Dış Basın | 22 Kasım 2017

|

22 Kasım'da Dünya Bunu Konuşuyor



 

22 Kasım 2017 tarihinde dünya basınında öne çıkan başlıklar...

 

ABD’den Yeni İran Yaptırımları

Amerikalı yetkililer, İran’ın “büyük çaplı” ve ”gelişmiş düzeyde” sahte para basma operasyonuyla Ortadoğu genelinde nüfuzunu arttırma çabasında olduğu uyarısında bulunuyor.

Washington’da, Maliye Bakanlığı, bu çerçevede bir sahte para şebekesini ifşa ederek, İran Devrim Muhafızları ve buna bağlı elit Kudüs Gücü’yle ilişkili, ikisi Almanya merkezli bazı şirketlere ve kişilere yeni yaptırımlar açıkladı.

Bakanlık, İran’ın merkezi Almanya’da bulunan paravan şirketler ForEntTechnik ve Printing Trade Center’ı kullanarak, filigranlı kağıt, özel mürekkep ve makine düzeneği almak için Avrupalı tedarikçileri aldattığını belirtti. Bu ürünlerin İran’a satışı şu anda yasak.

Yetkililer, bunun sonucunda, İran’ın yüz milyonlarca dolar değerinde sahte Yemen riyali basmış olabileceğini ve bu paranın daha sonra İran Devrim Muhafızları tarafından “istikrar bozucu faaliyetlerini desteklemek” için kullanıldığını kaydetti.

Maliye Bakanı Steven Mnuchin, Tahran’ın eylemlerini “tümüyle kabul edilemez” olarak niteleyerek, “Bu tezgah, İran Devrim Muhafızları-Kudüs Gücü’nün istikrar bozucu faaliyetlerini desteklemek için Avrupa’daki şirketler, Körfez’deki hükümetler ve dünyanın geri kalanına karşı derin aldatma yöntemlerini gözler önüne seriyor” dedi. “Sahte para tezgahının, İran’la iş yapanların karşı karşıya olduğu ciddi riskleri gösterdiğini” belirten Mnuchin, “İran Devrim Muhafızları, İran ekonomisindeki dahiliyetini gizlemeye ve menfur hedeflerini hayata geçirmek için meşru işletmelerin görüntüsü arkasında gizlenmeye devam ediyor” ifadesini kullandı.

Amerikalı yetkililer, İran’ı uzun süredir Yemen’deki Husi isyancılarına silah tedarik etmekle suçluyor. Ancak son açıklanan yaptırımlar, Batılı yetkililerce İran Devrim Muhafızları’nın geniş bir coğrafyaya yayılan ve zarar verici olarak tanımlanan faaliyetlerinin boyutunu gözler önüne sermeyi amaçlıyor.

Washington Enstitüsü adlı düşünce kuruluşundan MatthewLevitt, “İran’ın kendisi, ve destek verdiği Lübnan Hizbullah’ı ile birlikte, epey bir süredir sahte para basma işine derin biçimde girmiş durumda. Bunu ortaya çıkarmak bir anlamda bir taşla iki kuş vurmak gibi --hem örgütünün terör faaliyetlerini hem de dahil olduğu suç eylemlerinin doğasını gözler önüne seriyor” dedi.Maliye Bakanlığı’nın eski istihbarat yetkilisi Levitt, Amerika’nın son yaptırım açıklamasının, tam da uluslararası finansal sistemlere daha iyi erişim sağlamaya ve yüksek riskli ülkeleri içeren küresel kara listeden çıkmaya çalıştığı bir dönemde İran’a zarar verebileceğini söyledi.Yeni ABD yaptırımlarının ayrıca, İran nükleer anlaşmasını muhafaza etmek isteyen ve Tahran’a karşı çok daha sert tedbirlerden yana olan Trump yönetimine destek konusunda tereddüt eden bazı AB ülkelerine de mesaj gönderebileceği yorumları yapılıyor.

(Amerika’nın Sesi, 22 Kasım 2017)

 

ABD, Türkiye'ye S-400 Yaptırımı Uygulayacak Mı?

ABD Savunma Bakanı Mattis ile Türk Savunma Bakanı Canikli 8 Kasım'da Brüksel'de bir araya geldi Amerikan Washington Post gazetesi, NATO üyesi Türkiye'nin Rusya'dan S-400 füze savunma sistemi satın aldığı açıklamasının üzerine, ABD'nin yasal süreç gereği Türkiye'ye yaptırım uygulayıp uygulamayacağı sorusunu irdeliyor.

Josh Rogin imzalı haberin başlığı "Trump yasaları uygulayıp Türkiye'ye yaptırım uygulayacak mı?". Haberde, "Kongre'den geçen, ABD Başkanı Trump'ın da imzaladığı Rusya'ya yönelik son yaptırımlar yasası uyarınca, yönetimin Türkiye'ye yaptırım uygulaması ve yasaklı Rus şirketiyle ticaret yaptığı için bu ülkeye tüm ABD silah satışını kesmesi lazım" deniyor.

Yazar, bu soruyu ABD'nin NATO Büyükelçisi Kay Bailey Hutchison'a sorduğunu, Hutchison'ın da 'belki' yanıtı verdiğini belirtiyor:

"(Hutchison), Trump yönetiminin, Türkiye'yi Rus savunma sanayiyle anlaşmaya varması durumunda 'sonuçlarının farkında olması' uyarısında bulunduğunu söyledi, ama yönetim bununla ilgili henüz ne yapacağına karar vermedi."

Hutchison, "Bu zor meseleyi ikili ele alacağız, bu konuyla ilgili bir karar alınıp alınmadığını bilmiyorum. Cevabın ne olacağını bilmiyorum" diyor.

