Dış Basın | 10 Nisan 2018

|

TÜRKSAM Göç / Göçmen Bülteni (10 Nisan 2018)



Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar...

 

BM: “Myanmar Arakanlılar’ın Dönüşüne Hazır Değil”

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani Yardımlardan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Ursula Mueller, Myanmar’ın, Arakanlı (Rohingya) mültecilerinin dönüşüne henüz hazır olmadığını söyledi. Myanmar’a gerçekleştirdiği 6 günlük ziyaretinden sonra açıklama yapan Mueller, “İnsanlardan gördüklerim ve duyduklarım şu ki, sağlık hizmetleri alamıyorlar. Güvenlik ve göçün devam etmesi konularında endişeleri var. Durum geri dönmek için elverişsiz” değerlendirmesinde bulundu.

Yaklaşık 700 Bin Arakanlı Bangladeş’e Kaçmıştı

Mueller, Myanmar’ın etnik temizlikle suçlanması ve yaklaşık 700 bin Müslüman Arakanlının Bangladeş’e kaçmasının ardından bu yıl ülkeyi ziyaret eden en üst düzey BM yetkilisi oldu. Myanmar Hükümeti, geçtiğimiz Kasım ayında Bangladeş ile imzalanan ve mültecileri ülkelerine geri dönmesini sağlayacak anlaşma doğrultusunda geri dönüşü sağlamak için elinden gelenin en iyisini yapmaya söz vermişti.

Yüzlerce Mülteci Arakan’a Geri Döndü

Myanmar, şimdiye kadar yüzlerce Müslüman Arakanlı mültecinin geri dönüşüne izin verdi. Myanmar’dan bir yetkili geçen ay yaptığı açıklamada, bunların ‘ilk mülteci grubunu’ temsil ettiğini ve Myanmar’daki durumun onlar için uygun olduğu anda mültecilerin geri dönebileceklerini belirtti.Yangon’da konuşan Mueller, “Myanmarlı yetkililerden şiddeti durdurmalarını istedim. Bangladeş’teki mülteci kamplarından olan Cox’s Bazar’dan mültecilerin çözümler kalıcı hale geldiğinde gönüllü ve onurlu bir şekilde gönderilmesini talep ettim” dedi.

“Durumdan Gerçekten Endişeliyim”

Ursula Mueller, ‘Myanmar hükümetinin, ülkelerine geri dönen Arakanlıların kamplarda geçici olarak ikamet ettikten sonra evlerine dönmesine izin verileceğine dair güvence verip vermediğine’ dair gelen bir soruya, “Durumdan gerçekten endişeliyim” şeklinde cevap verdi.

Mueller, “Yakılan köyleri ve sonrasında yıkılan alanları gördüm. İnsanların evlerine dönmeleri için herhangi bir hazırlık görmedim ve duymadım” yorumunda bulundu. Myanmarlı yetkililer ise, bu köylerin mültecilerin yeniden yerleşimini sağlamak için yıkıldığını açıklamıştı.

Yardım Kuruluşlarına İzin Verilecek

Muller ayrıca, Myanmarlı yetkililerle sınırlı insani yardım konusunu gündeme getirdiğini belirterek, yardım kuruluşlarının ihtiyacı olan insanlara ulaşmaları için izin verileceğini de belirtti. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), bu sorunun bir parçasının da, Myanmar’ın, Arakan’daki şiddet olayları sırasında tahliye edilen en az 55 köyü yıktığı gerçeğini yalanlaması olduğunu ifade etti. Myanmar ve Bangladeş, Ocak ayında mültecilerin gönüllü bir şekilde ülkelerine dönüş yapmasını içeren bir anlaşma yaptılar. Bunun ardından Myanmar, ‘geri dönenleri karşılamak için Arakan sınırındaki geçici kamp’ olarak tanımladığı iki mülteci kabul merkezi kurdu. Myanmar Uluslarası İşbirliği Bakanı Kyaw Tin Ocak ayında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bangladeş onları sınırımıza getirirse, bizler şu anda onları almaya hazırız” dedi.

