Dış Basın | 13 Şubat 2018

|

13 Şubat'ta Dünya Bunları Konuşuyor!



Dünya basınında 13 Şubat 2018 tarihinde öne çıkan gelişmeler ve uluslararası ilişkilerde konuşulan gündem maddeleri...

 

Mattis: ‘SDG İçindeki Bazı Kesimler Afrin’e Kayıyor’

Amerika Savunma Bakanı Jim Mattis, Kürtler'in ağırlıklı olduğu Suriye Demokratik Güçleri içindeki (SDG) bazı grupların Türkiye’nin operasyon yaptığı Afrin’e kaydığını söyledi.

Avrupa turunun ilk durağı Roma’ya giderken yolda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Mattis, Türkiye’nin Zeytin Dalı Harekatı’nı kastederek, Afrin’de yaşananların dikkatleri IŞİD’e karşı savaştan uzaklaştırdığını ve SDG içindeki bazı kesimlerin bu bölgeye kaymasına neden olduğunu belirtti.

Mattis, SDG içinde yüzde 50 civarında olduğunu söylediği Kürtler'in, “Afrin’deki Kürt dostlarının saldırı altında olduğunu gördüklerini ve bu durumun en azından dikkatlerinin oraya yönelmesine neden olduğunu” ifade etti.

Bazı güçlerin Afrin’e kaydığını söyleyen Mattis, ancak şu anda bunun önemli bir miktarda olmadığını belirtti.

Bir başka soru üzerine, Türkiye’nin, sınırları içinde “aktif bir isyan” yaşanan tek NATO müttefiki olduğunu kaydederek, “Türkiye’nin Suriye’yle sınırı boyunca meşru güvenlik kaygıları var ve bunu zerre kadar inkar etmiyoruz. Türkiye’yle yakın çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

(Amerika’nın Sesi, 13 Şubat 2018)

 

Trump'la Putin'den 'İsrail' Görüşmesi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu akşam ABD Başkanı Donald Trump ile telefon konuşması yaptı.

Putin, Filistin Başkanı Mahmud Abbas ile Moskova’daki görüşmesinin başında yaptığı açıklamada, "Biraz önce ABD Başkanı Donald Trump ile telefon görüşmesi gerçekleştirdim ve Filistin ile İsrail krizinin çözümünü konuştuk" dedi.

Putin, Trump’ın Filistin liderine en iyi dileklerini sunduğunu belirtti.

(DHA, 13 Şubat 2018)

 

İsyan Ettiler: ABD, Kuzey Kore Halkını Boğuyor

Kuzey Kore, ABD'nin "zorbalık ve keyfilikle" BM Güvenlik Konseyinde aldığı yaptırım kararlarının "ekonomisini ve halkını boğduğunu ve halkının varoluş hakkını elinde aldığını" öne sürdü.

Nükleer programı nedeniyle uluslararası yaptırımlar uygulanan Kuzey Kore, ABD'yi "zorbalık ve keyfilikle" Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinde "yasa dışı" yaptırımlar almakla suçladı ve bunların "ekonomisini ve halkını boğduğunu, Kuzey Korelilerin varoluş hakkını elinde aldığını" iddia etti.

Kuzey Kore'nin BM Daimi Temsilciliğinden yapılan açıklamada, Pyongyang'a yönelik "ağır" yaptırımlarla "ülkenin egemenliği ve uluslararası hukukun ihlal edildiği" öne sürüldü.

"Kuzey Kore karşıtı" olarak nitelendirilen BM Güvenlik Konseyi yaptırımlarının "ülkenin ekonomisi ve halkını boğduğu" ve Kuzey Korelilerin "varoluş hakkını elinden aldığı" savunulan açıklamada ABD, "zorbalık ve keyfilikle" BM Güvenlik Konseyinde "yasa dışı" yaptırım kararları almakla suçlandı.

78 Kişi ve 54 Kuruluş

Güvenlik Konseyi yaptırımlarıyla Kuzey Kore halkının haklarının engellendiği ve ihlal edildiği ileri sürülen açıklamada, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e yaptırımların uluslararası hukuk çerçevesinde yasal olup olmadığının belirlenmesi için uzmanlardan oluşan uluslararası bir forum oluşturulması çağrısı yinelendi. BM Güvenlik Konseyi, nükleer programı nedeniyle Kuzey Kore'ye 2006 yılından bu yana ekonomik ve askeri yaptırımlar uyguluyor. Konseyin Kuzey Kore'ye yönelik yaptırımlar listesinde 78 kişi ve 54 kuruluş bulunuyor.

(Haber Türk, 13 Şubat 2018)

 

İsrail ABD ile Batı Şeria'daki Yerleşimlerin İlhâkını Görüşüyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Yahudi yerleşimlerinin muhtemel ilhâkını ABD ile görüştüğü açıklandı. Beyaz Saray ise bu açıklamayı yalanladı.

İsrail'in açıklaması, Netanyahu'nun lideri olduğu Likud Partisi'nin sözcüsü tarafından yapıldı.

Netanyahu'nun milletvekilleriyle yaptığı bir toplantıda "Egemenliğin uygulanması konusunda, Amerikalılarla bunu bir süredir görüştüğümü söyleyebilirim" dediği aktarıldı.

Ancak bu ifadelere Beyaz Saray'dan yalanlama geldi.

Beyaz Saray sözcüsü Josh Raffel, "ABD'nin İsrail ile Batı Şeria için ilhâk planı görüştüğü haberleri yanlış" dedi.

"ABD ve İsrail hiçbir zaman böyle bir öneriyi görüşmedi ve Başkan (Donald Trump) dikkatini tamamen İsrail-Filistin barış girişimine adamış durumda."

ABD'nin bu açıklamasının ardından, Netanyahu'nun ofisinin bir açıklama yayımlayarak önceki açıklamalarından uzaklaştığı belirtiliyor.

İsmini vermeden AFP'ye konuşan İsrailli bir yetkili, "(Netanyahu) ABD'ye belirli ilhâk önerileriyle gitmedi ve her halükârda ABD önerilere rıza göstermedi" dendi.

Yetkili şöyle devam etti:

"İsrail ABD'yi Meclis'te gündeme gelen çeşitli öneriler hakkında bilgilendirdi ve ABD net bir şekilde Başkan Trump'ın barış planında ilerleme görmek istediğini kaydetti."

Meclis'te İlhâk Tasarısı

Netanyahu bir süredir Batı Şeria'daki Yahudi yerleşimlerinin İsrail topraklarına katılmasını isteyen sağcı milletvekillerinin baskısı altındaydı.

Biri Likud Partisi'nden olmak üzere iki milletvekili, bu konuda İsrail Meclisi'ne (Knesset) yasa tasarısı sunmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump hafta sonu, Yahudi yerleşimlerinin Filistinlilerle barış sürecini "karmaşıklaştırdığını" söylemiş ve İsrail'e bu konuda "dikkatli" olması çağrısı yapmıştı.

Yisrael Hayom gazetesine verdiği mülakatta Yahudi yerleşimlerinin barış planının bir parçası olup olup olmadığı sorusuna Donald Trump, "Yerleşimlerle ilgili görüşeceğiz: Yerleşimler barış yapmayı çok zorlaştıran ve hep zorlaştırmış bir şey, dolasıyla İsrail'in yerleşimler konusunda çok dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum" yanıtını vermişti.