Haberin devamı şöyle:

"Hutchison'a göre, Türk hükümeti Trump yönetimine hızlı sonuç alma ihtiyacında oldukları için S-400 sistemini satın aldıklarını söyledi. Türkler Washington'a S-400 sistemini NATO savunma şemsiyesi altına sokmayacakları sözü verdi."

"Hutchison'a, Rus ordusuna giderek yaklaşan ve NATO'nun kabiliyetlerini doğrudan tehdit eden bir sisteme sahip olan Türkiye güvenilir bir NATO üyesi olur mu, diye sordum."

"Hutchinson, 'Açıkça büyük bir endişe var, bunla ilgili bir şüphe yok. Ama diğer yandan, Türkiye çok değerli bir NATO müttefiki… NATO'nun her çağrısına karşılık verdiler' yanıtını verdi.'"

Mattis ile Canikli Görüşmesi

Haberde, ABD Savunma Bakanı Jim Mattis'in, olası yaptırımlara rağmen ABD ile Türkiye arasındaki savunma işbirliğini ileriye taşımaya çalıştığı belirtiliyor.

Mattis'in Türkiye Savunma Bakanı Nurettin Canikli'yle 8 Kasım'da Brüksel'de bir araya geldiği hatırlatılırken "Mattis Türkiye'nin Rusya'dan savunma sistemi satın almasını önemsememiş gibi görünüyordu" deniyor. Haberde konuyla ilgili Mattis'in de şu sözleri var: "Bu Türkiye'nin bağımsız kararıdır. Açıkça, NATO ile müşterek yürütülemez. Dolayısıyla ileriyle taşıyıp taşımama değerlendirmesi yapmaları gerekecek."

Bir ABD yetkilisinin aktardığına göre, bir yandan yaptırım tartışmaları devam ederken Mattis aynı zamanda Türkiye'ye ABD silah satışının sağlanması için uğraşıyordu.

Habere göre Mattis ile Canikli'nin Türkiye'ye satışı için müzakere ettiği silahlardan biri büyük uçakların uçaksavar füzelerinden korunması için kullanılan LAIRCM (LargeAircrafInfraredCountermeasures) sistemi.

"Satış, yeni bir askeri darbe girişiminden korkan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bindiği uçakların korunması amacıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan'a önerilmek isteniyor" diyor yazar.

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, Washington Post'a konuyla ilgili yorum yapmadı.

(BBC Türkçe, 22 Kasım 2017)

 

Trump Putin'le Suriye'yi Görüştü

Beyaz Saray, Başkan Donald Trump’ın bugün Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’le telefon görüşmesi yaptığını açıkladı. Görüşmede Suriye, İran, Kuzey Kore ve Ukrayna’nın durumu ele alındı. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada iki liderin Suriye konusunda bazı noktalarda anlaşmaya vardıkları bildirildi. Beyaz Saray’ın yazılı açıklamasında, görüşmenin bir saatten fazla sürdüğü belirtildi.

Açıklamada, iki liderin, 11 Kasım’da Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Zirvesi sırasında yayınlanan ABD ve Rusya Federasyonu Ortak Açıklaması’na desteklerini yeniden dile getirdikleri kaydedildi.

Açıklamaya göre, Trump ve Putin BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararının uygulanması ve Suriye’deki iç savaşın barışçıl biçimde çözüme kavuşturulmasını amaçlayan BM öncülüğündeki Cenevre Süreci’nin önemini vurguladı. İki lider, Suriye’deki insani krizin sona erdirilmesi, yerlerinden olan Suriyelilerin evlerine dönebilmesi, zarar verici müdahaleler ve terör barınaklarının olmadığı, birleşik bir Suriye’nin istikrarının teminine desteklerini ortaya koydu.

Trump ve Putin, Ortadoğu ve Orta Asya genelinde teröre karşı birlikte savaşmanın öneminin de altını çizerek, IŞİD, El Kaide, Taliban ve diğer terör örgütleriyle savaşta daha fazla işbirliği yapmanın yollarını araştırmayı kararlaştırdı.

ABD Başkanı Trump ve Rusya Cumhurbaşkanı Putin ayrıca, Ukrayna’da kalıcı bir barışın nasıl hayata geçirileceği konusuyla, nükleer silah ve füze programını sonlandırması için Kuzey Kore üzerinde uluslararası baskıyı devam ettirme ihtiyacını konuştu.

Putin dün de Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat’la görüştü. Soçi’deki ikili görüşmenin ayrıntıları bugün kamuoyuna açıklandı.

(Amerika’nın Sesi, 22 Kasım 2017)

 

ABD'den Kuzey Kore'ye Yaptırım Kararı

Washington yönetimi, "teröre destek veren devletler" listesine eklediği Kuzey Kore'nin ticari faaliyetlerini kısıtlamak için 1 kişi, 13 şirket ve 20 gemi hakkında yaptırım kararı aldı. Washington yönetimi, "teröre destek veren devletler" listesine eklediği Kuzey Kore'yi ekonomik açıdan izole etmek için yaptırımlarını genişletti.

ABD Hazine Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Başkan Donald Trump'ın dün Kuzey Kore'yi "teröre destek veren devlet" statüsüne almasının ardından ülkenin ticaret faaliyetlerini kısıtlamak için 1 kişi, 13 şirket ve 20 gemi hakkında yaptırım kararı alındı.

"Yaptırım kararının, Kuzey Kore'nin yasa dışı balistik füze ve nükleer silah programları için kullandığı gayri meşru finansmanı kesmek" için alındığı ifade edilen açıklamada, yaptırım uygulanacak kişi ve kuruluşların Kuzey Kore'yle uzun yıllara dayanan ticari ilişkileri olduğu vurgulandı.

