Dış Basın | 07 Şubat 2018

|

7 Şubat'ta Dünya Bunları Konuşuyor!



Dünya basınında 7 Şubat 2018'de öne çıkan haberler ve tartışılan başlıklar...

 

İsrail'den Şam'a Füze Saldırısı!

İsrail merkezli Haaretz haber sitesi, İsrail'in Suriye'nin başkenti Şam yakınlarındaki bir araştırma merkezine füze saldırısı düzenlediğini duyurdu. Suriye yerel medyası, sabahın erken saatlerinde 'yeni bir İsrail saldırısı' olduğunu, hava savunma sistemleriyle karşılık verildiğini belirtti.

Şam yakınlarında şiddetli 3 patlama duyulduğu, Suriye hava savunma sistemlerinin ise İsrail'in saldırılarına karşılık verdiği belirtildi.

Suriye yerel medyası, sabahın erken saatlerinde 'yeni bir İsrail saldırısı' olduğunu, hava savunma sistemleriyle karşılık verildiğini duyurdu. Suriye hükümetine yakın bir kaynak, Şam'ın kuzeyindeki Jamraya'da bir araştırma merkezinin hedef alındığını ifade etti.

Alman haber ajansı dpa'ya konuşan bir kaynak da, Suriye hava savunma sistemlerinin İsrail'in füzelerine 'başarılı bir şekilde' karşılık verdiğini söyledi.

Haaretz, bunun Jamraya'ya düzenlenen ilk İsrail saldırısı olmadığını, Aralık ayında Esad rejiminin de Şam yakınlarını hedef aldığını belirtti.

(Sabah, 7 Şubat 2018)

 

ABD'den Rusya'ya 'Nükleer' Resti

ABD Savunma Bakanı Jim Mattis, Rusya’nın nükleer anlaşmaları ihlal etmesi halinde ülkesinin elinde koz olarak bulunan denizde konuşlu seyir füzelerini tekrar devreye sokacağını ve düşük tesirli nükleer balistik füzeleri geliştireceğini söyledi.

Bakan Mattis, Genel Kurmay Başkan Yardımcısı Orgeneral Paul Selva ile Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesinde, ABD’nin 2018 Nükleer Durum İnceleme ve ABD Ulusal Savunma Strateji Belgeleri hakkında kongre üyelerinin sorularını yanıtladı.

Nükleer Durum İnceleme Belgesi'nde, "Denizde konuşlu nükleer seyir füzelerinin modernize edilerek devreye sokulması ve düşük tesirli balistik füzelerin ABD’nin nükleer silahlarına eklenmesi önerisinin nedeni" ile ilgili soru üzerine Mattis, “Bunun arkasındaki fikir müzakerecilerimizin güç üzerinden müzakere yürütmelerini sağlamaktır.” dedi.

Rusya’nın 1987 yılında imzalanan Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması'nı ihlal ederek stratejik olmayan nükleer balistik füzelerini devreye soktuğunu hatırlatan Mattis, “Rusların bizden bir şey görmeden ellerindeki bir şeylerden vazgeçmeye istekli olacaklarını sanmıyorum.” şeklinde konuştu.

"Rusya’nın söz konusu anlaşmayı ihlal eden adımlarını geri alması durumunda, ABD’nin denizde konuşlu balistik füze ve düşük tesirli balistik füzeleri devreye sokmaktan vazgeçip vazgeçmeyeceği" sorusuna ise Mattis “Müzakereden önce bunu açıklamak istemiyorum.” yanıtını verdi.

Büyük güçler arasındaki rekabetin tekrar gündeme geldiğini hatırlatan Mattis, ABD’nin yeni savunma stratejisinin ana odağının terörden ziyade güç rekabeti olduğunu dile getirdi.

Mattis şunları kaydetti: “Rusya New START anlaşması (2010 yılında Washington ile Moskova arasında imzalanan Stratejik Silahları Azaltma Anlaşması) kapsamında, sadece sayıları bilinen stratejik nükleer güç unsurlarının sayısını azalttı, bununla birlikte Rusya bu silahların yanı sıra diğer nükleer sistemlerini de modernize etti. Moskova askeri çatışma için nükleer gerginlik teorisini savunuyor.”

Rusya’nın aynı zamanda havadan fırlatılan nükleer seyir füzelerini geliştirdiği bilgisini aktaran Mattis, Moskova’nın, bu silahların istikrarsızlığa yol açtığını düşünmediğini ancak kendisinin kaygıları bulunduğunu ifade etti.

Rusya’nın bu adımlarına karşılık ABD’nin caydırıcılığını artırması için nükleer modernizasyon ve kapasite artırımının gerekli olduğunu savunan Mattis, "Nükleer bir caydırıcılığın olduğu noktada konumumuzu nasıl koruruz? Bu kapasiteler son derece caydırıcı olmalı. Caydırıcılık düşmana göredir.” diye konuştu.

(Anadolu Ajansı, 7 Şubat 2018)

 

ABD’de Hükümetin Kapanmasına Geri Sayım

ABD Kongresi, federal hükümetin yeniden kapanma olasılığına karşı bütçe görüşmelerinde temkinli; ancak Demokratlar ve Cumhuriyetçiler harcamaların ne kadarının ulusal savunmaya ayrılması gerektiği konusunda anlaşmaya varamadı. Kongre iki gün içinde uzlaşamasa Perşembe günü devlet daireleri kapalı kalacak.

Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi üyelerinin, çoğunluk olmanın avantajını kullanarak bütçe tasarısını geçirmesi bekleniyordu. Tasarı Savunma Bakanlığı’nı mali yılın sonuna kadar, diğer programları ise sadece altı hafta süresince finanse etmeyi öngörüyor.

Temsilciler Meclisi Başkanı Paul Ryan, “Tam bir bütçe anlaşması için çalışmayı sürdürürken, Senato’ya ordumuzu bu yıl tamamen finanse edecek bir tasarı yollayacağız. Demokratlar da ordu mensuplarımızın ihtiyaçlarının karşılanması için bu tasarıyı kabul etmeli” dedi.

Ancak Demokratlar, Temsilciler Meclisi’nin tasarısını Senato’da engelleyeceklerinin sinyalini verdi bile. Senato’da azınlıkta olan parti bir tasarının kabulü için beşte üç çoğunluk talep edebilir. Cumhuriyetçiler ise sadece bir Senatör farkla çoğunluğa sahip.

Senato Azınlık lideri Demokrat Chuck Schumer, bu müzakerelerde tutumlarının çok açık olduğunu söylüyor. Schumer, orduya kaynak ayrılırken orta sınıfın de desteklenmesi gerektiğini, bu iki meseleyi birbirinden ayrı değerlendirmeyeceklerini vurguluyor.

Hükümetin harcama yetkisi geçen yıldan bu yana dört defa uzatıldı. Son uzatmanın süresi Perşembe gece yarısı bitiyor.

ABD hükümeti geçen ay üç gün kapanmıştı. Bunun önemli bir nedeni partilerin göç reformu konusunda anlaşamamasıydı.