ABD'nin geçen yıl aldığı Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma kararı, bölgede protestolara sahne olmuş, Filistinli yetkililerin açıklamalarına göre 10'dan fazla Filistinli protestolarda hayatını kaybetmişti.

İsrail'in bu açıklaması, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın, Kudüs kararına karşı desteğini aradığı Rusya ziyaretinin gerçekleştiği gün geldi.

(BBC Türkçe, 13 Şubat 2018)

 

Trump Yeni Bütçe Planını Açıkladı

Başkan Donald Trump, başkan olduktan sonraki ikinci bütçe teklifini açıkladı. Kongre’ye sunulan 4,4 trilyon dolarlık bütçe, askeri harcamaların arttırılması, altyapı, Meksika sınırına duvar inşası ve uyuşturucu bağımlılığı tedavisine ödenek ayrılması talebinde bulunuyor.

Plan, altyapı harcamaları için 200 milyar dolar, sınır güvenliği ve göçmenlik idaresi için de 23 milyar doların üzerinde bir miktarı içeriyor. Ayrıca plan, askeri programlar ve Amerika’nın nükleer stoklarının bakımı için 716 milyar dolarlık harcama öngörüyor.

Trump yönetimi, federal bütçe açığını 10 yıl içerisinde 3 trilyon dolar azaltmak için ordu dışı harcamalarda kesintiler yapılmasını tavsiye eden planla, mali disiplini benimsediğini göstermeye çalışıyor.

ABD’de bütçeyi oluşturma yetkisi Kongre’de ve başkanların teklif ettiği bütçe planlarına rağmen son sözü Kongre söylüyor.

Trump’ın yeni bütçe teklifi, iç harcamaları gelecek iki yılda 300 milyar dolar yükseltecek harcama anlaşmasına imza atmasından birkaç gün sonrasına denk geldi. İki partinin uzlaştığı anlaşma, yeni savunma harcamaları için 165 milyar dolar, ordu dışı iç harcamalar için de 131 milyar dolar ayrılmasını içeriyordu.

Bütçe teklifi, Trump’ın seçim kampanyasından bu yana sözünü verdiği duvar inşası için iki yılda 18 milyar dolar ve gelecek 10 yılda eyalet, yerel ve özel sektör ortaklarıyla birlikte 1,5 trilyon dolarlık altyapı yatırımlarını teşvik etmek için 200 milyar dolarlık federal fonları içeriyor.

Plan ayrıca, gelecek iki yılda uyuşturucu bağımlılığla mücadele için 13 milyar dolarlık yeni ödenek talebinde bulunuyor.

(Amerika’nın Sesi, 13 Şubat 2018)

 

Trump'tan Flaş Açıklama: 7 Trilyon Dolar Harcadık, Bu Büyük Bir Hata

Beyaz Saray'da ABD'nin 2019 yılı bütçesine ilişkin açıklamalarda bulunan Trump, Ortadoğu'da bugüne kadar çok büyük harcamalar yaptıklarını bildirdi.

AA'nın haberine göre; Trump, "Birkaç ay öncesindeki son hesaplara göre Ortadoğu'da 7 trilyon dolar harcadık. 7 trilyon dolar. Büyük bir hata, ama durum bu. Ve bugün Ortadoğu, oraya pek de akıllıca olmayan bir şekilde 17 yıl önce girdiklerinden daha kötü durumda. Çok üzücü bir durum." ifadelerini kullandı.

Başkan olmadan önceki seçim kampanyası döneminde ABD'nin Irak'ı işgal etmesini "büyük bir hata" olarak nitelendiren Trump, ülkesinin Ortadoğu'ya askeri olarak fazla müdahil olmasından şikayet ediyordu.

Göreve geldikten sonra ABD'nin Irak ve Suriye'deki operasyonlarla ilgili yetkileri önemli ölçüde Pentagon'a ve sahadaki komutanlara devreden Donald Trump, özellikle Suriye'ye daha fazla askeri unsur göndermek ve DEAŞ'a karşı bir başka terör örgütü olan PYD/PKK ile beraber çalışmakla eleştiriliyor.

(Habertürk, 13 Şubat 2018)

 

ABD Dışişleri Bakanı'ndan Son Dakika Türkiye Açıklaması

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson Türkiye ziyaretinden hemen önce kritik bir açıklama yaptı.

Türkiye ziyareti öncesi Ürdün'e giden ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson Suriye'nin kuzeybatısındaki gelişmelerden dolayı endişeli olduklarını ifade etti. Tillerson Türkiye'nin güvenlik kaygılarının da farkında olduklarını söyledi.

Türkiye Ziyareti Öncesi Adres Dikkat Çekti

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’un Türkiye ziyareti öncesi çizdiği rota dikkat çekti. Tillerson birkaç noktadan oluşan bölge gezisinin ilk aşamasında Ürdün’ün başkenti Amman’a gitti. Ankara’ya da oradan geçecek. Bu gezi programının altında 'ince diplomatik hesaplar' yattığı yorumu yapılıyor.

‘İncirlik’e Alternatif Olarak Mı Görülüyor’

Ürdün, ülkenin merkezinde Mufavvak Salti denilen bölgede büyük bir askeri üs kuruyor. Bunun genişletilmesi için Pentagon’dan 300 milyon dolar daha alındı.

ABD her yıl Ürdün’e verdiği 1 milyar 250 milyon dolarlık yardımı son imzalanan mutabakat zaptı (memorandum of understanding) ile 1.5 milyar dolara çıkardı.

Bunların yanı sıra Suriye sınırına çok yakın bir insansız hava uçağı kumanda merkezi (H-4) kuruluyor.

Böylece ABD'nin bölgedeki hava operasyonlarının da hayati önemde olacağı belirtiliyor. İsrail sınırında İran’la sertleşme işaretleri gelişirken sınırın hemen yanı başındaki Ürdün’ün Amerika için hayati önemi olduğu şüphesiz, ama bunun ABD’nin Türkiye’yle olan ilişkilerini nasıl etkileyeceği henüz net değil.

Bölgeye Getirilecek Yeni Ekonomik Düzen

ABD ziyaretinin perde arkasını Haberturk'teki köşe yazısında aktaran Serdar Turgut, "Tillerson’un bu gezisi sadece Türkiye’yle konuşmak için planlanmadı. Hatta onun gündeminde Türkiye’yle ilgili sorunların listenin en başında yer aldığını bile söylemek doğru değil. Aslında ABD Dışişleri’nin bu temasları, bölgeye yakın gelecekte getirilecek yeni düzenin ekonomik temellerini atmayı amaçlıyor" ifadelerini kullandı.

Üst Düzey Yetkili Konuştu... Tillerson'un Çantasında Neler Var?

Hürriyet Washington muhabiri Cansu Çamlıbel ise Ortadoğu turunda Tillerson’a eşlik eden yetkilinin açıklamalarını aktardı.

