Dış Basın | 12 Şubat 2018

|

12 Şubat'ta Dünya Bunları Konuşuyor!



Dünya basınında 12 Şubat 2018 tarihinde öne çıkan gelişmeler ve uluslararası ilişkiler gündemindeki başlıklar...

 

İsrail, İran'ı Aracılarla Uyardı

İsrail'in, Avrupa ülkeleri kanalıyla İran'a ciddi uyarılar içeren mesajlar gönderdiği belirtildi.

Tel Aviv yönetiminin, Avrupa ülkeleri aracılığıyla İran'a, Lübnan ve Suriye'deki faaliyetleriyle ilgili ciddi uyarılar içeren mesajlar gönderdiği belirtildi.

İsrail Kanal 10 televizyonunun İsrailli ve Avrupalı diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberde, mesajların Almanya, İngiltere ve Fransa aracılığıyla İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile müsteşarına iletildiği, söz konusu mesajlarda Lübnan'da füze ve silah fabrikası, Suriye'de ise askeri üs kurulmasıyla ilgili ciddi uyarılarda bulunulduğu kaydedildi.

Haberde, Fransa Dışişleri Bakanlığı Siyasi ve Güvenlik İşlerinden Sorumlu Genel Sekreteri Nicolas de Riviere'in iki hafta önce İran'ın Paris Büyükelçisi Ebu'l Kasım Delfi'yi çağırdığı, Riviere'nin çarşamba günü de üst düzey bir İranlı yetkiliyi çağırarak, İsrail'in mesajını ilettiği ifade edildi.

İsrail ordusundan önceki gün yapılan açıklamada, Suriye'de bulunan "İran hedeflerine" saldırı düzenlerken jetlerinin uçaksavar ateşiyle hedef alındığı ve bir F-16'nın düştüğü bildirilmişti.

Pilotlar Manevra Yapamadı

Öte yandan İsrail'in, F-16 uçağının düşürülmesiyle ilgili yürüttüğü soruşturmada, uçaktaki mürettebatın kaçmak için manevra yapamadığı ortaya çıktı.

İsrail'de yayın yapan Haeretz gazetesinin internet sayfasında yer alan haberde, yürütülen soruşturmadan elde edilen ilk verilere göre, düşürülen uçağın alçak irtifada uçarken, Suriye'nin Tedmur kenti yakınlarındaki Tifor Havaalanı'ndan kumanda edilen İran'a ait insansız hava aracının (İHA) fırlattığı bir aracın düşürülmesi için yüksek irtifadan uçmaya başladığı ifade edildi.

Haberde, söz konusu operasyona 8 uçağın katıldığı, hedeflerin vurulabilmesi için bazı uçakların yüksek irtifadan uçtuğu, söz konusu F-16'nın da bunlar arasında yer aldığı kaydedilirken, bunun bir "zayıflık" olduğu ve uçağın düşürülmesine sebebiyet verdiği dile getirildi.

Haberde, uçaktaki mürettebatın füzelerin nereden atıldığını belirleyebilecek kapasitesinin bulunduğu, ancak kaçmak için manevra yapamadığının ortaya çıktığı vurgulandı.

Suriye rejiminin, İsrail uçaklarına 20 füze fırlattığı, bunun normalin dışında bir rakam olduğu belirtilen haberde, bu füzelerin İsrail'in kuzeyindeki siviller tarafından gözle görüldüğü aktarıldı.

İsrail ordusundan önceki gün yapılan açıklamada, Suriye'de bulunan "İran hedeflerine" saldırı düzenlerken jetlerinin uçaksavar ateşiyle hedef alındığı ve bir F-16'nın düştüğü bildirilmişti.

(NTV Haber, 12 Şubat 2018)

 

İsrail Tutuklu Filistinli Çocuklara İşkence Ediyor

ABD'nin Kudüs kararının ardından kararı protesto etmek isteyen Filistinlilere karşı terör estiren İsrail, tutuklu Filistinli çocukların yüzde 60'ına işkence ediyor.

İsrail güçleri, 6 Aralık'ta ABD Başkanı Donald Trump'ın "Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması" kararını açıklamasının ardından Gazze, Batı Şeria, Kudüs, El-Halil gibi birçok noktada protesto gösterileri düzenleyen Filistin halkına karşı şiddetin dozunu artırdı.

Genç, yaşlı, çocuk demeden Filistinlilere orantısız güç uygulayan İsrail güçleri, ses bombası, göz yaşartıcı gaz, plastik ve gerçek mermiyle müdahalelerde bulunuyor.

Filistin Esirler Cemiyeti, İsrail'in gerçek yüzünü bir kez daha ortaya koydu. İsrail'in tutuklu Filistinli çocuklara işkence ettiğini ve cezaevlerinde bulunan çocukların yüzde 60'ının fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz kaldığını açıkladı.

Cemiyet çocukların maruz kaldığı işkenceleri de şöyle anlattı:

"Çocukların geç saatlerde gözaltına alınıp tutuklanması, fiziksel saldırıya uğramaları, tehdit edilerek uzun süre sorgulanmaları, uzun saatler yiyecek ve içecekten mahrum bırakılmaları ve psikolojik işkence yapılması"

Filistin Esirler Cemiyetinin de aralarında bulunduğu kurumların hazırladığı rapora göre, İsrail hapishanelerinde 481’i işgal altındaki Doğu Kudüs’ten olmak üzere 57’si kadın, 300'ü çocuk yaklaşık 7 bin Filistinli tutuklu bulunuyor.

İsrail dünyada çocukları askeri mahkemelerde yargılayan tek devlet. Filistinli çocukların gözaltı ve işkenceye maruz kalması uluslararası hukuka göre insanlık suçu sayılıyor.

(TRT Haber, 12 Şubat 2018)

 

Trump: ‘İsrail’in Barış Aradığına Emin Değilim’

Amerika Başkanı Donald Trump İsrail’in Filistinlilerle barışla ilgilendiğinden emin olmadığını söyledi.

İsrail Hayom gazetesine açıklamalarda bulunan Trump, “Filistinliler barış aramıyor” dedi bununla birlikte İsrail’in de bir anlaşma isteyip istemediğine dair şüphelerini paylaştı.

Trump, “İsrail’in barış aradığına emin değilim” dedi. Trump, Batı Şeria’daki Yahudi yerleşim birimlerinin barışı çok karışık hale getirdiğini söyledi.

Trump’ın konuştuğu gazetenin sahibi Amerikalı milyarder Sheldon Adelson. Trump’ı destekleyen bir isim olan Adelson aynı zamanda sadık bir İsrail destekçisi.

Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması uluslararası alanda tepkilere neden olmuştu. Filistin, Amerika’nın artık arabulucu olamayacağını belirtmişti.

(Amerika’nın Sesi, 12 Şubat 2018)

 

ABD Yanlışlıkla YPG'yi Vurdu

Suriye'nin en büyük petrol sahası olan Deyrizor'da ABD'nin; YPG'nin toplanma alanını vurduğu belirtildi.

Suriye'de YPG'nin konuşlandığı Deyrizor'da hareketli dakikalar yaşanıyor. Suriye'nin en büyük petrol sahası olan bölgede ABD operasyon gerçekleştirdi. ABD'nin yanlış koordinatlar ile gerçekleştirdiği operasyonda terör örgütü YPG/PYD/PKK'nın toplanma alanı vuruldu.

300 Terörist Öldü

ABD'nin müttefik olarak görüp birlikte operasyonlar gerçekleştirdiği YPG'nin hakimiyet altında tuttuğu Deyrizor'da ABD uçakları operasyonlar gerçekleştirdi.

Yanlış koordinatlar ile yapıldığı tahmin edilen operasyonda 300 YPG'linin ABD'liler tarafından etkisiz hale getirdiği belirtilirken, bölgede konuşlanan YPG'li teröristlerin büyük zaiyat verdiği belirtiliyor.

Kasıt mı Hata mı?

YPG ile ABD, DEAŞ karşıtı operasyonların başlatıldığı günden bu yana el ele operasyonlar yürütüyor. YPG'nin son zamanlarda petrol kenti Deyrizor'da hakimiyet alanını artırması ve beraberinde gelişen Suriye'de petrolün sahipliği kavgası Rusya-YPG-ABD-İran ve rejimin kavgalarına neden oluyor.