Anlaşmazlık bu hafta da sürüyor. Başkan Donald Trump ve muhafazakar Cumhuriyetçiler, çocuk yaşta ailelerince Amerika’ya getirilen ve gelecek ay sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya olan belgesiz genç göçmenler konusunda Demokratlar’la hala anlaşmaya varamadı.

Cumhuriyetçiler ve Başkan Trump, DACA’dan yararlanan gençlerin, Meksika sınırına duvar örülmesini de kapsayan göç reformu içinde değerlendirilmesini istiyor.

Demokratlar DACA olarak bilinen programdan yararlanan bu gençlerin kaderinin, Kongre’nin yıllardır üzerinde anlaşamadığı göç konularına bağlanmaması gerektiğini savunuyor.

Senato Çoğunluk lideri Cumhuriyetçi Mitch McConnell geçen ay ki üç günlük kapanmayı Demokratlar’a verdiği bir sözle aşmıştı. O da, 8 Şubat’a kadar göç reform konusunda partilerüstü bir anlaşmaya varılamaması halinde, DACA konusunu Senato’da tartışmaya açacağıydı.

McConnell bu sözünü 8 Şubat’ta üç gün kala yineledi; ancak tartışmanın çıkış noktasının Trump’ın göç planı mı yoksa sadece DACA ve sınır güvenliğini kapsayan sınırlı bir öneri mi olacağını söylemedi. Cumhuriyetçi senatör sadece “Ortada gizli bir plan yok. Senato kendi arzusuyla çalışacak” dedi.

(Amerika’nın Sesi, 7 Şubat 2018)

 

Bin Araçlık Terör Konvoyu! ABD Yolladı, Rusya Göz Yumdu!

Kandil, binden fazla teröristin öldürüldüğü Afrin’e takviye için 600 terörist gönderdi. PKK’lı teröristler Menbiç ve Kobani gibi bölgelerden “sivillerin dayanışma ziyareti” adı altında ilçeye sokuldu. Teröristler, yüzlerce araçlık konvoyla Esad rejiminin kontrol ettiği yolu kullandı.

Terör örgütü YPG/PYD, Zeytin Dalı harekâtında sayıları bine yaklaşan terörist kaybını telafi etmek için, 600 PKK’lıyı 2 bin kişiyle yaklaşık bin araçlık bir konvoyla Afrin’e soktu.

ABD’nin kontrolündeki Menbiç ve Kobani’de toplanan teröristler önceki gece yola çıktı. Rusya ve Suriye rejiminin kontrolündeki Tel Rıfat bölgesinden geçen terör konvoyu Afrin’e girdi.

Karar’ın haberine göre, TSK ve istihbarat birimleri hava takibiyle izlediği terör konvoyunu, SİHA ve uydu görüntüleriyle analiz etti. Konvoyda kaç sivil, kaç terörist ve ne kadar silah olduğu tespit edilerek ayrıntılı değerlendirmeler yapıldı. Terör örgütü bir yandan uluslararası toplumu maniple etmek için ‘masum insanlar katlediliyor’ propagandası yaparken, diğer yandan da TSK’nın vurmayacağını bildiği sivilleri terör konvoyuna kalkan yaptı. Konvoyun içine terör örgütünün baskı ve tehdidiyle memur ve öğrencilerin de dahil edildiği belirtildi.

Silah, ABD’den

Terör örgütünün, Afrin’e ‘dayanışma’ adı altında gönderilen konvoyun hazırlıkları geçtiğimiz haftadan itibaren başladı. Konvoya katılmak için örgütün kontrolündeki bölgeler Menbiç, Kamışlı, Dırbasiye, Malikiye, Haseke ve Kahtaniye’den çıkan araçlar Kobani’de toplandı. Burada farklı bölgelerden gelen PKK’nın çatışma deneyimi olan teröristleri tarafından silah ve mühimmatlar araçlara yüklenerek konvoya dahil edildi. Bu nedenle terör konvoyu yola gece saatlerinde çıktı. Konvoya Afrin’deki teröristlerin özellikle istediği uçaksavarların da yerleştirildiği kaydedildi.

Sivil Görünüm Taktiği

Diğer yandan YPG’nin Fırat’ın doğusunda da panik yaşadığı ortaya çıktı. Örgüt üyelerinin, özellikle sınır hattında bulunan Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesinin karşısındaki Tel Abyad, Ceylanpınar’ın karşısındaki Resulayn, Suruç’un karşısındaki Kobani ve Şırnak’ın Nusaybin ilçesi karşısındaki Kamışlı’da bulunan sözde karargahları yerine dağınık olarak bekledikleri belirtildi.

YPG kontrolündeki bu bölgelerde bulunan teröristlerin büyük çoğunluğu kamuflajlarını çıkardı. Örgüt üyelerinin bu şekilde kendilerini kamufle ederek sivil olarak görünmeye çalıştığı kaydedildi. Ayrıca sınır hattındaki bu bölgelerde yaşayan ve zorla silah altına alınan bazı YPG’lilerin, Afrin’e gönderilmek istendiği, gitmek istemeyenlerin de infaz edildiği bildirildi.

(Hürriyet, 7 Şubat 2018)

 

Guterres'ten BMGK'ye, Kimyasal Silaha Karşı Birlik Çağrısı

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Suriye'de her türlü kimyasal silahın kullanılmasını en güçlü şekilde kınayarak, BM Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) sorumluların belirlenebilmesi için birlik çağrısında bulundu.

BM Genel Sekreter sözcülerinden Farhan Haq, günlük basın brifinginde, son haftalarda Suriye'den, kimyasal silah kullanıldığına ilişkin gelen haberlerden son derece endişe duyduklarını söyledi.

Kimyasal silah kullanımının hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini belirten Haq, Guterres'in Suriye'de her türlü kimyasal silahın kullanılmasını en güçlü şekilde kınadığını ifade etti.

Haq, Guterres'in BMGK'ye Suriye'de kimyasal silah kullananların belirlenebilmesi için birlik çağrısını yinelediğini sözlerine ekledi.

ABD, BMGK'ye Suriye'deki kimyasal silah kullanımından rejimi sorumlu tutan ve kimyasal silah kullanılmasını kınayan bir açıklama sunmuş, Rusya, rejimi suçlayan bu açıklamaya karşı çıkmıştı.

(Haber Türk, 7 Şubat 2018)

 

Alman Vekiller: Kırım'ın Dostuyuz

Kırım'da temaslarını sürdüren Almanya İçin Alternatif (AfD) partisi vekilleri, Kırım'ın dostu olduklarını ve Batı'nın yaptırımlarının kaldırılmasına katkı sunacaklarını söyledi.

Almanya'nın 3 eyaleti Berlin, Brandenburg ve Kuzey Ren-Vestfalya parlamentolarında AfD'yi temsil eden vekiller, ziyaretlerinin 3. gününde Kırım Parlamentosu yönetimiyle bir araya geldi.

Kuzey Ren-Vestfalya vekili Roger Beckamp, görüşmede yaptığı konuşmada, "Burada Kırım'ın 9 dostu bulunuyor. Birkaç gün içinde bölgeyi görme fırsatını bulduğumuz için bunu söyleyebiliyorum. Yaptırımların kaldırılması için çaba göstereceğiz" dedi.

