Dış Basın | 05 Ocak 2018

|

5 Ocak'ta Dünya Bunları Konuşuyor



Dünya basınında 5 Ocak 2018'de öne çıkan başlıklar...

 

Li Keqiang, Kamboçya'ya Gidecek

Çin Başbakanı Li Keqiang'in 10-11 Ocak günlerinde Kamboçya'yı ziyaret edeceği açıklandı.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Geng Shung, bugün yaptığı açıklamada, Kamboçyalı mevkidaşı Hun Sen'in davetini kabul eden Li Keqiang'ın bu ülkeye yapacağı ziyaret kapsamında başkent Phnom Penh'te düzenlenecek Lancang-Mekong İşbirliği Toplantısı'na katılacağını bildirdi.

Toplantıda Çin, Kamboçya, Laos, Myanmar, Tayland ve Vietnam'dan liderler, Lancang-Mekong Nehri işbirliğinin sonuçlarını, ilgili deneyimleri ve gelecek planlarını ele alacak.

Öte yandan, Başbakan Li Keqiang, Kamboçya Kralı Norodom Sihamoni ve Başbakan Hun Sen ile ikili görüşmeler gerçekleştirecek.

(CRI Türk, 4 Ocak 2018)

 

Xi'den Yeni Dönemde Orduyu Güçlendirme Vurgusu

Çin Cumhurbaşkanı, ÇKP Genel Sekreteri ve Merkezi Askeri Komisyonu Başkanı Xi Jinping, ordudan askeri eğitimi güçlendirerek, muharebe kabiliyetini artırmasını istedi.

Xi Jinping, dün Çin'in orta kesiminde konuşlandırılan kara kuvvetlerine bağlı bir askeri birlikte incelemelerde bulundu ve burada bir konuşma yaptı.

Xi konuşmasında, orduya, ÇKP 19. Ulusal Kongresi'nin ruhunu yerine getirerek, yeni dönemde ÇKP'nin orduyu güçlendirme düşüncesini önemseme çağrısı yaptı.

Xi, muharebe eğitiminin yoğunlaştırılarak, ordu inşasına yönelik dijital yönetimin pekiştirilmesi talimatı verdi.

Xi ayrıca, ÇKP Merkez Komitesi ve Merkezi Askeri Komisyonu adına bütün erler ile subay ve astsubayların yeni yılını kutladı.

(CRI Türk, 4 Ocak 2018)

 

Kore Yarımadası'ndaki Yumuşama Sinyalleri Desteklenmeli

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Geng Shuang, Kuzey Kore (KDHC) ve Güney Kore (KC) arasında ilişkileri iyileştirmek yönünde atılan adımların uluslararası toplum tarafından desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Kuzey Kore'nin, Güney Kore'de düzenlenecek Kış Olimpiyatları'na katılımını görüşmek üzere, 2016 yılından beri kapalı olan iletişim kanalarını dün yeniden açıldığı duyuruldu.

Sözcü Geng Shuang, Beijing'deki olağan basın toplantısında konuya ilişkin değerlendirmede bulundu.

İlişkilerin diyalog yoluyla iyileştirilmesinin iki ülkenin de temel çıkarlarına uygun olduğunun altını çizen Geng, bu durumun Kore Yarımadası'ndaki gerginliğin azalmasının yanı sıra, yarımadanın nükleer silahlardan arındırılarak bölgede huzurlu, istikarlı ve güvenli bir ortam oluşturulmasına katkı sağladığını ifade etti.

Sözcü, Çin'in, Kuzey Kore ile Güney Kore'nin harcadığı çabaları memnuniyetle karşıladığını ve söz konusu yumuşama sinyallerinin uluslararası toplum tarafından da desteklenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

(CRI Türk, 4 Ocak 2018)

 

Çin'de Büyüme Sürpriz Yapabilir

Uzmanlara göre Çin'de büyüme, bu yıl tahminlerin ötesine geçerek sürpriz yapabilir. JPMorgan, dün Çin'in büyüme tahminini yüzde 6,5'ten yüzde 6,7'ye yükseltti.

Çin'de uluslararası ticaretin ve iç tüketimin etkisiyle, tahminlerin aksine büyümede yavaşlama yaşanmayabileceği belirtildi.

Bloomberg News'in haberine göre, birçok ekonomist Çin'de ekonomik büyümenin geçen yıla kıyasla yüzde 6,8'den yüzde 6,5'a düşeceği konusunda hemfikir. Ancak son veriler, üretimdeki güçlü göstergeler ve offshore hisselerin yeni yıla 2009'dan bu yana en yüksek seviyede girmesiyle beraber, Çin'in bu yıl bir sürpriz yapabileceğini ortaya koyuyor.

JPMorgan Chase & Co, dün Çin'in büyüme tahminini yüzde 6,5'ten yüzde 6,7'ye yükseltti. Çin Uluslararası Sermaye Şirketi ve Şanghay Menkul Değerler Kurumu da, yıllık bazda büyümenin bu yıl da devam etmesini beklediklerini duyurdu.

Morgan Stanley ise, Çin ihracatına yönelik yüksek talebin büyümeye olumlu katkı sağlayacağı değerlendirmesinde bulundu.

"Büyüme Tahminlerin Aksine 2018'de Hızlanabilir"

HSBC Asya Araştırma Birimi sorumlusu Frederic Neumann, "Büyüme tahminlerin aksine 2018'de hızlanabilir. Ülkenin ileri üretim kapasitesine katkı amacıyla daha fazla finansman hayata geçiriliyor. Bu durum büyümeyi destekleyebilir" dedi.

Bloomberg ekonomistlerine göre, Çin'de risk seviyesinin yüksek olmasına rağmen 2018'de büyüme ve reformlarla ilgili ilk göstergeler pozitif.

(Anadolu Ajansı, 5 Ocak 2018)

 

Çin Liderinden 'Savaşa ve Ölmeye Hazır Olun' Emri

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, binlerce askere hitabında bir emriyle savaşa ve ölmeye hazır olmaları talimatını verdi. Şi'nin ülkenin kurulmasından beri askeri eğitimle ilgili talimatları doğrudan açıklayan ilk Merkezi Askeri Komisyon Başkanı olduğuna dikkat çekildi.

Çin'in kurucu Mao Zedung'dan beri en güçlü lideri olduğu belirtilen Devlet Başkanı Şi Cinping, 7 bin ağır silah donanımlı askere hitabında Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) emirlerini yerine getirip ülkenin askeri gücünü sergilerken ne zorluklardan ne de ölümden korkmaları mesajı verdi. Çin'i dünyanın bir numaralı gücü yapmak için bir dizi projeyi hayata geçiren Şi, daha önce 2050'ye kadar Çin'in dünyanın en güçlü ordusuna sahip olması hedefini koymuştu.

Kuzeydeki Hebei bölgesinde askerlere hitap eden Şi'nin askeri kamuflaj kıyafetler giymesi ve siyah deri eldiven takması dikkat çekti. Çin lideri, 'ordunun, her zaman savaşa hazır, muharebede becerikli ve yeni çağda parti ile halkın koyduğu görevleri yerine getirmek için kazanmayı garanti edecek elit ve güçlü bir kuvvet yaratması gerektiğini' söyledi.

ÇKP'nin resmi gazetesi Halkın Günlüğü, ''Şi Cinping, talimatlarını açıklarken gökgürültüsü gibi şiddetli ve bitmek bilmeyen bir alkış koptu'' diye yazdı. Habere göre ülke çapında 4 bin ayrı üste askerler, Başkomutan Şi'nin konuşmasını dinlemek için toplandı. Askerler, Halk Kurtuluş Ordusu'nun kızıl bayrağına dönerek ''Merkezi Askeri Komisyon Başkanı (Başkomutan) Şi'nin emirlerine kesinkes itaat edeceklerine' dair yemin etti.

'Dönüm Noktası'

ÇKP'nin İngilizce gazetesi Global Times, 'Çin ve Hong Kong'da gerçekleştirilen bir dizi üst düzey askeri gözden geçirmelerin parçası olarak Şi'nin askerlere hitabının bir dönüm noktası teşkil ettiğini' yazdı.

Stratejik Görev: Muharebeye Hazırlık

Gazeteye konuşan emekli general Şu Guangyu şu değerlendirmeyi yaptı: ''Ülkenin kurulmasından beri ilk kez askeri eğitimle ilgili talimatlar doğrudan Merkezi Askeri Komisyon Başkanı tarafından açıklandı. Bu, muharebeye hazırlık düzeyinin yükseltilmesinin artık Çin ordusu için stratejik bir görev olduğu gösteriyor.''

Kimin Düğmesi Daha Büyük

Şi'nin askeri gösterisi, Kuzey Kore ile ABD arasında nükleer savaş rüzgarlarının estiği bir döneme denk geldi. Son olarak Son olarak Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'un yeni yıl mesajındaki "Nükleer düğme masamda" çıkışına ABD Başkanı Donald Trump şu yanıtı vermişti: "Kuzey Kore lideri Kim Jong Un 'Nükleer düğme masamda' dedi. O bitik ve açlık çeken rejiminden biri lütfen kendisine söylesin: Benim de bir Nükleer Düğmem var ama onunkinden daha büyük ve daha güçlü. Ayrıca benim Düğmem çalışıyor!"

(Sputnik Türkiye, 4 Ocak 2018)

 

‘Rusya, Seul ve Washington’un Tatbikat Yapmama Kararından Memnun'

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, Rusya’nın ABD ile 2018 PyeongChang Kış Olimpiyatları süresince askeri tatbikat yapmamaya yönelik anlaşmaya varıldığı konusunda Seul’den gelen mesajları memnuniyetle karşıladığını açıkladı.

