Dış Basın | 10 Ocak 2018

|

10 Ocak'ta Dünya Bunları Konuşuyor



Dünya basınında 10 Ocak'ta öne çıkan başlıklar...

 

PYD: ABD'nin Suriye'de Kalmasını Biz İstiyoruz

IŞİD'le savaşı gerekçe göstererek Suriye'de kalmaya devam eden, son olarak Deyr ez Zor'un doğusunda da IŞİD'in bitme noktasına gelmesine rağmen çekilmeyen ABD, tam tersine askeri ve siyasi varlığını artırıyor. Ankara'nın PKK'nin Suriye kolu olarak gördüğü PYD/YPG tarafından tek taraflı ilan edilen Kuzey Suriye Federasyonu'nu ABD'nin siyasi olarak tanıyacağı iddiaları gündemde. ABD'nin YPG'nin de içinde yer alacağı Kuzey Suriye Ordusu adı altında yeni bir ordu kuracağı da iddialar arasında.

Sputnik'e konuşan PYD'nin ilan ettiği Cezire Kantonu Dışişleri Konseyi Eşbaşkanı Ebdulkerim Omer, Kuzey Suriye Federasyonu'nun ABD ile iyi ilişkiler içinde olduğunu ve ilişkileri daha da geliştirdiğini belirtti.

'Şimdi Yaşanan Pratikte Tanımadır'

''ABD'nin Kuzey Suriye Federasyonu'nu resmen tanıması zaman alır. Bu, diplomatik bir meseledir. Hemen olmaz. Adım adım olur. Fakat pratikte şimdi yaşanan tanımadır'' değerlendirmesini yapan Omer, şöyle devam etti:

''ABD, Suriye'nin kuzeyinde daha uzun yıllar kalacak. Çünkü yıkılan yerlerin onarılmasına ve sığınmacıların geri dönüşüne yardımcı olacak. ABD, sınır güvenliği konusunda da yardım edecek. Bizimle ABD arasındaki anlaşmalar da devam edecek. ABD'nin bölgede kalmasını biz de istiyoruz. ABD ile ilişkilerimiz ve işbirliğimiz sürecek.''

'ABD, Mistura'ya Baskı Yapıyor'

''ABD, Cenevre 8 için Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura'ya baskı yaparak Kürtlerin de görüşmelerde yer alması gerektiğini söyledi'' bilgisini paylaşan Omer, IŞİD terörünün halen bitmediğini söyleyerek şu görüşü dile getirdi:

Suriye Sorunu Çözülmezse 10 Yeni Terör Örgütü Çıkar'

''ABD, IŞİD terörü nedeniyle Suriye'de olduğunu açıklıyordu. İnsanlar diyordu ki, IŞİD bitse, ABD Suriye'den çekilir. Fakat IŞİD henüz bitmemiş. IŞİD biter ama Suriye sorunu çözülmezse 10 yeni terör örgütü ortaya çıkar. Suriye'de terör sadece IŞİD değildir. Terör uzun bir süre daha devam edecek.''

'Federal Suriye İçin Mücadele Ediyoruz'

Cezire Kantonu yetkilisi ''Biz Demokratik Özerklik Yönetimi olarak nasıl bir Suriye inşa ederiz ve Suriye sorununu nasıl çözeriz, ona bakıyoruz. Terörü sadece askeri olarak yenmek bitirmek mümkün değildir. Biz Suriye sorununun çözümü için projeler ortaya koyuyoruz. Biz federal bir Suriye için mücadele ediyoruz" dedi.

'Kuzey Suriye Ordusu Kurma Çalışmamız Yok'

YPG'nin omurgasını oluşturduğu Demokratik Suriye Güçleri'nin (DSG) Basın Sorumlusu Mustafa Balli, Sputnik'e verdiği demeçte, Kuzey Suriye Ordusu adı atında yeni bir ordu kurma çalışmalarının olmadığını, bu konuda çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını söyledi.

ABD'nin Suriye'nin kuzeyinde PYD'nin elindeki Derik, Tabka, Rimelan, Hol, Şedadi, Kobani, Eyn İssa, Menbiç, Rakka, Haseke ve Tel Abyad'da askeri üsleri bulunuyor. ABD'nin ayrıca Kobani güneyinde Ğerebışk köyü yakınlarında büyük bir askeri hava üssü var.

Cezire Kantonu yetkilisi ''Biz Demokratik Özerklik Yönetimi olarak nasıl bir Suriye inşa ederiz ve Suriye sorununu nasıl çözeriz, ona bakıyoruz. Terörü sadece askeri olarak yenmek bitirmek mümkün değildir. Biz Suriye sorununun çözümü için projeler ortaya koyuyoruz. Biz federal bir Suriye için mücadele ediyoruz" dedi.

(Sputnik Türkçe,  10 Ocak 2018)

 

İsrailli Bakan: Daha Çok Filistinli Öldürmeliyiz

ABD Başkanı Donald Trump'ın aralıkta Kudüs'ü 'İsrail'in başkenti' olarak tanıması üzerine Filistinliler ilkin protestoya başvururken kutsal topraklar daha da karışıyor. İsrail'in ilhak ettiği Batı Şeria'daki yasadışı yerleşim birimlerinden birinde salı gecesi haham Raziel Şevach'ın silahlı saldırıda öldürülmesi, İsrail'de infial yarattı. Cenaze töreninde konuşan Tarım Bakanı Uri Ariel ''Filistinlilerin de yaralanması ve ölmesinin zamanı geldi'' dedi.

'Artık Sopayı Kullanmasını Bekliyoruz'

Savunma Bakanı Avigdor Lieberman'a haham saldırısına iz bırakan şekilde yanıt vermesi çağrısı yapan Tarım Bakanı Uri Ariel, ''Geçmişte Liberman havuç-sopa taktiğinden bahsederdi. Artık Savunma Bakanı'nın sopayı kullanmasını bekliyoruz, hatta bunu çok daha önca yapması gerekirdi'' dedi.

'Evlerinden Sürülsünler'

Saldırı düzenleyenlerin ailelerin evlerinden sürülmesi, evlerin yok edilmesi talebinde bulunan Ariel ''Savunma Bakanı'nın harekete geçeceğinden eminim. İsrail kamuoyu onun arkasında. Kimse bu terörü kabul edecek değil'' diye devam etti. Hahamın öldürülmesinin ardından Hamas'ın kutlamalar düzenlediği haberlerine atıfla Gazze'de de teröre sert şekilde karşılık verilmesini isteyen Tarım Bakanı, Filistinlileri hedef alarak şunları söyledi:

'Bizim Nasıl Özel Silahlarımız Var Ki?'

''Gerçeklik şu: Bize ateş ediyorlar, bizim canımızı yakıyorlar, sonra da bizim güçlerimizin onlara saldırdığını iddia ediyorlar. Ama onlardan kimse öldürülmüş, kimse yaralanmış olmuyor. Bizim nasıl özel silahlarımız var ki, ateş ediyoruz ama kimse zarar görmüyor? Artık onların da yaralanmasının, onların da ölmesinin zamanı geldi.''

​Kudüs protestolarında yaklaşık 15 Filistinli öldürüldü, yüzlercesi yaralandı.

(Sputnik Türkçe, 10 Ocak 2018)

                                                                                                 

Trump, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev'i Ağırlayacak

ABD Başkanı Donald Trump ile Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, 16 Ocak'ta Beyaz Saray'da bir araya gelecek.

Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, görüşmede ikili ve bölgesel ilişkilerin ele alınacağı ifade edildi.

Ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) dönem başkanlığını bu ay başında üstlenen Kazakistan'ın, başta Afganistan olmak üzere bölge ülkeleriyle ilişkilerindeki rolünün de müzakere edileceği duyurulan açıklamada, ABD ile Kazakistan arasındaki güvenlik politikaları konularının da masaya yatırılacağı belirtildi.

Nazarbayev'in ziyaret programı kapsamında üst düzey birçok ABD'li yetkiliyle görüşmesi ve BMGK'de bir oturuma katılması da bekleniyor.

İki lider arasında geçen kasım ayında yapılan telefon görüşmesinde Trump, Nazarbayev'i ABD'ye davet etmişti.

(Haber Türk, 10 Ocak 2018)

 

Kazakistan Ekonomisi Yüzde 4 Büyüdü

zakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, yıl sonunda gayrı safi yurtiçi hasılanın yüzde 4, sanayi üretiminin ise yüzde 7 arttığını söyledi.

Kazakistan Cumhurbaşkanlığı sitesinde Nazarbayev'in geleneksel halka sesleniş metni yayımlandı.

Nazarbayev, dünyanın en gelişmiş 30 ülkesi listesine girmeyi amaçladıklarını belirterek, bunun için belirledikleri 100 adım kalkınma programının 60'nın hayata geçirildiğini aktardı.