‘Referandum için Size İmreniyoruz’

"Ziyaret sırasında heyetimizi özellikle etkileyen iki husus vardı. Birincisi, bizi samimi olarak ağırlamanız. İkincisi de, hangi ülkeye ait olmak istediğinize kendiniz karar vermeniz ve geleceğinizi kendiniz belirlemeniz" diye devam Beckamp, Kırım'da yapılan referandumun Almanya'da olmadığını ve bu nedenle Kırımlılara imrendiklerini vurguladı.

(Sputnik Türkiye, 7 Şubat 2018)

 

AP’de Türkiye’ye İnsan Hakları ve Afrin Eleştirisi

Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen Türkiye oturumunda Afrin operasyonu eleştirildi. Ankara’ya “BM müzakerelerine odaklan” mesajı verildi. İnsan haklarının durumu “kaygı verici” olarak tanımlandı.

Avrupa Birliği (AB) Türkiye’nin Afrin operasyonundan “kaygı” duyuyor. Avrupa Parlamentosu (AP) genel kurulunda düzenlenen “Türkiye’de İnsan Hakları” ve “Afrin’de Durum” konulu ortak genel kurul oturumunda söz alan AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, "Yeni cepheler açmak çözüm değildir ve korkarım Türkiye’yi daha güvenli kılmayacaktır. Gerçek güvenlik ancak müzakere edilmiş siyasi çözümden gelebilir. Biz askeri operasyonların sadece Birleşmiş Milletler'in terörist listesinde olan örgütlere odaklanması gerektiğine inanıyoruz” şeklinde konuştu.

frin operasyonunun, yaratabileceği insani kriz ve Suriye’deki siyasi müzakerelere olumsuz etkisinden “kaygı duyduklarını” ifade eden Mogherini, tüm tarafların BM çatısı altında yürütülen müzakerelere odaklanması gerektiğini söyledi. Suriye’de savaşın henüz bitmediğini söyleyen Mogherini, “Manşetlerden inmiş olsa da insanlar Afrin’de, İdlib’de ve diğer bölgelerde ölmeye devam ediyor” dedi.

AB'nin "Suriye'nin birlik, egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı duyduğunu” belirten Mogherini, Türkiye’nin Astana sürecinin garantörlerinden olduğunu hatırlattı ve bu süreç kapsamında alınan kararların Suriye’nin kuzeyinde de uygulanması gerektiğini söyledi.

"Diyaloğumuz Hiçbir Zaman Olmadığı Kadar Önemli”

Türkiye ile “görüş ayrılıkları” olduğunu saklamayan Mogherini, buna rağmen “samimi bir diyalog” içinde olduklarını vurgulayıp, “Türkiye ile bugünkü diyaloğumuz hiçbir zaman olmadığı kadar önemli” şeklinde konuştu.

Türkiye’de insan haklarının durumunda iyileşme olmadığı mesajı veren Mogherini, Anayasa Mahkemesi’nin Mehmet Altan ve Şahin Alpay’la ilgili kararının uygulanmamasının yargının bağımsızlığı konusunda soru işaretleri uyandırdığını, OHAL uygulamasına devam edilmesinin de “kaygı verici bir konu olmaya devam ettiğini” söyledi.

Kati Piri: Sizleri Unutmadık

Oturumda Hristiyan Demokrat Grup (EPP) adına söz alan Rumen parlamenter Dan Preda, Türkiye’de insan haklarının durumunu “büyük endişeyle takip ettiklerini” söyledi. İnsan hakları konusunun “Türkiye’yle tüm temasların merkezine oturtulması gerektiğini” söyledi.

Sosyal Demokrat Grup (S&D) adına konuşan ve aynı zamanda Türkiye raportörlüğü görevini yürüten Hollandalı parlamenter Kati Piri ise hapiste olan Osman Kavala, Ahmet Şık ve Selahattin Demirtaş’a “Sizleri unutmadık” diye seslendi. Mart sonunda düzenlenmesi beklenen Türkiye-AB mini zirvesinde AB’nin Türkiye’de insan hakları konusunda "sesini yükseltmesi” gerektiğini, aksi takdirde “saygınlığını yitireceğini” söyledi.

Muhafazakar Grup (ECR) adına konuşan İngiliz parlamenter Charles Tannock, Türkiye'nin Afrin’de ABD ile çatışma riskini gündeme getirdi. Böyle bir durumun “NATO üyesi ve AB adayı bir ülke için kaygı verici olduğunu” savundu.

Üyelik Perspektifi

Liberal Grup adına söz alan Alman parlamenter Nadja Hirsch, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı “Türkiye’yi AB’den uzaklaştırmakla” suçladı. Üyelik perspektifinin “gerçekçi” olması gerektiğini ifade eden Hirsch, “Türk hükümetinde bu konuda irade göremediğini, AB’nin bu durumdan sonuç çıkarması gerektiğini” söyledi. Türkiye’nin Afrin operasyonuyla da “NATO’dan uzaklaştığını” savundu.

Türkiye’de insan haklarını “korkunç” olarak tanımlayan Hıristiyan Demokrat Grup Türkiye gölge raportörü Alman parlamenter Renate Sommer ise “ülkede otokrasinin hakim olduğunu” ifade edip, “AB devreye girmezse saygınlığını yitirecek. Tavır değiştirmeli, çok daha eleştirel olmalıyız” dedi.

“İletişim Kanalları Açık Kalmalı”

Oturum sonunda Avrupa Komisyonu adına söz alan Genişleme ve Komşuluk İlişkileri’nden sorumlu komiser Johannes Hahn, Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Taner Kılıç’ın durumu ve AYM kararlarının uygulanışını yakından takip ettiklerini, hukukun üstünlüğü ve temel özgürlükler konusunda somut iyileşmeler görmek istediklerini söyledi. Türkiye ile “iletişim kanallarının açık tutulmasının önemli olduğuna” vurgu yapan Hahn, “Bu elbette sesimizi yükseltmek anlamına da geliyor” dedi.

"Rojava” Temsilcisi

Oturumu genel kurul salonunun ziyaretçilere ayrılan bölümünde izleyenler arasında Suriye’deki “Rojava” bölgesinin Fransa ve Avrupa sorumlularından Halit İsa da vardı. PYD temsilcisi İsa, oturum öncesi AP’de yaptığı açıklamada “Türkiye’nin Afrin’i işgal girişimi meşru değildir. Komşularımızın güvenliğini tehdit etmedik, etmiyoruz. Biz IŞİD ile savaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Taslak Kararda Neler Var?

Perşembe günü öğle saatlerinde oylamaya sunulması beklenen karar tasarısında 15 Temmuz darbe girişimi bir kez daha kınanmakla birlikte, başarısızlıkla sonuçlanan bu girişimin “meşru ve barışçıl muhalefeti daha da bastırmak ve orantısız ve yasal olmayan eylem ve önlemlerle medya ve sivil toplumun barışçıl biçimde ifade özgürlüğü hakkını kullanmasını engellemek” amacıyla kullanıldığı mesajı verilecek.