ABD'nin kara listesine eklenen 13 şirketten bazılarının Çin'de faaliyet göstermesi dikkati çekerken, açıklamada bunlardan Dandong Kehua Economy & Trade, Dandon g Xianghe Trading ve Dandong Hongda Trade isimli üç şirketin Ocak 2013 – Ağustos 2017 arasında Kuzey Kore'ye toplam 750 milyon dolarlık mal ticareti gerçekleştirdiği bilgisine yer verildi.

"Ekonomik Baskıyı En Üst Düzeye Çıkarmaya Kararlıyız"

ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin, konuya ilişkin açıklamasında, "Uluslararası barışı ve güvenliği tehdit etmeye devam eden Kuzey Kore'yi dış ticaret ve gelir kaynaklarından mahsur bırakarak ekonomik baskıyı en üst düzeye çıkarmaya kararlıyız." ifadesini kullandı.

Başkan Donald Trump da Kuzey Kore'yi "teröre destek veren devletler" listesine eklediğini açıkladığı konuşmasında ülkeye "en üst düzeyde yaptırım uygulanacağını" kaydetmişti. Uzmanlar, Kuzey Kore'ye uygulanacak ek yaptırımların aralarında bankalarda olmak üzere daha fazla Çinli şirketi hedef alabileceğini öngörüyor.

Kuzey Kore, ABD'nin "teröre destek veren ülkeler" listesinde İran, Sudan ve Suriye'nin ardından dördüncü sırada yer alıyor. Söz konusu listeye ikinci kez eklenen ülke, George W. Bush tarafından 2008'de çıkarılmadan önce 20 yıl listede kalmıştı.

(CRI Türk, 22 Kasım 2017)

 

Çin Havayolu Şirketi Kuzey Kore'ye Uçuşları Askıya Aldı

Çin havayolu şirketi AirChina, Kuzey Kore'nin başkenti Pyongyang'a uçuşları geçici olarak durdurdu. AirChina'nın basın ofisinden yapılan açıklamada, talep yetersizliği nedeniyle Çin'den Pyongyang'a uçuşların askıya alındığı kaydedildi.

Açıklamada, şirketin uçuşları tekrar ne zaman başlatacağı konusunda herhangi bir bilgi verilmedi. Çin'den Pyongyang'a son uçuşun dün yapıldığı belirtildi.

Çin, Pyongyang yönetimiyle sık sık iletişim kanallarını açık tuttuğu mesajını verirken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin geçen eylülde yaptığı 6'ncı nükleer deneme ile gündeme gelen Kuzey Kore'ye karşı aldığı yaptırım kararlarını destekliyor.

Kore yarımadasındaki sorunun çözümü için sıklıkla taraflara müzakere ve diyalog çağrısı yapan Pekin yönetimi, mevcut sorunun çözümü için Kuzey Kore'nin nükleer ve füze denemelerine son vermesi, bunun karşılığında ABD ve Güney Kore'nin askeri tatbikatlarını durdurmasını içeren "karşılıklı askıya alma" yöntemini öneriyor.

(Anadolu Ajansı, 22 Kasım 2017)

 

AB Komisyonu: İstikrar Sağlanacaktır

Almanya'da hükümet kurma çalışmalarının başarısızlığa uğraması AB Komisyonu'nca soğukkanlılıkla karşılanırken komşular Fransa ve Hollanda ise kaygılarını dile getirdi.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Almanya’da Hristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU), Hür Demokrat Parti (FDP) ve Yeşiller arasında yürütülen koalisyon ön görüşmelerinin sonuçsuz kalmasını soğukkanlılıkla karşıladı.

Konuyla ilgili olarak Brüksel’de Komisyon Başkanı Jean-ClaudeJuncker adına açıklama yapan Komisyon Sözcüsü, “Komisyon olarak, istikrarın ve devamlılığın sağlanacağı konusunda iyimseriz” dedi. Sözcü, Alman Anayasası'nın bu konuda temel oluşturduğunu söyledi. Anayasanın 63’üncü maddesinin 4’üncü fıkrasına atıfta bulunan Sözcü, Federal Meclis’te yeni başbakanın seçimi konusunda çoğunluk sağlanamaması halinde nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini bu maddenin düzenlediğini belirtti. Söz konusu madde, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier başbakan adayını mecliste çoğunluğu sağlayamamasına karşın atamasını veya meclisi lağvederek seçimin yenilenmesi yönünde karar almasını öngörüyor.

Komşular Endişeli

Almanya'da haftalardır süren koalisyon görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanması Almanya'nın komşularında ise endişe uyandırdı. Fransa ve Hollanda'dan yapılan açıklamalarda Almanya'da hükümetin geç kurulmasının Avrupa için kötü haber olduğu belirtildi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron endişeli olduklarını ifade etti. Fransa Cumhurbaşkanı, "görüşmelerin çıkmaza girmesinin, Fransa'nın çıkarına olmadığını" kaydetti.

Macron'un endişesini pazar akşamı Almanya Başbakanı Angela Merkel ile yaptığı telefon görüşmesinde ilettiği bildirildi. Macron, Avrupa Birliği'nde reforma gidilmesinden yana. Bunun istikrarlı bir Almanya'ya bağlı olduğu görüşündeki Macron'un pazartesi ve salı günü Fransız siyasi parti liderleriyle bir araya gelerek Avrupa politikalarını görüşmesi bekleniyor.

"Avrupa İçin Kötü Haber"

Hollanda Dışişleri Bakanı Halbe Ziljstra da Brüksel'de düzenlenen AB dışişleri bakanları toplantısında yaptığı açıklamada, "Hükümet kurma çalışmalarının biraz uzun sürecek olması, Avrupa için kötü bir haber" dedi.