(Sabah, 12 Şubat 2018)

 

ABD'li Diplomat Bryza: ABD, Türkiye ile Yeni Dönem İstiyor

Türkiye- ABD geriliminin en büyük nedenlerinden biri Washington’dan gelen farklı sinyaller. Beyaz Saray defalarca “YPG’ye silah vermeyeceğiz, Münbiç’ten çekileceğiz” dedi ama YPG kontrolündeki bölgeleri ziyaret eden generaller hep aksini yaptı. Peki oyalama taktiği mi, yoksa gerçekten Washington’un kafası çok mu karışık? Durumu anlamak için Gazete Habertürk'ten Nalan Koçak, eski bir ABD’li diplomat olan Matthew Bryza’yla bir araya geldi. Hem de ABD’den çok önemli iki ziyaretçi, Dışişleri Bakanı Tillerson ve Güvenlik Danışmanı McMaster gündemdeyken... Bryza, 2001’de Amerikan Ulusal Güvenlik Konseyi’ne katıldı, görev alanlarından biri Türkiye’ydi. 2005’te Avrupa ve Avrasya’dan sorumlu dışişleri bakanlığı müsteşar yardımcısı oldu. 2010’da Bakü Büyükelçiliği’ne atandı. 2 yıllık görevinin ardından bakanlıktan ayrıldı. Şimdilerde Atlantik Konseyi gibi düşünce kuruluşlarında danışmanlık yapıyor. Uluslararası ilişkiler uzmanı olan eşi Zeyno Baran’la İstanbul’da yaşıyor.

- Türkiye-ABD arasındaki sorunlarla ilgili teşhisiniz nedir?

Hatırlarsınız Başkan Trump “Türkiye-ABD ilişkileri hiç bu kadar iyi olmamıştı” demişti. Tabii ki katılmıyorum. İlişkiler gerçekten kötü durumda. Washington’da görüştüğüm üst düzey yetkililer “Müttefikimize hâlâ güveniyoruz ama beraber çalışma kapasitemizi yitirdik” diyor. Türkiye bize güvenmiyor. 90’lardan beri Türkiye-ABD ilişkileri üzerine çalışıyorum ve bu yaşadıklarımızın en kötüsü.

‘Washington’da En Üsttekiler İlişkilerin Düzelmesini İstiyor’

- Peki ya tedavi yöntemi?

İşler daha iyi olana kadar, daha da kötüleşme riski var. Teorik olarak Münbiç’te çatışma riskimiz mevcut. McMaster ve Tillerson tam da bu nedenle ziyaret kararı aldı. Washington’da en üsttekilerin ilişkileri iyileştirmek istediğini biliyorum.

‘Münbiç’te Çatışma Olsa Bile Kısa Sürer’

- Münbiç’te çatışma mümkün mü?

Sanmıyorum ama böyle bir şey olursa çok kısa süreceğini düşünüyorum. Gerçekleşmesi durumunda iki taraf da acil duruma geçer, NATO devreye girer. “NATO’nun sonu gelir, Türkiye NATO’dan çıkar” gibi sözlere de katılmıyorum. Türkiye’deki siyasetçilerin İran ve Rusya’yla yalnız kalmaktansa NATO üyesi kalmayı isteyeceğini düşünüyorum.

‘2003’te de Çatışmanın Eşiğine Geldik’

- Bundan 20 sene önce Türkiye ve ABD arasında çatışma ihtimalini konuşabileceğimizi hiç düşünüyor muydunuz?

Evet! 2002’nin sonu, 2003’ün başına gidelim... Biliyorsunuz ABD o dönem Irak’ın işgali planın son aşamalarını hazırlıyordu. Türkiye’yle müzakereler yürütüyorduk, topraklarını kullanmak için. O dönemde de benzer konuşmalar yapıldı, ben de parçasıydım. TBMM’nin tezkereye “Hayır” demesinden sonra her iki taraf da çok öfkelenmişti.

- Çuval olayı yaşandı...

Evet... Türkiye daha sonra Irak’a askerlerini yerleştirmeyi düşündü. Amaç Iraklı Kürtlerin bağımsızlığına engel olmaktı. O dönem çok garip tartışmalarımız oldu, mesela Türk yetkililer “Irak parçalanmasın diye askerlerimizi sokarsak ne olur?” diyorlardı, bazı dik kafalı Amerikalı yetkililer “Sizi çıkarırız” yanıtını verdi. Bence asla olmaması gereken aptalca bir sohbetti. Fakat sorunu çözdük çünkü NATO müttefikiyiz.

‘EUCOM ve CENTCOM Türkiye Konusunda Farklı Düşünüyor’

- Türkiye’nin Washington’dan nasıl göründüğünü bize kendi gözünüzden anlatabilir misiniz?

Washington’daki çok dar bir grup Türkiye’ye odaklanmış durumda. NATO’ya odaklananlar daha çok Orta ve Doğu Avrupa’yla ilgileniyor. Bu farklılık Amerika’nın askeri teşkilatlanmasına da yansıyor. Türkiye’yle Avrupa Kuvvetler Komutanlığı (EUCOM) ilgileniyor. Fakat Ortadoğu, Merkez Kuvvetler Komutanlığı’na (CENTCOM) bağlı. Türkiye’yle ilgili endişe taşıyanların çoğu CENTCOM’da. EUCOM’da olan ve Türkiye’yi daha iyi anlayan ekip siyasi süreçlerde yeterince yer almıyor. Bu nedenle YPG gibi konularda yetersiz politikalar üretiliyor. ABD’liler mesela Türkiye’nin Afrin’e neden girdiğini anlamıyor. Mantık şu: “Türkiye ABD’nin desteğini alan gruplara karşı bir şey yapıyor, Bu da ABD için kötü olmalı.” Durumun ne kadar karmaşık olduğunu anlamıyorlar. Bu nedenle Türkiye’nin ABD’deki imajı kötü. Ama Washington, Tillerson ve McMaster ziyaretinden iyi haberler almak ve yeni bir döneme girmek istiyor. Türkiye Afrin pozisyonunu daha iyi anlatmalı, ki bence doğru adım.

- Neden?

Çünkü Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde hayati ulusal güvenlik çıkarları var. Türkiye endişelerine ABD’den bir cevap alamadı. Biliyorsunuz ABD Afrin’deki YPG unsurlarını desteklemiyor.

- Ama Türkiye de diyor ki: “Diğer iki kantondakini destekliyorsanız, diğerini de desteklemiş olursunuz.”

Evet ama yasal olarak Pentagon sadece diğer bölgelerdeki unsurlara yardım ediyor. Prensipte ABD diğer tarafa bakabilir -hedef alınan desteklediği YPG de olsa- ve “Bu operasyonu çabuk ve başarılı bir şekilde yapın” diyebilir. Bence Suriye’nin kuzeyinde istikrar sağlamak için yapılması gereken bu. Ayrıca Rusya’nın hırslarını kontrol etmek için de iyi bir yol. Eğer Türkiye Afrin operasyonunu başarıyla tamamlar ve bölgeye istikrar götürürse bu Türkiye’nin ABD’yle müzakereleri için de olumlu bir done olur.

- Hem de Rusya tarafından ihanete uğradığını hisseden YPG, ABD’ye daha bağımlı hale gelir?

Evet.

‘Rusya’nın En Büyük Amacı NATO’yla Türkiye’nin Arasını Açmak’

- Peki Rusya neden operasyona destek verdi?

Suriye’den çıkmak istiyor. Bataklığa saplandılar. 2015’te, operasyonun kısa süreceği sözünü verdiler. Ama duruma bakın...

- Uzun ama oyun değiştirici bir müdahale oldu.

Evet ama bir yandan da pek çok savaş suçu potansiyeli taşıyor. Daha fazla saplanmak ve Suriye’nin parçalanmasını istemiyorlar. Eğer Türkiye kuzeyi istikrara kavuşturursa, onlar için de iyi. Türkiye Münbiç’e ilerlerse, ABD ve Türkiye arasında daha çok sorun yaşanacağını da biliyorlar.

‘Rusya, Afrin Operasyonunu Durduramazdı’

- Konuştuğum bir Rus uzman, amaçlarının ABD’ye çok yakın duran YPG’yi cezalandırmak olduğunu söyledi. Ne dersiniz?

Olabilir ama asıl amaçları bu değil. NATO üyesi bir ülkenin Afrin’e sadece YPG’ye nazik bir mesaj vermek için girmesini istemezsiniz. Rusya da YPG’ye destek verdi, Soçi’ye çağırmaya çalıştılar. Erdoğan “Kesinlikle olmaz” dedi, Rusya her iki tarafa da oynadı. Bence gerçek cevap şu: Rusya bunu durduramazdı. Hava sahasını Türkiye’ye kapatabilirdi ama gerekçesi ne olacaktı? Çünkü o zaman daha büyük bir stratejik amacı tehlikeye atacaktı, o da Türkiye’yi NATO’dan uzaklaştırıp Rusya-İran-Türkiye üçgenine çekmek.

- “Rusya’nın en büyük amacı NATO ve Türkiye’nin arasını açmak” diyorsunuz?

Evet. Ayrıca Rusya’nın Kürtleri umursadığını da sanmıyorum. Onları istismar ediyorlar, kullanıyorlar ama duygusal bir bağları yok.

‘Washington’da Liderler Zor Karar Almayı Beceremiyor’

- “Rusya, Afrin operasyonuyla ‘ABD güvenilir bir müttefik değil’ mesajı vermek istiyor” yorumuna ne dersiniz?