Temel hak ve özgürlükler, hukukun üstünlüğü ve yargının bağımsızlığındaki “kötüleşme” için “çok kaygı verici” ifadelerinin kullanıldığı taslak metinde, “on binlerce kişiye yönelik keyfi tutuklama ve hukuki ve idari taciz” kınanıp, bu kişilerin “derhal” serbest bırakılması isteniyor.

Masumiyet karinesi konusunda AİHM içtihadına uyulması ve OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun “bağımsız” çalışmasının sağlanması talep ediliyor. Terörün Türkiye için “tehdit” oluşturduğu kabullenilmekle birlikte, “geniş kapsamlı” terörle mücadele yasalarının “ifade özgürlüğü haklarını kullanan vatandaşlar ve medyayı cezalandırmak için kullanılmaması” isteniyor. Afrin operasyonuna karşı çıkan gazeteci, aktivist, doktor ve sıradan vatandaşların tutuklanması kınanıyor.

(Deutsche Welle Türkçe, 7 Şubat 2018)

 

Fransa Dışişleri: Hizbullah, Suriye'den Çekilsin

Fransa Dışişleri Bakanı Le Drian, İranlı milisler ve Hizbullah'ın Suriye'den çekilmesini istedi.

Fransa, Suriye'de askeri varlık gösterdiği ve Hizbullah'a silah gönderdiği iddialarını birçok kez reddeden İran'a seslendi. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian "Hizbullah dahil tüm İranlı milislerin' Suriye'den çekilmesi gerektiğini söyledi.

BFM TV'ye konuşan Le Drian, Afrin'de Zeytin Dalı Harekatı'nı yürüten Türk askerlerinin çekilip çekilmemesi gerektiği sorusuna şu yanıtı verdi: "Suriye'de olmaması gereken tüm güçlerin, İranlı milisler dahil, Hizbullah dahil, ülkeden çekilmesini şart koşuyoruz."

(Sputnik Türkiye, 7 Şubat 2018)

 

Polonya Cumhurbaşkanı Tartışmalı Yasayı İmzaladı

Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, İsrail'in yanı sıra Ukrayna ve ABD'nin karşı çıktığı, "Yahudi soykırımında Polonyalıların Nazilerle suç ortaklığı yaptığı suçlamasını yasaklayan" yasayı imzaladı.

AA'nın haberine göre, Macar Haber Ajansının (MTI) haberine göre, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Krzysztof Lapinski yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Duda'nın, "Yahudi soykırımında Polonyalıların Nazilerle suç ortaklığı yaptığı suçlamasını yasaklayan" yasayı imzaladığını belirtti.

Duda, konuya ilişkin dün yaptığı açıklamada, 1 Şubat'ta parlamentoda kabul edilen "Yahudi soykırımında Polonyalıların Nazilerle suç ortaklığı yaptığı suçlamasını yasaklayan" yasayı imzalayacağını ama söz konusu yasa hakkında anayasa mahkemesinin görüşünü isteyeceğini belirtmişti.

Duda, kanunun, İsrail'in daha önce talep ettiği, Yahudi soykırımının bilimsel araştırmasını engellememe isteğini yerine getirdiğini belirterek, "Yahudi soykırımından kurtulanların mahkemede tanık olarak konuşabilmeleri önemli. Aynı zamanda Polonya'nın İkinci Dünya Savaşı ile ilgili itibarını koruyabilmeye ihtiyacı var.'' ifadelerini kullanmıştı.

Geçen perşembe günü, İkinci Dünya Savaşı’nda planlı ve sistematik şekilde Yahudilerin öldürülmesinde Polonyalıların rolü olduğu iddiasını yasaklayan yasa tasarısı, önce parlamentonun alt kanadında onaylanmış, daha sonra üst kanadı senatoda 23'e karşı 57 oyla kabul edilmişti.

Polonya’daki Nazi ölüm kamplarının "Polonya ölüm kampı" şeklinde nitelendirilmesini de yasaklayan yasa, bu gibi ithamlarda bulunan kişilere ise 3 yıla kadar hapis cezası öngörüyor.

İsrail ve ABD’den Tepki

Yasa tasarısına başta İsrail olmak üzere ABD tepki göstermiş, bu tasarının ikili ilişkilere zarar vereceği yönünde açıklamalar yapılmıştı.

(Haber Türk, 7 Şubat 2018)

 

Almanya'da Koalisyonda Uzlaşı

Alman Der Spiegel dergisinin haberine göre, Hristiyan Birlik ile Sosyal Demokrat Parti SPD'nin koalisyon sözleşmesi üzerine anlaşmaya vardığı iddia edildi.

Alman Bild gazetesine göre, koalisyon sözleşmesinde Sosyal Demokrat Parti SPD, dışişleri, maliye ve çalışma bakanlıklarını aldı.

Sosyal Demokrat Parti Genel Başkanı Martin Schulz'un hükümette dışişleri bakanı olarak yer alacağı, şimdiki Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel'in ise maliye bakanı olarak görev yapacağı ileri sürülüyor.

Koalisyon hükümetinin en küçük ortağı Hristiyan Sosyal Birlik CSU'nun lideri Horst Seehofer içişleri bakanı olacak.

Almanya'da geçen yılın eylül ayında gerçekleştirilen genel seçimlerden bu yana devam eden hükümet kurma girişimlerinde sonuca ulaşıldı.

Başbakan Angela Merkel'in partisi Hristiyan Demokrat Birlik CDU ise, ekonomi ve savunma bakanlıklarını alacak.

(CNN Türk, 7 Şubat 2018)

 

Ruhani: ‘Türkiye’nin Afrin’e Askeri Operasyonu Derhal Son Bulmalıdır’

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani Suriye hükümetinin izni olmadan Suriye topraklarında herhangi bir yabancı gücün varlığının gayrı meşru ve kabul edilemez olduğu yönünde İran’ın ilkeli tutumunu yineledi.

Tahran’da bugün düzenlediği basın konferansında Erdoğan rejiminin Suriye’nin kuzeyine devam eden saldırısına ilişkin soruya cevabında Ruhani; “herhangi bir ordunun başka bir devletin topraklarına girmeden önce o devletin iznini almalıdır. Şayet o devletin hükümeti ve halkı da böyle bir müdahaleyi istemiyor ve desteklemiyorlarsa bizlerde desteklemeyiz, iyi bir durum olarak da görmeyiz.” ifadelerini kullandı.

Sözlerine devam eden Ruhani; “Türkiye’nin Afrin Bölgesine operasyonu hiçbir verimli sonuç getirmeyecektir, en kısa zaman içinde de sona ermesi gerekiyor..” dedi.

İran’ın bu tutumunun Suriye’de yine gayrı meşru bulunan ABD güçleri için de geçerli olduğunun altını çizen Ruhani; tüm bu güçlerin Suriye’de yanlış davranışlarda bulunduklarını, Suriye’deki varlıklarının kesinlikle doğru olmadığını kaydetti.