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Ryabkov, “Kore Cumhuriyeti’nin resmi yetkilileri, Güney Kore ile ABD liderleri arasında yapılan telefon görüşmesinde, yaklaşmakta olan (PyeongChang) Kış Olimpiyatları süresince askeri tatbikat yapmama konusunda anlaşma sağlandığını belirtti. Biz elbette ki böyle bir anlaşmayı memnuniyetle karşılıyoruz” ifadelerini kullandı.

Rus yetkililerin çeşitli düzeylerde çoktandır Washington ve Seul’daki meslektaşlarına bu konuda çağrı yaptıklarını hatırlatan Ryabkov, Rusya’nın gerekçelerinin dikkate alındığının Moskova tarafından ‘memnuniyetle kaydedildiğini’ ifade etti.

Ryabkov, “Yine de biz, bu durum hakkında ABD’li resmi yetkiler tarafından daha somut ve net bir açıklama yapılmasını beklemeliyiz” diye konuştu.

Daha önce Güney Kore merkezli Yonhap haber ajansı, Güney Kore ve ABD liderlerinin, 2018 PyeongChang Kış Olimpiyatları’nın düzenleneceği dönemde ortak askeri tatbikat yapmama konusunda anlaşmaya vardıklarını bildirmişti.

(Sputnik Türkiye, 5 Ocak 2018)

 

Ryabkov: ABD'nin İran'la İlgili BMGK Kararı Zararlı ve Yıkıcı

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, ABD'nin BM Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) İran'la ilgili acil toplanma çağrısı yapma kararının zararlı ve yıkıcı olduğunu belirtti.

Washington'un İran'da devam eden protestolar ve şiddet olaylarıyla ilgili BMGK'ya acil toplanma çağrısı yapma kararını Sputnik'e değerlendiren Ryabkov, BMGK'nın İran'daki iç siyasetle ilgili durumun çözüme kavuşturulmasında bir role sahip olmadığını söyledi.

Ryabkov, "BMGK'nın bu konuda bir rolü olduğunu düşünmüyoruz. ABD'nin bu inisiyatifi zararlı ve yıkıcıdır" dedi.

BMGK'nın BM Tüzüğü kapsamında uluslararası barış ve güvenliği temin etmekten sorumlu olduğunu anımsatan Ryabkov, dolayısıyla İran'ın iç meselesinin BMGK ile en ufak ilgisi olmadığının altını çizdi.

Ryabkov sözlerini şöyle sürdürdü: "Toplantının yapılıp yapılmayacağını öngöremeyiz ancak ABD'nin bu zararlı ve yıkıcı düşüncesi sonucunda alınacak karardan bağımsız olarak, Rusya tamamen tutarlı olan ve uluslararası hukuk normlarına bağı olan tutumunu ortaya koymayı sürdürecek."

Haley, BM Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, İran halkının hükümetin baskısını protesto etmek için cesurca sokaklara çıktığını belirterek, gösterilere destek vermişti.

Haley, İran'da devam eden protestolar ve şiddet olaylarıyla ilgili BMGK'ya acil toplanma çağrısı yapacaklarını da kaydetmişti.

(Sputnik Türkiye, 4 Ocak 2018)

 

Rusya ve Venezuela Ambargoları Kripto Para İle Delecek

Kripto para için yeni bir kullanım alanı doğuyor. Devletlerin birbirine uyguladıkları ticari ambargolar, kripto para ile delinebilir mi? ABD ve Avrupa’dan ağır ticari ambargolar gören Rusya ve Venezuela bu ambargoları aşmak için şimdi kripto paraları devreye sokmaya hazırlanıyor.

Rusya Yeni Kripto Para Geliştirecek

Rusya bu amaçla geliştireceği kripto parayı, ambargolu ürünlerde ticaret yaptığı şirketlere ödeme yaparken kullanacak. Böylece şirketler banka kayıtlarında Rusya’dan geldiği görünen paralar nedeniyle ileride ABD veya Avrupa ülkeleri ile sorun yaşama riskinden kurtulmuş olacak. Ticaret sonunda elde ettikleri kripto paraları satarak kazançlarını takip edilemez şekilde banka hesaplarına geçirebilecekler.

Venezuela ise ülkenin petrol ve maden varlıklarına dayalı bir kripto para birimi geliştiriyor ve ABD ambargosu nedeniyle çöpe dönüşmüş olan milli paranın yerine bu kripto parayı kullanarak dış ticaretini gerçekleştirmeyi planlıyor.

(Tech Inside, 5 Ocak 2018)

 

Trump Başını Ağrıtan Kitabı Engellemek İstiyor

ABD Başkanı Donald Trump'ın avukatları, Başkan'ı kızdıran "Ateş ve Öfke: Trump'ın Beyaz Sarayı'nın içinden" adlı kitabın piyasaya sürülmesine engel olmak için devreye girdi.

ABD Başkanı Donald Trump hakkında yazılan kitabın piyasaya sürülmesini engellemek için harekete geçti. Trump'ın avukatlarının yazar Micheal Wolff ve yayınevinden "Ateş ve Öfke: Trump'ın Beyaz Saray'ın içinden" (Fire and Fury: Inside the Trump White House) adlı kitabın satışa sunulmamasını talep ettiği belirtildi. Trump'ın seçim ekibinin Rusya ile bağlantılarına dair bilgilerin de yer aldığı kitabın gelecek salı günü piyasa çıkması planlanıyor.

Kitabın bazı bölümleri çarşamba günü basına yansımıştı. Avukatlar, yazar Wolff ve yayınevinin sahibi Steven Rubin'e gönderdikleri uyarı mektubunda, kitabın bu bölümlerinde anlatıların "yanlış" ve "temelsiz" olduğunu ileri sürdü. Bu "iftiralar" nedeniyle de kitabın yayımının derhal durdurulması gerektiği ifade edildi.

Trump'ın sözcüsü Sarah Sanders da, kitabın yayımlanan bölümlerinde anlatılanların tamamen "yanlış ve Beyaz Saray'a girişi veya etkisi bulunmayan kişilerin yanıltıcı anlatımlarına" dayandığını dile getirmişti.

Trump Hakkında İddialar

Yazar Wolff'un verdiği bilgilere göre, kitap Trump ve eski çalışanlarıyla yapılan mülakatları içeriyor. Kitapta Trump'ın akşamları sıklıkla üç televizyonun karşına oturarak peynirli hamburger yediği, az sayıdaki arkadaşı ile yaptığı telefon görüşmelerinde medyanın vicdansızlığı veya çalışanlarının yeterince sadakat göstermemesinden şikayet ettiği belirtiliyor.

Kitapta ayrıca Trump ve yakın çevresinin son ana kadar başkanlık seçimlerini kazanacağına inanmadığı, eşi Melania Trump'ın seçim sonuçlarının açıklandığı gece üzüntüden ağladığı iddia ediliyor.

Melania Trump'ın sözcüsü Stephanie Grisham ise bu iddiaları reddederek, "Bayan Trump eşinin başkan adayı olma kararını destekledi" dedi ve seçim akşamı çok sevindiğini açıkladı.

Rusya İle Olası Bağlantılar

Kitapta, Trump'ın seçim ekibinin Rusya bağlantılarına ilişkin olarak çarpıcı iddialar yer alıyor. Buna göre, Trump'ın eski baş stratejisti Steve Bannon'ın, Trump'ın büyük oğlu Donald Trump Jr'ın 2016 Haziran'ında Rus avukat Natalya Veselnitskaya ile buluşmasına ilişkin "haince" ve "vatanperverlikten uzak" değerlendirmesini yaptığı aktarılıyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner ve seçim ekibinin eski başkanı Paul Manafort'un katıldığı öne sürülen bu görüşmede Trump'ın rakibi Hillary Clinton'a zarar verebilecek bilgilerin gündeme geldiği iddia ediliyor.

Trump'ın Bannon'a Öfkesi

Trump, aşırı sağ görüşleriyle tanınan baş stratejisti Bannon'ın görevine ağustos ayında son vermişti. Trump, Bannon'ın kitapta yer alan bu ifadelerine dün "sadece işini değil, aklını da kaybetmiş" sözleriyle tepki göstermişti.

Amerikan basınına yansıyan haberlere göre, Trump'ın avukatı Charles Harder Bannon'ı aralarındaki gizlilik sözleşmesini ihlal etmekle suçlayarak, Trump ve ailesi hakkındaki sözleriyle iftira suçu işlediğini savundu.

Bannon ise Trump'a sadık olduğuna işaret ederek, bir radyo kanalına verdiği demeçte "Trump'ın büyük bir adam" olduğunu ve ona desteğinin sürdüğünü belirtti.

(Deutche Welle, 4 Ocak 2018)

 

ABD Dışişleri’nden İranlı Protestoculara: ‘Unutulmayacaksınız’

Amerika Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert yaptığı açıklamayla İran rejimine protestoculara karşı tavrı nedeniyle eleştiriler yöneltirken sokaklarda gösteri yapanlara da “Unutulmayacaksınız” dedi.

Amerika Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert günlük basın brifingi öncesinde yaptığı yazılı açıklamada İran’daki protestolara değindi. Sözcü açıklamasında, “İran’da devam eden protestoları ve yaşanan şiddet olaylarını yakından takip ediyoruz. İran halkı eşit muamele istiyor, yolsuzluklara ve rejimin, ülkenin varlıklarını yurtdışındaki bazı askeri maceralar için harcamasına karşı çıkıyor. Ancak maalesef İran hükümeti cesurca sokaklara çıkan bu kişileri hapsetmeye ve öldürmeye devam ediyor” dedi.