(Şarkul Avsat Türkçe, 10 Nisan 2018)

 

FAO'dan Suriyeli Sığınmacılar İçin Yeni Yol Haritası

BM Gıda ve Tarım Örgütü Acil Durum ve Rehabilitasyon Bölümü Direktörü Burgeon, Suriyeli sığınmacılara yönelik yeni planlarına ilişkin, "Gelecek iki yılda odak noktamız, gıda güvenliği ve tarımın yanı sıra geçim kaynakları olacak." dedi. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Acil Durum ve Rehabilitasyon Bölümü Direktörü Dominique Burgeon, Suriyeli sığınmacıların yaşadığı Osmaniye Geçici Barınma Merkezi'ni ziyareti öncesi AA muhabirinin sorularını yanıtladı. FAO'nun Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı iş birliğiyle Türkiye'deki Suriyeli sığınmacılar ve ev sahibi topluluklar için gerçekleştirdiği sera projesinde incelemelerde bulunacak Burgeon, örgütün en büyük acil durum müdahale programının Suriye'ye yönelik olduğunu söyledi. Burgeon, ziyareti sırasında Türk yetkililer ve FAO'nun uluslararası ortaklarıyla bir araya geleceğine işaret ederek, şöyle konuştu: "Gelecek iki yıla yönelik planımızı açıklayacağız. Gelecek iki yılda odak noktamız gıda güvenliği ve tarımın yanı sıra geçim kaynakları olacak. Gıda güvenliği konusunda mültecilere ve aynı zamanda geniş bir mülteci nüfusu olan bölgelerde yaşayan yoksun Türk insanlarına, yeterli ve kaliteli gıdaya erişimleri için yollar bulmalarında yardımcı olacağız. Türkiye'de mülteci çocukların yaklaşık yüzde 23'ü yetersiz besleniyor. Meyve ve sebze gibi besleyici gıdaların fiyatlarındaki oynaklık bazı zamanlarda pahalılığa neden olabiliyor. Bu nedenle FAO, tarımı bir çözüm olarak görüyor. Ailelerin kendi yiyeceklerini yetiştirmeleri ve gelir elde edebilmeleri için tarımda çalışacak becerilere sahip olmaları adına yardım etmek istiyoruz. Pek çok mülteci ailesi yoksulluk sınırının altında yaşıyor ve bu yüzden insanların iyi bir işle yoksulluktan kurtulmalarına yardımcı olabilmek için geçim kaynaklarına odaklanıyoruz." Türkiye'nin 3,5 milyon sığınmacıya ev sahipliği yapmasını büyük bir başarı olarak nitelendiren Burgeon, ülkenin bu sığınmacıları cömertçe kucakladığını ve onlara destek sağladığını dile getirdi.

Türkiye'deki Programlar İçin 95 Milyon Dolar Gerekiyor

Burgeon, Türkiye'deki sığınmacılara yardımcı olabilmek için Türk hükümetiyle çalışmaya devam edeceklerinin altını çizerek, FAO'nun geçen yıl başlattığı Suriyeli Mülteciler ve Ev Sahibi Topluluklar İçin Tarımsal Mesleki Eğitim Projesi'nin önemine dikkati çekti. Adana, Mersin, Şanlıurfa, Gaziantep ve Isparta'daki Suriyeli sığınmacılar ve iş sahibi olmayan Türklerin mesleki eğitimlerle sürdürülebilir iş imkanlarına kavuşmasını amaçlayan projeye yoğun talep olduğunu vurgulayan Burgeon, "Projemiz geçen yıl oldukça küçük ölçekliydi, yaklaşık 900 yararlanıcı vardı. Bu katılımcıların yüzde 30'u Türk ve yüzde 45'i de kadındı. Zeytin ve fıstık gibi ürünlerin hasat zamanı geldi. Bu insanların birçoğu Türkiye'nin güneydoğusundaki tarlalarda iş bulabilir." diye konuştu. Burgeon, projeyi diğer bölgelere de yaymak ve yeni alanlarda eğitimler vermek istediklerini belirterek, farklı bölgelerdeki ziraat odalarının da aralarında bulunduğu özel sektör temsilcileriyle bu konuda görüştüklerini ve o bölgelerin ihtiyaçları doğrultusunda eğitim programı planladıklarını ifade etti. Yeni projeler üzerinde de çalıştıklarının altını çizen Burgeon, "Kampta yaşayan insanlar yemek yardımı alırlar ancak çeşitlilikten yoksun olurlar. Kamp sakinlerinin kullanımı için yeni bir sera inşa ettiğimiz Osmaniye Geçici Barınma Merkezi'ni ziyaret edeceğim. İnsanların kendi sebzelerini bu serada yetiştirebilmeleri için eğitim ve materyaller sağlayacağız." dedi. Burgeon, FAO'nun daha çok proje geliştirebilmesi için daha çok fona ihtiyaç duyduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti: "FAO Türkiye, Türk hükümetiyle ülkenin yanı sıra diğer alt-bölge ülkelerindeki kalkınma projelerini yürütüyor ve küresel Suriye müdahale fonunun bir parçası olarak sınır ötesi ekibe ev sahipliği yapıyor. Türkiye'de gerekli olduğunu düşündüğümüz tüm programların tam anlamıyla uygulanabilmesi için 95 milyon dolar gerektiğini hesapladık. Yapabileceklerimiz bağışçıların desteğine bağlı."

