Dış Basın | 25 Aralık 2017

|

25 Aralık'ta Dünya Bunları Konuşuyor!



Dünya gündeminde 25 Aralık 2017 tarihinde öne çıkan başlıklar...

 

Avusturya Başbakanı Kurz: Türkiye'nin AB'de Yeri Yok

Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, Bild gazetesine verdiği röportajda "Türkiye'nin Avrupa Birliği'nde (AB) yeri yok" dedi.

Almanya'nın çok satan gazetelerinden Bild'e konuşan Kurz, başta Almanya Başbakanı Angela Merkel'in koyduğu, "Her ülkeye mülteci dağıtılmalı" politikasına yönelik yaklaşımına değindi. Kurz, "Her AB ülkesi ne kadar mülteci istiyorsa buna kendisi karar vermeli. Ülkeler kendi kültürlerinin farkında olduğu zaman olumlu anlamda gelişebilirler" dedi.

Hürriyet'in aktardığına göre, Bild'e verdiği röportajda Türkiye'den de bahsetti. 31 yaşındaki Kurz, "Türkiye'nin Avrupa Birliği'nde yeri yok" ifadesini kullandı.

Avusturya'da 15 Ekim'de yapılan genel seçimleri kazanan ancak çoğunluğu sağlayamayan muhafazakâr Halk Partisi (ÖVP) ile aşırı sağcı politikalarıyla bilinen Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ), koalisyon kurmak için anlaşmaya varmıştı.

Müzakerelerin başarıya ulaşmasıyla, şimdi sağ kanatta yer alan iki parti koalisyon hükümeti kuracak. Bu da Avusturya'yı Batı Avrupa'nın aşırı sağla yönetilen tek ülkesi konumuna getirecek. Özgürlük Partisi'nin öne çıkan isimlerinden Herbert Kickl, ülkenin aşırı sağa kaydığı endişelerini tırmandıran koalisyon için, "Korkulacak hiçbir şey yok" yorumunu yapmıştı.

Yeni hükümetle beraber Halk Partisi'nin 31 yaşındaki lideri Sebastian Kurz, Avrupa'nın en genç başbakanı ünvanını aldı.

(Sputnik Türkçe, 25 Aralık 2017)

 

Vatandaşlar Partisi: Katalonya'da Seçimin İspanya Yanlısı Galibi

İspanya'nın özerk bölgesi Katalonya'da Perşembe günü düzenlenen yerel seçimlerde sandıktan çıkan sonuç siyasi krizi çözmek bir yana daha da derinleştirecek bir tablo yarattı. Seçimin birinci partisi olan Vatandaşlar ise 36 yaşındaki genç ve karizmatik siyasi lideri ile hem Katalonya hem de İspanya siyasetini daha uzun süre etkileyecek gibi gözüküyor.

İspanya'nın özerk bölgesi Katalonya'da Perşembe günü düzenlenen yerel seçimlerde sandıktan çıkan sonuç siyasi krizi çözmek bir yana daha da derinleştirecek bir tablo yarattı. İspanya demokrasi tarihinin en büyük krizinde, yüzde 81 katılım ile rekor kıran Katalan seçmenlerin tercihi, kutuplaşmanın seviyesini gösteriyor.

Katalonya'nın bağımsızlığından yana olan üç siyasi parti, 135 koltuklu Katalonya parlamentosunda çoğunluğu sağlamak için gerekli olan 68 koltuğun üzerine çıkmayı başardı. Ancak 2015'teki seçimlerde toplamda 72 koltuğa sahipken bu sefer 70 koltuğa düştüler. Seçimin en çok oy kazanan partisi ise İspanya ile birlikten yana olan Ciudadanos (Vatandaşlar) oldu.

Katalan lider Carles Puigdemont'un bağımsızlık yanlısı Katalan Avrupa Demokratik Partisi (PDeCAT) ile Katalonya Demokratik Uyuşma'nın (CDC) oluşturduğu "Katalonya İçin Birlikte" (Junts per Catalunya) koalisyonu ise yüzde 21,65 oran ile 940 bin oy alarak ikinci oldu.

Ancak Katalonya'daki seçim sistemine göre kırsal alandan çıkan oylar daha büyük bir avantaj sağladığı için Ciudadanos 37 koltuk, Katalonya İçin Birlikte ise 34 koltuk elde etti.

Ayrılıkçı partilerin toplam oy oranının yüzde 49 olması Katalonya konusunda seçmenlerin ikiye bölündüğünü ciddi şekilde gösteriyor. Bu seçim sonuçlarının siyasi krizin sona ermesine ne kadar katkı sağlayacağı bilinmez ama birlik yanlısı Ciudadanos'un koltuk sayısını 12 artırması çok çarpıcı.

İspanya'da 2016 yılında düzenlenen genel seçimlerde dördüncü parti olarak parlamentoya giren Ciudadanos, İspanya'da siyaset sahnesini değiştiren oluşumlardan. 2008 yılında patlak veren ekonomik krizin İspanya'yı sürüklediği kaos ortamından beslenen Ciudadanos merkez sağda konumlanıyor.

Ciudadanos'un ortaya çıktığı yer ise Katalonya; parti burada Katalan milliyetçiliğine karşı olarak 2005 yılında kuruldu. Partinin lideri Albert Rivera, ayrılıkçılığa ciddi bir şekilde karşı çıkan bir siyasetçi.

Rivera, Katalonya'da 1 Ekim'de düzenlenen referandum sürecinde de bağımsızlığa sert bir şekilde karşı çıkarak İspanya Başbakanı Mariano Rajoy'a destek vermişti. Ciudadanos'un Katalonya'daki temsilcisi Inés Arrimadas ise karizmatik bir siyasi lider olarak görülüyor.

Arrimadas, seçim sonuçlarının ardından ayrılıkçıların ve Katalan milliyetçisi partilerin bundan sonra Katalonya'nın geleceğinde söz sahibi olamayacaklarını söyledi. Kendisi aslen Katalan olmayan Arrimadas, İspanya'nın güneyinde yer alan Endülüs bölgesi doğumlu.

10 yıl önce Katalonya'ya taşınan Arrimadas, 2010 yılında Ciudadanos'un bir mitingine katıldıktan sonra partiye giriyor ve hızlı bir şekilde yükseliyor. Hukuk ve ticaret alanında eğitim gören Arrimadas, hem sosyal medyadan hem de rakiplerinden son dönemde çok sert eleştiriler alıyor. Ayrılıkçı ve bağımsızlık karşıtı aile üyelerinin birbirleriyle konuşmadığı bir yer haline dönüşen Katalonya'da iki farklı kutbun birbirine karşı ne kadar sert bir konumda yer aldığını bu örnekte de görmek mümkün.

Bir Katalan komedi programında 'fotojenik ama akılsız bir Barbie bebek' olarak tanımlanan Arrimadas ise her iki taraftan da sevgi ve nefret gördüğünü söylüyor.

FC Barcelona futbol takımının bir taraftarı olan ve takımın eski teknik direktörülerinden Pep Guardiola hayranı olduğu bilinen Arrimadas'ın eşi Xavier Cima ise ayrılık yanlısı eski bir siyasetçi. İngiltere'nin Guardian gazetesi 36 yaşındaki siyasetçiyi, izlediği merkez ve Avrupa yanlısı siyaset yüzünden Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a benzetiyor.

Ciudadanos'un bu seçimden en büyük parti olarak çıkmasına rağmen Arrimadas'ın İspanya yanlısı partiler ile Katalonya'da hükümeti kurması pek mümkün görünmüyor. Ciudadanos'un radikal solda yer alan rakibi Podemos'un Katalonya oluşumu Catalunya en Comú-Podem ise bu seçimlerde 3 koltuk kaybetti. Diğer yandan Katalonya'nın ayrılıkçı siyasi partileri arasında görüş ayrılıkları olduğunu göz önünde bulundurursak o cephede kurulacak bir hükümetin de ömrü çok uzun olmayabilir.