Açıklamada ayrıca, İran halkının taleplerine destek verilirken en az bin kadar göstericinin şu ana kadar gözaltına alınmış olmasını kınandı. Açıklama, “Rejimin mağdurlarına; Unutulmayacaksınız” ifadesiyle son buldu.

Günlük basın brifinginde de gazetecilerin sorularını yanıtlayan sözcü Heather Nauert, Pakistan’a yapılan yardımların kesilmesi konusunda yeni bilgiler paylaştı. Nauert daha önce Başkan Donald Trump’ın Twitter hesabından duyurduğu, teröre verdiği destek nedeniyle Pakistan’a yapılan yardımların kesilmesi kararıyla birlikte mevcut 255 milyon dolarlık yardımın durdurulduğunu açıkladı. Sözcü ayrıca Pakistan’a güvenlik konusunda verilen desteğin de kesildiğini açıkladı. Dolayısıyla Amerika sadece mali yardımları değil, Pakistan’la ortak güvenlik faaliyetleri konusunda da desteğini çekmiş oldu. Amerikan yönetimi yardımların kesilmesinin sürpriz olmadığını daha önce Başkan Donald Trump ve Dış işleri Bakanı Rex Tillerson da dahil olmak üzere her kademeden yöneticilerin Pakistan’ı defalarca uyardığını belirtiyor. Sözcü Nauert de, Pakistan’ın özellikle Taleban başta olmak üzere çeşitli terör örgütü mensuplarına ülkede gizlenmelerine göz yumduğunu, bu konuda da kendilerinin defalarca uyarılarda bulunduğunu belirtti.

Nauert, jürinin dün karar açıkladığı, Halkbank Eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla davasıyla ilgili olarak da kendisinin bir yorum yapamayacağını, konunun muhatabının Amerika Adalet Bakanlığı olduğunu söyledi. Sözcü, Türk hükümetinin karara ilişkin eleştirileri ve yorumları hakkında da “Türk hükümeti daha önce de Amerika’yı yapmadığı şeylerle itham etmişti” diye konuştu.

(Voice of America, 5 Ocak 2018)

 

Beyaz Saray’ın Batı Kanadında Kişisel Telefonlara Yasak Geliyor

Beyaz Saray’ın idari binalarında kişisel cep telefonu kullanımına yasak geliyor. Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Huckabee Sanders, yaptığı yazılı açıklamada yasağın gelecek haftadan itibaren uygulanacağını söyledi.

Açıklamada, “Beyaz Saray’daki teknoloji sistemlerinin güvenliği Trump yönetimi için en öncelikli konudur. Bu nedenle Beyaz Saray’ın Batı Kanadında ne çalışanların ne de misafirlerin kişisel cihazlarını kullanmalarına izin verilecektir. Çalışanlar işlerini resmi cihazlarından halledebilecekler ve Amerikan halkına hizmetlerini sürdüreceklerdir” ifadeleri yer aldı.

Sanders ayrıca yasak kararının sızıntılardan kaynaklanmadığına, tedbir amaçlı olduğuna dikkat çekti. Haber ajansı Associated Press, Sanders’ın, “Çalışanlar ve misafirler kişisel telefonlarını Batı Kanadının (Beyaz Saray’ın idari birimlerinin yer aldığı bölüm) girişinde emanet bırakabilecek” dediğini yazdı.

Yasağın kararının arkasında Beyaz Saray Genel Sekreteri John Kelly olduğu belirtiliyor. Kelly sızıntılarla mücadele dışında ilave güvenlik önlemlerinden yana.

Ulusal Güvenlik Dairesi’nin Beyaz Saray çalışanlarına verdikleri gizli brifingde, kişisel telefonların uygunsuz kullanımının Çin, Rusya ve başka ülkelerden saldırılara davetiye çıkaracağının söylendiği de gelen haberler arasında.

Karardan memnun olmayan çalışanlar ise, gerekli durumlarda aileleriyle nasıl irtibat kuracakları konusunda sıkıntı yaşamaktan korkuyor. Bu konuyla ilgili ise herhangi bir açıklama yapılmış değil.

Yasak açıklaması Başkan Donald Trump ile eski baş stratejisti Steve Bannon arasında patlak veren krizin ardından geldi. Bannon, yakında çıkması beklenen bir kitapta Trump ve ailesinden bazı kişileri eleştiriyor.

Kitabın yazarı Michael Wolff’un Beyaz Saray’da Steve Bannon ve Genel Sekreter Yardımcısı Katie Walsh’la röportaj yaptığı biliniyor. Haber kuruluşu Axios’a göre Beyaz Saray’da fazlasıyla zaman geçiren Wolff’ta röportajların ses kayıtları mevcut. Ancak yazarın, bu kayıtları kişisel cep telefonuyla yapıp-yapmadığı bilinmiyor.

(Voice of America, 5 Ocak 2018)

 

ABD Dini Özgürlüklerde Pakistan’ı İzlemeye Aldı

ABD Dışişleri Bakanlığı, 1998 Uluslararası Dini Özgürlükler Yasası gereğince, Pakistan'ı özel izleme listesine aldı. Gerekçe, dini özgürlüklerin şiddetle ihlal edilmesi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada 10 ülke “özellikle kaygı duyulan ülkeler” listesinde tutulmaya devam edildi. Bu ülkeler İran, Kuzey Kore, Çin, Myanmar, Suudi Arabistan, Sudan, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Eritre olarak sıralandı.

Bakanlık sözcüsü Heather Nauert imzalı açıklamada, “İnanç özgürlüğünün korunması barış, istikrar ve refah için vazgeçilmezdir. Bu düzenlemeler, bu ülkelerde inanç özgürlüğüne saygıyı arttırmayı hedeflemektedir. Listelerde yer alan bazı ülkeler bu saygıyı arttırmak için çalışıyor. Bu girişimleri memnuniyetle karşılıyor ve diyaloğun sürdürülmesini umuyoruz” denildi.

Dışişleri Bakanlığı’nın, ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu’nun tavsiyelerini baz alarak yaptığı açıklama, Başkan Donald Trump’ın, Pakistan'ı teröristlere güvenli bölge sağlamakla suçlamasının ardından geldi.

ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu’nun özel izleme listesinde Türkiye de yer alıyor; ancak Dışişleri Bakanlığı’ndan Türkiye ile ilgili bir açıklama yapılmadı.

(Voice of America, 4 Ocak 2018)

 

ABD, 2018'de Dünyanın En Büyük Petrol Üreticisi Olabilir

ABD'de ham petrol üretiminde yaşanan artışın, ülkenin 2018'de petrol üretiminde Rusya ve Suudi Arabistan'ı geçmesini sağlayabileceği belirtildi.

Araştırma şirketi Rystad Energy, ABD'de ham petrol üretiminin bu yıl yüzde 10 artacağı, böylece ülkenin dünyanın en büyük petrol üreticisine dönüşeceği tahmininde bulundu.

CNN Money'nin haberine göre, ABD'de kaya petrolü üretiminde son dönemde yaşanan artış, ülkenin 2018'de 43 yıldan sonra petrol üretiminde Rusya ve Suudi Arabistan'ı geçmesini sağlayabilir. ABD, 1975'ten bu yana petrol üretiminde Rusya ve Suudi Arabistan'ın gerisinde.

Rystad Energy, şu anda dünyanın en büyük petrol üreticisi konumundaki Rusya'nın yıl sonunda ABD'nin ardından ikinciliğe gerileyeceği, Suudi Arabistan'ın ise üçüncü sırada yer alacağı öngörüsünde bulundu.

Rystad Energy Başkan Yardımcısı Nadia Martin Wiggen, "Piyasa ABD'nin kaya petrolü ile tamamen değişti" dedi. ABD'nin petrol üretimindeki artışla, başta Ortadoğu olmak üzere yabancı ülkelerin petrolüne olan bağımlılığından kurtulabileceği belirtiliyor.

OPEC anlaşması, ABD'de petrol üretimini azaltmıştı

OPEC'in petrol fiyatlarındaki düşüşe karşı uygulamaya koyduğu petrol kısıntıları, ABD'de de petrol üretiminin azalmasına yol açmıştı. ABD içi üretim, Nisan 2015-Eylül 2016 arasında yüzde 11 azalarak günlük 8,5 milyon varile kadar gerilemişti.

Ancak ham petrol fiyatlarının yükselmesi ve yeni teknolojilerin de yardımıyla, geçen yıl ABD'de petrol üretimi yeniden artmaya başladı.

ABD Enerji Enformasyon Müdürlüğü tahminlerine göre, ülkede ham petrol üretimi 2018'de ortalama yüzde 10 oranında artacak. Böylece petrol üretiminde 1970'teki yüzde 9,6 artış rekoru kırılacak.

ABD'nin petrol ithalatı, son 9 yılda yüzde 25 azaldı. Petrol ihracatı ise, yurt dışına ham petrol ihracatı yasağının 2015'te kaldırılması sonrasında son bir yılda üç kattan fazla arttı. ABD halen ihraç ettiğinden daha fazla petrolü ithal ediyor, ancak aradaki fark son dönemde hızla kapanıyor.

(Dünya Gazetesi, 5 Ocak 2018)

 

Saakaşvili'ye 3 Yıl Hapis Cezası

Tiflis Şehir Mahkemesi, eski Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili'ye bir cinayet davasında görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle 3 yıl hapis cezası verdi. Tiflis Şehir Mahkemesince verilen kararda, Saakaşvili'nin, Birleşik Gürcistan Bankası çalışanı Sandro Girgvliani cinayetinde çıkarlarını korumak için af çıkardığı gerekçesiyle suçlu bulunduğu belirtildi.