(Anadolu Ajansı, 9 Nisan 2018)

 

FAO Direktörü Burgeon: Türkiye Kadar Mülteciye Ev Sahipliği Yapan Bir Ülke Yok

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Acil Durum ve Rehabilitasyon Bölümü Direktörü Dominique Burgeon, "Türkiye'nin Suriyeli mültecilere karşı misafirperverliğini ve çabalarını kabul etmemiz gerek. Türkiye kadar fazla sayıda mülteciye ev sahipliği yapan başka bir ülke yok." dedi. Burgeon beraberindeki heyetle, FAO ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının ortaklaşa yürüttüğü çalışma kapsamında Osmaniye'deki Suriyeliler için inşasına başlanan sera alanında incelemede bulundu. Serayı çok beğendiklerini ifade eden Burgeon, "Öncelikli hedefimiz, insanların gıda güvenliğini ve geçim kaynaklarını iyileştirmek. Bugün buraya geliş amacımız tam da budur. Suriyeli mültecilerle bir araya gelmek, onlarla görüşmek ve düşüncelerini öğrenmek. Bugün burada bunu yapacağız. Dana önce Gaziantep'teki kamplarda da bunu yapmıştık. Bu konuda hükümet yetkilileriyle tam bir iş birliği içindeyiz." dedi. Türkiye'ye geleli sadece bir gün olduğunu ancak yapılan işleri görünce çok etkilendiğini belirten Burgeon, şunları kaydetti: "Türkiye'nin Suriyeli mültecilere karşı misafirperverliğini ve çabalarını kabul etmemiz gerek. Türkiye kadar fazla sayıda mülteciye ev sahipliği yapan başka bir ülke yok, yaklaşık 3,5 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyor. Bu konuda gerek Türk hükümetiyle gerek Türk halkıyla iş birliği içinde olmaya çalışıyoruz. Buradaki kampı ziyaret ettim ve çok etkilendiğimi söylemem gerek. Bu bağlamda insanların geçim kaynaklarını iyileştirmek için Türk hükümetiyle birlikte elimizden geleni yapıyoruz. Bir diğer amacımız da insanların beslenmelerini çeşitlendirmek. Bu amaçla burada kurulacak serada salatalık, domates ve çeşitli sebzeler yetiştirilecek. Böylece Suriyeli çocuklar arasında sıklıkla görülen kötü beslenme en aza indirilmeye çalışılarak besinlerin çeşitlendirilmesine olanak sağlanacak. Ayrıca birçok Suriyeli yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Onlara farklı geçim kaynakları inşa etmeye çalışıyoruz." Geliştirilen bu projeler kapsamında diğer ülkelerdeki kampları da ziyaret etme şansı bulduğunu ifade eden Burgeon, "Avrupa değil ama Afrika'daki birçok kampı ziyaret etme fırsatım oldu. Türkiye'dekilerle kıyas dahi edilemezler" ifadesini kullandı.

(Anadolu Ajansı, 9 Nisan 2018)

 

İnsan Kaçakçılarının Kurbanı Afgan Göçmenler

Son günlerde özellikle Erzurum, Ağrı, Iğdır ve Van gibi şehirler daha önce hiç olmadığı kadar çok Afgan göçmene ev sahipliği yapıyor. Sadece geçen hafta yasa dışı yollarla ülkeye giren en az 2 bin 500 Afganistan uyruklu göçmen, güvenlik güçleri tarafından Ağrı, Van, Iğdır ve Erzurum illerindeki geri gönderme merkezlerine sevk edildi. Bu merkezlerde yasal işlemleri tamamlanan kaçaklar, Erzurum'dan "charter" seferleriyle ülkelerine geri gönderiliyor.

