Dış Basın | 13 Haziran 2018

|

TÜRKSAM Göç / Göçmen Bülteni (13 Haziran 2018)



 

Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar...

 

Avrupa Birliği, Sınır Güvenliği ve Göç Bütçesini Artıracak

Avrupa Birliği (AB), gelecekteki bütçesinde sınır güvenliği ve göçmenlerle ilgili programlara 34,9 milyar euro kaynak aktarmaya hazırlanıyor. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, birliğin 2021-2027 bütçesinde sınır yönetimi ve göçmenlere yönelik programlar için ayrılan payın 34,9 milyar euroya çıkartılmasına yönelik teklifini açıkladı. Buna göre, AB, artan göç, hareketlilik ve güvenlik gibi öngörülemeyen zorluklara karşı esnek fonlama enstürmanları kuracak.AB, sınır yönetimine toplam 21,3 milyar euro kaynak tahsis edecek. Bunun 12 milyar eurosu AB'nin mevcut sınır yönetim kurumlarına aktarılacak. Bütçenin 9,3 milyar euroluk kısmıyla AB entegre sınır yönetimi için yeni bir fon kurulacak. Yeni sınır fonu, AB üyesi ülkelerin yeni gümrük kontrol ekipmanları alımlarının finansmanında, kriz durumlarında hızlı yanıt verilmesinde ve üye ülkelerin sınır güvenliğine ilişkin politikalarının desteklenmesinde kullanılacak. AB'nin iltica ve göç fonuna 10,4 milyar euro kaynak sağlanacak. Fon, üye ülkeleri, iltica, yasal göç, göçmen entegrasyonu, düzensiz göç ve geri dönüşler konularında destekleyecek. Diğer çeşitli harcamalarla birlikte AB'nin gelecekteki bütçesinde göç ve sınır yönetimine aktarılan kaynak mevcut 13 milyar avroluk seviyesinden 34,9 milyar euroya ulaşacak.AB Komisyonu'nun 2021-2027 dönemi bütçesine yönelik Çok Yıllı Mali Çerçeve'sinde gelirler 1 trilyon 135 milyar euro, harcamalar ise 1 trilyon 105 milyar euro olarak belirlenmişti.Uzun vadeli AB bütçesine ilişkin karar, AP'nin onayı ve üye ülkelerin AB Konseyi'ndeki oy birliği ile belirlenecek.AB bütçesinde yer alan harcama kalemlerine ilişkin ödeneklerin yıllık tavanını önceden belirleyen Çok Yıllı Mali Çerçeve, bütçe disiplini ve kaynakların AB'nin politika öncelikleri doğrultusunda ve etkin şekilde dağılımını sağlamayı amaçlıyor. Yaklaşık 1 trilyon euroluk AB'nin mevcut mali çerçevesi, 2014-2020 dönemini kapsıyor. AB bütçesinde gelir kalemleri, büyük ölçüde üye ülkeler tarafından sağlanan kaynaklardan sağlanıyor. Bütçenin harcamalar kısmı tarım, ekonomik ve yapısal fonlar, araştırma, eğitim, dış ilişkiler, genişleme ve idari giderlerden oluşuyor. AB bütçesinin denetimini ise merkezi Lüksemburg'da bulunan AB Sayıştayı yapıyor.

(TRT Haber, 13 Haziran 2018)

 

Merkel ve Kurz, 'Avrupa'ya Yasadışı Göçü Görüştü

Almanya Başbakanı Angela Merkel, yasa dışı göçün Avrupa'ya ağır zarar verecek potansiyele sahip olduğunu söyledi. Merkel, başkent Berlin'de Avusturyalı mevkidaşı Sebastian Kurz ile yaptığı görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında, Avusturya'nın 1 Temmuz'dan itibaren AB dönem başkanlığını üstleneceğini anımsatarak, dönem başkanlığının başarılı geçmesi için Avusturya'ya destek vereceklerini belirtti. "Küresel duruma bakıldığında Avrupa'nın zor bir durumda olduğu konusunda hemfikiriz" diyen Merkel, bundan dolayı Avrupa'nın birlik içinde güçlü olması gerektiğini ifade etti. Dış politikada ve yasa dışı göç konusunda birlikte hareket edilmesini isteyen Merkel, "Yasa dışı göç konusuna Avrupa'da birlikte cevap vermemiz gerekiyor. Bu çok önemli. Ben bu konunun Avrupa'ya ağır zarar verecek potansiyel sahip olduğuna inanıyorum.” Değerlendirmesinde bulundu.

'Dış Sınırların Korunması Merkezi Bir Konu'

Merkel, yasa dışı göçe karşı AB'nin dış sınırlarının korunmasının merkezi bir konu olduğunu vurguladı. Kalıcı çözümler konusunda Avrupa'da kurallara bağlı kalınması gerektiğini ifade eden Merkel, sığınmacılar konusunda AB ile Türkiye arasındaki mutabakattan dolayı Avrupa'ya ulaşan sığınmacıların azaldığını, bundan dolayı AB ülkelerinin tek başına değil birlikte hareket etmeleri gerektiğini kaydetti.