Bakın bu kesinlikle doğru. Türkiye YPG’yi vuruyor ve ABD hiçbir şey yapmıyor... ABD açısından sorun. Washington kendini müdafaası imkânsız bir dış politikanın içinde buluyor. Nedeni YPG ve Türkiye konusunda tutarlı bir politikanın olmaması. Biliyorsunuz dönemin ABD Başkan Yardımcısı Biden geldi, “YPG Fırat’ın doğusuna çekilmeli” dedi. Birkaç gün sonra Brett McGurk çıktı, “Hayır kalacaklar” dedi. Tüm bunlar Amerikan siyasetinde çok büyük bir işlevsizliğe ve çatışmaya işaret.

‘Dışişleri ve Bazı Generaller Türkiye’ye Yakın’

- Anlamamıza yardımcı olur musunuz, Washington’da kim ne diyor?

Aslında düşündüğünüzden basit ve insani. Komplo teorilerine gerek yok. İnsanlar zor kararlar almayı beceremiyor. En üst düzey liderlik kadrolarının başarısızlığı söz konusu. Obama -ki orada beraber fotoğrafımız var, kendisini çok severim- dış polika konusunda çok başarısızdı. Liderlik yapmak istemedi. Trump için de aynısı geçerli. Örnek vereyim, Bush Irak Savaşı’ndan önce bir deklarasyon yayınladı ve “Amaçlarımızdan biri Irak’taki PKK güvenli bölgelerini yok etmek” dedi. Yıllarca Pentagon ve CENTCOM’la bürokratik savaş yaşadım, “Başkan açıkça söz verdi, ikili görüşmelerde Başbakan Erdoğan’a da aynı sözü verdi ama hiçbir şey yapmıyoruz” dedim. Aldığım cevap, “Bir şey yapmayacağız çünkü Saddam’ı yenme amacımızdan uzaklaşıyoruz” oldu. Aynı şeyi şimdi yaşıyoruz. Fakat Amerikan yönetiminde Türkiye’nin çıkarlarını gözetmemiz gerektiğini söyleyenler de var mesela dışişleri ve EUCOM’daki generaller. Ancak Suriye’yle ilgili konularla CENTCOM ilgileniyor ve onlar tamamen farklı düşünüyor. Yıllar önce 4 yıldızlı bir general bana “CENTCOM ve EUCOM arasındaki meseleyi çözemez miyiz?” diye sormuştu.

‘Washington’un Kafası Karışık Ankara’nınki Nasıl Karışmasın?’

- Mesela Trump “YPG’ye silah vermeyeceğiz” diyor fakat yardım devam ediyor. Kafa karışıklığı normal değil mi?

Kesinlikle. Washington’un kafası karışık, Ankara’nınki nasıl karışmasın? Çözmenin tek yolu, Trump’ın “Artık buna son verin çünkü çok aptalca” demesi. Mesela CENTCOM Komutanı Votel vakasını ele alalım. Görevi DEAŞ’ı yenmek. Bir çocuğa yemekten önce bir kilo çikolata verseniz durmadan yiyecektir. Ta ki annesi “Dur” diyene kadar. Başkan Trump’ın General Votel’e bunu yapması lazım, “YPG’ye müttefikimizmiş gibi davranamayız” demeli. Ya da tam tersi “YPG’yle kesinlikle işbirliği yapmamız gerek” de diyebilirler. Tabii ki üçüncü bir seçenek de var, Tillerson Türkiye’de şunu söyler: “İran’ın Şii kuşağını oluşturmasını ikimiz de istemiyoruz. Seçeneklerimiz ne?”

- ABD’nin hem YPG hem Türkiye’yle işbirliğini bir arada götürecek diplomatik yeteneğinin olmadığını gördük. Artık birini seçmenin zamanı geldi mi?

Her ikisiyle iyi geçinmek artık imkânsız. Bu Amerikan dış politikasının büyük başarısızlığı, ABD kendini bu duruma düşürdü. NATO’daki en büyük askeri müttefikinden uzaklaştı. İç politikada yaşanan tüm sorunları bir kenara bırakacak olursak, coğrafi olarak Türkiye gibi bir ülke yok. ABD artık seçmek zorunda kalacak ama sizin söylediğiniz kadar keskin bir seçenek değil. Orta yolun bulunabileceğine inanıyorum. ABD aslında YPG’yi seçmiyor bile, tek derdi DEAŞ’ı yenmek ve İran’ın yayılmasını engellemek.

- DEAŞ büyük güç kaybetti, ABD’nin YPG’yle çalışma gerekçesi de ortadan kalkıyor. ABD, YPG’yle çalışmaya devam edebilir mi, bu kez İran’a karşı?

Bu kilit bir soru, daha önce kimsenin sorduğunu da görmedim. Amerikan yönetiminin en üst düzeyindeki isimler yanıt aramalı. Başkan Trump bunu yapacak kapasitede değil. Çözecek isimler McMaster, Tillerson ve Mattis. Hem Türkiye hem ABD, İran’ın etkisini sınırlandırmak istiyor, Esad’ın gitmesini istiyoruz. Her iki taraf da duyguları bir kenara bırakıp ortak bir nokta bulabilir.

(HaberTürk, 12 Şubat 2018)

 

Mattis: DSG'nin Bazı Birlikleri Afrin'e Kaydı

Anadolu Ajansı'nın haberine göre ABD Savunma Bakanı Jim Mattis, 'Afrin'de Kürt arkadaşlarının saldırı altında olduğunu gören ve dikkati dağılan DSG'den bazı birliklerin Afrin'e kaydığını' söyledi.

Avrupa turu sırasında gazetecilere IŞİD'le savaş hakkında açıklamalarda bulunan ABD Savunma Bakanı Jim Mattis, YPG'nin omurgasını oluşturduğu Demokratik Suriye Güçleri'nin (DSG) bazı birliklerinin Afrin'e kaydığını söyledi.

Anadolu Ajansı'nın haberine göre Mattis, "Şu anda Afrin'de devam etmekte olan dikkati dağıtan bir durum var. Bu durum DSG içerisinde yüzdesi net olmamakla birlikte yüzde 50 veya daha azı ya da çoğunun dikkatini dağıtıyor. Kürt arkadaşlarının Afrin'de saldırı altında olduğunu görüyorlar ve bu da onların dikkatinin oraya kaymasına sebep oluyor. Bazı durumlarda ise bazı birlikler oraya (Afrin'e) kaydı."

‘Sınırları İçinde Silahlı Ayaklanma Devam Eden Tek Ülke’

AA'ya göre Türkiye'nin, sınırları içerisinde 'silahlı ayaklanmanın' devam ettiği tek ülke olduğunu dile getiren Mattis, "Türkiye'nin Suriye sınırlarına dair meşru güvenlik kaygıları var ve biz bunu zerre kadar inkar etmiyoruz" dedi.

ABD Savunma Bakanı, gerek İsrail gerekse Lübnan, Ürdün veya Türkiye olsun, meşru güvenlik kaygıları taşıyan ülkelerin bu kaygılarını anladıklarını belirtti.

AA'nın haberinde ''Pentagon daha önce bazı DSG unsurlarının kuvvet kaydırdığını dile getirmiş, ancak resmi bir ağızdan Afrin'e birliklerin kaydırıldığını belirtmemişti'' denildi.

Mattis, Macmaster, Tillerson ile Temaslar

Mattis'in hafta içinde Brüksel'de Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli ile görüşmesi bekleniyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Korgeneral Herbert Raymond McMaster, pazar günü İstanbul’da Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın’la görüştü.

11-16 Şubat boyunca Ortadoğu turunda olan ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'ın, cuma günü Ankara'da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'la görüşmesi bekleniyor.

(Sputnik Türkiye, 12 Şubat 2018)

 

ABD'den Kuzey Kore Konusunda Yeni Diplomasi Açılımı

Washington Post'un haberine göre, Kış Olimpiyat Oyunları için Güney Kore'yi ziyaret eden Pence, Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in ile Kuzey Kore konusunda iki önemli görüşme yaptı.

Pence, dönüş yolunda Air Force Two uçağında gazetenin muhabirine verdiği özel demeçte, bu iki görüşmede Kuzey ile daha fazla temas konusunda Güney Kore ile fikir birliğine vardıklarını söyledi.

Mike Pence, yeni diplomatik açılımın, nükleer silahlardan arınmaya yönelik açık adımlar atana kadar Kim Jong-un rejimine uygulanan sert yaptırımlarının sona ermesi anlamına gelmeyeceğini, ancak bu bedeller ödetilirken aynı zamanda masaya oturulmasını öngördüğünü kaydetti.

PyeongChang Kış Olimpiyatları'nın açılış töreninde Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong-un'un kız kardeşi Kim Yo-jong ile ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence'in arka arkaya oturması dikkati çekmişti. Kim Yo-jong, törende Moon Jae-in ile de el sıkışmıştı.