Hakim Giorgi Arevade, Saakaşvili'nin Girgvliani davasından hüküm giyenlere af çıkararak görevine kötüye kullandığının tespit edildiği ve eski Devlet Başkanı'na 3 yıl hapis cezası verildiğini belirtti. Sandro Girgvliani, 28 Ocak 2006'da Tiflis'teki bir barda İçişleri Bakanlığı'ndan üst düzey yetkililerle tartışmış, ardından cesedi Tiflis civarında bir vadide bulunmuştu.

Cinayete adı karışanlar 2006'da hapse girseler de Saakaşvili'nin çıkardığı afla 2009'da serbest kalmıştı. Olayla ilgili, eski Gürcistan Başbakanı Vano Merabişvili de 2014'te, Girgvliani cinayeti davasında görevini kötüye kullanmak ve zanlıları kollamak suçundan 3 yıl hapse mahkum edilmişti. Cinayetin, İçişleri Bakanlığı'ndan üst düzey yetkililerin azmettirmesiyle işlendiği iddia edilmiş, Saakaşvili'nin de bu nedenle af çıkardığı öne sürülmüştü.

Kararın ardından, Saakaşvili destekçileri ise suçlamaların asılsız olduğunu savunarak eski Devlet Başkanı'nın aktif siyaset hayatından uzaklaştırılmak istendiğini savundu.

Yıllardır hakkındaki tutuklama kararı yüzünden ülkesine dönemeyen ve Ukrayna'da yaşayan Saakaşvili, 2007'de muhaliflerin mitingini dağıtmak, İmedi televizyon kanalının kurucusu Badri Patarkaçişvili'nin mal varlığına el koymak, yolsuzluk ve görevi kötüye kullanmak ve bir milletvekilini dövdürmekle suçlanıyor. Saakaşvili, Kasım 2013'te, yeni Devlet Başkanı Georgi Margvelaşvili'nin yemin töreninin ardından Gürcistan'ı terk etmişti.

(Sputnik Türkçe, 5 Ocak 2018)

 

Tony Blair'den Brexit Uyarısı: 2018 Son Fırsat

İngiltere'nin eski başbakanı Blair, 'Brexit'ten dönülmesi için 2018'in son fırsat olduğunu söyledi. Blair aksi takdirde gelecek nesillerin Brexit'i affetmeyeceği uyarısında bulundu.

İngiltere'nin eski başbakanı Tony Blair, İngiliz seçmenleri Avrupa Birliği'nden ayrılma süreci (Brexit) konusunda uyardı. Ayrılık kararının geri alınması için sürenin kısaldığına dikkat çeken Blair, aksi takdirde bu karardan nesiller boyunca pişmanlık duyulacağını savundu.

İngiltere'de yapılan yeni bir anket, İngilizlerin yüzde 51'inin AB'den ayrılmak istemediğini ortaya koydu. Ülke geçen yılki referandumda yüzde 52'lik destekle birlikten ayrılma kararı almıştı.

Bir buçuk yıl önce Britanya'daki halkoylamasından "Brexit" kararının çıkması halkta bölünmeye yol açmıştı. Başbakan Theresa May Birleşik Krallık'ın 29 Mart 2019'da AB'den ayrılmış olacağını açıklamıştı.

AB'den ayrılmanın İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki en önemli jeopolitik adım olacağını bütün İngilizler kabul ediyor. Ancak GSYH'si 2,5 trilyon doları bulan İngiliz ekonomisi ile dünyanın en büyük ekonomik topluluğu olan AB arasındaki ilişkilerin geleceği konusunda görüşler ayrılıyor.

1997–2007 yılları arasında başbakanlık yapan İşçi Partili Tony Blair AB'den ayrılmasının Britanya'yı fakir ve zayıf düşüreceğini ve Başbakan May'in Kuzey İrlanda'nın ayrılış sonrası statüsüyle ilgili sorunlara çözüm bulamadığını söyledi. Blair internet sayfasından paylaştığı makalesinde "Modern dünyanın anlamakta güçlük çekeceği bir hata işlemek üzereyiz. Gelecek nesiller bizi asla affetmeyecektir" dedi. Tony Blair AB ile kurulmak istenen yeni ilişkinin mevcut ilişkilerden daha iyi olup olmadığına karar vermek için 2018'in son fırsat olduğunu sözlerine ekledi.

(Deutsche Welle Türkçe, 5 Ocak 2018)

 

Merkel Yeniden Başbakan Olursa 'Halefini İlan Edecek'

Almanya Başbakanı Angela Merkel'in bir kez daha büyük koalisyon kurup 4. kez başbakanlığı garantilemesi halinde CDU'daki halefini ilan edeceği belirtildi. Merkel'in gönlünde yatan halef, Saarland eyaletinin kadın başbakanı Annegret Kramp-Karrenbauer (kısaca AKK).

Almanya'da 24 Eylül 2017'de düzenlenen genel seçimden birinci çıkan Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) lideri ve Başbakan Angela Merkel, üst üste 4. kez başbakan olmasına neredeyse kesin gözüyle bakılırken bu kez koalisyon hükümeti kurmakta çok zorlanıyor. Merkel, Hür Demokratlar ve Yeşiller'le 'Jamaika' koalisyonu kurma çabalarının çökmesinin ardından, bir kez daha Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile büyük koalisyon (GroKo) oluşturmaya yöneldi, ama pek çok pürüzle karşılaştı. Bunların aşılması halinde bile GroKo'nun şubat ortası-sonu gibi kurulabileceği belirtiliyor.

Berlin'e Çağırıp Bakan Yapacak

Der Spiegel dergisinin haberine göre Merkel bunca zorluğu aşması halinde artık CDU'daki halefini ilan edecek. GroKo anlaşmasına varılırsa Saarland Eyaleti Başbakanı Annegret Kramp-Karrenbauer'i federal hükümette bakan olması için Berlin'e çağırarak ilk adımı atacak.

Merkel'e Benzeyen Yanları

Almanya'da kısaca AKK diye söz edilen 55 yaşındaki Annegret Kramp-Karrenbauer, üç çocuk annesi, siyaset bilimci, 'derin' güneybatı bölgesinden geliyor ve katolik. Yani görünüşte Merkel'in tam tersi. Ama Merkel'le pek çok ortak noktası var. Eski CDU'lu Başbakan Helmut Kohl'ün Merkel'i halefi olarak sunmaya çalıştığı dönemde ''Ondan olmaz'' tepkisini veren partililer şimdi de aynı tepkiyi AKK'ye gösteriyor.

Hazır Cevap ve Esprili

Der Spiegel dergisinee göre ilk bakışta kıymeti anlaşılamayan bu iki kadın, birbirlerini gayet iyi anlıyor. AKK yakın çevresine göre hızlı düşünen, hazır cevap ve esprili bir kişilik. Dışardan vasat ve sıkıcı bulunan Merkel için yakın çevresi de böyle konuşuyor.

Karizmatik Değil Ama Seçimleri Kazanıyor

CDU'nun vitrininde Julia Klöckner ve Ursula von der Leyen gibi AKK'den daha 'karizmatik' bulunan kadın siyasiler yer alıyor. Ancak AKK'nin onlara bir üstünlüğü var. Seçimleri kazanıyor. 2012'de Saarland'da 'Jamaika' koalisyonun çökmesini sağlayıp sonunda eyalet başbakanı olan  AKK, 2017'de oyların yüzde 40'tan fazlasını alıp net zafer kazandı. Eyaleti dışında fazla tanınmasa da zaman içinde CDU içinde sözü geçen konuma geldi.

Önemli Danışman

Saarland'da misyonunu tamamladığı ve Berlin'e gidip muhtemelen çalışma ve sosyal işler bakanlığı pozisyonundan tüm Almanya'ya açılmasının vaktinin geldiği konuşulan AKK'nin, Konrad Adenauer Vakfı'nın önde gelen dış politika uzmanı Nico Lange'yi kendisine danışman yapması dikkat çekti.

(Sputnik Türkçe, 4 Ocak 2018)

 

İsveç Göçmen Bürosu Önünde Kendini Yaktı

Stockholm’un banliyösü Sundbyberg’de bulunan İsveç Göçmen Bürosu önünde bir kişi, üstüne yanıcı madde dökerek kendini yaktı.

BÜRO önünde bulunan bazı kişiler ve güvenlik görevlilerinin müdahalesiyle ölmekten son anda kurtarılan kişi, ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Olay yerine gelen çok sayıda polis ve kurtarma görevlisi gelirken, yetkililerden hiçbir açıklama yapılmadı.

İsveç Göçmen Bürosu görevlileri, oturma ve çalışma izni alamayan kişilerin kurum önünde protesto gösterisi ve açlık grevi yaptıklarını belirterek, kendisini yakmaya çalışan kişiyle ilk defa karşılaştıklarını ifade ettiler.

(Hürriyet, 5 Ocak 2018)

 

Fransız - İtalyan Ortak Yapımı Hava Savunma Sistemi İçin İşbirliği Anlaşması İmzalanacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Fransa ziyaretinde Fransız-İtalyan ortak yapımı olan hava savunma sistemi SAMP/T için işbirliği anlaşması imzalayacak.