Almanya'da Jamaika koalisyonu ön görüşmeleri Hristiyan Birlik partileri (CDU/CSU), liberal Hür Demokrat Parti (FDP) ve Yeşiller Partisi arasında yürütülüyordu. Hür Demokrat Parti FDP, birçok noktada uzlaşma sağlanamayan koalisyon görüşmelerini pazar gece yarısı sonlandırdıklarını açıklamıştı. FDP Genel Başkanı ChristianLindner, "Yanlış yönetmektense hiç yönetmemek daha iyidir" demişti.

Almanya'da genel seçimler 24 Eylül'de yapıldı. Seçim sonuçlarına göre, hiçbir parti tek başına hükümeti kurabilecek çoğunluğa sahip değil. Sandıktan ikinci parti olarak çıkan Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) Genel Başkanı Martin Schulz'un seçim akşamı muhalefette kalacaklarını açıklaması, Jamaika olarak adlandırılan Hristiyan Birlik Partileri (CDUS/CSU), Hür Demokrat Parti (FDP) ve Yeşiller arasında koalisyon ihtimalini gündeme getirmişti.

(DeutscheWelle Türkçe-22 Kasım 2017)

 

İngiltere: Koalisyon, YPG İle DEAŞ Arasındaki Anlaşmadan Haberdardı

İngiltere'den 'kirli ittifak' itirafı : Koalisyon, YPG ile DEAŞ arasındaki anlaşmadan haberdardı.

İngiltere Büyükelçisi Richard Moore, gazetecilerle yaptığı toplantıda Rakka'daki YPG-DEAŞ ittifakı ve NATO tatbikatındaki skandalla ilgili açıklamalarda bulundu

İngiltere Büyükelçisi Richard Moore, DEAŞ karşıtı koalisyonun Rakka'da YPG ile DEAŞ arasındaki anlaşmadan haberdar olduğunu söyledi. Moore, "Karar arazideki gruplar tarafından alındı, koalisyonun haberi vardı ancak bunu engelleyemedi." dedi.

Habertürk TV'den Mahmut Gürer'in aktardığı bilgilere göre İngiliz Büyükelçi, NATO tatbikatında yaşanan skandal için 'çok utanç verici bir olay' ifadelerini kullandı. Büyükelçi, "Türkiye'yi anlıyorum ama bu bir kişinin işi, NATO'nun değil. NATO çok hızlı bir şekilde özür diledi." dedi.

Türkiye'nin NATO'dan uzaklaştığı iddialarını 'absürd' olarak tanımlayan Richard Moore, S-400 alımının Türkiye'nin kendi alacağı bir karar olduğunu söyledi.

(Haber Türk, 22 Kasım 2017)

 

Fransa’da Sokakta Namaz Kılmak Yasaklanıyor

Fransa İçişleri Bakanı Gerard Collomb, polisin sokaklarda namaz kılanlara engel olacağını belirtti. Collomb, "İnsanların sokakta namaz kılmalarını ve dua etmelerini önleyeceğiz. Önümüzdeki bir kaç hafta içinde bu sorunun çözüleceğinden emin olacağız" dedi.

'Fransa’daki Müslümanlar Seküler Değerlere Sahip Çıkıyor'

Bakan, Müslümanların namazı bunun için ayrılan mekanlarda kılması gerektiğini söyledi.

Paris'in Clichy-la-Garenne banliyösünde bir caminin kapatılmasını protesto etmek amacıyla bölgede yaşayan Müslümanlar, belediye binası önünde caddede namaz kılmaya başlamıştı. Fransa belediye başkanları, 10 Kasım'da, hukuk devletinin Cumhuriyetçi Laikliğini savunma amacı ile ‘yasa dışı namazlara' karşı protesto yürüyüşünü düzenlemişti.

(Sputnik Türkçe, 22 Kasım 2017)

 

Almanya'da Koalisyon Krizi: Cumhurbaşkanı Devrede

Almanya'da yaşanan koalisyon krizinin ardından bu soruna çözüm aramak amacıyla Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier Yeşiller Partisi Eş Başkanları Cem Özdemir ve Simone Peter, Hür Demorat Parti (FDP) Genel Başkanı Christian Lindner ile ayrı ayrı bir araya geldi.

Almanya’nın Büyük Partileri: Merkel İçin Sonun Başlangıcı

Yeniden seçim konusunda inisiyatifi elinde bulunduran Cumhurbaşkanı Steinmeier, Bellevue Sarayında parti liderleriyle bir araya gelerek koalisyon kurulabilmesi konusunda zemin yokladı.

Steinmeier'in görüşmelerde hükümet kurulabilmesi konusunda parti liderlerine bir kez daha sorumluluklarını hatırlattığı kaydedildi.

Steinmeier yarın Hristiyan Sosyal Birlik Partisi Genel Başkanı Horst Seehofer, perşembe günü Sosyal Demokrat Parti (SPD) Genel Başkanı Martin Schulz ve ardından da Federal Meclis Başkanı (Bundestag) ile Anayasa Mahkemesi Başkanı'nı kabul etmesi bekleniyor.

Almanya'da tüm gözler perşembe günü yapılacak Steinmeier ile Schulz görüşmesine odaklandı.

Merkel ile aynı kabinede SPD'den uzun bir dönem Dışişleri Bakanlığı yapan Cumhurbaşkanı Steinmeier'in koalisyon görüşmelerine davet konusunda Schulz'u ikna edip edemeyeceği merak konusu.

Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı ve Başbakan Angela Merkel, Steinmeier ile Schulz görüşmesinden çıkacak sonuca göre SPD'ye koalisyon ön görüşmesi için davette bulunup bulunmayacağına karar verecek. Görüşmeden olumlu sonuç çıkması durumunda CDU ve SPD koalisyon görüşmeleri için masaya oturacak.

