Dış Basın | 09 Şubat 2018

|

9 Şubat'ta Dünya Bunları Konuşuyor!



Dünyada 9 Şubat 2018 tarihinde öne çıkan başlıklar ve uluslarası gelişmeler...

 

Özbekistan-Kırgızistan Sınır Sorunu

İki ülke arasında sınır bölgelerinde güven arttırıcı önlemler anlaşması yürürlüğe girdi.

Özbekistan ile Kırgızistan arasında sınır bölgelerinde güven arttırıcı önlemlere ilişkin anlaşma yürürlüğe girdi.

Özbekistan Dışişleri Bakanlığı Basın Ofisinden yapılan açıklamada, Özbekistan ile Kırgızistan arasında sınır bölgelerinde güven arttırıcı önlemlere ilişkin iki ülke hükümetleri arasında 6 Ekim 2017 tarihinde imzalanan anlaşmanın yürürlüğe girdiği belirtildi.

Söz konusu anlaşma, Kırgız-Özbek sınırında güvenlik ve güven ortamının oluşturulmasını, bölgede barış ve istikrarın korunmasını amaçlıyor.

Anlaşma, iki ülkeye hem bölgesel güvenlik, terör ve uyuşturucu kaçakçılığı ile çağdaş tehditlere karşı mücadele hem de devlet sınırından yasadışı göçle mücadele konularında iş birliğine olanak sağlıyor.

Bağımsızlık yıllarında belirlenemeyen sınır çizgisinden dolayı Özbekistan ile Kırgızistan arasında uzun yıllar çeşitli gerginlikler yaşandı.

Uzun bir aradan sonra yeniden başlatılan sınır belirleme görüşmelerinin ardından, geçen sene iki ülke arasındaki toplam sınırın taraflar arasında uzlaşma sağlanan yüzde 85'lik kısmını belirleyen sınır anlaşması imzalandı.

Anlaşma, taraflar arasındaki yaklaşık bin 400 kilometrelik ortak sınırın uzlaşma sağlanan bin 170 kilometresini belirlerken kalan 36 tartışmalı bölge veya 217 kilometre sınırın belirlenmesine yönelik çalışmalar ise devam ediyor.

Özbekistan ile Kırgızistan arasında sınır bölgelerinde güven arttırıcı önlemlere ilişkin anlaşma, 6 Ekim 2017'de Kırgızistan'ın eski Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev'in, Özbekistan resmi ziyaretinde Cumhurbaşkanı Şavkat Mirziyoyev ile görüşmesinin ardından imzalanmıştı.

(TRT Avaz, 9 Şubat 2018)

 

Kırgızistan İçişleri Bakanlığı Heyeti Belçika’da

Kırgızistan İçişleri Bakan Birinci Yardımcısı Suyun Ömürzakov’un başkanlığında delege, çalışma ziyaret için Belçika’nın başkenti Brüksel’de bulunuyor.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, ziyaret, Belçika Federal Polisi ve “Uluslararası Tolerans İçin” Vakfı (FMT-KR) ve Saferworld tarafından düzenlendi.

Heyet, kamu önleme merkezlerinin çalışanlarından oluşuldu. Buna ek, çalışma ziyaretinde bulunanlar arasında İçişleri Bakan Danışmanı T. Akbayev, Oş İçişleri Departmanında Aşırılık ve Yasadışı Göçle Mücadele Hizmetinin Kıdemli Güvenlik Görevlisi N. Şamşiyeva, Oş Şehri İçişleri Müdürlüğü Kamu Güvenliği Hizmetlerinden Sorumlu Kıdemli Müfettişi N. İsakova ve Batken Vilayet İçişleri Müdürlüğü Kamu Güvenliği Hizmetlerinden Sorumlu Kıdemli Müfettişi M. Usenov da yer alıyor.

Gezinin amacı, suç önleme ve kamu güvenliği alanında Avrupa Birliği Belçika Emniyet Müdürleri ile tecrübe alışverişinde bulunmak ve Belçika ve Kırgızistan'daki kolluk kuvvetlerinin etkileşimini güçlendirmektir.

Ziyaret sırasında polis hizmetlerinin yapısı, standartları ve kalitesi ile Uluslararası İşbirliği Ofisi, polis memurlarının radikalizmi önleme çalışmaları, halkla polis çalışmaları, sosyal ortaklık deneyimi ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularında bilgi edinmesi planlanmaktadır.

“Uluslararası Tolerans İçin” Vakfı (FMT-KR) ve Saferworld, Kırgızistan İçişleri Bakanlığı katılımıyla Kırgızistan polisler, yerel yönetimler ve nüfus arasında sosyal ortaklık programı hayata geçiriyor. Program Kırgızistan hükümetinin ve uluslararası örgütlerin güvenliği ve hukukun üstünlüğünü iyileştirme çabalarına katkıda bulunuyor. Bu program çerçevesinde, 2014 - 2017 yılları arasında Batken, Oş, Celal-Abad bölgelerinde ve Oş kentinde 6 adet kamu önleme merkezi binası inşa edilmiştir. Onarımı, projenin yanından 8.5 milyon som’dan fazla tahsis edilen 12 kamu önleme merkezinde yürütülmüştür.

Kamu önleme merkezinin üyelerinin, yerel içişleri birimleri, yerel öz yönetim organları ve önlemenin diğer konuları ile verimli bir şekilde ortaklaşa çalışmasını belirtmek gerekir.

(Kabar, 9 Şubat 2018)

 

Kerkük'te 4 Ayda 19 Türkmen Suikasta Kurban Gitti

Irak'ın Kerkük kentinde 4 ay içinde 19 Türkmen silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. "Faili meçhul" cinayetler, kentteki tüm Türkmenleri tedirgin etmeye başladı.

Zengin petrol yataklarına sahip Kerkük'teki Türkmenlere karşı 16 Ekim 2017'den bu yana farklı tarihlerde çeşitli silahlı saldırılar gerçekleştirildi. Saldırıların "suikast" şeklinde düzenlenmesi ve çoğunun "faili meçhul" kalması, kentteki tüm Türkmenleri tedirgin etmeye başladı. Saldırıların hedefinde siyasetçi ve öğretim görevlileri başta olmak üzere Türkmenler içinde farklı sosyal altyapıya sahip kişiler yer alıyor.

Kerkük'te bağımsız bir kurum olarak faaliyet gösteren Irak İnsan Hakları Derneği Başkanı Neşet Beyatlı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ne (IKBY) bağlı Peşmerge güçlerinin, 16 Ekim'de kentten çekilmesinin ardından suikasta uğrayıp hayatını kaybedenlerin sayısında endişe verici bir artış olduğunu ifade etti.

Saldırıların aydınlatılamaması nedeniyle Türkmenlerin herkesten şüphelendiğini aktaran Beyatlı, 19 suikast sonrasında yakalanan bazı kişiler olsa da cinayetlerin çoğunun "faili meçhul" kaldığını söyledi.

"Elmas, Vali Yardımcısı Olmayı Planlıyordu"

Kerkük'te Türkmenlere yönelik silahlı saldırılarda son kurban Kerkük Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Ali Elmas oldu. Akademisyen Elmas, geçen salı gündüz vakti Kerkük kent merkezinde aracının içinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.

AA muhabirine konuşan Elmas'ın yakın arkadaşı Muhammed Gökkaya, genç akademisyenin aktif ve milletine hizmet etmek isteyen biri olduğunu söyledi.

Elmas'ın iki çocuk sahibi olduğunu, Türkmenlerin aydın şahsiyetleri arasında yer aldığını belirten Gökkaya, "Kerkük'teki son gelişmelerden sonra vali yardımcısı olmayı planlıyordu. Irak Türkmen Cephesi'ne (ITC) de sıcak yaklaşımı vardı. Ne yazık ki terör örgütleri Türkmenlerin Kerkük'te önemli yerlere gelmesini engelliyor." dedi.

Suikastların Arkasındaki "Karanlık Eller"

Irak'taki Türkmen siyasetçiler, kendilerine yönelik suikastların arkasında "karanlık eller"in olduğunu ancak direkt bir tarafın suçlanmasının doğru olmadığı görüşündeler.

ITC Başkanı Erşet Salihi'yi göre, Kerkük'te meydana gelenler IKBY ve merkezi hükümet arasındaki genel seçim öncesi çekişmelerden kaynaklanıyor.

Türkmenlere yönelik suikastları Anadolu Ajansı (AA) muhabirine değerlendiren Salihi, "Türkmenleri seçimlerden caydırmak için suikast planları yapılıyor. Seçimlere kadar bu olayların artmasından endişeliyiz." dedi.