Üst düzey yetkili şöyle dedi; ‘ABD Türklere en üst düzeyde PKK ve YPG ile ilgili güvenlik endişelerini anladığımızı ve birlikte çalışmak için bir yol bulmak istediğimizi ama bunun DEAŞ’la mücadele pahasına olmaması gerektiğini söyledi, söyleyecek.’ Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ‘ya ilişkilerimizi düzelteceğiz ya da tamamen bozulacak’ şeklindeki açıklamasına yanıt vermekten kaçınan yetkili, hiçbir çıkış yolu olmadığı gibi bir sonuca varmak istemediğini belirtti.  ABD Dışişleri’nden üst düzey yetkilinin verdiği mesajlar şöyle:

YPG’nin Afrin’e Kayması Teorik Bir Olay Değil

- Afrin’de olanlar bizi çok endişelendiriyor. Tekrar Orta Fırat Vadisi’nde DEAŞ’a odaklanabildiğimiz bir duruma dönmek sadece ABD’nin değil bütün ortaklarımızın isteği. Suriye’nin kuzeybatısında yeni göç dalgaları ve şiddet patlamasını engellemek açısından herkesin çıkarı birbirine kenetlenmiş durumda.

- Eğer SDG, YPG tehdit altında hissederse kendi unsurlarını DEAŞ ile mücadeleden çıkarlarının söz konusu olduğu yerlere doğru yönlendirecektir. Bu söylediğim teorik bir şey değil yaşanan bir olay.

- Bakan Tillerson Türkiye’nin güvenlik kaygılarına büyük sempatiyle yaklaşıyor. Türkiye’nin hem sivil hem asker diğer üst düzey Amerikalı muhatapları da bunu açıkça ortaya koydu. Bu yeni bir durum değil. Bu konuları Türklerle çok detaylı konuştuk, konuşuyoruz. Ancak DEAŞ’ın yenilgisinin sürekli kılınması hedefini korumak durumundayız ve diğer sorunlar DEAŞ ile savaşı daha zor bir hale getiriyor. Bunu asgaride tutmak durumundayız.

Tillerson Sorunu Aşmak İçin Gidiyor

- Bu zorlu bir hedef. Zira biliyorsunuz odağında PKK ve YPG var, yani orada gördükleri tehdit bu. Biz bu sorunu aşabileceğimiz bir yol olduğuna inanıyoruz. Bakanımız Tillerson’ın Ankara’ya gitme sebebi sorunu aşmaya yönelik görüşmeler yapmak.

- Sivil-asker pek çok üst düzey Amerikalı yetkili Türklerle onların gördüğü tehdide yönelik tedbirler almak için görüşüyor. Türkiye ile bu konuda birlikte çalışmak istiyoruz ama bunu DEAŞ’la mücadele pahasına değil bu hedefle paralel olarak yapmak istiyoruz. Bu sadece DEAŞ’ın yenilgiye uğratılması meselesi değil aynı zamanda Suriye’de Ürdün, İsrail, Lübnan ve Irak’ı da etkileyebilecek diğer kritik hedeflerde ilerleyebilme meselesi. Dolayısıyla mesele bu haliyle zaten oldukça karmaşık, bunu daha karmaşık hale getirmeyelim.

En Üst Düzeyde Arayış

- Türklere söylediğimiz şu; daha fazla şiddet ve istikrarsızlığa neden olmadan ve DEAŞ’la mücadeleye zarar vermeden güvenlik kaygılarınızı gidermek için birlikte bir yol bulmak istiyoruz. ABD hükümetinin en üst düzey yetkililerinin süregelen arayışı bu.

Hâlâ karşılıklı açık ve özgürce konuşulabilen bir ilişki

- (Çavuşoğlu’nun son açıklamasının ilişkiler açısından bir umut olmadığı anlamına  mı geldiğine ilişkin soru üzerine) Ben böyle bir sonuca varmak istemem. Birincisi yabancı bir ülkenin hükümet yetkililerinin yaptığı açıklamalar üzerine yorum yapmayız. Bakanımız Tillerson’un Türkiye’ye gidiyor olması ABD yönetiminin bu ilişkiyi hâlâ karşılıklı oldukça açık ve özgür konuşulabilen bir ilişki olarak gördüğünün göstergesi. ABD hükümetinin en üst düzeyde verdiği sinyal NATO müttefikimiz Türkiye ile karşı karşıya olduğu sorunları çözmek için birlikte çalışma arzumuz olduğu.

(Hürriyet, 13 Şubat 2018)

 

Hollanda Dışişleri Bakanı Putin Yalanını İtiraf Etti!

Zijlstra, iki yıl önce, seçim kampanyaları sırasında, 2006 yılında Putin'in kır evinde, Putin'in Rusya'nın komşuları hakkında 'Büyük Rusya' planları olduğunu duyduğunu söylemişti.

Ancak Zijlstra, dün Volkskrant gazetesine verdiği demeçte, Dışişleri Bakanı Zijlstra, Putin'le görüşme konusunda yalan söylediğini, bu konuşmaları ikinci ağızdan duyduğunu açıkladı.

Zijlstra, görüşmeye katılmadığını ama hikayeyi Putin'le görüşen bir başka kişiden duyduğunu açıkladı. Başbakan Mark Rutte, Zijlstra'nın yalan söyleyerek büyük bir hata yaptığını, ancak Zijlstra'nın hükümetin önemli bir üyesi olduğunu ve görevine devam edeceğini söylerken, Ruslar ile ilişkilerinin bozulmadığını, "Ruslar hikayenin aslını biliyor" sözleriyle ifade etti.

Hollandalı bakan, "Bu görüşmeyi ben yapmışım gibi açıklarsam daha etkili olur diye düşündüm. Hem böylece bana bilgi veren kaynağımın da ortaya çıkmasını engellemiş olurum diye düşündüm" dedi.

Bakan, bu kaynağın kim olduğunu açıklamadı. Ancak Hollanda medyası bu kişinin Shell'in eski CEO'su van der Veer olduğu görüşünde...

(Haber Türk, 13 Şubat 2018)

 

AB'den Suriye Konusunda İtidal Çağrısı

Avrupa Birliği Dış İlişkiler Servisi (EEAS), Suriye'de savaşan taraflar ve bölgesel müttefiklerinin, bölgede şiddetin daha fazla yayılmaması için itidal göstermeleri gerektiğini söyledi.

İsrail ve Suriye'de İran destekli güçler arasında şimdiye kadar yaşanan en ciddi çatışmanın ardından gelen açıklamada sözcü  Maja Kocijancic "Suriye genelinde yaşanan tırmanma, hafta sonunda İsrail sınırında gördüğümüz olay da dahil olmak üzere, ciddi ölçüde kaygı vericidir. Bu durum tehlikeli bir sıçramaya kolaylıkla yol açabilir" dedi.

Kocijancic "Suriye'deki tarafları, müttefiklerini ve aynı zamanda bölgesel oyuncuları uluslararası hukuka uymaya, itidal göstermeye ve durumu tırmandırarak Suriye halkının acılarını devam ettirecek eylemlerden kaçınmaya çağırıyoruz" dedi.

Sözcü, Komisyon'un durumu yakından izlemeye devam ettiğini de belirtti.

Suriye uçaksavarları cumartesi günü bir İsrail F-16'sını düşürmüş, pilotlar ise saldırıdan kurtulmayı başarmıştı.