İnsan Kaçakçılarına 1000-1300 Dolar Ödüyorlar

İran sınırından Türkiye'ye yasa dışı yollarla giren Afganlar, kendilerini İstanbul'a götürme vaadinde bulunan insan kaçakçılarına 1000-1300 dolar vererek yolculuğa çıkıyor. Sınırda yaklaşık 250 kilometre yürüyen Afgan göçmenler, Ağrı, Erzurum ve Van gibi doğu illerine ulaşıyorlar.​ Yasa dışı yollarla İran üzerinden Türkiye'ye gelen Afganlar, ekonomik ve güvenlikle ilgili sorunların kendilerini ülkelerini terk etmeye zorladığını, ancak insan kaçakçılarının kurbanı olduklarını anlatıyorlar. Afgan göçmenlerden Muhammed İshak, İran sınır bölgesinden 50 kilometre yürüyerek Ağrı'ya ulaştığını, göç yolunda üzerindeki elbiselerin kötü hava şartları nedeniyle parçalandığını, kaçakçıların onunla birlikte 180 kaçak Afgan göçmeni yolun ortasında bırakıp kaçtığını aktardı. İshak şunları söyledi:

"Faryab vilayetine bağlı 'Hoca Sebz Puş' ilçesinde ikamet ettiğim sırada birkaç insan kaçakçısıyla tanıştım. Beni 1300 dolar karşılığında İstanbul'a götürebileceklerini söylediler. Parayı ödedikten sonra benimle beraber birkaç Afgan'ı İran sınırına gönderdiler. Dağları aştıktan sonra İran'ın Sistan-Belucistan eyaletine bağlı Seravan bölgesine ulaştık. Daha sonra başka kaçakçılarla Türkiye-İran sınırına geldik."

Tüm Paramızın Çalınması ve Diğer Zorluklara Rağmen Buraya Ulaşmayı Başardık

Afganistan'ın Lagman vilayetine bağlı Karga ilçesinden Türkiye'ye geldiğini söyleyen Atikullah da benzer sorunlar yüzünden birkaç arkadaşıyla ülkesini terk etmek zorunda kaldığını dile getirdi. Atikullah, insan kaçakçılarına bin dolar vererek kendilerini İstanbul'a götürmeleri için anlaştıklarını ancak kaçakçıların İran sınırında ayrıldıklarını belirtti. Arkadaşlarıyla birlikte Türkiye'ye çalışmak ve ailelerine yardım göndermek için geldiklerini söyleyen Atikullah adlı Afgan göçmen, yolculukları boyunca yaşadıklarını şöyle anlattı:

"İran'da 11 gün geçirdik ve bu süre zarfında birçok hırsızlık olayına da maruz kaldık. Neredeyse tüm paramızın çalınması ve diğer zorluklara rağmen buraya ulaşmayı başardık. Bu yolda tutuklanmazsak çalışıp ailemize yardım edeceğiz. Eğer tutuklanırsak sınır dışı edilip ülkemize geri döneceğiz." Hedeflerinin sadece İstanbul'a ulaşmak olduğunu ve Avrupa ülkelerine gitmek istemediklerinin altını çizen Atikullah, Türkiye'ye girdikleri andan itibaren kendilerine yardım eden halk ve güvenlik güçlerine teşekkür etti.

Avrupa'ya Gitmek İçin Bu Yolculuğa Çıktım

İnsan kaçakçılarının bir diğer kurbanı Gulam Hüseyin ise Lagman vilayetine bağlı Alişeng kentinden geldiğini söyledi. İnsan kaçakçılarına 1100 dolar ödediğini ancak diğerleri gibi kendisinin de yarı yolda bırakıldığını ifade eden Hüseyin, "Geçim sorunlarımız her geçen gün daha da ağırlaşıyordu. Ben de Avrupa ülkelerine gitmek için bu yolculuğa çıktım, ancak yolculuk süresince özellikle İran'da çok zorluklar çektik." diye konuştu.

İran Bizi İstemiyor, Görüldüğümüz Yerde Tutuklanıp Sınır Dışı Ediliyoruz

Güvenlik güçleri tarafından tutuklanan ve Erzurum'daki Geri Gönderme Merkezi'nde tutulan kaçak Afganlardan Gülağa Seyit Murat ise Türkiye'ye gelmeden önce bulunduğu İran'daki yaşam koşulları iyi olmadığı için yasa dışı yollarla Türkiye'ye girdiğini söyledi.