'Bilinçli Bir Şekilde Güvenlik Konusuna Odaklanıyoruz'

Avusturya Başbakanı Kurz da jeopolitik duruma bakıldığında, 1 Temmuz'dan itibaren üstlenecekleri AB Dönem Başkanlığının kolay bir görev olmayacağını söyledi. Avusturya'nın dönem başkanlığında ağırlık konusunu belirlediklerini ifade eden Kurz, "Biz bilinçli bir şekilde güvenlik konusuna odaklanıyoruz" dedi. Güvenliğin sağlanması için Avrupa'da güvenlik ve savunma politikalarında iş birliğine gidilmesi gerektiğini ifade eden Kurz, "İç güvenliği sağlamak için göç konusunun çözümüne ihtiyaç var" diye konuştu. Avusturya olarak yasa dışı göç akınını durdurmayı hedeflediklerini söyleyen Kurz, bu konunun ülkesinin dönem başkanlığında yapılacak AB liderler zirvesinde ele alınacağını ifade etti. AB'nin dış sınırlarının korunması gerektiğini vurgulayan Kurz, Avrupa sınır koruma ajansı Frontex'i daha fazla destekleyerek güçlendireceklerini kaydetti.

(Sputnik Türkiye, 12 Haziran 2018)

 

Sığınmacı Karşıtı Macaristan ve Slovakya'dan İtalya'ya Destek

Macaristan Başbakanı Orban ve Slovakya Başbakanı Pellegrini, 629 sığınmacının bulunduğu geminin limanlarına yanaşmasına izin vermeyen İtalya'ya destek verdi. Sığınmacılara karşı sert tutumlarıyla bilinen Macaristan Başbakanı Viktor Orban ve Slovakya Başbakanı Peter Pellegrini, 629 sığınmacının bulunduğu Aquarius gemisinin limanlarına yanaşmasına izin vermeyen İtalya'ya destek verdi. Başbakan Orban, resmi ziyaret kapsamında ülkesinde bulunan Slovakya Başbakanı Peter Pellegrini ile Ulusal Meclis binasında görüştü. İkili daha sonra ortak basın toplantısı düzenledi. İtalya'nın yeni başbakanının, sığınmacıları taşıyan gemileri kabul etmemesi kararının olumlu bir gelişme olduğunu iddia eden Orban, yıllarca deniz sınırlarını korumanın imkansız olduğunun iddia edildiğini ve bunun insanların moralini bozduğunu söyledi. İtalya hükümetini her konuda desteklediklerini açıklayan Orban, ''İtalya'da deniz sınırlarının korunması konusunda eksik olan istek şimdi geri geldi. Bu tüm Avrupa göç siyasetinde değişim getirebilir.'' dedi. Slovakya Başbakanı Pellegrini ise suya ayak basan herkesin kurtarılıp otomatik olarak Avrupa'ya taşınmasına karşı çıktığını ve yasa dışı bir şekilde deniz üzerinden Avrupa'ya gelmek isteyenlerle ilgili karar verilmesi gerektiğini savundu. Pellegrini, ''İtalya'nın verdiği cevap sadece başlangıç. Dış sınırların korunması güçlendirilmeli.'' diye konuştu. Pellegrini, Polonya, Çekya, Macaristan ve Slovakya'nın oluşturduğu Vişegrad Grubu Ülkelerinin (V4) yakın zaman dönem başkanlığını ülkesinin üstleneceğini hatırlattı ve bu dönemde önceliğin göç konusuna verileceğini kaydetti. İtalya, 629 sığınmacıyı taşıyan "Aquarius" adlı geminin limanlarına yanaşmasına izin vermemişti.

Macaristan'ın Sığınmacılara Karşı Aldığı Önlemler

Macaristan, sığınmacılara karşı alınan önlemler kapsamında Vişegrad Grubu'ndaki ortakları Çekya, Polonya ve Slovakya'nın desteğiyle sınırlarına asker ve polis takviyesi yapmıştı. Macaristan, sığınmacı akınını durdurmak amacıyla Sırbistan ve Hırvatistan sınırlarına dikenli tel örgü çekmiş, sınır bölgelerinde olağanüstü hal ilan ederek yasa dışı geçişler için uygulanan cezaları artırmıştı. Parlamentoda geçen yıl kabul edilen yasayla aralarında çocukların da olduğu sığınmacıların, iltica başvurusu süresince sınırda oluşturulacak kamplarda tutulması zorunlu kılınmış, ülke genelinde yakalanan sığınmacıların da tel örgülerle çevrili sınırdan Macaristan dışına çıkarılacağı duyurulmuştu. Sivil toplum kuruluşları ise Macar güvenlik güçlerini, ülkeye girmeye çalışan sığınmacılara şiddet uygulayarak Sırbistan'a geri göndermekle suçluyor. AB'nin sığınmacı krizine çözüm olarak sunduğu kota sistemi kapsamında bin 294 mülteciyi kabul etmesi öngörülen Macaristan, bu plana da şiddetle karşı çıkıyor.

(Anadolu Ajansı, 12 Haziran 2018)

 