İsrail Savunma Bakanlığı bunun ardından Suriye'de 12 ayrı hedefe hava saldırısı yaparak  Suriye'ye ait hava savunma sistemlerini ve İran'a ait hedefleri vurduğunu açıklamıştı.

(Sputnik Türkiye, 13 Şubat 2018)

 

Savaşçı Olarak Kullanılan 5 Binden Fazla Çocuk Serbest Bırakıldı

BM Genel Sekreteri Çocuklar ve Silahlı Çatışma Özel Temsilcisi Virginia Gamba, ''Çocuk Askerlerin Kullanımına Karşı Uluslararası Gün'' dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, çatışma bölgelerinde on binlerce kız ve erkek çocuğun silahlı gruplarca kaçırılarak savaşçı olarak kullanıldığına dikkat çekti.

AA'nın haberine göre, çocukların silah altına alınmasına karşı yürütülen uluslararası çabalar doğrultusunda geçen yıl 20 ülkede silahlı çatışmalarda savaşçı olarak kullanılan 5 binden fazla çocuğun serbest bırakıldığını belirten Gamba, bu çocukların ''dehşete düşüren seviyelerde'' şiddete maruz kaldığını ifade etti.

Şiddetin, çocuklar üzerinde çok ciddi fiziksel ve psikolojik sonuçlar oluşturduğunu kaydeden Gamba, bu çocukları çatışmaların dışında tutmanın, uluslararası toplumun sorumluluğu olduğunu vurguladı.

Çocukların en fazla savaşçı olarak kullanıldığı ülkeler arasında Afganistan, Orta Afrika Cumhuriyeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Irak, Myanmar, Nijerya, Somali, Güney Sudan, Suriye ve Yemen yer alıyor.

(Haber Türk, 13 Şubat 2018)

 

Almanya'da PKK Yandaşları SPD Binasını Bastı

Alman medyası, yerel saat ile 16.30'da SPD'nin Hamburg teşkilatı binası olan Kurt Schumacher Haus'a gelen terör örgütü PKK yandaşlarının, binaya girerek bir süre eylem yaptığını yazdı.

Eylemcilerin Türkiye'nin Zeytin Dalı Harekatı aleyhine sloganlar attıkları ve harekatta Alman silah ve teçhizatlarının kullanılmasını eleştirdikleri belirtildi.

Binanın balkonunda terör örgütü PYD/PKK paçavralarını açan eylemcilerin, havai fişek yaktıkları kaydedildi.

Alman çevik kuvvet polisinin müdahalesiyle binayı boşaltan PYD/PKK yandaşlarından ikisinin gözaltına alındığı, diğer 4 eylemci hakkında da suç duyurusunda bulunulduğu kaydedildi.

(Hürriyet, 13 Şubat 2018)

 

Suudi Arabistan'da Kadınlar Başsavcılıkta Çalışabilecek

Son aylarda kadın haklarına yönelik reformlarıyla gündeme gelen Suudi Arabistan'da kadınların, ilk defa başsavcılıkta iş imkânı bulabileceği bildirildi.

Suudi Arabistan Kültür ve Enformasyon Bakanlığı Uluslararası İletişim Merkezi'nden yapılan yazılı açıklamada, başsavcılıkta boşalan kadroların doldurulmasında üniversite mezunu kadınların da görev alabileceği belirtildi.

Vatandaşlık ve Diploma Şartı

Başsavcılığın ülke tarihinde ilk defa kadın çalışanlara kapılarını açtığına işaret edilen açıklamada, adaylarda Suudi Arabistan vatandaşı olmak ve üniversitelerin "İslam hukuku" bölümünü iyi dereceyle bitirmiş olmak gibi şartlar arandığı ifade edildi.

İnternetten Başvuru

Açıklamada, söz konusu kurumda çalışmak isteyen Suudi Arabistanlı kadınların başsavcılığın internet sitesinden form doldurması talep edildi.

Suudi Arabistan yönetimi, bir süredir ülkenin imajını değiştirmek ve kadınlar arasındaki işsizlik oranını düşürmek amacıyla çeşitli yöntemlere başvuruyor. Bu çerçevede atılan adımlar neticesinde, ülkedeki istatistik kurumunun verilerine göre, 2016 sonunda yüzde 34,5 olan kadınlar arasındaki işsizlik, 2017'nin üçüncü çeyreği itibarıyla yüzde 32,7'ye geriledi.

(Sputnik Türkiye, 13 Şubat 2018)

 

Filistin Devlet Başkanı Abbas: Bundan Böyle ABD ile İşbirliğini Reddediyoruz

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, ABD’nin Ortadoğu görüşmelerinde tek arabulucu rolüne sahip olmasını istemediklerini belirtti.

Abbas, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesinde, "ABD'nin eylemleriyle oluşturduğu bu atmosferde biz diyoruz ki, şu andan itibaren arabulucu statüsündeki ABD'yle her türlü işbirliğini reddediyoruz, çünkü onların eylemlerine karşıyız" dedi.

Eğer uluslararası bir etkinlik yapılacaksa, bu etkinliğin, ABD'nin tek arabulucu değil bir grubun parçası olacak şekilde mekanizmanın oluşturulmasını istediklerini dile getiren Abbas, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çok taraflı arabuluculuk formatına karşı değiliz. Örneğin İran konusundaki anlaşmanın sağlanmasına benzer dört ve daha fazla ülkelerden oluşabilir. ABD tek arabulucu değil, grubun bir parçası olmalı."

(Sputnik Türkiye, 13 Şubat 2018)

 

İdlib'de Bomba Yüklü Araç Saldırısı: En Az 20 Ölü, 30 Yaralı

Suriye'nin İdlib bölgesinde iki araçla gerçekleştirilen bombalı saldırıda ilk belirlemelere göre 20 kişi hayatını kaybetti, 30 kişi yaralandı.

Yerel medyadan edinilen bilgilere göre, birkaç ton patlayıcı yüklü ilk araç pazar yerine yakın bir noktada patlatıldı. Al Mayadin'e göre patlamada 30'dan fazla kişi yaralandı.

(Sputnik Türkiye, 13 Şubat 2018)

 

Haşdi Şabi Komutanı: ABD Irak'ta İşgalci Güç, Çıkmasını İstiyoruz

Irak'ın resmi kolluk gücü olan Haşdi Şabi (Halk Seferberlik Güçleri), ABD'nin Irak'taki varlığından rahatsız. Sputnik'e konuşan Haşdi Şabi'nin Türkmen Komutanı Kenan Tuzlu, ABD'yi 'işgalci güç' olarak gördüklerini belirterek, ABD'nin bir an önce ülkeden çıkmasını istediklerini söyledi.

IŞİD ile mücadeleyi gerekçe gösterek Irak'ta olan ve IŞİD'in yenilgiye uğratıldığının açıklanmasına rağmen ülkeden çekilmeyip tam aksine askeri gücünü artıran ABD'ye yönelik tepkiler büyüyor.

Irak'ta 5200 askeri ve birçok askeri üssü bulunan ABD'nin başkent Bağdat, Duhok, Musul, Kerkük, Süleymaniye ve Erbil bölgesinde askeri üsleri bulunuyor.