İran'da Okula Bile Gidemiyorduk

Ailesiyle 25 yıl İran'da yaşayıp daha sonra kaçak yollarla Türkiye'ye gelen ve sınır dışı edilmek üzere işlemleri devam eden Muhammed adlı Afgan ise İran'da yaşadıkları yıllar boyunca tüm haklardan yoksun bırakıldıklarını anlattı.  Afganistan'daki sorunlardan dolayı bu ülkeye gittiklerini ancak burada başka zorluklarla karşılaştıklarını aktaran Muhammed, şöyle devam etti:

"İran'da okula bile gidemiyorduk. Bu yüzden Türkiye'ye geldik. Biz Müslüman'ız ve Türk milletiyle kardeşiz. Türk yetkililerinden bizi ülkemize geri göndermemelerini rica ediyoruz. Bizi ülkenin herhangi bir yerine yerleştirsinler biz çalışıp kendi masraflarımızı öderiz."

Afganistan'ın Tahar vilayetinden Azizullah Zade de ülkedeki sorunların kendisini bu yola sevk ettiğini söyledi.  Afganistan'ın çeşitli bölgelerinde Taliban ve DEAŞ'a karşı yürütülen savaş ve operasyonların ülkedeki sorunları daha da artırdığını, işlerine devam edemez duruma geldiklerini ifade eden Afgan göçmen, "Eğer İran ve Türkiye'ye gidiyorsak bunun bir nedeni var; kimse bu kadar zorluğa, eziyetlere ve sorunlara tahammül edemez." dedi. İsmini vermek istemeyen bir kadın göçmen ise ülkesinde çok sıkıntı çektiği için eğitimine devam edebilmek amacıyla Türkiye'ye geldiğini söyledi.Afgan genç kadın şunları kaydetti:

"Ülkemi terk ettikten sonra ailemden haber alamadım. Onları hâlâ arayamadım. Türkiye'de bizlerle çok iyi ilgileniyorlar. Polis, asker, yardım dernekleri ve insanlar bize iyi davranıyorlar. Huzurlu bir yaşam ve eğitim hayatımı sürdürebilmek için fırsat arıyorum."

(Haberler.com, 9 Nisan 2018)

 

AB Vatandaşlığına Geçişlerde Türkler Beşinci Sırada

Avrupa Birliği ülkeleri 2016'da yaklaşık bir milyon kişiye vatandaşlık verdi. Türkiye vatandaşları AB vatandaşı olanlar arasında beşinci sırada. Türklerin büyük çoğunluğu Alman vatandaşı olarak AB vatandaşlığına geçti. vrupa İstatistik Kurumu'nun (Eurostat) açıkladığı verilere göre, 2016 yılında 995 bin kişiye Avrupa Birliği (AB) vatandaşlığı verildi. Bu sayı 2015 yılında 841 bin, 2014'te de 889 bin olarak kaydedilmişti. 2016'da AB üyesi bir ülkenin vatandaşlığına geçenlerin yüzde 12'sinin daha önce başka bir AB ülkesinin vatandaşı olduğu, çoğunluğun ise üçüncü ülke vatandaşı ya da vatansız olduğu bildirildi.

AB vatandaşlığına geçenler arasında Fas (101 bin 300), Arnavutluk (67 bin 500), Hindistan (41 bin 700) ve Pakistan (32 bin 900) vatandaşları üst sıraları paylaşıyor. Faslıların yüzde 89'u İspanya, İtalya ve Fransa vatandaşlığına geçerken, Arnavutların yüzde 97'si İtalya ve Yunanistan vatandaşı oldu, Hintlilerin yüzde 60'ı ve Pakistanlıların da yüzde 51'i İngiltere vatandaşlığına geçti.

Türklerin Çoğu Alman Vatandaşı Oldu

Eurostat tarafından açıklanan verilere göre, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı 32 bin 800 kişiye AB vatandaşlığı verildi. Bu kişilerin yüzde 50'ye yakını Almanya vatandaşı olurken, yaklaşık yüzde 18'i Fransa, yüzde 9'a yakını da Hollanda vatandaşı oldu.