O yüzden Arrimadas'ın genç bir lider olarak sivrilmesi, hem Katalonya'nın hem de İspanya'nın siyasi geleceği açısından büyük önem taşıyor. Bu yüzden Ciudadanos'u yani Vatandaşlar'ı ülke siyasetini etkileyen önemli siyasi aktörlerden biri olarak daha çok yakından takip edeceğiz.

(Haber Türk, 25 Aralık 2017)

 

Fransa'da İntihar Girişiminde Bulunan Sığınmacı Öldü

Fransa'nın güneyindeki Marsilya kentinde sınır dışı edilmek üzere konulduğu Adli Tutukluluk Merkezi'nde 14 Aralık'ta intihar girişiminde bulunan Arnavutluk vatandaşı sığınmacı, hastanedeki müdahaleye rağmen kurtarılamadı, kentte son vakayla birlikte son iki ayda 8 sığınmacının intihar ettiği bildirildi.

Yerel La Provence gazetesindeki habere göre, 19 aydan beri Marsilya'da yaşayan ve oturma izni başvurusu reddedilen Arnavutluk vatandaşı, sınır dışı edilmek üzere konulduğu Adli Tutukluluk Merkezi'nde intihar girişiminde bulundu.

Merkezde tutulduğu odada 14 Aralık'ta kendisini asmış olarak bulunan 23 yaşındaki sığınmacının, koma halinde kaldırıldığı Marsilya Devlet Hastanesinde yaşam mücadelesini kaybettiği belirtildi.

Marsilya'daki pazarlarda satıcılık yapan sığınmacının oturma izni başvuruna ret yanıtı geldikten sonra ülkesine sınır dışı edileceğini bildiği, tutukluluk merkezinde dönüş hazırlıkları yaptığı belirtilerek, olaydan bir gün önce odasının değiştirilmesi için merkez yönetimine başvurduğu kaydedildi.

Şehirde sığınmacılara destek faaliyetlerinde bulunan Forum refugies-Cosi Derneği yetkilileri, Fransa'daki sığınmacı ve adli tutukluluk merkezlerinin içler acısı durumuna dikkati çekerek, sadece kentteki Adli Tutukluluk Merkezi'nde son iki ayda 7 intihar vakasının meydana geldiği bilgisini paylaştı.

(Sabah, 25 Aralık 2017)

 

Bulgaristan Asimilasyonunda Ölenler Anıldı

Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu Bulgaristan’da 1984 yılındaki zorunlu asimilasyon girişimi sırasında çıkan olaylarda öldürülen 17 aylık Türkan Feyzullah’ı ölümünün 33’üncü yılında anma programına katıldı

 Bursa’da Killiler Kültür ve Yardımlaşma Derneğince, Bulgaristan’da 1984 yılındaki zorunlu asimilasyon girişimi sırasında çıkan olaylarda annesinin kucağında öldürülen 17 aylık Türkan Feyzullah’ın 33’üncü ölüm yılı dolayısıyla düzenlenen Mevlid-i Şerif ve anma programına katılan Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Balkanların tarih boyunca acıların ve gözyaşının hakim olduğu bir coğrafya olduğunu ifade etti.

Çavuşoğlu, 1995 yılında, Birleşmiş Milletlerin güvenli bölge ilan ettiği yerlerde de Srebrenitsa katliamının yaşandığını hatırlatarak, “Bugün o Birleşmiş Milletleri hala niye tartışıyoruz? Sayın Cumhurbaşkanımız niye ‘Dünya 5’ten büyüktür.’ ifadesini kullanıyor. Tüm bunlar geçmişte yaşandı, bilinen şeyler. Kişiye, bölgeye veya menfaate göre değişen bir yaklaşım oldu hep buralarda. Onun için bugün ‘Dünya 5’ten büyüktür.’ diyoruz.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözünün uyanışa vesile olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, her türlü baskıya ve tehdide karşı bu baskıya boyun eğmeyerek Kudüs’le ilgili bir karar verildiğini bildirdi.

Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

”Keşke çok uzun yıllardan bu yana böyle dirayetli, dik duran, medeniyet tasavvuruna aşık, her şeyi milleti için düşünen liderlerimiz daha çok olsaydı. Allah rahmet eylesin Özal, Bulgaristan’dan gelen o dönemdeki kardeşlerimize Türkiye’nin kapılarını sonuna kadar açtı. Her türlü mücadeleyi verdi.”

Bulgaristan’da 1984 yılındaki zorunlu asimilasyon girişimi sırasında çıkan olaylarda öldürülen 17 aylık Türkan Feyzullah’ı ölümünün 33’üncü yılında andıklarını aktaran Çavuşoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bazı semboller vardır, üzerinden yıllar da geçse çok şey ifade eder. Türkan bebek sembolü, hadisesi Bulgaristan Türklüğünün en önemli sembollerinden bir tanesidir ama her mücadele bir eşik atlamaya vesile oluyor. Türkan bebekle yaşanan o mücadele daha sonraki mücadelelerin üstünü pekiştiren, altını dolduran o ruhu insanlara veren bir mücadele örneği olmuştur.”

Çavuşoğlu, bu coğrafyada hiç kimsenin dinine, diline, rengine bakmaksızın insanı insan olduğu için seven ve farklılıkları zenginlik olarak gören bir anlayışa sahip bulunduklarını belirtti.

Çavuşoğlu, “Ecdadımız sadece insan için değil bazen bir hayvan için veyahut bir Müslüman için değil bazen bir Hristiyan için dahi bir vakıf kurmuş ve onların abad olması için bir kurumsal yapı teşekkül ettirmiş. Ecdadımız böyle bir ecdat. Bugün 3,5 milyon Suriyeli kardeşimizi içimizde barındırmak suretiyle yine insanlığın gereğini yapıyoruz. Birileri dikenli tellerle onların kendi ülkelerine girişine mani olmak için her türlü engeli koyarken Türkiye kapılarını sonuna kadar açtı. Açık kapı politikası uyguladı. Bu, tarihimiz, geleneğimiz, büyüklüğümüz. Biz bugüne kadar bir şey kaybetmedik, kaybetmeyeceğiz. Kapımızı açtıkça mazlumun, mağdurun yanında oldukça emin olun ki, güçleneceğiz.” ifadesini kullandı.

(Balkan Günlüğü, 25 Aralık 2017)

 

Balkan Türklerine İkametgah Müjdesi

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu Bursa programları kapsamında  BAL-GÖÇ’ün 17. Genel Kuruluna katıldı. Burada Balkan Türklerine müjde veren Çavuşoğlu, “Her kim olursa olsun Türkiye’ye 1 saatliğine bile gelmiş olsa uzun dönem ikametgah verilecek” dedi.

BAL-GÖÇ’ün 17. Genel Kurulunda konuşan Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Bulgaristan’daki genç nüfusun ekonomik sebeplerden dolayı bir başka ülkeye göç etmek durumunda kaldığını ifade etti. Çavuşoğlu, “Bugün Batı Trakya Avrupa’nın en az gelişmiş bölgesidir. Ekonomik olarak sıkıntılar var. Şimdi bizlerin bir araya gelerek somut atmamız gerekiyor. Bugün Bulgaristan’da yaşayan soydaşlarımıza ve insanlara istihdam temin edecek nasıl bir yatırım yapabiliriz diye düşünmeliyiz. Artık söz söyleme zamanı geçti, elimizi taşın altına koyma vakti geldi. Bir fabrika satın alıp istihdam gücü sağlanabilir. Bunu yapacak gücümüz var. Bugün Batı Trakya’ya, Balkanlar’a, Kosova’ya nasıl yatırım götürürüz bunu düşünmemiz gerekiyor. İstisnai vatandaşlık, uzun dönem ikametgah, sağlık sorunları bunların sorunlar bitti. 31 Aralık tarihine kadar Türkiye’ye herhangi bir sebeple 1 saatliğine dahi kim girmiş ise hepsi uzun dönem ikametgah sahibi olacaktır. Bunun kararı, genelgesi cebimde. Bakanlığımın ilk icraatı olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü aracılığı ile Türkiye’ye gelmemiş olsa dahi orada okuyan kardeşimize burs olanağı tanıyan yasayı da yürürlüğe koyduk. Ayrıca

Vakıflar Müdürlüğü vasıtasıyla yabancı öğrencilerin bursunu 500 liraya çıkardık. Biz sahip çıkacağız” diye konuştu.