(Haber Türk, 12 Şubat 2018)

 

Yunan Yetkililer Mülteci Anlaşmasından Şikayetçi

Yunanistan Mülteciler Dairesi'nin eski başkanı Maria Stavropoulou, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki mülteci anlaşmasının Yunanistan'ın üzerindeki yükü hafifletemeye yetmediğini söyledi.

Yunan Kathimerini gazetesine konuşan Stavropoulou, ''Yunanistan'a gelen sığınmacılardan yalnızca yüzde 16'sının Türkiye'ye gönderilebildiğini, bunlar arasında da gönüllü olarak ülkelerine geri dönmek isteyenlerle sığınma başvurusunu geri çekenlerin bulunduğunu'' söyledi.

Yunanistan Mülteci Dairesi'nin 2 bin 200 Suriyeli'yi Türkiye'ye gönderme kararı aldığını belirten Stavropoulou, bu sığınmacılardan bir kısmının da karara itiraz ettiğini ve ''sürecin oldukça yavaş işlediğini'' anlattı.

Görevinden kısa bir süre önce ayrılan Stavropoulou, Yunanistan'ın ülkeye ayak basmış sığınmacıları AB düzenlemelerinden dolayı sınır dışı etmesinin kolay olmadığının altını çizdi.

AB yetkilileri ise 2016'da Türkiye ile AB arasında imzalanan ve özellikle Yunanistan gibi AB ülkelerinin üzerindeki sığınmacı yükünü hafifletmeyi ve kaçak geçişleri azaltmayı amaçlayan anlaşmanın ilerlediği görüşünde.

AB Komisyonu Göç, İçişleri ve Vatandaşlık Komiseri Dimitris Avramopoulos, geçen Kasım ayında yaptığı açıklamada Yunanistan kaynaklı zorluklara rağmen anlaşmanın işlediğini söylemişti. Avramopoulos, anlaşmanın yürürlüğe girmesinden bu yana Avrupa'nın kabul ettiği sığınmacı sayısının Türkiye'ye iade edilen sığınmacılardan neredeyse 6 kat fazla oluşunu ise Yunanistan'daki işlemlerin yavaş işlemesine bağlamıştı.

Yunan adalarında aşırı doluluk yaşanan mülteci kamplarında hâlâ binlerce sığınmacı oldukça zorlu koşullarda yaşıyor.

(Deutsche Welle Türkçe, 12 Şubat 2018)

 

Rusya'dan ABD'yi Çıldırtacak Cevap!

ROSTEK Genel Müdürü Sergey Çemezov, ABD’nin istemesi halinde bu ülkeye de Rus füze kompleksleri S-400'ün satılabileceğini söyledi. Washington Post gazetesi muhabiri Çemezov'a NATO üyesi olan Türkiye'ye S-400 sistemlerinin gönderilmesinin stratejik hedefinin ne olduğu sorusu üzerine Çemezov şu açıklamayı yaptı:

Saldırı Değil Savunma Sistemi

''S-400 saldırı sistemi değil, savunma sistemidir; Amerikalıların istemesi halinde bu sistemi onlara da satabiliriz. Stratejik açıdan hiçbir sorun yok. Ayrıca, güvenlik açısından da Rusya için hiçbir sorun görmüyorum. Aksine ülke kendi hava sahası güvenliğini sağlama gücüne sahip ise kendisini daha güvenilir hissedecektir. Böyle bir ülkeye saldırmak isteyenlerin iki kez düşünmesi gerek.''

Çemezov, çoğu devletin böyle bir silaha sahip olmak isteyeceğini, bu yüzden taleplerin fazla olduğunu belirtti.

(Hürriyet, 12 Şubat 2018)

 

71 Kişinin Olduğu Uçak Moskova'da Düştü

Rusya Ulaştırma Bakanı Maksim Sokolov, Moskova yakınlarında düşen, toplam 71 yolcu ve mürettebat bulunan uçaktan kurtulan olmadığını, bazı yolcuların kimlik tespitinin zaman alabileceğini bildirdiRusya'nın Domodedovo Havalimanından kalkan ve içinde 65 yolcu ile 6 mürettebatın bulunduğu Saratov Havayolları'na ait Antonov An-148 tipi yolcu uçağı, kalkıştan kısa bir süre sonra düştü. Rusya'daki uçak kazasında 2 kişinin ise cesedine ulaşıldı

Rusya Ulaştırma Bakanı Maksim Sokolov Rus medyasına yaptığı açıklamada, yapılan çalışmalar sonucunda, kazadan kurtulan bulunmadığı sonucuna ulaştıklarını söyledi.

Kurtulan Yok

Kaza nedeniyle hayatını kaybeden 65 yolcu ve 6 mürettebatın kimliklerinin belirlenmesi için çalışmaların başladığını belirten Sokolov, “Bazı yolcuların kimlik tespiti, kazanın şiddeti nedeniyle uzun sürebilir. Hayatını kaybedenlerin akrabalarından biyolojik verilere ihtiyacımız olacak.” dedi.

Özel Bir Araştırma Komitesi Kurulacak

Öte yandan, uçağın kara kutusu kısa sürede bulunurken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, kazanın soruşturulması için özel bir araştırma komitesi kurulması talimatı verdi.

Rusya Acil Durum Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Moskova'daki Domodedovo Havalimanından kalkan Saratov Havayollarına ait Antonov An-148 tipi yolcu uçağıyla kalkıştan 10 dakika sonra bağlantının kesildiği ifade edildi.

(Haber Türk, 12 Şubat 2018)

 

Rusya'dan İsrail'e Uyarı: Kabul Edilemez

Rusya Dışişleri Bakanlığı, İsrail’e yapılan saldırının ardından, tarafları krizi tırmandırmama yönünde uyarırken, bölgede Rus askerlerinin yaşamının tehdit edilmesinin kabul edilemez olduğunu duyurdu.

Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Suriye’deki durumun düzelmesini sağlayan çatışmasızlık alanları ve bu alanların yakınlarında krizin artmasının engellenmesi gereği ile Suriye hükümet birliklerinin çatışmasızlık alanlarının işlev göstermesi için varılan tüm anlaşmalara uydukları duyuruldu.

Açıklamalara şu şekilde devam edildi, “Suriye’de bulunan Rus askerlerin güvenliğinden dolayı endişe duyuyoruz. Suriye’de hükümetin daveti üzerine teröristlerle mücadele için bulunan Rus askerlerin yaşamlarının ve güvenliğinin tehdit edilmesi kesinlikle kabul edilemez. Bunun yanı sıra, Suriye ve bölgedeki diğer ülkelerin toprak bütünlüğü ve egemenliğine saygı duyulması gerek. Tüm tarafları sakin olmaya ve durumu daha da zorlaştıracak her türlü eylemden kaçınmaya davet ediyoruz.”

(CNN Türk, 12 Şubat 2018)

 

Rusya: Latin Amerika, Asya ve Afrika Ülkelerinden, Rusya'dan Silah Alımına Son Vermesini İstiyorlar

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD'nin Rusya'nın silah sanayiine yönelik yaptırımlarının haksız ve karalayıcı bir rekabet olduğunu söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rossiya 1 televizyonuna verdiği röportajda, ABD'nin büyükelçileri vasıtasıyla Latin Amerika, Asya ve Afrika ülkelerinden Rusya'dan silah alımına son vermesini istediğini belirtti.

Lavrov, "ABD'nin silah sanayiimize yönelik yaptırımları, kesinlikle haksız ve karalayıcı bir rekabet, çünkü bu yaptırımlara paralel olarak ABD, tüm dünyayı ‘dolaşıp' büyükelçileri vasıtasıyla Latin Amerika, Asya, Afrika ülkelerinden bizden askeri araç ve silah almaktan vazgeçmelerini talep ediyor ve şu veya bu ülkedeki eksikleri Amerikalıların telafi edeceğini belirtiyor. Bu, şantaj ve ültimatom yöntemleriyle (bizi) pazardan çıkarmaya yönelik bir eylem" ifadelerini kullandı.

(Sputnik Türkiye, 12 Şubat 2018)

 

Lavrov: Birçok Ülke Rusya’yı İstikrar Garantörü Olarak Görüyor

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, birçok ülkenin Rusya’yı küresel istikrarın doğal garantörü olarak gördüğünü belirtti.

Diplomasi Çalışanı Günü vesilesiyle meslektaşlarına tebrik mektubunu yazan Lavrov, "Ülkelerin büyük çoğunluğu Rusya'yı küresel istikrarın doğal garantörü ve devletlerarası ilişkilerde uluslararası hukukun üstünlüğü, BM'nin merkez rolü, ülkelerin egemen eşitliği, halkların kimliğine saygı ve halkların gelişim yollarını seçme hakkı gibi temel ilkelerinin savunucusu olarak görüyor" dedi.