Rusya’dan satın aldığımız S-400 füzelerinin ardından Avrupa yapımı füzeler için de harekete geçtik. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un davetlisi olarak Fransa’yı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Fransız-İtalyan ortak üretimi kara konuşlu füze ve hava savunma sistemi SAMP/T’yi üreten Eurosam ile işbirliği anlaşması imzalaması bekleniyor. Türkiye, Fransa ve İtalya’nın savunma bakanları 8 Kasım 2017’de bir araya gelerek savunma işbirliği ve iyi niyet anlaşması imzalamıştı. Hava savunma sistemlerinin geliştirilmesi konusunda ise 14 Temmuz 2017’de Aselsan ve Roketsan, Eurosam ile fizibilite etüdü için çerçeve anlaşması yaptı.

 Ortak Üretim Kapıda

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın atacağı imza ile başlayacak ve 18 ay sürmesi beklenen fizibilite etüdünde ise, milli olarak geliştirilen Hisar-U Uzun Menzilli Füze ve Hava Savunma Sistemi’nin hangi bileşenler için destek ihtiyacı olduğu ve Eurosam’in projeye vereceği katkı üzerine teknik bir çalışma yapılacak. Anlaşmayı Vatan’a değerlendiren savunma analisti Turan Oğuz, “İlk aşama tarafların anlaşmasıyla geçildiğinde, ortak geliştirme, ortak üretim, sistemde kullanılan Aster 30 füzesi ve bazı bileşenlerin Hisar-U’da kullanılması, ortak ihracat, gelecekteki yeni füze ve sistem yenileme çalışmalarına Türkiye’nin ortak olarak katılımı gibi alternatifler ortaya çıkabilir. Süreç olumlu yürürse Eurosam, Hisar-U’nun iş ortaklarından biri haline gelecek” dedi.

Aynı Anda 10 Hedefi Vuruyor

 SAMP/T Hava Savunma Sistemi uçak, helikopter, IHA, seyir füzeleri ve 600 km menzile sahip balistik füzelere karşı etkili. 360 derece izleme kabiliyetli Arabel radarıyla, aynı anda 50 hedefi takip edip, 10 ayrı hedefe, 16 füze atabiliyor. Sayısı 6’ya kadar çıkabilen her lançerde 8 füze bulunuyor ve tümü 10 saniyede ateşlenebiliyor. Taktik balistik füzeleri 10 km irtifada önlüyor. Bu sayede kimyasal veya nükleer ajanların yerdeki siviller üzerindeki etkisi en aza indiriliyor. Şu anda sistemde kullanılan yüksek yok etme oranına sahip ‘Aster 30 Block-1’ füzesinin azami menzili 120 km, azami irtifası ise 20 km olarak biliniyor.

 ‘S-400’ün Açığını Kapatır’

 Savunma analisti Turan Oğuz, sistemle ilgili şu değerlendirmeleri yaptı: Görüşmede birkaç sistem SAMP/T ve Aster 30 füzesi alımı konuşulabilir. SAMP/T satın alınarak S-400’ün NATO sistemine entegre edilememesi sebebiyle eksik kalan balistik füze engelleme kabiliyeti elde edilebilir.

 Farklı Paktlara Farklı Savunma

 Ayrıca elimizde hem S-400 hem de SAMP/T olursa farklı ‘paktlara’ karşı farklı hava savunma stratejileri geliştirme serbestisine sahip oluruz. Siyasi açıdan da NATO’ya bağlılığımız gösterilmiş olur. Öte yandan yakın gelecekte Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na inşa edilecek TF-2000 hava savunma firkateyni için gemi konuşlu bir hava savunma füzesi gerekiyor. Vatan Gazetesi'nin haberine göre, SAMP/T’de kullanılan Aster füzeleri bu ihtiyacı karşılayacak az sayıdaki iyi alternatiften biri. 

(Star, 5 Ocak 2018)

 

Kosova’da 4 Milletvekiline Şartlı Hapis Cezası

Kosova Meclisi Genel Kurulunda gaz bombası attıkları gerekçesiyle 4 milletvekili şartlı hapis cezasına çarptırıldı.

Priştine Temel Mahkemesi’nde görülen davada, Kendin Karar Al Hareketi milletvekilleri Albin Kurti, Albulena Haxhiu, Faton Topalli ve Donika Kadaj  Bujupi 8 Ekim 2015 tarihinde Meclis Genel Kurulunda gaz bombası attıkları ve resmi kişilerin görevlerini yerine getirmesini engelledikleri gerekçesiyle hapis  cezasına çarptırıldı. Milletvekillerinin yokluğunda gerçekleşen duruşmada hakim Beqir  Kalludra, Kurti’ye 1 yıl 6 ay, Haxhiu’ya 1 yıl 3 ay, Kadaj Bujupi’ye 1 yıl 6 ay  ve Topalli’ye 1 yıl 2 ay şartlı hapis cezası verdi.

Kurti, Haxhiu ve Kadaj Bujupi Meclis Genel Kurulunda gaz bombası atmaktan, Topalli ise resmi kişilerin görevlerini yerine getirmesini  engellemekten dolayı suçlu bulundu.

Sanıklar 2 yıl içerisinde suç işlemedikleri takdirde verilen cezaların uygulanmayacağı ifade edilirken, sanıkların 15 gün içerisinde mahkemenin kararına itiraz haklarının bulunduğu kaydedildi. Milletvekilleri, daha önce yaptıkları açıklamada duruşmaya katılmayacaklarını bildirmişti.

Kosova’da Sırp Belediyeler Birliği kurulmasını ve Karadağ-Kosova sınırının yeniden düzenlenmesini öngören anlaşmanın görüldüğü 8 Ekim 2015 tarihli Meclis oturumu sırasında Kendin Karar Al milletvekilleri gaz bombası atmış,  yasama faaliyetlerine engel olmuştu.

(Balkan Günlüğü, 5 Ocak 2018)

 

Bulgaristan’nın Peştera Kasabasında İlaç Fabrikası Kurulacak

Veteriner ürün üreticisi Biovet Şirketi, beşeri ilaç maddeleri ve yem katkı maddeleri üretimi yapacak bir fabrika kuracak. Fabrika, yatırımcı şirketin satın aldığı Peştera kasabasında bulunan bir arazi üzerine kurulacak.

Yuncker Planı olarak bilinen AB’nin ekonomik programı kapsamında onaylanan yatırım projesi, bu yıl devlet tarafından destek alan ilk projedir. Bugünkü hükümet oturumunda onaylanan proje kapsamında yapılacak yatırımın toplam miktarı 293 milyon levanın biraz üzerinde olacak. İlaç üretimine 2020 yılının Mart ayında başlanması bekleniyor. Fabrikada yapılacak üretimin yüzde 90’dan fazlası ihraç edilecek. Proje kapsamında 100 kişinin istihdam edilmesi bekleniyor.

Yatırımcı şirket, son başvuru tarihlerine ilişkin teşvik tedbirlerini kullanarak ve ilgili idareler tarafından idari hizmetler sağlanmasının yanı sıra Yatırım Teşvik Kanunu’na göre sınırlı emlak hakları edinerek devlet tarafından desteklenecek.

Biovet’in ana şirketi, Kiril ve Georgi Domusçievi kardeşlere ait olan Huvepharma’dır. Onların ortağı olan Opportunities 2009 Şirketi ile birlikte Domusçievi kardeşler, şirketin hisselerinin yüzde 90’ından fazlasına sahiptirler.

Kısa bir süre önce Domusçievi Kardeşler Şirketler Grubu’na ait bir yatırım projesine AB’nin ekonomik programı kapsamında 100 milyon avro hibe desteği onaylandı. Peştera’da kurulacak fabrikadan başka Domusçievi Kardeşler Şirketler Grubu, Razgrad (Hazargrat) şehrinde veteriner aşıları üretimi yapacak bir fabrika kurmayı da planlıyor. Şirketler grubu, bu yatırım için gereken kaynakları kendi kaynakları ve bankadan kredi çekerek tamamlayacak.

(Balkan Günlüğü, 4 Ocak 2018)

 

Yunan Bakan: Türk Askerler Yunanistan'da Yargılanabilir

Yunanistan Adalet Bakanı Stavros Kontonis, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Yunanistan'a kaçan 8 Türk askerinin Yunanistan'da yargılanmasının mümkün olup olmadığını araştırdıklarını söyledi.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından bir helikopterle Türkiye'den Yunanistan'a kaçan sekiz askerin Yunanistan'da yargılanmalarının mümkün olup olmadığının araştırıldığı açıklandı. Yunan Adalet Bakanı Stavros Kontonis, bunun mümkün olabilmesi için Türkiye'nin öncelikle resmi bir talepte bulunması gerektiğini, ancak şu ana kadar iki kez askerlerin Türkiye'ye iadesi yönünde talep geldiği göz önüne alındığında bunun pek olası görünmediğini söyledi.

Askerlerin başka bir ülkede işledikleri bir suçtan Yunanistan'da yargılanıp yargılanamayacaklarının araştırıldığını söyleyen Yunanistan Adalet Bakanı, ''Başbakan (Aleksis Çipras) askerlerin adil bir biçimde yargılanmalarını istiyor'' diye konuştu. Askerlerin Türkiye'ye iadesinin söz konusu olmadığının bir kez daha altını çizen Bakan, yargılamanın mümkün olması halinde söz konusu davanın Yunan ceza kanuna göre görüleceğini söyledi.

Türkiye ile Yunanistan arasında terör suçlarına yönelik imzalanan anlaşmalar bulunuyor. Bu durum ceza kanununun Yunan vatandaşlarının yanı sıra yabancılara da uygulanabileceği anlamına geliyor.Davanın Türkiye'nin askerlere yönelttiği suçlamalara ya da başka suçlamalara dayandırılabileceği belirtiliyor.