Öte yandan Ruhani Suriye konulu Astana görüşmelerinde garantör ülkeler Rusya, İran ve Türkiye arasındaki işbirliğinin tüm bölge açısından önem taşıdığını ifade etti. Ruhani bugün

Putin ile bulunduğu telefon görüşmesinde söz konusu ülkeler arasında kısa zaman içinde toplantının düzenlenmesi önemini ifade ettiklerini sözlerine ekledi.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani ABD’nin Suriye ve Irak’ta başarısız olması ardından terörle mücadele ettiği iddiasıyla bu ülkelere ilişkin planlarını hayata geçirmeye çalıştığına dikkat çekti.

(SANA, 7 Şubat 2018)

 

Filistin'de 'İsrail Para Birimi Şekelden Kurtulma Arayışı'

Filistin hükümeti, yerli piyasada İsrail para birimi şekelin kullanımına son vermek için çalışmalar yürütüldüğünü açıkladı.

Hükümetten haftalık toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, şekelden başka bir para birimi kullanımına geçilmesi için çalışma komitesi oluşturmaya ve ulusal para birimi oluşturma imkanının araştırılmasına karar verildiği belirtildi.

Bu önerinin, ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanımasına karşılık Filistin yönetiminin aldığı kararlar kapsamında ortaya konulduğu kaydedildi.

Mali danışman ve bankacı Muhammed Selame, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Filistin hükümetinin ulusal bir formülü üstlenmek istemesine rağmen hâlihazırda bunun gerçekleşmesinin uzak olduğunu söyledi.

Filistin piyasasının bunun için zamana ihtiyacı olduğunu ve günlük işlemlerde geçerli para birimini değiştirmeyi kabul etmenin basit bir durum olmadığına dikkati çeken Selame, İsrail para birimi şekel ile irtibatı koparmak gerektiğini, buna alternatif olarak Ürdün dinarı araştırılarak zemin hazırlanabileceğini ifade etti.

Selame, Filistin piyasasında günlük işlemlerin dolarla yapılmasının da pratik bir çözüm olmadığını aktardı.

Filistin yönetimi ve İsrail arasında 1994'te imzalanan Paris Ekonomi Protokolüne göre Filistin piyasasında ABD doları, Ürdün dinarı, İsrail şekeli, Mısır cüneyhi (şu anda geçersiz) ve Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin ortak para birimi avro kullanılıyor.

Filistin piyasasındaki günlük ticari işlemlerde, Filistin hükümeti kurumları ve özel sektörde geçerli olan para birimlerinin başında şekel geliyor. Başta özel sektörde olmak üzere işçilerin büyük bir çoğunluğuna maaşları şekel üzerinden veriliyor.

(Anadolu Ajansı, 7 Şubat 2017)

 

Laricani: İran ve Rusya İşbirliğinin Bölgede Olumlu Sonuçları Olmuştur

İslami Şura Meclis Başkanı Ali Laricani, İran ve Rusya arasındaki işbirliğinin özellikle Suriye krizi ve bölgedeki istikrarsızlıklarda iyi sonuçları olduğunu söyledi.

Rusya Duma Meclis Başkanı Özel Temsilcisi Leonid Sloteski ile Tahran’da görüşen Laricani, iki ülke işbirliğinin devam etmesi gerektiğini söyledi.

İki ülke parlamentoları arasında ortak komisyon oluşumasını öneren Laricani, bu komisyonun ilişkilerin gelişmesine yardım edeceğini belirtti.

Laricani, iki ülke ekonomik ilişkilerinin gelişmesi için bir çok imkan bulunduğunu ve bu hususta adım atılmasını istedi.

Sloteski de iki ülke ilişkilerinin gelişmesi için tüm kapasitelerden yararlanılmasını isteyerek, Rusya Duma’sının bu yönde gereken alt yapının hazırlanmasına hazır olduğunu söyledi.

(İRNA, 7 Şubat 2018)

 

Times: IŞİD Suriye ve Irak'ta Yeniden Örgütleniyor

İngiliz Times gazetesi, Irak Şam İslam Devleti'nin (IŞİD), Suriye ve Irak'taki kaos ortamını kullanarak buralarda yeniden örgütlendiğini yazdı.

Gazetenin Hannah Lucinda Smith ve Richard Spencer imzalı haberinde, IŞİD'in Ekim ayından beri yeniden saldırılar düzenlemeye başladığı ve iki yıl önce çıkarıldığı Suriye'nin kuzeybatısında Beşar Esad güçleriyle yeniden savaşa giriştiği belirtiliyor.

Örgütün, Suriye'nin Hama eyaletinde geçen yılın sonlarına doğru ortaya çıktığı ve kısa bir sürede Halep, Hama ve İdlib eyaletleri sınırındaki 400 metrekarelik bir alanı ele geçirdiği belirtiliyor.

Irak'ta ise ülkedeki gelişmeleri takip eden grupların verilerine göre, IŞİD militanları ya da örgütün etkili olduğu yerlerde kimliği belirlenemeyen saldırganlar tarafından yaklaşık son 3,5 ayda en az 440 bombalı saldırı, çatışma, suikast ve kaçırma olaylarının meydana geldiği kaydediliyor.

Örgütün özellikle Diyala eyaleti, Musul eyaleti ve lideri Ebu Bekr el-Bağdadi'nin saklandığı düşünülen Anbar eyaletinde güçlü olduğu sanılıyor.

Militanların, daha önce ABD öncülüğündeki koalisyon tarafından ele geçirildiği belirlenen yerlerde göründüğü kaydediliyor.

Haberde, Irak ordusunun Kasım 2016'da yeniden ele geçirdiği Hammam el Alil kentinde IŞİD militanlarının 29 Ocak'ta Irak bayrağını indirdikleri ve kent sakinlerini bayrağı yeniden asmamaları için tehdit ettikleri yazıyor.

Bölge sakinlerine göre militanlar 6 Ocak'ta, bir zamanlar örgütün Irak'taki kalesi olan Musul'un batısında gövde gösterisi yapmak için bir geçit töreni düzenlediler.

Haberde, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) referandum kararının ardından Bağdat hükümetiyle ilişkilerinin bozulması ve neticede Kerkük'te silahlarını birbirlerine doğrultmalarından beri IŞİD'in Irak ve Suriye'de gücünü artırdığı kaydediliyor.

Habere göre, Ekim ayının sonlarından beri 390 Iraklı sivil ve 142 güvenlik görevlisi örgüt militanları tarafından öldürüldü.

Irak'ta tahminlere göre 7 bin Amerikan askerinin bulunduğu ancak IŞİD'in kontrolünü azalttıkça bu güçlerin ülkeden çekilmeye başlandıkları biliniyor.

Rejimin geçen hafta 19 köyü yeniden ele geçirdiği kaydediliyor. Habere göre silahlı muhalif gruplar rejimi,bu gruplara saldırılar düzenlemesi için kontrolü altındaki bölgelerde IŞİD'e izin vermekle suçluyor.

Özgür Suriye Ordusu'na (ÖSO) bağlı Ceyş'ün Nasr'ın üyesi Muhammed Reşid, "IŞİD Rus savaş uçaklarının yardımıyla daha fazla bölge ele geçiriyor" diyor.