Naim Süleymanoğlu’nun milli bir değer olduğunu, bazı spor komplekslerine ve kamusal alanlara isminin verilmesi istendiği hakkında talepler aldıklarını söyleyen Çavuşoğlu, “Biz parti olarak üzerimize düşen görevin gereğini yaparız. Yıldırım ilçesinde Türkiye’nin en büyük spor kompleksine Naim Süleymanoğlu’nun ismini vereceğiz. Biz şimdi hükümet ve belediyeler olarak da yapacağız. Ama hani isim hani isim diye bağıranlar, bugüne kadar birkaç belediyeniz bu atılımı yapsaydı daha iyi olmaz mıydı? Her zaman siyaset yapılmaz. Siyaset samimiyetle yapılır. Her şeyden siyasi rant devşirilmez.  Naim Süleymanoğlu hepimizin ortak değeridir” dedi.

Gemlik’i İçeren KHK Açıklaması

BALGÖÇ programının ardından Çavuşoğlu, AK Parti Bursa il yöneticilerinden Sadi Yıldırgan’ın Bağlarbaşı Merkez Hacı Veli Camisi’nde düzenlenen cenaze törenine katıldı. Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu cenazenin arından Gemlik ile ilgili maddeler içeren KHK hakkında açıklama yaptı. Çavuşoğlu, “Depremin beraberinde getirdiği olumsuzlukları giderebilmek öncesinde gereken tedbirleri almak bakımından birçok yeni düzenlemenin altına imza atmış olduk. Bursa, depremle ilgili olarak çeşitli riskleri barındıran bir ilimiz. KHK ile beraber riskli olan bölgenin risksiz alana taşınması için Gemlik’in sırtlarında yer alan makilik alanda yapılaşmaya alan açmak için kanunda bir düzenleme yaptık. Bu düzenlemeyle beraber Orman ve Su İşleri Bakanlığının ukdesinde bulunan orman vasfını yitirmiş arazilerin tespit edilmek suretiyle Maliye Hazinesine intikalini sağlayacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım’a Gemlik’in durumunu ve yapılması gereken bu değişikliği anlattıklarını söyleyen Çavuşoğlu, “Kendileri KHK ile bu değişikliğin gerçekleşebileceğine ilişkin bize ümit verdiler. Biz de üzerinde belediye başkanımız, Orman ve Su İşleri Bakanımız ile birlikte çalışmalarımızı gerçekleştirdik ve kararnameye hazır hale getirdik. Son olarak Sayın Başbakanımızın yönlendirmesi ve Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesiyle beraber Gemlik’e ilişkin bu yasal düzenleme KHK’da akşam itibariyle yayınlanmış oldu. KHK ile beraber riskli olan bölgenin risksiz alana taşınması için Gemlik’in sırtlarında yer alan makilik alanda yapılaşmaya alan açmak için kanunda bir düzenleme yaptık. Bu düzenlemeyle beraber Orman ve Su İşleri Bakanlığının ukdesinde bulunan orman vasfını yitirmiş arazilerin tespit edilmek suretiyle Maliye Hazinesine intikalini sağlayacağız. Yapılacak çalışmalar çerçevesinde Gemlik’in depremsellikten kaynaklanan riskini ortadan kaldırmak için bir dönüşüme girişmiş olacağız. Bu uzunca bir süredir peşinden koştuğumuz, değiştirmeyi arzu ettiğimiz halde çeşitli nedenlerle gerçekleştiremediğimiz bir değişiklikti” diye konuştu.

(Balkan Günlüğü, 25 Aralık 2017)

 

Kıbrıs’ta 2018’e Seçimler Damgasını Vuracak

Ada’da 2018’in en önemli gelişmesi hem KKTC’de yapılacak erken genel seçim hem de Güney Kıbrıs’taki “başkanlık” seçimleri olacak.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yapılacak "genel" seçim ile Güney Kıbrıs Rum kesiminde yapılacak “başkanlık” seçimi, Ada'da 2018 yılının en önemli gündemini oluşturacak. KKTC, 7 Ocak’ta erken genel seçim yapılacak. Kamuoyu yoklamaları, Başbakan Hüseyin Özgürgün başkanlığındaki iktidar partisi Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) seçimi önde götüreceğini gösteriyor.

Öte yandan seçim yarışına Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 20 oy alan eski müzakereci Kudret Özersay’ın da dahil olmasıyla seçimden yine bir koalisyon hükümeti çıkacağı görüşü ağırlık kazanıyor. Uzmanlar, sağ iktidar partisi UBP’yi birinci parti olarak gösterse de seçimden çıkacak sonuca göre Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ile Halkın Partisi’nin kuracağı sol koalisyon hükümetini de ihtimaller arasında gösteriyor.

Güney Kıbrıs Rum kesiminde ise 28 Ocak'ta “Başkanlık” seçiminin ilk turu yapılacak. Seçimlerde, son 5 yıldır müzakereleri yürüten muhafazakarların ve liberallerin oluşturduğu Demokratik Seferberlik Partisi'nin (DİSİ) adayı Nikos Anastasiadis ile çözüm yanlısı komünist AKEL partisinin desteklediği Stavros Malas ve Demokrat Parti’nin (DİKO) adayı Nikolas Papadopulos öne çıkıyor.

Kamuoyu yoklamalarında, seçimlerde ikinci tura Nikos Anastasiadis ile Nikolas Papadopulos’un ya da Anastasiadis ile Malas’ın kalması durumunda ikinci turu Rum lider Anastasiadis’in az farkla alacağı öngörülüyor.

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Kıbrıs sorununun çözümünde yoğun bir mesai harcamış Rum lider Anastasiadis’in tekrar kazanması durumunda ise müzakerelerin nisan veya mayıs aylarında tekrar başlayabileceği belirtiliyor. Ancak Türk tarafı yarım asırdır süren müzakerelere artık ucu açık bir şekilde masaya oturmak istemiyor.

İsviçre’nin Cenevre kentinde garantör ülkelerin de katılımıyla ocak ve temmuz 2017'de yapılan Kıbrıs Konferansı başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Güney Kıbrıs’ı bekleyen diğer gelişme ise Güney Kıbrıs, Yunanistan ve Mısır arasında enerji alanındaki üçlü liderler zirvesi, 2018 yılında da devam edilecek. Yunanistan, Kıbrıs ve Mısır arasındaki üçlü iş birliğinin bir sonraki zirvesinin 2018 yılı başlarında Girit Adası’nda yapılacağı belirtiliyor.

Öte yandan Güney Kıbrıs, Yunanistan, İsrail ve İtalya arasında imzalanan doğalgaz mutabakat zaptının dört ülkenin enerji bakanları arasında 2018 yılı içinde imzalanması bekleniyor. Dört ülke enerji bakanlıklarının teknik komitelerin görüşmeler gerçekleştirmeye devam etmeleri ve Güney Kıbrıs, Yunanistan, İsrail ve İtalya arasındaki “Sınır Ötesi Anlaşmasının” 2018 yılında imzalanması konusunda anlaştıkları belirtiliyor.​

(Anadolu Ajansı, 25 Aralık 2017)

 

Trump'ın Mülteci Programını Askıya Almasına Yargı Engeli

Seattle Bölge Mahkemesi Federal Yargıcı James Robart, ABD Başkanı Donald Trump'ın 24 Ekim'de 11 ülkeden gelen mülteci kabullerine yönelik aldığı durdurma kararını kısmen askıya aldı.

Yargıç Robart, aralarında Mısır, İran, Irak, Libya, Mali, Somali, Sudan, Güney Sudan, Suriye, Yemen ve Kuzey Kore'nin bulunduğu 11 ülkeden gelen mültecilerin ABD'ye karşı iyi niyetleri söz konusu olduğu sürece işlemlerinin askıya alınamayacağına ve güvenlik incelemeleri devam ederken başvuru ve kabullerinin işleme konulması gerektiğine hükmetti.