Geçen yıl üçüncü modernizasyon sürecini başlattıklarını hatırlatan Nazarbayev, endüstriyelleşme ve "Dijital Kazakistan” projelerinin başarıyla hayata geçirilmekte olduğunu vurguladı.

"Dünyada güven ve saygı uyandıran ve bir marka haline gelen bağımsız Kazakistan'ı kurduk.” diyen Nazarbayev, 2017'de ülkesinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi olmayan üyesi seçildiğine dikkati çekti.

Ekonomide Yüzde 4 Büyüme

Nazarbayev, 2017 yılında ülkesinin dünya ekonomik krizinin olumsuz etkilerini aşarak, istikrarlı büyüme yörüngesine oturduğunun altını çizerek, "Yıl sonunda gayrı safi yurtiçi hasıla yüzde 4, sanayi üretimi ise yüzde 7 arttı.” dedi.

Kazakistan'ın huzurlu kalkınmasının orta sınıfın oluşmasını sağladığına dikkati çeken Nazarbayev, "Fakirlik 13 kat azaldı, işsizlik oranı yüzde 4,9'a kadar düştü.” ifadelerine yer verdi.

Nazarbayev, petrol çağının kapanma aşamasına geldiğini ve ülkenin yeni gelişme kalitesine ihtiyaç duyduğunu söyleyerek, "Küresel eğilimler bunun (yeni gelişme kalitesi) dördüncü sanayi devrimi unsurlarının uygulanmasına dayanması gerektiğini gösteriyor.” diye konuştu.

"Alternatif Enerji Payını Yüzde 30'a Çıkaracağız”

Nazarbayev, Astana'da yapılan EXPO 2017 Uluslararası Enerji Fuarı'nın alternatif ve temiz enerji alanının hızla geliştiğini gösterdiğini kaydederek şunların altını çizdi:

"Günümüzde yenilenebilir enerji kaynakları dünyanın elektrik enerjisi üretiminin dörtte birini oluşturuyor. 2050 tahminlerine göre, bu gösterge yüzde 80'e ulaşacak. Biz 2030 yılına kadar alternatif enerji payını yüzde 30'a çıkarmayı hedefliyoruz.”

"Transit Yük Taşımacılığı Yıllık Gelirini 5 Milyar Dolara Çıkaracağız”

Kazakistan üzerinden kıtalar arası koridorların geçtiğine işaret eden Nazarbayev, 2017'de ülkesinden geçen transit yük taşımacılığının 17 milyon tona ulaşarakgeçen yıla kıyasla yüzde 17 arttığını aktardı.

Nazarbayev, "2020'de transit yük taşımacılığında yıllık geliri 5 milyar dolara kadar çıkarmayı hedefliyoruz. Bu devletin altyapı için harcamalarını kısa sürede geri kazanılmasını mümkün kılacak.” dedi.

(CNN Türk, 10 Ocak 2018)

 

Cumhurbaşkanı Ceenbekov 2018 Yılını Bölgesel Kalkınma Yılı İlan Etti

Bugün, 10 Ocak’ta Narın’daki Cumgal ilçesi sakinleri ile bir araya gelen Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov, 2018 yılını Bölgesel Kalkınma Yılı ilan ettiğini bildirdi.

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan açıklamada, 9 Ocak 2018'de Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan "2018'in Bölgesel Kalkınma Yılı Olarak İlan Edilmesi Hakkında” kararnamenin bölgelerin kalkınması için temel belge olacağı belirtildi.

Açıklamada, Ceenbekov’un, “2018 yılında, bölgelerin kalkınmasındaki sistemik değişikliklerin temelleri atılmalıdır. Bu, sivil sektörün yetkililiğinin her şubelerin ortak çabalarını gerektirir. Bölgelerin geliştirilmesiyle ilişkin Meclise (Cogorku Keneş), Hükümete belirli öneriler verildi, her bölge, köy, şehir ve diğer toprak planlama standartları için uzun vadeli kapsamlı programlar geliştirilecek.” ifadesi yer aldı.

Cumhurbaşkanı’nın ülkenin başbakanı olarak kaldığı süre boyunca, Bölgeleri Geliştirme Kavramı, Temiz İçme Suyu ile Nüfus Sağlama Programı ve ülkedeki Sulama Geliştirme Programı geliştirildiğini ve kabul edildiğini hatırlattığı, "2018'in Bölgesel Kalkınma Yılı Olarak İlan Edilmesi Hakkında” kararnamesinin bu programların uygulanmasına güçlü bir ivme kazandıracağını vurguladığı aktarıldı.

Ceenbekov’un bölgelerde istihdamın yaratılmasına özel dikkat çekileceğini ve yerleşim birimlerinde iş yerlerinin çoğalması iç ve dış göç süreçlerinin azaltılmasına neden olacağına vurgu yaptığı açıklandı. Devlet Başkanı’na göre, çabalar, bölgelerin ekonomik geliştirilmesine amaçlanan yol ve ulaşım altyapısının geliştirilmesine, bölgelerin ihracat potansiyelinin desteklenmesine, küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesi için koşulların oluşturulmasına, yatırımların çekilmesine yönlendirilecektir.

Açıklamada ayrıca, Sooronbay Ceenbekov’un, ilan ettiği yıla ilişkin, “Bazı vekil veya yüksek rütbeli bir görevli, bütçelerini kendi bölgelerine yönlendirdiği gerçekler de var, ya da tam tersi, dikkatsiz kalan yerleşim birimleri veya ilçeler de oluyor. Bazı ilçelerde okul ve hastaneler inşa edilmiyor. Bölgelerin gelişmesinde bir dengesizlik yaratmamalıyız, bütçesel ve yatırım fonları bölgelerin ihtiyaçlarına göre dağıtılmalıdır.” diye özetlediği aktarıldı.

(Kabar, 10 Ocak 2018)

 

AB’den Kırgızistan’da Eğitim Sektörüne Destek

Maliye Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, 30 Aralık 2017'de, Avrupa Birliği’nin (AB) eğitim sektörüne bütçe desteği çerçevesinde Kırgızistan Maliye Bakanlığı Hazine Müsteşarlığı hesabına 10 milyon avro tutarında hibe tahsis ettiği belirtildi.

Bunun bütçe destek programının 36 milyon avro tutarındaki kısmı, Kırgız hükümetine 2020'ye kadar Eğitimin Geliştirilmesi Stratejisini ve 2016-2017 için Eylem Planını uygulamada yardımcı olacağı ifade edildi.

Programın amacı, genel ve mesleki eğitim sistemlerinin reform edilmesine, eğitim kalitesinin ve pedagojik standartların iyileştirilmesine ve kamu maliyesi yönetiminin geliştirilmesine yardımcı olmaktır.

Buna ek olarak, bu hibe fonların ders kitapları satın almak, okulöncesi eğitim sistemini finanse etmek ve tüm okullara Internet kurmak için kullanılacağı açıklandı.

Avrupa Birliği (AB), bütçe desteğine ek olarak Maliye Bakanlığı, Eğitim ve Bilim Bakanlığı ve Eğitim ve Bilim Bakanlığı nezdinde Kamu Konseyi personeline politika tavsiyesi, teknik yardım ve eğitim imkanı sağlamaktadır.

Avrupa Birliği (AB), şu anda 2018 yılı için planlanan sonuç odaklı göstergeleri 10 milyon avroluk üçüncü dil çerçevesinde Kırgızistan hükümetiyle görüşüyor. Bu reformlar ve ilgili göstergeler 2016-2017 için Eğitimin Geliştirilmesi Stratejisinin Eylem Planında tanımlanmıştır.

(Kabar, 9 Ocak 2018)

 

Kırgızistan’da Artık Haftada 5 Gün Okula Gidilecek

Kırgızistan Meclisi (Cogorku Keneş) milletvekilleri, okulların altı günlükten beş günlük bir eğitim sistemine geçiş yapacakları "Eğitim Hakkında" kanunundaki değişiklikleri onayladı.

Söz konusu değişiklik, birkaç Meclis milletvekilleri tarafından başlatıldı.

Beş günlük eğitim sistemine geçirilmesi durumda öğrenci zorluklarının azaltılması bekleniyor, ayrıca öğretmenlerin dinlenebilmeleri için daha bir gün eklenecek.

Daha önce belirtildiği gibi, altı günlük okul, öğretmenler ile öğrencilerin aşırı yüklenmesine neden olur. Öğrencilerin farklı spor, bilişsel ve eğitimsel kursları ziyaret etmesine ve normal dinlenmesine vakit bulunmuyor. Değişiklikler kabul edildiğinde öğrenciler için ek bir eğitim yükü kalmayacak.

Edinilen bilgiye göre, şu anda pilot projede yer alan okulların %80'i beş günlük bir eğitim sisteminde çalışmaktadır.

Buna ek, şimdi 446 okulda bir vardiya çalışması, 159 okulun üç vardiya çalıştığı açıklandı.

