Dış Basın | 20 Kasım 2017

|

20 Kasım'da Dünya Bunları Konuşuyor



Arap Birliği, İran'a Karşı Toplandı

Arap Birliği dışişleri bakanları, Suudi Arabistan'ın daveti üzerine "İran'ın bölgedeki müdahalelerini" görüşmek üzere Kahire'de olağanüstü toplandı.

Mısır'ın başkenti Kahire'deki Arap Birliği merkezinde gerçekleştirilen toplantıda bakanlar, İran'ı Husilere füze tedarik etmekle suçlayarak, Tahran'ın bölgedeki müdahalelerini durdurmak için ortak bir Arap tutumu geliştirme çağrısında bulundu.

Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, toplantının açılış konuşmasında, İran'ın Husilere füze tedarik ettiğini savunarak, "Yemen'de çatışmaların başlamasından bu yana 332 balistik füze kullanıldı. Bu füzeler tek bir kaynaktan geliyor; o da İran. İran, Arap ülkelerinde birçok milis gücü destekliyor." dedi.

Bahreyn Dışişleri Bakanı Halid bin Ahmed Al Halife de Lübnan'a çağrıda bulunarak, "Lübnan, Hizbullah'ın eylemleri ile Irak, Suriye, Yemen ve Bahreyn gibi komşu ülkelerdeki saldırılarına ilişkin tüm sorumluluğu üstlenmeli" dedi.

İran'ın Arap ulusal güvenliğini tehdit ettiğini ifade eden Al Halife, İran'ın bölgede çok fazla kolu olduğunu iddia etti. Bu kollardan birinin ise terörist olarak nitelediği Hizbullah olduğunu belirtti.

İran'ın Arap ülkelerindeki uygulamalarında tehlikeli bir artış olduğunu belirten Al Halife, bu durumun, İran'ın bölgedeki kollarıyla oluşturduğu tehdit karşısında ulusal güvenliğin nasıl korunacağına ilişkin Arap Birliği'ne bir sorumluluk yüklediğini kaydetti.

(Sputnik Türkiye, 19 Kasım 2017)

 

 

Netanyahu'nun Resmi Konutuna Polis Baskını

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, iş adamlarından rüşvet ve pahalı hediyeler aldığı gerekçesiyle resmi konutunda 6. kez sorguya alındı.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, iş adamlarından rüşvet ve pahalı hediyeler aldığı gerekçesiyle resmi konutunda 6. kez sorguya alındı.

Polis Netanyahu'nun, ArnonMilchan'ın da aralarında bulunduğu birçok iş adamından pahalı purolar, şampanya ve mücevher dahil olmak üzere rüşvet almasından şüpheleniyor. Ayrıca Netanyahu'nun iş adamı Milchan'a ABD vizesi almasına da yardım ettiği iddia edildi.

General KoreshBarnour'unMilchan başkanlığında yürütülen soruşturmada, Avustralyalı milyarder James Packer'ın, Netanyahu'ya sunduğu iddia edilen hediyelerin yanı sıra Netanyahu'nun eşi Sara'ya da verildiği iddia edilen hediyeler de iddialar arasında yer alıyor.

(İhlas Haber Ajansı, 19 Kasım 2017)

 

 

PYD Afrin İçin Hazırlık Yapıyor

Türkiye’nin Afrin operasyonu yaklaşırken, PKK/PYD’li teröristler, Afrin’in kuşatılmasına karşı Azez’in kuzeyindeki Parsa Dağı’na uzanan araba geçebilecek bir tünel kazıyor.

Türkiye’nin olası Afrin operasyonuna karşı PKK harekete geçti. Parsa Dağı’ndan Afrin’e uzanan dev bir tünel inşa edildi. 8 bin teröristin bulunduğu Afrin’e Kandil’den çok sayıda üst düzey teröristin gönderildiği ve şehirde tuzaklamalar yapıldığı öğrenildi.

Yeni Şafak'ın haberine göre Afrin operasyonu Türkiye’nin güvenliği ve bekası için stratejik öneme sahip. Rusya’nın verdiği sözlere karşın İran’ın talepleri nedeniyle operasyon geciktiriliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “kurtaracağız” dediği Afrin’de terör örgütü PYD ise harıl harıl Türkiye’nin olası operasyonuna karşı hazırlık yapıyor. Afrinli bir Türkmen, bölgedeki Kandil destekli Türkiye karşıtı hazırlığa ilişkin çarpıcı bilgiler verdi.

Afrin'de 8 Bine Yakın PYD’li Terörist Var

Terör örgütü, son dönemde Afrin’deki Türkmenlere büyük baskı uyguluyor. Türkmenler günlerce sorguya çekiliyor. Bu sorgularda terörist örgüt, ÖSO ve komutanlar hakkında bilgi almaya çalışıyor. YPG’ninAfrin’deki terörist elebaşı Halepli Mustafa Çilo. Afrin’de halen 7-8 bin civarında PYD’li terörist bulunuyor. Türkiye’nin Afrin operasyonunu eninde sonunda yapacağını anlayan PKK/PYD hummalı bir hazırlık yürütüyor. Kısa süre önce PKK’nın Suriye uzantısı PYD, ABD’nin verdiği ağır silahları Türk askerinin olduğu kontrol bölgesi yakınına taşıdı.

Parsa Dağı’ndan Afrin’e Dev Tünel İnşa Ettiler

Azez’in kuzeyinde Parsa Dağı’nda PYD/YPG’nin eğitim kampı bulunuyor. Terör örgütü, Parsa Dağı’ndan Afrin merkezine kadar uzanan bir tünel kazdı. 2013 yılında başlayan kazım işlemleri geçen yıl tamamlandı. Tünel, arabaların geçebileceği genişlikte yapıldı. Parsa Dağı, bölgede, PKK/PYD’nin Suriye’deki Kandil’i olarak anılıyor. Bölgenin temizlenmediği taktirde Kandil gibi terör kampına dönüşmesi öngörülüyor.

Teröristler Şehirde Tuzaklamalara Başladı

TSK destekli ÖSO unsurlarının Rusya ile ortak operasyonuna karşı panikleyen PYD, Afrin’de kadın-erkek ayrımı yapmadan bütün gençleri askeri eğitime aldı. Türkiye’nin Afrin operasyonuna karşı terörist saldırıyı yönetmek üzere Kandil’den çok sayıda üst düzeyde terörist Afrin’e getirildi. PYD, Afrin’de tuzaklama yapmaya da başladı. Fırat Kalkanı’ndaDEAŞ’ın yaptığının benzeri bu tuzaklamalara karşı, etkin hava destekli operasyon gerektiğine işaret ediliyor.

Gayrimeşru Devlet Kurma Çabası İçindeler

Bölgede halen PYD’liler geçiş güzergahlarını da ele geçirmiş durumda. Günde yüzlerce kamyonun geçtiği güzergahlarda örgüt kamyon başına 2 bin dolar para alıyor.

PYD, Afrin’e bakanlıkları, hastaneleri, gümrük müdürlükleri, muhtarlıkları olan gayriresmi bir devlet kurdu. YPG, 22 Eylül’de Afrin’de “özerk federasyon” için gayrimeşru referandum, sonrasında da belediye seçimleri yapmıştı.

(CNN Türk, 20 Kasım 2017)

 

Rusya ve Azerbaycan Arasındaki Ticaret Hacmi Arttı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'den selam getirerek, iki ülkenin ticaret hacminin arttığını söyledi.

Lavrov ayrıca Rusya'nın Azerbaycan ile varılan uzlaşmaları yerine getirdiğini dile getirerek, ”İkili ticaret hacmindeki artıştan da memnunuz. Elde edindiğimiz istatistik bilgilerine göre ilk dokuz ayda bu gösterge yüzde 60'dan fazla arttı. Bu da  son yıllarda yaşanan düşüşten sonra artış yönünde ciddi bir adımdır” dedi.

(Mynet.com, 20 Kasım 2017)

 

Azerbaycan Milletvekili Adil Aliyev: NATO Türk Milletine Hakaret Etmiştir

NATO'nun Norveç'teki Trident Javelin Tatbikatı'nda Atatürk'ün düşman liderler arasında bulunmasına ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın düşmanla iş birliği içinde gösterilmesine Azerbaycan tepki gösterdi.