Robart ayrıca Trump yönetiminin durdurduğu mültecilerinin aile bireylerinin de mülteciler üzerinden ülkeye gelmesini sağlayan programın tekrar başlatılmasına hükmetti.

ABD Dışişleri Bakanlığı verilerine göre söz konusu ülkelerden kabul edilen mülteciler, ABD'ye kabul edilen mültecilerin toplamının yüzde 40'ına tekabül ederken 2015 yılında aile bireyleri üzerinden ABD'ye kabul edilen mülteci sayısının ise yaklaşık 2 bin olduğu ifade ediliyor. Davacı mülteciler ve mültecileri destekleyen sivil örgütler yönetimin mülteci programını askıya almasının ABD anayasasını ihlal ettiğini savunmuştu.

Cumhuriyetçi olan eski ABD Başkanı George W. Bush tarafından atanmış olan Yargıç Robart, Trump'ın başkanlığının ilk haftasında imzaladığı ve çoğunluğu Müslüman olan 7 ülke vatandaşlarına ABD seyahat yasağı getiren kararnamesini askıya alan ilk yargıçtı.

Robart daha sonra Trump yönetiminin kararnamede yaptığı değişikliklere rağmen Trump'ın seyahat ve vize engeli uygulayan kararnamelerini iki kez daha reddetti.

Trump, Twitter hesabı üzerinden Robart'ın kararını Yüksek Mahkemeye taşıyacağını ifade ederken yargıcı 'sözde yargıç', verdiği kararı ise 'gülünç' olarak nitelemişti.

(Sputnik Türkçe, 25 Aralık 2017)

 

Çocukların Noel Dileklerini Soran Trump: Refahımız Yerinde, Şimdi Barış İstiyoruz

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump Noel arifesinde, Noel Baba'nın 'konumu' hakkında bilgi almak isteyen ve bu nedenle Kuzey Amerika Hava-Uzay Savunma Komutanlığı (NORAD)'ı arayan çocukların telefonlarını yanıtladı. Çocukların Noel hediyesi isteklerini dinleyen Trump kendi Noel dileğinin de 'barış' olduğunu söyledi.

Trump ve First Lady Melania Trump, Kuzey Amerika Hava-Uzay Savunma Komutanlığı (NORAD)'ın Noel arifesinde merkezi arayan çocukları Noel Baba'nın 'anlık konumu' hakkında bilgilendirdiği oyununa katıldı ve onların Noel dileklerini dinledi.

60 yıllık bir geleneği devam ettiren NORAD'a her yıl 200 ülkeden 70.000 çocuk telefon açarak Noel Baba'nın nerede olduğunu soruyor, merkezde çalışan personel de telefonları ciddiyetle yanıtlıyor. Noel Baba'nın evlere bacadan girip hediye bıraktığı inanışından yola çıkan NORAD, Noel Baba'yı havada uçan ren geyikleriyle birlikte hediye dağıtmak üzere ülkeler üzerinde gezinirken gösteren 'Santa Tracker'  (Noel Baba Takipçisi) adlı bir yazılım da hazırlamış.

Bu yılki eğlenceye Florida'daki Mar-a-Lago konutundan katılan Trump çifti de çocuklar ve ebeveynleri ile telefonda konuştu ve onların Noel hediyesi olarak neler istediklerini sordu.

First Lady'nin konuşmalarının duyulmasına izin verilmezken Trump'ın konuştuğu çocuklardan biri Noel hediyesi olarak yapı blokları istediğini söyledi.

Kendisi de servetini ve ismini inşaat ve emlaktan elde eden Trump çocuğa "Noel Baba'nın sana tümünü kullanamayacağın kadar yapı bloğu getireceğini tahmin ediyorum. Bu benim de her zaman sevdiğim bir şey olmuştur" dedi. Trump, Mississippi'den arayan bir başka çocuğu Beyaz Saray'a davet ederken, Ryan adlı bir çocuk Noel hediyesi olarak büyükannesinin hastaneden çıkıp eve gelmesini istediğini söyledi. "Bu harika. Bu bir oyuncak ya da benzeri bir şey istemekten daha iyi" diyen Trump konuşma sırasında kendi Noel dileğini de "Refahımız var. Şimdi barış istiyoruz" olarak açıkladı.

Katar, Kuveyt ve Küba'da konuşlu ABD askerleri ile de telekonferans yöntemiyle iletişime geçen Trump askerlerin Noel'ini kutladı. Terörle mücadelede 'çok iyi işler çıkardıklarını' söyleyen Trump "Kazanıyoruz" ifadelerini kullandı.

Askerlere yeterince değer verilmediğini söyleyen Trump asker ailelerini de 'dünyadaki en harika insanlar' olarak niteledi.

1955'de yerel bir gazete çocukların Noel Baba'ya telefon etmelerini özendirmek için bir ilan verdi. Ancak telefon numarası yanlıştı. Numara NORAD'a aitti. Bunun üzerine adı daha sonra 'Noel Albay' olarak anılacak olan Albay Harry Shoup telefonlara yanıt verilmesini ve personelin Noel Baba'nın o anki 'konumu' hakkında çocukları bilgilendirmelerini istedi. 'Noel Baba Takipçisi' yazılımı ise yıllar içinde geliştirilerek şu andaki 3 boyutlu versiyonuna kavuştu.

(Sputnik Türkçe, 25 Aralık 2017)

 

ABD’nin Silah Satışı Kararı Ukrayna Krizini Etkileyecek

ABD’nin Ukrayna'ya savunma amaçlı geliştirilmiş silah sistemleri satma kararı alması Donbas'ta hareketliliği artıracak. ABD’nin Ukrayna'ya "savunma amaçlı geliştirilmiş silah sistemleri" satma kararının ülkenin doğusundaki krizle ilgili yeni gelişmeleri beraberinde getireceği belirtiliyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı, geçen hafta "savunma amaçlı geliştirilmiş savunma sistemleri" adı altında Ukrayna ordusuna silah satışı yapılması kararı verildiğini duyurdu. Karar ile Ukrayna’ya ABD tarafından uygulanan silah satışı kısıtlaması kaldırılmış oldu.

Ukrayna’ya 47 milyon dolarlık silah satışı çerçevesinde 210 adet anti-tank füzesi ve 35 füze fırlatma rampası satılacağı bildirilirken, daha önce Kiev yönetimi ayrılıkçılarla mücadele esnasında anti-keskin nişancı komplekslerine öncelikli ihtiyaç duyduklarını açıklamıştı.

Ukrayna'nın ABD yapımı Barett M107 keskin nişancı tüfeklerini de bu alım çerçevesinde gerçekleştirebileceği öne sürülen iddialar arasında yer alıyor. Satışı yapılacak sistemler arasındaki anti-tank füzelerinin ise Amerikan Javelin sistemlerini kapsadığı kaydediliyor.

ABD'nin silah satış kararının Donbas'taki gerilimi ve hareketliliği arttıracağına kesin gözüyle bakılıyor. Ülkenin doğusunda 2014'ten bu yana sözde yönetim ilan eden ayrılıkçı silahlı gruplar ile Ukrayna ordusu arasında mücadele devam ediyor.

Bölge, Kiev yönetimi tarafından "Terörle Mücadele Operasyon" bölgesi olarak ilan edildiği için Minsk Anlaşması ile belirlenen "temas hattı"nda Rusya yanlısı ayrılıkçılar ile Kiev yönetimi kontrolündeki güçler arasında sürekli çatışmalar yaşanıyor.

Ukrayna'nın, ABD'den satın aldığı silahlarla ordusu için bölgeye silah takviyesi yapacağı, ayrılıkçıların da aynı şekilde Rusya'dan silah temin ederek hareketliliği arttırabileceği ifade ediliyor.