'IŞİD Varken De ABD'nin Irak’ta Olmasını İstemiyorduk'

ABD'nin Irak'ta olmasına şiddetle karşı çıkan Irak'ın resmi kolluk gücü  Haşdi Şabi, ABD'yi işgalci güç olarak görüyor.

Haşdi Şabi'nin Türkmen Komutanı Kenan Tuzlu, konuyla ilgili Sputnik'e yaptığı açıklamada şöyle konuştu:

"Biz Haşdi Şabi güçleri olarak ABD askerlerinin Irak'tan çıkmasını istiyoruz. ABD'nin ve diğer yabancı devletlerin Irak'ta asker bulundurmasını istemeyiz. Doğru bulmayız. ABD'nin Irak'ta asker bulundurmasının hiçbir izahı yok. Eskiden IŞİD'i bahane edip asker bulunduruyorlardı. Artık IŞİD de bitti. Hiçbir gerekçeleri kalmadı. IŞİD varken de biz ABD'nin Irak'ta olmasını istemiyorduk. IŞİD ile mücadele eden Irak ordusu ve biziz. ABD, Irak'tan çekilecek diye 2011 yılında bir anlaşma yapmıştı ancak anlaşmaya uymuyor. Irak halkı da ABD askerinin Irak'ta kalmasını istemiyor. Hiçbir devlet başka bir devletin kendi ülkesinde askerinin bulunmasını istemez."

'Daha Çok Kürt Güçlerinin Olduğu Yerlerde Varlık Gösteriyorlar'

ABD'nin Irak'ta kalmaya devam etmesi halinde ABD'ye düşman gözüyle bakacakları uyarısında bulunan Haşdi Şabi Komutanı" Haşdi Şabi Lideri Ebu Mehdi Mühendis de ABD'nin Irak'ta kalmasını hiçbir zaman istemedi. Haşdi Şabi'deki tüm komutanlar, güçler de ABD askerinin Irak'ta olmasını istemiyor. ABD askerleri ile Haşdi Şabi'nin merkezleri birbirine uzak. ABD askerleri daha çok Kürt güçlerinin olduğu yerlerde varlık gösteriyor. Haşdi Şabi olarak bizim ABD askerlerine ihtiyacımız yok" dedi.

2104'ten beri Irak'ta IŞİD'le savaşan Haşdi Şabi'nin bünyesinde sadece Şii milisler bulunmuyor. Sünniler, Hristiyanlar, Kakailer, Şebekler ve diğer inançlara mensup savaşçılar da 120.000 savaşçısı olduğu tahmin edilen örgütün içinde yer alıyor.

(Sputnik Türkiye, 13 Şubat 2018)

 

İsrail'den Şok Açıklama: Batı Şeria'yı İlhak Etmek İçin ABD ile Görüştük

İsrail Başbakanlık Sözcülüğü, Netanyahu'nun işgal altındaki Batı Şeria'yı ilhak ederek 'tam egemenlik' sağlamak için ABD yönetimi ile görüştüğü açıklandı. Beyaz Saray ise Barı Şeria hakkında herhangi bir görüşme olmadığını belirtti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, işgal altındaki Batı Şeria'yı ilhak ederek "tam egemenlik" sağlama konusu için ABD yönetimi ile görüştüğü bildirildi. İsrail Başbakanlık Sözcülüğü'nden yapılan açıklamada, Netanyahu'nun bugün başkanı olduğu Likud Partisi'ndeki milletvekilleri ile toplantı yaptığı belirtildi.

'Tarihi bir hamle'

Netanyahu'nun Batı Şeria'nın tam egemenliği ve buradaki yasa dışı Yahudi yerleşimlerin İsrail'e ilhak edilmesi konusunu ABD yönetimi ile görüştüğünü ifade ettiği toplantının detaylarına ilişkin şunlar kaydedildi:

"(Batı Şeria'da) egemenliğin uygulanması konusunda, bu konuyu Amerikalılar ile bir süredir görüştüğümü söylüyorum. Bu konuda şu prensipleri takip ediyoruz. Birinci olarak Amerikalılar ile koordinasyon, çünkü onlar ile bağımız İsrail devleti ve yerleşimler için stratejik bir kazanım. İkinci olarak, bu özel değil bir hükümet girişimi olmalı, çünkü tarihi bir hamle."

Beyaz Saray'dan yalanlama

Buna karşın Beyaz Saray Sözcüsü Josh Raffel'in, Washington'ın İsrail ile Batı Şeria'daki yerleşimleri ilhak etmesi konusunu görüştüğü haberlerini yalanladığı İsrail basınında yer aldı. Raffel, İsrail ve Amerika'nın "böyle bir teklifi hiç tartışmadığını" belirterek, ABD başkanının tüm dikkatini "İsrail-Filistin arasında yeni bir barış girişimine" verdiğini belirtti.

Geçen yılın sonunda, Likud Parti Merkez Komitesi, İsrail parlamentosuna Batı Şeria'nın İsrail'e ilhak edilmesi yönünde bir yasa teklifi sunmuştu. Öte yandan, söz konusu yasa teklifinin hükümetin ajandasından dün çıkarıldığı bildirilmişti.

(CNN Türk, 13 Şubat 2018)

 

Ayetullah Hamenei: Şii ve Sünni İslam Cumhuriyetinde En Zor Anlarda Yan Yanalar

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamenei, Şii ve Sünnilerin İran’da en zor zamanlarda yan yana olduklarını söyledi.

Sistan, Beluçistan ili Şehitler Kongresi üyeleri ile geçen günlerde bir görüşme yapan Ayetulah Hamenei, Beluç halkına derin sevgisini ifade ederek, Beluç halkının sıcak, samimi, yetenekli, eşsiz olduğunu belirtti.

Ayetullah Hamenei, Beluç halkının tüm yeteneklerine rağmen geçmiş rejimler döneminde bu halkın yeteneklerinin parlamasına izin verilmediğini söyledi.

Ayetullah Hamenei İslami Devrim sonrası Sistan, Beluçistan bölgesinde yapılanların halkın ve düzenin karşılıklı sevgisinden kaynaklandığını belirterek, ilin ihtiyaçlarının yetkililer tarafından ciddi şekilde karşılanması gerektiğini belirtti.

Sistan, Beluçistan ilinin de Kürdistan ve Gülistan illeri gibi, İslami birlik simgesi ve Şii ile Sünnilerin dünya’ya örnek birlikteliğini gösteren yer olduğunu belirterek, düşmanların ayrıştırma komploları karşısında uyanık olunması gerektiğini belirtti.

Ayetullah Hamenei, ‘’Sünni bir gencin kutsal savunmada şehit düşmesi, Sünni bir alimin İslami Devrimi savunmak için Devrim karşıtları tarafından öldürülmesi olayı Şii ve Sünnilerin İran’da zor anlarda yan yana olduklarını göstermektedir ve kültüre ve sanatsal işlerle bu gerçekler ortaya çıkarılmalıdır’’ dedi.

İslam İnkılabı Rehberi, düşmanların tüm askeri ve kültürel komplolarına karşın modern cahiliyet karşısında İran’ın direnişini halkın fedakarlığı ve iman gücüne bağlı olduğunu belirterek, şehitlerin iman ve direnişin simgeleri olduğunu belirtti.