Fransa'dan İspanya'nın Kararına Destek

Fransa Başbakanı Edouard Philippe, İspanya'nın sığınmacıların olduğu gemiyi kabul etme kararını desteklediklerini açıkladı. Fransa Başbakanı Edouard Philippe, Akdeniz'de kaderlerine terk edilen sığınmacıların bulunduğu geminin İtalya'nın sorumluluğunda olduğuna işaret ederek İspanya'nın gemiyi kabul etme kararını desteklediklerini belirtti. Philippe, Fransa Ulusal Meclisinde milletvekillerin sorularını yanıtladı. Philippe, konuyla ilgili bir soru üzerine, Aquarius gemisini kabul etmenin İtalya'nın sorumluluğunda olduğunu kaydederek "Açıkça söylemek gerekir, İtalya, İtalya hükümeti, uluslararası yükümlülüklere riayet etmemeyi seçti. Uluslararası yükümlülükler gereği bunu reddetme hakkı yoktur." dedi. İspanya'nın Aquarius gemisini kabul etmeye hazır olduğunu açıkladığını hatırlatan Philippe, "Biz bundan memnunuz ve tabii ki İspanya yönetimine gemideki sığınmacıların kabulü, durumun analiz edilmesi ve sığınmacı statüsü kazanmaları için gerekli işlemlerde destek vermeye hazırız." diye konuştu. Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian da konu hakkında üç prensibe işaret ederek bunlardan ilkinin insani prensipler olduğunu ve sığınmacıları asla kaderlerine terk etmeyeceklerini söyledi. İkinci prensibin ise Başbakan Philippe'in değindiği uluslararası yükümlülükler olduğunu belirten Le Drian, "Uluslararası yasalara göre, geminin en yakın ve en güvenli liman olan İtalya tarafından kabul edilmesi gerekir." dedi. Le Drian, son prensibin ise pragmatik yaklaşım olduğunu, İspanya'nın, Valencia limanında gemiyi kabul etme kararını duyurduğunu ve bunu memnuniyetle karşıladıklarını kaydetti. Bu arada, sığınmacıların kabulü konusunda Fransa yönetimine tepki gösteren ve Korsika limanlarının Aquarius gemisini kabul etmeye hazır olduğunu açıklayan Korsikalı yöneticilere bölge valisinden olumsuz yanıt geldi. Korsika Bölge Valisi Josiane Chevalier, bu konuda kararın Fransa devletine ait olduğunu belirtti. Korsika Meclisi Başkanı Jean-Guy Talamoni, bu sabah yaptığı açıklamada, durumun çok acil olduğunu ve derhal müdahalede bulunulması gerektiğini kaydederek "Bastia veya Ajaccio limanları gemiyi kabul edebilir, şimdilik tek endişemiz teknik konular. Vali ile telefonda görüştüm. Yanıt bekliyorum." ifadelerini kullanmıştı.

(Anadolu Ajansı, 12 Haziran 2018)

 

İtalya, Fransız Büyükelçiyi Dışişlerine Çağırdı!

İtalya Dışişleri Bakanlığı, Fransa'nın İtalya büyükelçisini çağırarak, İtalya'nın göçmen politikası konusunda komşu ülkenin sert eleştirilerine yanıt verdi. İtalya’da Başkanlıkça hafta sonu kurtarılan 629 kaçak göçmeni taşıyan sivil toplum kuruluşu SOS Mediterranee'nin gemisine limana geliş izni vermemesini eleştiren Fransa’ya "İtalya, göç meselelerinde her zaman sırtını dönmeyi tercih etmiş ülkelerden riyakar dersler almayı kabul edemez." yanıtı verilmiş, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İtalya'nın göçmenlerin bulunduğu gemiye limanlara geliş izni vermemesinin ardından, bu davranışı "gülünç ve sorumsuzluk örneği" şeklinde tanımlamıştı. İtalya Dışişleri Bakanlığı, Fransa'nın İtalya büyükelçisini çağırarak, İtalya'nın göçmen politikası konusunda komşu ülkenin sert eleştirilerine yanıt verdi.

(Haber Türk, 13 Haziran 2018)

 

İtalya'dan AB'ye Göçmen Krizi İçin 'Somut Yardım' Çağrısı

İtalya İçişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Salvini, AB'nin göçmen kriziyle baş edilebilmesi için İtalya'ya para vermek yerine "somut yardım" sağlaması gerektiğini söyledi. İtalya İçişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, Avrupa Birliği'ne (AB) İtalya'ya para değil "yeniden yerleştirme konusunda somut yardım" sağlamaları çağrısında bulundu. İtalyan ANSA ajansının haberine göre, koalisyon hükümetinin ortaklarından aşırı sağcı Lig partisinin de lideri olan Salvini, Avrupa'nın göçmen kriziyle baş edilebilmesi için İtalya'ya para vermek yerine "somut yardım" sağlaması gerektiğini söyledi. Salvini, "Avrupa'dan para istemiyoruz. Sadece kağıt üzerinde bulunan ama yürürlükte olmayan binlerce yeniden yerleştirmeyle ilgili somut yardım istiyoruz." ifadesini kullandı. Göç konusunda kaynak ülkeden gelişleri azaltmak gerektiğine dikkati çeken Salvini, Kuzey Afrika'nın ise "kabul merkezi" görevi görmesi ve "gerçek sığınmacılarla sahtelerini ayırması" gerektiğini savundu. İtalya, hafta sonu kurtarılan 629 kaçak göçmeni taşıyan sivil toplum kuruluşu SOS Mediterranee'nin Acquarius isimli gemisine limanlarına geliş izni vermemişti.

Avrupa'nın göçmen krizi konusunda kendisini yalnız bıraktığını savunan İtalya'nın bu davranışı, Avrupa ülkelerinden büyük tepki ve eleştiri toplamıştı. Daha sonra İspanya, geminin Valencia Limanı'na gelebileceğini duyurmuştu.