ABD'nin silah satış kararı Ukrayna’da memnuniyetle karşılanırken Rusya karara tepki gösterdi. Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko, ABD’ye silah satışı kararından dolayı teşekkür ederek, kararı "Ukrayna topraklarının süren işgaline, Moskova'nın yükümlülüklerini yerine getirmemesine ve Donbas’a ağır silah sevk etmesine yönelik ABD’nin tepkisi" olarak değerlendirdi.

Poroşenko, "ABD silahları Ukraynalıların elinde saldırı için değil, saldırgana kararlı şekilde cevap vermek için, Ukraynalı askerleri ve sivilleri korumak için olacak. Aynı zamanda silahlar BM Antlaşması'nın 51. maddesine uygun olarak etkili bir savunma için kullanılacaktır. Bu aynı zamanda Rus saldırganlığı virüsüne karşı transatlantik bir aşıdır.” dedi. Poroşenko, bu silahların savunma amaçlı ülkenin doğusunda da kullanılacağına işaret etti.

Rusya ise tam aksini düşünüyor. Silah satışının Ukrayna’nın doğusuna faydadan ziyade zarar getireceği düşüncesinde olan Rusya Dışişlerinden karara tepkiler geldi.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Rybakov, ABD’nin Ukrayna’ya doğrudan zarar verici silahlar vererek sınırı aştığını söyledi. Artık ABD şirketlerinin silah satışını ticari sözleşmeler çerçevesinde sessizce değil, devlet çizgisinde yaptığını savunan Rybakov, "Washington kendini ara bulucu olarak sunmaya çalışıyor ama o ara bulucu değil, savaşı körükleyen bir suç ortağıdır." ifadelerini kullandı.

Rybakov, ABD silahlarının Rusya'nın komşusu ülkede yeni kurbanlar verilmesine yol açacağını iddia ederek, buna kayıtsız kalamayacaklarını kaydetti.

Diğer Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Grigoriy Karasin da, "Bu karar aslında Minsk anlaşmalarının 2015 yılında uygulanmasına ilişkin çalışmaları baltaladı." diye konuştu.

ABD'nin Ukrayna’ya desteği sadece bu kararla sınırlı değil. 2013-2014 yıllarındaki meydan olaylarıyla yaşanan yönetim değişikliği sonrasında Batı'ya yakınlaşan Ukrayna, ABD'den hem maddi hem askeri destekler alıyor.

Geçen haftalarda ABD Başkanı Donald Trump, Temsilciler Meclisi ve Senato'dan geçen Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası olarak adlandırılan Pentagon bütçesini onaylamıştı. Pentagon'a toplam 692,1 milyar dolar fon sağlayan bu bütçe içerisinde Ukrayna’ya 350 milyon dolarlık askeri yardım öngörülüyor. Ukrayna’nın bu yardımı da 2018 yılı içerisinde askeri-teknik yardımlar çerçevesinde alması bekleniyor.

(Anadolu Ajansı,25 Aralık 2017)

 

ABD, 'Rusya İle Olası Bir Savaşa Girmenin Risklerini' Değerlendirdi

ABD merkezli RAND Corporation düşünce kuruluşu, Rus Silahlı Kuvvetleri’nin sahip olduğu imkânları gözler önüne seren bir rapor yayınladı. Uzmanların hazırladığı rapor, dünyanın en büyük ülkesi olan Rusya’nın aniden ve kaba güçle ele geçirilmesinin mümkün olmadığını açıkça ortaya koydu. ABD Savunma Bakanlığı’na (Pentagon) 1950’li yıllardan bu yana ulusal güvenlik konularında danışmanlık yapan RAND Corporation, Rus Silahlı Kuvvetleri’ndeki durumu analiz ederek, Moskova’nın kendisine eşit bir rakiple ne şekilde mücadele edeceği ve açık bir çarpışma halinde NATO’nun nelerden endişe etmesi gerektiği sorularına yanıt aradı.

Sputnik, belgeden oluşturulan en ilginç alıntıları okurlarıyla paylaştı.

RAND, Batılı birçok medya kuruluşunun ve politikacının aksine, Moskova’nın Baltık ülkelerine ya da Doğu Avrupa’ya saldırma niyetinde olmadığını belirterek, raporunda şu ifadelere yer verdi: “Rusya’nın güç imkânları, ordusunun yapısı ve ayrıca sürekli olarak gerçekleştirdiği tatbikatlar, ülkenin resmi askeri doktriniyle örtüşüyor. Doktrine göre Silahlı Kuvvetler, küresel seviyede güç gösterisi yapmak için değil, ülkenin egemenliğini savunmak için varlıklarını sürdürüyor.”

'ABD, Rus saldırganlığını dizginlemek için Avrupa'daki üslerini genişletecek'

Raporda, Rusya’nın Batılı ülkelerin son 25-30 yıllık askeri deneyimlerini dikkatle araştırdığı ve kendi ulusal güvenliği için ana tehditlerin listesini oluşturduğu kaydedildi.

Belgede, “Rusların her şeyden çok, havadan konvansiyonel hassas silahlarla yapılacak saldırıdan, ayrıca kara saldırısından, bizim deniz füze savunma sistemlerimizi geliştirmemizden ve NATO’nun onun sınırlarına yakın yeni üsler kurmasından endişelendiği görülüyor. Son yıllarda Rusya, bu tehditlere karşı koyabilecek yeteneğe sahip olan silahlara muazzam bir yatırım yaptı. Özellikle dünyanın en ileri, karmaşık ve gelişmiş füze savunma sistemlerinden biri onların ellerinde bulunuyor. Rusya, hem gemileri, hem de karadaki hedefleri vurabilen kruz füzeleriyle donatılmış hava, deniz ve kara sistemlerinin sayısını arttırıyor” dendi.

RAND analistleri, son 10 yılda Rus ordusunun hantal yapısından kurtularak, şimdi daha küçük, fakat daha etkili ve her an savaşa girmeye hazır bir ordu haline geldiğine dikkat çekti. Raporda, “Hem dış, hem de iç tehditlere karşı koymak için ordu birliklerini farklı yönlere hızlı bir şekilde aktarmayı öğreniyorlar. Kara ve Hava İndirme Kuvvetleri’nde, deniz piyade kuvvetlerinde yaklaşık 60 alay ve tabur bulunuyor. Her birim, profesyonel paralı askerlerin bulunduğu bir veya iki taktik grup oluşturabilir. Bu gruplar sürekli olarak savaşa hazır durumda tutuluyor. Küçük, fakat profesyonel ve becerikli elit birlikleri kullanmak, Rus Silahlı Kuvvetleri’ni öne çıkaran bir özellik” dendi.

Rusya’dan ABD’ye Çağrı: Nükleer Silahlarınızı Avrupa’dan Çekin

RAND uzmanlarına göre Moskova, 2000’li yılların ortalarından beri, nükleer silahlara başvurmadan stratejik görevleri yerine getirebilmesi için uzun menzilli konvansiyonel silahları aktif bir şekilde geliştirdi. Askeri doktrine göre Rusya’nın ancak ülke olarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığında toplu imha silahları kullanabileceği belirtilen raporda, “Kremlin bazı durumlarda nükleer silah kullanma kararı alabilir. Örneğin karşı taraf, Rusların Kaliningrad’daki veya Moskova bölgesindeki hava savunma sistemlerini imha etmeyi başarırsa ya da Rus Kara Kuvvetleri ciddi kayıplara uğrarsa. Bu tür durumlar, varoluşsal tehdit olarak değerlendirilebilir. Ruslar ayrıca füze şaftlarına ve stratejik kuvvetlerinin komuta merkezlerine yapılabilecek saldırılardan endişe ediyor. Sovyet dönemine göre füze saldırısı uyarı sistemlerinin uzay bileşeni oldukça zayıflamış durumda. Ruslar, uydu grubunu 2020’den sonra yenilemeyi planlıyor, o zamana kadar ise karadaki radarlara güvenmek durumundalar. Bu durum, ABD’den gelebilecek nükleer bir saldırıya tepki verme sürelerini oldukça uzatıyor” ifadelerine yer verildi.