Değişikliklerin kabul edilmesi halinde, Eğitim Bakanlığı müfredatı revize etmeye hazırdır. Cumartesi günü çalışmayı reddettikten sonra eğitim kalitesinin ve öğretmenlerin maaşının etkilenmeyeceği de bildirildi.

(Kabar, 10 Ocak 2018)

 

Kırgızistan ve Ermenistan Cumhurbaşkanlarının Diplomatik İlişkilerin 25. Yıldönümünde Tebrik Mesajları

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan açıklamaya gore, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov ile Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan, ülkeler arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulmasının 25. yıldönümü vesilesiyle birbirine tebrik mesajlar iletti.

Açıklamada, Kırgız lideri Ceenbekov’un aşağıdaki kutlama mesajına yer verilmiştir:

“Kırgızistan ile Ermenistan arasındaki geleneksel dostluk ilişkilerinin karşılıklı yarar sağlayan işbirliği ve yapıcı diyalog temelinde derinleşmeye ve genişlemeye devam edeceğinden eminim. Kırgız-Ermeni işbirliğinin Avrasya alanındaki entegrasyon dernekleri çerçevesinde aktif olarak geliştirildiğini memnuniyetle karşılıyoruz. Aynı zamanda, ülkemiz, birlikte gerçekleştirilmesi gereken ticaret, ekonomik, kültürel ve insani alanlarda büyük potansiyele sahiptir.

Cumhurbaşkanı Ceenbekov’un Ermeni mevkidaşına sağlık, refah ve devlet faaliyetlerinde başarılar, Ermenistan halkına barış ve refah dileğini ilettiği bildirildi.

Buna ek olarak, açıklamada Ermenistan Devlet Başkanı Sarkisyan’ın tebrik mesajında devletlerarası ilişkilerin yüzyıllardır süren dostluk bağları ve ülkelerimizin halklarına karşılıklı saygıya dayandığını vurguladığı aktarıldı.

Serj Sarkisyan’ın Sooronbay Ceenbekov’a sağlık, mutluluklar ve refah dilediği tebrik mesajında, “Şu anda birçok işbirliği alanında gelecek için önemli bir rezervin oluşturulduğunu, ikili gündemi önemli ölçüde zenginleştirebilecek belirli projelerin hayata geçirilmesi için uygun koşullar yaratıldığını belirtmekten memnuniyet duyuyorum.” ifadesi yer aldı.

Sarkisyan’ın Ermeni-Kırgız işbirliğinin ikili bir temelde ve KGAÖ, AEB, BDT ve diğer çok taraflı yapılar çerçevesinde ortak çabaların iki ülkenin halklarının yararına, Güney Kafkasya ve Orta Asya'da barış ve güvenliğin güçlendirilmesi için hükümetler arası işbirliğinin sağlanacağına ve daha yüksek bir seviyeye yükseltileceğine olan güvenini dile getirdiği belirtildi.

(Kabar, 10 Ocak 2018)

 

Kırgızistan'da Ak-Kalpak Takma Zorunluluğu Geliyor

Kırgızistan meclisinde Kırgızların milli sembollerinden olan "Ak-Kalpak"ın devletin resmi sembollerinden biri olması için yasa tasarısı hazırlandı. Ülkede bayrak, devlet arması ve milli marş statüsüne getirilmesini öneren yasa tasarısı meclisin internet sitesinden yayımlandı.

Yasa tasarısına göre Ak-Kalpak, Cumhurbaşkanı dahil tüm resmi görevlilerin takma zorunluluğu olduğu bir konuma erişecek. Yasa tasarısını oluşturan milletvekilleri bu şekilde Kırgız kültürünü ve geleneklerini hem koruma hem de yeni nesiller arasında popüler hale getirmeyi hedeflediklerini belirtti.

Yasaya göre Ak-Kalpak takma zorunluluğunun bir de milli sporculara getirileceği öğrenildi. Milletvekillerine göre sporcular seramonilerde Ak-Kalpak takarak ülkenin tanınırlığını arttıracak. Ayrıca Ak-Kalpağın ülkenin turizm markalaşmasında önemli bir sembol haline gelmesi hedefleniyor.

Yasada bir de Ak-Kalpağı koruma kanunu yer alıyor. Ak-Kalpağı aşağılayıcı şekillerde kötü amellerde kullanmak yasaklanıyor. Özellikle hayvan gösterilerinde Ak-Kalpak kullanımı etnik ayrımcılık ve ırkçılık olarak sınıflandırılacak.

(Kırım Haber Ajansı, 9 Ocak 2018)

 

Özbekistan Başbakanı Aripov, Tacikistan'da

Özbekistan Başbakanı Abdulla Aripov, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şavkat Mirziyoyev'in talimatı ile Tacikistan'a resmi bir ziyarette bulunuyor. Başbakan Aripov'un bugün 10 Ocak'ta, sabah saatlerinde Duşanbe Havalimanına indiği öğrenildi.

İki ülkenin başbakanları bugün Tacikistan'ın başkenti Duşanbe'de bir araya gelerek iki ülke arasında güçlü bir işbirliği temelini hedefleyecek. Ekonomi, ticaret, sınır problemleri, enerji ve su kaynakları gibi konularda var olan pürüzlerin giderilmesi ve ortak bir çıkar işbirliğinin oluşturulması hedefleniyor. Ziyaret iki ülke Cumhurbaşkanının yine Tacikistan'da gerçekleştirilecek buluşmasının ön hazırlığı mahiyetinde. Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev geçtiğimiz günlerde Başbakan Aripov'u Tacikistan ile işbirliğini sağlaması için Duşanbe'ye görevlendirdiğini açıklamıştı.

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şavkat Mirziyoyev komşuları ile selefi İslam Kerimov döneminden kalan tüm sorunları aşmayı hedefliyor. Ancak göreve geldiği günden beri bir yıl geçmesine rağmen Tacikistan'a bir ziyarette bulunmamıştı. Bunun Rogun Barajı, sınır problemleri ve etnik meselelerin daha ayrıntılı ve hassas problemler olmasından kaynaklandığı belirtiliyor. Cumhurbaşkanı Mirziyoyev'in de Başbakan Aripov'un dönüşünden sonra Tacikistan'a ziyaretinin ilkbahar aylarında gerçekleşeceği bekleniyor.

Başbakan Abdulla Aripov'un ziyareti sırasında Tacikistan Cumhurbaşkanı Emamali Rahmanov ile de görüşeceği açıklandı. Başbakan Aripov'a toplantılarda eşlik edecek kişi ise Tacik Başbakan Kahir Rasulzada olacak.

(Kırım Haber Ajansı, 10 Ocak 2018)

 

Özbekistan'da Yeni Savunma Doktrini Kabul Edildi

Özbekistan'da, yurt dışındaki harekat ve operasyonlara asker göndermemesini, kendi topraklarında yabancı ülkelerin askeri üslerine yer vermemesini ve ülkenin herhangi bir askeri-siyasi ittifak ve koalisyonlara üye olmamasını içeren yeni Savunma Doktrini yürürlüğe girdi.

Cumhurbaşkanı Şavkat Mirziyoyev, geçen yıl sonunda ülke parlamentosunun alt kurulu olan Yasama Meclisi ile Senato Genel Kurulu tarafından görüşülerek kabul edilen Savunma Doktrini'ne ilişkin yasayı imzaladı. Yasa, resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe konuldu.

Savunmacı bir nitelik taşıyan yeni doktrine göre, Özbekistan, yurt dışındaki operasyonlara asker göndermeyecek, kendi topraklarında yabancı ülkelerin askeri üslerine yer vermeyecek ve herhangi bir askeri-siyasi ittifak ve koalisyondan uzak duracak.

Özbekistan savunma politikasının temel yaklaşım ve yönlerini ortaya koyan doktrin, ülkedeki silahlı kuvvetlerin görevlerini, askeri-sanayi sektörünün geliştirilmesi dahil ülkenin savunmasına yönelik askeri ve ekonomik teminatın temellerini belirliyor.

Savunma doktrini, askeri birliklerin modern silah ve askeri teçhizatlarla yeniden donatılmasını, ulusal askeri-sanayinin kurulmasını, silahlı kuvvetlerin yapısının geliştirilmesini ve askerlerin sosyal desteklenmesini içeriyor.

Özbekistan'ın şeffaf ve açık dış politikasını, yakın komşularıyla yapıcı ilişkilerin geliştirilmesinin öncüllüğünü belirleyen doktrin, ayrıca ulusal savunma politikası şeffaflığının sağlanmasını, diğer devletlerle olan askeri-siyasi ilişkiler, güvenlik ve savunma alanlarındaki işbirliğinin güçlendirmesini amaçlıyor.

Senato Savunma ve Güvenlik Komitesi Başkanı Farruh Dadahocaev, yasanın kabul edilmesine ilişkin daha önce senatoda yaptığı konuşmasında, savunma doktrininin dünyada ve bölgedeki durum ve dinamiği, yükselen tehdit ve zorluklar ile ülkenin öncelik ve imkanlarını dikkate alarak hazırlandığını belirtmişti.