(Anadolu Ajansı, 12 Haziran 2018)

 

Müfettişler Teksas’taki Çocuk Göçmen Sığınaklarında 150 Sağlık İhlali Tespit Etti

Yetkililer tarafından, yakın tarihte yapılan bir açıklamaya göre, Teksas’ta göçmen olan ABD’ye yasadışı yollardan giren çocukların, ailelerinden ayrıldıktan ve gözaltına alındıktan sonra yerleştirildikleri bir düzine barınakta 150'den fazla sağlık ihlalinin bulunduğunu tespit edilmiştir. İlk olarak The Houston Chronicle gazetesi tarafından bildirilen bulgular, iki yıl boyunca ihlallerin sürdüğünü gösteriyor. Bunların, denetim eksikliği, zamanında tıbbi bakımın olmayışı ve çocuklara verilen ilaçlardan kaynaklı olduğu dikkat çekiyor. Geçtiğimiz ay 2.600 çocuğun bulunduğu, ABD Mülteci Yeniden Yerleştirme Görevlisi (US Officer of Refugee Resettlement - ORR) tarafından kiralanan ve Teksas'ta açılan 35 barınaktan 16'sını işleten özel bir müteahhit olan Southwest Key Programları tarafından işletilmektedir. Konu ile ilgili bir yetkili, medyaya bu ihlallerin müfettişler tarafından gözden geçirildiğini ve genel standartların yüzde 1'inden daha azını oluşturduğunu söyledi. Bunların yanı sıra, çocukların gözaltına alınması konusu, ABD'nin göçmen çocuklara nasıl davrandığı konusundaki endişelere yol açtığı düşüncesi, gittikçe tartışmalı bir konu haline geldi. Çocukları sınırdan ailelerinden alma durumu, Başsavcı Jeff Sessions tarafından, gelecekteki göçmenlerin çocuklarıyla birlikte sınırı geçmeye teşebbüs etme girişiminden vazgeçecekleri düşüncesi vurgulanmıştır. Ayrılıklardaki artış, geçen ay uygulanan ve bu tür davaların kovuşturulmasını isteyen bir politikanın sonucu gibi görünüyor. Göçmenlik ve sivil haklar savunucuları bu uygulamayı insanlık dışı olarak adlandırmış olsa da, Trump yönetimi önlemlerin alınması gerektiğini söyleyen Texas Senatörü Ted Cruz tarafından desteklenmiştir. Bunun yanında, Demokratlar, ABD-Meksika sınırına gelen ailelere göçü ayrımını engelleyecek bir yasa koymuşlardır.

(Independent, 13 Haziran 2018)

 

Levy: Toronto İçin Önümüzdeki Aşama Sığınma Kampları

Hokey arenası, oteller ve evsiz mültecileri barındırmak için 7 milyon dolarlık bina satın almanın ardından, Toronto'nun sığınak yetkilileri daha parlak bir fikir ortaya attılar. Bunlardan biri, 10 milyon dolara mal olacak ve açık şehir mülkleri üzerine inşa edilmiş prefabrik yapılardan oluşacak. Bu fikir ve 2020 yılına kadar 13 yeni lokasyonda (ilave 951 yedek yatak) 1.000 yatak daha eklemeye yönelik plan çarşamba günü şehrin topluluk hizmetleri komitesinde tartışılacak. Toronto'da dört mülteci kampı olacak - iki tanesi Toronto'nun merkezinde, biri batıda, diğeri de şehrin doğu ucunda. Adresler henüz kamuya açıklanmamış olsa da, bu türden bir mülteci kampının Konsey'de olacağını doğrulayabilirim. John Campbell’ın Etobicoke koğuşu, diğeri ise Scarborough’daki Glenn De Baeremaeker. Barınak sözcüsü Patricia Anderson'a göre, yerler, şehir arazisinin mevcudiyeti ve sosyal hizmetlere olan yakınlıkları temelinde seçilmiştir. Fikir, birkaç medyanın dikkat çektiği il seçiminden önceki gün, geçen hafta ortaya çıktı. Belediye Başkanı John Tory ve şehrin sığınak yetkililerinin, kendi krizlerini kısmen kendi başlarına idare etme girişimi şehirdeki mültecilerin akını ile nasıl başa çıkılacağı konusunda çok az ipucu var. Bu düşük yapılı sitelerin herhangi birinin çevredeki mahallelerde ne kadar etkili olduğunu bir kenara bırakalım, Davenport Rd'daki barınaklardaki kanunsuzluk hikayelerini duymaktan bıkıyoruz. 21 Park Rd., Dundas ve Victoria'nın güvenli enjeksiyon bölgesinden hiç bahsetmiyoruz ve politikacılarımız ne yazık ki bir şey yapmadılar.

Toplum Hizmetleri Komitesi Başkanı James Pasternak, geçtiğimiz hafta yapının örneklerinin incelendiğini ve bunun komite ya da konsey tarafından herhangi bir karar bağlanmadan yapılmasının endişe yarattığını söyledi. “Tek kaynaklı bir anlaşma yaptılar ve konseyi onaylamadan yaptılar” dedi. Geçen haftaki turneye katılan Campbell, şehir görevlilerinin kesinlikle onunla görüşmediklerini söyledi. Ancak geçici kısa süreli konaklama olduğu sürece sığınmacıları kabul edeceğini de belirtti.