2016'da Fas, Arnavutluk, Hindistan, Pakistan, Türkiye, Romanya ve Ukrayna'dan vatandaşlık hakkı kazananlar, AB üyesi bir ülkenin vatandaşlığına geçenlerin yüzde 33'ünü oluşturuyor. AB vatandaşı olup da başka bir AB ülkesinin vatandaşlığına geçenler arasında Rumenler (29 bin 700) ve Polonyalılar (19 bin 800) listenin ilk iki sırasında yer alıyor.

Brexit'in Başvurulara Etkisi

İngiltere'nin AB'den ayrılma planlarının da birçok İngiliz'i diğer AB üyesi ülkelerin vatandaşlığını almak için başvurmaya yönelttiği tahmin ediliyor. Eurostat'ın verilerine göre, Brexit referandumunun yapıldığı 2016 yılında 6 bin 555 İngiltere vatandaşı, başka bir AB ülkesinin vatandaşlığına geçti. Bu, 2 bin 478 İngiliz'in başka bir AB ülkesinin vatandaşı olduğu 2015 yılına oranla yüzde 165'lik bir artış anlamına geliyor. Bu hakkı kazanan İngilizler, 2019 Martı için öngörülen Brexit'ten sonra da AB vatandaşlarının haklarına sahip olacak, örneğin dilediği AB ülkesinde yaşayıp çalışabilecek. Eurostat verilerini açıklayan sözcü, AB Komisyonu'nun İngilizler'e başka bir AB ülkesinin vatandaşlığına geçmeleri yönünde tavsiyede bulunup bulunmayacağına dair soruyu ise yanıtsız bıraktı.

Vatandaşlığa Geçiş Oranında Hırvatistan Birinci

Vatandaşlığa geçişlerin ülkede yaşayan yabancılara oranı sıralamasında, her 100 yabancıdan 9,7'sinin vatandaşlık hakkı kazandığı Hırvatistan ilk sırada bulunuyor. İsveç (7,9) ikinci, Portekiz (6,5) de üçüncü sırada. Listenin en sonunda ise her 100 yabancıdan 0,7'sinin vatandaşlığa geçtiği Avusturya, Letonya ve Slovakya yer alıyor.

(Deutsche Welle Türkçe, 9 Nisan 2018)

 

Hükümet Sözcüsü Bozdağ: 3 Ayda 27 Bin Afgan Göçmen Türkiye'ye Geldi

Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, yasa dışı yollardan Türkiye'ye gelen Afgan sayısının 2018'in ilk 3 ayında 27 bin olduğunu açıkladı. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Afganistan'dan gelen göçmenlerle ilgili, "Düzensiz göç sayısı oldukça yüksektir. Buraya yasadışı gelen göçmenlerle ilgili tedbir alacağız. Iğdır'da geçici geri gönderme merkezi kuracağız." ifadelerini kullandı. Bozdağ'ın Afgan göçmenlerle ilgili açıklamaları:

27 Bin Afgan Göçmen Türkiye’ye Giriş Yaptı

‘‘2018 yılının ilk 3 ayında İran'dan 27 bin Afgan göçmen Türkiye'ye giriş yaptı. Ayrıca tespit edilemeyen göçmenler de hesaba katıldığında sayı çok daha fazla oluyor. Düzensiz göç sayısı oldukça yüksektir. Buraya yasadışı gelen göçmenlerle ilgili tedbir alacağız. Bu göçmenlerle ilgi Iğdır'da geçici gönderme merkezi kuracağız.’’

(Haberler.com, 09 Nisan 2018)

 

Karkamış'ta Dönüş Mesaisi

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Fırat Kalkanı Harekatı ile teröristlerden temizlenen Cerablus'un dünyayla bağlantısını sağlayan Gaziantep'teki Karkamış Gümrük Kapısı'nın modernize edildiğini söyledi.  Kapının "A Sınıfı" ilan edilmesiyle ticari faaliyetlerin daha önce başladığını, Türkiye'den çıkış yönündeki tır yoğunluğunun azaltılması ve bölgedeki güvenlik riskleri sebebiyle kapının yeniden inşası ihtiyacının doğduğunu anlatan Tüfenkci, yenilenen kapının cuma günü düzenlenecek törenle resmen açılacağını belirtti. Cerablus bölgesinde Fırat Kalkanı Harekatı ile sağlanan güvenlik ve bölgenin acil insani yardım ihtiyaçları da göz önünde bulundurularak, Bakanlığın bütçe imkanlarıyla yaklaşık 15 bin metrekarelik alanda yeni gümrük kapısının inşa edildiğini dile getiren Tüfenkci, "Bu kapsamda, Karkamış Gümrük Kapısı'nda yaklaşık 15 dönüm alanda Tek Durak Sistemi'ne uygun 4 peron, 1 adet mobil X-ray, 2 adet bagaj X-ray, 3 adet dedektör köpeği (çay-tütün, patlayıcı, narkotik), 1 adet arama hangarı ve 2 adet yolcu salonuyla hizmet verilmeye başlandı." dedi.