(Haberler, 10 Ocak 2018)

 

Azerbaycan, Afganistan'daki Asker Sayısını Artırdı

Azerbaycan, NATO'nun Kararlı Destek Misyonu kapsamında Afganistan'da görev yapan askerlerinin sayısını 94'ten 120'ye çıkardı.

Azerbaycan Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, NATO'nun Kararlı Destek Misyonu kapsamında görev yapacak takviye askerlerin Afganistan'a gönderildiği bildirildi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 23 Kasım 2017'de Brüksel'de NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile yaptığı görüşmenin ardından Afganistan'daki Kararlı Destek Misyonunda görev yapan Azerbaycanlı askerlerin sayısının artırılması yönünde karar aldıklarını açıklamıştı. Afganistan'da 6'sı rütbeli, 2'si askeri doktor toplam 120 Azerbaycan askeri görev yapacak. Azerbaycan askerleri, Kabil'deki Uluslararası Hamid Karzai Havaalanı'nı koruyacak.

(Anadolu Ajansı, 9 Ocak 2018)

 

Çekya Azerbaycan'dan Petrol Ürünleri Satın Alacak

Çekya’nın -eski adıyla Çek Cumhuriyeti- önümüzdeki dönemde Azerbaycan'ın petro-kimya tesislerinde üretilen petrol ürünlerini tedarik edebileceği bildirildi. Söz konusu açıklama, Çek Cumhuriyeti'nin Azerbaycan Büyükelçiliği Ticaret Ataşesi Jan Jindrich tarafından bugün, 10 Ocak'ta yapıldı.

Jindrich açıklamasında, "Halihazırda Azerbaycan'dan, kendi tesislerimizde işlemek üzere sadece ham madde satın alıyoruz. Öte yandan Azerbaycan'da üretilen ve Çek Cumhuriyeti'nde bulunmayan petrol ürünlerinin tedariği konusuna da büyük ilgi duyuyoruz. Bu kapsamda Çek Cumhuriyeti'nin, Azerbaycan'dan işlenmiş petrol ürünleri satın almak adına ciddi niyetleri bulunuyor." şeklinde konuştu ve ülkesininin Azerbaycan'dan petrol ürünleri alımına tahmini olarak 2019 yılında başlayacağını aktardı.

Azerbaycan ve Çekya arasındaki ticaret hacmi 2017 yılının Ocak-Ekim döneminde bir önceki yıla oranla yüzde 100'lük bir artış göstererek, 924 milyon dolara ulaşmıştı. Toplam miktarın 846 milyon doları, Azerbaycan'ın bu ülkeye ihracatını oluşturuyor. Ayrıca Bakü'nün Çek Cumhuriyeti'ne en önemli ihraç kalemini, yılda 2.5 milyon tonla ham petrol teşkil ediyor.

(Kırım Haber Ajansı, 10 Ocak 2018)

 

Çavuşoğlu: "KKTC’de Başkanlık Sistemi Olabilir"

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, KKTC’de son seçimlerin ardından başkanlık seçimlerinin tartışılmaya başlandığını belirterek, "KKTC'de de başkanlık sistemi tartışılıyor. Olabilir. Önemli olan demokrasinin işlemesidir. Önemli olan güçler ayrılığıdır. Biz başkanlık sistemine geçtik. Bunun şimdiden faydasını görüyoruz, gördük." dedi.

Çavuşoğlu, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

KKTC’deki erken genel seçim sonuçları ve adadaki çözüm sürecine ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine, Çavuşoğlu, burada demokratik bir seçimin yapıldığını fakat sistemin oldukça karmaşık olduğunu belirterek, bu durumun parti dayanışmasını da ortadan kaldırdığını söyledi.

Çavuşoğlu, seçim sonuçlarının ardından tek başına iktidarın çıkmadığını hatırlatarak, iki, üç ya da dört partili koalisyonun olabileceğini ve bir tıkanmanın olması halinde erken seçime gidilebileceğini belirtti.

KKTC'de bir an önce hükümetin kurulmasının gerekliliğine dikkati çeken Çavuşoğlu, Türkiye'nin KKTC'ye her zaman destek verdiğini kaydetti.

Çavuşoğlu, KKTC'deki son seçimlerin ardından başkanlık seçimlerinin tartışılmaya başlandığını belirterek, "KKTC'de de başkanlık sistemi tartışılıyor. Olabilir. Önemli olan demokrasinin işlemesidir. Önemli olan güçler ayrılığıdır. Biz başkanlık sistemine geçtik. Bunun şimdiden faydasını görüyoruz, gördük." dedi.

Bakan Çavuşoğlu, "Kıbrıs müzakereleri için de veya Kıbrıs'ta atacağımız adımlar için de bir an önce hükümetin kurulmasında fayda var. Her ne kadar müzakereyi cumhurbaşkanı yürütse de." ifadesini kullandı.

Çavuşoğlu, Kıbrıs müzakereleri sürecinde 2017 yılında Cenevre'de ve temmuz ayında Crass-Montana'da geçen süreçte yürütülen müzakerelerin çerçevesini belirleyen konunun, iki liderin Şubat 2014'te yaptığı ortak açıklama ve BM ile belirlenen parametreler olduğunu belirtti.

“Bu Parametrelerle Rum Kesimi Hiçbir Zaman Bir Çözüme Yanaşmayacak”

Türkiye'nin bu parametrelerle ilgili herhangi bir sorununun olmadığı, KKTC'nin de bu parametreleri kabul ederek müzakerelere başladığını ve Türkiye'nin de destek verdiğini hatırlatan Çavuşoğlu, "Gözlemim şudur ki bu parametrelerle Rum kesimi hiçbir zaman bir çözüme yanaşmayacak yani Rum kesimi herhangi bir iki kesimliliğe dayanan, yani siyasi eşitliğe dayanan bir çözüme yanaşmayacak." ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, bunun sebebinin Rum kesimin zihninde KKTC'ye göre daha iyi olduğu düşüncesinin yer aldığını belirterek, şunları kaydetti:

"Kuzeye göre daha iyiyiz. Dolayısıyla biz bir devletiz’ diyor ve ‘neden biz bu gücü Türklerle paylaşalım’. Türklere yönelik zaten düşünceleri ortada. ‘Neden biz yani yönetim gücü bir devletimiz var bunu neden Türklerle paylaşalım. İşte dönüşümlü başkan olacak, neden bir Türk bizim başkanımız olacak, dönüşümlü bile olsa. Bizim ekonomimiz iyi, biz bu ekonomiyi Türklerle niye paylaşalım? Bizim işte şu gibi imkanlarımız var bunları Türklere niye verelim?’ Anlayış bu. Halktaki anlayış bu, kilisedeki ve siyasi partilerin çoğundaki anlayış bu. Böyle bir durumda Rum kesimi bu parametrelerle hiçbir zaman çözüme yanaşmayacak. Hatta ve hatta son Cenevre'den Ocak 2017'den Temmuz 2017'ye kadar Rum lider Anastasiadis iki kesim ve iki lider arasındaki mutabakatlardan, anlaşılan konulardan geri adım atmaya başladı."

Türkiye'nin tüm samimiyetiyle kalıcı bir çözüm için görüşmelere gittiğini belirten Çavuşoğlu, AB, Birleşmiş Milletler ve gözlemci ülke olarak İngiltere'nin de bunu gördüğüne dikkati çekti.

Çavuşoğlu, "Ertesi gün Hamburg'a gittiğim zaman İngiltere Başbakanı (Theresa) May, (AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude) Junker ve diğerleri gelip bize teşekkür ettiler çünkü dürüstçe İngilizler ve AB'nin temsilcileri (AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica) Mogherini ve (AB Komisyonu Birinci Başkan Yardımcısı Frans) Timmermans orada Türkler ve Türk tarafı çözüm isteyen taraftı diye anlatmışlar ama bu bizim çözüm isteyen taraf olmamız sonuç getirmiyor. Çünkü müzakere ettiğiniz bir taraf var." dedi.

“Yeni Yol Haritası..”

Söz konusu parametrelerle çözüm olmayacaksa parametrelerin belirlenmesi gerektiğini söyleyen Çavuşoğlu, Türkiye'nin, KKTC ile seçimlerin ardından yeni yol haritasının belirlenmesine ilişkin görüş alışverişinde bulunacağı yönünde mutabakata vardığını kaydetti.

Bu süreçte, KKTC tarafından Türkiye'yi hazmedemeyenlerce Türkiye'yi rahatsız eden bazı açıklamaların yapıldığını belirten Çavuşoğlu, Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile yaptığı toplantıda bir mutabakata varıldığını, seçim sürecinde bir açıklamanın yapılmaması ve seçimlerin ardından neler yapılacağının birlikte kararlaştırılacağı yönünde görüş birliğine varıldığını hatırlattı.