"Suriye'nin doğusundan rejimin elindeki bölgelerden geçmeden İdlib'e nasıl gelebilirler? IŞİD ve Esad arasındaki bütün çatışmalar uydurma" diyor.

ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun sözcüsü Albay Ryan Dillon da IŞİD militanlarının rejimin elindeki bölgeler yoluyla ülkenin farklı kesimlerine geçtiklerine dair bazı kanıtlar olduğunu söylüyor.

Haberde, kimi IŞİD militanlarının Türkiye'ye geçtiklerine ve Suriye Demokratik Güçleri'nin Rakka'da sağ kalan yüzlerce militanlara geçiş izni vermekle suçlandıklarına dair haberler hatırlatılıyor.

'Afrin Operasyonunun Etkisi Var'

Haberde Albay Ryan Dillon'ın Türkiye'nin Afrin'e yönelik Zeytin Dalı Harekâtı'nın IŞİD ile mücadeleye zarar vermesinden endişe duyulduğuna ilişkin sözleri de yer alıyor.

Gazeteye konuşan Halk Savunma Birlikleri (YPG) sözcüsü Mustafa Bali, "Afrin operasyonunun, örgütün canlanmasında ve yeni saldırılar düzenlemek için fırsat bulmasında kesinlikle etkisi var" diyor.

(BBC Türkçe, 7 Şubat 2018)

 

Rusya’nın Şam Ticaret Temsilciliği’ne Bombalı Saldırı

Rusya’nın Şam Ticaret Temsilciliği’ne bombalı saldırı düzenlendi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı, Rusya’nın Şam Ticaret Temsilciliği binasına bombalı bir saldırı gerçekleştirildiğini, olay sırasında kimsenin zarar görmediğini; fakat binanın ciddi zarar gördüğünü bildirdi. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “6 Şubat’ta yerel saatle 16:00’da Rusya Federasyonu’nun Şam Ticaret Temsilciliği binasına düzenlenen saldırı sonucunda binaya bomba atıldı” denildi.

Dışişleri Bakanlığı olay sonucunda yaralı ve ölü bulunmadığını belirterek binaya ciddi maddi zarar verildiğinin altını çizdi.

(DHA, 7 Şubat 2018)

 

Rus Hava Savunma Sistemleri ABD’deki Muadillerinden Üstün

Business Insider, Rusya’nın hava savunma sisteminin ABD’nin ve müttefiklerinin elindeki benzer sistemlere göre önemli derecede üstün olduğunu bildirdi.

Uzmanlar, S-400 hava savunma sistemlerinin karşı tarafın uçaklarından ve balistik füzelerinden, Pantsir-S1 füzesavar sisteminin de seyir füzelerinden ve insansız hava araçları (İHA) gibi alçaktan uçan hava araçlarından koruma sağladığını belirterek, söz konusu silahların oluşturduğu savunma sisteminin Batı’da benzeri bulunmadığına dikkat çekti.

ABD Askeri Denizcilik Analiz Merkezi’nden (Center for Naval Analyses) analist Jeffrey Edmonds, ABD’nin hava savunmasında kullandığı Patriot, Avenger ve Stinger füze savunma sistemlerinin, hava sahasında Rus yapımı sistemler kadar güvenli bir savunma sağlayamadığına dikkat çekti. ABD’li uzman, “ABD ile her türlü çatışmada Rusya için başlıca görev, havadan gelecek olan yoğun bir saldırıyı püskürtmek olacak. Rusya’nın çok katmanlı savunması, böyle bir tehdidin etrafında kurulu” ifadelerini kullandı.

ABD’nin yeni ulusal güvenlik stratejisinde ve nükleer doktrininde Rusya ana tehditlerin arasında gösterildi. ABD Başkanı Donald Trump, Rusya’nın ABD’nin rakibi olduğunu açıklamış, ABD Genelkurmay Başkan Yardımcısı Orgeneral Paul J. Selva ise Pentagon’un Rusya ya da Çin’le çatışma durumu için ‘küresel plan’ hazırladığını duyurmuştu.

Moskova’dan gelen yanıttaysa Washington’un bu söylemlerinin üzüntüyle karşılandığı belirtilerek, Rusya’nın ‘kendi güvenliğini sağlayacak’ tedbir alacağı açıklanmıştı. Bunun yanı sıra Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD ile her şartta müzakerelere hazır olduğunu da birçok kez duyurmuştu.

(Sputnik Türkiye, 7 Şubat 2018)

 

Rusya'da Hipersonik Silahların Ne Zaman Hizmete Gireceği Açıklandı

Taktik Füze Silahları Şirketi Genel Müdürü Boris Obnosov, Rusya'da hipersonik silahların hizmete gireceği tarihi açıkladı.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Obnosov, "Rusya, 2020'li yıllarda hipersonik silahları devreye sokacak. Bu, birçok çeşitli faktöre bağlı ve kesin tarihi söylemek acelecilik olur" dedi.

Obnosov, şirketi tarafından geliştirilen yüksek hassasiyetli silahların caydırıcılık bakımından nükleer silahlara yaklaştığını da vurguladı.  

Rusya Savunma Bakanlığı, Rus ordusunun 2025 yılına kadar yeni hipersonik silahlar, akıllı robot tanklar ve yeni fizik prensiplerine göre üretilmiş silahlar ile donatılacağını açıklamıştı.

(Sputnik Türkiye, 7 Şubat 2018)

 

Çin, Uluslararası Topluma Pozitif Enerji Sunuyor

ABD'nin Çin Büyükelçisi Cui Tiankai, kendi somut koşullarına göre kalkınma yolunu seçen Çin'in, uluslararası topluma "keskin güç" değil, "yeni seçim ve pozitif enerji" sunduğunu belirtti.

Cui Tiankai, ABD'de eğitim gören Çinli öğrencilerle yaklaşan Bahar Bayramı dolayısıyla yaptığı buluşmada, geçen bir yıl içinde Çin-ABD ilişkilerinde, yeni ABD yönetiminin göreve gelmesinden sonraki istikrarlı geçiş döneminin yaşandığına dikkat çekti.

Bu süreçte iki ülke liderleri arasında üç kez yüz yüze ve birkaç kez de telefonla görüşme yapıldığını hatırlatan Cui, Çin ile ABD arasında kurulan dört üst düzey diyalog mekanizmasının ilk turlarının da sorunsuz bir şekilde gerçekleştirildiğini belirtti.

Hem önemli, hem de karmaşık olan ikili ilişkilerde hep sorunlar yaşandığına dikkat çeken Cui, geçen onlarca yıl içinde ikili ilişkilerin çeşitli zorlukların ve engellerin üstesinden gelerek, nispeten istikrarlı ve olumlu gelişme rayında ilerlediğinin altını çizdi.

Cui, son zamanlarda ikili ilişkilerde birtakım kaygı verici eğilimler görüldüğünü ve bu durumun bazı ABD'lilerin Çin'e yönelik yetersiz bilgiye sahip olduklarını ve Çin'e karşı stratejik açıdan yanlış bir değerlendirmede bulunduklarını gösterdiğini belirtti. Cui, mesela kimi ABD'lilerin Çin'in kendi kalkınma yolunda ısrar etmesinden dolayı depresyona girdiğini ifade etti.