(İRNA, 13 Şubat 2018)

 

Laricani: İran Milleti Kimseye Ülkenin İçişlerine Karışma İzni Vermez

İslami Şura Meclis Başkanı Ali Laricani, İran milletinin kimseye ülkenin içişlerine karışma izni vermediğini ve ülkede bir ihtilaf var ise de kendi iradesi ile onu çözeceğini söyledi.

Meclisin açılış töreninde bir konuşma yapan Laricani, halkın İslami Devrim zafer yıldönümü yürüyüşlerine yüksek katılımına temasla, ‘’Halkın yürüyüşlere yüksek katılımı İran halkının bilgeliğinin göstergesidir’’ dedi.

İslami Devrimin tahribi için düşmanların haftalarca zaman harcayarak halkı yürüyüşlere katılmaktan vazgeçirmeye çalıştıklarını ifade eden Laricani, ‘’Medeni, büyük ve köklü İran halkı onları gafil avladı ve devimin asilliğini bir kez daha onların yüzüne çarptı’’ dedi.

Bu hareketin birlik yönünde bir hareket olduğunu ifade eden Laricani, bu birliğin ülkedeki sorunların çözümünde kullanılması gerektiğini söyledi.

İhtilaf yaratma ve tartışmaların toplumu yorduğunu ifade eden Laricani, yetkililerin özellikle ekonomik sorunların çözümüne gayret etmeleri gerektiğini söyledi.

(İRNA, 13 Şubat 2018)

 

İkili İlişkileri Muhtelif Yönlerde Geliştirmek Gerek

Halk Meclisi Başkanı Hammuda Sabbağ bugün Demokratik Kore’nin Şam Büyükelçisi Jang Myong Ho’yu kabulünde özellikle parlamentolar arası ilişkiler olmak üzere Suriye ve Demokratik Kore arasındaki tüm ilişkilerin muhtelif alanlarda geliştirilmesi öneminin altını çizdi.

Sabbağ Suriye ve halkının yedi yıldır İsrail, ABD ve müttefikleri kimi devletlerin radikal terörü edat olarak kullandıkları bir savaşa maruz kaldığına dikkat çekerken, edatları terör çetelerinin Suriye ordusu karşısında hezimete uğramalarıyla bu devletlerin askeri ve siyasi tırmandırmalarda bulunduklarını ifade etti. Suriye ve halkının bu savaşa karşı verdiği mücadeleye işaret eden Sabbağ; Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün hiçbir koşul altında tartışma konusu olamayacağını kaydetti.

Büyükelçi Jang iki dost ülke arasındaki ilişkileri daha geliştirme önemini belirtirken Suriye ordusunun terör ve destekçilerine karşı şanlı zaferlerinden memnuniyetini ifade etti.

Suriye ordusunun İsrail’in savaş uçağını düşürmekle İsrail’e sert bir ders verdiğine dikkat çeken Jang; Suriye’nin topraklarını ve hava sahasını savunmada meşru hakkının altını çizdi.

(SANA, 13 Şubat 2018)

 

Batı Şeria'da Yahudi Yerleşimcilerden Irkçı Saldırı

İşgal altındaki Batı Şeria'da, Yahudi yerleşimcilerin Filistinlilere ait bazı ev ve araçlara zarar vererek üzerine ırkçı sloganlar yazdığı belirtildi.

Batı Şeria'daki Yerleşim Birimi Dosyası Sorumlusu Gassan Daglas, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bir grup Yahudi yerleşimcinin Nablus'un Ceyb beldesinde Filistinlilere ait bazı araçların tekerleklerini patlatarak üzerine "Araplara ve Müslümanlara ölüm" gibi ırkçı sloganlar yazdığını söyledi. Daglas, yazılan ırkçı sloganların altında "Tedfiu Semen" (Bedel Ödetme) isimli radikal Yahudi örgütün imzasının bulunduğunu aktardı.

Daglas ayrıca Nablus'un güney kesimindeki Avreta beldesine baskın düzenleyen bir grup Yahudi yerleşimcinin de bazı tarihi makamlarda dini ritüeller gerçekleştirdikten sonra Filistinlilerin evlerinin duvarlarına ırkçı sloganlar yazdığını ifade etti.

Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te Filistinlilere ait mülkleri hedef alan saldırılarla gündeme gelen "Tedfiu Semen" adlı radikal örgüt, İsrail'deki Filistin köy ve şehirlerinde de benzer eylemler gerçekleştiriyor.

(Anadolu Ajansı, 13 Şubat 2018)

 

Kazakistan'ın Dış Ticareti Yüzde 25 Arttı

Kazakistan Milli Ekonomi Bakanı Yardımcısı Bekeşev, "Geçen yıl 2016 yılına göre dış ticaret yüzde 25,1 artarak, 69,5 milyar dolar oldu" dedi

Bekeşev, Kazmedia binasında düzenlenen basın toplantıda yaptığı konuşmada, ülkenin dış ticaretinde olumlu dinamiğin kaydedildiğini belirterek, “Geçen yıl 2016 yılına göre dış ticaret yüzde 25,1 artarak, 69,5 milyar dolar oldu.” dedi.

Ülkenin dış ticaret yapısının değiştiğine işaret eden Bekeşev, ihracatta petrol dışı malların payının arttığını, yeni ürünlerin ortaya çıktığını ve bu malların dünyanın kilit piyasalarına satıldığını aktardı.

Bekeşev, geçen yıl ihracatın 43,1 milyar doları, ithalatın da 26,384 milyar doları oluşturduğuna dikkati çekerek, “İhracatta petrol dışı ürünler yüzde 22,1 arttı. Kazakistan 14 milyar dolardan fazla petrol dışı ürün ihraç etti.” diye konuştu.

Kazakistan’ın, Avrasya Ekonomik Birliğine (AEB) üyeliğinin dış ticareti olumlu etkilediğinin altını çizen Bekeşev, 2017 yılında Kazakistan'ın AEB ülkeleriyle olan ticaret hacminin yüzde 28 artarak, 15,6 milyar dolar olduğunu, ihracatın yüzde 31, ithalatın ise yüzde 27 arttığını kaydetti. Bekeşev, AEB çerçevesinde yapılan karşılıklı ticari anlaşmalar sayesinde üçüncü ülke piyasalarına erişimin sağlandığını ifade ederek, geçen yıl yürürlüğe giren serbest ticaret anlaşması sayesinde Viyetnam’a ihracatın 25 kat artarak, 274 milyon doları oluşturduğunu aktardı.

İran ile serbest ticaret anlaşması ve Çin ile ticari ekonomik işbirliği anlaşmasının yapılmasına ilişkin görüşmelerin sona erdiğini belirten Bekeşev, şöyle konuştu:

“Bu anlaşmalar söz konusu ülkelere ihracat hacminin artmasını sağlayacak. Çin ile yapılacak ticari ekonomik işbirliği anlaşması karşılıklı ticaretin artması için verimli ortamın oluşturulmasına yöneliktir. Ayrıca bu anlaşma bariyerlerin tespit edilmesi, karşılıklı ticaretin artması için bilgi değişim aracı olmalı. İran ile 3 yıllık süreyle geçici anlaşma imzalamayı planlıyoruz. Bu çerçevede AEB ürünlerinin İran pazarına erişim imkanlarının iyileştirilmesi planlanıyor.”