Çavuşoğlu, "Maalesef o süreçte medya ve mülakatlar yoluyla bazı şeyler oldu. Bunları biz doğru bulmuyoruz ama şimdi onları bir kenara bırakalım. Seçimler oldu, hükümet kurulsun, parametrelerin neler olacağını göreceğiz." diye konuştu.

(Gündem Kıbrıs, 10 Ocak 2018)

 

Macron'dan Çin'le Milyarlarca Dolarlık Ticaret Anlaşmaları

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Çin ziyaretinde, Devlet Başkanı Şi Cinping ile nükleer enerjiden havacılık sektörüne uzanan milyarlarca dolarlık ticari anlaşmalara imza attı. Macron, Çin'e yönelik Avrupa'nın ortak yaklaşım geliştirmesi gerektiğini savundu.

İngiltere ile Almanya kendi iç sorunlarına gömülmüşken Avrupa'nın dış politika dümeninin başına geçen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Çin ziyaretinde, Devlet Başkanı Şi Cinping ile nükleer enerjiden havacılık sektörüne uzanan milyarlarca dolarlık ticari anlaşmalara imza attı.

Terör, İklim                      

Çin'in kurucu Mao'dan beri en güçlü lideri olduğu belirtilen Şi'nin karşısına çok yoğun ve yüksek hedefli bir gündemle çıkan Macron, imza törenlerinin ardından yaptığı konuşmada ''Dünya bir dönüm noktasında. Küresel ısınmadan teröre dek müşterek sorunlarla birlikte mücadele etmeliyiz'' mesajı verdi. Çin'e yönelik Avrupa'nın ortak yaklaşım geliştirmesi gerektiğini savundu.

Şi Memnun

Kendisinin 1 trilyon dolarlık yeni İpek yolu projesine Fransa liderinin verdiği destekten memnun kalan Şi de iki ülkenin 'el ele çalışacağından' söz edip ticaret konusunda daha fazla üst düzey görüşmeler yapılacağını vaat etti.

Dev Anlaşmalar

İki lider 12 milyar dolarlık Areva-CNNC ortaklığında Çin'de nükleer yakıt yeniden işleme tesisi inşası, Airbus'un Çinli ortaklarıyla ayda altı tane A320 üretmesi, Çinli JD.com'un gelecek iki yılda Çinlilere 2.4 milyar dolarlık şarap ve konyak gibi Fransız mallerı satması, Çin'in 6 ay içinde 16 yıllık Fransız eti ambargosunu kaldırması anlaşmalarına vardı.

Fransız Maliye Bakanına Göre Çin Yağmalıyor

İki ülke arasındaki ticarette Fransa aleyhine 30 milyar avroluk açığın kapanmasından umudunu kesmiş gözüken Maliye Bakanı Bruno Le Maire ise Macron ile birlikte Çin'i ziyaret etmesine rağmen anlaşmalara tepki gösterdi: ''Fransa'daki pek çok Çin projesine karşı çıkıyorum, reddediyorum. Biz uzun vadeli yatırımları kabul ederiz, yağmalama yatırımlarını değil.''

(Sputnik Türkiye 9 Ocak 2018)

 

ABD, Sputnik'in Partnerinin 'Yabancı Ajan' Olarak Tanınmasını İstedi

ABD Adalet Bakanlığı, Sputnik'in partner şirketi RIA Global LLC'nin ülkede siyasi faaliyetler yürüttüğü iddiasıyla yabancı ajan kanunu kapsamına (FARA) alınmasını talep etti.

ABD Adalet Bakanlığı, Sputnik'in ABD'de faaliyet gösteren partner şirketi RIA Global LLC'den yabancı ajan olarak kayıt yaptırmasını istedi.

Bakanlık, şirkete 5 Ocak'tan itibaren kayıt yapması için 30 gün süre verdi.

'ABD'de Yürüttüğü Siyasal Faaliyetler Nedeniyle Gerek Duyuldu'

Bakanlık tarafından RIA Global LLC'ye iletilen mektupta "Soruşturmamız kapsamında edindiğimiz bilgiler uyarınca, RIA Global LLC'nin yabancı ajan kanunu (FARA) kapsamında kayıt olması gerektiğine karar verdik. Şirketin yasa kapsamında kayıt ettirme zorunluluğuna ABD'de yürüttüğü siyasal faaliyetler nedeniyle gerek duyulmuştur" ifadeleri kullanıldı.

RIA Global LLC şirketi, Sputnik ve Russia Today'in (RT) de bağlı olduğu Rossiya Segodnya adına ABD'de faaliyet gösteriyor. ABD'li gazetecilerin çalıştığı şirket, haber ve radyo programları hazırlıyor.

ABD, daha önce de lobicilik yapan kuruluşların ABD'de yabancı ajan olarak kayıtlı olması gerektiğini öngören FARA yasası kapsamında RT'nin kayıt edilmesini zorunlu tutmuştu.

RT, daha sonra karara uyup istenen şekilde kayıt yaptırmıştı. ABD ise bunun ardından kanal çalışanlarının Kongre binasındaki akreditasyonunu kaldırmıştı.

Moskova ise bu adıma karşılık Rusya'da faaliyet gösteren ABD'li Radio Liberty, Voice of America, Current Time'ın da aralarında bulunduğu 9 basın kuruluşunu yabancı ajan kanunu kapsamına almıştı.

(Sputnik Türkiye, 10 Ocak 2018)

 

Kremlin: Yeni Bir Putin-Erdoğan-Ruhani Görüşmesi Planlarda Yok

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya, Türkiye ve İran liderlerinin, Suriye'de çözüm arayışı için üçlü olarak yeniden bir araya gelmesinin şu an için planlanmadığını söyledi.
Peskov "(Rusya, Türkiye ve İran arasında) en üst düzeyde yapılacak bir görüşme planda yok. Fakat biliyorsunuz gerekmesi halinde bu tür görüşmeler hemen planlanabiliyor" dedi.

Peskov bunları, Suriye'deki çeşitli muhalif gruplar ile hükümet yetkililerini 29-30 Ocak'ta Rusya'nın Soçi kentinde bir araya getirecek ulusal diyalog kongresinden önce üç liderin yeniden bir araya gelmesinin planlanıp planlanmadığı sorusu üzerine söyledi.

Peskov ayrıca, kongreye kimlerin davet edilip kimlerin edilmeyeceği konusundaki görüşmelerinse üç ülke arasında uzman düzeyinde devam ettiğini belirtti.

Daha önce Rus devlet yetkilileri görüşmelerde Suriye'nin kuzeyindeki Kürt güçlerin de katılmasını gerektiğini söylemiş, Ankara ise bu görüşü reddetmişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Suriye'de çözüm arayışı için Kasım 2017'de Soçi'de bir araya gelmişlerdi. Zirve, Astana sürecinin üç garantör ülkesinin devlet liderlerini bir araya getirmesi bakımından bir ilkti.

(Sputnik Türkiye, 10 Ocak 2018)

 

Pentagon: 'Suriye’deki Rus Üslerine Saldırıyla İlgimiz Yok'

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Suriye’deki Rus askeri üslerine insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen saldırılarla bağlantısı olduğu iddialarını reddetti. Son olarak Rusya Savunma Bakanı, Amerikan ordusunun saldırganlara yardım etmiş olabileceğini söylemişti.

Pentagon sözcülerinden Adrian Rankine-Galloway, Amerika’nın ya da koalisyon güçlerinin Rus üslerine düzenlenen saldırılarla bağlantısı olduğu yönündeki iddiaların temelsiz ve tamamen sorumsuzca olduğunu söyledi.

Rusya Savunma Bakanlığı, yaptığı açıklamada saldırıları gerçekleştiren tarafın uydu navigasyon teknolojisine sahip olması gerektiğini kaydetmiş ve saldırı sırasında “garip bir tesadüf eseri” ABD’ye ait bir askeri istihbarat uçağının Akdeniz üzerinden, saldırıya hedef olan iki üssün yakınından uçtuğunu belirtmişti.

Bakanlık saldırıların cumartesi günü Hmeymim hava üssüne ve Tartus’taki donanma tesisine düzenlendiğini bildirdi. Açıklamada saldırıya 13 IHA’nın katıldığı, bunların yedisinin vurulduğunu, altısının ise hasarsız inmeye zorlandığı belirtildi.

Şam’a top atışı

Öte yandan Suriye devlet haber ajansı SANA, başkent Şam’a yapılan saldırıda beş kişinin öldüğünü ve 30 kişinin yaralandığını bildirdi.

SANA, 15 bombanın başkentin nüfusu ağırlıklı olarak Hıristiyan olan Bab Touma mahallesine isabet ettiğini söyledi.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlem Örgütü de savaş uçaklarının aralarında Sakba’nın da bulunduğu Şam’ın birçok banliyösüne saldırdığını, aralarında biri çocuk iki kişinin hayatını kaybettiğini, 13 kişininse yaralandığını kaydetti.