Kerkük'teki Kürtler arasında hakimiyeti elinde tutan Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ve Irak merkezi hükümeti arasında son zamanlarda bir yakınlaşmanın olduğunu söyleyen Salihi, bunun bir seçim pazarlığına dönüştüğünü ve seçim sonrası kurulacak hükümette yeni ortaklıkların Türkmenleri kaygılandırdığını dile getirdi.

"Etnik Çatışmanın Fitilini Yakmak İsteyenler Var"

ITC Erbil Milletvekili Aydın Maruf ise "Türkmenlere yönelik suikastların arkasında bölgede bir etnik çatışmanın fitilini yakmak isteyenler var." değerlendirmesinde bulundu.

Maruf, Türkmenlerin askeri güçten yoksun olması ve kendilerini savunacak pozisyonda olmamaları nedeniyle kolay hedef haline geldiklerinin altını çizdi.

Kerkük'te 16 Ekim'den sonra ciddi bir güvenlik boşluğu meydana geldiğini aktaran Maruf, "Bu suikastların sorumlusu Irak merkezi hükümetidir. Daha öncesinden ise Kürt gruplar sorumlu." diye konuştu.

"Türkmen Kimliğini Savunanlar Hedefte"

Türkmen Kalkınma Partisi Genel Başkanı Muhammed İlhanlı da kendilerine ait bölgelerde güvenliği Türkmenler sağlamadıkça bu tür olayların yaşanmaya devam edeceğini savundu.

Kerkük ve Telafer'de Türkmen kimliğini korumak isteyen kişilerin hedef haline geldiğine dikkati çeken İlhanlı, özellikle Şii partilerin söz konusu bölgelerde nüfuzlarını artırmak istediğini iddia etti. İlhanlı, şunları kaydetti:

"Türkmen kimliğini savunan milliyetçi insanlarımız hedefte. Türkmenlerin seçim öncesi gözünü korkutmak, konumlarını zayıflatmak istiyorlar. Şu anda Kerkük ve diğer bölgelerde milis gruplar sözde emniyeti sağlıyor, ancak devlet dışında kimse burada güvenliği temin edemez. Bunun ivedi şekilde düzeltilmesi, güvenliğin de Türkmenlere verilmesi gerekiyor."

(TRT Avaz, 9 Şubat 2018)

 

Ermenistan-Azerbaycan Cephe Hattında Çatışma!

Ermenistan-Azerbaycan cephe hattında çıkan çatışmada bir Ermeni asker öldürüldü, iki asker yaralandı.

Azerbaycan Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, cephe hattının Fuzuli bölgesi yönündeki Ermenistan ordusunun sabotaj girişiminin Azerbaycan askerlerince önlendiği bildirildi. Açıklamada, Azerbaycan mevzilerine sabotaj girişiminde bulunmak isteyen Ermenistan askerlerinden birinin öldürüldüğü, ikisinin ise yaralandığı kaydedildi.

(Haber7, 9 Şubat 2018)

 

Kazak Dilindeki Alfabe Değişikliği, Türk Halklarını Yakınlaştıracak

Azerbaycanlı Türkologlar, Kazakistan'da Latin alfabesine geçişin, Türkçe konuşan halklar arasındaki karşılıklı anlayışı büyük ölçüde kolaylaştıracağına inanıyorlar.

Latin alfabesine geçişin hızla devam ettiği Kazakistan'da, sürece dair olumlu yorumlar devam ediyor. Latin alfabesine geçişin Kazakistan için tarihi bir gereklilik olduğu ifade edilirken, değişiklik sayesinde dünyaya daha hızlı entegre olmak ve zamanın ruhunun rahat bir şekilde yakalanmasının mümkün olacağı kaydediliyor. Kazak Tv'de bugün, 8 Şubat'ta yer bulan haberde, ülkenin Latin alfabesine geçiş süreciyle alakalı Azerbaycanlı Türkologların önemli değerlendirmelerine yer verildi. Azerbaycanlı Türkologlar Latin alfabesine geçişin, Türkçe konuşan halklar arasındaki karşılıklı anlayışı büyük ölçüde kolaylaştıracağına inanıyorlar. Azerbaycan Parlamentosu'ndan Prof. Nizami Caferov konuyla ilgili olarak, "Alfabenin Latinleştirilmesi kültürel bir süreçtir. Bu yüzden Kazak dilinin Latin alfabesine geçişi, Türk kültürü açısından yeni bir dönemin habercisi niteliğinde. Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in bu kararı oldukça tarihi. Süreç halen sıkıntısız bir şekilde devam ediyor. Tabii ki çeşitli iyileştirmeler ve geliştirmeler olacaktır. Azerbaycan dili de bu yolu ve zorlukları aştı." şeklinde konuştu.

Azerbaycanlı uzmanlar ayrıca Latin alfabesine geçişin, Kazak edebiyatının dünyadaki tanınırlığı açısından da sürükleyici bir güç olacağı düşüncesini paylaşıyorlar. Azerbaycan'da Latin alfabesine geçiş süreci 1991 yılında başlamış ve yaklaşık 10 yıllık bir dönemin ardından başarıyla bu süreç tamamlanmıştı.

Dilbilim Enstitüsü Müdürü Muhsin Nagisoylu ise süreçle alakalı şu değerlendirmeler bulundu: "Türkçe konuşan halkların bütünleşmesi büyük önem taşıyor. Bu ekonomik, kültürel ve dilsel alanlarda geçerlidir. Biz, Uluslararası Türk Akademisi ile birlikte Kazakistan'da pek çok proje yürütüyoruz. Ortak Türk tarihi, coğrafyası ve edebiyatı alanlarında ders kitapları hazırlandı. Genel Türk Dilbilgisi ders kitabının hazırlanması konusunda da planlarımız bulunuyor. Bu kapsamda ele alındığında Kazakistan'ın Latin alfabesine geçiş süreci muazzam bir öneme sahip. Türkçe konuşan devletler arasında Kazakistan'ın önemli bir yeri bulunuyor ve bu yüzden süreç, Türk halklarının daha da yakınlaşmasına olanak sağlayacak."

(QHA, 9 Şubat 2017)

 

ABD'de Hükümet Bir Kez Daha Kapandı: Senato Oturumu Sürüyor

Amerika Senatosu 8 Şubat Perşembe gecesi saat 12’ye kadar öngörülen süre içinde yeni bütçe üzerinde uzlaşıya varamadı ve federal hükümet 2018 yılı içinde ikinci kez kısmen kapandı. Ancak bu kez kapanma sadece saatler sürebilir.

Zira Cuma sabahı erken saatlerde hükümeti açık tutma amaçlı bir bütçe anlaşması Senato’da oylanacak. Ancak finansal tedbir amaçlı bu anlaşmanın yine Kongre’nin alt kanadı Temsilciler Meclisi tarafından oylanması gerekiyor.

Oylamaya Senatör Rand Paul Engeli

Perşembe gecesi Cumhuriyetçi Parti Kentucky Senatörü Rand Paul tarafından gece geç saatlerde gelen itiraz, Senato’nun bütçe anlaşmasını oylamasına engel oldu.

Senato kürsüsünde sert ifadelerle konuşan Paul, hükümetin kapatılmasını istemediğini ancak savunma harcamalarının Amerika’ya maliyetinin çok büyük olduğunu belirtti ve anlaşmada değişikliğe gidilmesini istedi. “Kontrol dışı para harcandığını” savunan Paul, “Gece yarısı basılmış kimsenin okumadığı, hiçbir şeyi reforma tabi tutmayacak, zararı devam ettirecek 700 sayfalık bir fatura var” diye konuştu.

Oturum Hükümeti Sabah Açabilmek İçin Gece Boyu Devam Ediyor

Senato oylamasında gerekli çoğunluk için kritik oya sahip isimlerden biri olan Paul’un bu konuşmasından kısa süre sonra Senato geçici bütçenin süresinin dolmasına yaklaşık bir saat kala gece yarısına kadar ara verdi. Bu da hükümetin teknik olarak kapanacağı anlamına geliyordu.

Senato'daki liderlerin oylamasına sunulan bütçe planı önümüzdeki iki yıl için askeri ve sosyal programlara milyarlarca dolarlık bütçe sağlanmasını ve federal borçlanma limitini yükseltilmesini öngörüyor.

Tasarı uyarınca şu anki mali yıl içinde askeri harcamaların 80 milyar dolar, önümüzdeki yıl ise 85 milyar dolar arttırılması, savunma amaçlı olmayan harcamalarınsa bu yıl 63, gelecek yıl ise 68 milyar dolar artması öngörülüyor.

Demokratların ‘Göçmenlik’ İtirazı

Demokrat Partili siyasetçiler, özellikle DACA programının kaldırılmasıyla sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Amerika’ya çocuk yaşta getirilmiş yasa dışı göçmenlerin durumuna bir çözüm getirmediği gerekçesiyle plana itiraz ediyordu.