Politikamız Rus Toplumunun Desteğine Dayanıyor

Rusya'nın günümüzde, tüm kıtalardaki çok sayıda yabancı partnerle farklı alanlardaki yapıcı işbirliğini geliştirerek ülkenin dinamik iç gelişimi için olumlu dış koşulların oluşturulmasına katkıda bulduğunu anlatan Lavrov, ayrıca "terörist tehditler ve diğer küresel zorluklar karşısında tüm dünya toplumunun çabalarını birleştirmeyi" amaçlayan yapıcı gündemi teşvik ettiklerini kaydetti.

Lavrov, "Bizim dünya işlerindeki bağımsız, ulusal çıkarları karşılayan politikamız Rusya toplumunun desteğine dayanıyor. Hiçbir tehdit ve baskı, bu politikamızı gözden geçirmemize yol açamaz" diye ekledi.

(Sputnik Türkiye, 12 Şubat 2018)

 

Zaharova: ABD'nin Rusya Karşıtı Söylemleri, Diplomatik Çalışmaları Engelliyor

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ABD'nin Rusya karşıtı söylemlerinin, diplomatik çalışmaları engellediğini belirtti. Zaharova, ''Biz uluslararası hukukun, dünya için temel, alfa ve omega olduğunu gösteriyoruz'' dedi. İzvestiya gazetesine konuşan Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ABD ile Rusya arasındaki ilişkileri değerlendirdi.

Zaharova "Diyalog elbette devam ediyor. Ancak çalışmalarımız okyanusun diğer tarafından duyduğumuz ve cevap vermek zorunda kaldığımız nefret dolu söylemlerle sıklıkla engelleniyor. Bu eğilimin değişmesini umuyoruz, zira üzerinde çalışmamız gereken işler var" dedi. İki tarafın işbirliği yapabileceği çok fazla alan olduğunu ve halihazırda zor olan çalışmaların daha da zorlaştırılmayıp işbirliği alanlarının arttırılmasını istediklerini vurgulayan Zaharova "Partnerlerimizin baskı ve Rusofobik söylemlerin ne kadar zararlı olduğunu fark etmelerini, normal bir etkileşimin onlar için de faydalı olacağını anlamasını umuyoruz" çağrısı yaptı.

Dünya’nın Hukuksuz Hale Gelmemesi İçin Elimizden Geleni Yapıyoruz

"Partnerlerimiz, bizim dünyanın artık onların etkisiyle değişmeye başladığını; uluslararası hukuk, diplomasi gibi anlayışların yok olduğunu öğrenmemiz gerektiği gibi hareket ediyorlar. Biz ise dünyanın bu şekilde değişmemesi için elimizden gelen ne varsa yapıyoruz'' diye sitem eden Rus Dışişleri Sözcüsü, şu vurguyu yaptı:

Uluslararası Hukuk Dünya’nın Temeli, Alfa ve Omegası

''Geliştirilmesi ve tanıtılması onlarca yıl süren uluslararası hukukun, dünya için temel, alfa ve omega olduğunu gösteriyoruz. Uluslararası hukuk olmadan dünya var olamaz. Bunun eksikliği dünyayı yeni küresel savaşlara, çöküşe götürebilir."

(Sputnik Türkiye, 12 Şubat 2018)

 

Bogdanov: Bağdat, IKBY’deki Rus Şirketlerin Faaliyetlerini Sürdürmesi İçin Yardım Ediyor

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, Bağdat’ın Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne (IKBY) uygulanan yaptırımlar nedeniyle ülkede bulunan Rus petrol şirketlerinin karşılaştığı sorunların çözümü konusunda yardım ettiğini söyledi.

Sputnik’e konuşan Bogdanov “Rus petrol şirketleri Irak ve IKBY’de çalışmalarına özel bir statü ile faaliyet göstermeye devam ediyor. Çalışmalar sırasında Erbil’e karşı uygulanan yaptırımların yarattığı sorunlar, Bağdat’la iş birliği ile çözülüyor” dedi.

IKBY’de yapılan bağımsızlık referandumunun ardından Bağdat, Erbil’e karşı sınır karakollarının ve uluslar arası hava trafiğinin kapatılması gibi yaptırımlar getirmişti.

(Sputnik Türkiye, 12 Şubat 2018)

 

Rusya, Gerekli Olan Her Yerde Silahlarını Yerleştirmeye Devam Edecek

Rusya Devlet Duması Savunma ve Güvenlik Komitesi Başkan Yardımcısı Yuriy Şvıtkin, ABD'nin, Rusya'nın Kaliningrad Oblastı'nda İskender füze komplekslerini yerleştirmesine ilişkin açıklamasını yorumlayarak, Rusya'nın gerekli gördüğü bölgelere silah yerletirmeye devam edeceğini söylediABD Savunma Bakanlığı Resmi Sözcüsü Johnny Michael, İskender'in Kaliningrad'da kullanılmasının ABD ve Rusya arasındaki hiçbir ikili anlaşmayı ihlal etmediğini, fakat Rusya ve komşu ülkeler arasındaki krizi artırdığını ifade etti.

Şvıtkin, ABD'nin Rusya sınırlarında füze savunma sistemlerini yerleştirmesini krizin artmasına neden olan eylemler olarak adlandırdı ve Rusya'nın gerekli olan her yerde silahlarını yerleştirmeye devam edeceğini söyledi.

Şvıtkin, RT'ye yaptığı açıklamada, "İskender füze sistemleri bizim devletimizin ve müttefiklerimizin çıkarlarını koruyor. Biz bunları ve buna benzer silahları sınırlarımızı güçlendirmek ve ABD'nin bizim topraklarımıza yakın yerlerde füze savunma sistemleri ve askeri üsleri kurarak bozmaya çalıştığı dengeyi korumak için gerekli her yerde kullanacağız" dedi.

Rusya: "Suriye’de Rus Askerlerinin Yaşamının Tehdit Edilmesi Kabul Edilemez’’

Rusya Dışişleri Bakanlığı, İsrail'e yapılan saldırının ardından, tarafları krizi tırmandırmama yönünde uyarırken, bölgede Rus askerlerinin yaşamının tehdit edilmesinin kabul edilemez olduğunu duyurdu.

Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Suriye'deki durumun düzelmesini sağlayan çatışmasızlık alanları ve bu alanların yakınlarında krizin artmasının engellenmesi gereği ile Suriye hükümet birliklerinin çatışmasızlık alanlarının işlev göstermesi için varılan tüm anlaşmalara uydukları duyuruldu.

Açıklamalara şu şekilde devam edildi, "Suriye'de bulunan Rus askerlerin güvenliğinden dolayı endişe duyuyoruz. Suriye'de hükümetin daveti üzerine teröristlerle mücadele için bulunan Rus askerlerin yaşamlarının ve güvenliğinin tehdit edilmesi kesinlikle kabul edilemez. Bunun yanı sıra, Suriye ve bölgedeki diğer ülkelerin toprak bütünlüğü ve egemenliğine saygı duyulması gerek. Tüm tarafları sakin olmaya ve durumu daha da zorlaştıracak her türlü eylemden kaçınmaya davet ediyoruz."

(DHA, 12 Şubat 2018 )

 

Wang Yi: Bölgesel Bütünleşme Hızlandırılmalı

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, bugün Beijing'de Endonezya Dışişleri Bakanı Retno Marsudi ile bir araya geldi.

Wang Yi görüşmenin ardından Retno ile birlikte basın önüne çıktı. Wang Yi bu vesilesiyle yaptığı açıklamada, günümüzde anti küreselleşme düşüncesinin baş göstermeye başladığına işaret ederek, ticari korumacılık eğiliminin giderek yoğunlaştığını belirtti.

Wang Yi, yeni yükselen önemli ekonomiler olan Çin ve Endonezya'nın işbirliğini artırma sorumluluğuna sahip olduğuna işaret ederek, iki ülkenin diğer ülkelerle bölgesel bütünleşmenin hızlandırılması için ortak çaba harcamaları, böylece küresel serbest ticaret sistemini korumaları gerektiğini söyledi.

Bölgesel kapsamlı ekonomik ortaklık sözleşmesine (RCEP) ilişkin görüşmelerin mümkün olduğu kadar erken sonlandırılmasının ilgili tüm tarafların ortak beklentisi olduğuna dikkat çeken Wang Yi, Çin'in Endonezya dahil ilgili taraflarla koordinasyonu güçlendirmeye, RCEP görüşmelerini başarıyla neticelendirmeye, böylece bölgesel bütünleşme ile ticaret serbestleşmesini somut adımlarla hızlandırmaya hazır olduğunu ifade etti.

(CRI Türk, 12 Şubat 2018)

 

Çin: ASEAN ile İş Birliğini Artıracağız

Çin'in ASEAN Büyükelçisi Huang Xilian önceki akşam makam konutunda Endonezya'da önde gelen düşünce kuruluş temsilcileri ve basın uzmanlarıyla görüştü.