(Voice of America, 9 Ocak 2018)

 

ABD'ye Ait İHA, Rusya Sınırı Yakınlarında Keşif Uçuşu Yaptı

ABD'ye ait inansız hava aracının (İHA), Ukrayna’da Rusya sınırları boyunca keşif uçuşu yaptığı öğrenildi.

Savaş uçaklarının hareketini izleyen Mil Radar sitesi, ABD Hava Kuvvetleri’ne ait RQ-4A Global Hawk isimli İHA'nın Ukrayna ve Karadeniz’de Rusya sınırları yakınlarında keşif uçuşu yaptığını aktardı.

witter’da yayınlanan haritada, keşif İHA'sının Ukrayna’nın doğusundaki Donbass’ta çatışmaların yaşandığı bölge üzerinden geçtikten sonra Kırım etrafında, ardından da Anapa yakınlarında uçtuğu görülüyor.

(Sputnik Türkiye, 10 Ocak 2018)

 

Guardian: ABD, Rusya'yı Dizginlemek İçin Yeni Nükleer Savaş Başlığı Geliştirecek

ABD hükümetinin Doğu Avrupa'da yaşanacak muhtemel bir çatışmada Rusya'yı taktik savaş başlıkları kullanmaktan caydırmak için Trident D5 tipi denizaltıdan atılan füze başlığının geliştirilmesini öngören yeni nükleer strateji revizyonu yaptığı belirtildi.

Eski ABD Başkanı Barack Obama'nın silah kontrol ve silahsızlanma danışmanı Jon Wolfsthal, Guardian gazetesine verdiği demeçte Başkan Donald Trump yönetiminin nükleer silah kullanımı üzerindeki kısıtlamaları gevşetmeyi ve Trident füzeleri için düşük etkili nükleer savaş başlığı geliştirmeyi planladığını söyledi.

'Yeni Politika Nükleer Savaşı Daha Olası Hale Getiriyor'

Rusya'yı dizginlemeyi amaçlayan yeni nükleer politikanın, ABD savunmasında nükleer silahların rolünün azaltılmasını öngören Obama yönetiminin politikasından daha sert olduğuna dikkat çeken Wolfsthal, "Silah kontrol ve silahsızlanma yanlıları, daha küçük ve 'kullanılabilir' nükleer silahlar üretme teklifini kaygıyla karşılayarak, Trump'ın düşman ülkelerle hesaplaşmada ABD'nin cephaneliklerini kullanmaya hazır olması göz önünde bulundurulduğunda, bunun nükleer savaşı daha olası hale getirdiğini savundu" dedi.

'ABD, Rusya'nın Sözde Yeni Füzesine Karşı Tedbir Alıyor'

Wolfsthal'a göre Rusya'yı 1987 tarihli Orta Menzilli Nükleer Füzeler Anlaşması'nı ihlal ederek karadan atılan yeni kruz füzesi geliştirmekle suçlayan ABD, buna tedbir almak amacıyla denizden atılan nükleer kruz füzesi geliştirme çalışmaları yapacak.

'ABD, Rusya, Kuzey Kore ve Çin'e Caydırıcı Mesaj Verme Niyetinde

Wolfsthal, "Yeni revizyonu hazırlayan kişilerin bana anlattıklarına göre Washington, Rusya, Kuzey Kore ve Çin'e net bir caydırıcı mesaj verme amacında. Ayrıca Rusya ve Kuzey Kore'nin nükleer silah kullanma girişiminde bulunması halinde, bunun söz konusu ülkeler için ciddi sonuçları olacağı makul ancak sert bir dille belirtiliyor.

Bunun gerçekten de makul, merkeziyetçi ve muhtemelen çok gerekli olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

'ABD'nin Nükleer Silah Kullanabileceği Durumların Kapsamı Genişletildi'

Öte yandan Wolfsthal'a göre yeni politika ABD'nin nükleer silaha başvurabileceği durumların kapsamını da genişletti.

Buna göre ABD, kitlesel ölümlere yol açan veya kritik altyapıları ya da nükleer komutanlık ve kontrol sahalarını hedef alan nükleer olmayan saldırı durumunda düşmanlarını nükleer silahla vurabilecek.

(Sputnik Türkiye, 10 Ocak 2018)

 

Yunanistan Batı Trakya'da İslam Hukukunu Opsiyonel Yapan Yasayı Onayladı

Yunanistan parlamentosu, Batı Trakya'da evlendirme, boşanma ve miras gibi konularda müftülükler üzerinden İslam Hukuku'nun uygulanmasını zorunluluk olmaktan çıkarıp, opsiyonel hale getirmek için hazırlanan yasayı onayladı.

Yapılması planlanan yeni yasal düzenlemeyle birlikte Batı Trakya'da medeni kanunu ilgilendiren konularda, davanın tüm taraflarının kabul etmesi halinde İslam Hukuku'nun uygulanması öngörülüyor. Aksi halde, konunun, Yunanistan'daki Medeni Kanunu uygulayan mahkemeler tarafından görülmesi koşulu getiriliyor.

Böylece Yunanistan mahkemelerine kağıt üstünde ilk kez diğer yargı kurumlarına göre öncelik tanınmış oluyor.

Yunan Başbakan Aleksis Çipras, bu yasanın bugüne kadar devletin yapmış olduğu hataların düzeltilmesini ve Müslümanlar-Hıristiyan ayrımı gözetmeksizin tüm Yunan vatandaşlarının kanunlar karşısında eşitliğinin güvence altına alınmasını amaçladığını söyledi.

Eski düzenleme çerçevesinde, Müslüman Türk azınlığın yaşadığı Batı Trakya'da aile hukukunu ilgilendiren miras, evlenme ve boşanma gibi konularda karar müftüler tarafından Yunan kanunlarına göre değil, şeriat esasları temelinde veriliyordu.

Daha sonra bu kararlar Yunan mahkemeleri tarafından onanıyordu. Ancak Yunan mahkemeleri, şeriat temelinde alınmış olan kararları esas yönünden inceleyemiyor ve yaptıkları inceleme yalnızca usul yönünden oluyordu.

Batı Trakya'da şeriat hukukunun uygulanmasıyla alınan kararlar, son dönemde bazı tartışmalara neden olmuştu.

Haziran ayında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) götürülen bir davada, iki kadın, babalarının vefatının ardından vasiyeti üzerine tüm malvarlığını eşine bırakması üzerine bunun medeni hukuka göre yazılmış bir vasiyet olduğunu ancak şeriat kurallarının uygulanması gerektiğini öne sürmüştü.

İtirazlar sonucunda Yunan mahkemelerinde farklı kararların çıkmasının ardından konu AİHM'e götürülmüştü.

Müftülük Yasası da Gündemde

Yunan hükümeti ayrıca, müftülük seçimleriyle ilgili de yeni bir düzenleme üzerinde çalışıyor.

Kendisi de İstanbul Rumlarından ve eski bir Türkiye vatandaşı olan Yunanistan Eğitim Bakanı Kostas Gavroglu, söz konusu yasal düzenlemeyle ilgili Batı Trakya'da görüş alışverişinde bulunmayı sürdürüyor.

Parlamentoya konuyla ilgili bilgi veren Gavroglu, "Müslüman azınlığın yüzde 70'i müftülüklerde; yüzde 30'u da medeni nikah ile evlenmeyi tercih ettiği gerçeğini göz önünde bulunduruyoruz" dedi.

Gavroglu, Batı Trakya'daki Müslüman azınlığın gelenek ve göreneklerine saygı gösterildiğini de sözlerine ekledi.

Batı Trakya olarak adlandırılan bölge, Gümülcine, İskeçe ve Dedeağaç şehirlerini kapsıyor. Burada yaklaşık 150 bin civarında Müslüman Türk azınlık yaşıyor.

Başmüftülük seçimleriyle ilgili durum, Türkiye ile Yunanistan arasında son dönemde de gündeme gelen tartışmalı konular arasında yer alıyor.

Türkiye, Batı Trakya'da başmüftünün seçimle değil, atanarak gelmesine tepki gösteriyor ve Lozan da dahil bu konuyu içeren uluslararası antlaşmalara göre başmüftünün yetki alanı içindeki Müslümanların oylarıyla seçilmesi gerektiğini savunuyor.

Ancak, Yunanistan 1985 yılına kadar seçim sistemini uygulamış olsa da bu tarihten sonra baş müftüyü atamaya başladı.

(BBC Türkçe, 10 Ocak 2018)

 

Hollanda’da Aşırı Sağcı Aday ‘Camileri Yakalım’ Çağrısı İçin Özür Diledi

Hollanda'da 21 Mart'ta yapılacak yerel seçimler öncesi ülkedeki camiler en önemli propaganda malzemesi haline geldi.