(Toronto Sun, 12 Haziran 2018)

 

Trump Göçmen Çocuklar İçin Çadır Şehirleri İstiyor

Trump yönetimi, Teksas'taki askeri karakollarda bulunan “çadır şehirlerde” binlerce göçmen çocuğun barındığını bildirdi. McClatchy'e göre, Sağlık ve İnsan Hizmetleri Dairesi (The Department of Health and Human Service - HHS), El Paso yakınlarındaki Fort Bliss'i ziyaret edecek ve yönetimin 1.000 ila 5.000 refakatsiz çocuğa ev sahipliği yaptığı araziyi denetleyecektir. HHS, Fort Bliss’i geçici bir barınak olarak değerlendirdi, Taylor County'deki Dyess Hava Kuvvetleri Üssü ve San Angelo yakınlarındaki Goodfellow Hava Kuvvetleri Üssü gibi bölgelerde koşullar açısından tarandı. McClatchy'e göre, şu anda yüzde 95 dolu olan HHS barınaklarında 10.000'den fazla göçmen çocuk tutuluyor. Honduras, El Salvador ve Guatemala'da şiddet olaylarından kaçan büyük göçler 2014'te başlamıştı. Obama yönetimi de çocukları gözaltına almıştı ancak bazıları ailelerine geri bırakıldı. Başsavcı Vekili Rod Rosenstein, çocukların aile üyelerine bırakılmasının göç davaları için uygun olmadığını iddia ederek Trump yönetiminin “sıfır hoşgörü” politikasını savundu. “Sıfır hoşgörü” politikası aileler sınırı yasadışı yollardan geçtikten sonra çocuklarını onlardan ayırır.

 (New York Post, 12 Haziran 2018)

 

Yoksulluk Suriyeli Mülteci Çocukları Çalışmaya Zorladı

13 yaşındaki Mounir, neredeyse onları öldürecek olan roket saldırısından kurtulduktan sonra ailesiyle birlikte Suriye’den Lübnan’a kaçtığında güvende olacağını düşündü. Aslında, tehlikenin cinsi değişmişti; sözlü ve cinsel taciz. Babası sağlık nedenleriyle çalışamayan Mounir, ailesi için çalışmak zorundaydı ve Trablus kentinde şekerleme satıyordu. Onun saat 23.00’a kadar sokaklarda dışarıda kalmasına neden olan bu iş, günde 12.000 Lübnan poundu yani 8 dolar kazanmasını sağlıyor. Gerçek ismi verilmeyen Monuir “İnsanlar çok düşmanca, beni Suriye köpeği veya başka şeyler ile adlandırıyorlardı. Çok aşağılayıcıydı, gerçekten incindim, bazen sadece oturup ağlıyorum” dedi. Yardım grupları, Lübnan'da yaşayan ve ülke nüfusunun yaklaşık dörtte biri olan yaklaşık 1 milyon mülteci arasında Mounir gibi bir sürü yoksullukla mücadele eden Suriyeli çocuğun çalıştıklarını söylüyor. Birleşmiş Milletler ve yardım kuruluşları, Suriyeli mültecilere ve ev sahibi topluluklara yapılan finansman yardımı konusunda "kritik bir uçurum" olduğunu ve yaşamsal hizmetlerde kesintilere yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu. Küresel olarak, çatışma ve iklime bağlı felaket, daha fazla çocuğu tarımda çalışmaya itti. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'ne (FAO) göre bu, çocuk işçiliğinin yüzde 71'ini oluşturuyor.

(VOA News, 12 Haziran 2018)

 

Göç, AB Politikacıları İçin Bir Savaş Alanı

Altı yüz kadar göçmenin akıbeti, Akdeniz’de mahsur kalan Aquaris gemisi Avrupa’yı bir ruh arayışına zorladı. Strazburg genel kurulunda bir araya geldiklerinde, milletvekilleri için savaş alanı oldu. Belçika Liberal Milletvekili Guy Verhofstadt, "Avrupa Konseyi göç konusunda ne zaman karar ve sorumluluk alacak?" diye sordu. Eski İtalyan Entegrasyon Bakanı, şimdi Sosyalist Milletvekili olan Cecile Kyenge, AB üyelerini İspanya'ya adım atmaya ve yardım etmeye çağırıyor. Kyenge, Euronews’e verdiği demeçte “İspanya göçmenleri sıcak karşılamaya karar verdi. Diğer üye devletler farklı ülkeler arasında gerçekten bir dayanışma olduğunu göstermeli. Göçmenler diğer üye ülkelere yeniden yerleştirilmelidir" dedi. Belçikalı milletvekili Philippe Lamberts, değerlendirmesinde "Göç konusunda Avrupa’da bir dayanışma yok. Avrupa Birliği olarak 160 bin sığınmacıya yeniden yerleştirmeye karar verdik" dedi. Brüksel sınır savunmasını milyarlar harcayarak artırıyor ve aynı zamanda kaçakçılık çeteleriyle uğraşıyor. Ancak, Avrupa'ya gelen göçmen akınını kontrol etmek için tek başına paranın yeterli olmadığı ortada.

(Euro News, 12 Haziran 2018)

 