Temsilciler Meclisi azınlık lideri Nancy Pelosy, Cumhuriyetçi liderler genç göçmenleri koruyacak bir yasa sözünü vermedikleri sürece bütçe planını onaylamayacağını söylemişti.

ABD Temsilciler Meclisi’nin Demokrat azınlık lideri Nancy Pelosi, Çarşamba günü Kongre’de yaptığı 8 saat 7 dakikalık maraton konuşmayla yeni bir göç tasarısının Meclis’e getirilmesi için Cumhuriyetçileri ikna etmeye çalışmıştı.

Ocak ayında üç gün süreyle kapanan hükümetin yeniden açılmasında Cumhuriyetçi Parti Kentucky Senatörü ve çoğunluk grup liderinin çabaları etkili olmuştu.

McConnell, geçen ay Senato’da yaptığı konuşmada hükümetin yeniden açılmasını sağlayacak yeni bütçenin süresi 8 Şubat'ta doluncaya kadar DACA göçmenleri için çözüm bulunamazsa, yeni bir yasal düzenleme için harekete geçme sözü vermişti.

Amerika’da federal hükümetin kapanması, acil ve bazı temel hizmetler dışında çalışan tüm hükümet çalışanlarının zorunlu olarak izne ayrılması anlamına geliyor. Çalışanlara bu süre zarfında ücretleri ödenmiyor. Hükümet bütçe üzerinde anlaşma sağlanamaması nedeniyle 20 Ocak tarihinde üç gün boyunca kapanmıştı.

Anlaşmanın Cuma günü Kongre'deki oylama sonucu onaylanması durumunda hükümetin Eylül ayına kadar işlemesini sağlayacak uzun vadeli harcama paketinin önümüzdeki haftalar içinde hazırlanması gerekiyor.

(Amerika’nın Sesi, 9 Şubat 2018)

 

ABD: Esad Yanlısı Güçlere Saldırımıza Rusya Önceden Yeşil Işık Yaktı

ABD'nin Çarşamba günü Suriye'nin Deyr ez Zor kenti yakınlarında Devlet Başkanı Beşar Esad yanlısı güçlere yönelik düzenlediği hava saldırısı için Moskova'nın Washington'a 'yeşil ışık yaktığı' ifade edildi.

ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyonun sözcüsü Albay Ryan Dillon, BBC'ye yaptığı açıklamada, "Son bir hafta içerisinde bu güçlerin toplandığını gözlemledik ve her gün Rus meslektaşlarımızla iletişim halindeydik. Bu saldırı düzenlenince bize yeşil ışık yaktılar. Rusların bu saldırıyla bir ilişkisi olmadığını söylediler biz de hava operasyonunu düzenledik" diye konuştu.

ABD, Deyr ez Zor bölgesinde ABD'nin desteklediği ve ana gövdesini Kürt silahlı gücü YPG'nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'ne yönelik Esad yanlısı güçlerden gelen saldırı üzerine hava operasyonunun düzenlendiğini söylüyor.

ABD, saldırıda Esad yanlılarından 100'e yakın kişinin öldürüldüğünü açıklarken, Rusya ve Suriye hükümeti saldırıyı kınamış, Şam'dan yapılan açıklamada ABD'nin hava operasyonu 'savaş suçu' olarak nitelenmişti.

Çarşamba günü yaşanan olayın, Suriye ordusu ve Esad yanlısı güçler ile ABD'yi doğrudan karşı karşıya getiren bir gelişme olduğu ifade ediliyor ve bu tür bir karşı karşıya gelme durumunun daha önce fazla yaşanmadığına dikkat çekiliyor.

Koalisyon sözcüsü Albay Dillon, SDG'ye verdikleri desteğin tahrik edilmemiş bir saldırıya karşılık olarak verildiğini ifade ediyor ve "IŞİD ya da başka bir güç, koalisyon ortaklarımızı ve koalisyon üyelerimizi tehdit ederse karşılık verir ve kendimizi koruruz. Böyle şeylere girişmek kimse için iyi bir fikir olmaz" diyor.

Mattis: Neden Saldırdılar Gidin Onlara Sorun

ABD Savunma Bakanı James Mattis de Washington'da Esad yanlısı güçleri SDG'ye saldırmaya yönelten şeyin ne olduğunu bilmediğini ifade etti ve durumu 'anlaşılamaz' olarak niteledi.

Mattis, konuyla ilgili soru soran gazetecilere de "Neden yaptıklarını gidin onlara sorun" diyerek Şam yönetimini işaret etti.

(BBC Türkçe, 9 Şubat 2018)

 

Son dakika: ABD Savunma Bakanı Mattis'ten Flaş Açıklamalar

ABD Savunma Bakanı Mattis önümüzdeki hafta içerisinde Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli ile görüşeceğini açıkladı. Mattis, Münbiç konusunda da Türkiye'nin baskılarının devam ettiğini ancak şu anda herhangi bir durum değişikliği olmadığını söyledi.

ABD Savunma Bakanı Jim Mattis, Savunma Bakanlığı (Pentagon) basın odasını ziyaret ederek gazetecilerle ayaküstü sohbet etti.

Türkiye'nin Münbiç'teki PYD/PKK'nın varlığı konusunda kaygılarına ilişkin bir soruya Mattis "Münbiç konusunda Türkiye'nin baskısı bakımından bir değişiklik yok. Ankara'dan duyduklarımızdan dolayı birçok kaygımız var ancak şimdi hedefimiz DEAŞ'a baskı uygulamak ve DEAŞ karşıtı kampanyayı devam ettirmektir. Bundan dolayı dikkatlerin dağılmasından endişeliyiz." dedi.

Türkiye'nin meşru kaygılarının bulunduğunu aktaran Mattis en üst siyasi düzeyden askeri düzeye kadar Türkiye ile çalıştıklarını ifade etti.

Mattis şu ifadeleri kullandı: "Türkiye bir NATO ortağıdır. Ve sınırları içerisinde terör örgütü olarak tanınan PKK tarafından aktif bir çatışmanın olduğu tek NATO ülkesidir. Bu konuda Türkiye ile çalışıyoruz. Onların sadece PKK konusunda değil Suriye sınırının Esed'in sebep olduğu bir savaş alanına dönüşeceği konusunda da meşru kaygıları var. En üst siyasi düzeyden askeri düzeye kadar onlarla çalışmaya devam edeceğiz. Önümüzdeki hafta ortalarında Savunma Bakanı (Nurettin Canikli) ile Brüksel'de görüşeceğim."

(Anadolu Ajansı, 9 Şubat 2018)

 

ABD, Suriye'de Bir Aylık Ateşkes İstedi, Rusya 'Teklif Gerçekçi Değil' Dedi

ABD, Suriye'de çatışmaların, hava bombardımanlarının ve kimyasal silah kullanımı iddialarının son haftalarda yoğunlaşmasıyla artan sivil ölümleri üzerine, ülke genelinde geçerli olacak bir aylık geçici ateşkes çağrısında bulundu.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Heather Nauert, "Esad rejiminin kimyasal silah kullandığı yönündeki haberler üzerine bir kez daha dehşete düşmüş durumdayız. Sadece son 48 saat içerisinde artan bombardımanlar nedeniyle onlarca sivil öldü" dedi.

Nauert, ABD'nin Birleşmiş Milletler nezdinde girişimlerde bulunarak ülke genelinde geçerli olacak bir aylık geçici ateşkes için adım atacaklarını ifade etti.

ABD, Geçici ateşkesle sivillere insani yardım ulaştırılmasını ve çatışma bölgelerindeki 700 sivilin tahliyesini öneriyor.

Rusya: Gerçekçi Değil

Ancak ABD'nin çağrısına Rusya'dan gelen ilk yanıt olumsuz yöndeydi.

Rusya'nın Birleşmiş Milletler daimi temsilcisi Vasili Nebenzia, New York'ta gazetecilerin sorularını yanıtlarken ABD'nin çağrısı için 'gerçekçi bir yaklaşım değil' dedi ve "Biz de bir ateşkes hatta savaşın bittiğini görmek isteriz. Ancak teröristlerin aynı fikirde olduğundan emin değilim" diye konuştu.

4 Günde 200 Sivil

Son haftalarda muhaliflerin elindeki Doğu Guta ile İdlib bölgelerinden çok sayıda sivil ölümü haberleri geliyor.

Birleşmiş Milletler, sadece son 4 günde Doğu Guta ve İdlib'de hayatını kaybeden sivil sayısının 200'ü aştığını söylüyor.

Ayrıca her iki bölgede de Suriye ordusuna ait savaş uçaklarının klor gazı kullandığı yönünde iddialar var.