Geçen hafta Yunanistan, sığınma talebinde bulunan askerlerden birinin iltica talebinin kabul edildiğini duyurmuştu.Yunan Temyiz Mahkemesi Türk askerlerle ilgili nihai kararını mayıs ayının başında vermişti. Daha önce askerlerden altısının iadesini reddeden mahkeme, diğer iki askerin de iadesi konusunda Türkiye'ye olumsuz yanıt vermişti.

Yunanistan'da aylarca süren yargı süreci, Ankara ile Atina arasındaki ilişkilerin gerilmesine neden olmuştu. Türkiye, kaçak askerlerin 15 Temmuz darbe girişiminde rol aldığını savunuyor.

(Deutsche Welle Türkçe, 5 Ocak 2018)

 

“Seçimden Çıkacak Eğilim Kıbrıs Sorununu Etkileyecek”

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, KKTC’de yapılacak “yasadışı” genel seçimde ortaya çıkacak eğilimin Kıbrıs sorununu etkileyeceği değerlendirmesinde bulundu.

Anastasiadis, Rum Haber Ajansı’na (KİPE) verdiği söyleşide, KKTC’deki seçimler, Suudi Arabistan ziyareti, Pazartesi günü yapılması planlanan ancak İsrail’in talebi üzerine ertelenen üçlü (Güney Kıbrıs, Yunanistan, İsrail) görüşmesinin konularında konuştu.

Alithia söyleşiyi “İşgal Bölgelerindeki ‘Seçimlerden’ Çıkacak Eğilimler Kıbrıs Sorununu Etkileyecek… Nikos Anastasiadis Güncel Konular Hakkında Konuştu” başlığıyla okurlarına aktardı.

Gazeteye göre, Anastasiadis’e, KKTC’de Pazar günü yapılacak genel seçimde, yaklaşımı Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nınkinden farklı bir hükümet çıkmasının Kıbrıs müzakerelerini ve müzakerelerin sonucunu etkileyip etkilemeyeceği soruldu.  Seçimin “yasadışı olduğunu” iddia eden ve seçimin, hükümet oluşumunda bir rol oynayacağı izahında bulunan Anastaiadis, “ancak Kıbrıs sorununu müzakere eden başbakan değil, Kıbrıs Türk toplumunun seçilmiş lideridir” dedi.

Anastasiadis, “kuşkusuz, partilerin çoğunluğu müzakere etmekte olduğumuz çözüm şekline karşı olursa, muhtemelen Kıbrıs Türk toplumu liderinin iradesini de etkileyecek” iddiasında bulundu. Türkiye’nin “Kıbrıs Türk toplumunu olumsuz etkilediğini”  savunan Anastasiadis, şunları ekledi:

“Evet, haklısınız. Yapılmakta olan yasadışı seçimlerin sonucu da sözde seçimlerden ortaya çıkacak eğilimlere göre Kıbrıs Türk toplumu içerisinde genel siyasi sahnenin nasıl şekilleneceği süreci etkileyecek.” Anastasiadis’e, Yunanistan ve İsrail ile pazartesi günü Güney Kıbrıs’ta yapılması planlanan üçlü zirvenin, İsrail Başbakanı’nın Güney Kıbrıs’a gidemeyeceğini bildirmesi üzerine ertelendiği hatırlatılarak, bu ertelemenin, Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın Kudüs konusundaki tavrından duyduğu rahatsızlıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı soruldu.

Netanyahu’nun Güney Kıbrıs’taki zirveye İsrail meclisi Knesset’te yapılacak kritik bir oylamaya katılması gerektiği için katılamayacağını söyleyen Anastasiadis, “Meseleyi gündeme getiren Netanyahu hükümetinden bir bakandır” şeklinde devam etti:

Anastasiadis, şunları ekledi:

“İsrail Başbakanı’nın bize ilettiği üzere katılması mümkün olmayacaktı. Her ikimiz de seçimlere çok yakın olduğumuz için gerek Sayın Çipras’ın, gerek benim katılabileceğimiz başka bir tarih olup olmadığını sorduk. Şu anda ocak ayı içerisinde yapılmasının mümkün olup olmadığını görmek için bir istişare içerisindeyiz, aksi halde seçimlerden sonda olacak.”

Anastaiadis, Rum tarafında 16 Ocak’ta Ürdün ile de bir üçlü zirve yapılacağını belirterek, “Umarım, onda da beklenmedik bir şey çıkmaz. Aslolan tek bir şey var, o da üçlü zirvenin bugün olmazsa, daha sonra olması şartlarını yaratan ilişkilerimiz olması. Bu işbirliklerimiz genişliyor da”

“Olumlu Oy Versek, Netanyahu Çok Daha Mutlu Olmazdı”

Kudüs meselesinde (ABD Başkanı’nın İsrail’in başkenti olarak tanınması önerisinin BM’de oylanması sırasında Rum ve Yunan hükümetlerinin ret oyu kullanması) ise Netanyahu’nun gerek kendisinin gerek Yunanistan’ın gerekse AB’nin tezlerini iyi bildiğini söyleyen Anastasiadis “dolayısıyla bizim tavrımız tuhaf bir şey değil” dedi, özetle şunları söyledi:

“AB’nin tezlerinden ayrılamazdık. Sayın Netanyahu da iyi biliyor ki Arap devletleri ve Filistin ile çok iyi olan ilişkilerimiz nedeniyle basitçe, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak isimlendirilmesine olumlu oy vermek yerine ilkelere dayalı hareket ederek birçok meselede çok önemli rol oynayabiliriz. O kadar uzun vadeli bir sorunun çözüm yöntemi zannederim bu değildir. dolayısıyla Başkan Trump’ın Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınması kararına olumlu oy versek Netanyahu çok daha memnun olmazdı, meselenin ertelemeye (Netanyahu’nun ziyaretini) hiçbir bir katkısı yok. Aksine,  ısmarladığımız ve aldığımız savaş gemisi için Zirve sırasında devir-teslim töreni planlıyorlardı. Devir teslim töreni Zirve toplantısı öncesinde, Mari üssünde yapılacaktı.”

Anastasiadis, meseleyi görüşmek üzere Netanyahu ile direkt iletişim kurup kurmadığı sorusuna “diplomatik misyonlarımız; benim Diplomatik Büro müdürüm ile Netanyahu’nun müdürü yaptı.  Ancak bir şeyi açıklamak isterim: ofisimde biri Sayın Çipras’la, biri de Sayın Netanyahu ile olmak üzere başbakanlarla iki direkt iletişim hattı var.  dolayısıyla aramızda iletişim kurmak çok kolay. Sorun yok.”

Suudi Arabistan Ziyareti “Tarihi”

Suudi Arabistan’a yaptığı ziyareti “tarihi” diye niteleyen Anastasiadis, “Gerek Kıbrıs halkı, gerek Suudi Arap dostlarımız açısından çok faydalı bir ziyaretti. AB üyesi olarak, diğer dost ülkelerle de yaptığımız gibi, gerek AB ile ilişkilerine, gerek bölge güvenliğine katkı sağlayabiliriz.

Suudi Arabistan’ın Arap dünyasında, İslam Konferansı’nda oynadığı rol dikkate alındığında, bu ülkeye yaptığı ziyaretin ne kadar önemli olduğunun anlaşılabileceğine dikkat çeken Anastasiadis şöyle devam etti:

“Biri çifte vergilendirmeyi önleme, (Dışişleri) bakanlıklar arasında istişare ve hava taşımacılığıyla ilgili üç önemli anlaşma imzalandı.  Eksik olan, direkt bağlantıdır. Bunun için de nasıl perspektif yaratılabileceğini bulmaya çalışıyoruz.” 

Politis, Anastaisiadis’in söyleşisinin KKTC’deki seçimlerle ilgili bölümünü “Sahte Seçimler: Sonuç etkiler” ve Suudi Arabistan ziyaretiyle ilgili bölümünü de “Riyad’a Ziyaret Tarihi ve Yararlı” başlıklarıyla okurlarına aktardı.

(Kıbrıs Gazetesi, 5 Ocak 2018)

 

Jeenbekov, Dini Alanda Nüfusun Eğitiminin Arttırılması Yönündeki Çalışmaları Güçlendirmesi Talimatını Verdi

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Jeenbekov Kırgızistan Cumhuriyeti Diyanet İşleri Komisyonu direktörü Zayyrbek Ergeshov'u bugün kabul etti.

Kırgızistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Ofisi Bilgi İletişim Departmanı'na göre toplantı, devlet politikasının dini alanda etkinliğini artırmak ve ülkede hoşgörülü dinler arası ilişkiler yaratmak için gösterilen çabaları tartıştı.

Zheenbekov, son yıllarda dünyayı toplumu radikalleştirmek ve aşırılıkçı ve terörist fikirleri yaymak için dini alanı kullanma eğilimini yoğunlaştırdığına dikkat çekerek, bu eğilim Kırgızistan için de tehlikeli oldu.

"Dinsel alanda nüfusun eğitim düzeyini yükseltmek, bütün medrese ve diğer din eğitim kurumlarında birleşik bir eğitim programının uygulanmasını kontrol altına almak için çalışmaların güçlendirilmesi gerekiyor. Bu amaçla, Diyanet İşleri Komisyonu, dini organizasyonlar, Kırgızistan Ruhani Meclisi Kurulu, bölgelerdeki devlet yetkilileri, Ruhsal Kültür Geliştirme Kültürel Vakfı "Yyman" ile olan etkileşimini yoğunlaştırmalıdır. Halka geleneksel dinin temellerini getirmek gerekiyor, "dedi.