"59 Bin 251 Suriyeli Ülkesine Gitti"

Tüfenkci, Fırat Kalkanı Harekatı sonrası yeniden hizmet verilmeye başlanılan kapıdan bugüne kadar gönüllü geri dönüş kapsamında 59 bin 251 Suriyelinin ülkesine gittiğini belirterek, "Karkamış Gümrük Kapımızdan 10 Kasım 2016'dan bugüne kadar 47 bin 76 ihracat tırı çıkışı, 46 bin 965 boş tır girişi olmak üzere toplam da 94 bin 41 tırın giriş-çıkış işlemi gerçekleştirildi." diye konuştu. Bakan Tüfenkci, gümrük kapılarının önemine dikkati çekerek, şunları kaydetti: "2023 yılında gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) 2 trilyon dolara, ihracatın 500 milyar dolara çıkarılması gibi makroekonomik hedeflere ek olarak, sınır güvenliğinin sağlanması, kaçakçılığın önlenmesi, ticaretin kolaylaştırılması, gümrük iş ve işlem sürelerinin kısaltılması gibi hedeflerimizin gerçekleştirilebilmesi için yeni gümrük kapılarının açılması, mevcut kapı ve tesislerimizin yenilenmesi hayati önem taşımaktadır."

(Anadolu Ajansı, 10 Nisan 2018)

 

Dünya Tekvando Federasyonundan Türkiye'ye Övgü

Türkiye Tekvando Federasyonunun sosyal sorumluluk kapsamında yürüttüğü projelere, Dünya Tekvando Federasyonundan (WT) övgü geldi. Türkiye Tekvando Federasyonundan yapılan açıklamaya göre, WT Başkanı Chungwon Choue, Tunus'un Hammamet kentinde Türkiye Tekvando Federasyonu Başkanı Metin Şahin ve dış ilişkiler sorumlusu Ali Sağırkaya ile görüştü. Türkiye Tekvando Federasyonunun Suriyeli sığınmacı çocuklar ve uyuşturucu bağımlısı gençler ile ilgili yürüttüğü projeleri yakından takip eden başkan Choue, son durum hakkında bilgi aldı. Federasyon başkanı Metin Şahin, yapılan çalışmalar dolayısıyla WT Başkanı Choue'nin kendilerine özel olarak teşekkür ettiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı: "Başkan Choue, bizimle özel olarak projelerimiz hakkında görüşmek istedi. Projeler hakkında bilgi alan Choue, yaptığımız hizmetlerden dolayı bizi tebrik etti. Sığınmacı çocukların daha çok spora katılmalarını sağlamak için gerekli her türlü çalışmanın devam edeceği konusunda fikir birliğine vardık. Uyuşturucu bağımlısı gençlerle ilgili yaptığımız sosyal çalışmalar konusunda da bilgi alan Choue, bu çalışmanın diğer ülkeler için de örnek bir çalışma olduğunu ve bize her türlü desteği vermeye hazır olduklarını beyan etti." Federasyonun, Kilis'in Öncüpınar Konteyner Kenti'nde yaklaşık 500 Suriyeli sığınmacı çocuğa 2 yılı aşkın süredir verdiği destek WT'nin de dikkatini çekmiş ve proje, WT İnsani Yardım Vakfı ile ortak olarak yürütülmeye başlanmıştı. Halen 500 civarında Suriyeli genç tekvandocu, savaşın acılarından uzaklaşmaya çalışıyor. Son olarak federasyonun uyuşturucu ile mücadele kapsamında 20 bağımlı gence Isparta'da sportif destek vermeye başlamasıyla uyuşturucu bağımlısı gençler spor desteğiyle zararlı alışkanlıklarından büyük oranda kurtulurken, projenin büyüyerek devam etmesi planlanıyor.