NATO'nun tatbikat sırasındaki ifadeleriyle iligili Azerbaycan Milletvekili Adil Aliyev, "NATO'nun yaptığı büyük bir skandal ve rezalettir. Bu hakaret sadece Türkiye'ye değil tüm Türk dünyasına yapılmıştır. Atatürk bizim de şahsına ve kişiliğine büyük saygı gösterdiğimiz, yüzyılın dahi insanıdır. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nı hedefte göstermek, Türk dünyasını hedef göstermektir. Bir devletin ve insanlarının duygularını ciddi şekilde incitmek demektir. NATO Atatürk'ün kim olduğunu bilmiyor mu ki?" dedi.

Tüm NATO ülkelerinin bu davranışa  ciddi bir şekilde itiraz etmeleri gerektiğini belirten Aliyev, skandal yaratan ifadelerde bulunan askerlerin görevden alınmasının geçici fakat önemli ir adım olduğunu söylerken, "Bu noktada NATO'yu yönetenlerin, NATO'nun içerisinde görev alanların da bir sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Onların bu noktada tahkikatı derinleştirerek bu alçaklığı ve hadsizliği yapanlar ve bunlara cesaret verenler kimlerse onlar hakkında gerekli işlemleri yapmaları zarureti de ortadadır’’ dedi.

(Hürriyet, 19 Kasım 2017)

 

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Azerbaycan'da

Azerbaycan Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre, görüşmede konuşan Aliyev, Azerbaycan ve Rusya arasındaki ilişkilerin düzeyinden memnun olduğunu söyledi.

İşbirliği potansiyelinin gelecekte daha da güçleneceğinden emin olduğunu ifade eden Aliyev, bu yıl ticaret hacmi ve karşılıklı yatırımların arttığını, ulaştırma ve enerji alanlarında faal çalıştıklarını kaydetti.

Ermenistan-Azerbaycan çatışması ve Dağlık Karabağ sorununun çözüm sürecini konuşacaklarını bildiren Aliyev, "Azerbaycan bu sorunun kısa sürede çözüme kavuşmasını istiyor." dedi.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Rusya ve Azerbaycan arasındaki ticaret hacminin bu yılın ilk 9 ayında yüzde 60 arttığını bildirdi.

Dağlık Karabağ sorununun çözüm sürecinden de bahseden Lavrov, "Biz, AGİT Minsk Grubu üçlüsünün bir üyesi olarak bu düğümün çözülmesine yardım etmek ve Dağlık Karabağ sorununun çözümünde ilerleme kaydetmek istiyoruz." şeklinde konuştu.

Lavrov, temasları kapsamında Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov'la da görüşecek.

(Sputnik Türkiye, 20 Kasım 2017)

 

Rus Bakandan O Soruya Kaçamak Cevap!

Mevlüt Çavuşoğlu ve İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif ile görüşen Rusya Dışişleri Bakanlığı Sergey Lavrov, PYD konusunda kaçamak cevap verdi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sergey Lavrov, Antalya’daki temaslarına ilişkin Twitter aracılığıyla video paylaştı. Lavrov, PYD’nin yeniden Soçi’ye davet edilmesine ilişkin soruya kesin yanıt vermekten kaçındı.

Genelkurmay Başkanları da Toplanacak

Rusya, Türkiye ve İran’ın askeri yetkililerince de Suriye’deki gerilimi azaltmak amacıyla çalışmalar yürütüldüğünü kaydeden Lavrov, Genelkurmay başkanları arasında üçlü toplantı da yapılacağını açıkladı.

"Detaylara Giremem"

BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2254 sayılı kararı doğrultusunda Astana Süreci’nin nasıl devam edeceğine ilişkin görüşmeler yaptıklarını belirten Lavrov, “Astana Süreci’nin nasıl güçlendirileceği konularında devlet başkanlarımızı bilgilendireceğiz. Rusya, Türkiye ve İran Dışişleri Bakanları toplantısında Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’ne Kürtlerin katılımı konusu ele alındı. Detaylara giremem. Bizim önerilerimiz liderlerimizin bilgisine sunulacak, onlar karar verecek” diye konuştu.

 

Türkiye Rusya Hava Kuvvetlerine Hava Sahasını Açtı

İnterfaks ajansının haberine göre Rusya Savunma Bakanlığına ait TU-154M nakliye uçağı Moskova yakınlarındaki “Çkalovsk” askeri üssünden havalandıktan sonra Karadeniz ve Türkiye üzerinden uçuşunu gerçekleştirerek Suriye’nin Lazkiye bölgesinde yer alan Rus Hmeymim hava üssüne iniş yaptı.

Rus TU-154M uçağının Savunma Bakanlığına ait olmasına rağmen kargo yükü taşıdığına dikkat çeken askeri uzmanlar, “Türkiye Rusya’ya hava sahasını açmış olmasına rağmen, Suriye’deki terörist hedefleri bombardımana çıkan savaş uçakları yine de İran ve Irak hava sahalarını kullanmaya devam ediyor” notunu da düştü.

(Hürriyet, 20 Kasım 2017)

 

Ukrayna'da NATO Üyeliğine Destek Artıyor

Ukrayna vatandaşlarının yüzde 62’si ülkelerinin NATO’ya üye olmasını destekliyor.

 Ukrayna Bakanlar Kurulu basın servisinden gelen açıklamada, Ukrayna Başbakanı'nın Avrupa Entegrasyonundan Sorumlu Yardımcısı İvanna Klimpuş-Tsintsadze’nin, Fransa’ya düzenlediği çalışma ziyareti sırasında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Avrupa danışmanı Clement Beaune ile bir araya gelerek, Kiev Uluslararası Enstitüsü’nün düzenlediği anketin sonuçlarını paylaştı.

 Yapılan ankete göre Ukrayna vatandaşlarının yüzde 62’si ülkelerinin NATO’ya üye olmasını destekliyor.

 Ayrıca anket sonuçlarına göre Ukraynalıların yüzde 57’si Avrupa Birliği üyeliğini destekliyor. Bu sonuçlar Ukrayna’nın Avrupa yönlü politikasının vatandaşlar tarafından desteklendiğini gösteriyor. Şubat 2017’de yapılan anket sonuçları AB üyeliğini destekleyen Ukrayna vatandaşlarının oranının yüzde 49 olduğunu göstermişti.

(Kırım Haber Ajansı, 20 Kasım 2017)

 

Kiev ABD İle Donbass’a Karşı Askeri İttifak Kurmanın Peşinde

Klintseviç, Ukrayna Dışişleri Bakanı Pavel Klimkin’in Washington’un Kiev’e silah sevkiyatı yapacağı ve karşılığında Ukrayna’nın Amerikalılara ‘Ruslarla mücadele deneyimi’ aktaracağı konusundaki açıklamalarını Sputnik’e değerlendirdi.

Rus senatör, “Klimkin’in sözüm ona takas önerisine ABD’den nasıl bir tepki geleceği henüz belli değil, fakat Ukrayna Dışişleri Bakanı’nın Donbass cumhuriyetlerine karşı bir tür askeri ittifak kurmayı önerdiği ortada” diye konuştu.

'Rusya Dış Gözlemci Pozisyonunda Olamaz'

ABD’nin Ukrayna’ya resmen silah sevkiyatına başlaması halinde Moskova’nın durumu aynen bu şekilde değerlendireceğini vurgulayan Klintseviç, “Klimkin’in silahlar karşılığında Amerikalı ortaklarıyla paylaşmak istediği ‘Ruslarla mücadele deneyimi’ konusuna gelince, bu sözler beş para etmez” dedi ve şöyle devam etti:

“Ukrayna’nın şimdiki yönetimiyle ciddi herhangi bir şeyi konuşmanın hiçbir anlamı olmadığı belli. Fakat sağduyulu oldukları umuduyla ABD’ni uyarmak isterim, Rusya hem jeopolitik, hem de tarihi açıdan bu durumda dış gözlemci pozisyonunda olamaz.”