Bakan, dinsel alanda devlet politikasının laik bir devlet ilkelerine dayanarak yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Jeenbekov ayrıca, dini kuruluşların ve eğitim kurumlarının bir kaydının derlenmesi ve dini radikalizmin yayılmasını önlemek ve karşı koymak için mali ve diğer faaliyetleri üzerindeki kontrolünü güçlendirme ihtiyacı olduğunu belirtti.

Devlet Diyanet İşleri Komisyonu Başkanı Zayyrbek Ergeshov, 2014-2020 için Dini Alanda Devlet Politikası Kavramı'nın uygulanması hakkında rapor verdi.

Dediği gibi, şu anda ülkenin dini alanını düzenleyen yasal çerçeveyi iyileştirme çalışmaları bulunmaktadır. Buna ek olarak, din eğitimi geliştirmek için çalışmalar yapılmaktadır. "Ana görevlerimizden biri, nüfusun ve dini figürlerin kendilerinin din eğitimini arttırmaktır. Ergeşov, son üç yıldaki "Yyman" Fonu ile birlikte 2500'den fazla imam eğitim aldı.

Ayrıca, 2017 yılında dini aşırılıkların önlenmesi için Devlet Diyanet İşleri Komisyonu 500'den fazla eğitim olayı, seminer ve uluslararası konferans düzenledi.

(Kabar, 5 Ocak 2018)

 

Özbekistan ve Kırgızistan Arasında Gümrük Vergisi Tarih Oluyor

Özbekistan ile Kırgızistan arasında uluslararası karayolu trafiği taşımacılığı alanında, gümrük geçişlerinde alınan ücretlerin kaldırılması yönünde mutabakata varıldı. En son 1996 yılında düzenlenen ilgili mevzuatın, 1 Ocak 2018 itibariyla yenilendiği duyuruldu.

Yapılan yeni anlaşmada tarafların birbirleri ile transit geçişlerinde gümrük vergisi alınmayacağı öğrenildi. Çin'in "Bir Kuşak, Bir Yol" projesi kapsamında hazırlanan Taşkent-Andican-Oş-Kaşgar karayolunun işlevselliğini artırma noktasında yeni düzenlemenin büyük önem taşıdığı vurgulandı. Çin, Özbekistan ve Kırgızistan yetkilileri, Ocak ayı içerisinde Taşkent'te bir araya gelerek mevcut karayolu taşımacılığı ve ticaret rotaları üzerinde fikir alışverişinde bulunacaklar.

Çin, Yeni İpek Yolu vizyonu ile Orta Asya ülkelerinde altyapı projelerine her geçen gün bir yenisini daha ekliyor. Bu kapsamda, Özbekistan ile Çin arasındaki ticari anlaşmalar tamamlanırken, Kırgızistan'ın da Çin ile ikili anlaşmalarını yenilemesi bekleniyor.

(Kırım Haber Ajansı, 4 Ocak 2018)

 

Özbekistan-Kazakistan Otobüs Seferleri 20 Yıl Sonra Yeniden Başladı

Özbekistan ile Kazakistan arasında 20 yıl aradan sonra yeniden otobüs seferleri başlatıldı.

Özbekistan Otomobil ve Su Taşıtları Kurumu, yaptığı açıklamada, otobüs seferlerinin Taşkent ile Kazakistan'ın Çimkent şehirleri arasında olacağı belirtildi.

İlk otobüs yolcuları, sabah saatlerinde Taşkent'den yola çıktı. Özbekistan'ın "Gişt Köprik" ve Kazakistan'ın "Jibek Jolu" sınır kapılarından geçecek otobüsün, iki şehir arasındaki 145 kilometreyi yaklaşık 3 saatte tamamlaması bekleniyor.

Her iki şehirden saat başı kalkacak otobüslere sınır kapılarında kolaylaştırılmış gümrük geçişi uygulanacak.

Özbekistan Otomobil ve Su Taşıtları Kurumu, yakın gelecekte Özbekistan'ın tarihi Semerkant, Buhara ve Hive şehirlerinden de Kazakistan'a otobüs seferleri düzenleneceğini açıkladı.

Özbekistan ile Kazakistan arasındaki düzenli otobüs seferleri, 1997'de durdurulmuştu.

Son dönemde ikili ilişkilerini geliştiren Özbekistan ve Kazakistan, geçen sene de Taşkent ve Almatı şehirleri arasında tren seferleri başlatmıştı.

(Anadolu Ajansı, 5 Ocak 2018)

 

Çin, Kazakistan'a Ticaret Şehri İnşa Ediyor

Çin tarihi İpek Yolu’nu canlandırmak için ilan ettiği "Bir Kuşak, Bir Yol" projesi kapsamında, Kazakistan'ın Çin sınırındaki Korgas bölgesine büyük bir ticari şehir inşa edeceğini duyurdu. Uzman çevreler tarafından Korgas artık bir "kuru liman" olarak adlandırılıyor.

Çin Okyanus ve Gemicilik Şirketi'nin (COSCO) de ortak olduğu Korgas "limanı" inşasında çalışanlar için Nurkent adlı bir şehir de inşa edildiği duyuruldu. Şehirde şimdilik bin 200 kişi yaşasa da, aileleri ile buraya gelecek işçilerle beraber sayının 100 bini bulacağı belirtiliyor. Kuru limanın işletme ortağı Jaslan Hamzin, “Çinliler aptal değil. Buraya yatırım yaptılarsa, 5 ila 10 yıl içinde paralarını üstüne kar ederek geri almayı öngörmüş olmalılar.” diyor.

Çin fabrikalarından Avrupa’ya mal göndermek deniz yolu ile 45-50 gün sürüyor. Demiryolu ise süre yarı yarıya azalıyor. Fakat Çin’in ihracatı, ithalatına oranla kat kat daha fazla olduğu için, giden trenlerin genelde boş döneceğine dikkat çeken uzmanlar bu iddialı “Bir Kuşak, Bir Yol” projesine yapılan yatırımların maliyetini sorguluyorlar.

Korgas 2017’de 100 bin standart konteyner dolusu kargonun indirilip bindirildiği bir nakliye limanı idi. Hedef 2020’de rakamı 500 bine yükseltmek. Ama bu miktar bile deniz yolu ile Asya’dan Batı’ya taşınan malların ancak yüzde biri. Şimdilik Korgas’tan Çin malı ürünler sadece Orta Asya’ya, Özbekistan ve İran gibi ülkelere naklediliyor. Uzun vadede ise hedefin Avrupa olduğu belirtiliyor.

(Kırım Haber Ajansı, 4 Ocak 2018)

 

TANAP Eskişehir'e Ulaştı

Azerbaycan doğalgazını Gürcistan üzerinden Türkiye'ye ulaştırmayı amaçlayan Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) projesinin Bakü'den Eskişehir'e kadar ulaştığı öğrenildi. TANAP Genel Müdürü Saltuk Düzyol, TANAP'ta yüzde 96'lık bir ilerleme kaydedildiğini de aktardı.

Saltuk Düzyol yaptığı açıklamada: "Aşama 0'ın test süreci Ocak ayı içerisinde başlatılacak. Eskişehir'den, Yunanistan sınırına kadar olan Aşama 1 süreci ise planlanan takvimde devam edecek. Haziran ayında TANAP Azerbaycan doğalgazını BOTAŞ'ın Eskişehir'deki merkezleri ile buluşturacak" ifadelerinde bulundu.

TANAP projesi toplam 7.9 milyar dolar maliyete sahip. TANAP'ın devamı Trans Adriyatik Doğalgaz Boru Hattı (TAP) ise Azerbaycan doğalgazını Yunanistan ve Arnavutluk üzerinden İtalya'ya aktarmayı hedefliyor. TAP'ın tamamlanma tarihi ise 2020 başı olarak belirtildi. TAP'ın uzunluğunun 878 km uzunluğunda olduğu belirtiliyor. Bunun 550 kilometresi Yunanistan'dan, 215 kilometresi Arnavutluk'tan,105 kilometresi Adriyatik Denizi'nden ve 8 kilometresi ise İtalya'dan geçecek.

(Kırım Haber Ajansı, 5 Ocak 2018)

 

BM'den Mısır'daki İdamlara Tepki

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Liz Throssell, örgütün Cenevre Ofisi'nde düzenlediği basın toplantısında, "Geçen haftadan bu yana Mısır'da 20 kişinin idam edildiğini duymaktan şoke olduk." dedi.

Throssell, Sina Yarımadası’nda meydana gelen terör saldırıları nedeniyle yargılanan ve haklarında idam kararı verilen 15 mahkumun 26 Aralık'ta idam edildiğini anımsatarak, 2 Ocak'ta da 5 kişinin İskenderiye’de idam edildiğini söyledi. Sözcü, idam edilen 5 kişinin dördünün Kefr eş-Şeyh stadyumu yakınlarında 15 Nisan 2015'te meydana gelen patlamadan sorumlu tutulan mahkumlar olduğunu aktardı.

"Siviller, yalnızca istisnai durumlarda askeri veya özel mahkemelerde yargılanmalıdır." diyen Throssell, Mısır'daki askeri mahkemelerdeki adil yargılamaya ilişkin ciddi kaygıları olduğunu vurguladı.

Throssell, Mısır hükümetine idam cezalarına ilişkin uluslararası insan hakları yükümlülüklerini yerine getirme çağrısında bulunarak, aynı ihlallerin tekrarlanmaması uyarısında bulundu.

Mısır'da son idamlarla birlikte Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi iş başına geldikten sonra idam edilenlerin sayısı 27’ye yükseldi.