Devlete saldırının kaçınılmaz olduğu kanısına vardığı taktirde Kremlin’in önleyici saldırı kararı verebileceğine dikkat çekilen raporda, “Bu durumda çatışmayı başlangıç evresinde bastırmak, Rusya için kritik derecede önemli. Zira savaş ne kadar uzun sürerse, ordu da o derecede zayıflıyor olacak. Rusya’nın çok hızlı hareket edebildiğini anlamak için Kırım’ı, Gürcistan’ı, Afganistan’ı ve Çekoslovakya’yı hatırlamak yeterli. Rusya askeri açıdan eşit veya daha güçlü bir ülkeye (veya örgüte) saldırı kararı alırsa, üç hedefi olacak. İlk olarak Kremlin, karşı tarafın komuta yapısını imha etmek ve iletişimini bozmak için tüm gücünü kullanacak. İkinci yöntem olarak Ruslar, motiflerini ve niyetlerini gizlemek, yanıltıcı manevralar yapmak için ‘maskirovka’ (maskeleme) yöntemini yaygın olarak kullanıyor. Üçüncü olaraksa, ana saldırı, karşı tarafa tepki verme imkanı tanımadan maksimum hızlı yapılacak” dendi.

Rusya’nın Batılı ordulara göre topçu birliklerinin sayısı bakımından Batılı ordulardan daha avantajlı durumda oldukları belirtilen raporda, birebir çarpışma durumunda Amerikan birliklerinin çok daha fazla sayıda top ve çok namlulu roketatara sahip ve yetenekli bir düşmanla karşı karşıya kalacakları, Amerikalıların havada hâkimiyet sağlayamamaları durumunda, Rusların bu açıdan üstünlük sağlayacakları kaydedildi.

Donanma kuvvetlerini Rus Silahlı Kuvvetleri’nin ana unsuru olarak değerlendirmeyen RAND uzmanları, yine de Rus Deniz Kuvvetleri’nin kara ve hava birliklerine ciddi destek verebilecek güçte olduklarına ve bazı istikametlerde lokal başarılar elde edebileceklerine dikkat çekti.

(Sputnik Türkçe, 25 Aralık 2017)

 

Rusya: 10 Bin DEAŞ'lı Var, Sayıları Giderek Artıyor

Rusya, Suriye ve Irak'tan tahliye edilen DEAŞ’lı teröristlerin Afganistan'a yerleştirildiğini, burada 10 bin DEAŞ'lı olduğunu ve sayının arttığını açıkladı.

Rusya'nın Afganistan Özel Temsilcisi Zamir Kabulov, "Rusya, Afganistan'da DEAŞ'ın yükselişi hakkında alarm zillerini çalan ilk ülkelerden biri oldu. DEAŞ, ülkedeki gücünü son dönemde önemli ölçüde artırdı. Tahminlere göre, militanların sayısı 10 bini geçiyor ve Suriye'yle Irak'tan yeni savaşçıların gelişiyle birlikte bu sayı artmaya devam ediyor" dedi.

Afganistan'ın eski Devlet Başkanı Hamid Karzai de bir süre önce yaptığı açıklamada ülkesinde terör örgütü DEAŞ'ın varlığının ABD'nin projesi olduğunu söylemiş, DEAŞ üyelerinin hepsinin yurt dışından bazı hedefler için getirildiğini ve terör örgütünün ABD tarafından desteklendiğini ifade etmişti.

ABD'nin yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesinde de Pakistan'da terör örgütlerinin faaliyet gösterdiği iddiası yer almıştı. Son gelişmeler, Türkiye, Avrupa, Orta Asya Cumhuriyetleri, Afganistan ve Pakistan'ı birbirine bağlayacağının, dünyanın en büyük ulaşım ve ticaret projesi olarak görülen Çin'in "Tek Kuşak- Tek Yol" projesinin hedef tahtasına konulduğunun, Afganistan'a yerleştirilen DEAŞ militanları ile projenin baltalanmak istendiğinin işaretlerini veriyor.

(Akşam, 25 Aralık 2017)

 

Çin Dışişleri: Uluslararası Toplum Kudüs Konusunda Tavrını Koydu

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying, Filistin-İsrail sorununun kapsamlı, adil ve kalıcı şekilde çözülmesi, bu sayede Ortadoğu'da barışın oluşturulması için katkı sağlamaya devam edeceklerini söyledi.

3. Filistin-İsrail Barış Semineri 21-22 Aralık'ta başkent Beijing'de yapıldı.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying bugün Beijing'de düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada, Çin'in öteden beri Filistin halkının milli davasının kararlılıkla arkasında durduğuna işaret ederek, 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan ve tam egemenliğe sahip bağımsız Filistin devletinin kurulmasını desteklediklerini kaydetti.

Filistin'in tam anlamıyla devlet kurması halinde, İsrail'in de tam anlamıyla kalıcı güvenliğe kavuşabileceğine dikkat çeken sözcü Hua, Filistin-İsrail sorununun köklü şekilde çözülmesiyle Ortadoğu'da gerginliğin ciddi manada yumuşayacağını belirtti.

Sözcü Hua Chunying, BM Genel Kurulu'nda kısa süre önce kabul edilen kararla, uluslararası toplumun, Kudüs'ün statüsünü değiştiren herhangi bir karar veya eylemin geçersiz olacağı yönünde bir irade ortaya koyduğunu hatırlatarak, ilgili tarafların tarih, hukuk, uluslararası mutabakat ve barış içinde bir arada yaşama ilkeleri doğrultusunda Kudüs'ün statüsünü belirleyen bir çözüm planı oluşturmaları gerektiğini söyledi.

Hua Chunying, Filistin ve İsrail'in karşılıklı olarak güvenlik haklarına saygı göstermeleri ve gerginliği tırmandıracak eylemlerden kaçınmaları çağrısı yaptı.

(CRI Türk, 25 Aralık 2017)

 

Çin, Güçlü Bir Ekonomi ve Ticaret Ülkesi Olacak

Çin Ticaret Bakanlığı, Çin'in güçlü bir ekonomi ve ticaret ülkesi haline getirilmesi için takvim belirledi.

Ticaret Bakanı Zhong Shan, bugün düzenlenen ulusal ticaret çalışmaları toplantısında yaptığı konuşmada, hedefe ulaşılması için 3 adımda çalışmalar yürütüleceğini belirtti.

Zhong, Çin'in 2050 yılında kapsamlı olarak güçlü bir ekonomi ve ticaret ülkesi haline geleceğine dikkat çekti.

Ticaret Bakanlığı'nın rakamlarına göre, geçen 5 yılda yurt içindeki tüketim, dış ticaret ve iki yönlü yatırım miktarları dünyanın ön sıralarında yer aldı, dışa açık ekonomi sistemi daha sağlıklı hale getirildi. Çin, ilk etapta büyük bir ekonomi ve ticaret ülkesi oldu.

Ticaret Bakanı Zhong Shan, 2050 hedefi için, 2020 yılına kadar büyük bir ekonomi ve ticaret ülkesi konumunun sağlamlaştırılacağını, 2035 yılından önce ilk etapta güçlü ekonomi ve ticaret ülkesinin inşa edileceğini ve 2050 yılına kadar güçlü ekonomi ve ticaret ülkesi inşasının kapsamlı şekilde tamamlanacağını dile getirdi.

(CRI Türk, 25 Aralık 2017)

 

Rus Askerlerden Suriye'nin Kuneytra Bölgesine 2 Ton İnsani Yardım

Rusya Savunma Bakanlığı, Rusya'nın Suriye'deki Ateşkesi İzleme Merkezi'nin ülkenin güneybatısındaki Kuneytra bölgesine 2.1 ton insani yardım ulaştırdığını duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre insani yardım kampanyası düzenleyen Rus askerler, Kuneytra'ya gıda ürünlerinden oluşan 2.1 tonluk insani yardım dağıttı.

Ayrıca Kuneytra'daki 125 kişiye tıbbi yardım sunuldu.