Ukrayna, Rusya'yı resmen ‘saldırgan ülke' ilan etmeye hazırlanıyor

'Rusya Barışçıl Çözümden Yana'

"Ukrayna’nın doğusundaki kardeşlerimizin Amerikan silahlarının yardımıyla gömülmeleri halinde tarih bizi affetmez" diyen Klintseviç, bunun sadece Ukrayna’nın değil, Rusya’nın da geleceğiyle yakından ilgili olduğunu vurguladı.

Sözlerinin kesinlikle şiddete çağrı olarak algılanmaması gerektiğine dikkat çeken Rus senatör, “Ukrayna’nın içindeki ihtilafı barışçıl yoldan çözme çağrısı yapıyoruz. Rusya, herkesten çok Ukrayna’nın birleşik demokratik bir devlet olmasını istiyor” ifadelerini kullandı.

ABD’yi 'şu veya bu açıdan Rusya’nın çıkarlarıyla ilgili olan' konuların çözümünde son derece dikkatli olmaya çağıran Klintseviç, halkların arasında yüzyıllardır kurulan ilişkileri bozma çabaları karşısında ‘sonuna kadar sıkı duracağını’ kaydetti.

 

(Sputnik Türkiye, 19 Kasım 2017)

 

Atambayev: Astana'yla Durum Gelişecek

Kırgızistan Cumhurbaşkanı görevinde son basın konferansı gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev, Astana ile durumun gelişeceğini söyledi.

Astana ile durumun gelişmesi, Astana’nın çıkarları için olduğunu ifade eden Atambayev, “Her şey gelişecek. Parlamento seçimleri ilerde. Gelecekte herkesin ülkemizin iç işlerine karışması (nasıl, ne yapılacak ve kim seçilecek) kaba olur.” dedi.

Devlet Başkanı, 2010 yılında Kazakistan Milli Güvenlik Devlet Komitesi temsilcisinin Kırgız parlamentosunu ziyaret ederek para dağıttığını hatırlatarak bunun tekrarlanmayacağını belirtti.

Atambayev, Gellapa fonu verilerine göre Kırgızistan'ın Orta Asya'nın en istikrarlı ve perspektifli ülkesi olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı, “Bizimkinden başka bir ülkeyi sallamak daha kolaydır. Durum gelişecektir. Bize zararlı olmayacaktır.” ifadesine yer verdi.

Kırgızistan Cumhurbaşkanı, eski Cumhurbaşkanı Roza Otunbayeva'nın “Atambayev, Astana'ya gidip şahsen Nazarbayev ile görüşmesi gerekir” konusunda yaptığı açıklamasına yanıt verdi. “2010 yılında yapılan kuşatmayı ve Otunbayeva’nın o sırada yaptığı sözleşmesini hatırlıyorum. Daha sonra iki gün boyunca çok çalıştım ve sınırlar hemen açıldı. İlkbahara 2,5 ay kaldı. Vladimir Putin ile konuştum ve “AEB'ye ihtiyacınız varsa, sakince onu parçalamasını izlememelisiniz” dedim. Bin yıl zorluklar yaşadık. Ve bu 6 yıl boyunca, iki blokajdan sağ kurtulduk. Bunun sayesinde zayıf yönlerimizi görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Atambayev, Kırgızistan'daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in cumhurbaşkanı adayı Ömürbek Babanov ile yaptığı toplantı sonrasında Kazakistan'ın içişlerine müdahale ettiğini söyledi.

Daha sonra Kazakistan, 10 Ekim 2017’de Kırgız-Kazak ve Kazak-Rus sınırlarında Kırgızlar ve Kırgızistan’dan yük taşıyan kamyonlar için sınır hizmetini güçlendirilmiş rejime getirmişti. Daha sonra, 18 Ekim 2017'de Kırgızistan Başbakanı Sapar İsakov ile Kazakistan Başbakanı Bakıtcan Sagintayev arasında yapılan toplantıda taraflar, kişisel bagajları olan kişiler, düzenli yolcu taşımacılığı yapan araçlar için iki ülke arasındaki devlet sınırını geçmenin öncelik sırasını sağlamayı kabul etmişlerdi.

Şu ana kadar, sınır ötesi olmayan kamyonlarla ilgili sorular çözülmemiş şekilde kalıyor veya süreç yavaş yürütülüyor. Kırgızistan ve Kazakistan'ın kontrol noktalarındaki durumla bağlantılı olarak, kamyonlardan çok kilometre trafik sıkışıklığı oluştu.

25 Ekim 2017'de Erivan'da yapılan AEB Hükümetlerarası Konseyi Toplantısında Kazakistan, Çin'den kaçakçılık yapılmasına izin verildiğini iddia ederek Kırgızistan'ı sınırdaki zayıf gümrük kontrolü nedeniyle suçladı. Ve sınırdaki durumu açıklayan şey budur. Kazakistan Başbakanının bu açıklamasına tepki veren Kırgız tarafı, AEB'nin tüm ülkelerinde hesaplanmayan mallarla ilgili bir sorun olduğunu bildirdi ve Kazakistan'ın üçüncü ülkelerden kaçakçılık rakamı Kırgızistan ile aynı durumda olduğunu vurguladı.

(Kabar, 20 Kasım 2017)

 

TİKA'dan Kırgızistan'da İçme Suyu Projesi

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Kırgızistan'ın kuzeyinde Krasnıy Reçka köyünün içme suyu ihtiyacını karşılayacak projeyi tamamlayarak hizmete soktu.

Kırgızistan Ahıska Türkleri Derneğinin talebi üzerine TİKA Bişkek Program Koordinatörlüğü, Krasnıy Reçka'da 125 hanenin su ihtiyacını karşılamak için yer altına bin 250 metre uzunluğunda ana su borusu döşetti ve köy camisinin bulunduğu yerleşkeye çeşme yaptırdı.

Düzenlenen açılış törenine, TİKA Başkan Danışmanı Kamil Kolabaş, TİKA Bişkek Program Koordinatörü Ali Muslu, Ahıska Türkleri Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri, yerel yönetim yetkilileri ve çok sayıda kişi katıldı.

Kur'an Kerim'in okunmasıyla başlayan törede Kolabaş, TİKA Başkanı Serdar Çam'ın selamlarını ileterek başladığı konuşmasında, Kırgız halkıyla sosyal alanda projeleri hayata geçirmeye devam edeceklerini vurguladı.

TİKA projelerinin köy halkına hayırlı olmasını dileyen Kolabaş, "Çeşmenin kurulduğu yerde hep bayram olsun." ifadesini kullandı.

Program Koordinatörü Muslu da, TİKA'nın Kırgızistan'da içme suyu projelerine büyük önem verdiğini anlattı.

(TRT Avaz, 20 Kasım 2017)

 

TİKA'dan Kırgızistan Halklar Asamblesi'ne Destek

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Kırgızistan'da yaşayan 30 etnik grubun temsil edildiği Kırgızistan Halklar Asamblesi genel merkezini tadil etti.

TİKA Bişkek Program Koordinatörlüğü, Kırgızistan Halklar Asamblesi Yönetimi'nin talebi üzerine, koordinatörlüğün genel merkez binasındaki makam odası, sekreterya, yazı işleri ve basın merkez odalarını tadilattan geçirdi.

Asamblenin genel merkezine ayrıca bilgisayar, yazıcı, televizyon ve klima hibe edildi.

Tadilat sonrası düzenlenen açılış törenine, Türkiye'nin Bişkek Büyükelçisi Metin Kılıç, TİKA Başkan Danışmanı Kamil Kolabaş, TİKA Bişkek Program Koordinatörlüğü yetkilileri, Halklar Asamblesi eski ve yeni yönetimi, tüm etnik hakların dernek başkanları ve temsilcileri katıldı.

Törende, Halklar Asamblesi yönetimince Büyükelçi Kılıç'a, Danışman Kolabaş'a ve TİKA Bişkek Program Koordinatörü Ali Muslu'ya Kırgız geleneksel kıyafeti giydirildi.