Çin'in kendi somut koşullarına göre kalkınma yolunu seçtiğini, bu nedenle bu yolun "değiştirilmeyeceğini ve değiştirilemeyeceğini" vurgulayan Cui, Çin'in kalkınmasının, bu doğrultuda yalnız bir yol bulunmadığını; dünya ülkelerinin kendi somut koşullarına uygun kalkınma yolu seçebileceklerini kanıtladığına işaret etti.

Çinli Büyükelçi, "İnsanlığın kader ortaklığı ve yeni tip uluslararası ilişkiler oluşturma gibi ileri sürdüğümüz görüşler, insanlığın 21. yüzyılda nasıl bir yol seçeceğine ilişkin Çin'in zekasını yansıtıyor" ifadelerini kullandı.

Cui son olarak, Çin'in uluslararası topluma sunduğu pozitif bir enerji bulunduğunun altını çizdi.

(CRI Türk, 7 Şubat 2018)

 

Çin'den Pakistan'da Çin Vatandaşlarına Yönelik Aşırı Şiddet Olaylarına Sert Kınama

Pakistan'da dün silahla vurulan bir Çin vatandaşı hayatını kaybetti. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Geng Shuang, bugün yaptığı açıklamada, Çin vatandaşını hedef alan bu aşırı şiddet olayını sert bir dille kınadı.

Geng Shuang, Çin hükümetinin olayı ve ardından yaşanan süreci yakından takip ettiğini, hayatını kaybeden Çin vatandaşının ailesine her türlü yardımı sağlayacağını kaydetti.

Bir Çin vatandaşı, dün Karaçi kentinde silahla vurularak ciddi bir şekilde yaralanmış ve hastaneye kaldırıldıktan sonra hayatını kaybetmişti.

2017 yılında Pakistan'da bazı Çin vatandaşlarının kaçırılıp öldürülmesi olayları meydana gelmişti. Bu sene ise Çinlileri hedef alan silahlı saldırı da meydana geldi. Son yaşananlar, Pakistan'da bulunan Çinlilerin güvenliğiyle ilgili kaygıları arttırdı.

Durumun vahametine değinen sözcü Geng, "Çin, Pakistan hükümeti ve askeri makamlarının gerçekleştirdikleri terörle mücadele faaliyetleri ve toplumsal asayiş hareketine destek verdiğini hatırlattı. Geng, Pakistan'ın Çin personellerinin güvenliğini korumak için etkili önlemler almaya devam edeceğine inandıklarını kaydetti.

(CRI Türk, 7 Şubat 2018)

 

Türkiye, Kuşak ve Yol Girişimini Ulaşım ve Lojistikle Destekliyor

Çin'in ortaya koyduğu Kuşak ve Yol girişimi, dünya çapında ilgi çekiyor. Girişimin doğuracağı fırsatları keşfetmek amacıyla düzenlenen etkinliklerin sayısı artıyor.

Bu bağlamda Çin'in başkenti Beijing'de 6 Şubat günü "Kuşak ve Yol Girişiminin Gerçekleşmesinde Transit Koridor ve Hazar Ötesi Doğu-Batı Ticaretinin Rolü Konferansı" düzenlendi.

Çin Ticaret Bakanlığı, Azerbaycan Ekonomi Bakanlığı, Azerbaycan Demiryolları ve Azerbaycan İhracat ve Yatırımı Artırma Derneği'nin ortaklaşa düzenlediği konferansa, Çin ve Azerbaycan'ın yanı sıra, Türkiye, Gürcistan ve Kazakistan'dan yetkililer katıldı. Türkiye'nin Beijing Büyükelçiliği de konferansa destek verdi.

Konferans, Çin Ticaret Bakan Yardımcısı Wang Shouwen'in konuşmasıyla başladı.

Konferansa Türkiye'yi temsilen Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakan Yardımcısı Yüksel Coşkunyürek ve TCDD Taşımacılık AŞ Genel Müdürü Veysi Kurt da katıldı.

Coşkunyürek, tarihi İpek Yolu'nun iktisadi olarak bölgeyi canlandırdığına ve halklara büyük katkı sağladığına dikkat çekerek başladığı konuşmasında, yatay doğrultuda 18 bin kilometreyi aşan, 60'tan fazla ülkeyi ilgilendiren Kuşak ve Yol girişiminin, 2020 itibariyle 800 milyar dolarlık bir ticaret hacmine ve 170 milyon tonluk taşıma büyüklüğüne tekabül edeceğini söyledi.

Çin ile AB arasındaki ticaretine en önemli halkasının Hazar koridoru olduğunu belirten Coşkunyürek, bu koridorun Türkiye üzerindeki bileşenlerini tamamlayarak ortaklığı ileriye götüreceklerini kaydetti.

Türkiye bu girişimi ulaşım ve lojistik yatırımlarıyla desteklemektedir diyen Coşkunyürek, Türkiye'nin ulusal ulaşım ağlarını, Avrasya ağlarına entegre olacak şekilde tasarladığına dikkat çekti.

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakan Yardımcısı Yüksel Coşkunyürek, konuşmasında Orta Koridor'a da dikkat çekti. Türkiye olarak Kuşak ve Yol güzergahında Orta Koridor'u desteklemekteyiz diyen Coşkunyürek, Orta Koridor'un Çin'den Avrupa'ya uzanan en kısa hat olmanın yanı sıra, bu hatta iklim koşullarının daha elverişli ve altyapının daha gelişmiş olduğunu vurguladı.

Coşkunyürek, Kuşak ve Yol girişiminin, ilgili ülkelerin refahına katkı sağlayacağını, bu projenin gerçekleşmesinin yaratacağı sinerjinin, dünyanın kaderini değiştirebileceğini sözlerine ekledi.

TCDD Taşımacılık AŞ Genel Müdürü Veysi Kurt da konuşmasında Kuşak ve Yol girişimine destek olacak demiryolu ve limanların altyapılarını geliştirmeye devam ettiklerini söyledi.

(CRI Türk, 7 Şubat 2018)

 

Türkmen Partileri Kerkük’te Birlik Toplantısı Düzenledi

Türkmen Partileri, bugün Kerkük’te bulunan Irak Türkmen Cephesi ilişkiler bürosu binasında birlik toplantısı yaptı.

Kerkük Türkmen Cephesi listesi adı altında Irak genelinde önümüzdeki 12 Mayıs tarihinde yapılacak parlamento seçimleri katılan Türkmen Partileri bugün seçim hazırlıklarını ve listeyle ilgili konuları ele aldı.

(kerkuk.net, 7 Şubat 2018)

 

Irak Türkmenleri Yüksek Koordinasyon Kurulu'ndan Bir Heyet Walpole İle Bir Araya Geldi

Irak Türkmenleri Yüksek Koordinasyon Kurulu'ndan Bir Heyet Bağdat'ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Irak özel temsilcisinin Siyasi ve Seçim İşleri yardımcısı Alice ile bir araya geldi.