Huang Xilian görüşmede yaptığı konuşmada, Çin ile ASEAN arasındaki karşılıklı stratejik güvenin arttırılması, kalkınma stratejisi kenetlenmesinin derinleştirilmesi, bölgesel iş birliğinin yoğunlaştırılması, kültürel temasların sağlamlaştırılması, böylece yeni döneme el ele girilmesi gerektiğini belirtti.

Huang Xilian konuşmasında, iki tarafın Güney-Güney İş birliği için örnek oluşturmaları gerektiğine işaret etti. Çin'in ASEAN'nın doğusundaki ekonomik kalkınmasına aktif katılacağına dikkat çeken Huang Xilian, ASEAN'nın bütünleşmesi ve ASEAN'da ortak topluluğunun kuruluşu için önemli katkı sağlamaya hazır olduklarının altını çizdi.

(CRI Türk, 12 Şubat 2018)

 

Çin Suriye Denklemine Dahil Oluyor

Suriye’de 2011 yılından buyana devam eden iç savaşı uzaktan takip etmeyi tercih eden Çin, bundan sonraki süreçte aktif katılım göstereceğini ilan etti. Şam’da görevli Büyükelçisi Şi Tsanzin, Çin’in Suriye sürecine aktif katılım zamanı geldiğini ilan ederek, “Suriye’deki yıkıcı ihtilaflar ardından Çin’in bu ülkenin geleceğinde daha aktif rol oynamasının zamanı geldiğini düşünüyoruz. Suriye’nin yeniden inşa edilmesinde bu ülkenin yasal yönetimiyle işbirliği yaparak her geçen günle daha ciddi katkıda bulunacağımızı düşünüyorum” dedi.

Ve Açıkladılar... Çin Suriye Denklemine Dahil Oluyor

Suriye ihtilafında uluslararası alanda Rusya ile birlikte hareket eden Çin, diğer taraftan ABD'nin tepkisini çekmemeye çalışıyor. BM Güvenlik Konseyinde Suriye ile ilgili 7 kritik oylamada Çin Halk Cumhuriyeti genelde çekimser oy kullanarak Rusya-ABD hesaplaşması dışında kalmayı tercih etmişti. Üç süper güç arasında Suriye’ye herhangi görünüm altında asker göndermeyen tek ülke Çin olmuştur.

(Hürriyet, 12 Şubat 2018)

 

Başbakan İsakov'dan Rusya Hükümet Başkanı Medvedev'e Taziye Mesajı

Kırgızistan Başbakanı Sapar İsakov, dün, 11 Şubat’ta Rusya’nın başkenti Moskova’da meydana gelen uçak kazası sonucu çok sayıda insanın hayatını kaybetmesi dolayısıyla Rusya Federasyonu Hükümet Başkanı Dmitriy Medvedev’e taziye mesajı gönderdi.

Başbakanlık Basın Merkezi’nden yapılan açıklamada, Başbakan İsakov’un aşağıdaki taziye mesajına yer verildi:

“Rusya Federasyonu, Moskova bölgesinde 11 Şubat 2018 tarihinde Saratov Havayolları şirketine ait uçağın düşmesi sonucu çok sayıda insanların yaşamını yitirdiği haberi derin üzüntü olsa bile kabul ettim.”

Hükümet Başkanı Sapar İsakov, kazada hayatını kaybedenlerin aile ve yakınlarına başsağlığı diledi. Rusya’nın Saratov Havayolları şirketine ait AN-148 tipi bir yolcu uçağı, Orsk kentine gitmek için Moskova’daki Domodedovo Havalimanı’ndan havalandıktan kısa süre sonra radarlardan kayboldu. Rus basını, 65'i yolcu, 6'sı mürettebat 71 kişiyi taşıyan uçağın düştüğünü duyurdu. TASS haber ajansı, kazadan hiç kimsenin sağ kurtulmadığını bildirdi.

(Kabar, 12 Şubat 2018)

 

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Seçildi

10-11 Şubat'ta Ankara'da düzenlenen Suriye Türkmen Meclisi 4. Genel Kurulu sonuçlarını açıkladı.

Yapılan yazılı açıklamada, Halep, Lazkiye, Hama-Humus, Şam-Golan, Rakka bölgelerinden ve üç siyasi partinin üyelerinden oluşan toplam 360 Türkmen delegenin bir araya geldiği toplantıda, 42 kişiden oluşan Suriye Türkmen Meclisi 4. Dönem Meclis üyelerinin demokratik bir seçimle belirlendiği vurgulandı. Meclis üyeleri arasında yapılan seçimin sonucuna göre, Dr. Muhammed Vecih Cuma'nın Suriye Türkmen Meclisinin 4. Dönem Başkanı olduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, Dışişleri Bakan Yardımcısı Ahmet Yıldız, Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Türk Ocakları Genel Başkanı Mehmet Öz, Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Başkanı Riyad Seyf ile Suriyeli muhaliflerin, Irak Türkmenlerinden siyasetçi ve temsilcilerin, çok sayıda siyasetçi, bürokrat, akademisyen, STK ve diplomatik misyon temsilcisinin de genel kurula katıldığı bilgisi paylaşıldı.

(Haber 7, 11 Şubat 2018)

 

Türkiye ile Birkaç Milyar Dolarlık Anlaşma İmzalayacağız

Kazakh Invest Ulusal Yatırım Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Tuyakbayev, "Şu an Türkiye'nin büyük holdingleriyle görüşmeler yapıyoruz. Bu yıl daha birkaç milyar dolarlık anlaşma imzalayacağız. Türkiye ile olan durumumuz önemli ölçüde değişiyor." dedi.

Kazakh Invest Ulusal Yatırım Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Saparbek Tuyakbayev, "Şu an Türkiye'nin büyük holdingleriyle görüşmeler yapıyoruz. Bu yıl daha birkaç milyar dolarlık anlaşma imzalayacağız. Türkiye ile olan durumumuz önemli ölçüde değişiyor." dedi. Tuyakbayev, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son 10 yılda Kazakistan’da büyük değişimler yaşandığını ifade ederek, ülkede durumun hızla değiştiğini, Kazakistan'ın Avrasya Ekonomik Birliği'nin (AEB) bir parçası olduğunu belirterek, Kazakistan'dan Rusya, İran, Arap ve Orta Asya ülkelerine erişim bulunduğunu anlattı.

Çin’in Yeni İpek Yolu Projesi kapsamında Kazakistan’ın, lojistik altyapıya büyük yatırımlar yaptığını dile getiren Tuyakbayev, "Kazakistan, dünyadaki iki büyük piyasa olan Çin ve AB arasında transit ülke haline geldi. Eğer Kazakistan’da üretim yaparsanız büyük piyasalara çıkmak kolay." diye konuştu.

Tuyakbayev, 2015 yılında Kazakistan’dan geçen konteynır sayısının 14-15 bin olduğunu belirterek, "2016 yılında bu rakam 90 bine, geçen yıl 200 bine ulaştı. Böylece Kazakistan’dan geçen transit yük sayısı hızlı bir şekilde artmaktadır. Bu rakamın önümüzdeki yıllarda 2 milyon konteynıra çıkacağını bekliyoruz." ifadelerini kullandı.

"Ülkedeki Yatırım Ortamını İyileştirdik"

Saparbek Tuyakbayev, AEB piyasasına açılmak için Türkiye, İtalya, Almanya ve diğer ülkelerden yatırımcıların Kazakistan’ı tercih ettiğini, Kazakistan'ın, ucuz kaynaklarıyla yatırımcıların ilgi odağı olduğunu söyledi.

Tuyakbayev, "Ülkedeki yatırım ortamını iyileştirdik. 5 yıldan fazla süredir OECD ile çalışıyoruz. Yatırımı etkileyen göç, gümrük, vergi kanunları, yabancı işçi gücünün kullanılması, vize gibi faktörleri inceledik. Geçen yıl OECD’nin Uluslararası Yatırımlar ve Çok Uluslu Şirketler Deklarasyonu'nu kabul ettik." diye konuştu.

Kanunlarının, yatırım ortamının OECD’nin taleplerine uygun olduğunu belirten Tuyakbayev, Astana Uluslararası Finans Merkezi'nin faaliyete başladığını, burada Uluslararası Tahkim Mahkemesi ve İngiliz hukukuna dayalı bağımsız hukuk sisteminin çalışacağını, böylece yabancı yatırımcılar için mahkeme garantisi de sağlayacaklarını kaydetti.

"Kazakistan Tüm Darbelere Dayanıyor"

Kazakh Invest Ulusal Yatırım Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Tuyakbayev, ekonomik istikrarın yatırım iklimini etkilediğini ifade ederek, "Dünya ekonomisindeki krize rağmen ekonomimiz olgun olduğunu gösterdi. Kazakistan tüm darbelere dayanıyor. Bu da yatırım için önemli faktör." dedi.