Büyükelçi Kılıç, burada yaptığı konuşmada, Halklar Asamblesi'nin, Kırgızistan'daki en etkin kurumlardan biri olduğuna dikkati çekerek, "Halklar Asamblesi, Kırgızistan'ı oluşturan birçok halkın uyum içinde yaşamasını, temsil edilmesini ve halkların hakları olan eğitim ve kültürün korunmasını garanti altına alan önemli bir kurumdur." dedi.

Halklar Asamblesi'nin, Kırgızistan'ın demokratik zenginliğine katkıda bulunduğunu vurgulayan Kılıç, "Nasıl ki Kırgızlar bizim kardeşimizidir. Aynı şekilde Kırgızistan'ı oluşturan tüm halklar da bizim kardeşimizdir." şeklinde konuştu.

Diplomatik misyonunu tamamlamak üzere olan Kılıç'a, Uygurlar Derneğince Kırgızistan'da yaşayan Uygur halkına yaptığı üstün hizmetlerden dolayı madalya sunuldu.

(Anadolu Ajansı, 20 Kasım 2017)

 

AP Raportörü Kıbrıs Konusundaki Gerçeği Açıkladı

AP Türkiye Raportörü Kati Piri, Haravgi gazetesine verdiği söyleşisinde, “Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk toplum liderlerinin sağladıkları önemli ilerleme ve ortaya konulan büyük çabalara karşın tarihi bir fırsatın daha kaçırıldığını” ifade etti.

Piri, Kıbrıs sorununun çözümünün bölgedeki tüm ülkelere olumlu etkisinin olacağını belirterek, yakın gelecekte yeni bir girişim gerçekleşmesi umudunu dile getirdi.

Röportajının geri kalanında Türkiye-AB ilişkilerine ayrıntılı şekilde değinen Piri, AB-Türkiye ilişkilerinin düşük düzeyde seyretmesinin asıl sebebinin Türkiye’deki siyasi ortamın gerginleşmesi olduğunu ve Türkiye’nin anti demokratik uygulamadan uzaklaşmak için daha çok çaba göstermesi gerektiğini iddia etti.

(Haber Kıbrıs, 20 Kasım 2017)

 

"Benzeri Olayların Tekrarlanmaması İçin Tedbir Alınmalı"

KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Norveç’te yapılan “Trüdent Javalin 2017" isimli NATO tatbikatında Atatürk ve TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aleyhinde mesajlar verilmeye çalışılmasını protesto etti.

Bakanlıktan verilen bilgiye göre, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun konuyla ilgili açıklaması şöyle;

“Norveç'te yer alan NATO Müşterek Harp Merkezi'nde 8-17 Kasım 2017 tarihleri arasında düzenlenmekte olan ‘Trüdent Javalin 2017’ isimli tatbikat sırasında Anavatan Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün fotoğrafının, düşman ülkelerin liderleri arasında gösterilmesi; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ismi kullanılarak sahte bir adres üzerinden düşman ülkelerle işbirliği yaptığı yönünde bir mesaj verilmeye çalışılmasını şiddetle protesto eder, bir skandal teşkil eden bu olayın ne müttefiklik ne de dostluk ve insanlık ile bağdaştığını vurgulamak isteriz. Sözkonusu olayı, kopmaz bir parçası olduğumuz Türk Ulusu'na yapılmış bir hakaret olarak değerlendiriyoruz. Bu menfur olayın sorumlularının görevden el çektirilmiş ve NATO Genel Sekreteri tarafından Türkiye'den özür dilenmiş olmasına karşın, soruşturmanın derinleştirilerek olayın arkasında bulunanlar hakkında da gerekli işlemin yapılmasını ve benzeri olayların tekrarlanmaması için tedbir alınması NATO gibi itibarlı bir uluslararası kuruluştan beklenendir”

(Gündem Kıbrıs, 20 Kasım 2017)

 

İngiltere: Rakka Anlaşması Kararını Onaylamadık

İngiltere, bu hafta ortaya çıkan PKK/PYD ile DAEŞ arasındaki anlaşmayı onaylamadıklarını bildirdi.

İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nda İngiliz Milletler Topluluğu ve Birleşmiş Milletlerden Sorumlu Devlet Bakanı Lord Tarık Ahmad, Suriye'deki gelişmelerle ilgili parlamentoda milletvekillerini bilgilendirdi.

LordAhmad, terör örgütü DAEŞ'in, militanlarının Suriye'nin Rakka kentinden tahliye edilmesi için PKK/PYD ile yaptığı gizli anlaşmaya ilişkin, "Görüşmelere dahil olmadık ve bu kararı da onaylamadık. Bu, Rakka Sivil Konseyi ve aşiret büyükleri de dahil olmak üzere yerel liderler tarafından yapılan yerel bir anlaşmaydı." değerlendirmesinde bulundu.

Toprak kaybetmesine rağmen DAEŞ'in halen tehdit oluşturmaya ve uluslararası koalisyonun hedefinde bulunmaya devam ettiğini söyleyen LordAhmad, şöyle konuştu:

"DAEŞ'i bitirmeye kararlıyız. DAEŞ'in bölgeyi kaybetmesi nedeniyle oradan dönenlerin oluşturduğu riske karşı da hazırız. Bu tehdidi engellemek ve azaltmak için bir dizi araç kullanıyoruz. Anlaşma özellikle SDG (PKK/PYD) tarafından biliniyordu, bu yerel bir aşiret anlaşmasıydı. Tahliyenin amacı, özellikle kadınların ve küçük çocukların bulunduğu Rakka'da sivil can kaybını en aza indirmekti. Suriye ve Irak'ta çatışma bölgelerinden ayrılmayı planlayanların yerelde sorumlu tutulması bakımından DAEŞ savaşçılarının izini sürmede birkaç komşu ülke de dahil olmak üzere tüm aracıları yerinde kullanmaya ve 73 ülkeli koalisyonla çalışmaya devam ediyoruz."

İngiltere'den de çok sayıda kişinin DAEŞ saflarında yer almak üzere bölgeye gittiğine vurgu yapan Ahmad, "Yabancı savaşçılar İngiltere'ye dönmeyi denerlerse yurtdışında işledikleri suçları hesaba katacak ve yasal işleme tabi tutulacakları bir süreç var. Bölgeden kaçan DAEŞ savaşçılarını tüm yönleriyle izlemeye devam ediyoruz. Hareketlerini çok yakından takip etmeyi sürdürüyoruz." dedi.

Terör örgütü DAEŞ üyelerinin ve ailelerinin Rakka'dan çıkışıyla ilgili PKK/PYD ile DAEŞ arasında yapıldığı bildirilen anlaşma, uluslararası kamuoyunda tartışmalara neden olmuştu.

(NTV, 20 Kasım 2017)

 

Almanya'da Koalisyon Görüşmeleri Çöktü, Seçenekler Azınlık Hükümeti Veya Erken Seçim

Almanya'da liberal Hür Demokrat Parti (FDP) koalisyon görüşmelerinden çekildi. Başbakan Angela Merkel ya Yeşiller Partisi ile bir azınlık hükümeti kuracak ya da erken seçim kararı alacak.

FDP lideri ChristianLindner Pazar gecesi yaptığı açıklamada, Merkel'in liderliğindeki Hristiyan Demokrat Parti (CDU) ile karşılıklı güvene dayalı bir anlaşmaya varmanın mümkün olmadığını, aralarında büyük görüş ayrılıkları olduğunu söyledi.

Lindner, "Ülkeyi yönetmemek, kötü yönetmekten iyidir" dedi.

Başbakan Merkel de üçlü koalisyon pazarlıklarının çökmesi sonrası yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Frank-WalterSteinmeier ile görüşeceğini açıkladı. Steinmeier'in ülkeyi erken seçime götürme yetkisi bulunuyor.

Gelinen noktada tüm partilerin kapsamlı bir durum değrlendirmesi yapması gerektiğini vurgulayan Merkel, ülkeyi zor haftaların bekleyebileceği uyarısında bulundu.

Almanya'da 24 Eylül'de yapılan genel seçimlerde hiçbir parti parlamentoda çoğunluğu elde edememişti.

Seçimler sonrası beliren tek hükümet seçeneği CDU/CSU (Hristiyan Sosyal Birlik), FDP ve Yeşiller Partisi'nin kuracağı üçlü koalisyondu.