Birleşmiş Milletler, savaş suçlarını inceleme komisyonunun iddiaları inceleyeceğini duyurdu.

Suriye hükümeti ise klor gazı kullanıldığı iddialarını reddediyor.

(BBC Türkçe, 9 Şubat 2018)

 

İsrail ve Filistinli Yetkililer Barış için Görüşüyor

Filistin eski Esirler Bakanı ve Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı İsrail Toplumu ile İletişim Komisyonu Başkan Yardımcısı Eşref el-Acrami, Ortadoğu barış sürecinin canlandırılması için İsrailli ve Filistinli yetkililer arasında görüşmeler olduğunu belirtti.

AA muhabirine konuşan Acrami, önceki günlerde İrlanda'nın başkenti Dublin'de barış yanlısı İsrailli gruplarla görüşmeler olduğunu söyledi. Acrami, söz konusu temasların barış sürecinin canlandırılması için İsrail siyasetine baskı uygulayacak bir lobi oluşturma amacı taşıdığını kaydetti.

Acrami, Dublin'deki görüşmelere Filistin tarafından Dini İşler ve İslami İlişkiler Başkanı Danışmanı Mahmud el-Hebbaş, eski bakanlar ve Fetih hareketinden yetkililer ile İsrail tarafından da Parlamento (Knesset) ve solcu İşçi Partisi üyeleri ile barış yanlılarının katıldığını aktardı.

İsraillilere mevcut durumun çok tehlikeli olduğunu, iki devletli çözüm umudunun kaybolması ve siyasi süreçten kaçmanın taraflara zarar vereceğinin anlatılması gerektiğini söyleyen Acrami, bu türden görüşmelerin süreceğini ve yeni İsrailli unsurları da içine alacak şekilde genişletilmesi için çalışılacağını sözlerine ekledi.

İsrail ile Filistin arasındaki barış görüşmeleri İsrail'in, "1967 sınırlarını, zorunlu göçe maruz bırakılan Filistinlilerin geri dönüş hakkını ve Yahudi yerleşim birimleri inşasına son vermeyi kabul etmemesi" nedeniyle Nisan 2014'te durmuştu.

(Anadolu Ajansı, 9 Şubat 2018)

 

Fransa Yakında Filistin Devletini Tanıyacak

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Danışmanı Nebil Şaas, Fransa'nın yakın zamanda Filistin devletini tanıyacağını iddia etti.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Danışmanı Nebil Şaas, Tunus Cumhurbaşkanı El-Baci Kaid es-Sibsi'nin, Fransa'nın Filistin devletini yakında tanıyacağını teyit ettiğini söyledi.

Filistin devlet televizyonuna konuşan Şaas, birkaç gün önce kendisini telefonla arayan Sibsi'nin, Fransa'nın kararını değiştirmediğini ve yakında Filistin devletini tanıyacağını, bunun sadece zaman meselesi olduğunu teyit ettiğini aktardı.

Sibsi'nin, Filistin'in talebi üzerine Paris yönetimini ikna etmek için Fransa'ya gittiğini belirten Şaas, tanımanın birkaç hafta ya da ay içinde gerçekleşeceğini kaydetti.

Ayrıca Nebil Şaas, Lüksemburg'daki yetkililerin de Fransa ve İngiltere gibi büyük ülkelerin tanımasından sonra Filistin'i ilk tanıyacak ülkenin kendileri olacağı yönünde beyanda bulunduğunu sözlerine ekledi.

Başkent Paris'in kuzeyinde bulunan Gennevilliers'in Belediye Başkanı Patrice Leclerc, 19 Ocak'ta yazılı bir açıklama yaparak Filistin devletini tanıdıklarını duyurmuştu.

Filistin Dışişleri Bakanlığı verilerine göre, 135 ülke Filistin'i devlet olarak resmen tanıyor.

(NTV Haber, 9 Şubat 2018)

 

Münih Güvenlik Konferansı'ndan 'Avrupa ile Rusya Arasında Savaş Riski Artıyor’ İddiası

Münih Güvenlik Konferansı’nın bu yılki raporunda Rusya ile Avrupa arasında bir savaş çıkması ihtimalinin giderek daha da arttığı ileri sürüldü.

Express.co.uk, 16-18 Şubat tarihleri arasında gerçekleşecek Münih Güvenlik Konferansı’nın resmi olarak gelecek hafta perşembe günü yayınlanacak raporunu aktardı.

Raporda, nükleer silahsızlanmaya yönelik anlaşmaların ihlalleri, yeni silahın konuşlandırması ve askeri tatbikatlar nedeniyle artan gerginliğin Rusya ile Avrupa arasında silahlı bir çatışma riskini giderek arttırdığı uyarısında bulunuldu. Bu durumun Avrupa’daki güvenlik durumunun kötüleşmesine yol açabileceği belirtilen raporda “İlişkilerdeki vahamet, yanlış hesaplamalar ve yanlış anlaşılmalar, Rusya ile Avrupa arasında askeri bir çatışmaya yol açabilir” ifadeleri kullanıldı.

‘ABD’nin Kararı Kötü Gidişatı Güçlendirebilir’

Rapora göre, Rusya ile Batı arasındaki ilişkilerdeki normalleşme sürecini engelleyen etkenlerden biri de Ukrayna’nın doğusundaki kriz. ABD’nin Ukrayna’ya ölümcül silah sevkiyatı yapma kararı alması da gidişatı daha da güçlendirebilir.

Öte yandan üye ülkelerin AB’nin entegrasyonu hakkındaki şüpheleri de giderek artıyor. Macaristan ve Polonya ise Brükselle doğrudan cepheleşme halinde.

(Sputnik Türkiye, 9 Şubat 2018)

 

Almanya'da Son Üç Haftada 13 Cami Saldırısı Yapıldı

Almanya'nın Köln kentinde bulunan Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Genel Merkez Camisi'nin duvarına dün gece lazer ışıkları ile siyasi figür ve söylemler yansıtıldı.

Türk ve Alman bayrakları ile DİTİB logosunun kullanıldığı lazer ışıklı saldırıda, DİTİB Truva Atı'na benzetildi, Türkiye ve birlik aleyhine ifadeler kullanıldı. Lazerli saldırıda, Afrin'e düzenlenen terör operasyonu aleyhine de siyasi içerikli söylemlerde bulunuldu.

Saldırının ardından DİTİB'ten yapılan yazılı açıklamada, son dönemlerde Almanya başta olmak üzere Avrupa'da artan cami saldırıları kınandı.

Saldırganların Tutuklanmaması Eleştirildi

Almanya'da son üç hafta içerisinde 13 cami saldırısı yapıldığına dikkat çekilen açıklamada, saldırıların kamuoyu huzurunda yapıldığı, saldırganlar sosyal medyada boy gösterdikleri halde faillerin tutuklanmaması eleştirildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"İşlenen suçlardan dolayı herhangi bir müeyyide de uygulanmamaktadır. Siyaset veya medya ise ya susmaktadır veya yerel seviyede tepki vermektedir. Bu saldırıların mağdurları yalnız bırakılmakta ve başka saldırılara maruz kalmaktadırlar ve kamuoyu nezdinde onlarla alay edilmektedir. Toplumsal ve siyasi atmosfer rayından çıkmakta ve sorumlular sadece izlemekte, siyasilerin veya önemli aktörlerin konuyla ilgili sesleri duyulmamaktadır. Bu vurdumduymazlık endişe vericidir. Başka mabetler bu tür saldırılarla karşılaşsa tepkiler aynı mı olurdu acaba?"

"DİTİB Bu Saldırıları Kesin Bir Dille Lanetlemektedir"

DİTİB'in, ocak ayının sonunda Suriye'nin Afrin bölgesindeki güncel çatışmalar gerekçe gösterilerek sosyal medyada açıkça hedef gösterildiği ve o tarihten bu yana yapılan saldırıların 13'e ulaştığının hatırlatıldığı açıklamada, "Bu arada camilerin haricinde özel şahısların evlerine de bahis konusu siyasi aşırı hareketin saldırıları gerçekleştirilmiştir. DİTİB bu saldırıları kesin bir dille lanetlemektedir." denildi.

(Anadolu Ajansı, 9 Şubat 2018)

 

AP'den Sisi Yönetimine Kınama

Strazburg'da toplanan AP Genel Kurulunda, Sisi yönetiminin uyguladığı idam cezaları kınanarak, Mısırlı yetkililere planlanan tüm idamların durdurulması ve ülkedeki suç yasalarının adil yargılanma hakkı çerçevesinde gözden geçirilmesi çağrısında bulunuldu.

AA'nın haberine göre, Mısır'daki toplu idamlardan ciddi endişe duyduklarını vurgulayan parlamenterler, idam cezasının kaldırılmasını istedi.