Görüşmeden olumlu sonuç çıkmaması durumunda cumhurbaşkanı, anayasanın 63. maddesine dayanarak meclisi feshedip erken seçim kararı alabilir. Erken seçim kararı alınması durumunda ülkede 60 gün içinde seçime gidilecek.

Öte yandan Federal Meclis Başkanı Wolfgang Schaeuble de tüm taraflara uzlaşmaya hazır olunması çağrısında bulundu. Schaueble bunun bir devlet krizi olmadığı ancak hem Avrupa'nın hem de Almanya'nın istikrarı için hükümetin kurulması gerektiğine dikkati çekti.

(Sputnik Türkçe, 22 Kasım 2017)

 

Almanya Meclisi'nde YPG Bayrağı

Almanya'da, Sol Parti Grup Başkan Yardımcısı Sevim Dağdelen, Federal Mecliste (Bundestag) YPG'ninkağıda basılı bayrağını açtı. Sol partili Dağdelen bugünkü Meclis oturumunda kürsüde yaptığı konuşmada, hem YPG'yi övdü hem de bir kağıda basılı sembolünü açtı. Bu hareketiyle tepki çeken Dağdelen, Meclis Başkanı Wolfgang Schaeuble tarafından uyarıldı.

Daha sonra söz alan Almanya Dışişleri Bakanı SigmarGabriel de PKK'ya yönelik Almanya'da getirilen yasaklamaları savundu. Gabriel, PKK'nın Almanya'da uyuşturucu sattığı, haraç topladığı, insan kaçakçılığı ve şantaj yaptığını, bu nedenle yasaklı terör örgütü olduğunu vurgulayarak, PKK eylemlerine veya yasa dışı olaylara Alman polisinin müdahale etmesinin de hukuk devletinin gereği olduğuna dikkati çekti.

Gabriel'in sözlerine tepki gösteren Dağdelen ise oturduğu yerden konuşmasına devam ederek tekrar YPG sembolü açtıDağdelen yine geçen yılın kasım ayında Federal Meclisin içinde o dönem PYD'nin liderliğini yürüten Salih Müslim ile görüşmüş ve kamuoyunun tepkisini çekmişti.

(Sputnik Türkçe, 22 Kasım 2017)

 

Makedonya ve Sırbistan Ortak Bakanlar Kurulu Toplantısı Yapacak

Resmi temaslarda bulunmak üzere Belgrad’ta bulunan Başbakan ZoranZaev, Sırbistan Başbakanı Ana Brnabik’le görüştü. Görüşmede, Şubat veya Mart aylarında iki ülke kabinelerinin ortak Bakanlar Kurulu toplantısında bir araya gelmesi kararlaştırıldı. Görüşme sonra iki Başbakan ortak basın toplantısı düzenledi.

Zaev, Belgrat ile Priştine arasındaki diyaloga saygı duyduklarını ve çözüm bulunmasının sadece Sırbistan değiş bölgenin istikrarı için önemli olduğunu kaydetti. İki ülke halklarının birbirine yakın olduğunu söyleyen Zaev, Avro-Atlantik kurumlarına üyeliğin iki ülkenin stratejik hedefi olduğunu ve bu yolda ortak çalışılması gerektiğini belirtti.

Zaev, Sırbistan’ın Makedonya’nın en büyük üçüncü ticari partneri olduğuna dikkat çekerek bu alandaki ilişkilerin artarak devam ettiğini sözlerine ekledi.

Ev sahibi Başbakan Ana Brnabik de iki ülkenin birçok alanda çok iyi ilişkilere sahil olduğunu vurguladı. Brnabik, Zaev’in Sırbistan’a yaptığı ilk ziyaretin olumlu ve açık sorunların diyalog yoluyla çözülebileceğine dair bir sinyal olduğunu belirtti. Başbakan Zaev, ziyareti kapsamında Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç’le de bir araya geldi.

Makedonya heyetinde Zaev’in yanı sıra Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Oliver Spasovski, Bilişim Toplumu ve Kamu Bakanı Damyan Mançevski ile Dışişleri Bakanı Müsteşarı Viktor Dimovski yer alıyor.

(Yeni Balkan, 22 Kasım 2017)

 

Romanya, ABD’den Patriot Alacak

Romanya Savunma Bakanı Mihai-Viorel Fifor, Senato Savunma Komisyonu görüşmelerinin ardından basına yaptığı açıklamada, Romanya ordusunun bu savunma sistemi ile donatılması, Romanya’yı seçkin bir Avrupa ve küresel savunma kulübüne soktuğunu ifade ederek, ABD hükümetinden 3 plus konfigürasyonlu yedi partiot füze sistemi satın alınması için kabul mektubu aldığını duyurdu.

Bakan Fifor, Romanya ordusu için bunun sadece bir adım olduğunu belirterek, bu yıl sadece yedi patriot sisteminin ilkini satın aldıklarını ve sistemin 2020 yılında faaliyete geçeceğini aktardı. Füze sistemi alımına, ilgili ekipmanlar, yedek parça, bakım donanımı, eğitim hizmetleri, özel rejime sahip şifreleme ekipmanları ve başlangıç lojistik destek paketi de eklendi.

Toplam maliyeti 3,9 milyar dolar olan 7 adet Sol-Aer Patriot sisteminin alımı konusu savunma komisyonunun olumlu görüş bildirmesinin ardından yasa tasarısı Romanya senatosu genel kuruluna gelecek. Senatoda görüşüldükten sonra ise yasa tasarısının salı günü mecliste milletvekilleri tarafından görüşülmesi bekleniyor.

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, geçen hafta füze satın alma projesinin kabul edilmesinin ertelenmesinin ardından Romanya’ya resmi ziyarette bulunarak Fifor ve Dışişleri Bakanı Teodor Melescanu ile bir araya gelmişti.