Pazarlıklar üç konuda tıkandı

Koalisyon pazarlıklarının göç, vergi ve çevre politikaları konularında tıkandığı, üç partinin bu konularda çok farklı politikalarda ısrarlı olduğu bildiriliyor.

BBC Berlin Muhabiri JennyHill, pazarlıklarda en çok tartışma yaratan konulardan birinin de Suriyeli mültecilerin ailelerini Almanya'ya getirebilmelerine izin verilip verilmemesi olduğunu aktardı.

JennyHill'e göre Merkel'in liderliğindeki muhafazakarlar, özellikle de aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif Partisi'nin (AfD) seçimlerdeki büyük başarısı nedeniyle bu konuda temkinli bir politika izlenmesinden ve mültecilerin aile fertlerinin bir araya gelebilmelerini bir süre daha ertelemekten yana.

Euro, göç ve İslam karşıtı AfD seçimlerde yüzde 13 oy alıp üçüncü parti olarak ilk kez Federal Meclis'e girmiş ve "yabancıların işgaliyle" mücadele etme sözü vermişti.

Almanya'nın en büyük ikinci partisi konumundaki SPD (Sosyal Demokrat Parti) ise CDU/CSU ile bir dönem daha aynı hükümette yer almayacağını açıklamıştı.

709 üyeli Almanya Federal Meclisi'nden partilerin sandalye sayıları şöyle:

CDU/CSU 246

SPD 153

AfD 94

FDP 80

Sol Parti 69

Yeşiller 67

(BBC Türkçe, 20 Kasım 2017)

 

Yunanistan'dan Batı Trakya İçin 'Şeriat' Kararı: Tüm Tarafların Kabulü Şartı Aranacak

Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, Batı Trakya'da evlendirme, boşanma ve miras gibi konularda müftülükler üzerinden İslam Hukuku'nun uygulanmasını zorunluluk olmaktan çıkarıp, opsiyonel hale getirmek için yasa hazırlığı yapıldığını söyledi.

Tarımsal kalkınma projelerini anlatmak üzere gittiği Gümülcine kentinde konuşan Çipras, "Azınlık toplumun mensupları üyeleri hukuki işlemler için medeni hukuktan yararlanma; yani devlet mahkemelerine başvurma hakkına sahip değildiler. Biz bunu değiştirmeye karar verdik ve azınlık üyelerine bir seçim hakkı sunmak istiyoruz" dedi.

Yapılması planlanan yeni yasal düzenlemeyle birlikte Batı Trakya'da medeni kanunu ilgilendiren konularda, davanın tüm taraflarının kabul etmesi halinde İslam Hukuku'nun uygulanması öngörülüyor. Aksi halde, konunun, Yunanistan'daki Medeni Kanunu uygulayan mahkemeler tarafından görülmesi koşulu getiriliyor.

Böylece Yunanistan mahkemelerine kağıt üstünde ilk kez diğer yargı kurumlarına göre öncelik tanınmış olacak.

Mevcut yasalar çerçevesinde, Müslüman Türk azınlığın yaşadığı Batı Trakya'da aile hukukunu ilgilendiren miras, evlenme ve boşanma gibi konularda karar müftüler tarafından Yunan kanunlarına göre değil, şeriat esasları temelinde veriliyor.

Daha sonra bu kararlar Yunan mahkemeleri tarafından onanıyor. Ancak Yunan mahkemeleri, şeriat temelinde alınmış olan kararları esas yönünden inceleyemiyor ve yaptıkları inceleme yalnızca usul yönünden oluyor.

Amaç, 'vatandaşlar arasında eşitliği artırmak'

Başbakan Çipras, bu düzenlemeyi "vatandaşlar arasında eşitliği artırmak" için gündeme aldıklarını belirtti. Çipras'ın verdiği bilgiye göre, yapılması beklenen düzenlemeler şöyle:

Aile hukukuyla ilgili bir meselenin taraflarına, konuyu götürecekleri mahkemeyi seçme hakkı tanınıyor

Bir konunun şeriat mahkemesine götürülmesi ve kararın müftülere bırakılması için tüm tarafların anlaşması gerekiyor

Müftülüklerin usul ve kuralları, cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile belirlenecek

Miras konusunda medeni hukuk uygulanacak. Şeriat hukukunun uygulanmasını isteyenlerin bu taleplerini dile getirdikleri bir vasiyetname bırakması şartı aranacak

Batı Trakya'da şeriat hukukunun uygulanmasıyla alınan kararlar, son dönemde bazı tartışmalara neden olmuştu.

Haziran ayında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) götürülen bir davada, iki kadın, babalarının vefatının ardından vasiyeti üzerine tüm malvarlığını eşine bırakması üzerine bunun medeni hukuka göre yazılmış bir vasiyet olduğunu ancak şeriat kurallarının uygulanması gerektiğini öne sürmüştü.

İtirazlar sonucunda Yunan mahkemelerinde farklı kararların çıkmasının ardından konu AİHM'e götürülmüştü.

(BBC Türkçe, 20 Kasım 2017)

 

AB'den Polonya Eleştirisi

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Donald Tusk, Polonya'da iktidarda bulunan Hukuk ve Adalet Partisinin (PiS) politikalarına Rusya'nın yön verdiği imasında bulundu.

Tusk, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, PiS'i, Polonya'yı izole ile hukukun üstünlüğünü ihlal etmek ve basını kısıtlamakla suçladı.

Donald Tusk, "Dikkat! Ukrayna'yla gerginlik, AB içinde yalnızlık, hukukun üstünlüğü ve yargının bağımsızlığından uzaklaşma, sivil toplum kuruluşları ve özgür basına saldırılar. Bunlar PiS'in mi yoksa Kremlin'in mi planları? Rahat bir uyku uyumamızı engelleyecek kadar fazla benzerlik var." ifadelerini kullandı.

Polonya Başbakanı BeataSzydlo ise sosyal medya hesabından paylaştığı mesajla Tusk'ı, Polonya'ya saldırmakla suçladı.

"Tusk, AB Konseyi Başkanı olarak Polonya için hiç birşey yapmamıştır." diyen Szydlo, "Tusk, konumunu kullanarak Polonya'ya saldırıyor." ifadelerini kullandı.

Avrupa Parlamentosu (AP), geçen hafta Polonya için AB üyeliğiyle ilgili yaptırımları resmen başlatabilecek bir tasarıyı oylayarak kabul etmişti. AB, Polonya Hükümeti'nin yargı alanında getirdiği reform ve değişikliklerin AB değerlerini ihlal ettiğini savunuyor. AB Komisyonu, Polonya hakkında ihlal süreci başlatmış durumda.

(CRI Türk, 20 Kasım 2017)

 

Aşırı Sağcılardan İsveç Bayrağında Haç Yerine Ay-Yıldız Olması İçin Sahte Kampanya

Aşırı sağcılar İsveç bayrağındaki haçın kaldırılıp yerine aynı renklerde ay-yıldız koyulmasına yönelik bir internet kampanyası başlattı. Aşırı sağcıların tuzağına bekledikleri kadar kişi düşmezken bu durum kampanyanın örgütlendiği 4chan sitesinin etkisinin azaldığı anlamına gelebilir.

Avaaz.org sitesinde başlatılan kampanyada aşırı sağcılar, solcuların söylemini taklit etmeye çalışarak şu mesajı paylaştı:

"İsveç bayrağı karanlık ve baskıcı geçmişimizi hatırlatıyor. Sığınmacılar ve göçmenler Hristiyan Haçı altında yaşamaya zorlanıyor. Oysa bu sembol Haçlı Seferleri'nin ve İsveç'in geçmişinde milyonlarca masum İslami hayatın katliamlarla sonlandırılmasının simgesidir ve bu yüzden sığınmacılar ve göçmenler kendilerini güvende hissedemiyor. İsveç herkes için güvenli bir yer olmalı."

4chan sitesindeki mesaj panoları incelendiğinde bu fikrin solculardan değil aşırı sağcılardan çıktığı anlaşılıyor.