AP, ayrıca, Kahire yönetiminin temel insan hakları kısıtlamalarından duyulan derin endişeyi dile getirerek, her türlü şiddet, tahrik ve nefret söyleminin durdurulması çağrısı yaptı.

Genel Kurulda ayrıca, Sisi yönetimine, insan haklarının korunmasıyla uzun dönemli refahın birlikte gerçekleşebileceği hatırlatıldı.

(Haber Türk, 9 Şubat 2018)

 

Musullular, Hayatını Kaybeden Yakınlarını Evlere Gömüyor

Irak'ın 2. büyük kenti olan Musul, 7 ay önce DEAŞ esaretinden kurtarıldı ancak kent sakinleri, hayatını kaybeden yakınlarını defnetme konusunda büyük bir sıkıntı yaşıyor.

Fırat'ın doğusundaki Menkube mahallesinde yaşayan 60 yaşındaki Um Ammar, çocuklarını eve gömmek zorunda kaldığını söyledi.

'Hepsini kendi ellerimle defnettim'

Sputnik'e konuşan Ammar, "Çatışmalarda sırasında ailemden 5 kişi hayatını kaybetti. Hepsini kendi ellerimle defnettim. Önce eşim, sonra 36 yaşındaki oğlum Başar el Abidi öldü. Teröristler, oğlumu DEAŞ'e katılmaya zorladı ancak o reddetti. Bu nedenle oğlumu infaz ettiler. Kentin kurtarıldığı sırada düzenlenen bombardımanlarda Başar'ın eşi yaralandı ve sakat kaldı, yürüyemiyor. Çocukları neredeyse öksüz kaldı" dedi.

Mezarının üzerinde sadece iki halı var

Daha sonra 22 yaşındaki oğlu Salih'in  öldüğünü ve  kendisini eve gömdüğünü anlatan Ammar, oğlunun mezarının sadece iki halıyla kaplı olduğunu belirtti.

Ammar, bir hava saldırısında ölen kızını ve damadını da kendisinin defnettiğini kaydetti.

Ammar, uluslararası insani kuruluşlara, gönüllülere ve tüm ilgililere kente gelme ve bu sorunun çözümüne destek verme çağrısı yaptı.

Musul'da Ammar'ın kaderini paylaşanların sayısı az değil. Musul sakinlerinin anlattığına göre birçoğu, akrabalarını ve komşularını evlerinin bodrumuna gömmek zorunda kaldı.

(Haber Türk, 9 Şubat 2018)

 

Yemen'den Suudi Arabistan'a Roket Saldırıları

Husilerin, Yemen sınırındaki Cazan'a yönelik saldırısında üç çocuk yaralandı.

Yemen'de Husilerin, Suudi Arabistan'ın sınır kenti Cazan'a düzenlediği roket saldırılarında üç çocuğun yaralandığı bildirildi.

Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'nın haberine göre, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun sözcüsü Türki el-Maliki, Husiler tarafından ülkenin Yemen sınırındaki Cazan bölgesine yönelik roket saldırılarıyla doğrudan sivillerin hedef alındığını belirtti.

Söz konusu roketlerin sivil yerleşim yerine düşmesi sonucu üç çocuğun yaralandığını aktaran Maliki, yaralılardan 2 yaşındaki Ziyad Kasım Süleyman Atifi'nin durumunun ağır olduğunu kaydetti.

Maliki, "İran destekli Husilerin sivilleri hedef alarak uluslararası insani hukuk ve ilkeleri ihlal etmeyi sürdürdüğünü" ifade etti.

Yemen'de meşru yönetime darbe yapan Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana başta olmak üzere bazı bölgeleri kontrolünde tutuyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri de Mart 2015'ten bu yana Husilerle savaşta meşru yönetime bağlı güçlere destek veriyor.

(Anadolu Ajansı, 9 Şubat 2018)

 

Suudi Arabistan'ın 'İsrail Uçuşlarına Hava Sahasını Açtığı' İddiası

Suudi Arabistan'ın, İsrail'e gidecek olan Hindistan'a ait Air India Hava Yollarına hava sahasını açtığı iddia edildi.

İsrail'in Haaretz gazetesinin İsrail Sivil Havacılık Otoritesine yakın kaynaklara dayandırdığı haberinde, Suudi Arabistan'ın, Hindistan'ın Delhi kentinden İsrail'in başkenti Tel Aviv'e doğrudan uçacak Hindistan uçaklarına, sahasından geçme izin verdiği öne sürüldü.

Suudi Arabistan'ın böylece İsrail'e gidecek uçaklara ilk defa hava sahasını açtığı aktarılan haberde, Hindistan'dan İsrail'e yapılan uçuşların süresinin şu anda kullanılan rotayla karşılaştırıldığında yaklaşık 2 buçuk saat kısaltılacağı ve yeni rotanın, hava yolunun yakıt masraflarını azaltacağı ifade edildi.

Haberde, Suudi Arabistan'ın Tel Aviv'e doğrudan uçuşlar için Air India Hava Yollarına onay vermesinin, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Hindistan ziyaretini takiben gerçekleştiğine dikkat çekildi.

Konuya ilişkin Suudi Arabistan makamlarından henüz bir açıklama yapılmadı.

Suudi Arabistan İddiaları Yalanladı

Suudi Arabistan devlet televizyonu El-İhbariyye’nin haberine göre, Sivil Havacılık Otoritesi, Suudi Arabistan’ın İsrail’e doğrudan uçuş için Hindistan’a ait Air India Hava Yolları'na hava sahasını kullanması yönünde hiçbir şekilde izin vermediğini belirtti.

İsrail'in Haaretz gazetesinin İsrail Sivil Havacılık Otoritesine yakın kaynaklara dayandırdığı haberinde, Suudi Arabistan'ın, Hindistan'ın Delhi kentinden İsrail'in başkenti Tel Aviv'e doğrudan uçacak Hindistan uçaklarına, sahasından geçme izni verdiği iddia edilmişti.

(Anadolu Ajansı,  9 Şubat 2018)

 

Suudi Arabistan'dan Hariri'nin Türkiye Ziyareti İle İlgili İddialara Yalanlama

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, Lübnan Başbakanı Hariri'nin Türkiye ziyaretinden Riyad yönetiminin "rahatsızlık duyduğu" şeklindeki iddiaları yalanladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, Lübnan Başbakanı Saad Hariri'nin Türkiye ziyareti ile ilgili iddialara ilişkin açıklama yaptı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, bazı medya organlarında yer alan, "Suudi Arabistan'ın Lübnan Başbakanı Hariri'nin Türkiye ziyaretinden rahatsızlık duyduğu" şeklindeki haberlerin "tamamen asılsız" olduğu belirtildi.

Hariri'nin Türkiye ziyareti ile ilgili Suudi Arabistan'ın resmi makam veya yetkililerinden hiçbir açıklamanın yapılmadığı ifade edildi.

Ortadoğu'da yayın yapan bazı medya organları ve internet haber siteleri, ismini vermedikleri bir Suudi Arabistanlı kaynağa dayandırarak, Riyad yönetiminin, Hariri'nin Türkiye'yi ziyaret etmesinden rahatsızlık duyduğunu iddia etmişti.

(Anadolu Ajansı,  9 Şubat 2018)

 

Mısır Ordusu Ülke Genelinde Büyük Bir Terörle Mücadele Operasyonu Başlattı

Mısır ordusu, Sina Yarımadası'nın orta bölgeleri ile kuzeyinde, ayrıca Nil Deltası ve batıdaki çöl bölgesinde büyük bir 'terörle mücadale' operasyonu başlattığını duyurdu.

Mısır ordusu sözcüsünün televizyonda yayımlanan açıklamasında "Güvenlik güçleri bu sabah Sina yarımadasının kuzeyi ve ortasında teröristlere ve suç unsurları ile örgütlerine karşı kapsamlı bir mücadeleye başladı" dendi.

Sözcü '2018 Sina Operasyonu' adı verilen operasyonun Nil Deltası ve batıdaki çöllük bölge de dahil ülkenin diğer kısımlarını da kapsadığını belirtti.

Operasyonun amacının sınır bölgelerinde kontrolü sıkılaştırmak ve 'terör yuvalarının temizlenmesi' olduğu belirtildi.

Mısır, eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin 2013'te halk ayaklanmasının ardından ordu tarafından devrilmesinden bu yana, Sina Yarımadası'nın kuzeyinde cihatçı unsurlarla mücaedele ediyor. Bölgede sıklıkla polis ve güvenlik güçlerinin ölümüne yol açan şiddetle saldırılar yaşanıyor.