Bekeşev, serbest ticaret bölgelerinin oluşturulması konusunda İsrail, Sırbistan ve Hindistan ile görüşmeleri sürdürdüklerini sözlerine ekledi.

(Kaztr, 13 Şubat 2018)

 

Rusya Yeni Füzesini Kazakistan'da Denedi

Rusya, geliştirdiği yeni füzeyi Kazakistan'daki Sarı-Şagan askeri poligonunda test etti.

Rusya Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, hava savunma sistemine ait geliştirilmiş yeni füzenin başarıyla test edildiği belirtildi.

Testin, Kazakistan’daki Sarı-Şagan askeri poligonunda yapıldığı ifade edilen açıklamada, menzil, hassasiyet ve operasyon ömrüyle yeni füzenin ilgili taktik ve teknik özelliklerinin, günümüz silahlarına kıyasla önemli oranda üstün olduğu iddia edildi.

Açıklamada, yeni geliştirilmiş hava savunma füzesinin, yeni nesil kıtalar arası balistik füzelerin kullanılması dahil tekli ve çoklu saldırıları engelleyebildiği kaydedildi.

(Anadolu Ajansı, 13 Şubat 2018)

 

Kazakistan, Küresel Girişimcilik Endeksi'nde 26. Sırada

Kazakistan, Küresel Girişimcilik Endeksi'nde (GEM) 26. sırada yer aldı.

GEM’in sitesinde yer alan 2017-2018 dönemi raporunda, Kazakistan’ın, girişimcilik faaliyeti seviyesinin yüzde 11 olduğu ve endeks ile ilgili araştırmaya katılan 54 ülke içinde 26. sırada yer aldığı bildirildi.

Projede Kazakistan'ı Nazarbayev Üniversitesi Yüksek İşletme Okulu'nun temsil ettiği, araştırma çerçevesinde Kazakistan’da 2 bin 100 kişi ve 36 uzman ile görüşme yapıldığı belirtilen açıklamada, ülkede girişimciliği destekleyen yeterli ölçüde devlet projesi olduğu, girişimcilerin "tek pencere" prensibiyle çeşitli destekler aldığı aktarıldı.

(TRT Avaz, 12 Şubat 2018)

 

Rusya'da Düşen Uçağın Enkazında Arama

Rus yetkililer, Pazar günü Moskova'daki Demodedovo Havaalanı'ndan kalktıktan kısa bir süre sonra düşen yolcu uçağının enkazının bulunduğu bölgede arama faaliyeti başlattı.

Rus medyası, Saratov Havayolları'na ait yolcu uçağındaki 71 yolcu ve mürettabatın öldüğüne inanıldığını duyurdu.

Yetkililer, uçağın düşüş sebeplerinin hava şartları, insan hatası ve teknik arıza olabileceğini belirtiyor. Yetkililer, 'terör bağlantısı ihtimaline' dair bir açıklama yapmadı.

Havadan insansız hava araçlarıyla yürütülen arama faaliyetlerine 700'den fazla kişi katıldı.

Rusya Sağlık Bakanı, cenazelerin enkazda tespit edilip çıkarılmasının bir hafta sürebileceğini belirtti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı diledi,

Uçağın düşüşü, bir yıldan uzun süredir yaşanan ilk ticari uçak kazası oldu. Uçak seyahatlerinde 2017 yılı 'en güvenli yıl' olarak kayda geçti.

Rus yetkililer uçaktaki yolcuların listesini yayımladı.

Cenazelerin tespit edilebilmesi için ailelerden DNA örnekleri alındı.

Saratov Havayolları'na ait uçak Pazar günü öğleden sonra kalkıştan dakikalar sonra kayboldu ve Moskova'nın 80 kilometre güneydoğusundaki Argunovo köyünün yakınlarında düştü.

An-148 tipi uçak Kazakistan sınırı yakınlarındaki Orsk kentine gidiyordu.

Uçuş takip uygulaması Flihtradar24 uçağın kalkıştan beş takika sonra dakikada bin metre hızla alçaldığını belirtti.

Orsk Belediye Başkanı, Andrei Odintsov, Tass haber ajansına açıklamasında yolcular arasında Orsk'un bağlı olduğu Orenburg bölgesinden bir çocuk ve iki ergenin bulunduğunu, iki yolcunun Moskovalı bir yolcuğunun da St. Petersburg'lu olduğu söyledi.

Saratov Havayolları'nın merkezi Moskova'nın 840 kilometre güneydoğusundaki Saratov'da.

Şirket, sürpriz bir denetim yapan yetkililerin kokpitte uçuş görevlilerinin dışında insanlar bulunduğunu görmesi üzerine 2015'te uluslararası uçuş yapmaktan men edilmişti. Şirket karara itiraz etmiş ve 2016'ta uluslararası charter uçuşlarına başlamıştı.

Saratov Havayolları Rus kentlerinin yanı sıra Ermenistan ve Gürcistan'da da bazı noktalara uçuş yapıyor.

(BBC Türkçe, 13 Şubat 2018)

 

İsrail'in Kuzeyinde Savaş Çıkmasını Sadece Rusya Önleyebilir

Son yıllarda İsrail'in kuzeyinde İsrail, Suriye ve İran arasında yaşanan gerilimin savaşa dönüşebileceğini belirten İsrailli uzman Ofer Zalzberg, olası bir savaşın önüne geçecek tek ülkenin Rusya olduğunu söyledi. İsrail, Suriye ve İran üçgeninde yaşanan son gelişmeler hakkında İspanya Devlet Radyo ve Televizyonu'na (RTVE) demeç veren Zalzberg, bölgede savaş ihtimali bulunduğunu belirtti.

Zalzberg'e göre tarafların savaşmasını önleyecek ve arabulucu rolünü üstlenebilecek tek ülke Rusya.

İsrailli uzman, "Rusya'nın, savaş riskini azaltmak için tarafları ortak anlayış etrafında birleştirebilecek tek ülke olduğunu düşünüyorum" dedi.

ABD Arabulucu Olamaz

İsrail Başbakan Yardımcısı Mihail Oren de Zalzberg ile benzer görüşte. ABD'nin arabulucu olamayacağını düşünen Oren, Washington'un Suriye'de bir nüfuzu bulunmadığının altını çizdi.

Hafta sonu İsrail, İran İHA'sı düşürüp Suriye'deki hava savunma sistemi ve İran hedeflerini vurmuş, Suriye hava savunma sistemleri de İsrail F-16'sını düşürmüştü.

(Sputnik Türkiye, 13 Şubat 2018)

 

Çin: RCEP Görüşmeleri'nde İlerleme Kaydedildi

21. Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) Görüşmeleri'nde olumlu ilerleme kaydedildiği bildirildi.