Sitedeki mesaj panolarında Pazartesi'den beri "OperationSwedistan" (İsveçistan Operasyonu) adı altında bu bayrağın yayılmasına yönelik kampanya yürütülüyor.

Aşırı sağcı kampanya siteden kaldırılmadan önce birkaç bin imza toplamayı başardı.

Bu kampanyayı başlatan sağcılar, kampanyanın yayılmasının sonunda İsveç'in Hristiyan bayrağını savunmaya yardımcı olacağını öne sürüyor ve diğer kullanıcılara "İsveç bayrağını savunan herkese 'ırkçı ve yabancı düşmanı' gibi yorumlar yazın, 'İsveç'in herkes için güvenli bir liman olmasını istemiyorsunuz' deyin" mesajları veriyor.

Aşırı sağcı kampanya siteden kaldırılmadan önce birkaç bin imza toplamayı başardı.

4chan 2016'daki ABD başkanlık seçimi süresince aşırı sağcı paylaşımların ortaya çıktığı bir platform görevi görmüştü.

BBC Trending'in Avaaz'la iletişime geçmesinin ardından imza kampanyası kaldırıldı.

(BBC Türkçe, 20 Kasım 2017)

 

Fransa: Lübnan Başbakanı Hariri'ye Davetimiz Kabul Edildi

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Lübnan Başbakanı Saad Hariri'nin yapılan daveti kabul ettiğini ve Riyad'dan ayrılarak, Paris'e geleceğini açıkladı.

Le Drian konuyla ilgili gazetecilere yaptığı açıklamada, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile görüştüklerini ve Hariri'nin ziyaretinden haberdar ettiklerini söyledi.

Le Drian, bu ziyaretin ne zaman gerçekleşeceğini ise söylemedi ancak Hariri'nin "ne zaman isterse" gelebileceğini ve dostane bir şekilde karşılanacağını sözlerine ekledi.

Hariri, geçtiğimiz günlerde Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a yaptığı ziyaret sırasında Lübnan'da can güvenliğinden endişe ettiği için görevinden istifa ettiğini açıklamıştı.

Bu istifanın Sünni Suudi Arabistan ile Şii İran arasındaki bölgesel güç mücadelesinin kritik bir konumda bulunan Lübnan üzerinden şiddetlenmeye başlaması olarak yorumlanmıştı.

Lübnan CumhurbaşkanMichelAoun, Suudi Arabistan'ı Hariri'nin ülkeden ayrılmasına izin vermemekle suçlamıştı. Suudi Arabistan ise iddiaları reddediyor ve Hariri'nin istediği zaman ayrılabileceğini söylüyor.

Fransa'nın açıklamasının ardından resmi Twitter hesabı üzerinden bir mesaj atan Aoun, Hariri'nin Paris davetini kabul etmesinin krizin "çözüm sürecinin başlangıcı" olarak nitelendirdi.

Aoun, "Başbakan Hariri'nin Paris'ten dönmesini ve birlikte oturup hükümete dair bundan sonra atılacak adımlara karar vermeyi bekliyorum" dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, "Lübnan'ın yeniden istikrar kazanmasını ümit ediyoruz" diyor.

Macron: Bu Davet, Bir Sürgün Değil

Fransa Cumhurbaşkanı EmmanuelMacron, Suudi Arabistan'da bulunan Lübnan Başbakanı Saad Hariri ve ailesini Fransa'ya davet etti ancak bu davetin bir siyasi sürgün teklifi olmadığını söyledi.

Almanya ziyareti sırasında konuşan Macron, Hariri'nin birkaç günlüğüne Fransa'ya gideceğini söyledi.

Macron hem Hariri ile hem de Prens Selman ile telefon görüşmeleri yapmıştı.

Hariri'nin Fransa'da siyasi sürgünde yaşamasına izin verip vermediği sorusu üzerine Macron, "Hayır, kesinlikle böyle bir şey yok. Lübnan'a istikrarın dönmesini ve siyasi tercihlerin kurumsal yapı içerihttp://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-42007089sinde yapılmasını ümit ediyorum" dedi.

(BBC Türkçe, 20 Kasım 2017)

 

Gerry Adams Jübile Yapmaya Hazırlanıyor

Kuzey irlanda'nın efsane liderlerinden Gerry Adams önümüzdeki yıl SinnFein'in başkanlığını bırakacağını ve milletvekili adayı olmayacağını açıkladı

İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu'nun (IRA) siyasi kanadı olarak görülen SinnFein partisinin Genel Başkanı Gerry Adams, önümüzdeki yıl parti liderliğini bırakacağını ve bir dahaki seçimde de milletvekilliğine aday olmayacağını duyurdu.

Adams açıklamalarını, partisinin İrlanda'nın başkenti Dublin'de yapılan yıllık kongresinde yaptı.

Gerry Adams, 2018'de yapılacak özel kongrede partisinin liderliğini bırakacağını ve tarihi henüz kesinleşmemiş kongrede ayrıca yeni liderin de seçileceğini söyledi. Adams ayrıca, bir sonraki parlamento seçiminde milletvekilliğine adaylığını koymayacağını da aktardı.

Kuzey İrlanda'nın başkenti Belfast'ta büyüyen Adams, bağlantılı olduğunu her zaman reddetse de İngiliz makamları tarafından IRA'nın önde gelen isimleri arasında görüldü.

1972'de İngiliz hükümeti ile IRA arasındaki gizli görüşmeleri yürüten isimler arasında yer alan Adams, 1983’te İngiliz parlamentosuna milletvekili oldu ve SinnFein lideri olarak seçildi.

Margaret Thatcher’ın talimatıyla sesi bile bir dönem İngiliz radyo ve televizyonlarında yasaklanan ve açıklamaları dublajla verilen Adams, IRA mensuplarının cenaze törenlerindeki fotoğraflarıyla hep haberlerde yer almayı sürdürdü.

İki suikast girişiminden kurtulan 69 yaşındaki Adams, İngiltere ile İrlandalı ayrılıkçılar arasında barışı sağlayan Hayırlı Cuma Anlaşması’nda giden süreçte IRA’yı silah bırakmaya ikna eden kişi olarak tanındı.

İngiltere Kraliçesine yemin etmeyi reddeden ve 2. Elizabeth'e "Bayan Winsdor" diye hitap eden Adams, son olarak 2014'te 1972'de işlenen bir cinayetle ilgili olarak gözaltına alındı. Adams, 4 günlük sorgunun ardından serbest bırakıldı.

Kuzey İrlanda Sorunu

Kuzey İrlanda'nın İngiltere ile bağlarını sürdürmesini isteyen Protestan birlik yanlıları ile ülkenin İrlanda Cumhuriyeti'nin bir parçası olmasını isteyen Katolikler arasındaki anlaşmazlık ve şiddet eylemleri 1970'lerden bu yana çok sayıda kişinin hayatına mal oldu.

Soruna siyasi çözüm arayışları çerçevesinde İngiltere ve İrlanda hükümetleri ile Kuzey İrlanda'daki partilerin sürdürdüğü barış görüşmeleri, 1998 tarihli Belfast (Hayırlı Cuma) Anlaşması ile yeni bir döneme girdi.

Kuzey İrlanda barış sürecinde kilometre taşı olarak nitelendirilen anlaşmada, ülkenin yönetiminde iktidarın birlik ve bağımsızlık yanlıları arasında paylaşılmasını da içeren, istikrarlı bir siyasi düzenin kurulmasına yönelik adımlar yer alıyor.

Süreç içinde Belfast Anlaşması'nın uygulamaya konulması yönünde önemli adımlar atılsa da Kuzey İrlanda'da yaşayan Protestan ve Katoliklerin zaman zaman sürtüşmeleri ve IRA ile ilişkilendirilen bazı örgütlerin eylemlerini sürdürmesi, sorunun bütünüyle çözülmediğini de ortaya koyuyor.

IRA, 2005 yılında silah bırakarak Kuzey İrlanda'nın İngiltere ile bağlarını koparması amacıyla sürdürdüğü şiddet eylemlerine son vermişti. IRA'nın siyasi kanadı olarak bilinen SinnFein, İngiltere, İrlanda ve Kuzey İrlanda parlamentolarında temsil ediliyor.