2014'te kendilerini 'Sina Vilayeti' olarak adlandıran grup IŞİD'e biat ettiklerini ilan etmişti. Örgüt Mısır'daki bir dizi ölümcül saldırıyı üstlenmişti.

(Sputnik Türkiye, 9 Şubat 2018)

 

İranlı Uzmanlar: Erdoğan ABD Konusunda Haklı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ABD’nin Suriye’deki askeri varlığının Türkiye, Rusya ve İran’a karşı olduğu açıklamasını değerlendiren İranlı uzmanlar, Türk liderinin açıklamasının kısmen gerçeği yansıttığı görüşünde birleşti.

İran’ın Arapça yayın yapan Al-Vefagh gazetesinin genel müdürü Mosayeb Naimi, Sputnik’e açıklamasında ABD'nin Suriye’deki başarısızlıkları yüzünden bir dizi amaç güttüğünü ve bu amaçlardan birinin başta Rusya ve İran olmak üzere Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad hükümetinin müttefiki olan ülkelerin imajını zedelemek olduğunu kaydetti.

'ABD'nin Amacı Suriye’deki Kriz Durumunu Sürdürmek'

Naimi, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: "ABD, Suriye’deki başarısızlıkları yüzünden bir dizi amaç güdüyor. Bu amaçlardan biri, başta Rusya ve İran olmak üzere (Suriye Devlet Başkanı) Beşar Esad hükümetinin müttefiki olan ülkelerin imajını zedelemek. İkinci amacı, Suriye’deki kriz durumunu sürdürmek. ABD, tüm olayları kendilerine yararlı biçimde sunmaya çalışıyor. Tek başlarına ya da IŞİD’ın yardımıyla suç işliyor ve suçu başkalarına atıyor. Ama şunu unutmamak gerekir ki, dünya toplumunun gözüne dehşet ve korku salan en vahşi suçlar ABD’nin desteği ve Suudi Arabistan’ın mali yardımı planlanmış ve Amerikan silahıyla gerçekleştirilmişti. Şimdi, kriz çözümünde önemli bir aşamanın başladığı bir zamanda ABD, krizi daha da güçlendirmek için farklı sorunlar yaratmaya çalışıyor."

'İsrail ve Suudi Arabistan, ABD'yi Askeri Eylemlere Çağırdı'

Tahran merkezli Uluslararası İlişkiler Bilimsel Araştırma Merkezi’nden Mani Mehrabi, Suriye’deki olayların ABD’nin iki bölgesel rakibi İran ve Rusya’nın yükselişine yol açtığını belirterek bu konuda şu yorumda bulundu: “Bu yükseliş, Beyaz Saray’ın Suriye krizinin çözümü için net stratejiye uymadığı için meydana geldi. Bu yüzden ABD’nin bölgedeki müttefikleri İsrail ve Suudi Arabistan’ın çıkarları tehlikeye girdi. Bu ülkeler resmi olarak ABD’yi kriz döneminde askeri eylemlere çağırdı. ABD, Beşar Esad’a karşı savaşan muhalif güçlere desteğini sürdürme ve Suriye’nin iç politikasının oluşum sürecine katılma niyetinde. Yani savaştan sonra sözde Suriye’yi federalleştirme sayesinde bu ülkenin Tahran ve Moskova’nın tam kapsamlı siyasi ve askeri üssü haline gelmesine engel olmak istiyor. Washington, Suriye’den askeri çekmenin İran’ın Suriye’deki rolünün güçlenmesi için alan açma anlamına geleceğini çok iyi biliyor. Bu yüzden ABD’nin Suriye’deki askeri varlığına dair kararın Tahran ve Moskova’ya Suriye’deki amaçlarını hayata geçirmeye engel olma çabası olduğunu söyleyebiliriz."

(Sputnik Türkiye, 9 Şubat 2018)

 

Ruhani: İran ve Türkiye İlişkilerin Tüm Alanlarda Stratejik Düzeye Yükselmeli

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hadan Ruhani, İran ve Türkiye arasındaki ilişkilerin stratejik düzeye yükselmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile telefon görüşmesi yapan Ruhani, kendilerine devrim yıl dönümünü kutlamalarında dolayı teşekkür ederek, iki ülke ilişkilerinin stratejik düzeye yükselmesi gerektiğini söyledi.

İran’ın Türkiye ile ekonomik ilişkilerinde sıçrama yaşamaya hazır olduğunu ifade eden Ruhani, milli para ile bir an önce ticaret yapmanın iki ülke ekonomik ilişkilerine ivme kazandırabileceğini söyledi.

Türkiye Dışişleri Bakanının dün Tahran’a yaptığı ziyarete değinen Ruhani, yapılan müzakerelerin mutluluk verici olduğunu belirterek, ‘’Bölgede bir çok tehdit, İran ve Türkiye’nin ve diğer İslam ülkelerin menfaatlerini tehdit etmektedir ve iki ülkenin bölgesel ve uluslararası konulardaki yakın görüşleri de göz önünde alınarak ortak siyasi işbirliği ve istişareler devam etmeli’’ dedi.

İran, Rusya ve Türkiye arasında bölgesel konularda işbirliğinin gelişmesinin gerekli olduğunu ifade eden Ruhani, üç ülke Cumhurbaşkanlarının İstanbul’da Suriye konulu toplantı yapma önerisine sıcak baktıklarını ve üç ülke dışişleri bakanının toplantının zaman ve gündemi konusunda istişarede bulunmasını istedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da İslam Devrimi yıldönümünü kutlayarak tüm alanlarda iki ülke ilişkilerinin gelişmesi ve derinleşmesini istedi.

Ekonomik mübadelelerde milli para kullanılmasının önemine değinen Erdoğan, bu durumun taraflar arasındaki ticaret hacminin artmasına sebep olduğunu söyledi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanı Ruhani’yi İstanbul’da düzenlenecek üçlü liderler zirvesine davet ederek, bazı batılı ülke Cumhurbaşkanlarının da bu toplantıya katılmak istediklerini söyledi.

(İRNA, 9 Şubat 2018)

 

Zengene: İran Petrol Tesislerinin Yenilenmesi İçin 10 Milyar Dolar Yatırım Gereklidir

İran İslam Cumhuriyeti Petrol Bakanı Bijen Zengene, ülke genelinde petrol tesislerinin birçoğunun eski olduğunu ve bunların yenilenmesi için 10 milyar dolarlık yatırıma ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Geçsaran kentinde açıklamada bulunan Zengene, boru hatlarının eski olmasından dolayı günde ortalama 10 tamir yapıldığını belirterek, yenilenme için gereken bütçenin ihtisas edilmesi durumunda istihdamın ve üretimin de artacağını söyledi.

Petrol tesislerinin yenilenmesinin gerekli olduğunu ifade eden Zengene, petrol üretiminin iyi düzeyde olması halinde birçok sorunun çözüleceğini söyledi.

Geçmiş yıllarda sıvı yakıtların kullanımındaki 4 milyar dolarlık tasarrufla ülkedeki 10 bin köye doğalgaz boru hattı çekildiğini söyledi.

(İRNA, 9 Şubat 2018)

 

Rusya: 120 DEAŞ'lı SDG'ye Katıldı

Rusya'nın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia, PYD/PKK'nın geçen ay Suriye'de 400 DEAŞ'lıyı serbest bıraktığını ve 120 DEAŞ'lının Suriye Demokratik Güçleri (SDG) saflarına katıldığını belirterek, görmezden gelinen bu sorunla teröristlere karşı çifte standart uygulandığını belirtti.

Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Nebenzia, BM Güvenlik Konseyi'nde uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden terör eylemlerinin görüşüldüğü toplantıda konuştu.

AA'nın haberine göre; terör örgütü DEAŞ'ın petrol gelirlerinin azaldığını ve geçen yılın sonlarına doğru petrol ve doğalgaz kaçakçılığından elde ettiği gelirlerin aylık 2 milyon dolar olduğunu aktaran Nebenzia, DEAŞ'ın modern teknolojiyle internet üzerinden gelir kaynaklarını artırmaya çalıştığını ifade etti.

DEAŞ'a doğrudan ya da dolaylı destek verenlerin sorumlu tutulması gerektiğine, ancak geçen ay bu konuda ihlaller yaşandığına dikkati çeken Nebenzia, PYD/PKK'nın geçen ay Suriye'de 400 DEAŞ'lıyı serbest bıraktığını ve 120 DEAŞ'lının SDG saflarına katıldığını söyledi.

Nebenzia, görmezden gelinen bu sorunla teröristlere karşı çifte standart uygulandığını kaydetti.

Vassily Nebenzia, toplantı sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD'nin Suriye'de rejim güçlerini vurmasını ''üzücü'' olarak nitelendirdi ve bu durumu BMGK'de gündeme getireceklerini söyledi.