Ziyaretçi heyette, Irak Türkmen Cephesi genel başkan yardımcısı milletvekili Hasan Turan ve eski milletvekili Hasan Özmen Beyatlı yer aldı. Görüşmede Türkmenleri ilgilendiren konular ve Parlamento seçimleri ele alındı. Türkmenler'in seçimlerle ilgili kaygılarının da masaya yatırıldığı görüşmede, seçimlerde sahtekarlıkların önüne geçilmesi ve Bağımsız Seçim Yüksek Komiserliği bürolarında dengenin sağlanması gerektiği bildirildi.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Irak özel temsilcisinin yardımcısı Alice Walpole ise, Türkmen heyetinin sunduğu konuları anlayışla karşıladığını kaydetti. Walpole, Türkmenler için kaygı veren konuların takip edilmesi gerektiğini de söyledi.

(Türkmeneli Haber, 7 Şubat 2018)

 

Türkiye, Kerkük'te Türkmen Akademisyene Suikastı Kınadı

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, "Son dönemde, Kerkük'te Türkmen soydaşlarımıza yönelik saldırıların artışını kaygıyla izliyor ve bu menfur saldırıları şiddetle kınıyoruz." açıklamasında bulundu.

Türkiye, Irak'ın Kerkük kentinde Türkmen akademisyen Ali Elmas'ın uğradığı silahlı saldırıyı kınadı. "Son dönemde, Kerkük'te Türkmen soydaşlarımıza yönelik saldırıların artışını kaygıyla izliyor ve bu menfur saldırıları şiddetle kınıyoruz. Bu saldırıları düzenleyen ve azmettirenlerin en kısa sürede adalet önüne çıkarılmalarını bekliyoruz. Kerkük halkının tüm unsurlarının kentte güven ve huzur içinde yaşamaları için yetkili Irak makamlarının vakit kaybetmeksizin gerekli önlemleri almalarına yönelik çağrımızı yineliyoruz."

Kerkük Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Ali Elmas, dün kent merkezinde aracıyla seyir halindeyken kimliği belirsiz kişilerce silahlı saldırıya uğramış ve olay yerinde hayatını kaybetmişti.

(Türkmeneli Haber, 7 Şubat 2018)

 

Kırgızistan Dışişleri Bakanı, Türk Büyükelçisi ile Bir Araya Geldi

Kırgızistan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Erlan Abdıldayev ile Türkiye Cumhuriyeti Bişkek Büyükelçisi Cengiz Kamil Fırat'ın görüşme sırasında güncel konular hakkında görüş alışverişinde bulunduğu bildirildi. Kırgızistan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Erlan Abdıldayev, yeni atanan Türkiye Cumhuriyeti Bişkek Büyükelçisi Cengiz Kamil Fırat'ı kabul etti.

Kırgızistan-Türkiye ilişkilerinin masaya yatırlıdığı görüşme sırasında tarafların, işbirliği perspektifleri konularını ele aldığı belirtildi. Kırgızistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, taraflar, stratejik ortaklık ruhu içinde çok taraflı işbirliğinin daha da geliştirilmesine ilişkin fikir alışverişinde bulundular. Görüşmenin sonunda Dışişleri Bakanı Erlan Abdıldayev’in, Büyükelçi Cengiz Kamil Fırat’ı görevine atanması nedeniyle tebrik etti ve görevinde başarılı ve verimli çalışmalar diledi.

(QHA, 7 Şubat 2018)

 

Novruz Memmedov, Azerbaycan’da Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin Nedenlerini Açıkladı

"Anayasa değişikliğinin başlamasıyla ilgili olarak Eylül 2016'da yapılan referandumda Cumhurbaşkanının görev süresi 5 yıldan 7 yıla çıkarılmıştır. Yeni bir tarihsel aşamanın başlangıcı olduğundan, devlet başkanı seçmenlere erken seçim yoluyla güvenoyu istedi." Bunu, AzerTAC ile yapılan röportajında, Dış Politika Konusunda Azerbaycan Devlet Başkan yardımcısı Novruz Mammadov söyledi:

"… Tabii ki, Nisan ayında başkanlık seçimleri atanması o personel ve yapısal reformlar, ilgili mevzuatı kabulünün, gündemdeki reformların etkinliğini artırmak için uygun kabul edildi.

Ayrıca 2018 yılında Azerbaycan'da onlarca uluslararası ve yerel öneme sahip olaylar planlanmaktadır. Nisan ayının yaklaşan sonu ile başlayarak, Formula 1'in, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti ve Azerbaycan ordusunun 100. yıldönümü, Azerbaycan Parlamentosu bayrağının 100. yıldönümü ile ilgili bir dizi etkinlik, Bakü Uluslararası İnsani Forumu ve bu kategorideki diğer olaylar seçim süreci için ek zorluklar yaratabilir. Bu nedenle, bu tür önemli olaylara yapılan seçimin tamamlanması daha uygun görünüyor " dedi.

Mammadov, aynı zamanda Güney Kafkasya bölgesinde ve komşu bölgelerde olumsuz süreçler, yavaş yavaş akut kazanmak ve Azerbaycan’ın bulunduğu bölgeye, bir etkisi olasılığı vardır. Bu olumsuz etkileri nötralize etmek için atılan proaktif adımlardan biri de cumhurbaşkanlığı seçim tarihini ertelemektir, dedi. "Bugün Azerbaycan siyasi ortamında, İlham Aliyev ile rekabet edebilecek hiçbir tür ikinci politikacı, bir devlet adamı, lider yok derecesinde. Azerbaycan halkı devlet başkanının faaliyetlerini çok takdir ediyor ve kendisine sınırsız olarak güveniyor" sözlerini söyledi. 

(Kabar, 7 Şubat 2018)

 

Kırgızistan Ürünlerinin 7 Çeşidi Hindistan’a İhraç Edilecek

Kırgızistan’ın ürünlerinin yedi çeşidi, yani ceviz, kuru erik, elma, kayısı, çalı, eritilmiş tereyağı ve bal Hindistan’a ihraç edilecektir.

Yerel Ürünler Derneği Başkanı Bakıt Degenbayev’e göre, Kırgız işbirliği birliği, bu günlerde Hindistan'da düzenlenen organik gıda sergisini oldukça başarılı bir şekilde temsil etti.

İhracat potansiyeli olan ortak ülke standında yer alan ürünler sunulmaktadır. Bunların arasında şifalı otlar "Isık-Göl Organic", kurutulmuş meyve "Künazik" ve diğerleri var.

Sergi bitiminde, Kırgızistan Kooperatif Birliği ve Hindistan Tarımsal Ürünlerin Pazarlaması Kooperatifi arasında Kırgız ürünlerinin Hindistan'da daha fazla satışı için 7 çeşit ürün tedarik edilmesi için bir anlaşma imzalanacak.

Bu anlaşma konusunda ifade veren Degenbayev, ”Bu çok iyi bir sonuçtur. Hindistan, yerel emtia üreticileri için çok umut vericidir.” dedi.

(Kabar, 7 Şubat 2018)

 

 

http://www.turksam.org/tr/dis-basin-detay/1718-7-subat-ta-dunya-bunlari-konusuyor
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 2314 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)