Gerry Adams'la barış sürecinde başrolü oynayan ve bağımsızlık taraftarlarını temsilen 2007'de Kuzey İrlanda Bölgesel Yönetimi Başbakan Yardımcısı olan Martin McGuinness ocak ayında görevini bırakmış ve mart ayında hayatını kaybetmişti.

Kuzey İrlanda'da McGuinness'in istifasıyla bozulan güç paylaşımına dayalı hükümet, mart ayında yapılan erken seçimin ardından başlayan koalisyon görüşmelerinin sonuçsuz kalması nedeniyle hala kurulabilmiş değil.

(CNN Türk, 20 Kasım 2017)

 

 

Panama, Kuşak ve Yol'u Latin Amerika'ya Taşıyacak

Resmi Çin ziyaretini sürdüren Panama Devlet Başkanı Juan Carlos Varela, dün Beijing'de yaptığı konuşmada, Panama'nın Kuşak ve Yol inşasına aktif şekilde katılacağını kaydetti.

Çin'i ziyaret eden ilk Panama Devlet Başkanı olan Varela, Panama'nın kendine özgü gelişme stratejisini Kuşak ve Yol girişimiyle kenetlemek istediklerini söyledi.

Varela, Beijing'de Çin Halk Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada, Çin'le liman, denizcilik, navigasyon, demiryolu ve lojistik gibi alanlarda iş birliği yapmaya hazır olduklarını kaydetti.

Kuşak ve Yol, Latin Amerika'ya Uzanacak

Varela, Panama'nın coğrafi konum avantajından faydalanarak Kuşak ve Yol kapsamındaki iş birliğinin Latin Amerika'ya uzanmasına destek olacaklarını ifade etti.

Kuşak ve yol inşası kapsamındaki somut projeleri değerlendirdiklerini dile getiren Varela, Panama'daki finansal kuruluşlarının fizibilite çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.

Çin-Panama iş birliğinin karşılıklı güven, saygı ve yarar temelinde gerçekleştirildiğini vurgulayan Varela, iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasından bu yana geçen 5 ayda, çok sayıda etkinlik yapıldığını ve verimli sonuçlar elde edildiğini kaydetti.

(CRI Türk, 20 Kasım 2017)

 

Çin ve Bangladeş Dışişleri Bakanları Görüştü

Bangladeş'i ziyaret eden Çin Dışişleri Bakanı WangYi dün bu ülkenin başkenti Dakka'da mevkidaşı Ahmet Ali'yle bir araya geldi.

WangYi görüşmede yaptığı konuşmada, Çin'in Bangladeş'le stratejik güveni artırarak, karşılıklı çıkarlar hususunda destek sağlamaya hazır olduğunu belirtti.

Wang, Çin'in Kuşak ve Yol girişimi inşasında Bangladeş'le istişare, ortak inşa ve paylaşım ilkeleri temelinde iş birliğini artıracağını, Bangladeş-Çin-Hindistan- Myanmar Ekonomik Koridoru'nun inşasını hızlandıracağını ve diğer alanlarda iş birliğini genişleteceğini dile getirdi.

Bangladeş Dışişleri Bakanı Ahmet Ali, Çin'le ilişkileri dış siyasetinin önemli bir unsuru olarak gören Bangladeş'in, ikili ilişkilerde karşılıklı güven ve desteği artırmak istediğini ifade etti.

Ali, Bangladeş'in gelişmesine sağladığı destek ve yardımlar için Çin'e teşekkür etti, Kuşak ve Yol girişimi kapsamında Çin'le kendi gelişme stratejilerini kenetlemeye, Bangladeş-Çin-Hindistan- Myanmar Ekonomik Koridoru'nun inşasını hızlandırmaya ve ikili ilişkileri zenginleştirmeye hazır olduklarını kaydetti.

Çin'in Arakan krizindeki rolü önemli

Ali, Myanmar'daki Arakan krizinin tarihten kalan bir sorun olduğunu hatırlatarak, bu konuda Myanmar'la anlaşmaya varıldığını, ayrıca Çin'in bu konuda önemli rol oynamaya devam etmesini beklediklerini kaydetti.

Çin Dışişleri Bakanı WangYi, Bangladeş'in Arakan halkına insani yardım sağlamasını olumlu karşıladıklarını, sorunu Bangladeş ve Myanmar'ın diyalog yoluyla çözmeleri gerektiğini vurguladı.

WangYi, Çin'in Arakan konusunda yardım ve kolaylık sağlamaya devam edeceğini sözlerine ekledi.

(CRI Türk, 20 Kasım 2017)

 

Trump: “Basketbol Oyuncularını Çin’de Cezaevinde Bırakmalıydım”

Amerika Başkanı Donald Trump, Çin’de tutuklanan, bir süre sonra da serbest bırakılan UCLA basketbol oyuncularından birinin babasına tepki gösterdi.

California Üniversitesi’nden olan 3 basketbol oyuncusundan LiAngeloBall’ın babası LaVarBall, basketbol oyuncularının serbest bırakılmasında Trump’ın katkısının fazla olmadığını ima edince Amerika Başkanı’nın tepkisini çekti.

Spor kanalı ESPN’e konuşan Ball, “herkes onun sanki yardımcı olduğunu göstermek istiyor” dedi.

Trump’ın Ball’a tepkisi gecikmedi.

Amerika Başkanı tepkisinitwitter aracılığıyla gösterdi.

Trumptwitter mesajında, “Şimdi üç basketol oyuncusu Çin dışında ve cezaevinde yıllarca kalmktan kurtuldular. LaVarBall, LiAngelo’nun babası oğlu için ne yaptığımı ve bunun büyük bir anlaşma olduğunu kabul etmiyor. Onları cezaevinde bırakmalıydım” ifadelerini kullandı.

Üç oyuncu geçen hafta özür dilemiş ve Trump’a Çin ziyareti sırasında konuyu Çin Devlet Başkanı XiJinping’le görüşmesinde gündeme getirerek serbest bırakılmalarına yardımcı olduğu için teşekkür etmişti.

Trump, Manila’da üç oyuncunun yaptığının talihsizlik olduğunu söylemiş, Xi’nin tutumunu da olağanüstü olarak nitelemişti.

Üç oyuncu 3 dükkandan bazı malzemeler çaldıklarını kabul etmişti.

Trump oyuncular ona teşekkür etmeden önce, minnettarlık duyup duymayacaklarını merak ettiğini de söylemişti.

(Amerikanın Sesi, 20 Kasım 2017)

 

Fransa Dışişleri Bakanı Çin'e Geliyor

Fransa Dışişleri Bakanı Jean Yves Le Drian 24-27 Kasım günlerinde Çin'i ziyaret edecek.

Le Drian, Çin Başbakan Yardımcısı LiuYandong'la beraber iki ülke arasındaki üst düzey kültürel iletişim mekanizmasının dördüncü toplantısına katılacak.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü GengShuang, bugün yaptığı açıklamada, Fransa'nın Çin Halk Cumhuriyeti'yle diplomatik ilişki kuran ilk Batılı ülke olduğunu hatırlatarak, ikili ilişkilerin 53 yıldır sağlıklı şekilde geliştiğini ve Çin'le Batılı ülkeler arasındaki ilişkilere örnek oluşturulduğunu belirtti.

Sözcü, Le Drian'ın ziyaretinin iki ülke arasında siyasi güveni ve stratejik temasları artıracağını ve Çin-Avrupa ilişkilerinin ilerletilmesinde önemli rol oynayacağını dile getirdi.

Le Drian, Çin Devlet Konseyi Üyesi YangJiechi'yle de bir araya gelecek, Çinli mevkidaşıWangYi'yle görüştükten sonra ortak basın toplantısına katılacak.

(CRI Türk, 20 Kasım 2017)

 

"Kanunsuz Nükleer Saldırı Emrine Karşı Çıkarım"

Nükleer bomba düğmesine basma yetkisine sahip olan en üst düzeydeki isim Amerika Stratejik Kuvvetler Komutanı General John Hyten, Başkan Donald Trump’tan ya da herhangi bir halefinden gelebilecek nükleer saldırı emrinin kanunsuz olması durumunda buna karşı çıkacağını belirtti.