Samsun’da Yaşayan Mültecilere Türkçe Kursu Verilecek

Samsun İl Milli Eğitim Müdürlüğünce yürütülen "Mültecilere Sosyal Sorumluluk Projesi" kapsamında, mülteci vatandaşlara Türkçe dil becerilerini geliştirmelerine yönelik kurs verilecek. Samsun İl Milli Eğitim Müdürlüğünce yürütülen “Mültecilere Sosyal Sorumluluk Projesi” kapsamında, mülteci vatandaşlara Türkçe dil becerilerini geliştirmelerine yönelik kurs verilecek. Samsun’da “Mültecilere Sosyal Uyum Projesi” kapsamında, İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından “Düş Bahçesi Projesi” tanıtım toplantısı düzenlendi. Samsun’da bir otelde düzenlenen programda, Samsun İl Milli Eğitim Müdürlüğünce hazırlanan “Düş Bahçesi Projesi” tanıtım ve açılış toplantısı gerçekleştirildi. Birleşmiş Milletler tanıtım ve mülteci videosu gösterisi ile başlayan program daha sonra ise, bu yıl Mart ayında hazırlanan Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından mayıs ayında onay alan projenin tanıtımı ile devam etti. Açılış programında konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Coşkun Esen, “Bugün burada Samsun Milli Eğitim Müdürlüğü olarak çok önemli bir projenin tanıtımını yapıyoruz. Bundan dolayı memnuniyetimi ve mutluluğumu ifade etmek istiyorum. Hiç bir insan çok önemli bir zorunluluk olmadığı sürece doğduğu ve büyüdüğü vatanından ayrılmak ve göç etmek istemez. 21. yüzyılı yaşadığımız bu bilgi ve bilişim çağında hemen yanı başımızda bulunan Suriye’den ülkemize gerçekleşen göç dalgasına adeta Türkiye dışında tüm dünya seyirci kaldı. Bu bizim sorumluluklarımızı bir kat daha artırıyor. Biz de ‘Düş Bahçesi’ adını verdiğimiz bu proje ile ülkemizde misafir ettiğimiz insanların hem kendilerine, hem de çocuklarına eğitim noktasında üzerimize düşeni yapmak istiyoruz. Amacımız kendi öğrencimize sunduğumuz hizmetin aynısını bu öğrencilerimize de sunmaktır" dedi.

Proje kapsamında Suriye, Irak, Afgan ve İran uyruklular dâhil olmak üzere her bir mülteci öğrenci ve ebeveyni, ev sahibi toplumdan bir öğrenci ve ebeveyni ile eşleştirilecek. Bu 'Kardeş akran ve aile destek ve eşleşme ağı' ile mültecilere Türkçe dil becerilerini geliştirmelerine yönelik kurslar, her iki topluma yönelik bilinçlendirme toplantıları organize edilecek. Aynı zamanda ortak sosyal ve kültürel faaliyetler düzenlenerek karşılıklı farkındalıkların artırılması ve iki topluluk arasında sosyal anlamda uyumun daha pozitif bir noktaya getirilmesi sağlanacak. Tüm seçim, eşleştirme, akran faaliyetleri, Samsun İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve her okuldan seçilen sorumlu öğretmenler tarafından yürütülecek. Düzenlenen tanıtım toplantısına Samsun Valisi Osman Kaymak, Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği Türkiye Ofisi Temsilcisi Jean Marie Garelli, Vali Yardımcısı Recep Yüksel, Atakum Kaymakamı Namık Kemal Nazlı, il ve ilçe eğitim yöneticileri, öğretmenler, okullarda eğitim gören mülteci çocuklar ile aileleri, yerel öğrenciler ve aileleri katıldı.

(Haber Türk, 12 Haziran 2018)

 

Suriyeli Mültecilere Psikolojik Destek Verilecek

İstanbul Bilgi Üniversitesi ile Birleşmiş Millet Nüfus Fonu (UNFPA) arasında Suriyeli mülteci nüfusu için toplum temelli ruh sağlığı yaklaşımlarının uygulanması ve var olan ruh sağlığı hizmetlerin kapasitesinin iyileştirilmesi amacıyla yeni bir iş birliği anlaşması imzalandı. Bu kapsamda araştırma ekibi, hem mültecilerin yaşadığı ruhsal sorunlara çare arayacak hem de meslektaşlarıyla bilgi alışverişinde bulunup eğitim seminerleri düzenleyecek. Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği’nin (BMMYK) Şubat 2018 tarihli verilerine göre dünya üzerinde 5 milyonun üzerinde kayıtlı Suriyeli mülteci bulunuyor. 3.5 milyon Suriyeli mülteci Türkiye’de, kalan mülteciler de başta Mısır ve Lübnan gibi Arap ülkeleri olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşıyor. Capacity Building for Refugee Mental Health (CARE) Projesi adıyla hayata geçirilen projenin yürütücülüğünü, İstanbul Bilgi Üniversitesi Travma ve Afet Çalışmaları Uygulamalı Ruh Sağlığı Yüksek Lisans Program Direktörü Prof. Dr. A. Tamer Aker gerçekleştiriyor. Proje ile iç savaşın neden olduğu travmaların izleri silinecek. Projede toplam 6 profesör, 2 doçent, 2 doktora öğrencisi ve 20 akademisyen yer alıyor. Bugüne kadar 1999 Marmara depremi, terör saldırıları gibi travmatik olaylar ve afetler sonrasında psikososyal çalışmalar, kapasite geliştirme etkinlikleri ve eğitim çalışmaları yapan ekip, Suriyeli göçmenler için de benzer çalışmalar yürütüyor. Araştırma ekibi, hem mültecilerin yaşadığı ruhsal sorunlara çare arayacak hem de meslektaşlarıyla bilgi alışverişinde bulunup eğitim seminerleri düzenleyecek. Desteğe ihtiyaç duyan mülteciler kamuya bağlı merkezler, göçmen sağlığı merkezleri, ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarından ücretsiz destek alabilecek, tercüman dahil birçok ihtiyacı ruh sağlığı uzmanları tarafından karşılanacak. Suriyeliler ruh sağlığı hizmetlerinden yararlanmakta güçlük çekiyor. Projenin yürütücüsü İstanbul Bilgi Üniversitesi Travma ve Afet Çalışmaları Uygulamalı Ruh Sağlığı Yüksek Lisans Program Direktörü Prof. Dr. A. Tamer Aker, projeyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Suriye’den gelen sığınmacıların birçoğu ruh sağlığı hizmetlerinden yararlanmakta güçlük çekiyor. Bu amaçla proje kapsamında Türkiye genelinde belirli derneklerde Suriyeli sığınmacılar ile doğrudan çalışan psikologlara, sosyal çalışmacılara, hekimlere, hemşirelere ve ebelere yönelik toplum tabanlı müdahaleler ile psikososyal destek vermek istiyoruz. Ayrıca merkezlerde çalışan Türkiyeli ve Suriyeli ruh sağlığı çalışanlarının psikososyal müdahale becerilerini geliştirmelerine katkı sağlamayı hedefliyoruz” dedi.