(Haberler.com, 9 Nisan 2018)

 

'Konvoy' Tartışmasının Odağındaki Göçmenler Meksika'da Bekletiliyor

Yüzlerce Orta Amerikalı, Amerika’ya doğru gelen bir konvoyun parçası olarak, Meksika’nın Oaxaca eyaletinde yasal durumlarıyla ilgili kararı bekliyor. Meksika’da kalabilecekler mi, yoksa ülkelerine geri mi gönderilecekler? Bununla ilgili işlemler devam ediyor. Konvoya katılanlar, amaçlarının şiddet ve ekonomik zorluklardan kaçan göçmenlerin durumu hakkında farkındalık yaratmak olduğunu söylüyor. Konvoy şu an Amerika sınırından binlerce kilometre uzakta olsa da sınırda güvenliği askerlerin sağlamasını isteyen Başkan Donald Trump’ın öfkesinin hedefi oldu.

Sayıca azalsalar da bin kişilik bir konvoy orta Amerika’dan kuzeye doğru yolculuklarına devam ediyor ve kendilerine kaçakçılar ve tehlikeli doğayla dolu yolculuklarında güvenli bir rota arıyor.

Honduraslı göçmen Nixon Gomez, “Şimdi biraz dinlenebileceğimiz ve uyuyabileceğimiz bir ortam var. Birgün sonraysa daha neler göreceğiz diye düşüneceğiz,” diyor.

Konvoylar her yıl yapılan bir etkinlik. Bu seneki en kalabalık haliyle 1500 göçmen, geçen hafta Guatemala-Meksika sınırını geçti. Bazıları mülteci olarak Meksika’da kalmayı planlıyor, diğerleriyse Amerika’ya geçmek niyetinde.

Ancak Meksikalı göçmenlik yetkilileri, BuzzFeed’e, grubu dağıtmayı ve bir kısmına vize teklif etmeyi planladıklarını açıkladı.

Meksika bu niyetine karşın, kendilerini “Sınır Tanımayan İnsanlar” olarak adlandıran grubu azarlamak için Twitter’ı kullanan Başkan Donald Trump’ın iki gün üst üste öfkesine hedef oldu. Başkan Trump, daha sonra yaptığı açıklamada da sınır güvenliğini sağlamak için bölgeye asker göndermeyi planladığını söyledi: “Sınır güvenliği konusunda çok kötü yasalarımız var ve bu konuda birşeyler yapmamız gerekiyor. Savunma Bakanı Mattis’le görüşüyorum. Askeri önlemler alacağız. Duvarı inşa edip gerçek güvenliği tesis edinceye kadar sınırda güvenliği askerlerle sağlayacağız. Bu büyük bir adım. Daha önce hiç yapılmadı, yani bu oranda büyük bir şekilde yapılmadı. Ama Meksika’yla da birşeyler yapacağız, bize uymak zorundalar. Aksi takdirde NAFTA anlaşmasından çekileceğim.”

Sınır Tanımayan İnsanlar Örgütü'nden Irineo Mujico, “Terörist olmadığımız halde öyleymişiz gibi, Amerika Başkanı tarafından, bu şekilde bir muameleye maruz bırakılmamız çok sorumsuzca bir tavır,” şeklinde konuşuyor.

Örgütün sözcüsü de Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada, grubun şiddetten uzak bir yaşam arayışı içinde olduğunu ve sığınma hakkı konusundaki farkındalığı arttırmak için onurlu bir çaba gösterdiğini söyledi.

Amerikan Sınır Güvenlik Devriyesi Başkanı Manuel Padilla, geçen ay Meksika’ya giriş yaptıklarından bu yana konvoydakilerin sayılarının azaldığını söylüyor: “Sınırdaki etkisi aynı olacak. Benim endişem, yasal olarak seyahat etmediklerine inandığım bu kişilerle doğru şekilde başa çıkılamazsa bunun, benzer niyeti olan insanları da harekete geçirmesi. Ve bunun da sınırımızdaki rakamları arttırması.”

Meksika hükümetinin grubu dağıtma planına karşın, Sınır Tanımayan İnsanlar grubu, konvoyun yoluna devam edeceğini ve yolculuklarını tamamlayacağını söylüyor.

(Amerikan’ın Sesi, 9 Nisan 2018)

 

 

http://www.turksam.org/tr/dis-basin-detay/1825-turksam-goc-gocmen-bulteni-10-nisan-2018
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 1539 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)