Tuyakbayev, Kazakh Invest şirketinin geçen yıl kabul edilen 5 yıllık Milli Yatırım Stratejisi çerçevesinde, Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı örneğinde kurulduğuna dikkati çekerek, "Kore, İrlanda, Çek Cumhuriyeti ve Türkiye’nin deneyimlerini araştırdık ve Türkiye deneyiminin bizim için uygun olduğunu anladık. Çünkü uygulamada iyi sonuçlar verdi." dedi.

Şirketin Kazakistan hükümetiyle yabancı yatırımcı arasında müzakereci rolünü üstleneceğini ifade eden Tuyakbayev, şunları kaydetti:

"Eskiden yatırımcılar, proje araştırmalarından tutun her şeyi kendileri yapardı. Artık Kazakh Invest şirketi olarak projeleri hazırlıyor, hangi sektöre yatırım yapabileceklerini gösteriyor ve net hesaplar çıkartıyoruz. Ayrıca, yatırımcının seçtiği projeyi veya kendi projesi için finansman bulma yollarını araştıracağız. Onlara yatırım anlaşmalarının imzalanması, altyapının hazırlanması, vergi kolaylıklarının sağlanması için hükümetle anlaşmaların yapılmasından tutun fabrika inşaatı tamamlanana kadar bedava hizmet vereceğiz. Yani Kazakistan’a gelen yatırımcının bakanlıkları tek tek dolaşmasına gerek kalmıyor."

"Yatırımcıların Konforlu Bir Hayat Yaşamasını Sağlayacağız"

Saparbek Tuyakbayev, gelecek aylarda yabancı yatırımcılar, aileleri ve yabancı işçiler için çağrı merkezini devreye alacaklarını, merkezin, gelecek aylarda faaliyete geçeceğini ve her konuda haftada 7 gün gece gündüz hizmet vereceğini, böylece yatırımcının Kazakistan’da konforlu bir hayat yaşamasını sağlayacaklarını anlattı.

Kazakistan'da yabancı yatırım projeleri için bedava arazi ve altyapının sağlandığını kaydeden Tuyakbayev, "10 yıla kadar gelir, arazi, mülkiyet vergilerinden muaf tutuyoruz. Donatımları Kazakistan’a getirirken gümrük vergisi almıyoruz. Bunlar temel kolaylıklar... Büyük projeler için yeni kanunları çıkartarak veya kararlar alarak standart dışı şartları oluşturabiliriz." diye konuştu.

Tuyakbayev, yeni teknolojiye sahip yatırımcıların değerli olduğuna işaret ederek, ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, Çin ve Türkiye’de açtıkları temsilcilikler aracılığıyla ülkenin yatırım olanaklarını anlatmaya ve yatırımcı çekmeye çalışacaklarını kaydetti.

25 Yılda 300 Milyar Dolar Yatırım

Kazakh Invest Ulusal Yatırım Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Tuyakbayev, son 25 yılda Kazakistan’ın dışarıdan 300 milyar dolarlık yatırım çektiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Türkiye’den 2 milyar dolar yatırım yapıldı. Bu çok az bir miktar. Ancak son yarım yılda Türkiye ile kimya, tarım kimyası, gıda ve diğer alanlarda 1 milyar dolardan fazla anlaşmalar imzaladık. Şu an Türkiye’nin büyük holdingleriyle görüşmeler yapıyoruz. Bu yıl daha birkaç milyar dolarlık anlaşma imzalayacağız. Türkiye ile olan durumumuz önemli ölçüde değişiyor."

Tuyakbayev, ülkede petrokimya, doğal gaz, tarım, gıda sanayisi ve altyapının yatırım için öncelikli sektörler olduğunu da vurguladı.

(Anadolu Ajansı, 11 Şubat 2018)

 

AB-Azerbaycan Ortaklık Konseyi Toplantısı

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, "Dağlık Karabağ sorunu uluslararası yasalar çerçevesinde çözülmelidir." dedi.

Brüksel'de Avrupa Birliği (AB) ve Azerbaycan Ortaklık Konseyi toplantısına katılan Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov ile Mogherini, ortak basın toplantısı düzenledi. Mogherini, geçen yıllarda Bakü yönetimi ile AB arasında kapsamlı bir anlaşma imzalamak adına önemli görüşmeler yaptıklarını anımsatarak, söz konusu anlaşmanın yakın zamanda imzalanmasını umut ettiğini söyledi. Azerbaycan'ın AB için önemli bir ortak olduğunu vurgulayan Mogherini, Birliğin Azerbaycan'ın ticaret sıralamasında lider konumda olduğuna işaret etti.

Mogherini, Güney Gaz Koridoru'nun Azerbaycan ile enerji alanındaki ilişkilerine önemli bir örnek olduğunu belirterek, "Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı"nın da Avrupa ile Orta Asya ülkeleri arasında ulaşım alanında önemli bir aşama olduğunun altını çizdi.

AB ile Azerbaycan arasındaki Havacılık Anlaşması'nın önemine değinen Mogherini, böylelikle Azerbaycan ile Avrupa arasında daha çok insanın seyahat edeceğini ifade etti.

Mogherini, ayrıca, "Dağlık Karabağ sorunu uluslararası yasalar çerçevesinde çözülmelidir." çağrısında bulundu.

"TANAP'ın Bu Yıl Açılacağına İnanıyorum"

Memmedyarov da AB ile Azerbaycan arasında imzalanacak Havacılık Anlaşması'nın ülkesinde turizmin gelişmesine ivme kazandıracağını söyledi.

Birlik ile Bakü arasında enerji ve ulaşım alanlarında ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğine inandığını belirten Memmedyarov, Güney Gaz Koridoru Danışma Konseyi'nin 4'üncü toplantısının 15 Şubat'ta Bakü'de gerçekleşeceğini ifade etti.

Memmedyarov, "Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi'nin (TANAP) bu yıl açılacağına inanıyorum. Azerbaycan ve AB bölgesel güvenlik meseleleri ile ilgili görüşlerini sürekli olarak paylaşıyor ve fikir alışverişinin sadece Azerbaycan için değil aynı zamanda Avrupa için de faydalı olacağına inanıyorum." diye konuştu.

(Kaz TR, 12 Şubat 2018)

 

Türkmenistan - Çin Arasında İlişkiler Gelişiyor

2017'de Türkmenistan ve Çin’in ticaret cirosu 10 milyar doları geçti.

Türkmenistan'ın Çin Büyükelçisi Çinar Rüstemova 8 Şubatta Pekin'de düzenlediği basın toplantısında iki ülke arasındaki işbirliğinin geleceği değerlendirdi.

Büyükelçi geçen sene iki ülke arasında üst düzey temaslarda bulunulduğunu belirterek, "Türkmenistan ve Çin ticaret ve ekonomi alanında aktif olarak işbirliğini geliştirmeye devam ediyor. Bu anlamda 2017 yılının Temmuz ayında Aşkabat’ta düzenlenen Çin ürünlerinin evrensel sergisini önemli bir başarı olarak değerlendirmek mümkündür." dedi.

Ticaret alanında da Türkmenistan ile Çin arasındaki ilişkiler dinamik gelişme gösteriyor. 2017'de iki ülke arasındaki ticaret hacmi 10 milyar doları aştı. Bu işbirliğinin temel bileşeni, enerji sektörü, özellikle gaz endüstrisi olarak belirginleşti. İstatistik raporlarına göre, 2017'de Türkmenistan, Çin'e toplam 30 milyar metreküpten fazla gaz tedarik etti.

(Kaztr, 12 Şubat 2018)

 

Irak'ın Yeniden İnşası 88 Milyar Dolara Mâl Olacak

Irak hükümeti, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile yapılan mücadelenin ülke genelinde büyük bir yıkım yarattığını, temel altyapının ve yıkılan binaların yeniden inşası için hesaplanan maliyetin de 88,2 milyar dolar olduğunu açıkladı.

Kuveyt'te düzenlenen bir konferansta konuşan Irak Planlama Bakanlığı Müsteşarı Kuzey Abdülfettah, kısa vadede 22 milyar dolara ihtiyaç duyulacağını, orta ve uzun vadede ise 65 milyar dolarlık bir yatırım gerekeceğini ifade etti.

Abdülfettah özellikle konut sektörünün yatırıma en acil ihtiyaç duyulan alan olduğunu vurguladı.

IŞİD'in 2014 yılında Irak'ın en büyük ikinci kenti Musul'u ele geçirmesinin ardından özellikle ülkenin Batı bölgelerinde ordu ile müttefikleri, IŞİD'in ele geçirdiği yerleşim yerlerine yönelik büyük operasyonlar düzenlemişti.

ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyonun hava bombardımanlarıyla destek verdiği operasyonlarda şiddetli çatışmalar yaşanmıştı. Özellikle Musul'daki konutların büyük kısmı ya tamamen yıkılmış ya da içinde yaşanamaz hale gelmişti.

Musul'un sadece tarihi kent bölümünde 11.500 evin yıkıldığı 35.000 evin ise kısmen hasar gördüğü tespit edildi.