Geert Wilders'in lideri olduğu aşırı sağcı Özgürlük Partisi'nin (PVV) Utrecht Belediye Meclisi üyesi adaylarından Henk van Deun, Hollanda'daki bütün camiler gibi kentteki Ulu Cami'nin de "yakılıp yıkılması" çağrısı yaptı.

PVV'nin Utrecht'teki aday listesinin başında olan Henk van Deun daha sonra Twitter üzerinden özür diledi.

Henk Van Deun camilerin "yakılıp yıkılması" yerine kapatılmasını istedi.

DENK Adayı: Ulu Camii, Utrecht'in Sembolü Olmalı

Cami tartışması, Türkiye ve Fas kökenli seçmenlerin desteklediği DENK Partisi'nin Utrecht'te liste başı adayı olan Mahmut Sungur'un önerisi ile başladı. Mahmut Sungur, Utrecht'teki Dom Katedrali gibi, Ulu Camii'nin de kentin sembolü olması gerektiğini söyledi.

Henk Van Deun ise bir radyo programında bu öneriye tepki gösterdi, "Kentin simgesi olması yerine Ulu Cami'nin yakılıp yıkılmasını tercih ederim" dedi. Radyo spikeri tarafından, "tuhaf söylemi" nedeniyle uyarılan aşırı sağcı aday programda sözlerini geri almadı.

Hollanda'da camilere karşı olduklarını söyleyen van Deun, "İslam'ı bir din olarak değil, Nazizm gibi bir ideoloji olarak görüyoruz ve Hollanda'da istemiyoruz" dedi.

Aşırı sağcı aday, imamların camilerde nefret söylemi içeren konuşmalar yaptığını öne sürdü, kamusal düzeni tehdit eden camilerin kapatılması gerektiğini savundu.

Van Deun, Müslümanlara karşı olmadığını ancak, yasalar çerçevesinde "ayak uçlarına basılabileceğini" söyledi.

Aşırı sağcı aday daha sonra Twitter hesabından yaptığı açıklamada ise "sözcük seçimi" nedeniyle özür diledi. Van Deun, camilerin kapatılmasını istediklerini ancak bunun asla yakılarak veya şiddet kullanarak yapılamayacağını dile getirdi.

PVV ve DENK, Utrecht kentinde ilk kez seçime katılıyor. Tartışma konusu olan Ulu Camii, Avrupa'da diğer din mensuplarının da ibadet edebileceği şekilde düzenlenen ilk cami olmuştu.

'Camilere Yurtdışından Para Akışı Sınırlandırılsın'

Öte yandan Hollanda'da hükümet ortağı Hıristiyan Demokrat Parti (CDA), ülkedeki camilere yurtdışından yapılan para akışının şeffaf hale getirilmesini istiyor.

CDA Milletvekili Pieter Omtzigt tarafından verilen parlamentoya sunulan önergede, camilere yurtdışından yapılan para akışının da sınırlandırılması talep edildi.

Hollanda'daki birçok camiye, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkeden, aralarında radikal İslamcı örgütlerin de yer aldığı kuruluşlar tarafından para aktarıldığı ortaya çıkmıştı.

(BBC Türkçe, 9 Ocak 2018)

 

"Kayıp Başbakan" İngiltere'de Bulundu

Tayland'ın yolsuzluğu önlemediği gerekçesiyle hapis cezasına çarptırılmadan önce ülkeyi terkeden eski başbakanı Yinglak Şinavat'ın İngiltere'de olduğu açıklandı.

Tayland'daki askeri hükümet, salı günü yaptığı açıklamada hakkında beş yıl hapis cezası bulunan eski başbakan Yinglak Şinavat'ın İngiltere'ye kaçtığının teyit edildiğini açıkladı.
Açıklamada, kısa süre önce nerede olduğu bilinmeyen eski başbakanın, 2017 Eylül ayından bu yana Birleşik Kralık'ta olduğunun bazı hükümet yetkilileri tarafından bilindiği ve İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nın Şinavat'ın Londra'da olduğu bilgisini teyit ettiği belirtildi.
2017 Ağustos ayında Tayland'dan çıkan 50 yaşındaki eski başbakan Şinavat hakkında uluslararası yakalama emri çıkarılmıştı. Eski başbakan ülkede olmadığı süre zarfında gıyabında yargılanmış ve beş yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
Şinavat'ın geçerli bir pasaportu olmadan ülkeyi nasıl terk ettiği ise hala netlik kazanmadı. Pasaportları geçersiz kılınan eski başbakanın farklı bir ülke pasaportu kullandığı tahmin ediliyor.
Tayland'ın 2011 yılında ilk kadın başbakanı olan Yinglak Şinavat, ülkeyi milyarlarca dolar zarara uğratan pirinç sübvansiyonuyla ilgili yolsuzluğa karşı gerekli önlemleri almamakla suçlanıyor.
2014'teki darbeyle iktidardan indirildikten sonra söz konusu dava kapsamında yargılanmaya başlayan Yinglak Şinavat hakkındaki iddiaları reddederek, cuntayı siyasi cadı avıyla suçluyor.

(Deutsche Welle, 10 Ocak 2018)

 

Polonya'da Kabine Değişikliği

Polonya hükümetinde aralarında dışişleri bakanı, savunma bakanı ve içişleri bakanın da bulunduğu 9 bakan değişti. Köklü kabine revizyonu Brüksel'e bir yakınlaşma sinyali olarak nitelendiriliyor.

Polonya'da bugün kabinede köklü değişikliğine gidildi. Milliyetçi ve muhafazakar çizgideki Hukuk ve Adalet Partisi PiS’in iktidarda olduğu Polonya’da 11 Aralık’ta yemin ederek göreve başlayan Başbakan Mateusz Morawiecki, Ocak ayı içerisinde kabinede değişikliğe gidileceğini duyurmuştu.

Kabinede 9 bakan değişti; kabinenin en tartışmalı isimleri Dışişleri Bakanı Witold Waszyczykowski, Savunma Bakanı Antoni Macierewicz ve Çevre Bakanı Jan Szyszko koltuklarını kaybetti.

Özellikle Dışişleri Bakanı Waszyczykowski, Almanya'ya yönelik sert söylemleri nedeniyle tartışma konusu olmuştu.

Yapılan değişiklikle Dışişleri Bakanlığına Jacek Czaputowicz, Savunma Bakanlığına İçişleri ve Yönetim Bakanlığı görevini yürüten Mariusz Blaszczak, Blaszczak’tan boşalan koltuğa Joachim Brudzinski, Sağlık Bakanlığına Lukasz Szymonski, Finans Bakanlığına Teresa Czerwinska, Yatırım ve Kalkınma Bakanlığına Jerzy Kwiecinski, Çevre Bakanlığına Henryk Kowalczyk, Girişimcilik ve Teknoloji Bakanlığına Jadwiga Emilewicz, Altyapı Bakanlığına Andrzej Adamczyk atandı.

Brüksel’e Yakınlaşma Sinyali

Kabine revizyonu Başbakan Mateus Morawiecki'nin Brüksel'e yapacağı ziyaretin hemen öncesinde geldi. Hükümetteki köklü değişiklik, ülkenin daha önce AB ile gerilen ililşkilerini düzeltmeye yönelik bir adım olarak görülüyor. AB ile Polonya arasındaki ilişkiler son dönemde pek çok konudaki fikir ayrılığı nedeniyle gergin bir süreçten geçiyor.

AB Komisyonu, Polonya'da milliyetçi muhafazakar hükümetin icraatları yüzünden Ocak 2016'da soruşturma başlatmıştı. Özellikle hukuk devleti ilkelerinin ihlal edildiği, medyaya yönelik baskıların yoğun eleştiri konusu olduğu Polonya’nın çevre politikaları konusundaki soruşturma da devam ediyor.

AB Komisyon Başkanı Jean Claude Juncker de görüşme öncesinde yaptığı açıklamada, Polonya ile var olan anlaşamazlıkların hemen giderilemeyeceğine işaret ederek, temkinli açıklamalarda bulundu.

Juncker, Alman ARD kanalına verdiği demecinde, "Hukuk devleti, erkler ayrılığı ve basın özgürlüğü konusundaki ısrarımızı sürüdürmeliyiz" diye konuştu. Juncker, "bu konuda Polonya'nın AB Komisyonu ile yaşanan anlaşmazlığın giderilmesi yönünde henüz bir adım attığını söyleyemeceğini" belirtti.

Juncker ve Morawiecki'nin görüşmesinin ana gündem maddesini tartışmalı yargı reformu, mülteci paylaşımı ve AB Komisyonu'nun Polonya hakkındaki soruşturması yer alıyor.

(Deutsche Welle, 10 Ocak 2018)

 

NSU Davası: "Tanık İfadeleri Gözardı Edildi"

NSU davasının 2018 yılındaki ilk duruşması görüldü. Duruşmada müdahil avukatlardan Seda Başay Alman polisine ağır suçlamalarda bulundu.

