kosova Misyonu'nun (EULEX) ve Kosova'daki diğer uluslararası güçlerin birlikte çalışarak, Kosova'daki durumun iyileştirilmesi ve sorunun nihai çözüme ulaştırılması için yapıcı bir rol oynamasını umuyor.

Haber Linki İçin:

http://turkish.cri.cn/1781/2017/08/17/1s184907.htm

Erişim Tarihi: 17 Ağustos 2017

 

 

http://www.turksam.org/tr/dis-basin-detay/1489-17-agustos-ta-dunya-bunlari-konusuyor
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 448 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)