(Balkan Günlüğü, 22 Kasım 2017)

 

AB’den Makedonya’ya 37,5 Milyon Euro’luk Destek

Makedonya ziyaretinde bulunan AB Komşu Ülke İlişkileri ve Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hanh, bugün AB Bilgi Merkezinde ‘Sana inanıyoruz, sana yatırım yapıyoruz – AB senin için’ isimli kampanyayı tanıttı. Bu kampanya kapsamında Avrupa Birliği tarafından Makedonya’ya istihdam, eğitim ve sosyal içerme politikaları alanlarının geliştirilmesi için 37,5 milyon Euro değerinde maddi destek yapılacak.

Tanıtım programında Hanh yanı sıra AB’den Sorumlu Başbakan yardımcısı Buyar Osmani, Maliye Bakanı Dragan Tevdovski ve Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanı Mila Carovska da yer aldı.

Programın ardından gazetecilere yaptığı açıklamada AB Temsilcisi Hanh, “Siyasi krizden çıkarmak üzere yardımlarımızı sunmak için ülkeyi birçok kez ziyaret ettim. Fakat şu anda artık dikkatlerimizi krizlerden çekme fırsatı doğduğu için memnuniyetimi ifade etmek istiyorum. Geleceğe yönelik atılan adımlara daha fazla dikkat çekmeliyiz. Yavaş yavaş normale dönüyoruz. Bu durum ülke için çok iyi bir işaret. Artık vatandaşlara hizmet için çalışmalarımızı sürdürmeliyiz” dedi.

Hanh, bu projenin hayata geçmesinde rolü bulunan Makedonya hükümetine ve sivil toplum teşkilatlarına teşekkürlerini iletti. Johannes Hanh, sözlerinin devamında ise bu projeyle Avrupa Birliği’nin Makedonya’nın geleceğine inandığını gösterdiğini de kaydetti.

(Balkan Günlüğü, 21 Kasım 2017)

 

Filistin, ABD ile İletişimi Kesti

Filistin yönetiminin,"Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) Washington’daki ofisinin lisansının uzatılmasını onaylamadığı için" ABD ile tüm iletişimini kestiği bildirildi.

Filistin yönetimine yakın bir yetkili yaptığı açıklamada, "Filistin yönetimi, FKÖ’nün ofisini kapatması kararına karşılık, ABD’li tüm resmi makamlarla iletişimi tamamen kesti" ifadelerini kullandı.

ABD makamları, FKÖ'nün İsrail'e karşı Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) sunduğu şikayeti geri çekmemesi ve İsrail'le doğrudan müzakerelere katılmaması durumunda, örgütün Washington'daki yasal durumunun iptal edileceğini ve temsilciliğinin lisansının onay süresinin uzatılmayacağını tebliğ etmişti.

FKÖ Genel Sekreteri Saib Ureykat ise buna karşılık Filistin yönetiminin, örgütün Washington'daki ofisinin lisans işlemlerinin yenilenmemesi durumunda ABD ile tüm iletişimi keseceğini açıklamıştı.

Filistin yönetimi, Nisan 2015'te UCM'ye katılmış ve İsrail'in 2008 ve 2014'te Gazze'ye düzenlediği saldırılar başta olmak üzere Filistinlilere yönelik ihlallerinin soruşturulması talebinde bulunmuştu.

İsrail ile Filistin arasındaki barış görüşmeleri, İsrail'in, "1967 sınırlarını, zorunlu göçe maruz bırakılan Filistinlilerin geri dönüş hakkını ve yeni Yahudi yerleşim birimlerinin inşasına son vermeyi kabul etmemesi" nedeniyle Nisan 2014'te durmuştu.

(NTV, 21 Kasım 2017)

 

Saad Hariri Ülkesine Döndü

Suudi Arabistan'da 4 Kasım'da Lübnan Başbakanlığı görevini bıraktığını duyuran Saad Hariri, istifasından 17 gün sonra ülkesine geldi.

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da katıldığı canlı yayında görevini bıraktığını açıklayan Hariri, istifasının ardından Lübnan'a döndü.

Mısır'daki temaslarını tamamladıktan sonra sürpriz bir şekilde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne uğrayan Hariri, başkent Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı'na ulaştı.

Yoğun güvenlik önlemleri altında havalimanından ayrılan Saad Hariri'nin, suikast sonucu öldürülen eski başbakanlardan Refik Hariri'nin Beyrut'ta bulunan mezarını ziyaret ettikten sonra konutuna geçeceği kaydedildi.

Eski Başbakan Hariri, Suudi Arabistan'da 4 Kasım'da açıkladığı istifasının ardından Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ile görüşmüş, Birleşik Arap Emirlikleri ve Fransa'da da temaslarda bulunmuştu. Hariri son olarak dün Mısır'ın başkenti Kahire'de Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile görüşmüş, daha sonra Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne uğramıştı.

Saad Hariri, kurduğu hükümetin güvenoyu almasının üzerinden bir yıl geçmeden 4 Kasım'da, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da istifa ettiğini açıklamıştı. İstifa konuşmasında, "Hizbullah ve İran'ın bölgeyi istikrarsızlaştırdığını" söyleyen Hariri, "kendisine suikast düzenlenebileceği endişesi taşıdığını" dile getirmişti.

Lübnan Cumhurbaşkanı MişelAvn da Hariri'nin istifasıyla ilgili açıklamasında, "Hariri'nin şu an bulunduğu şartlardan dolayı endişeliyiz. Kendisi Lübnan'a dönmeli ve istifa gerekçelerini açıklamalıdır. Bunu yapmadığı sürece istifası geçerli değildir." demişti.

Hariri, Riyad'dan katıldığı bir televizyon programında, "ülkesine yakında döneceğini ve istifası ile ilgili anayasal gereklilikleri yerine getireceğini" bildirmiş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada da iyi olduğunu ve kısa süre içinde ülkesine döneceğini duyurmuştu.