Almanya’da 8’i Türk 10 kişiyi öldürdüğü iddiasıyla yargılanan aşırı sağcı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör hücresine ilişkin davanın bugünkü duruşmasında mütalaasını sunan müdahil avukat Seda Başay Nürnberg polisine ağır suçlamalar yöneltti.

"Polis Önyargılı Davrandı"

Terör örgütünün ilk kurbanı olan Nürnberg'teki çiçekçi Enver Şimşek'in ailesinin avukatı Seda Başay bugünkü duruşmada yaptığı savunmasında, Nürnberg polisinin 10 yıl boyunca Şimşek ailesini soruşturma kapsamına aldığını, gerçek eylemciler olan Uwe Mundlos ile Uwe Böhnhardt'a ilişkin tanık ifadelerinin ise göz ardı edildiğini söyledi. Başay o dönemde soruşturmayı yürüten güvenlik birimlerinin Enver Şimşek cinayetinin sadece kıskançlık, uyuşturucu ticareti ya da haraç almak için şantaj yapma gibi motiflerle işlenmiş olabileceği üzerinde durduklarını, yabancı düşmanı eylemcilere ilişkin kendilerine verilen tanık ifadelerini ise dikkate almadıklarını belirtti. 

Müdahil avukat Başay polisin Şimşek ailesinin telefon görüşmelerini ve otomobillerini yaklaşık bir yıl boyunca izlediğini, polisin ailenin Hessen eyaletine bağlı bir kasabadaki konutuna büyük çaplı bir baskın düzenleyerek arama yaptığını, tüm bunların komşular tarafından izlendiğini ve söylentilere yol açtığını belirtti. 2011 yılı Kasım ayında Enver Şimşek'in NSU hücresi tarafından öldürüldüğünün aydınlığa kavuşmasını ise ailenin polisten değil, radyo haberlerinden öğrendiği eleştirisini yöneltti.   

"Olaylar Yüzde Yüz Aydınlatılamayacak"

Bugünkü duruşma öncesinde konuşan Enver Şimşek'in oğlu Abdülkerim Şimşek de NSU davasının gidişatına ilişkin daha fazla şeyler ümit ettiğini belirterek "Başından beri olayların yüzde yüz aydınlığa kavuşturulması benim başlıca hedefimdi, ama maalesef buna ulaşamayacağız” diye konuştu. Doğduğu ülke olan Almanya'ya bağlılığını vurgulayan Abdülkerim Şimşek "Ancak bir şeyler yanlış yürüyorsa bu durumun değişmesi gerekir” ifadesini de kullandı.        

Duruşma öğle saatlerinde NSU hücresine yardım ve yataklıktan yargılanan Ralf Wohlleben'in rahatsızlığı nedeniyle kesildi. Wohlleben‘in avukatları ayrıca mahkemeye yeni bir delil dosyası vereceklerini açıkladılar ancak dosyayı mahkemeye bugünkü duruşmada teslim etmediler. NSU duruşması çarşamba günü devam edecek ve bu duruşmada Enver Şimşek‘in oğlu Abdülkerim Şimşek de mahkemeye ifade verecek.  

Enver Şimşek 9 Eylül 2000'de NSU terör hücresinin üyeleri Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt tarafından nakliye işlerinde kullandığı minibüsü içinde vurularak öldürülmüştü. Duruşmaya kanıt olarak sunulan terör hücresinin bir video görüntüsünde iki eylemcinin yerde yatan Şimşek'e ateş açarken çektikleri fotoğraf da yer almıştı.   

(Deutsche Welle, 10 Ocak 2018)

 

Avusturyalı Genç Terör Eylemi Planlamaktan Gözaltında

IŞİD'e bağlılık yemini eden Arnavut kökenli Avusturyalı Lorenz K.'nın, 2016'da 12 yaşındaki bir Irak kökenli Alman çocuğu Noel panayırına bombalı saldırı düzenlemesi için "kışkırttığı ve talimat verdiği" ortaya çıktı.

Avusturya'da Arnavut kökenli bir genç bir dizi terör eylemi planladığı şüphesiyle gözaltına alındı. Hırsızlık hükmüyle girdiği cezaevinden bir süre önce çıkan Lorenz K. isimli 18 yaşındaki gence yönelik suçlamalar Avrupa'da cezaevlerindeki radikalleşme sorununu yeniden gündeme getirdi.

Avusturya haber ajansının (APA) aktardığı bilgilerde, Viyana'daki savcılığın Lorenz K.'ya "şiddeti teşvik etmek", "patlayıcı cihaz kullanmaya teşebbüs etmek" ve "terör örgütü üyesi olmak" suçlamalarını yönelttiği kaydedildi.

Hakkındaki 55 sayfalık iddianamede, Lorenz K.'nın "IŞİD’e bağlılık yemini ettiği" belirtiliyor. Lorenz K.'nın bağlılık yemininin ardından, 2016 yılında 12 yaşındaki bir Irak kökenli Alman çocuğu Almanya'nın Ludwigshafen kentinde bulunan bir Noel panayırına terör saldırısı düzenlemesi için WhatsApp üzerinden kışkırttmak ve talimat vermekle suçlanıyor.

Cezaevinde Radikalleşti İddiası

Lorenz K., 2017'nin Ocak ayında Viyana'da tutuklandıktan bu yana polis gözetiminde tutuluyor.

Arnavut ebeveyne sahip Avusturyalının, 16 yaşında hırsızlıktan hüküm giymesinin ardından girdiği cezaevinde radikalleştiği iddia ediliyor. APA ajansında yer alan bilgilere göre, K.'nın radikalleşmesi serbest kaldıktan sonra belirli camilere gitmesiyle devam etti. 

12 yaşındaki Iraklı-Alman çocuk tarafından yapıldığı iddia edilen çivi bombası, Ludwigshafen'daki Noel panayırında patlamamıştı. Aralık 2016'da gözaltına alınan çocuk, reşit olmadığı için halihazırda özel devlet gözetimi altında tutuluyor.

(Deutsche Welle, 9 Ocak 2018)

 

AB'den Güney Kore-Kuzey Kore Görüşmelerine Destek

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Güney Kore ile Kuzey Kore'nin iki yıllık aranın ardından tekrar üst düzey görüşmelere başlamasını "umut verici bir işaret" olarak değerlendirdi.

Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan Mogherini, Seul ve Pyongyang yönetimlerinden üst düzey temsilcilerin tekrar diyalog masasına oturmasının, iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine yönelik "olumlu bir adım" ve "umut verici bir işaret" olduğunu belirtti.

'Tansiyonun Düşürülmesine Olanak Sağlayabilir'

Mogherini, Güney Kore'de düzenlenecek 2018 PyeongChang Kış Olimpiyatları'na Kuzey Kore'nin katılımını ve taraflar arasında askeri görüşmeler yapılmasını memnuniyetle karşıladığını belirterek, "Bu, karşılıklı güvenin tesis edilmesine ve Kore Yarımadası'nda tansiyonun düşürülmesine olanak sağlayabilir" ifadesini kullandı.

Kuzey Kore, Güney Kore'deki olimpiyatlara katılacak

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi, Kuzey Kore ile Güney Kore arasında bugün yapılan ve ileride devamı gelecek görüş alışverişinin, Kore Yarımadası'nda barış ve istikrar için temel oluşturmasını umduklarını aktardı.

Anlamlı Bir Diyaloğa Girme Zemini

Mogherini ayrıca, görüşmelerin Kuzey Kore'nin "tam, doğrulanabilir ve geri döndürülemez biçimde nükleer silahlardan arındırılması için daha geniş, güvenilir ve anlamlı bir diyaloğa girme zemini hazırlaması" temennisinde bulundu.

Mogherini, AB olarak söz konusu hedef doğrultusunda çalışmaya devam edeceklerini belirtti.

(Sputnik Türkçe, 10 Ocak 2018)

 

The Brief From Brussels: Almanya'da Büyük Koalisyon Ön Görüşmeleri Başladı

SPD genel başkanı Martin Schulz Almanya'nın AB'de yeniden önemli bir rol oynaması gerektiğini belirtti.

24 Eylül’den bu yana hükümetin kurulamadığı Almanya’da büyük koalisyon ön görüşmeleri Berlin’de başladı. Görüşmelerde Avrupa Birliği’nin geleceği tartışıldı. Eski Avrupa Parlamentosu Başkanı ve Sosyal Demokrat Parti genel başkanı Martin Schulz Almanya’nın Avrupa Birliği’nde yeniden önemli bir rol oynamasının önemine vurgu yaptı.

(EuroNews, 9 Ocak 2018)

 

 

http://www.turksam.org/tr/dis-basin-detay/1670-10-ocak-ta-dunya-bunlari-konusuyor
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 3244 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)