Aynı zamanda hava kuvvetleri Generali olan John Hyten, Halifax’ta düzenlenen Uluslararası Güvenlik Forumu’nda bu açıklamayı yaptı.

Hyten, “Eğer kanunsuzsa ne olacak? Ben Sayın Başkan bu kanunsuz diyeceğim ve o ne yapacak? O da yasal olan nedir diyecek?” ifadelerini kullandı.

Hyten, “Her çeşit duruma karşılık vermek için seçenekleri gündeme getireceğiz, işler böyle yürür” dedi.

Amerikalı General, “Çok karışık değil” ifadesini de kullandı.

Trump’ın nükleer saldırı düzenlenmesine karar vermesi durumunda Hyten kendisine yasal olan saldırı seçeneklerini sunacağını kaydetti.

Hyten, konuyla ilgili Trump’la görüştüğünü de belirtti ve “Bazıları aptal olduğumuzu düşünebilir. Aptal insanlar değiliz. Bu konularla ilgili çok düşünüyoruz. Böyle bir soumluluğunuz olduğunda nasıl düşünmessiniz” dedi.

Yasal olmayan emirlere uymayacağını kaydeden Hyten, bunun için hayatınızın geri kalanını cezaevinde geçirebilirsiniz dedi.

Hyten, savaş durumundaki yasalarla ilgili yıllardır çalıştığını ve Başkan’ın herhangi bir saldırı başlatmadan önce değerlendirmesi gereken kriterler olduğunu söyledi.

Hyten bu kriterleri; gereklilik, ayırım, orantılılık ve gereksiz acı olarak niteledi.

Hyten’ın sözleri Amerikalı senatörlerin Başkan’ın nükleer saldırı başlatma yetkisini tartışmasından birkaç gün sonra geldi.

Bazı senatörler Başkan Donald Trump’ın sorumsuzca nükleer saldırı emrini verebileceği endişesi taşıdıklarını belirtti.

Bazı senatörlere göre ise bir başkan avukatlara danışmadan böyle bir yetkiye sahip olmalı. Bu, konuyla ilgili olarak 40 yıldan fazla bir süredir yapılan ilk Senato oturumu oldu.

Geçen ay Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nun Cumhuriyetçi Başkanı Senatör BobCorkerTrump’ı ülkeyi Üçüncü Dünya Savaşı’na doğru götürmekle suçlamıştı.

Trump, Ağustos ayında Kuzey Kore’nin Amerika’yı tehdit etmesi durumunda bu ülkeye yönelik olarak dünyanın daha önce hiç görmediği ateş ve öfkenin başlayacağını belirtmişti.

(Amerikanın Sesi, 20 Kasım 2017)

 

İsrail ve Suudi Arabistan'tan Gizli Görüşme

İsrail Enerji Bakanı YuvalSteinitz ülkesinin Suudi Arabistan’la ortak endişe olan İran konusunda gizli temaslar yaptığını belirtti

Bu, bir İsrailli yetkilinin böyle bir temasla ilgili olarak yaptığı ilk açıklama.

Ordu Radyosu’na konuşan Enerji Bakanı’na İsrail’in Suudi Arabistan’la bağlantılarını neden gizlediği soruldu.

Steinitz yanıt olarak, “Aslında birçok Müslüman ve Arap ülkesiyle bağlantılarımız var ve genellikle bundan utanmayan taraf biziz” dedi.

İsrail Enerji Bakanı, “Karşı taraf bağların sessiz kalmasıyla ilgileniyor. Bizimle ilgili olarak problem yok fakat karşı tarafın isteğine saygılıyız, Suudi Arabistan ya da bir başka Arap ülkesi ya da diğer Müslüman ülkeyle ilişkiler gelişirken bunu daha fazla gizli tutuyoruz” dedi.

(Amerikanın Sesi, 20 Kasım 2017)

 

Trump Cinsel Taciz İddialarında Franken’a Tepkili Moore’a Sessiz

Başkan Donald Trump, adı cinsel taciz iddialarına karışan iki tanınmış siyasetçiye tepkisinde seçici davranmakla eleştiriliyor.

Trump, Minnesota eyaletinden Demokrat senatör Al Franken’a yöneltilen suçlamaları “gerçekten kötü” olarak nitelemesine karşın, Alabama’dan Cumhuriyetçi senatör adayı Roy Moore hakkındaki suçlamalar konusunda ise şu ana kadar sessiz kalmayı tercih etti.

Franken, 2006’da Ortadoğu’daki Amerikan askerlerine yönelik bir moral ziyareti sırasında kendisini taciz ettiğini söyleyen bir haber sunucusundan özür dilemişti. Franken’ın ABD’ye dönüş yolunda sunucu Leeann Tweeden’ınuyukaldığı bir sırada göğüslerini kavrarken gösteren bir fotoğraf da tepki toplamıştı.

Moore hakkındaysa, yıllar önce genç kızlara cinsel istismarda bulunduğu iddiaları ortaya atılmış durumda. ABD medyasına göre şu ana kadar toplamda 9 kadın Moore’a benzer suçlamalar yöneltti.

Trump, Senato Cumhuriyetçi Çoğunluk Lideri MitchMcConnell ve Temsilciler Meclisi Başkanı Paul Ryan’ınMoore’a yarıştan çekilme çağrılarına katılmayı reddetti. Hem McConnell hem de Ryan, Moore’u suçlayanlara inandıklarını söylemişti.

Amerika’da siyaset ve eğlence dünyasının tanınmış isimleri hakkında cinsel taciz iddiaları ardı ardına ortaya atılırken, Trump’ın iddiaların hedefi olan kişilere tepkisinde genelde sessiz kaldığı ya da seçici davrandığı yorumları yapılıyor.

Trump’ın kendisi de 2016 başkanlık seçimleri kampanyasının son dönemlerinde cinsel taciz iddialarına maruz kalmış ve kadınlar hakkında müstehcen ifadeler kullandığı bir teyp kaydı medyaya sızdırılmıştı.

Trump kendisi hakkındaki iddiaları ısrarla yalan haber olarak niteleyerek reddediyor.

Ancak Trump, Demokrat senatör Franken’a karşı suçlamalarda sessiz kalmayarak, bir fotoğrafın “bin sözcüğe bedel olduğunu” belirtti.

(Amerikanın Sesi, 20 Kasım 2017)

 

ABD’nin Kiev’e Silah Sevkiyatı, Durumu Patlama Noktasına Getirir'

Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma’nın Savunma Komitesi Başkanı Vladimir Şamanov, ABD’nin Kiev’e tanksavar füze rampaları, İnsansız Hava Araçları (İHA), topçu radar sistemleri ve siber savaş gereçleri gibi saldırı silahları sevk etmesinin Ukrayna’daki durumu patlama noktasına getireceğini belirtti.

Şamanov, Ukrayna Dışişleri Bakanı PavelKlimkin’in Washington’ın Kiev’e silah sevkiyatı yapacağı ve karşılığında Ukrayna’nın 'Ruslarla mücadele deneyimi' aktaracağı konusundaki açıklamalarını Sputnik’e değerlendirdi.

Şamanov, “Klimkin’in bu hevesleri, en azından bazı uluslararası örgütler ve halk açısından çatışma bölgesinde kısmen oluşan kontrollü durumu sert bir biçimde istikrarsızlaştıracak. Kendisinin sıraladığı tüm silahlar saldırı silahları grubuna giriyor ve bu durum, şüphesiz, sürecin siyasi, diplomatik ve askeri taraflarını son derece olumsuz etkileyecek. Bu eylemler durumu zorlaştırmakla kalmayıp patlatacak” ifadelerini kullandı.

Rus vekil ayrıca ABD’nin bu tür sevkiyatlara karar vermesi halinde bunun 'en sorumsuzca atılan adım' olacağını da sözlerine ekledi.

(Sputnik Türkiye, 20 Kasım 2017)

 

 

http://www.turksam.org/tr/dis-basin-detay/1592-20-kasim-da-dunya-bunlari-konusuyor
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 718 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)