İngiltere'nin BM Daimi Temsilci Yardımcısı Jonathan Allen ise DEAŞ'ın kontrol ettiği toprakların yüzde 98'ini kaybettiğini ve Irak ile Suriye'de 7,7 milyondan fazla kişinin terör örgütünden kurtarıldığını söyledi.

DEAŞ'ın parçalandığını ve zayıflatıldığını ancak örgüt hücrelerinin hala tüm dünyada tehdit oluşturmaya devam ettiğini belirten Allen, teröristlerin özellikle interneti kötüye kullanmalarını önlemek için çabaların artırılması gerektiğini vurguladı.

(Anadolu Ajansı, 9 Şubat 2018)

 

Rusya’nın ‘Kıyamet Günü Silahı’ Washington’da Paniğe Neden Oluyor

Rus blog yazarı İvan Danilov, ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta Pentagon tarafından resmen yayınlanan nükleer doktrinini ele aldığı yazısında, ilk başta Rusya’yı korkutmayı hedefleyen bu belgenin beklenmedik bir etki yaratarak Amerikan basınını, bilim camiasını, hatta bazı senatörleri ve kongre üyelerini korkuttuğunu belirtti.

Crimson Alter bloğunun yazarı İvan Danilov, Beyaz Saray'ın ve ABD'li komutanların hazırladığı gizli belgenin yayınlanmasından önce Amerikalıların çoğunun, Rusya'nın Batı basınında ‘nükleer torpido' olarak adlandırılan teknolojiye gerçekten sahip olduğuna inanmadığını, şimdiyse Amerikan halkının ‘Soğuk Savaş'ın kâbuslarından bir tanesinin' gerçek olduğuna dair resmi kanıt elde etmiş olduğunu ifade etti.

ABD Başkanına İtidal Çağrısı

‘Kıyamet Günü silahı' ile ilgili haberlerin CNN, NPR (ABD Devlet Radyosu) ve Newsweek dergisi dâhil, Amerikan basınının sayfalarından düşmediğine dikkat çeken yazar, Trump'tan Rusya'ya daha aktif bir şekilde karşı çıkmasını ve yeni bir silahlanma yarışına girmesini istemek yerine uzmanların bir kısmının, aksine, ABD Başkanı'na itidal çağrısında bulunduğunu ve nükleer silahları arttırma ve çeşitlendirme politikasını eleştirdiğini belirtti.

Amerikan elitinin en azından bir kısmının, nükleer savaşta kazanan taraf olmayacağının farkında olduğunu kaydeden yazar, ABD'nin yeni nükleer stratejisine yapılan eleştirilerin en ilgincininse, söz konusu belgenin ‘Putin'i cesaretlendirdiği' yönündeki şikâyet olduğunu ifade etti.

Washington’ın Tepkisi Ciddi Bir Hata

Makaleye göre ABD'li nükleer silah uzmanı Fred Kaplan, Slate dergisinde yayınlanan yazısında Washington'un Rus nükleer silahlarının modernizasyonuna tepki vererek ciddi bir hataya girdiğini, nükleer doktrinin yayınlanmasından sonra Rus lidere ‘ABD'nin hassas noktasını bulmuş olma illüzyonu' yaşatabilmiş olacağını yazdı.

Danilov, kaleme aldığı makalede etkili analiz merkezi Rand Corporation uzmanlarından Edward Geist'in NPR'ye yaptığı açıklamalara yer verdi. Buna göre, Rus ‘Kıyamet Günü silahını' radyoya değerlendiren Geist, "Bunu normal terimlerin içinde hayal etmek zor. Toplu yıkımın fiili yarıçapı, oldukça geniş bir kentsel yığılmanın boyutlarına eşit" diye konuştu.

150 Metre Yüksekliğinde Radyoaktif Bir Tsunami

Rus yazar, bazı basın kuruluşlarının yayınladığı haberlerdeyse Pentagon'un belgesinde bahsedilen Rus silahının kullanılmasının yol açabileceği ‘150 metre yüksekliğinde radyoaktif tsunamiden' bahsedildiğine dikkat çekti.

Danilov, Trump'ın nükleer doktrininin, ABD'nin bu tür silahlara karşı savunmasını güçlendirmesine herhangi bir şekilde katkıda bulunmadığından ötürü eleştirildiğini belirtti.

Makaleye göre Amerikan Bilim Adamları Federasyonu'ndan Adam Mount, CNN'ne verdiği demeçte Trump'ın ‘yeni nükleer silahları geliştirme programının' ABD'lileri, 'rakiplerinin peşinden kapsamlı nükleer rekabetin olduğu bir dünyaya sürükleyeceği' uyarısında bulundu.

Yenilenmiş nükleer doktrinin mimarı olan (ve Washington'da ‘kuduz köpek' lakabıyla tanınan) ABD Savunma Bakanı James Mattis'in ABD Senatosu'na ifade vermeye çağrıldı. Ayrıca Demokratik Parti'den 4 senatörün ve bazı kar amacı gütmeyen kuruluşların ABD'li bakana stratejideki çok sayıdaki kusurlu noktaları eleştiren öfke dolu mektuplar yazdı.

Mattis’in ‘Pazarlık Kozu ‘ İtirafı

Senato'daki duruşmada çok ilginç bir olayın yaşandığını aktaran Danilov, Mattis'in 4 senatörün baskısına dayanamayıp, ‘Trump'ın doktrininin' bazı bölümlerinin sadece Rusya ile nükleer silahların kısıtlanması ile ilgili müzakerelerde ‘pazarlık kozu' olması için tasarlandığını itiraf etti.

Danilov, yazısına şöyle devam etti:

"ABD'de iç siyasi hesaplaşmalar, Trump yönetiminin müzakere stratejisinin sır perdesini araladı. Yönetimin, hem Amerikalı seçmenleri, hem de gerçek anlamda taviz vermesini umduğu Rus yönetimini en iyi Amerikan gelenekleri çerçevesinde blöf yaparak korkutmaya çalıştığı ortaya çıktı. Bu planın şimdiden başarısız olduğu, Rus nükleer caydırıcılık güçlerinin gelişimini blöf yaparak durdurmanın ise Rusya ile nasıl müzakere edilmemesi gerektiğine dair bir örnek olarak diplomasi ders kitaplarına gireceği söylenebilir."

(Sputnik Türkiye, 9 Şubat 2018)

 

Bush: Rusya, ABD Seçimlerine Karıştı!

ABD eski Başkanı George W. Bush, Rusya'yı 2016 Amerikan başkanlık seçimlerine müdahale etmekle suçlayarak Putin için "dahi taktisyen" dediBir iş konferansı için gittiği Birleşik Arap Emirlikleri'de röportaj veren Bush, " Rusya'nın seçimlere karıştığı yönünde deliller var, ancak bunun sonuçları etkileyip etkilemediği ise başka bir soru" dedi.

Rusya'nın müdahalesinin demokrasi için tehlike olduğunu, aynı şeyi Soğuk Savaş döneminde de yaptıklarını hatırlattı, "Rusya, ABD ve Avrupa'da görüşleri manipüle etmeye çalışıyor" ifadelerini kullandı.

"Putin, zaafları bulup kullanma konusunda dahi bir taktisyen" dedi.

Bush aynı zamanda Donald Trump'ın ismini kullanmadan,"Sistemimiz çöktü, fakat düzeltmek zorundayız. Denedim ama başarılı olamadım" dedi.

Rusya ise Başkanlık seçimlerine müdahale edildiği yönündeki iddiaları defalarca reddetti.

(Anadolu Ajansı, 9 Şubat 2018)

 

Rusya: Afrin'deki Gerilimi ABD Tırmandırıyor

Rusya Dışişleri Bakanlığı, hâlihazırda Suriye hükümet güçlerinin bulunmadığı Afrin'de gerilimin ABD tarafından tırmandırıldığını belirtti. Rus Dışişleri, Afrin'deki duruma ilişkin bir açıklama yayınladı.

Bakanlığın açıklamasında, "Hâlihazırda Suriye hükümet güçlerinin bulunmadığı Afrin'de gerilim, Washington'un Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması konusunda verdiği güvencelere rağmen ABD'nin 'vekillerine' destek amacıyla gerçekleştirdiği eylemler vasıtasıyla tırmandırılıyor" dendi.

BM’nin Endişesini Paylaşıyoruz

BM'nin Afrin, Haseke, Rakka, İdlib ve Doğu Guta gibi bölgelerdeki insani duruma ilişkin açıklamasını ve insani yardım sevkiyatıyla yaralı ve hastaların tahliyesi için çatışmaların bir ay süreyle durdurulması yönündeki çağrısını da anımsatan bakanlık, Rusya'nın bu endişeleri paylaştığının altını çizdi.