(İhlas Haber Ajansı, 12 Haziran 2018)

 

"Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü"

"12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü" kapsamında 200 Suriyeli çocuk Boğaz turuna çıktı. Kızılay Sultanbeyli Toplum Merkezi, Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Vakfı işbirliği ile çocuk işçiliği hakkında toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla etkinlik düzenlendi. Etkinlik hakkında AA muhabirine bilgi veren Kızılay Sultanbeyli Toplum Merkezi Koruma Programı Sorumlusu Arif Muştu, "Türk Kızılayı Sultanbeyli Toplum Merkezi ve Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Vakfı işbirliği ile, bugün bir farkındalık etkinliği düzenlemek istedik. Çocukların temel haklarına ulaşmasını destekliyor, onların bu yaşlarında ait oldukları yerlerin iş yerleri değil, okullar olduğunu savunuyoruz." diye konuştu.

Muştu, proje kapsamında İstanbul genelinde 700 Suriyeli sığınmacı çocuğun aileleriyle görüşmeler gerçekleştirilerek, çocukların çalışma ortamından alınarak okula kaydettirilmelerinin sağlandığını söyledi. Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Duman ise İstanbul'da 4 ilçede uzmanlar aracılığıyla sığınmacı ailelere psikolojik ve hukuki destek verdiklerini dile getirdi. Etkinlik kapsamında, teknenin iki yanına “Yarınımız için, çocuklar işe değil okula” ve “İş arkadaşı değil okul arkadaşı istiyoruz” yazılı pankartlar asıldı. 2 saatlik gezide çocuklar İstanbul Boğazı'nın güzelliklerini seyrederken, etkinlik, Resul Aydemir konseriyle son buldu.

(Haber Türk, 12 Haziran 2018)

 

Vali Ustaoğlu, Suriyeli Sığınmacılarla İftarda Buluştu

Bitlis Valiliği, Tatvan Kaymakamlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü tarafından, Suriyeli sığınmacılara iftar yemeği verildi. Tatvan'da bir lokantada verilen iftar programına, Bitlis Valisi İsmail Ustaoğlu, Tatvan Kaymakamı Mehmet Ali Özkan, Aile ve Sosyal Politikalar Müdür Vekili İsmettulah Altun ile Suriyeli 150 sığınmacı katıldı. Vali Ustaoğlu, iftar yemeğine katılan sığınmacılarla tek tek görüşerek sohbet etti.  Vali Ustaoğlu, Suriye'nin tüm dünyanın kanayan yarası olduğunu belirterek," 6,5 milyon insan yerinden, yurdundan edildi. Türkiye, tüm dünya'ya örnek olarak, Suriyeli kardeşlerimizi ağırlayarak sahip çıktı. Bizler de, ilimiz ve ilçelerimize gelen Suriyeli kardeşlerimizi iftarda ağırladık. Kendileri çok mutlu oldular." dedi.

(CNN Türk, 12 Haziran 2018)

 

TİKA'dan Uganda'daki Mültecilere Gıda Yardımı

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Uganda'da bin mülteci aileye gıda yardımında bulundu. TİKA'dan yapılan açıklamaya göre, Başkanlık, Uganda'nın kuzeyinde bulunan "Bidi Bidi Mülteci" kampında düzenlenen ramazan programı kapsamında bin aileye gıda paketi dağıttı. Uganda Başmüftüsü Şaban Ramazan Mubaje, programda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin Uganda'daki Müslümanlara yönelik yardımlarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Türk halkına teşekkür eden Mubaje, iki ülke arası dostluk bağlarının giderek güçlendiğini kaydetti. TİKA Koordinatörü Hakan Seçilmiş de TİKA Kampala Program Koordinasyon Ofisinin yeni kurulduğunu anımsattı. Seçilmiş, ramazan ayında gerçekleşen yardım organizasyonunun Bidi Bidi kampındaki Müslümanlara yönelik olmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti. Başkanlık tarafından düzenlenen gıda dağıtımı programına Yumbe Müftüsü Şeyh Alhayi Şuayip Swaibu Ajiga da katıldı. Uganda'nın kuzeyinde yer alan Bidi Bidi mülteci kampında, özellikle Güney Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki iç savaş ve terörden kaçan aileler barınıyor.