(Sabah, 22 Kasım 2017)

 

İbadi: IŞİD Irak'ta 'Askeri Olarak' Bitti

Başbakan İbadi, Bağdat'taki hükümet sarayında haftalık basın toplantısı düzenledi. "Irak'ta IŞİD'ı askeri olarak bitirdik ve ele geçirdiği tüm bölgelerimizi kurtardık" diyen İbadi, ülkenin batısındaki Enbar'a bağlı çöl alanda IŞİD hücrelerine karşı operasyonun da yakında biteceğini söyledi.

Irak Başbakanı İbadi, söz konusu çöl alanın IŞİD hücrelerinden temizlenmesi halinde ülkede 'tam zafer' ve IŞİD'den kurtuluşu 'milli gün' olarak ilan edeceklerini dile getirdi.

Ülkede IŞİD'e karşı karada savaşan güçlerin sadece Iraklılardan oluştuğunu vurgulayan İbadi, "Iraklıların bu mücadelesi Suriyelilerin IŞİD'i yenmesinde de rol oynadı" diye konuştu.

Irak Federal Mahkemesi'nin gayrimeşru referandumu iptal etme kararını da değerlendiren İbadi, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kürt dostlarımızı çatışmaya yönelmemeleri konusunda uyarıyorum ve güvenliğin sağlanması için tüm yasalara uymaya çağırıyorum. Memurların maaşlarını da ödeme konusunda verdiğimiz sözümüzde duracağız ve gerekli incelemeler tamamlanınca ödemeye başlayacağız."

Irak Başbakanı İbadi, genel seçimlerle ilgili de açıklamalarda bulundu. Seçimlerin gelecek yıl mayıs ayında yapılacağını ifade eden İbadi, herhangi bir ertelenmeyi kabul etmeyeceklerini söyledi.

İbadi, partisinden istifa edip bağımsız aday olarak seçimlere katılıp katılmayacağı yönündeki soruyu, "Parti aidiyetime ve aynı zamanda bağımsız çalışma prensibine bağlıyım. İslami Dava Partisi üyesiyim. Bir Başbakan ve herhangi devlet adamı siyasi partiye bağlı olabilir. Irak'ta siyasi rejim şekli anayasaya göre de partilidir. Çünkü Başbakan adayını mecliste en çok sandalyeye sahip siyasi grup gösterir. Ancak devlet adamı partisine taraf olarak çalışmamalı. Herkesin hak ve hukukunu savunmalı. Bu anlamdaki bağımsızlığı benimsiyorum ve önemli buluyorum" şeklinde cevapladı.

(Sputnik Türkiye, 21 Kasım 2017)

 

Yeni Büyük İpek Yolu 2018 Uluslararası Gezisi

Yeni Büyük  İpek Yolu 2018 Uluslararası Gezisi,  Kazakistan himayesinde gelecek yıl nisan ve haziran ayları arasında düzenlenecek.

Kazakistan Kültür ve Spor Bakanlığı Kültür ve Sanat Departmanı Müdürü Almaz Nurazhan, Kazmedia Merkezi'nde yapılan basın toplantısında,  Kazakistan himayesinde Polonyalı seyyah ve araştırmacı YatsekPalkeviç'in başkanlık edeceği Yeni  İpek Yolu 2018 Gezisi'nin düzenleneceğini söyledi.

Çin'den başlayacak gezi rotasının  Kazakistan,  Kırgızistan,  Özbekistan,  Rusya ve  Belarus'u geçerek haziran ayında  Polonya'da sona ereceğine işaret eden Nurazhan, "Gezinin amacı  Asya ile  Avrupa'yı bağlayan tarihi  İpek Yolu'nun geçtiği ülkelerin kültürel bağlarını anlatmak." dedi.

Nurazhan, 33'ten fazla tarihi yeri içeren gezinin  Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından desteklendiğini sözlerine ekledi.

"İpek Yolu'nu Marka Olarak Kullanacağız"

Kazak Turizm Milli Şirketi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Timur Duysengaliyev de bu yıl haziran-eylül aylarında gerçekleşen  Astana EXPO 2017 Uluslararası Enerji Fuarı'ndan sonra  Kazakistan'ın sadece petrol ve doğalgaz ülkesi değil, turizm ülkesi olarak dünyaya açıldığının altını çizdi.

Kazakistan'ın turizm potansiyelinin yurt dışında tanıtılması açısından  İpek Yolu teması gibi güçlü araçları kullanacaklarını söyleyen Duysengaliyev, "Çünkü  İpek Yolu teması dünya markalarından daha popüler hale gelmiştir. Bu bizim için önemli ve  İpek Yolu'nu ticaret markası olarak kullanmamızı sağlıyor.  Kazakistan'ın oluşturacağı markalardan biri de  İpek Yolu olacaktır." diye konuştu.

(Anadolu Ajansı. 22 Kasım 2017)

 

Kırgızistan'dan TAV'a Yatırım Daveti

Kırgızistan Başbakanı Sapar İsakov, TAV'ı, Bişkek ve Oş kentlerindeki iki uluslararası havaalanının modernizasyonuna yatırım yapmaya davet etti.

Başbakanlık'tan yapılan açıklamada, Başbakan İsakov'un, TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Sani Şener ile görüştüğü belirtildi.

Açıklamada, görüşmede yatırım projelerinin değerlendirildiği, İsakov'un, Şener'i Kırgızistan'ın Bişkek ve Oş kentlerindeki iki uluslararası havaalanının modernizasyonuna yatırım yapmaya davet ettiği belirtilerek, İsakov'un, "yeni yatırımcının iç piyasaya rahat bir şekilde girmesi için gerekli hazırlık çalışmalarını tamamlamaya hazır olduklarını" söylediği aktarıldı.