Rusya, Türkiye ve İran’ın Çalışmaları da Bu Doğrultuda

Rus Dışişleri, Astana sürecinin garantörleri olan Rusya, Türkiye ve İran'ında çalışmalarının da bu doğrultuda olduğunu vurguladı.

(Sputnik Türkiye, 9 Şubat 2018)

 

Rusya'dan Türkiye'nin Olası İdlib Operasyonu Hakkında Açıklama

Duma Savuma Komitesi Başkanı Vladimir Şamanov, Türkiye'nin olası İdlib operasyonuyla ilgili 'Suriye'nin toprak bütünlüğü açısından istişare edilip mutabakat sağlanması gerektiğini' söyledi. Rus parlamentosunun alt kanadı Duma'nın Savuma Komitesi Başkanı Vladimir Şamanov, Suriye'nin kuzeyindeki Afrin'e yönelik Zeytin Dalı Harekatı yürüten Türkiye'nin operasyonu İdlib'e genişletmesi ihtimaliyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Savuma Komitesi Başkanı, Türkiye'nin operasyonu İdlib'e genişletme kararı alması halinde, bu hassas konunun Suriye'nin toprak bütünlüğü açısından istişare edilmesi gerektiğini söyledi.

Toprak Bütünlüğü Garantisi

Rus basınına konuşan Şamanov, "Bu, Suriye'nin toprak bütünlüğüyle ilgili garantiler açısından zor bir konu. Öncelikle operasyonun koşulları ve işbirliğinin organizasyonu konusunda mutabakat sağlanması gerekiyor" dedi.

Suriye’nin Toprağı

Türkiye'nin sorunlarını çözme arzusunu anladığını, ancak buranın Suriye toprağı olduğunun unutulmaması gerektiğini kaydeden Rus vekil şöyle devam etti:

BM’nin de Katılımıyla

"Bu hassas bir konu. Bunun BM kurumlarının da katılımıyla diplomatik ve askeri düzeylerde detaylıca istişare edilmesi gerekiyor."

(Sputnik, 9 Şubat 2018)

 

Çin-ABD Dört Üst Düzey Diyalog Mekanizması Verimli Hale Getirilmeli

Çin Devlet Konseyi Üyesi Yang Jiechi, Çin ve ABD'nin, ilişkileri güçlendirmek için dört üst düzey diyalog mekanizmasını verimli hale getirmesi gerektiğini vurguladı.

ABD ziyaretinde bulunan Yang Jiechi, dün ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ile görüştü.

Yang, iki ülke liderinin telefon ya da mesaj yoluyla görüş alışverişinde bulunarak, ikili ilişkilerin gelişmesine yön verdiğini söyledi.

İki tarafın, geçtiğimiz Kasım ayında Beijing'de gerçekleşen Xi-Trump görüşmesinde varılan mutabakatı hayata geçirmesi gerektiğini söyleyen Yang, dört üst-düzey diyalog mekanizmasının verimli hale getirilmesine de vurgu yaptı.

Yang, ekonomi, ticaret, ordu, yasa uygulama, uyuşturucuyla mücadele, kültürel temas gibi alanlardaki iletişim ve iş birliğinin genişletilmesi gerektiğini kaydetti.

Yang Jiechi, Çin'in Taiwan gibi sorunlardaki tavrını yineleyerek, ABD'den Çin'in bu tutumunu dikkate almasını talep etti. Tillerson de "Tek Çin" politikasını izlemeye devam edeceklerini belirtti.

Tillerson, Çin'le karşılıklı yarara dayalı iş birliğini genişletmeye, anlaşmazlıkları uygun şekilde çözmeye ve ikili ilişkileri geliştirmeye hazır olduklarını ifade etti.

Görüşmede yılın ilk yarısında Çin'de "Diplomasi ve Güvenlik Diyaloğu"nun ikincisinin yapılmasına karar verildi.

Görüşmede ayrıca yıl içinde "Yasa Uygulama ve Siber Güvenlik Diyaloğu", "Kapsamlı Ekonomik Diyalog" ile "Toplumsal ve Kültürel Diyalog"un ikinci turunun düzenlenmesi konusunda anlaşamaya varıldı.

(CRI Türk, 9 Şubat 2018)

 

Wang Yi: Çin Afrika'nın En Güvenilir Stratejik Ortağı Olmaya Hazır

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, dün ülkeyi ziyaret eden Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Moussa Faki Mahamat ile "Çin-Afrika Birliği 7. Stratejik Diyaloğu"nun ardından basın mensuplarının karşısına çıktı.

Wang Yi, "Çin-Afrika Birliği 7. Stratejik Diyaloğu"nda zengin sonuçlar alınarak, pek çok konuda mutabakata varıldığını belirtti.

Wang Yi, Çin-Afrika ilişkilerinde uzun süredir korunan üst düzey gelişmelerin, Çin ile gelişmekte olan ülkeler arasındaki dayanışma temelli işbirliğinin örneği olduğunu ifade etti.

Çok kutuplu dünyada Afrika'nın, önemli kutuplardan biri olacağına inandıklarını dile getiren Wang, Afrika'nın ayağa kalkma ve güçlenme sürecinde, Çin'in Afrika'nın en güvenilir ve kararlı stratejik ortağı olmaya hazır olduğunun altını çizdi.

Wang Yi, diyalogda Çin ve Afrika Birliği arasında her yönü, alanı ve düzeyi kapsayan işbirliği yapılması konusunda da anlaşmaya varıldığını vurguladı.

Wang, tarafların stratejik iletişimi güçlendirerek, her sene strateji diyaloğu düzenlemesi, diyalog mekanizmasını iyileştirip zenginleştirmesi ve karşılıklı siyasi güveni pekiştirip derinleştirmesinin yanı sıra, birbirinin çekirdek çıkarlarını ilgilendiren önemli sorunlarda karşılıklı anlayış ile destek sağlaması gerektiğine işaret etti.

Wang, tarafların, Afrika Birliği Komisyonu'nun sahip olduğu özgün avantajlardan yararlanarak, ülkeleri ve bölgeleri aşan işbirliğine odaklanması konusunda da fikir birliği sağladığını dile getirdi

Wang Yi ayrıca, diyalogda Afrika'daki önemli sorunlar, terörle mücadele, yoksulluğun azaltılması ve gelişim gibi her iki tarafı ilgilendiren uluslararası ve bölgesel konular üzerinde görüş alışverişinde bulunulduğunu söyledi.

Wang son olarak, Çin ve Afrika Birliği'nin uluslararası arenada söz birliği oluşturarak, ortak bir tavırla iki tarafın ve gelişmekte olan ülkelerin ortak çıkarlarını koruması gerektiği konusunda da mutabık kalındığını sözlerine ekledi.

(CRI Türk , 9 Şubat 2018)

 

Çin: Maldivler Eski Cumhurbaşkanının İddiası Asılsız

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Geng Shuang, bugün Beijing'de yaptığı açıklamada, Maldivler Cumhuriyeti eski cumhurbaşkanı Muhammed Naşid'in Çin'in Maldivler topraklarını ele geçirmesi yönündeki iddiasının asılsız olduğunu belirtti.

Sözcü Geng Shuang, Çin'in Maldivler'e yönelik yardımlarının hiçbir siyasi koşul taşımadığını, Çin ve Maldivler arasındaki işbirliğinin iki ülke ve iki halkın ortak çıkarına uygun olduğunu kaydetti.

Geng Shuang açıklamasında, "Naşid'in cumhurbaşkanlık görevini üstlendiği dönemde Çin, Maldivler'e yardım sağlayarak iki ülke arasındaki somut işbirliğini geliştirdi ve yerel halka verimli sonuçlar getirdi. Son yıllarda, Çin ve Maldivler, karşılıklı saygı ve eşitlik temelinde altyapı ve halkın yaşamıyla ilgili projelerdeki işbirliğini ilerletti, Çin, Maldivler'in ekonomik gelişmesi ve halkın yaşam koşullarının iyileştirilmesinde aktif rol oynadı. Ancak Çin, Maldivler'e yönelik yardımlarda herhangi bir siyasi koşul öne sürmedi. Çin'in Maldivler'in egemenliği ve bağımsızlığına yönelik hiçbir tehdit oluşturmamasının yanı sıra Çin, Hint Okyanusu bölgesine de zarar getirmedi. Çin ve Maldivler dostluğu ve işbirliği, iki ülke ve iki halkının ortak çıkarlarına uygundur." ifadelerini kullandı.

(CRI Türk, 9 Şubat 2018)

 

 

http://www.turksam.org/tr/dis-basin-detay/1723-9-subat-ta-dunya-bunlari-konusuyor
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 1670 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)