(Haber Türk, 12 Haziran 2018)

 

Suriyelilerin Vatanlarına Dönüşü Hızlandı

Esenyurt’ta yaşayan Suriyeliler, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suriye’de gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla güvenli hale gelen vatanlarına geri dönüyor. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Özgür Suriye Ordusu ile birlikte Suriye’de gerçekleştirdiği Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarının ardından bölgenin güvenli hale gelmesi, Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin ülkelerine dönme isteğini artırdı. Esenyurt Belediyesi’nin organizasyonu ile ülkelerine kesin dönüş yapan 25 kişilik Suriyeli grubu daha memleketlerine uğurlandı. Ramazan Bayramı’nı vatanlarında karşılayacak olmanın heyecanıyla Esenyurt Belediyesi’ne ait otobüse binen Suriyeliler, ülkelerine dönmek üzere Kilis Öncüpınar Sınır Kapısı’na doğru yola çıktı. Esenyurt’tan yola çıkan 10’uncu kafileyi bizzat uğurlayan Esenyurt Belediye Başkanı Ali Murat Alatape, ailelere ve çocuklara çeşitli hediyeler verdi. Başkan Alatepe, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Cerablus ve Afrin’i güvenli hale getirdiğini belirterek, “İlçemizde bulunan ve önceden giden Suriyelilerin orada düzenlerini kurması buradaki akraba ve komşularının da geri dönme isteğini arttırıyor. Şu anda 10’uncu kafilemizi uğurluyoruz. Daha önceden de çeşitli sayılarda Suriyeliyi gönderdik ve bu ciddi rakamlara ulaştı. İşlemleri tamamlanan Suriyelileri kafileler halinde ülkelerine uğurluyoruz” dedi. "Mehmetçik’in temizlediği bölgelerde yaşayan Suriyeliler ülkelerine dönüyor" Başkan Ali Murat Alatepe, bu süreçte Suriyelileri misafir ettiklerini belirterek, “Oraların düzeldiği zaman Suriyelerin dönmesi gerekiyor. Mehmetçik’in temizlediği bölgelerde yaşayan Suriyeliler de ülkelerine dönüyor. Onlar da burada kalmak istemiyor memleketlerine dönmek istiyor. Suriye’de düzelen noktalarda ticaret hızla artıyor. Çünkü birçok ihtiyaç var ve bunların karşılanacağı yer az“ dedi. Kendilerinin üzerine düşen görevi yerine getirdiklerini bildiren Alatepe, “Birçok belediye başkanı beni arayarak gönderme işini nasıl yaptığımızı soruyor. Bu konuda biz Suriyelileri sınırda Kızılay ve AFAD’a teslim ediyoruz. Onlar gerekli işlemlerin ardından Suriyelileri evlerine götürüyor” dedi. Otobüsün kalkışını beklerken vatana dönüş heyecanı yüzlerinden okunan Suriyelilerden Şaban Ali Hüseyin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türk halkına teşekkür ederek, “6 senedir buradayım. Artık Türk kuvvetleri girdi, kontrol etti. Bizim de burada işimiz bitti. Ben Afrin’e gidiyorum. Eğer Türk kuvvetleri orada olmasaydı ben gitmezdim, ama şimdi onlar orada ve ben buna güvenerek gidiyorum” diye konuştu. Minel Al Hemmet isimli Suriyeli ise, “Döndüğüm için mutluyum, şimdi savaş olmayan güvenli bir yere gidiyorum” diye konuştu. Ülkelerine kesin dönüş yapmak isteyen Suriyeliler, İl Göç İdaresi’ne başvurarak sığınmacılık statülerinin sonlandırılmasını talep ediyorlar. İşlemleri tamamlandıktan sonra da verilen izin kağıtları ile ülkelerine kesin dönüş yapıyorlar. Esenyurt Belediyesi ise Suriyeli sığınmacılara bürokratik işlemlerde rehberlik ediyor ve gruplar halinde sınıra taşıyor. Burada sığınmacıları teslim alan AFAD veya Kızılay ekipleri sınır geçişlerini organize ederek evlerine ulaşmalarını sağlıyor.

(Milliyet, 12 Haziran 2018)

 

Güzelçamlı’da 11’i Çocuk 22 Kaçak Göçmen Yakalandı

Kuşadası Körfezi'nden yasa dışı yollarla yurt dışına kaçmaya çalışan 11'i çocuk 22 kaçak göçmen sahil güvenlik ekipleri tarafından Güzelçamlı açıklarında yakalandı. Kuşadası Körfezi’nden yasa dışı yollarla yurt dışına kaçmaya çalışan 11’i çocuk 22 kaçak göçmen sahil güvenlik ekipleri tarafından Güzelçamlı açıklarında yakalandı.Edinilen bilgiye göre; bir ihbarı değerlendiren Kuşadası Sahil Güvenlik Bot Komutanlığı’na bağlı ekipler, yasa dışı yollardan Yunanistan’ın Sisam adasına kaçmaya çalışan ve içinde 11’i çocuk, 7’si kadın toplam 22 kaçak göçmenin bulunduğu lastik bir botu durdurdu. Gözaltına alınan Suriye uyruklu 22 kaçak göçmen, sağlık kontrolünden geçirilip, ifadelerinin alınmasının ardından il göçmen bürosuna teslim edildi.

(Haber Türk, 13 Haziran 2018)

 

Edirne'de 202 Kaçak ve Sığınmacı Yakalandı

Edirne'de yasa dışı yollardan yurtdışına çıkmaya çalışan 202 kaçak ve sığınmacı yakalandı. Alınan bilgiye göre, 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığına bağlı hudut askerleri, Edirne merkeze bağlı Bosnaköy ve Orhaniye köyü ile Meriç, İpsala ve Uzunköprü ilçelerinde denetim yaptı. Denetimlerde Suriye, Pakistan, Libya, Cezayir, Filistin, Irak, Fas, İran ve Somali uyruklu 202 kaçak ve sığınmacı yakalandı. Kaçak ve sığınmacılar, işlemlerinin ardından Edirne Göç İdaresi Müdürlüğüne gönderildi.

(Haber Türk, 12 Haziran 2018)

 

 

http://www.turksam.org/tr/dis-basin-detay/1935-turksam-goc-gocmen-bulteni-13-haziran-2018
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 2647 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)