Bu arada Suriye'deki Rus askerler, son 24 saat içinde Halep ve Lazikye'de 4 ateşkes ihlali tespit etti.

Türk askerler de Şam'da ateşkesin 2 kez ihlal edildiğini kaydetti.

Rusya bugüne kadar 1.712 insani yardım kampanyası düzenlerken toplam 67.121 kişiye de tıbbi yardım sundu.

(Sputnik Türkçe, 25 Aralık 2017)

 

İsrail Gelecek Yıl UNESCO'dan Çıkacak

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'ndeki (UNESCO) daimi temsilcisine İsrail'in UNESCO'dan çekileceğini resmi olarak bildirmesi talimatı verdiği bildirildi.

İsrail merkezli Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre, Netanyahu, örgütteki daimi temsilcisi Carmel Shama Hacohen'e İsrail'in UNESCO'dan gelecek yıl çekileceğini resmi olarak bildirmesi talimatı verdi.

UNESCO, 18 Ekim 2016'da aldığı kararla Kudüs'teki Mescid-i Aksa'nın "Yahudilikle bir bağının olmadığını" ilan etmişti.

Netanyahu, Ekim 2017'de yaptığı yazılı açıklamada, Dışişleri Bakanlığına "ABD'nin benzer kararına paralel olarak UNESCO'dan çekilmek için hazırlık yapılması" talimatı verdiğini belirtmişti.

ABD Başkanı Donald Trump, 6 Aralık'ta Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında, Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanıdığını ve ABD Büyükelçiliğinin Tel Aviv'den Kudüs'e taşınması talimatı verdiğini açıklamıştı.

Türkiye'nin girişimleriyle hazırlanan ve Trump'ın Kudüs kararını eleştiren karar tasarısı, dün BM Genel Kurulunda ABD'nin tehditlerine rağmen yapılan oylamada 9'a karşı 128 oyla kabul edilmiş, oylamada 35 ülke ise çekimser kalmıştı.

(Yeni Asya, 24 Aralık 2017)

 

Kılıçdaroğlu: "Ecevit'in Kıbrıs'ı Aldığı Gibi Biz De 18 Adayı Yunanistan'ın Elinden Alacağız"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün partisinin Eskişehir İl Kongresi’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Ege’deki 18 ada konusuna da değinen Kılıçdaroğlu, “18 adamız ve bir kayalığımız Yunanistan tarafından işgal edilmiş. Beyefendi de biz milliyetçiyiz diye ortalıkta geziyor. Ben de söyledim. Bu 18 ada nedir kardeşim?

Bugün bekledim belki 18 adayla ilgili bir laf söyler. Gene tık yok. Yunanistan Savunma Bakanı bana cevap veriyor: ‘Gel de al’ diyor. Hükümet’ten gene tık yok. 2019’da geleceğiz 18 adayı alacağız. Rahmetli Ecevit Kıbrıs’a nasıl gidip aldıysa aynı şekilde geleceğiz ve alacağız” ifadesini kullandı.

(Kıbrıs Postası, 25 Aralık 2017)

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev'le Görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile telefonda görüştü.

Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre bu sabah yapılan telefon görüşmesinde ikili ilişkiler ve Kudüs konusu ele alındı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev'in doğum gününü de kutladığı telefon görüşmesinde, Kudüs'le ilgili olarak Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yapılan oylama sonucundan duyulan memnuniyet dile getirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, ikili ilişkileri her alanda daha da geliştirme konusunda mutabık kaldı.

(NTV, 24 Aralık 2017)

 

Azerbaycan Milletvekili Adil Aliyev: ‘‘Erdoğan Kudüs Kararında 128 Ülkenin Sesi Olmuştur’’

Milletvekili Adil Aliyev yaptığı açıklamada,  Amerika Birleşik Devletleri´nin almış olduğu Kudüs kararına baştan itibaren tepki koyan ve bunu siyasal zeminde bu kararı geçersiz kılmak için çaba gösteren, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tüm İslam ülkelerinin sesi olduğunu ifade ederek , ‘‘ Sayın Erdoğan’ın kararlı duruşu ve Dünya İslam Ülkelerini ivedilikle toplaması bu kararın olumsuz sonuçlanmasında büyük bir katkı sağlamıştır’’ dedi.

Dünya ülkelerinin vicdanlarına göre karar verdiğini ve bu kararın doğru olduğunu hatırlatan Aliyev,  Erdoğan’ın çok kısa bir zamanda İslam Ülkelerini toplamasının çok önemli bir adım olduğunu söyledi. Aliyev konuşmasına şöyle devam etti:

“Amerika Başkanı Trump’ın kabul etmek istediği kararın, Tüm Dünya basınında gündemde olmasını gördük.  Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu kararı iptal etmesi için göstermiş olduğu çabayı çok yüksek derecede değerlendiriyoruz. Erdoğan bütün İslam Dünyasını bir araya getirmemiş olsa idi belki de bazı ülkelerin düşünceleri değişebilirdi. Nihayetinde baktığımızda, 128 ülke bu Amerika´nın kararını geçersiz saymıştır. 9 ülke ise Amerika´nın yanında yer almıştır. Baktığımız bu ülkeler öyle dünya liginde ağırlığı olmayan ülkelerdir. 35 ülke ise çekimser kalmıştır. Kudüs sadece Müslümanların kutsalı değildir. Burada Hıristiyan Devletlerinin de büyük bir duyarlık gösterdiklerini görüyoruz. Özellikle Avrupa Birliği Devletleri´nin bu noktada olumlu tavır sergilemeleri, Amerika´nın bundan sonraki siyasetinde çok belirleyici olacaktır” diye konuştu.

Amerika Şantajcı Bir Yöntem İzlemiştir

Aliyev, ABD Başkanı Trump´ın dolarla devlet liderlerini tehdit etmesini de kınadı. Aliyev, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamasında: “Amerika Birleşmiş Devletleri köşeye sıkıştığını gördüğü anda tehditlere başvurmuştur. Özellikle yardımlarda bulunduğu ülkelerin eğer kendi aleyhine karar vermesi halinde yardımlarını keseceğini söylemiştir. Bu davranış bir devlet lideri ahlakına uymaz. Amerika burada şantajcı bir yöntem izlemiştir. Buda çok yanlış bir tutumdur. Ülkelerin iradeleri dolarla satın alınamaz.  Biliyorsunuz ki Azerbaycan’ın bulunduğu Birleşmiş Milletler’de Karabağ ile ilgili kararlar da alınmıştır ama henüz alınan kararlar uygulamaya geçmemiştir. Umut ediyoruz ki bu kararlarda en kısa zamanda uygulamaya geçer ve Azerbaycan’ın Ermeniler tarafından işgal olunmuş topraklarına da dünya sessiz kalmaz.”

(Doğan Haber Ajansı, 24 Aralık 2017)

 

Cumhurbaşkanı Ceenbekov Temaslarda Bulunmak Üzere Kazakistan’da

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov, çalışma ziyareti için Kazakistan’da

Devlet Başkanı Ceenbekov’u Uluslararası Astana Havaalanı’nda Kazakistan Başbakan Birinci Yardımcısı Askar Mamin, Dışişleri Bakan Yardımcısı Galımjan Koyşıbayev, Astana Kaymakam Yardımcısı Askar Amrin ve Kırgızistan’ın Kazakistan Sorumlu Müşaviri Kaynar Toktomuşev karşıladılar.

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan açıklamada, Uluslararası Astana Havaalanı’nda iki ülkenin bayrakları kaldırıldığı bildirildi.

Ziyaret çerçevesinde Ceenbekov’un Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev ile dar ve geniş formatta toplantı düzenlemesi, iki liderin ikili işbirliği ve AEB çerçevesinde işbirliği konuları görüşmesi beklendiği, toplantı bitiminde iki önemli belgenin, Kırgız-Kazak Sınırının Rejim Üzerinde Anlaşmasının ve Kırgız-Kazak Devlet Sınırı Anlaşmasının imzalanması ve Devlet Başkanlarının ortak basın toplantısı düzenlemesi planlandığı belirtildi.