Ülkenin en büyük ikinci kentinden IŞİD çıkarılmış olsa da, örgütün kentten kaçarken yıkıntılar arasına kurduğu bubi tuzaklarının hâlâ tamamen temizlenmediği ve birçok Musullunun yakınlarının cesetlerini molozların arasından çıkaramadığı da belirtiliyor.

IŞİD'le çatışmaların yoğun geçtiği bir diğer kent olan Felluce'de ise 40.000'e yakın evin ya tamamen yıkıldığı ya da kullanılamaz hale geldiği belirtiliyor.

(BBCTürkçe, 12 Şubat 2018)

 

100 Bin Suudi Kadın Şoförü İşe Alacak

Suudi Arabistan'da kadınlara araba kullanma hakkı tanınması ile birlikte yeni iş alanları da oluşmaya başladı. Dubai merkezli araç paylaşım şirketi Careem, halihazırda bin Suudi kadın şoförle kontrat imzaladıklarını ve önümüzdeki dönemde bu sayıyı 100 bine çıkaracaklarını açıkladı.

Suudi Arabistan Kralı Salman'ın geçtiğimiz yıl Eylül ayında kadınların araç kullanmasına izin vermesi, işsiz binlerce Suudi kadın için de iş umudu oldu. Konu ile ilgili kararnamenin Haziran 2018'de yürürlüğe girmesi ile Suudi Arabistan yollarında artık kadın şöförleri görmek de münkün olacak.

Dubai merkezli araç paylaşım şirketi Careem, yasağın resmi olarak kalkmasıyla birlikte binlerce kadını istihdam edeceğini duyurdu.

1 Senede 100 Bin

Suudi Arabistan'da çok büyük bir büyüme fırsatı gördüklerini anlatan Careem'in kurucu ortağı Magnus Olsson, "Haziran ayı için şimdiden çok heyecanlıyız. Bu karar ülke için çok önemli bir mihenk taşı olacak. Biz de şimdiden kadın şöförleri eğitmeye başladık ve Haziran 2019'a kadar 100 bin kadın sürücüye ulaşmayı hedefliyoruz" dedi.

Olsson, şimdiden bin kadın şöförle kontrat imzaladıklarını da sözlerine ekledi.

Suudi Arabistan'da kadınlar arasındaki işsizlik çok büyük boyutlarda bulunuyor. Halihazırda 1 milyondan fazla kadının aktif olarak iş aradığı tahmin ediliyor. Geçtiğimiz günlerde Suudi Arabistan Pasaport Kontrol Ajansı ilk kez havalimanındaki pasaport kontrollerinde kadınların istihdam edilmesi kararı almış ve 140 kişilik kadroya 107 bin kadın başvurmuştu.

Ekonomik Aktivite Hızlanacak

Kadınların ekonomik hayata girmesinin büyük bir dönüşüm sağlayacağını ve ekonomik aktivitenin hızlanacağını söyleyen Olsson, "Bu nedenle Suudi pazarında büyük bir potansiyel öngörüyoruz. Kadınların iş hayatındaki yerini alması ile ulaşım ihtiyaçları artacak ve bu da bize olumlu yansıyacak" dedi.

Suudi Arabistan'da araç paylaşım sektöründe toplam 20 firma yer alıyor ve sektörde büyük bir rekabet yaşanıyor.

(Haber Türk, 12 Şubat 2018)

 

Rusya: İran ile Suriye’deki İşbirliği Devam Edecek

Rusya’nın Tahran Büyükelçisi Luan Jagaryan, İran ve Rusya’nın Suriye işbirliğinin devam edeceğini söyledi.

Jagaryan, Tas Haber Ajansına yaptığı açıklamada, ‘’İran ve Rusya’nın bölgedeki gerginlikleri azaltmaya matuf temaslar sevindiricidir’’ dedi.

Jagaryan, “İki ülkenin terörizme zaferde önemli payı vardı. İran ve Rusya’nın Suriye meselesinin siyasi çözümündeki işbirliği ve terörizmle mücadeleleri üçüncü garantör ülke Türkiye ile yakın temas kullanılarak devam etmektedir’’ dedi.

İki ülkenin Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) çerçevesindeki temaslarının doğal olarak devam ettiğini vurgulayan Jagaryan, “Bir kez daha İran’ın tam olarak taahhütlerine uyduğunu vurguluyorum’’ dedi.

Jagaryan, KOEP’in zor ve uzun çoklu müzakereler sonucu elde edildiğini belirterek, anlaşmada her hangi bir değişim olamayacağını söyledi.

Tahran ve Moskova’nın KOEP’in durumundan kaygılı olduklarını ifade eden Jagaryan, göstergelerin Avrupa ülkelerinin de bu hususta kaygılı olduklarını gösterdiğini vurguladı.

(İRNA, 12  Şubat 2018)

 

İran, Irak’taki Parlamento Seçim Sonuçlarını Destekleyecek

İran’ın Bağdat Büyükelçisi İraj Mescidi, İran’ın Irak’ta demokrasi ve halkın oylarına saygı duyduğunu ve bir parlamento seçimleri sonuçlarını destekleyeceğini söyledi.

İslami Devrim yıldönümü dolayısıyla Bağsat’ta düzenlenen törende bir konuşma yapan Mescidi, nükleer anlaşmaya değinerek, ‘’Bu anlaşma, İran’ın diğer ülkelerle işbirliğine ve çoklu diplomasiye yönelik politikasının göstergesidir. Anlaşma örnek olarak uluslararası krizlerde kullanılabilir’’ dedi.

İran açısından bölgedeki krizlerin bölge ülkeleri tarafından çözülmesi gerektiğini ifade eden Mescidi, bölge dışı güçlerin krizlere müdahalesinin onların çözümünü zorlaştırdığını söyledi.

İran’ın terörizmle mücadeleye bağlılığını vurgulayan Mescidi, ‘’Bundan dolayı Irak devletinin isteği üzere IŞİD’in yenilmesinin hızlanmasına yardım ettik. IŞİD’in yenilmesi için yapılan yardım, hem Irak’ta güvenlik ve istikrarın sağlanması hem de bölge ve dünya güvenliğinin sağlanması için yapıldı’’ dedi.

Mescidi, İran’ın terörizmle mücadelede Irak’ın yanında olduğu gibi imar aşamasında da komşusunun yanında olacağını söyledi.

(İRNA, 12 Şubat 2018)

 

Ruhani'den 'Bireysel Özgürlük' Mesajları: İnsanları Rahat Bırakalım

İran Cumhurbaşkanı Ruhani, İran devriminin 39. yıl dönümü nedeniyle yaptığı konuşmada, ülkedeki bireysel özgürlük ve özel yaşamın gizliliğine ilişkin açıklamalarda bulundu

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, ülkedeki bireysel özgürlük ve özel yaşamın gizliliğine ilişkin, "İnsanları rahat bırakalım. Halkın özel yaşamına müdahale etmeyelim çünkü insanların özel yaşamı sadece onları ilgilendirir." dedi.

Ruhani, İran devriminin 39. yıl dönümü nedeniyle Tahran Azadi Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Seçimlere önem verilmesi ve halkın tercihlerine saygı gösterilmesi ile insanların görüşü ne olursa olsun seçme ve seçilme haklarının olmasının önemine işaret eden Ruhani, kurumların ve erklerin insanların seçimiyle belirlenmesi gerektiğini söyledi.

Ruhani, İslam'da 40 kişinin ölen birinin ardından "İyi biriydi" demesinin itibar gördüğünü anımsatarak, İran'da 400 kişinin, geniş bir kitlenin ya da milyonlarca insanın bir aday için "İyidir" demesinin de yeterli kabul edilmesi gerektiğine dikkati çekti.

Halka güvenilmesinin ve bunun için yasal yolları kolaylaştırmanın zaruri olduğuna vurgu yapan Ruhani, "İran halkının temsilcisi olarak bu görüşü ifade ediyorum. İnsanların seçimlere katılımını kolaylaştırmalıyız." şeklinde konuştu.

Ruhani, halkın yönetime daha fazla katkı sağlaması, bunun için gerekirse kanun çıkarılması ya da yasal düzenlemelere gidilmesi gerektiğini belirtti.

Herkesin kendi düşüncesi ve yaklaşımıyla seçimlere katılmasının önemine de değinen Ruhani, parlamento, konseyler, Uzmanlar Meclisi, Anayasayı Koruyucular Konseyi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin daha özgür şartlarda yapılması gerektiğini ifade etti.

Ruhani, ülkede bireysel özgürlüklerin ve özel yaşamın gizliliğinin altını çizerek, "İnsanları rahat bırakalım. Halkın özel yaşamına müdahale etmeyelim çünkü insanların özel yaşamı sadece onları ilgilendirir." dedi.

(Haber Türk, 12 Şubat 2018)

 

 

http://www.turksam.org/tr/dis-basin-detay/1726-12-subat-ta-dunya-bunlari-konusuyor
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 3509 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)