İsakov'un, "ülkedeki havaalanlarının iyileştirilmesi ve kapasitelerinin artırılması için yatırımcı aradıklarını, havaalanlarına yatırım yapan TAV Havalimanları Holding ile iş birliği için parlamentodan destek alabileceklerini" ifade ettiği bildirildi.

TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Şener de "TAV Havalimanları Holding'in dünyanın önde gelen havalimanı operatörlerinden biri olduğunu, dünyada toplam 100 milyon yolcu kapasiteli 17 uluslararası havaalanını işlettiklerini" söylediği, görüşmede, TAV'ın Gürcistan ve Makedonya'da uygulanan projelerde havaalanı altyapısını önemli ölçüde iyileştirerek yolcu trafiğini artıran projelerini anlattığı kaydedildi.

Şener'in, "Kırgızistan'daki havaalanlarına yatırım yapma isteklerini" açıkladığı da belirtildi.

(Anadolu Ajansı, 22 Kasım 2017)

 

Özbekistan ile Almanya Arasında Milyonlarca Euro’luk Anlaşma

Özbekistan Milli Bankası, Alman bankalarıyla toplam 950 milyon euroluk kredi anlaşması gerçekleştirdi. 14-17 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilen ve başında Özbekistan Başbakanı Abdullah Aripov'un bulunduğu Almanya ziyareti kapsamında söz konusu anlaşmaya imzalar atıldı.

Özbekistan hükümeti delegasyonu 15 Kasım'da Münih'te gerçekleştirilen Özbek-Alman İş Forumu'nda anlaşmanın tarafı olan Alman bankaları ile görüştü.

En büyük anlaşma ise Deutsche Bank ile gerçekleştirildi. Deutsche Bank ile yapılan anlaşmanın 500 milyon euroluk olduğu öğrenildi. Bu anlaşmanın Özbekistan'daki büyük ölçekli yatırımlarda kullanılması hedefleniyor.

Commerzbank AG ile ise 350 milyon euroluk bir anlaşma imzalandı. Bir diğer banka olan AKA Bank ile ise 100 milyon euroluk bir anlaşma daha imzalandı. Bu anlaşmaların ise küçük ve orta büyüklükteki işletmeler ve özel girişimcilikleri canlandırmada kullanılması öngörülüyor.

(Kırım Haber Ajansı, 22 Kasım 2017)

 

‘’Bu Anlaşma Türkleri Hiçbir Şekilde Bağlamaz’’

Dışişleri Bakanlığı, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin gerçekleştirmekte olduğu Güney Kıbrıs ziyareti çerçevesinde imzalanan ikili anlaşmaların yanı sıra bugün gerçekleştirilecek olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi-Mısır-Yunanistan üçlü görüşmesi neticesinde ortaya çıkacak işbirliği anlaşmalarının Kıbrıslı Türkleri hiçbir şekilde bağlamadığını ve yok hükmünde sayılacağını ifade etti.

Açıklamada, yaklaşan Kıbrıs Rum liderlik seçimlerinin etkisiyle, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Kıbrıslı Türklerin meşru haklarını göz ardı ederek tek yanlı adımlar atma girişimlerini hızlandırdığı kaydedildi.

Dışişleri Bakanlığı açıklamasında şöyle denildi:

“Gerek GKRY, gerekse Mısır’ın mevcut yönetimlerinin meşru süreçler yerine, gasp ve darbe yollarıyla göreve geldikleri göz önünde bulundurulduğunda, özellikle ada etrafındaki doğal kaynaklar üzerinde meşru hak iddia ediyor olmalarını hayretle karşılıyoruz.

Söz konusu kaynaklar üzerinde Kıbrıslı Türklerin eşit ve yadsınamaz hakları bulunduğunu bu vesileyle yinelerken, enerji konusunda atılacak herhangi bir adımın Kıbrıs Türk tarafının gıyabında atılamayacağını vurgular, Anavatan Türkiye ile birlikte bölgede hak ve menfaatlerimizin korunduğu mukabil adımların atılmakta olduğunu hatırlatmayı bir sorumluluk biliriz.

İkili görüşmenin ardından yapılan basın açıklamasında Rum lider Anastasiadis’in, Mısır ve Güney Kıbrıs arasında Akdeniz bölgesinde enerji konusundaki işbirliğinin yasal dayanağı olduğu yönündeki iddiasının, yapılan gayrimeşru çalışmalara meşruiyet kazandırma çabasından öte olmadığı ve bunun yalnızca gaspçı zihniyetlerinin bir uzantısı olduğu aşikardır. Hal böyle iken, Ada’da ve bölge genelinde, Kıbrıs Türkü ve Anavatan Türkiye’yi dışlayarak ittifaklar kurma çabalarının sonuç vermesinin mümkün olmayacağının altını çizmek isteriz.”

Dışişleri Bakanlığı açıklamasında ayrıca, Rum lider Anastasiadis’in geçtiğimiz aylarda İsviçre’nin Crans-Montana kentinde gerçekleşen yarım asırlık Kıbrıs müzakere sürecinin çökme sebebini “Türkiye’nin garantilerle ilgili duruşuna” atfetmesinin, gerçeklerle bağdaşmadığı yinelenerek, sürecin çöküşünün sebebinin Kıbrıs Rum tarafının süregelen uzlaşmaz tutumu çerçevesinde siyasal eşitlik temelinde Kıbrıslı Türklerle güç paylaşımı içeren herhangi bir anlaşmaya varmayı reddetmelerinden kaynaklandığı belirtildi.  

(Kıbrıs Manşet, 22 Kasım)

 

 

http://www.turksam.org/tr/dis-basin-detay/1595-22-kasim-da-dunya-bunu-konusuyor
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 2176 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)