(Anadolu Ajansı, 5 Ocak 2018)

 

'Hamas Bölünmenin Tarafı Olmayacak'

Hamas Siyasi Büro Üyesi Musa Ebu Merzuk, "Şu andan itibaren siyasi bölünmenin tarafı olmayacağız ve Filistin'in birliğini desteklemeye devam edeceğiz." dedi.

Uzlaşının başarısızlığa uğrama ihtimaline ilişkin Ebu Merzuk, "Bu konuda tüm ihtimaller ve Filistinli gruplarla halka hizmet edecek tüm seçenekler üzerinde çalışacağız. Hamas daha önceki merhaleye dönülmesine izin vermeyecek." diye konuştu.

Ebu Merzuk, Fetih hareketinin daha önce Gazze'deki yaşam şartlarının iyileştirilmesi için bölgeye elektrik sağlanması ve memurların sorunlarına çözüm bulunması gibi vaatlerde bulunmasına rağmen uzlaşı görüşmelerinin son turunda Gazze'ye yönelik yaptırımların kaldırılmasına karşı tavrını sürdürdüğünü söyledi.

Uzlaşının ilerlemesinin önündeki engellerin Fetih'ten kaynaklandığını savunan Ebu Merzuk, "Birliğin ve uzlaşının önüne koyulan engeller konunun temeli değil. Bu engeller şüpheli bir siyasi iradeyi yansıtan bahaneden ibaret." ifadelerini kullandı.

Ebu Merzuk ayrıca "Fetih hareketinin söz konusu siyaseti devam ettirmesi durumunda uzlaşı sürecine gölge düşürecek olumsuz sonuçlar" hakkında uyarıda bulundu.

Gazze'deki maaş krizine de değinen Ebu Merzuk, Kahire görüşmelerinde, Gazze'deki memur işleri idare komitesi dosyalarla ilgili çalışmalarını tamamlayana kadar tüm memur maaşlarının Filistin hükümeti tarafından karşılanmasının gerekliliği üzerinde Fetih hareketi ile uzlaştıklarını söyledi.

Ebu Merzuk, idari komitenin pazar günü, Hamas'ın Gazze'de kontrolü ele almasından sonra tayin edilen memurlarla ilgili güncel ve tam bir veritabanı sunmak için toplanacağını ifade etti.

Uzlaşı anlaşması uyarınca memur işleri idare komitesinin çalışmasını şubat ayında sonlandırması öngörülüyor.

Hamas İle Fetih Arasındaki Uzlaşı Süreci

Hamas ve Fetih heyetleri, Mısır'ın başkenti Kahire'deki müzakereler kapsamında geçen yıl 12 Ekim'de, Filistin'deki bölünmüşlüğü bitiren "uzlaşı anlaşmasını" imzalamıştı.

Buna göre Filistin Uzlaşı Hükümeti'nin geçen yıl sonunda Gazze Şeridi'nde tüm kontrolü alması gerekiyordu, ancak bu henüz tam olarak hayata geçirilemedi.

Bazı konularda yaşanan anlaşmazlıklarla birlikte ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanıma kararından sonra Filistinli grupların gündeminin iç uzlaşı sürecinden bu konuya kaymış olması da bu durumda etkili oldu.

Filistin uzlaşı sürecini hayata geçirmek için gelecek haftalarda Fetih ve Hamas yetkililerinin yeniden Kahire'de bir araya gelmesi bekleniyor.​

(Anadolu Ajansı, 5 Ocak 2018)

 

BMGK, İran Gündemiyle Toplanıyor

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), İran'da devam eden protestolar için TSİ 23.00’te toplanacak. Toplantıda İran’da devam eden protesto gösterileri ele alınacak.

ABD’nin BM Daimi Temsilci Nikki Haley, İran’da devam eden protestolarla ilgili BMGK’ye acil toplanma çağrısı yapacağını açıklamıştı. İran ise, içişlerine karışmakla suçladığı ABD’yi BM’ye şikayet etmişti.

Öte yandan İran’da 28 Aralık’ta ekonomik sorunlardan ötürü başlayan protestolar, sonraki günlerde provoke edildi. ABD ve İsrail başta olmak üzere İran karşıtı yabancı ülkeler tarafından destek mesajları verildi. Söz konusu gelişmelerin ardından milyonlarca İranlı şehirlerin merkezinde bulunan meydanlara akın etti. Başta Meşhed, Urumiye, Erdebil ve İsfihan olmak üzere İran’ın farklı şehirlerinde gerçekleşen İran devrimine bağlılık mitingleri gerçekleştirildi. "Kahrolsun fitne", "Kahrolsun ABD", "Kahrolsun İsrail", "Kahrolsun Suud rejimi" sloganları atıldı.

Dün İran Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Muhammed Ali Caferi yaptığı açıklamada, "Bugün fitnenin sona erdiği gündür" ifadesini kullanmıştı. Dün de Zencan, Kum ve Hamedan olmak üzere İran’ın farklı şehirlerinde İran devrimine bağlılık yürüyüşleri düzenlenmişti.

(İhlas Haber Ajansı, 5 Ocak 2018)

 

Pakistan Dışişleri Bakanı Asıf: ABD, Hindistan'ın Ağzıyla Konuşuyor

Yerel basındaki haberlere göre, Asıf, ABD ile Pakistan arasında son günlerde artan gerginliğe ilişkin mecliste partilerin temsilcilerine bilgi verdi.

Asıf, Pakistan'ın, ABD ile yaşanan gerginliği diyalog yoluyla çözmekten yana olduğunu ancak ülkesinin gösterdiği sabrın zayıflık olarak algılanmaması gerektiğini kaydetti.

ABD'nin Afganistan'daki başarısızlığı nedeniyle Pakistan'ı günah keçisi yapmaya çalıştığını dile getiren Asıf, "ABD, Hindistan'ın ağzıyla konuşuyor" ifadelerini kullandı.

Pakistan-ABD Gerginliği

Trump, 1 Ocak'ta Twitter hesabından, ABD'nin son 15 yılda Pakistan'a 33 milyar dolar yardım yaptığını belirterek, "Onlar ise liderlerimizin aptal olduğunu düşünerek bize yalanlar ve hilekarlıktan başka bir şey vermediler. Afganistan'da peşinde olduğumuz teröristlere güvenli bölge sağlıyorlar. Artık yok" paylaşımında bulunmuştu.

Bu açıklamadan kısa süre sonra, Washington yönetimi, Pakistan'a yapmayı planladığı 255 milyon dolarlık askeri yardımı durdurma kararı almıştı.

Trump'ın suçlamalarının asılsız olduğunu dile getiren Pakistan Dışişleri Bakanı Asıf, "Ülkemizin itibarını daha fazla pazarlık konusu yapmayacağız" diyerek ABD Başkanı'nın suçlamalarına tepki göstermişti.

Trump yönetimi, dün, Pakistan'a yapacağı 900 milyon dolardan fazla askeri yardımı, İslamabad yönetiminin 'Afgan Talibanı ve Hakkani grubuna yönelik gerekli adımları atıncaya kadar' askıya aldığını açıklamıştı.

(Sputnik Türkiye, 5 Ocak 2018)

 

Suriye'de 2017'de 42 Gazeteci Öldü

Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR), Suriye'deki iç savaşta farklı gruplar tarafından öldürülen ve tutuklanan gazeteciler hakkında bir rapor yayımladı.

Raporda, "Ağ olarak sadece geçen aralık ayında iki gazetecinin hayatını kaybettiğini, dört gazetecinin tutuklandığını belgeledik." ifadeleri kullanıldı.

Geçen yıl toplam 47 aktivist ve basın mensubunun yaralandığını belirten rapor, bunların 27’sinin Beşşar Esed rejiminin saldırısında yaralandığı bilgisine yer verdi.

Raporda, Esed rejiminin 17, terör örgütü DEAŞ'ın 11, Rusya'nın 4, askeri muhaliflerin 3, ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun 1 basın mensubunu öldürdüğü kaydedildi.

6 gazetecinin de bilinmeyen taraflarca katledildiği ifade edilen raporda, tarafların bazı gazetecileri alıkoyduğu belirtildi.

Buna göre, Esed rejimi 6, terör örgütü PYD/PKK 11, Heyet Tahrir Şam 19 ve muhalif gruplar ise 10 gazeteciyi tutukladı.

Raporda, bunlardan üçünün daha sonra serbest bırakıldığı ifade edildi.

(Anadolu Ajansı, 5 Ocak 2018)

 

Kerkük'ün Güneyinde DEAŞ'a Darbe

Salahaddin İl Meclisi Güvenlik Komisyonu üyesi Mehdi Taki, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''Son iki gündür, Kerkük'ün güneyinde başlatılan operasyonda 40 DEAŞ militanı öldürüldü, 11'i gözaltına alındı.'' dedi.

Operasyon kapsamında Kerkük ile Salahaddin kentleri arasında 30 köyün DEAŞ hücrelerinden temizlendiğini ifade eden Taki, ''Operasyonlar Kerkük ile Salahaddin kentleri arasındaki bölgenin tamamını kapsıyor. Bu bölgede bulunan tüm köy ve kasabalar DEAŞ unsurlarından tamamen arınmıştır." diye konuştu.

Taki, bölgedeki arama ve tarama operasyonlarının ciddi bir şekilde yürütüldüğünü vurgulayarak, bu kapsamda güneydeki Havice ilçesi, Zap, Abbasi ve Reşad kasabalarında sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini kaydetti.

(Anadolu Ajansı, 5 Ocak 2018)

 

 

http://www.turksam.org/tr/dis-basin-detay/1662-5-ocak-ta-dunya-bunlari-konusuyor
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 4032 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)