21. RCEP Görüşmeleri, geçtiğimiz günlerde Endonezya'da sona erdi.

Çin Ticaret Bakanlığı tarafından bugün yapılan açıklamada, Kasım 2017'de gerçekleştirilen ilk RCEP Liderler Toplantısı'nda alınan karara göre; mal, hizmet, yatırım ve bazı kurallar hakkında müzakere yapılmaya devam edildiği ve olumlu ilerlemeler sağlandığı belirtildi.

RCEP Bakanlar Toplantısı'nın ise 3 Mart 2018 tarihinde Singapur'da yapılacağı duyuruldu.

RCEP görüşmeleri, yaşanan bazı sorunlar nedeniyle öngörüldüğü gibi 2017 yılında tamamlanamamıştı.

Geçen Kasım ayında RCEP liderleri, 2018 yılında görüşmeleri tamamlamak için bakanlara ve müzakere ekiplerine çalışmaları hızlandırma talimatını vermişti.

Artık ABD dışındaki 11 üye ülke Trans-Pasifik Ortaklığı yeni protokolü hakkında mutabakat sağlamış oldu. Böylece RCEP görüşmelerinin hızlandırılmasının önemi daha da öne çıkmış oldu.

(CRI Türk, 13 Şubat 2018)

 

Çin, Beidou-3 Uydu Ağı Oluşturmayı Hedefliyor

Çin, iki Beidou-3 navigasyon uydusunun daha uzaya fırlatılmasıyla 18 Beidou-3 uydusundan oluşan ağ oluşturma hedefinde önemli bir yol katetti.

28. ve 29. Beidou navigasyon uyduları, Xichang Uydu Fırlatma Merkezi'nden dün Uzun Yürüyüş-3 taşıyıcı roketiyle başarıyla fırlatıldı.

Çin'in Beidou-3 projesinin 5. ve 6. grup ağına ait söz konusu iki uydunun uzaya gönderilmesiyle ülkenin Horoz Yılı'ndaki son fırlatışı yapılmış oldu. Uydular, fırlatılmalarından 3 saatlik bir süre sonra öngörülen yörüngelerine oturdu. İki uydu, test ve deneyler yapacak ve daha önce fırlatılan dört Beidou-3 uydusuyla beraber çalışacak.

Çin Uzay Bilim ve Teknoloji Şirketler Grubu'na ait Çin Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü mühendislerinden Wu Zhenyu, Beidou-3 projesi çalışma grubunun, bu tür uyduların yoğun aralıklarla fırlatılmasını sağlamak için araştırma-geliştirme sürecini en iyi şekilde ayarlama ve toplu üretim yöntemini kullandığını söyledi. Wu, bu konuda şunları dile getirdi:

"Toplu üretim için en önemli nokta, uyduların genel tasarımının tespit edilmesi. Tasarım yapılırken, farklı gruptaki uyduların ortak teknolojileri ve kullanacakları ortak parçalar düşünülmeli. Ayrıca, gerekli bütün testler yapılmalı. Beidou-2 uydusu ve Beidou-3 deneme uydusuyla kıyaslandığında Beidou-3 uydusunun, araştırma-geliştirme sürecinde ilgili testler yapılarak üretim süresinde 2 ay tasarruf edildi."

Gelişmiş Atom Saati Kullanılıyor

Zamanı en hassas şekilde ölçen araç olarak atom saatleri, navigasyon uydularında konum tespiti ve hız ölçümünde kullanılan en önemli araçlardandır. Beidou 1. ve 2. projelerinde rubidyum atom saatleri kullanılmışken, son fırlatılan Beidou-3 navigasyon uydusuna yeni nesil yüksek hassasiyette rubidyum atom saati yerleştirildi. Eskisine kıyasla daha küçük ve daha hafif olan saatin hassasiyeti de daha yüksek.

Çin Uzay Bilim ve Endüstri Şirketi'ne (CASIC) bağlı "203 Araştırma Enstitüsü" Atomik Frekans Standartları Araştırma Ofisi Başkan Yardımcısı Li Chunjing, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

"Eski atom saatine göre, yeni nesil atom saatinin önemli endeksleri bir hayli yükseldi. Örneğin, atom saatinin günlük zamanı ölçme kesinliği bir derece yükseldi. Uydunun konum tespitiyle ilgili endeksler de yükselişe geçti. Ayrıca, saatin boyutu ve ağırlığı eskisine göre yüzde 30 azaldı. Lokalizasyon seviyesi de yükselen yeni kuşak atom saati, ileri uluslararası seviyeye ulaşarak genel nitelikleri bakımından ABD'nin GPS sisteminde kullanılan uydu saatiyle hemen hemen aynı düzeyde bulunuyor."

Bu Yıl Fırlatmalarda Hız Kesilmeyecek

Diğer yandan, son uydunun fırlatılışında kullanılan Uzun Yürüyüş-3B ve Yuanzheng-1 üst kademe aracı, Çin Uzay Bilim ve Teknoloji Şirketi'ne bağlı Çin Taşıyıcı Roket Teknolojileri Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirildi.

Uzun Yürüyüş-3B ve Yuanzheng-1, 12 Ocak 2018'de gerçekleştirdikleri fırlatmanın ardından bir ay kadar kısa bir süre içinde ikinci kez uzaya "bir roketle iki uydu" göndermiş oldu.

Yuanzheng-1 üst kademe aracı, Beidou-3 uydusunun yörüngeye ulaşmasında önemli bir rol oynadı.

Öngörülen plana göre, Çin 2018 yılında Beidou uydu gruplarını yoğun şekilde fırlatmaya devam edecek.

Kuşak ve Yol güzergâhındaki ülkelere temel hizmetler sağlamak amacıyla yılın sonuna dek toplam 18 tane Beidou-3 uydusunun fırlatılması bekleniyor.

Küresel hizmetlerin gerçekleştirilmesi için 2020 yılına kadar 30'u aşkın Beidou navigasyon uydusu fırlatılacak.

(CRI Türk, 13 Şubat 2018)

 

İki Beidou Uydusu Fırlatıldı

Çin'de iki Beidou-3 uydusu, Xichang Uydu Fırlatma Merkezi'nden başarıyla fırlatıldı.

Beidou-3 navigasyon uyduları, Uzun Yürüyüş-3B taşıyıcı roketle fırlatıldı.

Yerel saatle 13.03'te uzaya gönderilen uydular, 3 saat sonra öngörülen yörüngeye girdi.

Uyduların, daha önce fırlatılan dört Beidou-3 uydusuyla bir şebeke oluşturması bekleniyor.

(CRI Türk, 13 Şubat 2018)

 

Xi Jinping Askeri Üs Çalışanlarının Bayramını Kutladı

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, 16 Şubat'ta kutlanancak Bahar Bayramı öncesinde, Çin'in güneybatısındaki Sichuan eyaletinde bulunan bir askerî üssü ziyaret ettti.

ÇKP Merkez Komitesi Genel Sekreteri ve Merkezî Askerî Komisyonu Başkanı Xi Jinping, Çin Halk Kurtuluş Ordusu'nda görevli bütün erler ile rütbelilerin, silahlı polis güçlerinin ve diğer tüm çalışanların bayramını kutladı.

(CRI Türk, 13 Şubat 2018)

 

 

http://www.turksam.org/tr/dis-basin-detay/1731-13-subat-ta-dunya-bunlari-konusuyor
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 244 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)