Buna ek, Cumhurbaşkanı Ceenbekov’un Kazakistan Başbakanı Bakıtjan Sagintayev ile görüşmesi bekleniyor.

(Kabar, 25 Aralık 2017)

 

Kırgızistan'da Uzavtoprom Arabalarının Üretimi 2018 Yılı Sonuna Kadar Başlayacak

Bişkek’te basın toplantı yapan Özbekistan Uzavtosanoat temsilcisi Sancar Alimov, otobüs üretimi ISUZU ile binek otomobilleri RAVON’un 2018 yılı sonuna kadar üretime başlayacağını bildirdi.

Planlanan projelerin hızlandırılmış bir şekilde hayata geçirilmesi için Kırgızistan Hükümetinin özel tercihler ve uygun mevzuatın geliştirilmesi yönündeki desteğinin gerekli olduğuna dikkat çeken Alimov, “Hükümetin desteğiyle önümüzdeki yılın sonuna kadar Kırgızistan'da üretim yapmaya çalışacağız. Oş kentinde, başlangıçta, RAVON markalarının büyük bir birim montajını yapacağımız üretim tesislerimiz zaten var. Bişkek'te, ortağı Japon ISUZU şirketi olan SamAvto'nun otobüslerini üretmek için bir proje başlatmayı planlıyoruz.” ifadesini kullandı.

Alimov, günümüzde Kara-Balta şehrinde eklenti üretimi için üretim alanları da bulunduğunu belirtti. Uzavtosanoat temsilcisine göre, bütün bu alanlarda kapsamlı müzakereler yürütülmekte ve bu projelerin uygulanmasını hızlandırmak için azami gayret gösterilmektedir.

(Kabar, 25 Aralık 2017)

 

Kırgız-Çin Çalışma Grubu O Konuları Görüştü

Kırgızistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, "Tek Kemer, Tek Yol" ortak yapımının güvenliğini sağlamak için Kırgız-Çin ortak çalışma grubunun ilk toplantısı Pekin'de gerçekleştirildi. Kırgızistan heyetine Kırgızistan Dışişleri Bakanlığı Birinci Siyasi Bölüm Müdürü Kanat Tursunkulov’un ve Çin delegesine ÇHC Dışişleri Bakanlığı Dış Güvenlik Bölüm Müdürü Liu Guangyuan’ın başkanlık ettiği bildirildi.

Toplantıda tarafların bölgesel güvenlik ve ortak mücadele "üç kötülük güçleri" konuları, iki ülkenin “Tek Kemer, Tek Yol” çerçevesinde işbirliği, bölgedeki mevcut durumu ve adı belirtilen alanlarda işbirliği geliştirme konuları ele aldıkları belirtildi.

Buna ek açıklamada, iki ülkenin temsilcilerinin ekonomik suçlarla mücadele alanında ikili anlaşma yapılmasının önemini vurguladıkları, ayrıca Çin tarafının ülkelerin kalkınmasının ve güvenliğinin sağlanmasının tek ve aynı anda yapılması gereken görevler olduğuna dikkat çektiği ifade edildi.

İki ülkenin vize siyasetinin görüşüldüğü toplantıda Kırgızistan heyetinin Kırgız vatandaşlarına Çin vizesinin verilmesi ile ilişkin sorunun masaya yatırıldığı bildirildi.

Toplantı bitiminde tarafların Ortak Kırgızistan-Çin Çalışma Grubunun Tek Kemer, Tek Yol Ortak Yapımının Güvenliğini Sağlamak Üzerine İlk Toplantı Protokolü imzaladıkları aktarıldı.

(Kabar, 25 Aralık 2017)

 

Özbekistan'da Türk Dizilerine Büyük İlgi

Özbekistan'da 5 yıl aradan sonra yeniden yayınlanmaya başlanan Türk dizileri büyük ilgi görüyor.

Ülkede, 2012 yılında televizyonların "içeriğinin uygunsuz bulunması" gerekçesiyle yayından kaldırdığı Türk dizileri yeniden yayınlanmaya başlandı.

Kanalların en çok izlenen programları arasındaki Türk dizileri, Özbek seyirciler tarafından büyük ilgiyle karşılanıyor.

Sinema uzmanı Alişir Haydarov, şu anda Özbek kanallarının en çok izlenen saatlerde Türk dizilerini yayınlayarak daha çok izleyiciyi toplamaya çalıştığını dile getirdi.

Türk dizilerinin Özbeklerce sevilerek izlenmesinin nedenini, olayların gerçekliğinin yanı sıra Özbek kültürüne ve düşünce yapısına yakın olması olarak gösteren Haydarov, dizilerin yayınlanmaya başlamasında iki ülke ilişkilerinin yeniden iyileşmesinin de etki yarattığını kaydetti.

(Anadolu Ajansı, 24 Aralık 2017)

 

Özbekistan'da "Çıkış Vizesi" Uygulaması 2019'da Kaldırılacak

Özbekistan Dışişleri Bakanlığı'nın 2017 yılı raporuna göre, yabancı ülkelerdeki Özbekistan elçilikleri, 2018 yılından itibaren tüm konsolosluk hizmetlerini elektronik ortamda da sunacak. Yine aynı rapora göre, 2019 yılından itibaren geçerli olmak üzere "çıkış vizesi" uygulaması da yürürlükten kaldırılacak.

Son bir yıl içerisinde 1.100 kişinin Özbekistan vatandaşı olduğu kaydedilirken, Özbekistan Dışişleri Bakanlığı'nın halkın istek ve şikayetlerinin zamanında uygulanmasına dönük uygulamaları da çeşitlendirdiği ifade edildi. 15 Aralık itibariyle Bakanlığın, vatandaşlardan 5 bin 791'i zamanında gözden geçirilmiş olmak üzere, toplamda 6 bin 123 başvuru aldığı öğrenildi. Vatandaşların bakanlığa başvurularından 300'ünün kabul edildiği de raporda yer alan diğer bilgiler arasında bulunuyor.

(Kırım Haber Ajansı, 24 Aralık 2017)

 

Özbek Ekonomisi 2018'de 5,9 Büyüyecek"

Özbekistan Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Camşid Koçkarov, yaptığı açıklamada, 2018 yılında ülkesinin GSYH'nin yüzde 5,9 büyümesinin öngörüldüğünü kaydederek, bu çerçevede gelecek sene sanayi üretiminin yüzde 6,4, tarım üretiminin yüzde 4, yatırım hacminin yüzde 6,5, hizmetler sektörünün ise yüzde 7 artmasının planlandığını belirtti.

Koçkarov, 2018 yılında ülkedeki ihracat hacminin yüzde 7,2 artışla 14,9 milyar dolara ulaşmasının planlandığını ifade ederken, bu dönemde ülkedeki yıllık enflasyon oranının yüzde 12-13 olarak gerçekleşmesinin öngörüldüğünü de hatırlattı.

Koçkarov, bu yıl GSYH'nin yüzde 5,5 artmasının beklendiğini kaydederek, sanayi üretiminin yüzde 5,7, perakende ticaret hacminin yüzde 5,2 büyümesinin planlandığına dikkati çekti.

Koçkarov, bu yıl ihracat hacminin yüzde 14,4 artışla 13,9 milyar doları bulmasının amaçlandığının altını çizdi ve dış ticaret fazlalığının 854 milyon dolar şeklinde gerçekleşeceğini kaydetti.

Koçkarov, ayrıca bu yıl ülkedeki enflasyon oranının yüzde 14 seviyelerinde olacağını açıkladı.

Resmi verilere göre, Özbekistan'ın GSYH'si geçen yıl yüzde 7,8 büyüme kaydetmiş,sanayi ve tarımsal üretim yüzde 6,6 artmış, yıllık enflasyon yüzde 5,7 olarak gerçekleşmişti.

(Anadolu Ajansı, 23 Aralık 2017)

 

 

http://www.turksam.org/tr/dis-basin-detay/1644-25-aralik-ta-dunya-bunlari-konusuyor
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 1894 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)